Ölümlerinin
200üncü
* 1 * — —
İbrahim paşa- Şair Nedim
(1 Teşrinievvel 1730
-1 Teşrinievvel 1930)
Biri Muşkara’da doğdu ve İstan bulda öldü. Öbürü teranelerde şen lenen topraklard doğdu, ve gene orada öldü. İkisi de beraber yaşa dılar, ve beraber öldüler. İkisi de Türk harsini ve Türk irfanını ya şatacak eserier bırakarak ebe- diyyet içi»,de na- but oldular. İbrahim Paşa, r!'" asır da, Anadolu’ da yetişen devlet adamları içinde derin bir iactlik ve büyük bir istidat gösterdi. O tarihe kadar yetişen devlet adamları içinde türklüğe ve türk harsine ilk hiz met eden, o ol du. Memleketinyüksek aekâlarını himaye ve teşvik etti, ihsanlan ve in’amla- rile onları refah içinde yaşattı: Nedim, onun mahlûku ve onun perestişkârıdır.
Damadı güzini şelıi zişanı felekcah, Fahrfıl, vüzera asafı ferhunde likadır. Heıımamı Halil olnıağla zati şerifi, Ahdinde cihan pür niarni cudü sehadır. Devşirmededir saçtığı ihsanı sebü ruz,
Pir feleğin anın içün kaddi dütadır.
İbrahim Paşa, on üç sene süren sadareti zamanında, mem leketi sırf kendi re’yi ve kendi zekâsile idare etti. Üçüncü Ah- med’in lıavau hevesini yerine getirerek kendisine tamamile tâbi kıldı, o derecede ki Üçüncü Ah
met bir hattı hümayununda veziri âzamına şu satırları yazıyordu:
“ Benim dünya ve ahırette dos tum olan İbrahimim ve vezirim seni Bari tealâmn vahdaniyetine emanet eyledim. Her halde tev- fiki aliyyesin sana rehberi tarik eyleye. Âmin ya mucibüssailin. Cenk muktazi oldukta hakimane ve dilirane hareketten ayrılma. Cünudu İslâmî cengü harbe ter- gip eyle. Halka bürudet muktazi olmadıdıkça izhar etme. Ola ki, rabbim her işinde muinünasınn ola. Şer’i mutahharaya gayetül- gaye teşebbüs eyleyesin ve zinhar ayrılmıyasm. Böyle harekette ol dukta düşmeni din muzmahil olacağına iştibahım yoktur. Bu ► nasihati virdi zeban eyle.
Asla
hatırdan çıkarma. Benim sevdiğim, benim canım.,,İbrahim paşa, bu emniyet ve itimat sayesinde, memlekette İnsanî bir idare te’sisine muvaf fak oldu. O zamana kadar, vezir lerin telkini ve padişahların emrile sık sık vukua gelen katil lerin ve idamların! önünü aldı. Sarayın havasım ifsat eden yığın larla kanlı başlar yerine, saray bahçelerini rengârenk lâlelerle doldurdu. Onun sadareti müdde- tince İstanbul semasını aydınlatan bahar güneşinin, İstanbul bahçe lerini ve mesirelerini dolduran bahar çiçeklerinin nazarlarda kıymeti bir kat daha arttı. Melûl ve mahzun nazarlar geceleri ma lım ziyası'] ve çıragan şu’lelerile nurlandı. Coşgun Nedim, bu huzur ve saadet demlerini şu
suretle
tasvir etti:- - _________________________________________________I________________________________________
Patrona Halil
İrişti nevbehar eyyamı açıldı gülü gülşen Çırağan vakti geldi lâlezarın didesi ruşen. Çemenler döndü ruyi yare rengi lâlei gülden
Çırağan vakti geldi lâlezarın didesi ruşen. Açıldı dilberin ruhsan gibi lâleler güller Yakıştı zülfü huban veş zemine saçlı
sünbüller Nevasaz olmada bin şevk ile aşüfte bülbüller Çırağan vakti geldi lâlezarın didesi ruşen. Gelür deyu cihanın şehriyan bezmi gülzare Temaşa etmek içün yasemenler çıktı duvara Tebessümle didi gıılgonce güşi bülbüli zara Çtrggan vakti geldi lâlezarın didesi ruşen.
İbrahim paşa, halkın huzurunu temin eylediği gibi fikirlerini de temin etmeye çalıştı. Devrin en muktedir zatlerinden mürekkep bir encümen teşkil etti, arapça ve acemce yazılmış en mühim eserleri türkçeye çevirtti. İstan bul’da, İbrahim müteferrika’mn delâletile, ilk Türk matbaamın açılması onu himaye ve delâletile oldu, türk rönessansı onun zama nında başladı. İbrahim paşa, ayni zamanda, san.ate de ehemmiyet verdi. O zamana kadar metruk bir halde kalan İznik çini kâr- hanesini ihya etti, oradan ustalar ve plânlar getirterek Eyip’te Tekfur Saray’ında da bir çini fabrikası açtırdı. Fabrikanın bü tün levazımını tedarik için olanca gayretile çalıştı. A z zamanda yeni fabrikada zarif çiniler imal edilmeye başladı. Sermimariî
Damat ıbrahim paşa
hassa Mehmet ağa 1141 de Babı hümayun önündeki Sultan Ahmet çeşmesini yaptığı [zaman bu çini lerden kullandı.
İbrahim paşa, İstanbulda sık sık vukua gelen yangınların önünü almak için itfaiyye teşkilâtı vüçu- de getirdi. İstanbulu hariçten ge lecek ecnebilere zarif [ve şirin göstermek için Fındıklı, Kabataş, Dolmabahçe sahillerinin tezyinine çalıştı. Gerek Topkapı ve gerek Beşiktaş saraylarında rengârenk lâle bahçeleri vücude getirildi, istanbulda lâle merakı arttı. Her biri ayrı renkte beş yüzü müte caviz çeşit lâle yetiştirildi. Lâle devri olanca revnakıyle parladı. Bir lâle soğanı bir altına satılma ya başladı, nihayet lâleye narh kondu. İstanbul’da lâle sevdası arttı. Nedim, lâleler açtığı zaman bermu’tat bülbül kesiliyordu:
Yine bezmi çemene lâle fürüzan geldi Müjdeler gülşene kim vakti çırağan geldi Bülbül aşüftelenip bezme gazelhan geldi Müjdeler gülşene kim vakti çırğan geldi Beyrolup raksı yine dilberi mümtazların Yine eflâke çıkar naleleri sazların Cana ateş bırakır şu’lesi arazların Müjdeler gülşene kim vakti çırağan geldi.
Bu refah ve saadet seneleri yıllarca sürdü. Saadâbât, “ Neyü santuru rebabü defü tanbur ile çenk„ sadalarile inledi. Erguvan ağaçlarının gözelerinde, çınarlar altında yepyeşıl akan derenin
kenarlarında, keskin çayır koku ları, ve sarışın katır tırnakları arasında ne hüsünler göründü, ne ahlar ışidildi. Nedim çiçekler- lerden tenha kalmadığı için şikâ yet ediyordu:
Olmadı tenhaca bir işret çemende yar ile Üstüme göz dikti nergisler nigelıban
oldu hep.
diyordu.
Bütün bu zevkler ve eğlence lerle beraber, imarat ve ıslahat işlerine de devam edildi. İstan bul’da camiler, çeşmeler, darül- hadisler, mektepler inşa edildiği gibi , Anadolu’nun göbeğinde camileri, çeşmeleri, hanları ve hamamlarile nefis bir şehir yük seldi: Nevşehir. Muşkara, enfes bir belde haline geldi. Civarına aşiretler iskân ed ild i, şehrin nüfusu az zaman içinde arttı. Nevşehir, Anadolu’nun en mühim beldelerinden biri oldu.
Fakat, garaz ve haset, bu ümran ve irfan hamlesini birden bire durdurdu. İstanbul’da İbra him paşayı çekemiyenlerin teşviki müthiş bir isyanın zuhuruna sebep oldu. Sefil bir Patyona Halil, nice canların, hammanlann ve. zekâların mahvına âlet oldu.
İki yüz sene evvel, bu gün,
üçüncü Ahmetlin canı ve sevgili İbrahim’i Kapı arasında boğul muş , ölüsü şu dakikada eşkıya elinde sürükleniyor , Nedim’in mürgirevaaı cennet gülşeaine uçmuş bulunuyordu. Filhakika, ikisi de beraber yaşa dılar, ve beraber öldüler. İkisi de Türk Jharsini ve Türk irfanını yaşatacak eserler bırakarak ebe diyet içinde nabut oldular.
Ahmet Refik
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi