Çocukluğumdaki îstanbulun mesire ve seyıan yerlerinde en çok görülen çehrelerden biri ola rak, Ispanya orta elçisi Campo di Sagrado markisi isimli zatı hatır lıyorum. Pek şişman, irice, karnı vücudundan ve bindiği payton a- rabasından fırlıyacak kadar ileri görünür, kıranta bir adamdı. B a bam kendisini gayetle neşeli ve tam maaşla mütekait vaziyetinde bulunduğu için de zevk ve sefa sından başka bir şey düşünmez bir zat şeklinde tasvir eder, ve kral hanedanile hoşaf bulaşığı de recesinde bir hısımlığı bulunan karısının Istanbuldaki merasimde büyük elçi zevcelerinden geride kalmağa razı olmıyarak yanma gelmediği için Markinin bekâr ha yatı sürdüğünü anlatırdı. Yıllar ca süren bu bekâr hayatında da Beyoğlu madamlarından bilhas- A bir tanesinin, kocası Gaitada ki banka hayatının pek temiz as la değil, fakat çok mühim ve sul tan Hamit ricali nezdinde girgin bir uzuv olarak tanman bir ma dam (....) ın devamlı hizmeti ol muş denirdi. Hattâ, ikinci meşru tiyetten bir kaç yıl önce, Kâğıt hane sırtlarına ç ikilmiş arabada muhterem diplomatla bu sayın madam pek mahrem ve hararetli bir sohbete dalmış bulundukları
sırada peyda olan - ve şahısları ve kıyafetleri salonlara asla yaraşa cak bir mahiyet arzetmiyen - on, on beş kadar erkeğin hararetli müsahabeye iştirake kalkışıp Mar kinin çaresiz yerkıi onlara terk et tiği, müsahabeler son bulup ma damla üzgün Beyoğluna dönüldük ten sonra da sefirin - hanedanla hoşaf bulaşığı derecesinde müna- sebetli - zevcesinden korkup, hele pek rahat makamım kaybetmek ten çekinip şikâyet etmeğe cesa ret etmediği, işin örtbas edildiği anlatılırdı.
Madam (....) a Markis îstan- buldan ayrıldıktan çok sonra tak dim edilecektim. Elliyi galiba aş kın, kısaca boylu, kır saçlı, iri ve patlak gözlü bir kadındı, ve kır saçlarım boyamağa tenezzül et memekle beraber dünya nimetle rinden asla ve kat’a el çekmediği iddia olunuyordu. Manzarası
vak-tile de güzel olmamış kanaatini vermekle beraber, muhakkak ki, bir edası ve havası olan kadındı. Hele kocasının Osmaıılı İmpara torluğunun bozuk maliye ve ida re sistemindeki karışık hizmetle ri sayesinde sürmüş olduğu mü reffeh ve debdebeli hayatla o ka dar meşhurdu ki, sonradan görme kümselerle istihza ederken (ken disini (madam ... olmuş sanıyor!) demek Rumlarca âdet olmuş, ya ni madam cemiyete (....) bir dar bımesel hediye etmişti. Hâlâ söy lenip söylenmediğini bilmediğim bu darbımeseli hediye edenin ken disine gelince, kocası öldükten son ra Atinada gelin olan kızının ya nma gittiğini duymuştum. Sağsa, j sekseni aşkın bulunması 1 ;zım.