• Sonuç bulunamadı

Yaşama hep bir şair gözüyle baktı:Kuralları kıran, yenilikçi öykülerin yazarı Sait Faik'i, 39 yıl önce bugün yitirmiştik

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Yaşama hep bir şair gözüyle baktı:Kuralları kıran, yenilikçi öykülerin yazarı Sait Faik'i, 39 yıl önce bugün yitirmiştik"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

1 1 M A Y I S I W M 9 H L I CUMHURİYET

KULTUR

______________

K urallan kıran, yenilikçi öykülerin yazan Sait Faik’i, 39 yıl önce bugün yitirmiştik

Y aşam a hep bir şair gözüyle baktı

M EM ETFUAT_________________ Sait Faik yaşama, insanlara, insan­

lar arasındaki ilişkilere hep bir şair gö­ züyle baktı. Bazen sevgiyle, bazen kor­ kuyla, ama hep aşırı bir duyarlıkla. Onun için de, kurallarından bunaldığı, değer yargılarını benimsemediği bir ortamda, ilgileri toplumdan bireye, birbirine kaynaşmış insanlardan yalnız insanlara doğru kaydı. “Nerdey- se dünyaya nizamat vermeye kalka­ cak” bir yazar olarak başladığı yazma serüvenini, “alabildiğine yüz verilmiş bir çocuk hürriyeti” aranışı içinde, adasına, yakın çevresine kapanarak sona erdirdi.

Bir şair duyarlığıyla...

İlk öykülerindeki soyut insanlık sev­ gisi, son öykülerinde somut birey sev­ gisine dönüştü. Geleceğe güvenin yeri­ ni güvensizlik, umutsuzluğu, karam­ sarlığı besleyen bir güvensizlik aldı. Bu

• •

yküde

yapılabilecek biçim

ya da içerik

yeniliklerini

yazarlığının ilk

döneminde

gerçekleştirmişti.

Kurallara uygun

öykülere hiç yüz

vermedi.

düş kırıklığı yazarlığının sonu olabilir­ di, ama, tersine, bireye yönelişi, kendi­ ni iyice öne çıkarışı, şair duyarlığının güçlenmesine, öykünün sınırlarını aşan bir yazıya yönelmesine olanak sağladı. Kurallara başkaldırıp kendini özgürce bir boşalışa bırakması ya­ zarlığına benzersiz bir renklilik kazan­ dırdı. Son yazdığı öykülerin dünya yazın geleneğinde bir örneği var mıdır, bilmiyorum. Varsa da Sait Faik’in o

ilk döneminde gerçekleştirmişti. Giri­ şi, çıkışı, gelişmesi belirlenmiş, kuralla­ ra uygun öykülere hiç yüz vermedi. Onun öyküleri Türk yazınında önemli biçimsel değişiklikler yaşanmak

üze-K

Yaşama, insanlara, insanlar arasındaki ilişkilere hep şair gözüyle baktı. Sevgiyle, korkuyla ama he p aşırı duyarlıkla.

örneği görmediği, herhangi bir örnek­ ten yola çıkmadığı kanısındayım. Bi­ çim değil, içerikti onu yazmaya iten.

Yazmadan edemeyeceği şeyleri yazı­ yordu. Bir şair duyarlığıyla...Öykü­ nün sınırlarını aşan bir yazıya yönelişi.

urallara

başkaldırıp kendini

özgürce bir boşalışa

bırakması

yazarlığına benzersiz

bir renklilik

kazandırdı.

Öykülerin şairi

olarak yüceldi.

reyken yayımlanmaya başlamış, du­ yulan değişiklik özleminin ilk ürünleri arasında yer almışlardı. Kurallan kıran, yenilikçi, ama öykünün sınırlarını zorlamayan ürünler...Oysa son yazdıklarını öykünün sınırlan içinde düşünmek çok güç. Son yazdı- klannda şiire doğru gittiği söylenebi­ lir.

Şiirlerini bir kitapta topladı

Sait Faik’in bir ara şiir de yazdığını biliyoruz. Bu şiirler arkadaşlannm is­ teğiyle Şimdi Sevişme Vakti adlı bir ki­ tapta toplanmıştı.

Şiirsel duyarlığı böylesine güçlü bir sanatçıyı o kitap neden şairler arasına sokamadı?

Sait Faik'in şiirleri içerik açısından değil, biçim açısından yetersizdir. Şiir savrukluğa gelmez. Şiirsel duyarlığınız ne kadar güçlü olursa olsun, çözük di­ zelerle şiirsel bir yapı kuramazsınız.

Sait Faik bir yazısında kendisini dikkatli yazması için uyaran öğretme­ nini anarak, “Hâlâ itinasız neşredip duruyorum” der. Oysa şiir öncelikle özen işidir. Şiirsel duyarlığı Sait Faik yazınsal bir “deney” özleminin sonucu kadar güçlü bir kişi bile bu gerçeği de- değildi. Öyküde yapılabilecek biçim ğiştiremedi... öykülerin şairi olarak ya da içerik yeniliklerini yazarlığının yüceldi.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

derecelerde ucuz olduğu o dem­ lerde herhangi bir handa kalma­ ğa kıyamadığından, herhangi bir misafirliği de münasip görmiye- rek, mevcut hamamlardan birini

Törende, Atatürk hakkında konuş malar yapanlar arasında Türkiyenin Birleşmiş Milletlerdeki daim!. dele­ gesi Selim Sarper, İstanbul üniversi tesinden

Bizce ~ehnâme, Ertu~rul Bey'in Horasan'da hanlanmas~, Merzikcend han~~ olmas~, Yeni~ehir, öteki kaynaklara göre Sultanönü sava~~ndan sonra ucbeyli~ine getirilmesi, bu

‹spat› in- celeyenlerden biri de Princeton Üniversite- si’nden, Clay Matematik Enstitüsü için prob- lemi tan›mlam›fl olan Charles Fefferman.. Na- vier-Stokes problemine

«— Anadan doğma âmâ oldu­ ğum için renk diye bir şey bil­ mem.. Fakat domatesin evvelâ ye­ şil, sonra da olgunlaşarak kırmı­ zılaştığını

Adnan kendileriyle bir müd­ det m ü şterek tir hayaı geçirece­ ğ i bu insanların üçüyle de yeni tanışmış, hele bankacı üe apar- tımanı görüp vaziyeti

parmak proksimal falanks tabanının radyal yüzünde uzama ile sınırlı bulgular gözlenirken, genin tamamı etkilendiğinde; elde orta falankslarda kısalık, 2.. parmak

K on­ serde musikî zevkîni bı­ rakabilip edebiyat hata­ ları araştırmasını bece- rememek, belki bu be­ nim bir noksanımdır, fa­ kat işte nedense insan için