CUMHURİYET
3 Haziran 1974
Edebiyat Sohbetleri
RAUF MUTLUAY
Bu hasret bizim
DUYGULARININ, düşüncelerinin bütün sevgileriyle T arancı’- nın o k ad ar candan k u tsadığı, yücelttiği o «Bir Şey» neydi ger çekten? Hem yeterince açıklanm ış gibiydi, hem saklanm ış b ir sözcük, eksik bırakılm ış b ir yan vardı sanki. G erçi A hm et H aşim ’- in dilediği biçim de «...herkesin istediği tarzd a anlayacağı ve bina enaleyh nam ütenahi hassasiyetleri istiab edecek b ir v ü s’ati...» yok tu bu sekiz dizenin; o kadar belirsiz ve karanlık değildi. Ama b ir şeyi apaçık değerlendirir, n ite le rk e n ; sanki parm ağıyla gösterir ken bird en b ire vakitsiz b ir susuş da v ard ı, ö rn e ğ in «Özgürlük» diyebilirdiniz o şeye; bu a n a h ta r sözcükle anlam aydınlanır, her yanıyla tu tarlılığ a k av u şu rd u şiir. Ama «Adını çocuklarım ıza bel lettiğim iz», «artık h asretin e dayanılm ayan» şey, b ir k avram ın so yutlu ğ u n u değil b ir insanın sıcaklığını ta ş ır gibiydi. H er halde bir b aşka anlam ı da olm alıydı bu güzel satırların. O nun için ezberim de taşıdığım y ıllar sonunda tam am landığını görünce ne k ad ar se vindiğim i iyi hatırlıy o ru m .
B KORKU KtLİDİ
T IP K I bugü n lerd ek i gibiydi. V aktinden önce v a a t edilmiş bir genel af gerçekleştirilm eden Meclis dağılm ıştı. Ama önde, u m ar sız da görünse, yeni b ir seçim u fku v ard ı. Nâzım H ikm et’in uğ ra dığı haksız işlem gazete sayfalarına yansım aya başlam ış, y ü rek lerin korku kilidi biraz açılm ıştı. Ve T aran cı’nm şiirinin ikinci bö lüm ü, böylece Y ap rak dergisinin 1 m ayıs 1950 ta rih li 25. sayısında y ay ım lan ab ild i:
B ir şey daha v a r y ü re k le r acısı U ta n d ırır insanı, d ü şü n d ü rü r; ö y le sin e başka b ir kalb ağrısı A lır beni ta B u rsa’ya gö tü rü r. Yeşil B u rsa ’da konuk b ir garip kuş, O tu r denm iş o racıkta o tu rm u ş; Y iireciğinden b ir tü rk ü tu ttu rm u ş Ne güzel şey d ünyada h ü r olm ak, h ü r..;
Beneroi, Jokand, V aran 3, B edrettin... Hey kahpe felek ne oyunlar ettin; E n yavuz evlâdı b u m em leketin Nâzım A ğabey hapislerde çürür.
Üç yıl önce söylenem em iş olan şey; kanıtsızlığı, haksızlığı ar tık açıklanm ış olan b ir yanlış cezalandırm a yüzünden kendisi ve eseri hapsedilm iş b ir b ü y ü k sanatçıya duyulan sevgiydi. Bu sevgi o rtaklığının. Nâzım H ik m et’in bağışlanm asını sağlayan o günler deki to p lu davranışını K em al S ü lk e r’in k itab ın d a izliyebilirsiniz (N âzım H ak m et Dosyası, 3. baskı, 1974, M ay Y ayınevi). D aha nice belge ve k itap v a r şim di elim izde... A m a ölüm ünün 11. yıldönü m ünde bile gerçekleştirilem em iş sayısız özlem de v a r içimizde. S ınırlam aya ilişk in hiçb ir k a y ıt taşım ayan A nayasa m addelerinin başında düşünce özgürlüğü (H erkes, düşünce ve k a n a a t h ü rriy e tin e sa h ip tir; düşünce ve k a n a a tle rin i söz, yazı, resim le veya baş ka yollarla te k başına v eya to p lu o larak açıklayabilir ve yayabi lir) olduğu halde, m ah p u slard a bıraktığım ız ü lk ü k alem leri niçin?
BÎR ŞEY
BİR ŞEY K î HAVA GİBÎ, EKM EK GİBİ, SU GİBİ, LAZIM İNSANA LAZIM, ONSUZ YAŞANILM IYOR; ANA BABA G İBİ, DOST GİBİ, YAVUKLU GİBİ,
KALB TİTREM EDEN, GÖZ YAŞARMADAN ANILMIYOR. BİR ŞEY Mİ GÖZÜMÜZDE MEM LEKET KADAR AZÎZ, AŞK ETTİĞ İM İZ KENDİMİZE, DERT E TTİĞ İM İZ; ADINI ÇOCUKLARIM IZA BELLETTİĞİM İZ, BİR ŞEY K İ ARTIK HASRETİNE DAYANILMIYOR.
(C ahit S ıtkı T araneı, S anat ve E debiyat G azetesi 37-38, 1947) «Y aşam ak bir ağaç gibi te k ve h ü r / Ve b ir orm an gibi kardeşçe- sine..» olm adığı için değil mi? D eğişen çok şey yok. B ugün de, «Bu h asret bizim.»
B NAMIK KEMAL HÜRRİYETİ
ÇÜNKÜ «çoğunlukla gözden uzak tutulan . nokta şudur; Dü şüncenin açıklanm asını sınırlam ak, düşünce özgürlüğünün yalnız sınırlanm ası değil, özüyle birlikte ortad an kaldm im as. demek olur. Düşünce özgürlüğü, özgürlükle özgürlüğün özü arasında ay rım yapılm asına olanak tanımayacak kadar b ir bütünlük taşıyor. Düşünce ya vardır, ya yoktur; «bazı düşünceler açıklanabilir, ba zıları açıklanamaz» dediğiniz andan itibaren düşünce özgürlüğünü özüyle birlikte ortadan kaldırm ış olursunuz..» (P ro f. Mümtaz Soy sal, 1Ü0 Soruda A nayasanın A nlam ı, 2. baskı Gerçek Yayınevi 147). Ve a rtık b ü tü n o rta öğrenim gençliği, yüz yıl önce N amık K em al’ in söylediği beyti ezbere bilm iyor mu: «Ne m üm kün zuım ile, bîdâd ile im ha-yı h ü rriy et / Çalış idrâki kaldır. m uktedirsen âdemiyetten..»
Bu yazının çıktığı gün, N âzım H ikm et’in ölüm ünün on birinci yıldönüm üdür dedim . Dtin de (2 haziran 1970)’in dördüncü yılı dır: O rhan K em al’in ölüm ü. Türkiye’de, kendiliğinden gerçekleşen en anlam lı törenle Zincirlikuyu’ya gömülen yazgı, arkadaşlarından biri. O nlar aynı koğuşta birlikte yatm ış, çektirilen acılar oranında bilinçle bilenm iş, güçlenm işlerdi. H erkes gibi sanat yaşam ına ö n ce şiirle başlam ış olan O rhan Kemal, ustasını hapiste bırakıp çıktığı zaman şu dizelerle dile getirm işti bağlılığını: «... O dem - —ki boş verip istasyon halkına— / Y anaklarından öperken sev gilimi, / Sen neşeli m avi gözlerinle bakacaksın / İçim den bana. / O dem —ki yürekten h e r şey atılacak— / ekm ek, / Km, / h asret /
fakat Nâzım Hikm et, / sen şu k adar kilom etre uzakta kalm am a rağm en / aydınlık yüreğimin duvarına dayayıp sarı saçlı başını / batan bir yaz güneşi hüznüyle ağlatacaksın / arkacıasmı!..»
1943’lerde yazılmış olan bu şiir de yıllarca karanlıkta bekli- yecektir sesini. Çünkü bildiğiniz gibi Nâzım H ikm et yasağı çe şitli zaman dilim lerinde tekrarlanm ış; adını anmak şiirim okum ak en bağışlanmaz suçun korkusunu getirm iştir. Yazdıklarının okur karşısına özgürlükle çıkabildiği fırsa tla r pek sayılıdır: 1925 - 1926, 1929 - 1932, 1934 - .17 ocak 1938, 1965 - 1974... Bunca yıllık pasaklar, hapisler, yalnızlıklar, yoksunluklar çilesinden sonra askere alın
m ak istendiği zaman «Uzak Komşu»ya sığınışını bağışlanm az b ir suç sayan hoşgörüsüz anlayış yüzünden adının ve eserinin gene kilitli kalışı 1964’lere kadar sürm üştü, ilkin sayın N adir Nadi’nın
anılar açıklam ası sonra Yön Dergisinin şiirlerini yayım lam ası topu topu on yıllık b ir geçmişin işi: «... H angi nedenle olursa olsun onu T ürk vatandaşlığından çıkaran B akanlar K urulu k a ra rı nı da doğru bulm adığımı söylemeliyim. V atandaşlık, öylesine kök lü ve doğal haklardandır ki, onun hayattan da öteve sürüp git m esini kimse önleyemez. Nâzım’ı T ürk vatandaşlığına lâyık gör meyen bakanların çoğu 27 Mayıs’tan sonra vatana hıyanet suçu ile ağır cezalara çarptırıldılar; içlerinde suçunu hayatıyla ödeyenleri de oldu. Nâzım da sığındığı yabancı ülkede resm en vatansız olarak öldü...» (N adir Nadi, P erde Aralığından, 1964, 271).
B BİR GURBET ÖLÜMÜ
«HÜRRİYET»! İngiltere’de çıkarabilen, yurdunda yalnızca «ibret» diyebilen Nam ık Kemal de öm rünün son on yılım, sürgün görevlerinde geçirm işti. Ne var ki, uzaklara gönderdiği kalem gü cünün değerini iyi anlam ıştı II. A bdülham it. Vasiyetini ileten Ebüzziya’nın anısını gerçekleştirm ek gereğini duym uş, saray yatıyla ceb-i hüm âyunundan cenazesini taşıtm ış, Tevfik F ik ret’in çizdiği plana göre Bolayır türbesini yaptırm ıştı. F ik ret M uallâ’nm kem ik lerinin Türkiye’ye taşınm a hazırlıklarının yapıldığı bugünlerde T ürkçe’nin en büyük şairlerinden b iri yurdunun saygısından gene uzakta bekliyor. A m a pek önemi yok bunun. E lbette edebivatm söz gücünden korkulacaktır d aha b ir süre. Çünkü sırasında en büyük silâh tır şiir: B ir ulus dilinin en güzel ahm ıyla sunulduğu, b ir ülkünün inancıyla kanatlandığı, b ir öm rün adanışıyla bütün- lendiği, bütün yasaklarla k o rkular duvarının ötesinden aşarak b ir sancak kutsallığıyla belleklere sindiği zaman... Hiç b ir gurbet ölüm ü, Dağlarca’nm «Türkçem benim , ses bayrağım !» dediği bu yürek ve em ek bağlanışının etkisini önleyemez. Çünkü gerekli b ir çağrının doğruluğuyla geleceğe dönük ö m rü vard ır onun: «Ka pansın el kapıları, b ir daha açılm asın / Yok edin insanın insana kulluğunu, / Bu davet bizim» dem ektedir. O vakte dek bu hasret bizim.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi