1
KIRSAL MİRASIN ÖNEMİ VE YÖNETİMİ ÜZERİNE BİR
DEĞERLENDİRME
Orhan Özçatalbaşa,*
Akdeniz Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü, Antalya, Türkiye
*Corresponding Author: E-mail: [email protected]
(Geliş 17 Ocak 2020; kabul 15Nisan 2020)
a: https://orcid.org/0000-0002-1511-8816
ÖZET. Kırsal mirasın korunması ve sürdürülebilirliği konusu sosyo-kültürel, çevresel ve ekonomik açıdan önemli bir uğraşı alanıdır ve konu, çevre ve ekonomik bakımdan olduğu kadar toplumun sahip olduğu değerleri gelecek kuşaklara aktarmak bakımından da önemlidir. Buna göre kırsal miras çevresel ve ekonomik gelişme ile birlikte sosyo-kültürel boyutuyla da sürekli dikkate alınan bir alandır. Öyle ki sahip olunan değerleri yönetmek ve korumak ve bunları gelecek nesillere aktarmak konusu ise bugünün olduğu kadar, geleceğin de en önemli konusu olacaktır. Bu çerçevede kırsal alan önemlidir, çünkü kırsal alanlar geleneksel değerlerin gelecek nesillere aktarılmasında önemli bir kaynak durumundadır ve kırsal alanların geleneksel değerlerin özgünlüğünü korumadaki önemli işlevi nedeniyle mutlaka korunması gereklidir. Özellikle üretime, ekonomiye, çevre korumaya, biyolojik çeşitliliğe ve özgün kültürün korunmasına yönelik söz konusu etkiler göz önünde bulundurularak, kırsal mirasın korunması yönünde uygun sürdürülebilir politikalar geliştirilmeli ve bütünsel bir yaklaşımla desteklenmelidir.
Anahtar Kelimeler: Kırsal miras, kültürel miras, kültür, tarım, aile çiftçiliği, kırsal yaşam
AN EVALUATION ON THE IMPORTANCE AND MANAGEMENT
OF RURAL HERITAGE
ABSTRACT. The protection and sustainability of rural heritage is an important field of activity in socio-cultural, environmental and economic terms. The subject is an area that is constantly taken into consideration in terms of environmental and economic development as well as expressing an important socio-cultural dimension of transferring its values to future generations. Managing and preserving the values and transferring them to future generations is the most important issue of the future as well as today. In this process, the rural area is important because it is an important resource in transferring traditional values to future generations. Therefore, rural areas need to be protected because of their important function in maintaining the authenticity of traditional values. In particular, the impact on production, economy, environmental protection, biodiversity and the preservation of original culture should be considered, and appropriate sustainable policies should be developed and supported with a holistic approach.
Key Words: Rural heritage, cultural heritage, agriculture, family farming, rural life
GİRİŞ
Dünya nüfusu artmaya devam ediyor ve bugün 7,7 milyarı geçmiş durumdadır. Hızlı nüfus artışı küresel düzeyde gelişmiş ülkeler bakımından değilse de gelişmekte olan ve
2
özellikle az gelişmiş ekonomiler bakımından sorunların artmasına ve daha karmaşık hale gelmesine yol açmaktadır. Öyle ki bu durum fiziki ve ekonomik olarak güvenli gıdaya ulaşma konusunu gündeme taşıyor. Gıda güvenliği ve güvencesi sağlık, çevre ve doğal kaynakların kullanımına yönelik olarak pek çok önemli sorunun gerekçesini oluşturmaktadır. Özellikle düşük gelişmişlik grubunda bulunan ülkelerde belirtilen sorunlar belirgin olarak hayatidir ve diğer konular yanında gıda arz yetersizliği önemli bir gerçeklik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yapı kuşkusuz yoksulluk ve yoksunluk kıskacında bulunan ülkelerdeki insan yaşamının sürdürülebilirliğine yönelik kaygıların artmasına yol açmaktadır. Genel olarak nüfus artışı toplumlarda sosyo-ekonomik değişmelerle birlikte insan ihtiyaçlarının, alışkanlıklarının ve taleplerinin değişmesine etki yapmaktadır. Ancak esas olarak nüfus artışıyla ve üretim sistemleriyle şekillenen bu küresel tüketim çağında, tüketim ne kadar artarsa artsın özellikle gelişmişlik düzeyi ile de ilgili olarak, geleneksel değerlerin ve yöresel ürünlerin önemi ve değeri artış göstermektedir [1].
Kırsal alan; geçmişten gelen toplumsal kuralları, yaşam biçimlerini, geleneksel değerleri, maddi ve manevi kültür öğelerini muhafaza eden, koruyan, yaşayan ve gelecek kuşaklara aktaran yerleşim alanlarıdır. Bu yönüyle toplumbilim bakımından son derece önemli olan kırsal alanlar, doğal olarak iktisadi bakımdan da insan yaşamı için mutlak gerekli ihtiyaçları karşılayan bir üretim sektörü olması nedeniyle de çok önemlidir. Buna göre tarım, iş ve aile yaşamının birlikte yürütüldüğü sosyo-kültürel, ekonomik ve çevresel etkileşimleri bulunan karmaşık bir yapıyı ifade etmektedir ve kırsal alan hemen tüm toplumlarda benzer işlev ve özelliklere sahiptir [1]. Yine kültürel mirasın, geçmişten bugüne gelen, geçmişten bugüne miras kalan ve önceki nesillerden aktarılan tüm soyut ve somut değerleri ifade etmekte olduğunu dikkate almak gereklidir. Kültür ise sosyal örgütlenme, gelenek ve görenek, din, dil, sanat ve edebiyat, yönetim biçimi, ekonomik sistem gibi kavramların ürünüdür ve çok fazla anlam ifade etmektedir. Dolayısıyla kültürel miras, geleneksel olarak kuşaktan kuşağa aktarılan kültürün tüm farklı yönlerini [2] ilgilendirmektedir.
KIRSAL YAŞAM VE KIRSAL MİRAS İLİŞKİSİ
Kırsal alan, gelenekseli ve geleneğe dayanan, gelenekle ilgili olan, ananevi olma durumu ifade etmekte, miras ise güncel olarak kaynaklara hakim ve kullanma yetkisinde bulunan kuşağın kendinden sonra gelen nesle bıraktığı maddi ve manevi öğeleri ifade etmektedir [3]. Buna göre geleneksellik ile kırsal alan, kırsal yaşam ve kırsal miras arasında yakın bir ilişki olduğu söylenebilir. Çünkü geleneksel değerler kırsal yaşamda hayatiyetini kentsel yaşama göre daha güçlü şekilde devam ettirmektedir. Yine kırsal alanda bir önceki kuşaktan alınan değerler daha yüksek düzeyde değer görmekte, korunmakta ve yaşatılmaya devam etmektedir. Bu kapsamda kuşaklar öncesinden bugüne olgunlaşarak ulaşan sosyo-kültürel, çevresel ve iktisadi alana ait değerler kırsal mirasın temelini oluşturmaktadır. Özellikle gelişmiş ülkelerde, kırsal alanda yaşayan nüfusun %5’lerin altına düşmesi, kırsal yaşamın yaygınlığının azalmasına ve kırsalda yaşatılan yerel değerlerin çok daha önemli hale gelmesine yol açmaktadır. Başta gelişmiş ülkelerde olmak üzere, tüm dünyada yerel değerler önemsenmekte, korumak ve yaşatmak yönünde politikalar geliştirilmektedir [1]. Buna göre konu, özellikle son birkaç on yıldan beri gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerde çok önemli hale gelmeye başlamıştır. Örneğin Avrupa Birliği ortak tarım politikasının temel alanlarından biri olarak “kırsal mirasın korunması” konusu öne çıkmaktadır ve
3
UNESCO ise dünya genelinde kültürel mirasın korunmasına yönelik önemli çalışmalar gerçekleştirmektedir. 2005 yılından bugüne, Üstün Evrensel Değer (OUV: Outstanding Universal Value) ölçütü, Birleşmiş Milletler Eğitim Bilimsel ve Kültürel Örgütü'nün (UNESCO) dünya mirası alan uygunluğunu değerlendirdiği bir standarttır. Buna göre UNESCO'nun yüksek değer verdiği parametreler olarak tarihsel özellikler, geleneksel ve yerel ürünler, arazi kullanımı ve tarımsal uygulamaların kalıcı etkisi ve tarımsal faaliyetlerle ilgili yapıların varlığı öne çıkmaktadır [4]. Avrupa, kırsal alanı zengin çeşitlilikte kültürel manzara ile karakterize durumdadır ve bu durum geleneksel arazi kullanımlarıyla şekillenmiştir. Ancak biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik çok önemli ekolojik çalışmalar yapılmaktaysa da birçok geleneksel arazi kullanım sistemi; arazi kullanımı ve arazi terk etme gibi nedenlerle son yirmi yılda kaybolmuş veya azalmıştır. Kalan geleneksel arazi kullanım sistemleriyse risk altında olmaya devam etmektedir [5]. Buna göre Avrupa Birliği’nin kırsal alana yönelik ortak politika uygulamalarında çok başarılı olduğu alanlar söz konusu olsa da başarısız olunan alanların da bulunduğunu belirtmek gerekmektedir.
Türkiye’de son yıllarda mevzuat ve uygulamaya yönelik yapılan çalışmalarla kırsal miras kapsamında ele alınabilecek yerel değerlerin korunmasına yönelik önemli gelişmeler söz konusudur. Türkiye geniş coğrafyası, farklılıklar içeren topoğrafyası, farklı yükseltilerdeki tarım toprakları ve önemli sayıdaki mikro klima alanları ile biyolojik çeşitlilik ve tarımsal ürün çeşitliliği bakımından dünyanın en zengin yöresel değerlerine sahip ülkeleri arasındadır. Ayrıca derin tarihi geçmişi, birikimi ve zengin kültürünün de etkisiyle geleneksel el sanatları ve yöresel mutfak kültürü bakımından, dahası soyut ve somut kültürel değerler bakımından çok önemli zenginliklerin sahibi bir ülkedir [1].
KIRSAL ALANDAKİ DEĞERLER
Kırsal alandaki değerler; kırsal miras kapsamında maddi ve manevi yani soyut ve somut değerler olarak ikiye ayrılabilir. Kırsal miras içinde yer alan maddi kültür değerleri kapsamında; geleneksel mimari yapıları, camii, mescit, köprü, köy konağı, değirmen, ambar, demirci dükkanları, sarnıç, sulama kanalları, yollar, avlu düzenlemeleri, çamaşırhane, mutfak (yemek) kültürü, çocuk oyunları, oyuncaklar, ahşap, metal ve toprak işçiliğine yönelik zanaatlar ve tüm el sanatları sosyal ve sanatsal yapılar kültür öğeleri olarak sıralanabilir. Örneğin kırsal alanda üretilen ve kır insanının temel besin kaynaklarından olan mısır ve buğday gibi tahılların yanı sıra; işletmede yetiştiriciliği yapılan hayvanların da yiyeceği olan diğer tahıl türlerinin öğütülmesinde de su değirmenlerinden yararlanılmıştır ve öyle ki su değirmenleri hem insan hayatı ve hem de üretim faaliyetinde kullanılan ve kır yaşantısının vazgeçilmez aracı haline getirmiştir. Bu yönüyle su değirmenleri, hem konumları ve hem de yapı gereci kullanımı ve inşa tarzıyla bulundukları yörelerin coğrafi koşullarıyla sıkı sıkıya ilişkili olmuştur [6]. Yine yukarıda sıralanan kırsal miras kapsamında belirtilebilecek en önemli maddi kültürel öğeler arasında, kendine özel geleneksel üretim yöntemine sahip olan “El Sanatları” çalışmaları da bulunmaktadır. Esasen söz konusu el sanatları ürünlerinin güncelliğini koruyamamasında işlevinin ortadan kalkmasından ziyade daha ekonomik, daha kolay ve ulaşılabilir olan alternatiflerinin ortaya çıkmasıyla ilişkilidir.
Manevi (soyut) kültür değerleri kapsamında ise; yaşam biçimi, toplum düzeni, sözlü kültür, bireyler arası ilişkiler, komşuluk hukuku, lezzetler, damak tadı, hayata bakış, hayatı algılama, yaşam felsefesi, düşünce biçimi, aidiyet, hissiyat, insani değerleri
4
benimseme ve yaklaşım, el becerisi ve sözlü kültür öğeleri sıralanabilir. Buna göre yöresel ürünlerin özgünlüğü, özel bir yerde hayat bulması ve belli bir kültürde hayat bulmasıyla, köklenmesiyle ilgilidir.
Yöresel ürünlerin özgünlüğü genellikle, tarihsel derinlik, beceri, bilgi, beslenme alışkanlığı ve diğer gelenekleri kapsar ki, bu özellikler yöresel ürünleri cazip kılan, onların satışlarını etkileyen unsurların başında gelmektedir. Bu ürünler, gıdalardan el sanatlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar ve büyük kitleleri cezbederek çok yönlü kazançların odağına söz konusu ürünlerin konulmasına yol açmaktadır [7].
Buna göre yöresel ürünleri diğer ürünlerden ayırt etmek için; üretiminde doğal kaynakların kullanımı, yerel üretim ve yerel ürün işleme sürecinin varlığı, beşeri etkinin sürekliliği, tarihsel derinliğe sahip olması ve alanla ilgili kadim kültürel birikimin kullanımı gibi faktörler sıralanabilir. Yaşam biçimi ise birey-birey, birey-toplum ilişkilerini düzenleyen ve üretim sistemini temsil eden somut ve soyut yöresel değerleri ifade etmektedir.
Bu çerçevede bir yaşam ortamı ve üretim alanı olmak bakımından kır ve tarımsal üretim yöresindeki beşeri faktörlerle etkileşim halinde gelenekleri ve yazılı olmayan kültüre büyük etkiler yapmaktadır. Bunun sonucu olarak farklı bölgelerde, o bölgeye özel (örneğin Hereke, Isparta ve Döşemealtı halıları gibi) özgün el işi ürünler ve yöresel mutfak(gıda) ürünleri, folklor gibi değerlerin biçimlenmesine ve ortaya çıkmasına ortam hazırlamaktadır. Dolayısıyla süreç içerisinde oluşan söze konu değerler, geçmişten bugüne ulaşan kültür öğeleri olarak kültürel miras niteliğindedir ve bunların kırsal yaşam kapsamında oluşması ise söz konusu öğelerin kırsal miras olarak ifade edilmesine yol açmaktadır.
KIRSAL MİRASIN YÖNETİMİ VE KORUNMASI
Kaynak yönetimi işletme bilim dalının önemli çalışma alanları içerisinde yer almaktadır. Kurumsal düzeyde kaynak yönetimi; kaynak planlaması ve insan kaynakları yönetimi sistemleri fiziki, beşeri, fikri ve mali kaynakların yönetimi gibi kavramları kapsamaktadır ve ilgili standartlar çerçevesinde işletmecilik ve kamu yönetimi bilim alanlarının konusu içerinde yer almaktadır [8]. Görüldüğü gibi bir kaynak olarak miras yönetimi çok disiplinli bir çalışma alanını ifade etmektedir ve miras yönetiminde yer alan çağdaş anlayış ise; gerekli korumanın yanı sıra sosyal veya ekonomik ilgili tüm (yerel/ilçe/ülke/bölgeye özgü faktörleri) konuları da dikkate almaktadır.
Aynı şekilde kültürel miras kaynaklarının korunması ve yönetimi, özellikle mevcut ve gelecek nesillere değerlerin aktarılması ve sürdürülebilir bir sosyal sistemin kurulması yönünde önemli işlevlere sahiptir [9] ve kültürel mirasın kaynağını oluşturan kırsal alanlar ve diğer alanların bu bakışla ele alınması büyük önem taşımaktadır.
Bu kapsamda yerel topluluklar için kırsal mirasın somut (ve maddi olmayan) veya dolaylı faydalar sağlayarak toplumun genel gelişimine katkı sağlamak yönünde bir etkisi söz konusudur [10]. Tabii yine belirtmek gerekir ki, kültür kavramı kendi içinde “koruma” kavramını da içermektedir. Koruma kültürü ve eğitim, kültürel mirasın aktarılmasında iki temel araç durumundadır. Eğitim; koruma bilincinin oluşmasına katkıda bulunacak faaliyetlerin ilk sıralarında yer almaktadır ve oluşan koruma kültürüyle kültürel miras bilinci canlı tutularak değerler korunabilir. Tabi ki küreselleşmenin etkisinin kentleri hızla etkilediği günümüz koşullarında, bilinçli olarak kültürel mirasa ve koruma kültürüne yaklaşmak [11] ve önem vermek gerekmektedir.
5
Günümüzde kırsal mirasın korunması ve yaşatılması sosyo-kültürel ve ekonomik bakımdan önemli bir uğraşı alanları arasında yer almaktadır. Konu değerlerin gelecek kuşaklara aktarılması gibi çok önemli sosyo-kültürel işlevleri tanımlamanın yanında kırsal turizm gibi alternatif geçim kaynaklarının geliştirilmesi, hatta kültürel miras turizminin geliştirilmesi işleviyle ekonomik bakımdan da günden güne gelişmekte olan bir alan olarak öne çıkmaktadır. Özellikle gelişmiş ülkelerde uzun yıllardan beri konu üzerinde çalışmalar sistematik olarak geliştirilmekte ve kırsal mirasın korunmasına yönelik politikaların üretilmesine katkı sağlamaktadır. Burada kırsal mirası tanımlayan veriyi kayıt altına almak, korumak, restorasyon ve renovasyon gibi çalışmalarla eş zamanlı olarak koruma ve yaşatma bilincinin toplumda benimsenmesini sağlamak üzere örgün eğitim yanında yaygın eğitim kapsamında yayım etkinliklerinden de yararlanılmaktadır. Konuya kırsal alanla ilişkili olarak bakıldığında ise; kırsal alanın ortak değerlerinden biri olarak kültürel mirasın, tarımsal uygulamayla şekillendiği ve tarımsal faaliyetten etkilenen araçlar arasında nesnelerin, alanların, deneyime dayalı işlerin, kaynak kullanımı ve yönetimi bilgisinin yer aldığı görülmektedir [12]. Esasen görüldüğü gibi tarım pek çok bakımdan kültürel miras için koruyucu ve yaşatıcı bir işleve sahiptir.
KIRSAL MİRAS VE AİLE ÇİFTLİĞİ
Kırsal mirasın sürdürülebilirliğinin sağlanması yönünde yapılacak işlemler arasında uygun eğitim ve yayım politikalarının geliştirilmesi ve uygulanması konusu öne çıkmaktadır. Bilindiği gibi kırsal yayım, kırsal alandaki yerel değerlerin gelecek kuşaklara aktarılması bakımından önemli bir çalışma alanıdır. Hatta son yıllarda yerel değerlerin kırsal kalkınma kapsamında ele alınarak, kırsal alanlarda yaşayanlara yönelik olarak söz konusu yöresel değerlerin alternatif geçim kaynağı olma potansiyelinden yararlanılmak üzere önemli çalışmalar bulunmaktadır. Görüldüğü gibi toplumun onlarca, yüzlerce yıldan beri ortaya koyduğu değerlerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması; toplumu toplum yapan değerlerin korunması bakımından milli(ulusal) bir konudur [13]. Burada belirtmek gerekir ki esasen konu daha önce de belirtildiği gibi sadece sosyal ve kültürel olmanın ötesinde iktisadi hayatla da doğrudan ilişkilidir. Çünkü tarımsal üretim faaliyeti genel olarak kırsal alanlarda hakim üretim sektörü durumundadır. Dolayısıyla tarım, sadece iktisadi bir faaliyet olarak ele alınmamalı aynı zamanda sosyal yaşam kültürü üzerinde belirleyici etkiler yapan bir sektör olarak da dikkate alınmalıdır.
Buna göre kırsal alan ve kırsal yaşamın öneminin ve değerinin farkında olarak beşeri, iktisadi ve kültürel kaynakları sürdürülebilirlik ilkesine uygun şekilde kullanmak yönünde yapılan çalışmalar büyük öneme sahiptir. Burada son yıllarda dünya genelinde yaklaşık 500 milyon kadar aile işletmesini kapsayan “aile çiftçiliği”nin geliştirilmesine yönelik çalışmaların konuyla ilgili önemli bir potansiyele karşılık geldiğinin belirtmek gerekir. Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2014 yılını tüm dünyada “Aile Çiftçiliği Yılı (Family Farming Year)” olarak ilan etmiş ve kırsal aileyi kaynakları etkin kullanan üretim birimleri olarak dikkate almak yanında, “Kırsal Miras”ın korunmasında da temel bir öge olarak ele almıştır [14]. Yine aile çiftçiliğinin; aile temelli (all family-based) bir sektör olarak tüm tarımsal faaliyetleri içermekte ve kırsal kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olması yanında aile çiftçiliğinin sosyo-ekonomik, çevresel ve kültürel bakımdan önemli rolünün bulunması önemlidir. Çünkü aile çiftçiliği bir aile tarafından yönetilen ve işletilen tarım, ormancılık, balıkçılık ve su ürünleri üretimini ifade etmektedir ve
6
çoğunlukla hem kadınlar ve hem de erkekler de dahil olmak üzere aile işçiliğine bağımlıdır [15]. Buna göre aile çiftçiliği, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye için de son derece önemlidir ve aile çiftçiliğinin geleneksel tarımı korumak, kırsal yaşamın sürdürülebilirliğini ve gıda güvenliğini sağlamak, biyolojik çeşitliliği ve doğal kaynakları korumak gibi önemli işlevleri bulunmaktadır [16]. Bu durum aile çiftçiliğinin doğrudan kırsal miras kültürü ve değerleriyle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir.
Günümüzde kaynak kullanım etkinliği ve diğer konularda sağladığı faydalar aile çiftçiliği üzerinde durulmasına yol açmıştır. Özellikle gelişmiş ülkelerde işletme ölçeğini artırmaya dönük politikalar, entansif tarımın getirdiği kimyasal girdi kullanımındaki artış, biyolojik çeşitliliğin ve doğal kaynakların korunamaması gibi olumsuzluklar aile çiftçiliği konusunu küresel ölçekte önemli hale getirmiştir.
Türkiye’de bulunan 3 milyon kadar tarım işletmesinin çok büyük bölümü halen aile işletmesi niteliğini korumaktadır [17, 18]. Dolayısıyla bu kesime yönelik olarak doğru ve sürdürülebilirliği sağlayacak politika araçlarının daha etkin hale getirilmesi hem tarım kültürünün ve hem de kırsal mirasın korunması için önemli kazanımlar sağlayabileceği dikkate alınmalıdır.
Aynı çerçevede Birleşmiş Milletler tüm dünyada 2019-2028 dönemini kapsayan 10 yılı “Aile Çiftçiliği”nin öneminin farkına varılmasına yönelik çalışmaların ve uygulamaların yapılacağı bir dönem olarak ilan etmiştir. Buna göre hızla değişen dünyada bir aile çiftçisi olmanın ne kadar önemli olduğunu anlamaya zemin hazırlanmıştır. Bugün açlığı ortadan kaldırmak ve gıda güvenliği politikalarını şekillendirmek için aile çiftçiliğinin oynadığı önemli rol üzerinde durarak konuyu gündemde tutmak her zamankinden çok daha önemlidir. Çünkü aile çiftçiliği, özellikle kırsal alanlarda gıda güvenliğini sağlamak, geçim kaynaklarını iyileştirmek, doğal kaynakları daha iyi yönetmek, çevreyi korumak ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için eşsiz fırsatlar sunmaktadır. Çiftçi ailesinin bilgeliği ve kaynak kullanım verimliliğindeki özeni sayesinde aile çiftçileri, daha dengeli ve esnek bir bakışla “Sıfır Açlık” gibi Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşmak için ihtiyaç duyulan
değişimin aracıları [15] olarak büyük rol ve işlev üstlenmektedir.
SONUÇ VE ÖNERİLER
Günümüzde kırsal mirasın korunması ve yaşatılması sosyo-kültürel, tarihsel, çevresel ve ekonomik bakımdan çok disiplinli ve önemli bir uğraşı alanıdır. Konu, sahip olunan değerleri gelecek kuşaklara aktarmak gibi çok önemli sosyo-kültürel ve çevresel işlevler yanında kültür turizmi gibi kırsal alanda farklı ekonomik faaliyet alanlarının geliştirilmesine öncülük edecek önemli bir potansiyeli de ifade etmektedir ve ekonomik bakımdan da günden güne değeri anlaşılmaya başlanan bir alan olarak da öne çıkmaktadır. Sonuç itibariyle bu süreçte özgün yapısı bozulmayan alanların ve özellikle kırsal alanlardaki geleneksel değerlerin gelecek kuşaklara aktarılması çok önemli bir çalışma alanıdır. Doğal olarak sahip olunan değerlerin korunarak gelecek kuşaklara aktarılması dünden daha fazla bugünün, bugünden daha fazla geleceğin konusu olmaya adaydır. Bu nedenle geleneksel değerlerin özgünlüğünün korunmasında önemli işleve sahip politika ve uygulamaların öne çıkarılarak; kırsal alanların üretime, ekonomiye, çevre korumaya, bio-çeşitliliğe ve özgün kültürün yaşatılmasına olan katkısı dikkate alınmalıdır.
7
Sonuç itibariyle kırsal mirasın gelecek kuşaklara ulaştırılması öncelikli bir stratejik alan olarak benimsenerek, hedeflenen gelişmeleri ortaya çıkaracak uygun politikaların oluşturulması üzerinde önemle durulmalıdır ve söz konusu politikaların ortaya çıkaracağı değişimin sağlanması yönünde tüm paydaşları kapsayan katılımcı bir anlayışla çalışmalar kararlılıkla yürütülmelidir.
KAYNAKLAR
[1] Özçatalbaş, O. (2016): Geleneksellik, Modernleşme ve Kırsal Miras, 4. Yöresel Ürünler Sempozyumu ve Uluslararası Kültür Sanat Etkinlikleri Bildiri Kitabı, Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Editör: M.A. Eroğlu, 3-5 Kasım 2016Antalya, s.58-59. ISBN: 978-605-66000-0-5.
[2] Jokilehto, J. (1995): Defination of Cultural Heritage References To Documents in History, References To Documents in History. ICCROM Working Group 'Heritage and Society. ICCROM Working Group 'Heritage and Society.
[3] TDK (2016): Türk Dil Kurumu, http://www.tdk.gov.tr/index.php, Ankara.
[4] Gullino, P., Larcher, F. (2013): Integrity in UNESCO World Heritage Sites. A comparative study for rural landscapes. Journal of Cultural Heritage, Volume 14, Issue 5, September–October 2013, Pages 389-395. https://doi.org/10.1016/j.culher.2012.10.005 [5] Plieninger,T., Höchtl, F., T.Spek, T. (2006): Traditional land-use and nature conservation
in European rural landscapes. Environmental Science & Policy. Elsevier.Volume 9, Issue 4, June 2006, Pages 317-321. https://doi.org/10.1016/j.envsci.2006.03.001
[6] Ceylan, S. (2014): Kaybolmakta olan bir kırsal maddi kültür örneği: su değirmenleri(ağlasun örneği) An Example of Disappearing Rural Material Culture: Water Mills (Example of Ağlasun). Doğu Coğrafya Dergisi, [S.l.], v. 19, n. 31, p. 65-82, apr.
2014. ISSN
1302-7956.(http://e-dergi.atauni.edu.tr/ataunidcd/article/view/5000013802FAO, 2014. Family Farming Year, World Food and Agriculture Organization. http://fao.org/familyfarming-2014/resources/audio-video/en/ Rome.
[7] Bérard, L., Marchenay P. (2008): From Localized Products to Geographical Indications: Awareness and Action, Ressources des terroirs – Cultures, usages, sociétés UMR Eco-Anthropologie et Ethnobiologie Centre national de la recherche scientifique Alimentec - 01000 Bourg-en-Bresse (Aktaran: Demirer, H.R. 2010. “Yöresel Ürün ve Coğrafi İşaretler; Fransa ve Türkiye Üzerine Bir İnceleme”. Akd. Üniv. SBF Enstitiüsü İktisat Anabilim Dalı, Doktora Tezi, 325s, Antalya).
[8] Efe, A. (2016): Kamu Yönetiminde Yenilikçi Bir Yönetişim Hedefi Olarak Kaynak Optimizasyonu: Kalkınma Ajanslarında COBIT-5 Çerçevesinde Bir Analiz. Uluslararası Ekonomi ve Yenilik Dergisi, 2 (1) 2016, 43-65 DOI: http://dx.doi.org/10.20979/ueyd.80934
[9] Szmelter, I. (2013): New Values of Cultural Heritage and the Need for a New Paradigm Regarding its Care. CeROArt http://ceroart.revues.org/364
[10] Babic, D. (2015): Social Responsible Heritage Management - Empowering Citizens to Act as Heritage Managers. Procedia - Social and Behavioral Sciences, Volume 188, 14 May 2015, Pages 27-34. https://doi.org/10.1016/j.sbspro.2015.03.335.
[11] Rouhi, J. (2017): Definition of cultural heritage properties and their values by the past. Asian Journal of Science and Technology. 08. 7109-7114.
[12] Daugstad, K., Rønningen, K., Skar, B. (2006): Agriculture as an upholder of cultural heritage? Conceptualizationsand value judgements—A Norwegian perspective ininternational context, Journal of Rural Studies 22 (2006) 67–81
[13] Özçatalbaş,O. (2014): Yerel Değerler ve Kalkınma İlişkisi, 3. Yöresel Ürünler Sempozyumu Bildiri Kitabı, Akdeniz Üniversitesi GSF, Antalya.
8 [14] FAO (2014): Family farming year, World Food and Agriculture Organization, 2014,
available online at: http://fao.org/ familyfarming-2014/resources/audio-video/en/ Rome [15] FAO (2019): Introducing the UN Decade of Family Farming. The future of family
farming in the context of the 2030 Agenda. (erişim: 21.11.2019) http://www.fao.org/family-farming-decade/about/en/. ISBN 978-92-5-131503-3 (FAO) [16] Özçatalbaş O., Imran M. (2017): Current Situation and Importance of the Family Farming
in Agriculture of Turkey. Modern Agricultural Science and Technology, ISSN 2375-9402, USA August 2017, Volume 3, No. 3-4, pp. 1-9 Doi: 10.15341/mast(2375-9402)/02.03.2017/001. http://www.academicstar.us/UploadFile/Picture/2017-12/20171215222921654.pdf
[17] TÜİK (2001): 2001 Genel Tarım Sayımı ,Türkiye İstatistik Kurumu . Ankara.
[18] Özçatalbaş,O. (2014): Aile Çiftçiliği, Uluslararası Bölge Aile Çiftçiliği Çalıştayı Bildirisi, Çorum.