ANKARA ÜN

84  Download (0)

Tam metin

(1)

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

DOKTORA TEZİ

KESİKKÖPRÜ BARAJ GÖLÜ’NDE AĞ KAFESLERDE GÖKKUŞAĞI ALABALIĞININ (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) PELET VE EKSTRUDE YEMLE BESİCİLİĞİNDEN KAYNAKLANAN AZOT-FOSFOR

YÜKÜNÜN TAHMİNİ

Umut AŞIR

SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI

ANKARA 2007

Her hakkı saklıdır

(2)

Prof. Dr. Serap PULATSÜ danışmanlığında, Umut Aşır tarafından hazırlanan

“Kesikköprü Baraj Gölü’nde ağ kafeslerde gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus Mykiss Walbaum, 1792) pelet ve ekstrude yemle besiciliğinden kaynaklanan azot- fosfor yükünün tahmini” adlı tez çalışması 05/02/2007 tarihinde aşağıdaki jüri tarafından oy birliği ile Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Anabilim Dalı’nda DOKTORA TEZİ olarak kabul edilmiştir.

Başkan : Prof. Dr. Sedat YERLİ

Hacettepe Üniversitesi Hidrobiyoloji Anabilim Dalı

Üye : Prof. Dr. Olcay OBALI Ankara Üniversitesi Biyoloji Anabilim Dalı

Üye : Prof. Dr. Serap PULATSÜ

Ankara Üniversitesi Su Ürünleri Anabilim Dalı

Üye : Doç. Dr. Hijran YAVUZCAN

Ankara Üniversitesi Su Ürünleri Anabilim Dalı

Üye : Doç. Dr. Hasan H. ATAR

Ankara Üniversitesi Su Ürünleri Anabilim Dalı

-

Yukarıdaki sonucu onaylarım

Prof. Dr. Ülkü MEHMETOĞLU

Enstitü Müdürü

(3)

ÖZET Doktora Tezi

KESİKKÖPRÜ BARAJ GÖLÜ’NDE AĞ KAFESLERDE GÖKKUŞAĞI ALABALIĞININ (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) PELET VE EKSTRUDE YEMLE BESİCİLİĞİNDEN KAYNAKLANAN AZOT-FOSFOR

YÜKÜNÜN TAHMİNİ Umut AŞIR Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Serap PULATSÜ

Bu araştırma, Kesikköprü Baraj Gölü’nde Nisan-Temmuz 2006 tarihleri arasında, yaklaşık 20’şer ton/yıl kapasiteli, pelet ve ekstrude yem kullanılarak gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum,1792) yetiştiriciliği yapan iki farklı kafes işletmesinden göle bırakılan azot ve fosfor yükünün tahmini amacıyla yürütülmüştür.

İşletmelerde, azot düzeyi % 8.1 ve fosfor düzeyi % 1.24 olan pelet yemin kullanıldığı kafeslerde, yem dönüşüm oranı 1.27 ve 1.38, balıkta tutulan azot düzeyi % 45.63 ve % 43.75 ve fosfor düzeyi % 30.00 ve % 26.36 olarak tespit edilmiştir. Azot düzeyi % 7.8 ve fosfor düzeyi % 0.96 olan ekstrude yemin kullanıldığı kafeslerde ise yem dönüşüm oranı 1.25, balıkta tutulan azot düzeyi % 65.65 ve % 73.49 ve fosfor düzeyi % 38.89 ve

% 34.23 olarak tespit edilmiştir

Kesikköprü Baraj Gölü’nde pelet yemin kullanıldığı kafeslerde azot yükü 54.00 ve 62.92 kg/ton balık üretimi , fosfor yükü 10.66 ve 12.17 kg/ton balık üretimi; ekstrude yemin kullanıldığı kafeslerde ise azot yükü 33.47 ve 25.97 kg/ton balık üretimi, fosfor yükü 7.32 ve 7.96 kg/ton balık üretimi olarak tahmin edilmiştir. İşletmelerde bir ton pelet yem tüketiminde göle bırakılan azot yükü 44.00 ve 45.56 kg, fosfor yükü 8.38 ve 8.82 kg olarak tahmin edilmiştir. Bir ton ekstrude yem kullanıldığında ise göle bırakılan azot yükü 26.77 ve 20.66 kg fosfor yükü 5.85 ve 6.34 kg olarak tahmin edilmiştir.

Araştırmada elde edilen kantitatif bulgular ışığında, kafeslerde gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliğinin yapıldığı iç sularda yetiştiriciliğin sürdürülebilirliğini sağlamak ve yetiştiriciliğin ötrofikasyona etkisini minimuma indirmek açısından ekstrude yem kullanımının uygun olacağı belirlenmiştir.

2007, 73 sayfa

Anahtar Kelimeler: Gökkuşağı Alabalığı, azot ve fosfor yükü, kafeslerde balık yetiştiriciliği, pelet, ekstrude , su kalitesi, Kesikköprü Baraj Gölü

(4)

ABSTRACT

Ph.D. Thesis

ESTIMATION OF THE NITROGEN-PHOSPHORUS LOAD FROM CAGE- CULTURED RAINBOW TROUT (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) FED

ON PELLET AND EXTRUDED FEED IN KESİKKÖPRÜ DAM LAKE Umut AŞIR

Ankara University

Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Fisheries

Supervisor: Prof. Dr. Serap PULATSÜ

This research was conducted to estimate nitrogen and phosphorus load released to Kesikköprü Dam Lake from two different 20 tons/year capacity rainbow trout (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) cage farms, which are using pelleted and extruded feed during April through July 2006.

The cages in the farms in which the pelleted feed having a nitrogen content of 8.1 % and phosphorus content of 1.24 % used, the following values were found; feed conversion ratio (FCR) of 1.27 and 1.38, the nitrogen retention level 45.63 % and 43.75 % and phosphorus retention level 30.00 % and 26.36 %. Which extruded feed having a nitrogen content of 7.8 % and phosphorus content of 0,96 % used, the following values were found; feed conversion ratio 1.25, the nitrogen retention level 73.49 % and 65.65

% and phosphorus retention level 38.89 % and 34.23 %.

In Kesikköprü Dam Lake, where the pelleted feed was used in cages, nitrogen load was expected to have 62.92 and 54.00 kg/ton fish production, phosphorus load was expected to have 12.17 and 10.66 kg/ton fish production, while extruded feed used in cages, nitrogen load was expected to have 33.47 and 25.97 kg/ton fish production, phosphorus load was expected to have 7.96 and 7.32 kg/ton fish production. In farms, for per 1000 kg pelleted feed comsumption, 44.00 and 45.96 kg nitrogen and 8.82 and 8.38 kg phosphorus were released to the lake. On the other hand, when per 1000 kg extruded fed consumption, 26.77 and 20.66 kg nitrogen and 6.34 and 5.85 kg phosphorus were released to the lake.

Based on the quantitative results of this study, it was determined that in order to provide sustainable aquaculture in inland waters where rainbow trout were cultured and to minimize its influence on eutrophication it would be proper to use extruded feed.

2007, 73 pages

Key Words: Rainbow trout, nitrogen and phosphorus load, net cage culture, pellet, extrude, water quality, Kesikköprü Dam Lake

(5)

TEŞEKKÜR

Bana araştırma olanağı sağlayan ve çalışmamın her safhasında yakın ilgi ve önerileri ile beni yönlendiren danışman hocam, sayın Prof. Dr. Serap PULATSÜ (Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi)’ye, laboratuar çalışmalarında bana yardımcı olan arkadaşım sayın Araş. Gör. Akasya TOPÇU (Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi)’ya, araştırmanın yürütüldüğü işletme sahipleri sayın Fatih COŞKUN ve sayın Süreyya ERGİNCAN’a, iştatistiki analizlerde yardımcı olan sayın Araş. Gör. Özgür KOŞKAN (Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi)’a yardımlarını gördüğün arkadaşım sayın Ferit Ömer TİRYAKİOĞLU (Tarım ve Köy işleri Bakanlığı)’na, bana her zaman destek olan Kıbrıs’taki aileme, eşim Serap Karabacak AŞIR’a ve mutluluk kaynağım kızım Pelin Ada AŞIR’a en kalpten duygularla teşekkürlerimi sunarım.

Umut AŞIR

Ankara, Mart 2007

(6)

İÇİNDEKİLER

ÖZET……… i

ABSTRACT………. ii

TEŞEKKÜR………. iii

SİMGELER DİZİNİ……… vi

ŞEKİLLER DİZİNİ……… vii

ÇİZELGELER DİZİNİ……… viii

1. GİRİŞ……… 1

2. KAYNAK ÖZETLERİ………. 4

2.1 Kafeslerden Kaynaklanan Besin Elementi Yüküne İlişkin Bildirişler………… 4

2.2 Yem Kalitesinin Balık Beslemedeki Yerine İlişkin Bildirişler………. 11

2.3 Kafeslerde Balık Yetiştiriciliğinin Su Kalitesine İlişkin Bildirişler………. 20

3. MATERYAL VE YÖNTEM……….. 24

3.1 Materyal……… 24

3.1.1 Deneme yeri………... 24

3.1.2 Deneme kafesleri……….. 25

3.1.3 Balık materyali……….. 26

3.1.4 Yem materyali………... 26

3.1.5 Su materyali……….. 27

3.1.6 Sahada kullanılan araçlar……… 27

3.1.7 Laboratuvarda kullanılan araçlar……… 27

3.2 Yöntem………. 28

3.2.1 Saha çalışması……… 28

3.2.1.1 Deneme planı………. 28

3.2.1.2 İşletmelerde yemleme ve yem değerlendirme oranının belirlenmesi …….. 30

3.2.1.3 Deneme balıklarında boy ve ağırlığa ilişkin hesaplamalar……… 31

3.2.1.4 Deneme periyodunca balık ve su örneklerinin alınması……… 33

3.2.2 Laboratuar çalışması……….. 33

3.2.2.1 Deneme balıklarında azot ve fosfor düzeyinin belirlenmesi……….. 33

3.2.2.2 Deneme yemlerinde azot ve fosfor düzeyinin belirlenmesi……… 33

3.2.2.3 Su örneklerinin analizi……….. 34

(7)

3.2.3 İşletmelere ilişkin azot ve fosfor yükünün tahmini……… 35

3.3 İstatistiki Analizler……….. 35

4. ARAŞTIRMA BULGULARI………. 36

4.1 Büyüme Parametrelerine İlişkin Bulgular………. 36

4.1.1 Ortalama ağırlık……… 36

4.1.2 Ortalama boy………. 38

4.1.3 Yem değerlendirme oranı……… 39

4.1.4 Kondüsyon faktörü……….. 41

4.1.5 Spesifik büyüme oranı……….. 41

4.1.6 Günlük mutlak canlı ağırlık………. 42

4.1.7 Günlük yüzde canlı ağırlık……….. 43

4.2 Ölüm Oranlarına İlişkin Bulgular……….. 44

4.3 Akıntı Hızına İlişkin Bulgular ……….. 46

4.4 Balıkta Azot-Fosfor Analizine İlişkin Bulgular………. 46

4.5 Yem Analizine İlişkin Bulgular………… ……….. 47

4.6 Azot-Fosfor Yüküne İlişkin Bulgular ...……….……… 48

4.7 Bazı Su Kalite Parametrelerine İlişkin Bulgular…..……… 55

4.7.1 Su sıcaklığı, çözünmüş oksijen, ışık geçirgenliği ve pH……… 55

4.7.2 Azot ve fosfor fraksiyonları………..……….. 57

5. TARTIŞMA ve SONUÇ………. 60

5.1 Kesikköprü Baraj Gölü’nde Kafeslerde Gökkuşağı Alabalığı Yetiştiriciliğinin Büyüme Parametrelerine İlişkin Değerlendirmeler ………. 60

5.2 Kesikköprü Baraj Gölü’nde Kafeslerde Gökkuşağı Alabalığı Yetiştiriciliğinden Kaynaklanan Azot ve Fosfor Yükünün Tahminine İlişkin Değerlendirmeler 62 5.3 Kesikköprü Baraj Gölü’nde Kafeslerde Gökkuşağı Alabalığı Yetiştiriciliğinin Bazı Su Kalite Parametrelerine İlişkin Değerlendirmeler ……… 65

KAYNAKLAR………..……….. 67

ÖZGEÇMİŞ ……… 73

(8)

SİMGELER DİZİNİ

N Azot

NY Azot yükü

NH3-N Amonyak azotu

NO2-N Nitrit azotu

NO3-N Nitrat azotu

P Fosfor

PİF Partiküler inorganik fosfor

PY Fosfor yükü

TO Toplam ortofosfat

TFO Toplam filtre edilebilir ortofosfat YDO Yem değerlendirme oranı

YO Yemleme oranı

(9)

ŞEKİLLER DİZİNİ

Şekil.2.1 Kafeslerde yetiştiricilikten kaynaklanan ana girdi ve çıktılar ……… 4 Şekil 3.1 Deneme kafeslerinin A İşletmesindeki konumu……… 25 Şekil 3.2 Deneme kafeslerinin B İşletmesindeki konumu……… 25 Şekil 3.2 Seçilen işletmelerin Kesikköprü Baraj Gölü’ndeki konumu……….. 26 Şekil 3.4 A işletmesindeki balık stoklarının ortalama ağırlık ve boyları…….. 29 Şekil 3.5 B işletmesindeki balık stoklarının ortalama ağırlık ve boyları……… 29 Şekil 4.1 Yem tiplerine bağlı olarak ağırlık ortalamalarının periyotlara göre

değişimi……….. 37 Şekil 4.2 Yem tiplerine bağlı olarak boy ortalamalarının periyotlara göre

değişimi………... 39 Şekil 4.3 Yem tipine bağlı olarak yem değerlendirme oranının periyotlara

göre dağılımı……….. 40 Şekil 4.4 Balıkta ölçülen azot (N) ve fosfor (P) değerleri……… 47 Şekil 4.5 Deneme gruplarından ortama bırakılan besin elementi yükü………. 51 Şekil 4.6 Deneme periyodunca yemden gelen toplam azot ve fosforun göle

bırakılan ve balıkta tutulan düzeyleri (%)………. 53 Şekil 4.7 Pelet ve ekstrude yem kullanılan gruplarda azot ve fosfor

bütçesi……… 54

(10)

ÇİZELGELER DİZİNİ

Çizelge 2.1 Farklı balık türlerinin yetiştiriciliğinde azot ve fosfor kütle dengesine ait veriler ………. 8 Çizelge 2.2 Gökkuşağı alabalığı yetiştiricilik sistemlerinde azot ve fosfor yükü 9 Çizelge 2.3 Niushanhu Gölü’nde kafeslerde balık yetiştiriciliğinin azot ve

fosfor bütçesi……….. 9 Çizelge 2.4 İskandinav ülkelerinde salmon yetiştiriciliğinde kullanılan yem

tiplerinin azot-fosfor ve besin madde içerikleri……….. 14 Çizelge 2.5 Bazı balık türlerinin fosfor gereksinimleri……… 14 Çizelge 3.1 Kesikköprü Baraj Gölü’nün bazı morfometrik ve hidrolojik

parametreleri……… 24 Çizelge 3.2 Denemede kullanılan pelet ve ekstrude yem içerikleri. ………….. 27 Çizelge 3.3 Araştırmaya ilişkin deneme planı………..………. 28 Çizelge 3.4 A işletmesinde deneme kafeslerinde yapılan yemleme oranı ve

miktarları……… 30 Çizelge 3.5 B işletmesinde deneme kafeslerinde yapılan yemleme oranı ve

miktarları... 31 Çizelge 4.1 Gruplarda ağırlık ortalamalarının periyotlara göre değişimi….. 37 Çizelge 4.2 Gruplarda boy ortalamalarının periyotlara göre değişimi…….. 38 Çizelge 4.3 Gruplarda yem değerlendirme oranının periyotlara göre

değişimi………... 40 Çizelge 4.4 Gruplarda her bir periyotta hesaplanan kondüsyon faktörü

değerleri……… 41 Çizelge 4.5 Gruplarda hesaplanan spesifik büyüme oranı değerleri……….. 42 Çizelge 4.6 Gruplarda hesaplanan günlük mutlak canlı ağırlık artışı değerleri 43 Çizelge 4.7 Yem tipine bağlı olarak ortalama günlük mutlak canlı ağırlık

artışı değerleri……… 43 Çizelge 4.8 Gruplarda hesaplanan günlük yüzde canlı ağırlık artışı değerleri... 44 Çizelge 4.9 A işletmesine ilişkin ölüm miktarları ve oranları………... 45 Çizelge 4.10 B işletmesine ilişkin ölüm miktarları ve oranları………. 45 Çizelge 4.11 Balık etinde ölçülen azot (N) ve fosfor (P) değerleri………. 46

(11)

Çizelge 4.12 Pelet ve ekstrude yem numunelerine ilişkin analiz sonuçları…….. 47 Çizelge 4.13 Denemede azot-fosfor yükü ve yükün tahmini için gerekli veriler 49 Çizelge 4.14 Denemede azot ve fosfor kütle dengesine ait sonuçlar………. 50 Çizelge 4.15 Kesikköprü Baraj Gölünde bir ton alabalık üretimi için ortama

bırakılan toplam azot ve fosfor yükü………. 51 Çizelge 4.16 Kesikköprü Baraj Gölünde bir ton yem tüketimi için ortama

bırakılan toplam azot ve fosfor yükü……… 52 Çizelge 4.17 A işletmesinde su sıcaklığı, çözünmüş oksijen ve ışık geçirgenliği

değerlerinin aylara bağlı değişimi………. 56 Çizelge 4.18 B işletmesinde su sıcaklığı, çözünmüş oksijen ve ışık geçirgenliği

değerlerinin aylara bağlı değişimi………. 56 Çizelge 4.19 İşletmelerde pH değerlerinin aylara bağlı değişimi………... 57 Çizelge 4.20 A ve B işletmesinde fosfor fraksiyonlarının aylara bağlı değişimi 58 Çizelge 4.21 A ve B işletmesinde azot fraksiyonlarının aylara bağlı değişimi .. 59

(12)

1. GİRİŞ

Ülkemizde içsu ve denizlerde su ürünleri yetiştiriciliği hızla gelişen bir sektördür.

İçsularımızda ağırlıklı olarak alabalık yetiştiriciliği, denizlerimizde ise çipura ve levrek yetiştiriciliği yapılmaktadır. Baraj göllerinde 2004 yılında etkin halde 4777 ton/yıl kapasiteli 72 tesis bulunduğu, kıyılarımızda deniz balığı yetiştiriciliğine uygun 122 alanda 535 işletme kurulabileceği belirtilmiştir (Anonim 2005).

Son yıllarda yetiştiriciliğin geliştirilmesi amacı ile baraj göllerimizde ağ kafeslerde su ürünleri yetiştiriciliği, insan nüfusunun kaliteli protein temininin ana kaynağı olmasına karşın, yetiştiricilikten kaynaklanan üretim, bazı kaygı ve sorunları da beraberinde getirmiştir. Bu kaygıların başında su ürünleri yetiştiriciliğinin alıcı ortamlarda oluşturabileceği çevresel baskı gelmektedir.

Su ürünleri yetiştiriciliğinin çevresel etkisi, esas olarak yemin bileşiminin ve yem dönüşüm oranının bir fonksiyonudur. Ayrıca yetiştiricilik teknikleri, kimyasal madde kullanımı, yer seçimi, balık miktarı veya yoğunluğu, yetiştiriciliği yapılan balık türü de önemli faktörler olarak düşünülmelidir (Mires 1995, Dominguez et al. 1997).

Kafeslerde balık yetiştiriciliği yapılırken; nitrat, nitrit, amonyum, fosfat gibi çözünmüş besin elementleri; yenilmeyen yem, besin atığı ve boşaltım ürünleri yoluyla ortama girmektedir (Johnsen et al. 1993). Entansif balık yetiştiriciliğinde yapılan yoğun yemleme doğaya karışan besin elementlerinin ana kaynağıdır. Balıkların yem tüketimi, sindirimin bir parçasıdır ve balıktan bazı besin elementi atılımı solungaçlar, dışkı ve idrar vasıtasıyla olmaktadır. Doğal sularda serbest kalan ana kirleticiler, azot ve fosfor gibi besleyici elementlerdir (Alvarado 1997). Bunlar arasında fosfor balıklar için temel bir mineral olmasına karşın, yetiştiricilik faaliyetlerinden alıcı ortamlara ulaşarak ötrofikasyona yol açan unsurların başında gelmektedir (Riche and Brown 1999).

Kafeslerde balık yetiştiriciliğinin alıcı ortamlar üzerindeki etkileri; su kalitesindeki olumsuz değişiklikler, alg patlamaları, alıcı ortamdaki sedimentin organik

(13)

zenginleşmesi başta olmak üzere, hidrolojik düzen, drenaj, fiziki yapıların etkilenmesine ve kimyasal maddelerin kontrolsüz kullanımına bağlı olarak habitatın bozulmasıdır (Anonim 1993).

Cripps and Kelly (1995), balık işletmelerinden kaynaklanan atıkların dikkatli yer seçimi, iyi yönetim özellikle yem kalitesi ve miktarı, yemleme rejimleri ile azaltılabileceğini bildirmişlerdir.

Akuakültürün ekolojik etkileri dikkate alındığında çevresel etki değerlendirmenin önemli olduğu, bu amaçla öncelikle ortamların taşıma kapasitelerinin belirlenmesi gerektiği, yetiştiriciliğin çevre üzerindeki olası etkilerini kavramada modelleme yaklaşımının önem taşıdığı bildirilmiştir (Eke 2006). Proje safhasındaki yer seçimi ve işletme kapasitesinin ortamın taşıma kapasitesine göre belirlenmesi, kafes yetiştiriciliğinin ekolojik etkilerinin ve ortaya çıkabilecek riskin azaltılmasında son derece önemlidir (Çelikkale vd. 1999). Fernandes et al. (2001) ise, geleneksel çevresel izlemenin birkaç anahtar fiziksel ve kimyasal parametre veya organizma yerine, belirli sistemlerin asimilasyon kapasitesi ve bu sistemlerin olumsuzlukları absorblama veya seyreltme yeteneklerini içeren başka bir deyişle, tüm sistemi kapsayan çevresel değerlendirmeye yönlenme eğiliminde olduğunu bildirmişlerdir.

Rezervuarların yapım amacı 2000’li yıllardan önce sulama iken günümüzde hidroelektrik üetimi, taşkın kontrolü, içme suyu temini, rekreasyon, sportif balıkçılık gibi çok yönlülük kazanmıştır. Balıkçılık aktiviteleri ise özellikle gelişmekte olan ülkelerde rezervuarların ikincil kullanımı yönünde gittikçe önemli hale gelmeye başlamıştır. Asya ve Güney Amerika’da rezervuarlardaki balıkçılık faaliyetlerindeki gelişimin, dünya balık üretimine de belirgin ölçüde katkı sağladığı bildirilmiştir (Kelly and Elberizon 2001, Abery et al. 2005).

Göl ve rezervuarlar denizel ortamlarla karşılaştırıldığında alansal olarak oldukça küçük, zayıf akıntıya sahip ve suyun değişimi günden çok ay veya yıl bazında olan alıcı ortamlardır. Bu nedenlerle içsu alanlarında kafeslerde yetiştiricilikten kaynaklanan

(14)

atıkların etkisi denizlerdeki yetiştiriciliğin çevresel etkilerinden çok daha fazla olabilmektedir (Beveridge et al. 1997).

İçsularda kafeslerde balık yetiştiriciliğinin başlıca etkilerinin tanımlanması hakkında ancak son on yıldır yeni bilgiler ortaya konabilmiştir. Günümüzde Avrupa ve Kuzey Amerika’daki araştırmaların pek çoğu yalnız kafeslerde balık yetiştiriciliği üzerine olmayıp, bu tip yetiştiriciliğin çevresel etkileri üzerinde yoğunlaşmıştır. Yine de iç sulardaki araştırmalar, deniz ortamındaki yetiştiriciliğin çevresel etkilerine ilişkin çalışmalara oranla oldukça azdır (Kelly and Elberizon 2001).

Kesikköprü Baraj Gölü’nde kapasiteleri 20 ile 55 ton/yıl arasında değişen toplam 5 adet gökkuşağı alabalığı kafes işletmesi bulunmaktadır. Baraj Gölü’ndeki alabalık kafes işletmelerinde uygun stok yoğunluğunun tespitine, işletmelerin su kalitesine, zooplankton ve bentosa, sediment kalitesi üzerine etkilerine ilişkin bazı araştırmalar yapılmıştır (Aşır 2000, Demir et al. 2001, Karaca 2002, Alpaslan 2006).

Bu çalışmada ise, Kesikköprü Baraj Gölü’nde pelet ve eksrude yem kullanan iki farklı işletme tarafından ortama bırakılan azot ve fosfor yükünün kantitatif olarak tahmini ana hedef olup, suyun bazı fiziko-kimyasal özelikleri ile azot ve fosfor konsantrasyonlarının tespiti, balık büyüklüğü, yem değerlendirme oranı gibi büyümeye ilişkin faktörlerin de belirlenmesi amaçlanmıştır. Bilimsel bir zemine oturtulan bulguların iç sularda çevre ile dost kafeslerde yetiştiricilik çalışmalarına yönelik olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.

(15)

2. KAYNAK ÖZETLERİ

2.1 Kafeslerden Kaynaklanan Besin Elementi Yüküne İlişkin Bildirişler

Enell and Ackefors (1991), Kuzey Avrupa ülkelerindeki balık kafeslerinin alıcı ortama etkileri üzerine yaptıkları çalışmada; işletmelerden gelen fosfor yükünün orman, endüstri, tarım gibi diğer fosfor kaynaklarıyla aynı miktarda olduğunu, işletme orijinli azot yükünün ise, deniz yüzeyine atmosferden gelen azot yükünden iki kat daha az olduğunu belirtmişlerdir. Bir kafes sistemindeki ana girdi ve çıktılar şekil 2.1’de gösterilmiştir (Kelly and Elberizon 2001).

Şekil 2.1 Kafeslerde yetiştiricilikten kaynaklanan ana girdi (düz çizgiler) ve çıktılar (kesikli çizgiler) (Kelly and Elberizon 2001)

Entansif balık yetiştiriciliğinde yem ve dışkı atıkları sediment tabakasında birikirken, çözünebilir atıklar su kolonunda dağılmaktadır. Balık tarafından tüketilen azotlu bileşiklerin yaklaşık % 70’i çözünebilir amonyum ve üre olarak atılmaktadır (Çelikkale vd. 1999). Kelly and Elberizon (2001) tarafından ise, ılıman sularda kafes

(16)

sistemlerinden atılan fosforun yaklaşık %60’nın, azotun %30’nun katı formda olduğu belirtilmiştir.

Danimarka’daki alabalık işletmelerinde havuz ve tanklardaki balıkların beslenmesinde ıskarta balık kullanıldığında %10-30, yaş peletle beslemede % 5-10 ve kuru yemlerde ise % 1-5 oranında kayıp olduğu bildirilmiştir. Kafeslerde salmon yetiştiriciliğinde ise, yem kayıp oranı %20 olarak belirtilmiştir (Pillay 2004). Beveridge and Phillips (1993) tarafından, kafes sistemlerinde ölü balıkların görülmesi ve uzaklaştırılması işleminin tank ve kanallara göre daha zor olması nedeniyle, fosfor atık yüklemelerinde önemli paya sahip olduğu bildirilmiştir.

Kafes yetiştiriciliğinde çevreye verilen toplam fosfor miktarı, yemin fosfor miktarına ve hazmolabilirliğine bağlıdır. Alabalık yetiştiriciliğinde yem değerlendirme oranı 1.5- 2.0:1 ve her ton alabalık üretimi için çevreye verilen fosfor 17-32 kg arasındadır.

Entansif alabalık yetiştiriciliğinde toplam yem kaybı, toz yem ve yenmemiş yem olarak yaklaşık % 20’dir. Havuz ve kafes yetiştiriciliğinde yemin ete dönüşüm oranı karşılaştırıldığında, kafeslerde yem kaybının %20’den daha fazla olduğu bildirilmiştir (Atay 1987).

Balık yetiştiricilik sistemlerine özgü başlıca potansiyel kirleticiler olan azot ve fosfor fraksiyonları, çözünmüş veya partiküler halde ortama girer. Alıcı ortama giren azotlu, fosforlu atıkların miktarı yemin protein düzeyine ve sindirilebilirliğine bağlıdır. Yem dönüşüm oranı 1.5, azot ve fosfor içerikleri sırasıyla % 7.2 ve % 0.9 olan yemlerin kullanıldığı kafeslerde yapılan yetiştiricilikte, üretilen her bir ton balık için 61 kg azotun ve 2.2 kg fosforun çözünmüş, 17 kg azotun ve 7.3 kg fosforun partiküler halde alıcı ortama dahil olduğu belirtilmiştir (Ackefors and Enell 1990).

Mires (1995), balık yemlerindeki fosfor yüzdesinin % 0.5-1.5 arasında değiştiğini, balık kafeslerinden ortama bırakılan fosforun % 16-26’lık bir bölümünün suda çözündüğünü,

% 51-59’nun partiküler halde dibe çöktüğünü, geriye kalan % 15-30’luk kısmının ise balıklar tarafından tutulduğunu bildirmiştir. Azot, yemlerdeki proteinden köken almakta

(17)

ve proteindeki azot içeriğinin yaklaşık % 16 ve toplam balık yeminin % 6-7’sini oluşturmaktadır. Balıklar tarafından bir bölümü azot kaynağı olarak kullanılırken, bir kısmı solungaçlardan amonyum olarak salınmakta ve kalanı organik formda dışkı ile ortama bırakılmaktadır. Avrupa Salmon ve Alabalık Üreticileri Federasyonu, Norveç’te üretilen bir kg balık için ortama bırakılan azot miktarını 0.06-0.09 ve fosfor miktarını 0.005-0.009 kg olarak bildirmiştir. Yem değerlendirme oranı 1:1.5 ve % 35-40 protein içeren yemle beslenen balıklarda azot ve fosfor ekstraksiyon oranlarınınsa, üretilen bir kg balık için sırasıyla yaklaşık 0.025 kg ve 0.033 kg olduğu tespit edilmiştir.

Boyd and Querioz (2001) tarafından salmonların kafeslerde yetiştiriciliğinde yem değerlendirme oranı 1.1 olduğunda ve % 7.04 N ve % 1.3 P içeren yemle beslendiklerinde; vücut kompozisyonunda kuru ağırlık olarak % 10 N ve % 3.2 P bulunduğu ve sistemin besin elementi yükünün 47.7 kg N/1000 kg yem ve 5.7 kg P/1000 kg yem, yüzde yem girdisinin ise azot ve fosfor için sırasıyla 67.8 N ve 43.8 P olduğu belirtilmiştir.

Ergün (2006), 1000 ton kapasiteli bir salmon tesisinden çevreye günlük 396 kg azot bırakıldığı ve bunun da 19 800 kişinin çevreye bıraktığına eşit olduğunu, yine aynı tesisten çevreye bırakılan günlük 40 kg fosfor miktarının 26 667 kişinin çevreye bıraktığı değere eşit olabileceğini bildirmektedir.

Dosdat et al. (2006) tarafından su sıcaklığının 16±0.2 olduğu tanklarda stoklanan 10 ve 100 gramlık gökkuşağı alabalığında tüketilen yemin sırasıyla % 37 ve % 42’sinin toplam amonyak şeklinde boşaltıldığı belirtilmiştir.

Besin elementi (azot veya fosfor) yüklemesi kavramı; bir birim zamanda gölün birim alanına eklenen besin elementi miktarıdır. Başka bir deyişle, su kütlesine giren besin elementi miktarı ve girdiye karşı sistemin tepkisi arasındaki ilişkiyi ifade eder.

Vollenweider tarafından, besin elementi yükleme kavramının; özellikle azot ve fosfor gibi gölün ötrofikasyon spektrumunu ve verimliliğini belirleyen elementlere

(18)

uygulanabileceği, fosforun azota göre ötrofikasyonun kontrolünde daha fazla öneme sahip olduğu belirtilmiştir (Dillon and Rigler 1974, 1975).

An and Kim (2003), Taechung Rezervuarı’nı (Güney Kore) besleyen yedi nehrin ve rezervuardaki sazan (Cyprinus carpio) kafes işletmelerinden kaynaklanan besin elementi girdilerinin rezervuarın su kalitesine etkisini araştırmışlardır. Besin elementi yüküne ilişkin belirlemeler, toplam fosfor yükünün % 68’nin havzadan geldiğini geriye kalan % 32’lik bölümün ise göldeki kafes işletmelerinden kaynaklandığnı ortaya koymuştur.

Lawacz (1985) tarafından, dış kaynaklı farklı girdilere sahip üç ötrofik göl için karbon, azot ve fosforun yıllık bütçeleri hesaplanmış; atmosferik transport, noktasal su girdileri ve havza bazlı girdilerin esas alındığı göllerden bir tanesinde gökkuşağı alabalığı kafes işletmelerinden gelen girdilerin de dikkate alındığı bildirilmiştir. Alabalık kafeslerinin bulunduğu Glebokie Gölü’nde azot yüklemesinin büyük bir bölümünün (3.58 g/m2yıl) yetiştiricilik kaynaklı olduğu saptanmıştır.

Besin elementi -bütçe dengesi veya kütle denge modeli;

- Yemden gelen besin elementi miktarı (girdisi),

- Yetiştiriciliği yapılan balıkta besin elementinin tutulma oranı,

- Üretim düzeyine bağlı olarak ortama bırakılan besin elementi miktarı

arasındaki ilişkileri belirleme için kullanılır. Başka bir deyişle, balık işletmelerinden kaynaklanan kirletici miktarı veya besin elementi yükü; yemleme oranları, yem değerlendirme oranları, yemin azot ve fosfor içeriği veya yemin sindirilebilirliğine ilişkin veriler kullanılarak tahmin edilebilir (Alvarado 1997). Anonymous (2001) tarafından da kütle denge tahminlerinin halen ılıman Avustralya sularında geniş çapta yapılan finfish yetiştiricilik sistemleri için kullanılabileceği belirtilmiştir.

Genel olarak pelet yemlerle yemlenen kültür balıklarında, yemlemeden kaynaklanan besin elementi yükünün yaklaşık %25’i balık etinde tutulmakta, %75’i doğaya

(19)

bırakılmaktadır. Çizelge 2.1’de farklı balık türleri için azot ve fosfor kütle-denge sonuçları sunulmuştur (Dominguez et al. 1997).

Çizelge 2.1 Farklı balık türlerinin yetiştiriciliğinde azot ve fosfor kütle dengesine ait veriler (Dominguez et al. 1997)

Balık türü Yetiştirme şekli

Yemdeki besin elementi (%)

Balıkta tutulan besin elementi (%)

Besin elementi

yükü

Kaynak

Kanal yayını (Ictalurus punctatus)

Havuz %5 N

%1 P

% 28 N

% 29 P

% 72 N

% 71 P

Schwartz and Boyd, 1994 Gökkuşağı

alabalığı (Oncorhynchus mykiss)

Kafes % 6-9 N

% 1.1-1.6 P

% 27-28 N

% 17-19 P

% 67-71 N

% 78-82 P

Hall et al.

1990,

Holby and Hall, 1991 Gökkuşağı

alabalığı (Oncorhynchus mykiss)

Kafes - % 26 N

% 18 P

% 74 N

% 87 P Enell, 1987

Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss)

Kafes - % 27.7 N

% 29.8 P

% 72.3 N

% 70.2 P

Ackefors and Enell, 1990

Salmon (Salmo

salar) Kafes - % 25 N

% 23 P

% 75 N

% 77 P

Folke and Kautsky,

1989 Çipura (Sparus

aurata) Havuz % 6 N

% 1.2 P

% 26 N

% 21 P

% 74 N

% 79 P

Neori and Krom, 1991 Çipura (Sparus

aurata) Kafes % 7.5 N

% 1 P

% 22.2 N

% 27.8 P

% 77.8 N

% 72.2 P Ewos, 1996

(20)

Phillips et al. (1985), kafeslerde balık yetiştiriciliğinin alıcı ortama olan ana etkisinin artan fosfor yükü olduğunu, Stirling and Dey (1990) ise her ton alabalık üretimi için alıcı ortama ortalama 18.8 kg fosfor yüklendiğini bildirmişlerdir.

Çizelge 2.2’de bazı sistemlerde gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliğinden kaynaklanan azot ve fosfor yükü değerleri verilmiştir.

Çizelge 2.2 Gökkuşağı alabalığı yetiştiricilik sistemlerinde azot ve fosfor yükü (kg/ton balık üretimi) (O’ Conor et al 1992)

Yetiştiricilik sistemi Azot yükü Fosfor yükü Kaynak Havuz/tank, kuru yem 83 11.0 Warre-Hanen (1982)

Kafes, kuru yem 104 27.0 Phillips (1985) Kafes, yaş yem 97 23.0 Penczak et al. (1982) Kafes, kuru yem 87 13.5 Enell and Löfgren (1983)

Guo and Li (2003), yaklaşık 1000 m2’lik bir alanı kaplayan Niushanhu Gölü’nde (Çin, Yangtze Nehir Havzası) yıllık üretimin 16 ton olduğunu belirterek, Mart-Aralık 2000 döneminde üç farklı balık türünün (Siniperca chuatsi, Megalobrama amblycephala, Ictalurus punctatus) yetiştirildiği kafes sisteminin azot ve fosfor bütçesini Çizelge 2.3’de sunulduğu şekilde tespit etmişlerdir.

Çizelge 2.3 Niushanhu Gölü’nde kafeslerde balık yetiştiriciliğinin azot ve fosfor bütçesi (Guo and Li 2003)

Besin elementi bütçesi Azot (kg) Fosfor (kg) Yemdeki besin elementi (a) 1798.9 380.9 Balıkta tutulan besin elementi (b) 266.0 41.7 Tahmini besin elementi kaybı (a-b) 1532.9 339.2 Besin elementi kaybı (kg)/ton balık 159.7 35.3

Johnsen et al. (1993), Norveç’te denizlerdeki salmon kafes işletmesinden kaynaklanan organik atıkların dağılımını incelemişler; sedimentteki yağ asitleri ve pristan (2,6,10,14-

(21)

tetrametil-pentadecae) gibi bileşenlerin işletmelerin çevresel etkilerinde kimyasal göstergeler olarak kullanılabileceğini bildirmişlerdir.

Foy and Rosell (1991), İrlanda’da 12 aylık bir periyotta tanklarda yapılan karasal kökenli gökkuşağı alabalığı üretiminde (YDO: 1.83), bir ton balık üretimi için 25.6 kg toplam fosfor ve 124.2 kg toplam azot yükü tahmin etmişlerdir. Yemden gelen besin elementi ve balıklarda tutulan besin elementi yükü arasındaki farktan bulunan tahmini yükleme değerinin % 97.6’sı toplam fosfora ve % 112.6’sı toplam azota ait bulunmuştur. Nisan-temmuz aylarında ortalama ağırlığı 3 gram stoklanan gökkuşağı alabalıkları yıl sonunda 250-500 gram hasat edilmişler; üretilen balıkların etlerinde ağırlığın yüzdesi olarak 2.58 azot ve 0.40 fosfor düzeyi belirlenmiştir.

Abery et al. (2005), Endonezya’da üç rezervuarda (Saguling, Cirata ve Jatiluhur) kafeslerde balık yetiştiriciliği ve doğal balıkçılık aktiviteleri arasındaki interaksiyonları araştırmışlardır. Sazan (Cyprinus carpio L.) ve Nil tilapyası (Oreochromis niloticus L.) her bir kafese yaklaşık 100 kg fingerling olacak şekilde stoklanmıştır. Saguling Rezervuarı’nda 1989 yılında 2200 kg/kafes olan üretim, 2002 yılında <500 kg/kafes saptanmış; Cirata Rezervuarı’nda 1995’de 2300 kg/kafes olan üretim 2002’de 400 kg/kafes olmuştur. Jatiluhur Rezervuar’nda ise üretim miktarının 2000 yılından itibaren arttığı ve 4000 kg/kafes olduğu olduğu saptanmıştır. Her üç rezervuarda da kafeslerin sayısı ve balık üretimi artış göstermiş ancak son yıllarda yüksek besin elementi yüklemesine bağlı olarak toplam balık üretiminde ve doğal balıkçılık aktivitelerinde belirgin bir düşme ile karşı karşıya kalınmıştır. Üretimin maksimum olduğu yıllar için besin elementi yük değerleri 3.1-15.2 ton azot/yıl ve 128-636 ton fosfor/yıl olarak tahmin edilmiştir. Araştırıcılar, her bir rezervuar için maksimum kafes sayısının belirlenmesine yönelik girişimlerin, kafes yetiştiriciliğinin ve doğal balık avcılığının uzun-dönemli sürdürülebilirliğine olanak vereceğini bildirmişlerdir.

Saguling Rezervuarı’nda (Endonezya) balık yetiştiriciliğinden kaynaklanan besin elementi yükü tahmin edilmiştir. Yaklaşık % 1 fosfor ve % 35 protein içeren yemle beslenen balıklarda (Cyprinus carpio L. ve Oreochromis niloticus) % 3.75 fosfor ve %

(22)

11.51 azot saptanmış; 1997 yılı için azot ve fosfor yükü sırasıyla 1970 ve 263 ton olarak bulunmuştur. Oldukça yüksek olarak tahmin edilen yük değerlerinin, yem değerlendirme oranının 8.4 olarak alınmasından ve yüksek protein içeren yem kullanımından kaynaklandığı belirtilmiştir (Abery et al. 2005).

Norveç’te fiyortlarda kafeslerdeki salmon yetiştiriciliğinin ötrofikasyona etkilerine ilişkin kantitatif tahminlerde, kafeslerdeki 1000 ton/km2 üretimi baz alınarak balık kafeslerinden doğrudan olan çözünmüş azot ve fosfor emisyonu sırasıyla 4 ve 0.6 ton/yıl km2 olarak tespit edilmiştir (Aure and Stigebrandt 1990).

Balık kafeslerinden ortama giren besin elementi yükü tarım, orman, endüstriyel kaynaklar gibi diğer kirletici kaynaklarla karşılaştırıldığında daha az öneme sahip olmasına karşın balık kafeslerinin genellikle temiz, oligotrofik veya sığ ortamlarda besin elementi yükü açısından lokal olarak önem taşıdığı bildirilmiştir (Enell and Ackefors 1991).

Yan (2005) tarafından, Kanada’da göllerdeki kafes işletmelerinin genellikle ortamın organik madde ve besin elementi düzeylerini artırmasına karşın, klasik fosfor kütle- denge modellerinin, kafes işletmelerinin bazı göllerin toplam fosfor düzeyine katkısının olduğundan fazla bulunmasına yol açtığı belirtilmiştir.

2.2 Yem Kalitesinin Balık Beslemedeki Yerine İlişkin Bildirişler

Yemi oluşturan tüm bileşenler metabolizma ürünleri olarak atık haline gelmekte; bu ürünler organik karbon, organik azot (karbonhidrat, yağ, protein), amonyum, üre, bikarbonat, fosfat, vitaminler ve pigmentlerden oluşmaktadır. Sözü edilen dışkı ve metabolik atıkların miktarı stok yoğunluğuna ve kullanılan yemin kalitesine göre değişmektedir (Pillay 2004).

Yüksek oranda yağ ve daha düşük oranda protein içeren yüksek enerjili ekstrude yemlerin geliştirilmesi ve kullanılması su ürünleri işletmelerinin çıkış sularının

(23)

kalitesini olumlu yönde etkilemiştir. Bu yemler, protein katabolizmasını azaltması, nişasta sindirilebilirliği, anti besleyicilerin ve patojenlerin yok edilmesi, diyetin fiziksel özelliklerini artırması ve balıkların yüksek proteinden yararlanma etkinliğini mümkün kılmıştır (Midlen and Redding, 1998, Şener vd. 2000).

Koca vd. (2006), Karadenizde gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliğinde kullanılan pelet ve ekstrude yemlerin gelişmeye etkisini araştırmışlar ve ekstrude yemlerin pelet yemlere göre daha kısa zamanda ağırlık artışı sağladığını bildirmişlerdir. Araştırıcılar ekstrude yemlerdeki yüksek yağ düzeyinin balıklarda aşırı yağlanmaya neden olmamasının, yağlardan ileri gelen enerjinin büyüme için kullanılmasından kaynaklandığı sonucuna varmışlardır.

Kaliteli yemlerin kullanılması ile alabalık işletmelerinde yemin ete dönüşüm oranı da olumlu yönde etkilenerek daha az yemle aynı üretim seviyesi korunmakta ve alıcı ortama daha az oranda fosfor ve azot bileşimleri bırakılmaktadır. 1974 yılında İskandinav ülkelerinden Danimarka ve Norveç’teki alabalık işletmelerinde yemin ete dönüşüm oranı 2.08 iken, bu oran 1995 yılında 1.0-1.1’e düşmüştür. Bu olumlu gelişme işletmelerin çıkış suyu kalitesini de olumlu yönde etkilemiştir. 1974 yılında 1 ton balık üretiminin alıcı ortama bıraktığı N ve P yükü sırasıyla 132 ve 31 kg iken, bu değerler 1995 yılında sırasıyla 55 ve 4.8 kg olarak tespit edilmiştir (Anonim 2003).

Yetiştiricilikte kullanılan yemlerin içeriğinin değiştirilmesi ile işletmelerin azot ve fosfor deşarj yükü azaltılabilir. Nitekim İsveç’te 1990 yılı öncesinde kullanılan alabalık yemleri % 1.2-1.4 fosfor içerirken, daha kaliteli yemlerin geliştirilmesi ile yemlerdeki fosfor oranı % 0.8’e düşürülmüştür. Bu gelişmelerin sonucunda 1985 yılına kadar 1 ton alabalık üretiminin alıcı ortama bıraktığı fosfor yükü 29 kg iken bu değer son yıllarda 15 kg/ton balığa gerilemiştir (Midlen and Redding 1998).

Miller and Semmens (2002)’e göre üretim dönemi boyunca uygun yemlerin kullanılması, etkin yemleme programının uygulanması ve çıkış sularındaki katı

(24)

maddelerin alıcı ortama verilmeden önce çökertilmesi işlemleri ile işletmelerin besleyici element yükü % 50 oranında azaltılabilmektedir.

Su ürünleri yetiştiriciliğinde yem kayıplarının oluşumu ve kayıp miktarı farklı faktörlerin etkisi altındadır. Bunların başında beslenecek türün yem alma alışkanlığı gelmektedir. Kimi türler yüzeyden yem alırken kimileri dipten veya su kolonundan yem almaktadırlar, yavaş yem alan türlerin beslenmesinde suda daha stabil kalabilen yüzen yemlerin kullanılması yararlıdır (Yıldırım ve Korkut 2004).

Yemleme yönetimi bağlamında yüksek enerjili ekstrude yemlerin seçimi ve kullanılmasının işletmelerin atık yükünün azaltılmasında etkili olduğu saptanmıştır.

Yüzer ekstrude yemlerin geliştirilmesi de işletmelerin atık kontrolüne olumlu katkıda bulunmuştur. Tüketilmeyen yemler su yüzeyinde kaldığından toplanması ve uzaklaştırılması daha kolay olmaktadır (Anonim 2003).

Proteinlerin element yapısının % 15-18’ini oluşturan azot yağların yapısında da yer almakta, fosfor ise balıklar için esansiyel bir besin maddesi olup %85-90 oranında kemiklerin ve dişlerin yapısında bulunmaktadır. Yemlerdeki azot miktarı yemin besin madde içeriğine göre değişmektedir. Çizelge 2.4’de İskandinav ülkelerinde salmon yetiştiriciliğinde kullanılan yem tiplerinin azot ve fosfor içerikleri sunulmuştur (Pillay 2004).

(25)

Çizelge 2.4 İskandinav ülkelerinde salmon yetiştiriciliğinde kullanılan yem tiplerinin azot-fosfor ve besin madde içerikleri (Pillay 2004)

Kompozisyon Yaş yem

Kuru yem (Düşük enerjili)

Kuru yem (Yüksek enerjili)

Kuru madde 325 900 900

Protein 170 500 450

Yağ 60 120 240

Karbonhidrat 50 150 100

Azot 27 80 72

Fosfor 4 15 10

Brüt enerji (MJ/kg) 1.3 4.5 5.2

Balıklar gereksinim duydukları fosforun çok az bir kısmını sudan karşılayabilmekte, sağlıklı bir kemik gelişimi ve metabolizma için yeterli olmayan bu miktarın geri kalan kısmı yemlerle birlikte verilmektedir. Çizelge 2.5’de bazı balık türlerinin fosfor ihtiyaçları sunulmuştur (Yıldırım ve Korkut 2004).

Çizelge 2.5 Bazı balık türlerinin fosfor gereksinimleri (Yıldırım ve Korkut 2004)

Tür Gereksinim (% yem) Gökkuşağı alabalığı 0.7

Salmon 0.6-0.7 Sazan 0.7 Yayın balığı 0.4-0.8

Tilapya 0.9 Yılan balığı 0.3

Mercan 0.6

Yem hammaddelerinin içeriğindeki fosfor balıklar tarafından tam olarak sindirilememektedir. Bu yüzden yemlere ek olarak mineral karması şeklinde fosfor eklenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Balık yemlerinde yüksek oranlarda kullanılan balık unu, et-kemik unu gibi hammaddeler yüksek oranlarda fosfor içermektedirler.

(26)

Hammaddelerden kaynaklanan fosforun sindirilme oranları balık türlerine göre değişmektedir. Özellikle bitkisel ürünlerdeki fosforun balıkların sindiremeyeceği ‘fitin fosfat’ halinde bulunması, bu tür hammaddelerdeki fosforun sindirilebilirliğini %60-70 oranında düşürmektedir (Yıldırım ve Korkut 2004).

Riche and Brown (1999), fosforun gökkuşağı alabalıklarının beslenmesinde dietteki ana besin elementi ve fosfor gereksiniminin ise 5-8 g/kg olduğunu belirtmişlerdir.

Coloso et al. (2001), balıkların fosfor gereksinimlerini doğal sulardaki fosfatın düşük konsantrasyonundan dolayı yemlerden sağlamak zorunda olduklarını belirterek, gökkuşağı alabalıkları (Oncorhynchus mykiss) için yemdeki fosfor gereksiniminin % 0.4-0.6 düzeyinde, balık ununda bulunan fosforun gökkuşağı alabalığı ve diğer türler için hazır ve yararlanılabilir olduğunu bununla birlikte yemdeki fosforun etkin kullanımının yemdeki fosfor düzeyi % 0.6 olduğunda bile yalnız % 60 olduğu bildirilmiştir. Bu düzeyin farklı oranlarda fosfor içeren ticari yemlerde çok daha düşük olabileceği ve düşük kullanımından dolayı yemdeki fosforun önemli bir bölümünün metabolik atık olduğu belirtilmiştir.

Vielma et al. (1998), gökkuşağı alabalıklarında fosforun kullanımında yeme ilave edilen fitaz ve yüksek düzeyde cholecalciferolün etkilerini araştırmışlardır. Başlangıç ağırlığı 51.6 g olan balıklar üç tekerrür halinde 12 hafta süre ile farklı oranlarda fitaz ve cholecalciferol içeren yemle beslemişlerdir. Her iki maddenin yeme ilavesi hepatik cholecalciferol konsantrasyonunu azaltmış, yeme fitaz ilavesi ise soya küspesi protein kökenli yeme göre gökkuşağı alabalıkları yetiştiriciliğinden kaynaklanan fosfor yükünü fitaz içermeyen yemle beslenen gruba göre % 58 oranında azaltmıştır. Yüksek düzeydeki cholecalciferol (250.000-2.500.000 IU/kg) fosfor kullanımında faydalı bir etki yaratmamış, orta düzeydeki cholecalciferol, fosfor yükünü azaltmada potansiyel etki sağlamasına karşın, düşük büyüme performansı ve böbreklerdeki kalsiyum depolanmasını arttırması nedeniyle önerilmemiştir.

(27)

Ruohonen et al. (1998), gökkuşağı alabalıkları kafes sistemlerinden suya olan besin elementi kayıplarını (g besin elmenti/kg ağırlık artışı) araştırmışlardır. Lokal olarak avlanan düşük yağlı ringa, ringa kökenli yaş yem ve balık unu kaynaklı dietler kullanıldığında besin elementi kayıpları 162 g N ve 39 g P iken, her bir kg gökkuşağı alabalığı için kuru peletlerle beslemede 79 g N ve 18 g P olarak yaklaşık iki kat daha fazla belirlenmiştir. Yüksek düzeydeki kayıpların düşük akıntı hızının söz konusu olduğu alanlarda özellikle yakın işletmelerde lokal ötrofikasyon ve hipernutrifikasyon problemlerine neden olduğu bildirilmiştir.

Skonberg et al. (1997), altı farklı fosfor konsantrasyonu içeren yemlerle 8 hafta süreyle besledikleri yavru gökkuşağı alabalıklarında (Oncorhynchus mykiss) metabolik aktiviteleri incelemişlerdir. Araştırma sonuçlarına göre, gökkuşağı alabalıklarının vücut ağırlığı ile rasyondaki fosfor konsantrasyonu arasında bir korelasyon tespit edilmezken, incelenen bütün doku ve metabolitlerde rasyondaki farklı fosfor konsantrasyonuna bağlı olarak değişimler saptanmıştır. En çok değişimse derideki kül, fosfor, kalsiyum ve magnezyum konsantrasyonlarında olmuştur.

Bureau and Cho (1999) protein oranı % 41-42, lipid oranı % 17-18 ve kül oranı % 10- 11, fosfor içerikleri ise % 0.75, % 1.15, % 1.66, % 2.19 olan dört farklı yemle 16 hafta boyunca besledikleri gökkuşağı alabalıklarında, yem değerlendirme oranının 1.06 ile 1.11 arasında değiştiğini tespit etmişlerdir. Araştırıcılar, fosforun balıkta tutulma oranının yem değerlendirmeye bir etkisinin olmadığını, karkas ve kemik yapısındaki fosfor içeriğini etkilediğini, deneme başlangıcında gökkuşağı alabalıklarında karkastaki azot ve fosfor oranı sırasıyla % 11.5 ve % 0.4 iken, 16 haftalık deneme sonunda gruplarda karkastaki azot oranının sırasıyla % 13.8, 13.4, 13.4 ve 13.9, fosfor oranının ise % 0.26, 0.34, 0.39 ve 0.41 olduğunu belirtmişlerdir. Sonuç olarak araştırıcılar, balık yetiştiricilik faaliyetlerinde fosfor atığının özellikle çözünmüş formda olduğunu ve etkin fosfor tutulumunun artan fosfor alımıyla azaldığını belirtmişlerdir. Ayrıca araştırıcılar, plazmadaki inorganik fosfor konsantrasyonunun balıkla atılan çözünmüş fosfor düzeyini belirlemede ana faktör olduğunu saptamışlardır.

(28)

Kafeslerde başlangıç ağırlığı 252±30 g olan gökkuşağı alabalıklarını (Oncorhynchus mykiss) beslemede balık unu yerine soya unu ilavesinin, balıkların performansı, vücut kompozisyonları ve dışkının fosfor düzeyine etkileri incelenmiş; balık ununun büyük bir bölümü yerine soya unu içeren yemlerin daha düşük kirlenme yaratan rasyonlar olarak kullanılabileceği, yeme ilave edilen fitaz enziminin ise balıkların vücut ağırlık artışı ve balıklardan kaynaklanan fosfor yükünde bir düşüş yaratmadığı tespit edilmiştir.

Kafeslerde balık yetiştiriciliğinin alg üretimi ve dolayısıyla ötrofikasyon üzerindeki olumsuz etkilerinin, balık rasyonlarının formülasyonlarına ilişkin girişimlerle giderilebileceği de vurgulanmıştır (Vielma et al. 2000).

Green et al. (2000a), tanklardaki gökkuşağı alabalıklarını (Oncorhynchus mykiss) fosfor düzeyi 14 g/kg’dan 8 g/kg’a kadar azalan farklı rasyonlarla, 40 gramdan 250 gram oluncaya kadar beslemişler, buna bağlı olarak askıda ve çözünmüş fosfor atığında belirgin azalmalar saptamışlardır. Denemede yem değerlendirme oranı 0.99 ile 1.13 arasında değişmiş, bir ton alabalık üretimi için ortama bırakılan azot ve fosfor yükü ticari yemle beslenen grupta 9.65 kg P ve 49.3 kg N iken, deneysel yemle beslenen grupta bu miktar 4.07 kg P ve 36.6 kg N olmuştur.

Karada kurulu ticari bir alabalık işetmesinde yürütülen 8 haftalık bir besleme denemesinde ise, başlangıç ağırlığı 99 gram olan gökkuşağı alabalıklarının (Oncorhynchus mykiss) fosfor ve azottan yararlanma etkinliği üzerinde yemdeki yağ ve fosfor düzeylerinin etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla düşük fosfor-yüksek yağ içeren deneme rasyonu ile yaygın olarak kullanılan ticari alabalık yemi karşılaştırılmıştır.

Araştırma, ticari yeme göre deneme rasyonu ile beslenen gruplarda, önemli derecede iyi yem değerlendirme oranı, artan azot ve fosfor tutulumu ve düşük çözünmüş, katı ve toplam fosfor atığı (g/kg kuru yem) ile sonuçlanmıştır. Fosfor içeriği 14 ve 8 (g/kg kuru yem) olan yemlerle beslenen gruplarda sırasıyla % 31.4 ve 50.5 oranında fosfor tutulumu görülürken, % 43.2 ve 42.4 oranında azot tutulumu görülmüştür. Bu gruplarda yem değerlendirme oranı sırasıyla 1.12 ve 1.11 olarak hesaplanmış, 1 ton alabalık üretimi içinse sırasıyla 8.99 ve 3.80 kg fosfor, 37.2 ve 38.3 kg azot yükü hesaplanmıştır (Green et al. 2000b).

(29)

Coloso et al. (2003), tanklarda 13 kg/0.7 m3 stok yoğunluğunda, farklı fosfor konsantrasyonu ve D3 vitamini içeren yemlerle 11 hafta besledikleri gökkuşağı alabalıklarından (Oncorhynchus mykiss) kaynaklanan çözünebilir, çökebilen, partikül fosfor ve balık etinde tutulan fosfor konsantrasyonunu araştırmışlardır. Alınan sonuçlara göre; yemdeki fosfor konsantrasyonu arttıkça büyüme oranı, yem değerlendirme oranı ve biyomas artmıştır. Düşük fosfor konsantrasyonu içeren yemlerle beslenen balıklarda, balık etinde günlük fosfor artış düzeyi ve plazma fosfor konsantrasyonu düşük bulunmuştur. Vitamin D3 konsantrasyonunun balık büyüklüğüne ve fosfor atılım seviyesine etkisi görülmemiştir. Düşük fosfor içeren yemlerle yapılan beslemede, toplam fosforun % 60’ı balık etinde tutulurken, vücuttan atılan % 40 düzeyindeki fosfor oranının % 20-30’unun çöktüğü, % 10-20’sinin partikül ya da çözünmüş olarak suya karıştığı belirlenmiştir. Yüksek fosfor içeren yemlerle yapılan beslemede ise, fosforun

% 30-55’i balık etinde tutulurken, % 15-25’i çökebilen, % 20-55’i çözünebilen ve % 5- 10’u partikül fosfor olarak tespit edilmiştir.

Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) rasyonlarında protein düzeyini ve tanklardan çıkan atık sudaki amonyak-azotu ve çözünebilir fosforu azaltmak amacıyla, lysine ilaveli yemlerle bir besleme denemesi yapılmıştır. Lysine ilaveli ve %37 ham protein içeren yemlerle beslenen gökkuşağı alabalıklarının tank atık sularındaki amonyak-azotu ve çözünmüş fosfor düzeyleri, % 37 ve % 42 balık unu içeren yemlerle beslenen kontrol grubuna göre daha düşük bulunmuştur (Cheng et al. 2003).

Satoh et al. (2003), tanklarda gökkuşağı alabalıklarını (Oncorhynchus mykiss), düşük oranda (%20) balık unu ve düşük fosfor içerikli deneme yemi ile % 20 soya unu, % 25 mısır gluten unu ve % 5 kan unu içeren ticari yemle beslemişlerdir. İki farklı yemi dikkate alarak fosforun balık etinde tutulma oranı ve ortama bırakılan fosfor yükünü karşılaştırmışlardır. Alınan sonuçlarda spesifik büyüme oranı ve yem değerlendirme oranında bir farklılık görülmezken, deneme yemiyle beslenen alabalıklarda fosfor tutulma oranı daha yüksek (%35.9), ortama bırakılan fosfor yükü ise daha düşük (7.8 kg/ton) bulunmuştur.

(30)

Hernandez et al. (2004), kontrol grubuna göre düşük balık unu (% 15-20) ve düşük fosfor (% 0.8-0.9) içeren yemlerle tanklarda besledikleri gökkuşağı alabalıklarında (Oncorhynchus mykiss) vücutta tutulan azot (N) ve fosfor (P) değerlerini karşılaştırmışlardır. Araştırmanın birinci denemesinde 2 g’lık yavrularla 30 haftalık besleme yapılırken, ikinci denemede ortalama 134.7 g’lık yetişkin gökkuşağı alabalıkları kullanılarak 15 haftalık bir periyotta besleme yapılmıştır. Birinci denemeye ilişkin bulgular doğrultusunda, deneme yeminin kullanıldığı gruplarda fosfor tutulma oranı, yüksek balık unu içerikli yemin kullanıldığı gruba göre daha yüksek (% 56 ve % 69) bulunmuştur. Azot tutulma oranı ise tüm gruplarda benzerlik göstermiştir. Büyük balıklarla yapılan ikinci deneme grubunda ise, vücutta tutulan fosfor ve azot oranı birinci deneme grubuna göre düşük bulunmuştur. Ancak yine benzer olarak deneme yemiyle yapılan beslemede fosforun tutulma yüzdesi kontrol grubuna göre yüksek çıkmıştır (% 36 ve % 22.2). Suya bırakılan fosfor yükü ise deneme yemiyle beslenen grupta 5.9 kg/ton olurken kontrol grubunda bu miktar 12.8 kg/ton olarak tespit edilmiştir. Spesifik büyüme oranı küçük balıklarla yapılan birinci denemede 2.19 ile 2.23 arasında değişirken ve büyük balıklarla yapılan ikinci denemede 0.91 ile 1.02 arasında değişmiştir.

Cho and Bureau (2001), su ürünleri yetiştiricilik faaliyetlerinin çevresel etkilerini azaltmak amacıyla, yetiştiricilikten kaynaklanan atıkları azaltmada önemli girişimler yapılması gerektiğini belirtmişlerdir. Araştırıcılara göre, çoğu yetiştiricilik atıkları yem orjinli olup atıkların azaltılması yem formülasyonları ve besleme stratejilerinin geliştirilmesi ile bağlantılıdır. Daha az katı atık içeren yemlerin üretimindeki ilk adım düşük olarak sindirilen yem bileşenlerini (ingredient) elimine etmek ve iyi bağlayıcı özellikli sindirimi yüksek bileşenleri kullanmaktır. Katı atıkların azaltılması işlemi, sindirilebilirliği iyileştirmek amacıyla paralel olup dikkatli ingredient seçimi ve yemin besin elementi dengesi ile ilişkilidir. Azotlu atıkların minimuma indirgenmesi, yemdeki sindirilebilir proteinin sindirilebilir enerjiye oranının düşürülmesi ile azaltılabilir.

Fosforlu atıklar ise yem bileşenlerinin dikkatli seçiminin yanısıra yemde balığın gereksinimini karşılayacak düzeyde sindirilebilir fosfor içeriğinin optimizasyonu ile azaltılabilir.

(31)

Karasal kökenli işletmelerde yem kaynaklı negatif çevresel etkileri azaltmada; deşarj öncesi atık suların muamalesi (çökeltme havuzları, spesifik filtrasyon aletleri, atıksu arıtma sistemleri vb), çıktı sularında toplam azot ve fosfor için maksimum izin verilebilir değerlerin tespiti, benzer şekilde kullanılan yemler için maksimum izin verilebilir besin elementi değerlerinin belirlenmesi gibi konular ana başlıkları oluşturmaktadır (Tacon and Forster 2003). Avrupa Birliği ülkelerinde kullanılan en yaygın düzenlemeler ise, azot ve fosfor yüküne yönelik sınırlamalar, arıtım zorunluluğu ve üretim kotalarıdır (Anonim 2003).

Ağ kafeslerde yapılan yetiştiricilikte, çevre dostu yemlerin (yüksek enerji protein oranlı, yüksek sindirilebilir hammadde içerikli ve düşük fosfor düzeylerine sahip) kullanımı ve yemleme stratejilerinin optimizasyonu ile yetiştiriciliğin çevresel etkileri azaltılabilir (Güven ve Şener 2005).

2.3 Kafeslerde Balık Yetiştiriciliğinin Su Kalitesine İlişkin Bildirişler

Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de su ürünleri yetiştiriciliği ve özelikle gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) üretimi hızla gelişirken, yetiştiriciliğin çevre üzerindeki etkilerinin belirlenmesi bilimsel araştırmalarla irdelenmeye çalışılmaktadır.

Bu çalışmaların odak noktasını kafes-çevre etkileşimi oluşturmaktadır.

Balık yetiştiriciliği yapılan kafes çiftliklerinden kaynaklanan atıklar tüketilmeyen yem, dışkılar ve boşaltım ürünlerinin oluşturduğu çözünmeyen ve çözünebilir formda maddelerdir. Bu maddeler organik karbon, azot ve fosfor fraksiyonları olup, etkileri işletmelerinin büyüklüğü ve ortamın hidrografisine bağlı olarak değişmektedir (Beveridge 1984, Gowen and McLusky 1988, Enell and Ackefors 1991).

Yetiştiricilik faaliyetlerinden kaynaklanan katı formdaki azot ve fosfor ulaştıkları alıcı ortamlarda ötrofikasyona neden olabilmekte, fosforun tatlı su sistemlerinde algler için sınırlayıcı faktör olması fosforlu atıkların tatlı sularda daha önemli hale gelmesini teşvik

(32)

azaltılmasına yönelik girişimler, yetiştiricilik faaliyetlerinin sürdürülebilirliği ve akvatik sistemlerin verimliliği açısından önemlidir (Coloso et al. 2001).

Yetiştiricilikte kullanılan yemler ve yemleme rejimleri de işletmelerin potansiyel çevresel etkilerini belirlemede önemli rol oynayabilir (Tacon and Forster 2003). Yüksek oranda yağ ve daha düşük oranda protein içeren yüksek enerjili ekstrude yemlerin kullanımının su ürünleri işletmeleri çıkış sularının kalitesini olumlu yönde etkilediği;

daha az kirlenmeye neden olan bu tip yemdeki yüksek yağ kaynaklı enerjinin proteinin katabolizmasını azaltarak balıkların proteinden yararlanma etkinliğini artırdığı bildirilmiştir (Midlen and Redding 1998).

Balıkların beslenmesi sırasında oluşan atıkların çevreye boşaltımı ekosistemde zararlı etkilere yol açmaktadır. Kafeslerden çevreye giren ve esas olarak karbon ve azot içeren katı organik materyalin bir kısmı (% 15 civarında) askıda katı madde olarak su kolonunda kalarak su kalitesi değişimlerine neden olur ve az da olsa kafes dışındaki balıklar tarafından tüketilir. Önemli bir kısmı ise sedimentte birikerek bentik sistemin organik zenginleşmesine, bentik makrofauna ve sediment kimyasında önemli değişimlere yol açar (Ackefors and Enell 1990).

Kafeslerde balık yetiştiriciliğinin alıcı ortama etkilerine ilişkin çalışmalarda iki yöntem kullanılmaktadır. Bazı araştırmacılar bu etkileri incelerken kafes ve kafeslerden belli uzaklıkta seçilen kontrol alanlarını, bazı araştırmacılar ise kafes ünitesi kurulmadan önce ve taşındıktan sonraki durumu karşılaştırmaktadırlar. Söz konusu bu yöntemler, yetiştiriciliği yapılan balık türüne ve kafes işletmesinin büyüklüğüne göre farklılık gösterse de, kafeslerde balık yetiştiriciliğinin askıda katı madde, alkalinite ve besin elementi (toplam fosfor, organik azot ve karbon) düzeyinde artış, oksijen miktarında düşüşe neden olduğu belirtilmiştir (Beveridge 1984, Enell and Ackefors 1991).

Kafes sistemlerinde balık yetiştiriciliğinden kaynaklanan atıkların su sütununa yapmış olduğu etkilere ilişkin çalışmalar, bu tip yetiştiriciliğin ortamın besin elementi ve askıda katı madde miktarını arttırdığını, ışık geçirgenliği, çözünmüş oksijen, elektriksel

(33)

iletkenlik ve pH değerlerini düşürdüğünü göstermiştir (Beveridge 1984, Phillips et al.

1985, Weglenska et al. 1987).

Costello et al. (2004) tarafından, İrlanda’da oligotrofik Allen Gölü’nde altı ay süreyle aylık olarak kafes işletmesi ve kontrol istasyonlarında yaklaşık yetmiş parametre izlenmiş; otuz yıldır süregelen salmon yetiştiriciliği faaliyetlerinin su kalitesi ve göl yatağı üzerinde olumsuz bir etki yaratmadığı bildirilmiştir.

Kafeslerde alabalık yetiştiriciliği yapılacak göllerde su sıcaklığının 20 °C’nin altında, çözünmüş oksijen miktarının 6 mg/L’nin üstünde, amonyumun 0.5 mg/L’nin altında ve pH’nın 8 olması gerekmektedir (Anonim 1992a).

Balık yetiştiriciliği yapılan kafes işletmelerinden kaynaklanan atıklar tüketilmeyen yem, dışkılar ve boşaltım ürünlerinin oluşturduğu çözünmeyen ve çözünebilir formda maddelerdir. Bu maddeler organik karbon, azot ve fosfor fraksiyonları olup, etkileri işletmelerin büyüklüğü ve ortamın hidrografisine bağlı olarak değişmektedir (Beveridge 1984, Gowen and McLusky 1988, Enell and Ackefors 1991).

Yemlerle sucul ortama giren organik maddeler, suda çözünmeleri veya sedimentten salınmaları durumunda özellikle besin elementlerinin sınırlayıcı olduğu durumlarda ötrifikasyona yol açabilmekte ve ışık geçirgenliğini azaltabilmektedir (Gowen and McLusky 1988, Çelikkale vd. 1999).

Rast and Holland (1988) tarafından yetiştiricilikten kaynaklanan ötrofikasyonun, göl veya baraj göllerinde su kalitesinde birtakım değişikliklere özellikle de ışık geçirgenliğinde azalmaya, besin elementi, elektrik iletkenliği, klorofil-a miktarında artışlara neden olduğu bildirilmiştir.

Stirling and Dey (1990), İskoçya’da 200 ton civarında gökkuşağı alabalığı üretiminin yapıldığı 71 hektar büyüklüğünde ve ortalama derinliği 5 m olan bir gölde, kafeslerden

(34)

kaynaklanan fosfor yükleme değerini 5.3 g/m2 yıl olarak hesaplamışlardır. Söz konusu bu üretim düzeyinde kafeslerin yakınında amonyak, ortofosfat ve askıda katı madde miktarında artış; kafeslerin bulunduğu istasyonda, kafeslerden 1.61 km uzakta seçilen diğer istasyona göre çözünmüş oksijen ve pH değerinde ise düşüş olduğu saptanmıştır.

Hakanson (2005) tarafından, balık işletmeleri emisyonlarının göllerde primer üretimden çok sekonder üretimi etkilediği bu durumun ise kafes dışındaki balıkların doğrudan kafes kaynaklı dışkı ve yem atıklarını tüketmelerinden kaynaklandığı bildirilmiştir.

Demir et al. (2001), Kesikköprü Baraj Gölü’nde, kafeslerde gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliğinin yapıldığı 30 ton kapasiteli bir işletmede, seçilen üç istasyonda (kafes, kafesten doğu ve batıda 200 m uzaklıkta) yetiştiriciliğin su kalitesine etkisini aylara bağlı olarak çalışmışlardır. Araştırmada istasyonlar arasında su sıcaklığı, pH ve çözünmüş oksijen düzeyi açısından önemli bir farklılık olmadığı belirlenmiştir.

Karaca (2002) tarafından, Kesikköprü Baraj Gölü’nde yaklaşık 55 ton kapasiteli bir kafes işletmesinin alıcı ortama etkisini tespit etmek için üç istasyonda (kafes, kafesten 15 ve 30 m uzakta) aylara bağlı olarak su sıcaklığı, çözünmüş oksijen, pH ve ışık geçirgenliği parametreleri incelenmiş; istastistiki analizler sonucunda kafeslerde balık yetiştiriciliğinin bu özellikler açısından su kalitesini olumsuz yönde etkilemediği ve istasyonlara bağlı değişimlerin bazı aylarda istatistiki açıdan önemli bulunduğu bildirilmiştir.

(35)

3. MATERYAL VE YÖNTEM

3.1 Materyal

3.1.1 Deneme yeri

Kesikköprü barajı, Ankara’nın 110 km güneydoğusunda, Hirfanlı Barajı’nın 25 km mansabında, Kızılırmak Nehri üzerinde 1966 yılında kurulmuştur. Baraj 39º 23’’ kuzey enlemleri, 33º 25’’ doğu boylamları arasında, denizden 785 m yükseklikte, toprak-kaya dolgu tipinde olup, sulama ve enerji amacı ile kurulmuştur (Anonim 1992b). Baraj Gölü’nün bazı morfometrik ve hidrolojik parametreleri Çizelge 3.1’de sunulmuştur.

Göle su girişi, Kızılırmak Nehri üzerindeki Hirfanlı Barajından olmaktadır. Gölde kapasiteleri 20-55 ton arasında değişen beş adet kafes işletmesi bulunmaktadır (Karaca 2002).

Çizelge 3.1 Kesikköprü Baraj Gölü’nün bazı morfometrik ve hidrolojik parametreleri

Parametreler Sembol Değerler

Drenaj alanı (km2) Ad 354

Göl alanı (km2) Ao 6,5

Göl hacmi (106 m3) V 95

Ortalama derinlik (m) ž 14,62 Göle gelen toplam su miktarı (106 m3)* Q 2155 Seyrelme hızı (yıl-1)* p=Q/V 22,68 Suyun yenilenme süresi (yıl)* tw=1/p 0,047 Fosfor tutulma katsayısı * R

0,21

*: 2000 yılına ait değerler

(36)

3.1.2 Deneme kafesleri

İki ayrı işletmede yürütülen bu araştırmada her işletmeye yaklaşık 4’er metreküpten (1.8 x 2.2 x 1 m) oluşan, göz açıklığı 12 mm olan düğümlü naylon ağların kullanıldığı toplam 8 adet kafes dizayn edilip yerleştirilmiştir. Deneme kafeslerinin işletmelerdeki konumu Şekil 3.1 ve Şekil 3.2’de gösterilmiştir. A işletmesinde pelet yemle beslenen gruplar Ap, ekstrude yemle beslenen gruplar ise Ae olarak, B işletmesinde pelet yemle beslenen gruplar Bp, ekstrude yemle beslenen gruplar ise Be olarak isimlendirilmiştir.

Her iki işletmenin Kesikköprü Baraj Gölü’ndeki konumu ise Şekil 3.3’de sunulmuştur.

Şekil 3.1 Deneme kafeslerinin A İşletmesindeki konumu

Şekil 3.2 Deneme kafeslerinin B İşletmesindeki konumu

(37)

Şekil 3.3 Seçilen işletmelerin Kesikköprü Baraj Gölü’ndeki konumu

3.1.3 Balık materyali

Denemede Bolu’daki ticari bir işletmeden temin edilen toplam 2016 adet aynı devre çıkışlı ortalama ağırlığı 62.62±0.26 g olan gökkuşağı alabalıkları kullanılmıştır.

3.1.4 Yem materyali

Denemede kullanılan pelet ve ekstrude yemler ticari bir yem firmasından temin edilmiştir. Deneme boyunca toplam 216.399 kg pelet, 227.977 kg ekstrude yem kullanılmıştır. Ticari yem firmasının vermiş olduğu protein, yağ, kül, selüloz ve fosfora ilişkin değerler Çizelge 3.2’de sunulmuştur.

A

B

(38)

Çizelge 3.2 Denemede kullanılan pelet ve ekstrude yemin etiket içerikleri

Ekstrude yem Pelet yem

Protein (%) 46 46

Yağ (%) 22 16

Kül (%) 10 12

Selüloz (%) 1.2 2.1 Fosfor (%) 1.3 1.6

3.1.5 Su materyali

Su örnekleri, her iki işletmedeki kafes ünitesinin ortalama derinliğinden alınmıştır.

Deneme başlangıcından bitimine kadar geçen dört aylık sürede (Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz) ayda bir kez olmak üzere su örnekleri alınmıştır.

3.1.6 Sahada kullanılan araçlar

• Ruttner su alma cihazı; kapaklı, iki litre kapasiteli.

• Plastik bidonlar; 3’er litrelik.

• Oksijenmetre; -5 ile +45 °C arasındaki sıcaklıkları 1 °C hassasiyetle, 0 ppm ile 15 pm arasındaki çözünmüş oksijen değerlerini ±2 ppm hassasiyetle ölçebilen.

• Dijital terazi (0.01 g hassasiyetinde)

• Secchi Diski; 20 cm çapında.

3.1.7 Laboratuvarda kullanılan araçlar

• Dijital pH metre; tampon çözeltilerde kalibre edilmiş.

• Spektrofotometre; 400-800 nm dalga boylarında okuma yapabilen

• Whatman GF/C filtre kağıdı 0,45 µm’lik.

• Kimyasal maddeler ve cam malzemeler.

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :