J ULIO C ORTÁZAR
OYUNUN SONU
CAN SA NAT YA YIN LA RI
YAPIMVEDAĞITIMTİCARETVESANAYİA.Ş.
HayriyeCaddesiNo:2,34430Galatasaray,İstanbul
Telefon:(0212)2525675/2525988/2525989Faks:(0212)2527233 canyayinlari.com/9789750739767
yayine[email protected] SertifikaNo:43514 CanModern
Oyunun Sonu, JulioCortázar
İspanyolcaaslındançeviren:SüleymanDoğru Final del Juego
© 1956,andHeirsOfJulioCortázar
©2019,CanSanatYayınlarıA.Ş.
BueserinTürkçeyayınhaklarıAgenciaLiterariaCarmenBalcellsS.A.
aracılığıylaalınmıştır.
Tümhaklarısaklıdır.Tanıtımiçinyapılacakkısaalıntılardışındayayıncınınyazılı
izniolmaksızınhiçbiryollaçoğaltılamaz.
1.basım:2019
2.basım:Nisan2020,İstanbul
Bukitabın2.baskısı1000adetyapılmıştır.
Dizieditörü:EmrahSerdan Editör:Emrahİmre
Düzelti:AylinSamancıElmasdağ Mizanpaj:BaharKuruYerek
Kapaktasarımı:UtkuLomlu/LomCreative(www.lom.com.tr) Baskıvecilt:TürkmenlerMatbaacılıkReklamSan.veTic.Ltd.Şti.
MaltepeMah.GümüşsuyuCad.No:16-18 Topkapı,İstanbul
SertifikaNo:43087 ISBN978-975-07-3976-7
Can Sanat Yayınları Yapım ve Dağıtım Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi
İspanyolcaaslındançeviren
SüleymanDoğru
ÖYKÜJ ULIO C ORTÁZAR
OYUNUN SONU
Seksek,1988
Ötekinin Rüyası / Bütün Öyküleri 1,2016 Ayak İzlerinde Adımlar / Bütün Öyküleri 2,2017 JulioCortázar’ınCanYayınları’ndakidiğerkitapları:
JULIOCORTÁZAR,1914’teBrüksel’dedoğdu.Arjantin’deöğrenim
gördüktensonra,öğretmenlikveçevirmenlikyaptığısıralar,Perón
hükümetininuygulamalarındanduyduğudüşkırıklığıylaülkesiniterk
ederekParis’eyerleşti.1981’deFransızuyruğunageçtiamaArjantin
yurttaşlığındandaayrılmadı.1950’liyıllardayayımlananHayvan Hikâ
yeleri, Oyunun SonuveGizli Silahlaradlıöykükitaplarını1963’teyayım- lananSeksekadlıromanıizledi.BugünyazarınbaşyapıtısayılanSek
sek,gelenekselromanınolayörgüsünüaltüsteden,belirlibirsona
bağlanmayanaçıkuçlubirromandı.Cortázar’ınötekiönemliyapıtla- rıarasındaManuel’in KitabıveMırıldandığım Öykülersayılabilir.Edgar
AllanPoe’nunyapıtlarınıİspanyolcayakazandıranCortázar,sonyılla- rındakendiniinsanhaklarıdavalarınaadadıveUNESCO’daçalıştı.
1984’teParis’teöldü.
SÜLEYMANDOĞRU, 1969’daKeşan’dadoğdu.İlköğreniminiKeşan’
da,ortaöğreniminiyseİstanbul’da,GalatasarayLisesi’ndeyaptı.İstan- bulÜniversitesiFransızDiliveEdebiyatıBölümü’nden1998’deme- zunoldu.InstitutCatholiquedeParis’tekütüphanecilikvedoküman- tasyonformasyonualdı.İspanyolcaveFransızcadançoksayıdaçevi- risibulunmaktadır.
OYUNUN SONU I
Koruların Sürekliliği ...15
Kimsenin Suçu Değil ...18
Nehir ...24
Zehirler ...28
Hükümlü Kapı ...46
Mainad’lar ...56
II Kyklad İdolü ...75
Bir Sarı Çiçek ... 86
Sofra Sohbeti ...95
Bando ...105
Arkadaşlar ...112
Güdü ...115
Torito ...124
III Ötekinin Rüyası ...137
Öğle Yemeğinden Sonra ...145
İçindekiler
Aksolotl ...157 Geceleyin Sırtüstü ...164 Oyunun Sonu ... 174
Oyunun Sonu
I
15
Romanı okumaya birkaç gün önce başladı. Çıkan acil işlerinden ötürü bir kenara bıraktı, sonra trenle ma
likâneye dönerken kapağını yeniden açtı; olay örgüsü, karakterlerin özellikleri yavaş yavaş ilgisini çeker oldu. O öğleden sonra, temsilcisine bir mektup yazmasının ve kâhyayla bir ortakçılık sözleşmesini tartışmasının ardın
dan, meşe ağaçlarıyla kaplı koruya bakan çalışma odası
nın sakinliğinde kitaba geri döndü. Varlığıyla, odaya mü
nasebetsiz bir giriş ihtimalini çağrıştıran kapıya sırtını dönüp gözde koltuğuna yayıldıktan sonra yeşil kadifeyi sol eliyle birkaç kez okşadı ve son bölümleri okumaya koyuldu. Karakterlerin isimleriyle özelliklerini hatırla
makta hiç zorlanmadı ve çok geçmeden kendini roma
nın büyüsüne kaptırdı. Satır satır ilerledikçe etrafını sa
ran şeylerden koparken, aynı anda kafasının kadife kaplı yüksek arkalıkta rahatça dinlendiğini, sigarasının hâlâ elinin altında olduğunu, pencerelerin ötesinde günbatı
mı havasının meşe ağaçlarının altında dans ettiğini his
setmenin neredeyse pervasız zevkini tadıyordu. Sözcük sözcük, kahramanların aşağılık ikilemlerinin içine çeki
lerek, birbiriyle uyuşup renk ve hareket kazanan imgele
re doğru kendiliğinden sürüklenerek, dağdaki kulübede gerçekleşen son buluşmaya tanıklık etti. Oraya ilk gelen
KORULARIN SÜREKLİLİĞİ
16
kadındı, tedirgindi; şimdi de, suratı çarpan bir dalla çizil
miş erkek âşık geliyordu. Kadın akan kanı öpücükleriyle hayranlık verici bir biçimde durduruyor, ama adam onun okşayışlarına karşılık vermiyordu, zira oraya kuru yap
raklar ve gözden ırak patikalardan oluşan bir dünya tara
fından korunan gizli bir tutkunun ayinini tekrarlamaya gelmemişti. Hançer göğsünün üzerinde ısınıyor, onun altında gizlenmiş özgürlükse küt küt atıyordu. Ateşli bir diyalog yılankavi bir dere gibi sayfalar boyunca akıyor ve insanda her şeyin daha en başından kararlaştırıldığı izle
nimi uyanıyordu. Sevgilinin bedeninde sanki onu dur
durmak ve fikrinden vazgeçirmek istermişçesine dolaşan o okşayışların tiksinç bir biçimde çizdikleri hatlar bile ortadan kaldırılması gereken başka bir bedene aitti. Hiç
bir şey unutulmamıştı: mazeretler, tesadüfler, olası hata
lar. O saatten itibaren her âna titizlikle bir görev yüklen
mişti. Planın ayrıntılarını zalimce tekrar tekrar gözden geçirmeler ancak bir elin bir yanağı okşaması için bölü
nüyordu. Hava kararmaya başlıyordu.
Artık birbirlerine bakmadan, kendilerini bekleyen göreve sıkı sıkıya bağlı bir şekilde, kulübenin kapısından ayrıldılar. Kadının kuzeye giden patikayı takip etmesi gerekiyordu. Adam tam zıt yöndeki patikadan giderken, saçları dalgalanarak koşan kadına bir an bakmak için arka
sını döndü. Sonra o da, alacakaranlığın mor sisinde ağaç
lardan, çitlerden sakınarak, eve uzanan iki yanı ağaçlı yolu görünceye kadar koştu. Köpeklerin havlamaması gerekiyordu ve havlamadılar. Kâhyanın o saatte orada olmaması gerekiyordu ve orada değildi. Verandanın üç basamağını çıkıp içeri girdi. Kadının sözleri ona kulakla
rında dörtnala koşan kan vasıtasıyla ulaşıyordu: önce mavi bir salon, sonra geniş bir koridor, halı kaplı bir merdiven. Üst katta iki kapı. Birinci odada kimse yok,
17
ikincide kimse yok. Salonun kapısı ve o sırada kavranan hançer, geniş pencerelerden giren ışık, yeşil kadife bir koltuğun yüksek arkalığı, koltukta bir roman okuyan adamın kafası.
18
19