GAZETECĠLĠK ANABĠLĠM DALI
GAZETECĠLĠK BĠLĠM DALI
YEREL TELEVĠZYONLARDA ÇALIġANLARIN
SORUNLARI: KONYA ÖRNEĞĠ
ALĠ BALLI
YÜKSEK LĠSANS TEZĠ
DANIġMAN
DOÇ. DR. BÜNYAMĠN AYHAN
GAZETECĠLĠK ANABĠLĠM DALI
GAZETECĠLĠK BĠLĠM DALI
YEREL TELEVĠZYONLARDA ÇALIġANLARIN
SORUNLARI: KONYA ÖRNEĞĠ
ALĠ BALLI
YÜKSEK LĠSANS TEZĠ
DANIġMAN
DOÇ. DR. BÜNYAMĠN AYHAN
BĠLĠMSEL ETĠK SAYFASI Öğ renci ni n
Adı Soyadı Ali BALLI Numarası 074222001010
Ana Bilim / Bilim Dalı Gazetecilik / Gazetecilik
Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora
Tezin Adı Yerel Televizyonlarda Çalışanların Sorunları: Konya Örneği
Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davranıĢ ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalıĢmada baĢkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldığını bildiririm.
Öğrencinin imzası (Ġmza)
YÜKSEK LĠSANS TEZĠ KABUL FORMU Öğ renci ni n
Adı Soyadı Ali BALLI Numarası 074222001010
Ana Bilim / Bilim Dalı Gazetecilik / Gazetecilik
Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora Tez DanıĢmanı Doç. Dr. Bünyamin AYHAN
Tezin Adı Yerel Televizyonlarda Çalışanların Sorunları: Konya Örneği
Yukarıda adı geçen öğrenci tarafından hazırlanan Yerel Televizyonlarda Çalışanların Sorunları: Konya Örneği baĢlıklı bu çalıĢma 11/05/2010 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği/oyçokluğu ile baĢarılı bulunarak, jürimiz tarafından yüksek lisans tezi olarak kabul edilmiĢtir.
ÖNSÖZ
“Yerel Televizyonlarda ÇalıĢanların Sorunları: Konya Örneği” adlı yüksek lisans tez çalıĢmasında Türkiye‟de ve dünyada ulusal ve yerel televizyonculuğun kısa tarihi, Konya‟daki yerel televizyonculuk süreci ele alınmıĢtır. Tez çalıĢmasıyla Konya‟daki yerel televizyonlarda çalıĢanların sorunları ortaya çıkarılmaya çalıĢılmıĢ ve çözüm önerileri sunulmuĢtur.
Tezin hazırlanmasında yardımlarını esirgemeyen danıĢmanım Doç. Dr. Bünyamin Ayhan‟a, bilgi ve deneyimlerinden yararlandığım Selçuk Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi‟ndeki hocalarıma teĢekkürü bir borç bilirim.
Son olarak çalıĢmanın her safhasında yanımda olan Selçuk Üniversitesi Televizyonu (ÜNTV) Genel Koordinatörü Süleyman Sırrı Yılmaz, Haber Koordinatörü Selman Selim Akyüz, Haber Müdürü ġeref Değirmenönü ve ÜNTV‟deki mesai arkadaĢlarıma Ģükranlarımı sunarım.
ÖZET
1990 yılından itibaren Türkiye‟de geliĢen özel televizyonculuk sektörü, yerel televizyonculuğu da beraberinde getirmiĢtir. Özel televizyonculukla birlikte yerel televizyonculukta da önemli geliĢmeler yaĢanmıĢtır. Bu geliĢmeler aynı zamanda birçok sorunun yaĢanmasına neden olmuĢtur. Bu sorunlar arasında çalıĢanların yaĢadığı sorunlar önemli bir yer tutmaktadır. Sıkıntılar yerele indirgendiğinde daha da büyümektedir. ÇalıĢmanın amacı yerel televizyonlarda çalıĢanların sorunlarının tespit edilmesidir.
Türkiye‟de yerel medya açısından önemli bir rolü olan Konya‟da yerel televizyonlarda çalıĢanlar ciddi sorunlar yaĢamaktadır. Bu sorunların baĢında kuĢkusuz ekonomik sorunlar gelmektedir. Bunun dıĢında, sosyal haklar, çalıĢanların kurumsal açıdan yaĢadığı sorunlar, mesleki sıkıntılar ve teknik altyapı yetersizliği bulunmaktadır. Bu sorunlar kaynak tarama yöntemi, yerel televizyonlarda çalıĢanlarla yapılan yüz yüze görüĢmeler ve anket çalıĢması yapılarak tespit edilmiĢtir.
AraĢtırmanın sonucunda yerel televizyonlarda çalıĢanların ekonomik anlamda büyük sıkıntılar çektiği, sosyal güvencelerinin yetersiz olduğu, birçok sosyal ve ekonomik haktan yoksun oldukları, üretim sürecinde siyasi ve kurumsal anlamda baskılarla karĢılaĢtıkları, yeterli “gazetecilik” eğitimine sahip olmadıkları tespit edilmiĢtir.
Anahtar Sözcükler: Yerel Televizyon, Yerel Medya, Yerellik, Televizyon, Yerel Basın, Konya.
ABSTRACT
Developments in Turkey since 1990 is the private television industry, has also brought local television industry. Local television industry has experienced significant improvements in with the developing private television industry. These developments have also caused many problems. Among problems are have important place in problems of the employees. These problem in the local television industry has been even more bigger. This study is aim at determination of the problems employees in local televison industry.
Ġn Konya, has important role local media industry in Turkey, employees of local television industry are living serious problems. Certainly the biggest problem is economical. Except of this, the problems are experienced in terms of corporate employees, professional difficulties and lack of technical infrastructure social justice. Problems of the local television workers have been identified by the survey and meeting with face to face.
Research results were found in local television workers is taking the economic and social security inadequate. Also were when confronted with political and social pressures in the production process, they don't have enough journalistic education.
Keywords: Local Television, Local Media, Of Local, Television, Local News, Konya.
ĠÇĠNDEKĠLER
BĠLĠMSEL ETĠK SAYFASI ... i
YÜKSEK LĠSANS TEZĠ KABUL FORMU ... i
ÖNSÖZ ... iii
ÖZET ... iv
ABSTRACT ...v
GĠRĠġ ...1
Birinci Bölüm TELEVĠZYONUN TANIMI VE GELĠġĠMĠ 1. Televizyonun Dünyadaki GeliĢimi ...4
2. Türkiye‟de Televizyon Yayıncılığının GeliĢimi ...6
2.1. TRT Yayıncılığının GeliĢim Süreci ... 8
2.2. Özel Televizyon Kanallarının GeliĢim Süreci ... 11
2.3. Türkiye‟de Yayın Hayatına BaĢlayan Ġlk Özel Televizyon Kanalları ... 12
Ġkinci Bölüm YERELLĠK OLGUSU VE YEREL TELEVĠZYONCULUK 1. Yerellik Kavramı ...19
2. Yerel Televizyonculuğun Tanımı ...23
3. Dünyada Yerel Televizyonculuk ...30
4. Türkiye‟de Yerel Televizyonculuk ...32
5. Türkiye‟deki Yerel Ve Bölgesel Televizyonlar ...33
6. Yerel Televizyonculuğun Önemi ...35
Üçüncü Bölüm KONYA’DA YEREL TELEVĠZYONCULUK 1. Konya‟da Yerel Medya Süreci ...41
2. Konya‟daki Yerel Televizyonlar ...43
2.1. SUNTV ... 43
2.2. KON TV ... 47
2.3. KTV ... 53
2.4. KONYA TV ... 56
Dördüncü Bölüm
KONYA’DAKĠ YEREL TELEVĠZYONLARDA ÇALIġANLAR ÜZERĠNDE YAPILAN ARAġTIRMANIN BULGULARI
1. AraĢtırmanın Metodoloji ...64 1.1. AraĢtırmanın Problemi ... 64 1.2.Amaç ... 65 1.3. Önem ... 65 1.4. AraĢtırma Sorusu ... 66 1.5.Kapsam ve Sınırlılıklar ... 66 1.6. Evren ve Örneklem ... 66
1.7.Veri Toplama Aracı ... 67
2. Konya‟daki Yerel Televizyonlarda ÇalıĢanların Sosyo – Demografik Özellikleri 68 2.1. Deneklerin Cinsiyete Göre Dağılımı ... 68
2.2. Deneklerin YaĢa Göre Dağılımı ... 69
2.3. Deneklerin Medeni Durum Dağılımı ... 69
2.4. Deneklerin Eğitim Durumu ... 70
2.5. Deneklerin Kurumlarında ÇalıĢma Süreleri ...70
2.6. Deneklerin Kurumlardaki Görev Dağılımı ... 71
3.Yerel Televizyonlarda ÇalıĢanların Ekonomik Sorunları ...72
3.1. Deneklerin Aylık Geliri ... 72
3.2. ÇalıĢanların MaaĢlarının Yeterliliği Ġle Ġlgili Dağılım ... 73
3.3. ÇalıĢanların Ücretlerinin Yeterlililiği Ġle Ġlgili Durum ... 75
3.4. Geçim Sıkıntısı Çekilmesi Ġle Ġlgili Dağılım ... 75
4. Yerel Televizyon ÇalıĢanlarının Sosyal Haklarla Ġlgili YaĢadığı Sorunlar ...76
4.1. Deneklerin Sosyal Güvenceleri Ġle Ġlgili Dağılım ... 76
4.2. Deneklerin Basın ĠĢ Kanunu Sigortası Ġle Ġlgili Dağılımı ... 78
4.3. Yasal Hakları Kullanma Konusunda Sorun YaĢanıp YaĢanmadığına Dair Bulgular ... 79
4.4. Sosyal ve Ekonomik Hakların Yeterliliği Ġle Ġlgili Dağılım ... 81
4.5. ÇalıĢanların ĠĢ DıĢında Kendilerine Zaman Ayırma Oranı ... 82
4.6. ÇalıĢanların ĠĢ DıĢında Ailelerine Zaman Ayırma Oranı ... 83
4.8. Deneklerin ÇalıĢma Saatlerinin Fazlalığı Ġle Ġlgili Dağılım ... 84
4.9. Deneklerin Düzenli Olarak Sinema veya Tiyatroya Gitme Oranları ... 84
4.10. Haftalık Ġzinlerin Yeterliliği Ġle Ġlgili Dağılım ... 85
4.11. Yıllık Ġzinlerin Yeterliliği Ġle Ġlgili Dağılım ... 85
5. Yerel Televizyon ÇalıĢanlarının Kurumsal Açıdan YaĢadığı Sorunlar ...86
5.1. BaĢka Kurumlardan Fazla Ücret Teklifi Gelmesi Halinde Bulundukları Kurumdan Ayrılma DüĢüncesi Ġle Ġlgili Dağılım ... 86
5.2. BaĢka Sektörde ÇalıĢma Ġsteği Ġle Ġlgili Dağılım ... 88
5.3. Deneklerin ÇalıĢtıkları Kurumda Kendilerini Görev Yapmaya Mecbur Hissetme Dağılımı ... 90
5.4. Deneklerin ÇalıĢtıkları Kurumla Sosyal Kimliklerinin ÖrtüĢme Oranı ... 90
5.6. Deneklerin GörüĢlerine Yer Verme Oranı ... 93
5.7. Deneklerin Aldıkları Bilgiyi Görmezden Gelme Oranı ... 94
5.8. Kurumun Yayın Politikasının Yapılan Haberleri Etkileme Oranı ... 94
5.9. ÇalıĢanların Ödüllendirilme Oranı ... 94
5.10. ÇalıĢanların Yemek Giderleri Ġle Ġlgili Dağılım ... 95
5.11. ÇalıĢanların UlaĢım Giderleri Ġle Ġlgili Dağlım ... 95
5.12. Deneklerin Kullandığı Teknik Altyapının Yeterliliği ... 95
6. Yerel Televizyon ÇalıĢanlarının Mesleki Açıdan YaĢadığı Sorunlar ...96
6.1. Deneklerin Meslekleri Ġle Ġlgili Yeterli Bilgiye Sahip Olma Dağılımı ... 96
6.2. Deneklerin Meslekleriyle Ġlgili Yeterli Tecrübeye Sahip Olma Dağılımı ... 97
6.3. Deneklerin ÇalıĢtıkları ġehirle Ġlgili Yeterli Bilgiye Sahip Olma Dağılımı ... 97
6.4. Deneklerin Mesleklerini Özgürce Yapabilme Oranı ... 97
6.5. Deneklerin Mesleklerini Yaparken Siyasi Baskı Hissetme Oranı ... 99
6.6. Deneklerin ÇalıĢan Olarak Kendisini Özgür Hissetme Oranı ... 101
6.7. Deneklerin Gazetecilik Mesleğinin Saygınlığı Ġle Ġlgili DüĢünceleri ... 103
6.8. Deneklerin Kendilerini Güvende Hissetme Oranı ... 104
6.9. ÇalıĢanların Basın Meslek KuruluĢlarına Üyelik Dağılımı ... 104
6.10. ÇalıĢanların Sendikalara Üyelik Oranı ... 105
SONUÇ VE ÖNERĠLER ...106
KAYNAKÇA ...110
EKLER ...118
GĠRĠġ
Televizyon kelimesinin kökeni, Latince olup, “uzağı görmek” anlamına gelir. Teknik anlamda ise, Fransızca bir kelime olan televizyon, “sabit ya da hareketli cisimlerin, kalıcı olmayan görüntülerinin elektrik yolu ile uzağa iletimi” anlamına gelmektedir (Mutlu, 1991: 15).
Televizyon, hem kiĢilerin yaĢadığı toplumda, hem de diğer bölgelerde neler olup bittiğini, merak edilenleri, görüntü ve sesle birlikte evindeki koltuğunda oturan insanlara ulaĢtırmaktadır. Her türlü toplumsal sorunun, ülkedeki veya bölgedeki siyasal, ekonomik değiĢimlerin duyurulması, mal ve hizmetlerin tanıtılması gibi daha birçok fonksiyonu olan televizyon, insanların günlük yaĢantılarında dahi ciddi değiĢiklikler yapabilecek veya bunu etkileyecek bir güç haline gelmiĢtir.
Televizyon, son teknoloji ile geliĢtirilen en önemli kitle iletiĢim aracıdır. Sesin ve görüntünün ayrı ayrı uzak noktalara ulaĢtırılmasıyla baĢlayan teknolojik geliĢim, daha sonra televizyonun bulunmasıyla, bunun birlikte farklı bir noktaya aktarılmasını olanaklı kılmıĢtır. Bu büyük geliĢimi gösteren televizyon, bugün dünyada en önemli kitle iletiĢim aracı haline gelmiĢtir. Bu geliĢmede televizyonun toplumları, grupları etkileme gücü yadsınamaz. Toplumun, baĢta haberleĢme olmak üzere, eğlence, eğitim gibi önemli gereksinimlerini sağlayan televizyon; etkilediği alan en geniĢ olan ve bu nedenle güçlü olduğu göz ardı edilmeyen bir haberleĢme aracı olarak diğer iletiĢim araçları arasında ilk sıraya yerleĢmiĢtir.
Televizyonun bugün, toplumlar arasında duygu ve düĢünce birliğini sağlamada, kültürün korunmasında ve alıĢveriĢinde, insanların haber alıĢ-veriĢinde, eğitim-öğretim ve eğlence gibi önemli gereksinimlerinin karĢılanmasında ne kadar etkili bir araç, hatta silah olduğunu belirtmekte büyük yarar vardır (Uyguç ve Genç, 1998: 44).
Televizyon yayıncılığı, yayıncılığın yapıldığı ülkedeki toplumsal ve siyasal koĢullara göre, değiĢim ve geliĢim göstermektedir. Türkiye‟de ise 1990‟lı yıllardan sonra televizyon yayıncılığında geliĢmeler yaĢanmaya baĢlamıĢtır.
Televizyonculuk yayıncılık açısından küresel, ulusal ve yerel olarak kategorilendirilebilir. Diğer taraftan küresel ve ulusal yayınların birleĢtiği bir yayın kategorisini de buna eklemek gerekir.
Küresel Televizyonculuk, tüm dünyada adından söz ettiren ve kapsadığı, etkilediği alan çok daha geniĢ olan yayıncılık anlayıĢıdır. Tüm dünyada etkisi büyük olan CNN, ABC, BBC, El-Cezire gibi televizyon kanalları, küresel televizyonculuğun önemli temsilcilerindendir.
Ulusal televizyonculuk ise, daha çok ülke içinde yayın yapabilen televizyon kanallarını kapsar. Türkiye‟de TRT ile baĢlayan, daha sonra 1990 yılından itibaren özel kanalların yayın hayatına baĢlamasıyla ulusal televizyonculuk, önemli geliĢme göstermiĢtir. Türkiye‟deki ulusal televizyonların merkezi Ġstanbul olmakla birlikte, kamu televizyonu olan TRT Ankara‟da yayın yapmaktadır.
Yerel televizyonculuk ise daha lokal bir anlam ifade etmektedir. Yayın yaptığı bölgedeki sorunları, o bölge ile ilgili problemleri, siyasal, ekonomik, kültürel geliĢmeleri bölge insanına ulaĢtıran yayıncılık anlayıĢı, en basit anlamıyla yerel televizyonculuğu tanımlamaktadır. Yerel televizyonculuk, Türkiye‟de 1990‟dan sonra ulusal televizyon kanallarındaki geliĢmeye paralel olarak bir sektör haline gelmiĢtir. Ulusal kanallar, yerel televizyonlara örnek teĢkil etmiĢ, Türkiye‟nin birçok yerinde yerel televizyonlar kurulmaya baĢlanmıĢtır.
Bu çalıĢmanın birinci bölümünde, televizyonun tanımı ve geliĢimi dünyada ve Türkiye‟de televizyon yayıncılığının serüveni anlatılmıĢ, Türkiye‟deki ilk televizyonculuk faaliyetini gerçekleĢtiren TRT ve ilk yayına baĢlayan özel televizyon kanalları ile ilgili bilgi verilmiĢtir.
Ġkinci bölümde yerellik kavramı ele alınmıĢ, yerel televizyonculukla ilgili bilgi verildikten sonra dünyada ve Türkiye‟de yerel televizyonculuğun kısa tarihçesi verilmiĢtir. Türkiye‟deki yerel ve bölgesel televizyon kanalları ve yayın yaptıkları iller belirtilmiĢtir. Bu bölümde ayrıca yerel televizyonculuğun önemine dikkat çekilmiĢtir.
Üçüncü bölümde ise, Konya‟da yerel televizyonculuk süreci ve örgüt yapısı anlatılmıĢ, Konya‟da yerel yayın yapan televizyonların tarihsel geliĢimi ele alınmıĢtır. Son bölümde Konya‟daki yerel televizyonlarda çalıĢanların sorunları yapılan anket çalıĢması sonucunda tespit edilmiĢ ve alt baĢlıklar halinde anlatılarak çözüm önerileri sunulmaya çalıĢılmıĢtır.
Birinci Bölüm
TELEVĠZYONUN TANIMI VE GELĠġĠMĠ
1. TELEVĠZYONUN DÜNYADAKĠ GELĠġĠMĠ
20. Yüzyılın en önemli kitle iletiĢim aracı haline gelen ve toplumsal etkileri bakımından diğer bütün kitle iletiĢim araçlarını gölgede bırakan televizyon, 1800‟lü yılların baĢından itibaren, ard arda yapılan birtakım buluĢların sonucu olarak ortaya çıkmıĢtır. Selenyumun icadı, ıĢığın elektrokimyasal etkilerinin keĢfi, tarama diskinin bulunması gibi farklı bilim adamları tarafından farklı amaçlarla yapılan çalıĢmalar 1900‟lere gelindiğinde televizyon fikrinin doğmasını sağlamıĢtır (Rigel, 1991: 19-24).
Televizyon kelimesi ilk kez 1900 yılında Evrensel Paris Fuarı‟ndaki bir konferansta kullanılmıĢtır. 1925‟ten itibaren birçok televizyon prototipi ortaya çıkmıĢtır. Aynı yıllarda, birçok mucit hareket eden görüntüler elde etmek ve bunları aktarmak üzere çalıĢmıĢtır (ġeker, 1999: 39).
Televizyon kelimesinin kökeni Latince‟dir. Teknik anlamda ise Fransızca bir kelime olup, anlamı sabit ya da hareketli cisimlerin, kalıcı olmayan görüntülerin elektrik yolu ile uzağa iletimidir. Sesi ve görüntüyü ayrı ayrı uzak mesafelere ulaĢtırmaya çalıĢan insan, geliĢtirdiği teknoloji ile ses ve görüntüyü birlikte veren aracı bularak toplumsal alanda büyük değiĢimlere öncülük etmiĢtir (Uyguç ve Genç, 1998: 43).
Bilimsel açıdan televizyon, bir olayın görüntü ve ses olarak, birtakım elektronik iĢlemler sonucu ve elektromanyetik dalgalar (hertz dalgaları) aracılığı ile bir noktadan, belirli bir alan içindeki diğer noktalara taĢınması demektir. Televizyonun tanımını tamamlayabilmek için “yayın” sözcüğünün anlamını da bilmekte yarar vardır; çünkü elektromanyetik dalgalar aracılığı ile yapılan her iletiĢim “yayın” anlamına gelmez. Bir iletiĢimin “yayın” olabilmesi için iki temel
özellik gerekir: Ses ve görüntünün, belirli bir vericiden, toplumun yararlanması amacıyla aktarılması ve aktarılan bu ses ve görüntünün bir program niteliği taĢıması gerekmektedir (Aziz, 1981: 6-7).
Televizyonun baĢlangıcı olarak kabul edilen 26 Ocak 1926‟da Londra‟da bugünkü televizyonun mucidi olarak bilinen John Logie Baird, saniyede 28 satırla 12,5 defa taranan bu ilk gösteriyi ünlü eğlence merkezi Soho‟daki labaratuvarda, bilim adamlarından oluĢan 40 kadar konuğun önünde gerçekleĢtirmiĢtir. Bu gösteride görüntü, fotoğraf makinesinden bozma bir alıcı ile saptanmıĢtır. Bu ilk televizyon ekranı 8 santimetre eninde ve 5 santimetre yüksekliğinde ufak bir alettir (Uyguç ve Genç, 1998: 44-45).
1928 yılında NBC yayın kuruluĢu New York‟tan Washington‟a ilk televizyon yayınını gerçekleĢtirmiĢtir. Aynı yılın ġubat ayında da John Logie Baird, Londra‟dan New York‟a görüntü nakletmeyi baĢarmıĢtır. NBC, 1931 yılında ilk deneysel televizyon yayınlarına baĢlamıĢtır (Ġnceoğlu, 1997: 55).
Ġngiltere‟de düzenli televizyon yayınlarına bu çalıĢmalardan 3 yıl sonra uzun dalga yayın yapan Deventry vericisi ile baĢlanmıĢtır. Bu yayında görüntü 30 satırla taranmakta ve elektrik tarama tekniği ilk defa kullanılmaktaydı. 2 Kasım 1936‟da baĢlayan yayın Londra‟da Alexandra Palace‟ta kurulan televizyon stüdyosundan yapılmaktaydı. YaklaĢık 20 bin kiĢiye ulaĢan bu televizyon yayını Ġkinci Dünya SavaĢı‟nın baĢladığı 1939 yılına kadar sürmüĢtür. Fransa‟da 1936‟da baĢlatılan televizyon yayınlarını önceleri sadece yayın istasyonuna yakın semtler izleyebiliyordu. 1937‟de Moskova ve Leningrad‟da iki yayın ünitesi kurulmuĢ, buralardan yapılan yayınlar sadece bu kentlerin belli semtlerinde izlenebilmiĢti. 1938‟de Almanya‟da baĢlayan televizyon yayınlarını da sadece Berlin‟de bazı semtlerde izlemek mümkün olmaktaydı. Ġkinci Dünya SavaĢı sırasında (1939–1945) televizyonla ilgili çalıĢmalar önemli ölçüde yavaĢlamıĢtır. Japonya‟da ise televizyon yayıncılığı Ġkinci Dünya SavaĢı sonrası 1953 yılında baĢlamıĢtır (Uyguç ve Genç, 1998: 45-46).
Ġkinci Dünya SavaĢı sırasında kesintiye uğrayan televizyonla ilgili çalıĢmalar ve deneysel yayınlar, savaĢın ardından tekrar baĢlamıĢtır. 1945‟te ABD‟de yarım düzine televizyon kuruluĢu ve 10 bin televizyon alıcısı bulunmaktaydı. Federal Communnication Commission (FCC) 525 satır çizgili ve 30 görüntü/sn Amerikan sistemi NTSC‟yi 1953‟te kabul etmiĢtir. ABD‟deki televizyon alıcısı sayısı 1947‟de 30 bine, 1950‟de 4 milyona, 1961‟de ise 35 milyona çıkmıĢtır. ABD televizyonları, finansmanı yalnızca reklamdan sağlamaktaydı. 1948‟de televizyon reklamına 10 milyondan daha az harcama yapılırken, 1960‟ta bu rakam 1.5 milyar doları geçmiĢtir. Ġngiltere‟de ise aynı yıllarda kamu televizyonculuğunun temelleri atılmaktadır. 1946 yılının haziran ayında BBC 405 satırlı televizyon yayınlarına yeniden baĢlamıĢtır. Televizyon alıcısı sayısı 1948‟de 45 bin, 1949‟da 250 bin, 1952‟de 1,5 milyon, 1957‟de 7 milyon, 1962‟de ise 11,8 milyondu. Almanya, savaĢın ardından toparlanma süreci geçirmekte olduğu için ancak 1950 yılında Ġngiliz bölgesinde televizyon yayınına baĢlayabilmiĢtir. Almanya‟da 1957 yılında 1,2 milyon, 1960‟da 4,6 milyon televizyon alıcısı bulunmaktaydı. Fransa Ġkinci Dünya SavaĢı‟nın sonunda teknik olarak üstün, ancak pahalı bir sistem olan 819 satırlık SECAM sistemini seçmiĢtir. 1953‟te Fransa topraklarının yüzde 10‟u, 1957‟de yüzde 50‟si televizyon yayını alabiliyordu. Ancak televizyon alıcısı sayısı, pahalı olduğu için yavaĢ artmaktaydı. Düzenli televizyon yayını Avrupa‟nın diğer ülkelerinden Hollanda‟da 1951‟de, Belçika ve Danimarka‟da 1953‟te, Avusturya ve Lüksemburg‟da 1955‟de, Ġsveç ve Ġspanya‟da 1956‟da, Portekiz‟de 1957‟de, Ġsviçre, Finlandiya ve Yugoslavya‟da 1958‟de, Norveç‟te ise 1960‟da baĢlamıĢtır (Jeanneney, 1998: 264-266).
2. TÜRKĠYE’DE TELEVĠZYON YAYINCILIĞININ GELĠġĠMĠ
Televizyon yayıncılığına geçmeden önce radyoya bakıldığında, Türkiye‟de radyo yayıncılığı 1927 yılında baĢlamıĢtır. Bu da dünyada radyo yayıncılığının baĢlamasından birkaç yıl sonra gerçekleĢmiĢtir. Ancak buna karĢın, 1964 yılına kadar televizyon Ģöyle dursun, ülkenin herhangi bir yerinde ulusal iki radyo kuruluĢunun rahat dinlenebilmesini sağlayacak radyo Ģebekesi kurulamamıĢtır. Oysa 1964 yılına
kadar dünya radyo ve televizyonculuğunda hem teknik, hem yayıncılık yönlerinden büyük aĢamalar kaydedilmiĢtir (Gökçe, 1997: 33).
Amerika‟da doğan televizyon, çok geçmeden Avrupa‟ya taĢınmıĢtır. Türkiye de tıpkı Avrupa‟da olduğu gibi televizyon yayıncılığına Amerikan etkisiyle geçmiĢtir. Ancak Amerika ve Avrupa‟da olduğu gibi Türkiye‟de de bu geçiĢin öncesinde radyo yayıncılığının etkisi görmezlikten gelinemez. Radyo yayıncılığı televizyondan daha önce baĢladığı için televizyona teknik örgütlenme ve program türleri bakımından öncülük etmiĢtir (Poyraz, 2002: 97). TRT‟nin geliĢim sürecinde Avrupa etkisi yoğunlukla kendini göstermiĢtir. Amerika‟nın aksine kamu tarafından oluĢturulan televizyon yayıncılığı ilkesi Avrupa‟da olduğu gibi Türkiye‟de de uzunca bir süre devam etmiĢtir (Öztürk, 2002: 100). Yayın çalıĢmaları 16 Temmuz 1952 tarihli bir iç yazıĢma ile Ġstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi Yüksek Frekans Tekniği Kürsüsü‟nde baĢlatılmıĢtır.
O tarihlerde kürsü Ģefi olan Prof. Dr. Mustafa Santur, Elektrik Fakültesi Dekanlığı‟na bir yazı yazarak, televizyonun çok yakın bir gelecekte önemli bir yayın Ģekli olacağını belirtmiĢ ve bu çalıĢmaların baĢlatılması için ödenek istemiĢtir. Olumlu karĢılanan bu teklif üzerine televizyon yayın çalıĢmalarına hemen baĢlanmıĢtır. Prof. Dr. Santur, o tarihlerde Doçent olan Prof. Dr. Adnan Ataman‟ı bu çalıĢmaları yapması için görevlendirmiĢtir. Alınan ilk cihazların montajı, TaĢkıĢla binasının çatısındaki üç küçük odada, kurulan ekip tarafından yapılmıĢtır. Anten direği ise, gemi direği yapanlara yaptırılıp bir minareci tarafından TaĢkıĢla binasının damına takılarak yayına hazır duruma getirilmiĢtir (Uyguç ve Genç, 1998: 46-47).
Bu çalıĢmalar devam ederken, Ġstanbul‟da alıcı sayısının 10 olduğu ve bunun dördünün Ġstanbul Teknik Üniversitesi‟nde bulunduğu bilinmektedir (Uyguç,1987: 6). Ġstanbul Teknik Üniversitesi‟nin ilk deneme yayını Mart 1952‟de yapılmıĢtır. 100 watt gücündeki bir verici ile TaĢkıĢla binasının üç odasına yerleĢtirilen cihazlarla yapılan yayın bu 10 televizyon alıcısına gönderilmekteydi (Uyguç ve Genç, 1998: 47). TaĢkıĢla binasında bu yayınlar sürdürülürken, Maçka‟da restore edilen binada bir stüdyo kurulmasına baĢlanmıĢtır. Restorasyonun ardından 5
Aralık 1963 tarihinde bu stüdyoya geçilerek düzenli yayıncılığa baĢlanmıĢtır (Öngören, 1982: 266-267).
Türkiye‟de 1950‟li yıllarda baĢlayan televizyon yayıncılığı çalıĢmaları, meyvesini 1968‟de vermiĢtir. TRT‟nin kurulmasıyla, devlet gücünü arkasına alan çalıĢmalar neticesinde 1966‟da kapalı devre yayınları yapılmıĢ, 31 Ocak 1968‟de ise düzenli yayına geçilmiĢtir. Ankara‟daki yayın ise Federal Alman Hükümeti‟nin hediye ettiği 5 kw‟lik verici ile Ankara iline yönelik baĢlamıĢtır. Haftada üç gün yapılan yayınlar, 1974‟te haftanın bütün günlerini kapsar duruma gelmiĢtir (Bay, 2007: 44).
2.1. TRT YAYINCILIĞININ GELĠġĠM SÜRECĠ
TRT Ankara televizyonu 31 Ocak 1968‟de deneme yayınlarına baĢlarken, Ġstanbul Teknik Üniversitesi yayınları 6 Mart 1970‟te öğrenci olayları sebebiyle kesildi. Ġstanbul Teknik Üniversitesi tarafından 1971 yılına kadar canlı olarak yapılan deneme yayıncılık hizmeti, aynı yıl yapılan bir protokolle TRT‟ye bırakıldı. 11 Mart 1971 tarihinde TRT ile ĠTÜ arasında anlaĢma yapıldı. Bu anlaĢmanın sonucunda Ankara Televizyonu‟nun yayını PTT linkleriyle aktarılarak ĠTÜ vericileri üzerinden Ġstanbul‟a ulaĢtırıldı (Yengin, 1994: 69).
1968 yılında Salı, PerĢembe, Cuma günleri yapılan yayın sonraki yıl Salı, PerĢembe, Cumartesi ve Pazar günleri yapılmaya baĢlandı (Tokgöz, 1972: 70).
Türkiye‟de ilk naklen yayın 6-17 Ekim 1971 tarihleri arasında Ġzmir‟den yapıldı. Bu tarihlerde Ġzmir‟de gerçekleĢtirilen Akdeniz Oyunları naklen yayınlandı. 1976 yılında Münih Olimpiyat Oyunları‟ndan yapılan yayınlar da yurt dıĢından yapılan ilk naklen yayın olarak Türk yayıncılık tarihine geçmiĢtir (Tokgöz, 1972: 72).
1975 yılına gelindiğinde, Federal Almanya‟dan getirilen renkli yayın cihazları, Ankara‟da “TV Eğitim Merkezi”ne Ġstanbul‟da Ġstanbul Televizyonu‟nda
ise A stüdyosuna, EskiĢehir‟de de EskiĢehir Üniversitesi‟ne yerleĢtirildi. Federal Alman uzmanlarla birlikte montajı yapılan bu cihazlardan kapalı devre denemelerine geçilerek 1977 yılında Ġstanbul Televizyonunca A stüdyosunda renkli program çekimlerine baĢlandı. Bu çalıĢmalar sürerken, 1982 yılından itibaren 30 Haziran 1984 tarihine kadar spor karĢılaĢmalarından baĢlanmak üzere dıĢ kaynaklı çekimler ve bazı haber filmleri yayın aralarında verilmeye baĢlandı ve 1 Temmuz 1984 tarihinde tümüyle renkli yayına geçildi. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu‟nca Ankara MithatpaĢa Caddesi‟ndeki iki bodrum katının birleĢtirilmesi ile kurulan TV Eğitim Merkezi‟nde yapılan yayınlar, getirilen modern cihazların donanımı ile 3 Mayıs 1985 tarihinden itibaren de Kavaklıdere‟deki TRT Genel Müdürlüğü binasının alt katındaki stüdyolarında yapılmaya baĢlandı. TRT‟nin ikinci program denemeleri ise, yapılan ön çalıĢmalar sonucu, 15 Eylül 1986 tarihinde baĢladı. Ġstanbul Televizyonu‟nca yapılan bu ikinci program kurma yayınlarında arĢiv filmlerinden yararlanıldı. 6 Ekim 1986 tarihinde de normal yayın düzenine geçildi (Uyguç ve Genç, 1998: 52-53).
6 Ekim 1986‟da TRT 2, 2 Ekim 1989 tarihinde TRT 3, 30 Temmuz 1990‟da TRT 4, 15 Aralık 1990‟da ise TRT 5 yayın hayatına baĢladı. Ayrıca üçüncü kanal ile birlikte gündüz kuĢağında yayına baĢlayan GAP TV daha sonra ikinci kanal üzerinden yayınına devam etmiĢtir (Özçağlayan, 1998: 208). Bu televizyonun amacı, Güneydoğu Anadolu Projesi‟nin sağlam bir temele oturtulması için gerekli olan sosyal, kültürel ve psikolojik ortamın oluĢturulmasına, bölgenin eğitim, kültür ve ekonomik seviyesinin yükseltilmesine yardımcı olmaktır. Programlar bölge özellikleri göz önüne alınarak, eğitim, kültür, drama, müzik, eğlence, spor ve haber ağırlıklı olmuĢtur (Yengin, 1994: 76). TRT GAP yayınları, 1999 yılı Kasım ayından itibaren TRT TV ikinci kanalı, gündüz kuĢağı devam ederken, üçüncü kanal yayınlarında ise daha çok, haber, spor, müzik, film, dizi film, kültürel içerikli programlara ağırlık verilmiĢtir. Türkiye Büyük Millet Meclisi‟ndeki yayınlar da yine bu kanaldan TBMM TV adı altında verilmektedir.
TRT‟nin dördüncü kanal yayını 30 Temmuz 1990 tarihinde baĢlamıĢtır. Bu kanalın yayınlarında orta ve yüksek öğrenim gençliğinin eğitimlerine yardımcı olmak
amaçlanmaktaydı. Yayınların önemli bir bölümü, Anadolu Üniversitesi, Açık Öğretim Fakültesi eğitim programlarından oluĢmaktaydı. Eğitim yayınları arasındaki boĢluklarda müzik yayını yapılmaktaydı (Özçağlayan, 2000: 42). Ancak TRT 4, bir haftalık test yayınının ardından 2008 yılı Kasım ayından itibaren tamamen çocuklara yönelik programlar yayınlamaya baĢlamıĢtır. 3-14 yaĢ grubu çocuklara “çağdaĢ normlarda çocuk yayıncılığı” amaçlayan TRT Çocuk, TRT 4, UHF 54 kanaldan 07.00-21.00 saatleri arasında yayın yapmaktadır. 21‟den sonra ise çeĢitli müzik programları yayınlanmaktadır. Yüzde 70‟lik yerli yapım hedefiyle kurulan “TRT Çocuk”un, Türkiye‟nin ilk HD yayın sistemi, üç kameralı sanal prodüksiyon stüdyosu, play out yayın ve devamlılık sistemleri, yeni kurgu cihazları ve kameraları sayesinde yeni nesil teknolojik alt yapıya da sahip durumdadır.
TRT 5 yayınları baĢta Almanya olmak üzere, Avrupa ülkelerinde yaĢayan Türk vatandaĢlarıyla, Kafkasya ve Orta Asya‟daki Türk Cumhuriyetler‟in Türkiye ve Türk kültürüyle bağlarının devamını sağlamak amacıyla, 15 Aralık 1990 tarihinde baĢlamıĢtır (Yengin, 1994: 76-77).
TRT 5 son olarak 2010 yılında TRT Anadolu adıyla yeni bir yayına baĢlamıĢtır. Türkiye‟deki her ilde bulunan yerel televizyonlarla iĢbirliği yapan TRT 5 bu televizyonlarla bazen ortak yayın yapmakta ve bölge ile ilgili hazırlanan haber, program, belgeselleri ekrana getirmektedir.
01.11.2008‟de Türkiye‟nin ilk ve tek yerli çocuk kanalı olma özelliği ile TRT Çocuk yayın hayatına baĢlarken, 01 Ocak 2009‟da farklı dil ve lehçelerde yayın yapan ilk kanal TRT-6 Kürtçe yayına baĢlamıĢtır. 60. Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin demokratik açılım veya milli birlik projesi adı altında yürüttüğü proje öncesi baĢlattığı çalıĢmalar kapsamında yayın hayatına baĢlayan TRT-6, siyasi tartıĢmalar ve tepkilere rağmen Kürtçe ve lehçelerinde yayın yapmakta, uydu üzerinden tüm dünyada izlenebilmektedir. TRT-6‟da haberden programa, dizi ve belgesellerden sinemaya kadar her türlü yayın Kürtçe veya Kürtçe dublajla yapılmaktadır.
Balkanlar‟dan Orta Asya‟ya, Ortadoğu‟dan Kafkaslar‟a 27 ülke ve 13 muhtar cumhuriyette yaklaĢık 250 milyon nüfuslu bir coğrafyaya hitap edecek olan TRT Avaz, 21 Mart 2009‟da yayın hayatına baĢlamıĢtır. TRT Avaz, Türkçe, Azerbaycan Türkçesi, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe ve Türkmence programları ile Türk dünyasındaki izleyici ile buluĢmuĢtur (http://www.trt.net.tr/).
TRT bünyesinde son olarak 2009 yılı Kasım ayında TRT Müzik adıyla yeni bir kanal yayın hayatına baĢlamıĢtır. TRT Müzik‟te Türk halk, sanat ve pop müziğinin ünlü eserleri, eski Türk filmlerinin unutulmaz müzikleri ve geçmiĢten günümüze yayınlanan müzik klipleri izleyiciye ulaĢtırılmaktadır. TRT, 2010 Nisan ayı itibariyle Arapça yayın yapan bir kanalı da hayata geçirmiĢtir.
2.2. ÖZEL TELEVĠZYON KANALLARININ GELĠġĠM SÜRECĠ
Türkiye‟de 1986 yılından baĢlayarak, iletiĢim uyduları aracılığı ile yabancı televizyon yayınları izlenebilmekteydi. Yayın tekelinin devletin elinde bulunmasına karĢın, TRT kurumunun yapabileceği bir yaptırım yoktu. Çünkü izlenen yayınlar doğrudan doğruya Türkiye‟ye yönelik yapılmıyordu. Pek çok Avrupa, Asya ve Afrika ülkesi gibi, Türkiye de Atlas ve Hint Okyanuslarında bulunan Intelsat uydularının kapsama alanı içinde bulunmaktaydı. TRT bu tarihte iki kanaldan yayın yapıyordu, ancak uydu yayınlarını alabilecek çanak anteni olanlar, istedikleri sayıda televizyon kanalını izleyebiliyorlardı. Böylece, gün geçtikçe sayıları artan çanak antenler nedeniyle, TRT‟nin yayın tekeli televizyon yayıncılığı açısından da fiilen kırılmıĢ oluyordu (Cankaya, 1995: 50).
Gayri yasal bir Ģekilde kırılan TRT tekelinin ardından Türkiye‟ye yönelik ilk özel televizyon yayını Magic Box Star 1 kanalı tarafından yapılmıĢtır. 1 Mart 1990 yılında test sinyali vermeye baĢlayan Magic Box Star 1, 7 Mayıs 1990 yılında yayın hayatına baĢladı ve yasalardaki boĢluklardan yararlanarak yayınını sürdürmüĢtür (Özçağlayan,1998: 207). Star 1 daha sonra adını Ġnterstar olarak değiĢtirmiĢ ve 27 Ocak 1992 tarihinde Tele On adıyla baĢka bir kanal daha kurmuĢtur. 1 Mart 1992 yılında Türkiye‟nin üçüncü özel kanalı olan Show TV
kurularak yayına baĢlamıĢtır. 1992‟nin Nisan ayında Kanal 6, Mart 1993 yılında yine Show TV‟ye bağlı olan Cine 5 adlı Ģifreli kanal yayına baĢlamıĢtır. Yine1993 yılının Eylül ayında ATV, 19 Haziran 1993 yılında da Kanal D yayın hayatına merhaba demiĢtir. 1993 yılında yine HBB ve TGRT kanalları da yayına baĢladı. Sonraki yıllarda birçok yerel ve bölgesel kanal ile birlikte 1996 yılında Türkiye‟nin ilk haber kanalı NTV kurularak yayın yapmaya baĢladı (Özçağlayan, 1998: 207).
2.3. TÜRKĠYE’DE YAYIN HAYATINA BAġLAYAN ĠLK ÖZEL TELEVĠZYON KANALLARI
Türkiye‟de ilk özel yayıncılığa baĢlayan televizyon kanallarının baĢında Ġnter Star gelmektedir. 1989 yılında Avrupa‟da Liechtenstein Prensliği‟nin baĢkenti Vaduz‟da, “Magic Box Incorporated” yayıncılık Ģirketi kurulmuĢtur. Rumeli Holding‟in sahipleri Kemal ve Cem Uzan, kurdukları bu Ģirkete dönemin CumhurbaĢkanı Turgut Özal‟ın oğlu Ahmet Özal‟ı da ortak ettiler. CumhurbaĢkanı Özal, 1990 yılında bir açıklama yaparak, yurt dıĢından Türkiye‟ye yapılacak Türkçe televizyon yayınlarının yasal bir sakıncası olmadığını düĢündüğünü, dıĢ ülkelerden kanal kiralayanların Türkiye‟ye yayın yapabileceğini söylemiĢtir (Bay, 2007: 65).
Magic Box Incorporated Ģirketi de Türkiye‟ye yönelik yayın yapmak için Eutelsat‟tan 2 kanal kiralamıĢtır. Böylece dönemin cumhurbaĢkanı Turgut Özal, özel televizyonları destekleyen açıklamaları yanında, oğlunun özel bir televizyon Ģirketine ortak olmasıyla, yasal düzenlemeler yapılmadan fiilen yayın tekelinin kurulmasına öncülük eder durumdaydı (Cankaya, 1997: 85).
1 Mart 1990 tarihinde test sinyalleri yayınlamaya baĢlayan Ģirket, 7 Mayıs 1990 tarihinde günde beĢ saat yayın yapmaya baĢlamıĢtır. Kanalın açıklanan ismi “Magic Box Star 1” ve eski TRT genel müdürlerinden Tunca Toskay da ilk genel müdür olmuĢtur (Yengin, 1994: 116).
1992 yılında Cem Uzan; Ahmet Özal'la ortaklığı bitirmiĢtir ve kanalın ismini önce Ġnterstar, sonra da Star TV olarak değiĢtirmiĢtir. Star TV kanalının ilk
sloganı Mayıs 1989 - Eylül 1999 arasında yayınlanmıĢtır. Ġkinci sloganı Eylül 1999 - Haziran 2000 arasında yayınlanmıĢtır. Üçüncü sloganı Haziran 2000 - Haziran 2004 arasında yayınlanmıĢtır. 1 Mart 2004 tarihinde "Euro Star" adlı kanalı kurulmuĢtur. Euro Star Kanalı Avrupa‟da da izlenebilmektedir. Kral TV, Tele On gibi birçok tematik kanal da ilk olarak Star TV bünyesinden çıkmıĢtır ve bu televizyonun teknik elemanları ve programcıları tarafından hazırlanan programlar ile bu kanallar, yayınlarına devam etmiĢtir.
Star televizyonunun kurulması Türkiye‟de Avrupa‟da olduğu gibi yeni bir dönemin baĢlangıcı olarak kabul edilmiĢtir. Çünkü Star TV, kamu yayıncılığı anlayıĢından “ticari yayıncılık” anlayıĢına geçiĢi temsil etmektedir (Öztürk, 2004: 100-102). 1999‟da Türkiye'de ilk sayısal yayını yapan Star, 2004 yılında Uzan Grubu'na ait tüm Ģirketlerin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu‟nun eline geçmesiyle geçici bir süre devlet eline geçmiĢtir. 12 Eylül 2005‟te düzenlenen bir ihaleyle de 306.5 milyon ABD doları karĢılığında Doğan Holding bünyesine geçmiĢtir.
Star TV 13 Haziran 1992 tarihinde logosunu larcivert-mavi renkli sağ alt köĢeye almıĢtır. 16 Ocak 2002 tarihinde logosunu kırmızı renkli sağ alt köĢeye almıĢtır. 1 Mayıs 2009‟dan itibaren logosunu sol üst köĢeye almıĢtır. Star TV 26 Mayıs 2009 da 20. yaĢını kutlamıĢtır.
Türkiye‟nin ikinci özel televizyonu olarak yayına baĢlayan kanal Tele On‟dur. Bu televizyon kanalı da Magic Box Ģirketinin sahipleri olan Uzan grubu tarafından kurulmuĢtur. 27 Ocak 1992 tarihinde yayın hayatına baĢlayan Tele On yayınları için, Telsiz Genel Müdürlüğü yetkilileri, “korsan” yayın yaptığı gerekçesiyle yayın izni verilmemesini, izin verilirse, Türkiye‟de televizyon yayıncılığı konusunda yasal düzenlemeyi bekleyen pek çok kuruluĢa haksızlık yapılmıĢ olacağını ve düzenleme öncesi hiçbir kuruluĢa öncelik tanınmaması gerektiğini vurgulamıĢlardır. Devletin yetkili kuruluĢlarından birinin bu açık ve kesin tavrına karĢın, Türkiye Kalkınma Bankası‟ndan 4 milyar lira kuruluĢ sermayesi bulunan Tele On‟a 116 milyar liralık teĢvik belgesi verilmiĢ ve Star-1‟e tanınan
yüzde 30‟luk yatırım indirimi ve yüzde 100 gümrük muafiyeti de tanınmıĢtır (Cankaya, 1997: 87).
Yayına geçtiğinde 24 saat yayın yapan Tele On, bir süre sonra Star 1 tekrarları yayınlayan kanal haline dönüĢmüĢtür. Kanaldan umudunu kesen Star TV yönetimi bir süre 24 saat aynı bandı döndürmüĢtür. Tele On daha sonra 1994‟te kurulan Kral TV ile ayrı bir yayın yapmaya baĢlamıĢtır. Yani Kral TV ve Tele On adında 2 tane ayrı kanal kurulmuĢ oldu. Tele On yayında olduğu yıllarda gece belli bir saatten sonra erotik filmler de yayınlamıĢtır.
2000'li yıllarda Ģifreli futbol kanalı olarak tekrar kurulan Tele On, Ģifreli maç yayınlarının Digitürk adlı Ģirkete devrinin ardından kuruluĢ üyelerinin elindeki dekoderleri mahkeme yoluyla geri almıĢtır. Tele On 30 Ocak 2002 yılında nedeni bilinmeyen bir Ģekilde kapanmıĢtır. 2004 yılında Ģirketin mali iĢlerde usulsüzlük yaptığı belirlenmiĢ ve TMSF hem Star‟a hem de Tele On‟a el koymuĢtur. Star TV Doğan grubuna satılırken, Tele On TMSF‟nin elinde kalmıĢtır.
Tele On ile aynı dönemlerde yayına baĢlayan bir baĢka kanal ise Mega 10‟dur. 20 Ekim 1991 Genel seçimlerine bir ay kala uydudan kanal kiralama yolu ile Mega 10 adlı televizyon kanalı yayına geçmiĢtir. Bu dönemde TRT‟den kısıtlı yararlanabilen siyasi partiler özel televizyon arayıĢına girmiĢti. Star 1 televizyonu, daha çok Anavatan Partisi‟ni destekleyen yayınlar yapmaktaydı. Bu nedenle SHP ve DYP‟li belediye baĢkanlarının çoğu, Star 1‟in bu tür yayınlarını sürdürmeleri halinde, yansıtıcı çanakları devre dıĢı bırakma tehdidinde bulunmuĢlardı. SHP‟nin “demokrasi kanalı” adını verdiği Mega 10, Türkiye‟de hazırlanan programlarını, Almanya‟dan yayınlıyor ve ancak çanak anten kullanılabilen çok sınırlı bir izleyici kitlesi bu yayınlara ulaĢabiliyordu. Seçim dönemi sonrası Mega 10, yayın lisansı ve finans sorunları olduğunu açıklayarak yayın yaĢamına son vermiĢtir ve Türk yayın tarihine, ilk kapanan televizyon kanalı olarak geçmiĢtir (Cankaya, 1997: 88).
Türkiye‟de özel televizyon yayıncılığına bu üç kanalın ardından Show TV de baĢlamıĢtır. Show TV‟nin kurulma çalıĢmaları 1991 yılının Aralık ayında Hürriyet
ve Sabah gazetelerinin özel televizyon yayıncılığı ile ilgili çalıĢmalarını birleĢtirmeleriyle baĢladı. Ġktisat Bankası‟nın sahibi Erol Aksoy tarafından kurulan televizyon kanalı, düzenli yayınlarına 1 Mart 1992 tarihinde baĢladı. Yayın hayatına baĢladığı ilk dönemde yayınlanan “Çarkıfelek” adlı yarıĢma programı, yüksek izlenme oranları ile o dönemde en çok izlenen programlar arasına girmiĢtir (Yengin, 1994: 143-146).
Show TV hisselerinin bir bölümünü daha sonra satın alan Çukurova Holding ile Erol Aksoy arasında anlaĢmazlıklar yaĢanmıĢ, bu süreçte TMSF de vergi borçlarına karĢılık Aksoy‟un birçok Ģirketine el koymuĢtur. Bu dönemde Aksoy ve Çukurova Holding yönetim Kurulu BaĢkanı Mehmet Emin Karamehmet arasında büyük tartıĢmalar yaĢanmıĢ ve olay mahkemeye taĢınmıĢtır. Aksoy, Çukurova Grubu‟nun Show TV‟nin içini boĢalttığını öne sürmüĢ ve kendisine ait hisselerinin usulsüz bir Ģekilde satıldığını iddia etmiĢtir. Ancak bu sonuç vermemiĢ ve ilerleyen zamanlarda Show TV‟nin tamamı Çukurova Grubu‟na geçmiĢtir. Show TV, 2010 yılı Nisan ayı itibariyle Çukurova Grubu bünyesinde yayın yapmaktadır.
Mart 1993 yılında test yayınlarına baĢlayan Cine 5 ise, Türkiye‟de abone sistemi ile hizmet veren ve Ģifreli olma özelliği taĢıyan ilk televizyon kanalıdır. O dönemde Show TV‟nin de sahibi olan Erol Aksoy‟a ait kanal, birinci vizyon kaliteli filmleri göstermesine karĢın önce beklenen abone sayısını yakalayamamıĢtır. Cine 5, aynı gruba ait Show TV‟nin sahip olduğu Türkiye 1. Futbol Ligi maçlarının naklen yayın haklarını devralmıĢ ve abone sayısını arttırmayı amaçlamıĢtır. Cine 5, özellikle 1995-1996 futbol sezonundan itibaren bu hedefini önemli oranda gerçekleĢtirmiĢtir (Özçağlayan, 2000: 47). Son olarak Erol Aksoy grubunun elinde bulunan Cine 5‟e Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu el koymuĢtur. 2010 yılı Nisan ayı itibariyle Cine 5 Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu‟nun elinde bulunmaktadır.
Türkiye‟de ilk özel televizyon yayıncılığının kilometre taĢlarından biri de Kanal 6‟dır. CumhurbaĢkanı Turgut Özal‟ın oğlu olan Ahmet Özal, Star TV ortaklığından ayrılınca bir baĢka kanal kurma giriĢimlerine baĢlamıĢtır. Uydu aracılığı ile Ġngiltere‟den 8 Ağustos 1992 tarihinde test yayınlarına baĢlayan Kanal 6
televizyonu, 4 Ekim 1992‟de düzenli yayın hayatına baĢlamıĢtır. “Kanal 6” ismi verilen kanal, 1992 ve 1993 yıllarında Star TV ile birlikte en çok izlenen kanal olma yarıĢına girmiĢtir. Ancak Ahmet Özal‟ın ekonomik sorunları nedeniyle, sanatçılar ile yaptığı sözleĢme Ģartlarını yerine getirememesi, yine aynı nedenlerle yeni film ve program alınamaması, kanalın izlenme oranını düĢürmüĢtür. Kanal 6, 1994 yılında en çok izlenen kanallar arasında dördüncü sırada yer almıĢtır (Özçağlayan, 2000: 47). Ġzlenme oranları her geçen gün düĢen Kanal 6, 2000 yılına kadar birkaç kez el değiĢtirmiĢtir.
Ġlk kurulan özel televizyon kanallarından biri de TGRT özel televizyon yayıncılığı konusundaki çalıĢmalarına 1989 yılında baĢlamıĢtır. Türkiye Gazetesi Radyo Televizyonu olarak, Türkiye gazetesinin çizgisinde bir yayıncılık çizgisi benimsemiĢtir. Ġlk özel televizyon yayınını Star 1 televizyonu gerçekleĢtirmiĢ olmasına karĢın, kuruluĢ açısından Türkiye‟de ilk kez kurulan özel televizyon TGRT‟dir. TGRT, “milli ve manevi değerler”e öncelik verdiğini, “muhafazakar” bir hedef izleyici kitlesine seslendiğini açıklamıĢtır. 22 Nisan 1993‟te düzenli yayına baĢlayan TGRT, uzun bir hazırlık ve altyapı oluĢturma dönemi yaĢamıĢtır (Cankaya: 1997: 89).
1993 yılından itibaren kesintisiz yayın yapan TGRT, 2006 yılında Kanada‟nın medya devi olan ve tüm dünyada birçok medya kuruluĢunu satın alan News Corporation Ģirketine 127 milyon 200 bin TL‟ye satılmıĢtır.
Sabah Grubu‟nun kontrolünde, Eylül 1993‟te yayın hayatına baĢlayan ATV de ilk özel televizyon kanallarından biridir. ATV, hisselerinin büyük bölümü daha sonra film yapımcısı ve birçok televizyon kanallarına program hazırlayan Ulusal Radyo TV‟nin sahibi Türker Ġnanoğlu‟nun eline geçmiĢtir. Ali Kırca‟nın yönetimindeki haber dairesinin hazırladığı ana haber bülteni ve “Siyaset Meydanı” programı büyük ilgi görmüĢtür (Özçağlayan, 2000: 47).
Daha sonra Dinç Bilgin‟in satın aldığı Sabah Grubu bünyesindeki ATV hızla yükselmeye ve izlenilirlik oranı da artmaya baĢlamıĢtır. 2000 yılında grubun
ekonomik krize girmesiyle ATV, Çukurova Holding bünyesine geçmiĢ, ancak anlaĢma sağlanamayınca ATV tekrar Bilgin‟in olmuĢtur. Ancak 1 Nisan 2007 yılında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Sabah – ATV grubuna el koymuĢtur.
TMSF‟nin Aralık 2007 yılında satıĢa çıkardığı Sabah – ATV ihalesine tek teklif Çalık Grubu‟nun Ģirketi olan Turkuaz‟dan gelmiĢtir. ATV-Sabah Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin BaĢbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın damadı Berat Albayrak'ın genel müdür olduğu Çalık Grubu‟na 1.1 milyar dolara satılmıĢtır.
Türkiye‟nin en büyük özel televizyon kanallarından biri olan Kanal D ise, o dönemde sadece Hürriyet ve Milliyet‟in sahibi olan ancak Ģimdi Türkiye‟nin en büyük medya grubunun sahibi Aydın Doğan tarafından 1993 yılında kurulmuĢtur. Ġlk kurulduğu günde yaptığı transferler ve anlaĢmalarla birçok sanatçı ve televizyoncuları Kanal D‟ye almıĢtır (Yengin, 1994: 147).
Kanal D, haber ve eğlence programları, dizi ve sinema çeĢitliliği ile Türkiye‟nin en çok izlenen televizyon kanalları arasında ilk sıralardadır. Gazeteci Mehmet Ali Birand‟ın yönettiği haber bülteni aynı zamanda, yine aynı gruba ait haber kanalı CNN Türk ile ortak hazırlanmaktadır.
Has Bilgi Birikim (HBB) TV ise, Has Holding‟in sahibi olduğu bir kanaldır. BaĢlangıçta çok iddialı hedeflerle yola çıkan HBB, bu hedeflerden yalnızca stereo yayın yapabilmeyi gerçekleĢtirebilmiĢtir (Özçağlayan, 2000: 47).
Türkiye‟nin beĢinci özel televizyon kanalı olarak yayın hayatına baĢlayan HBB, reklam gelirlerinin istenen seviyede olmaması nedeniyle geliĢme kaydedememiĢtir. Yıllarca boĢ kalan HBB binası, sahibinin devlete olan borcu nedeniyle, Halk Bankası‟na devredilmiĢtir. Böylece 1999 yılından bu yana hala karasal yayın frekansı lisansı bulunmasına rağmen 10 yıldır yayın yapmamaktadır.
Türkiye‟de daha çok eğlenceye yönelik özel televizyon kanallarının yanı sıra haber kanalları da yayın hayatına baĢlamıĢtır. Türkiye‟nin ilk haber kanalı olan
NTV (Nergis TV), Bursalı siyasetçi ve iĢadamı Cavit Çağlar tarafından 1996 yılında kurulmuĢ ve ilk yayınını 9 Kasım 1996 yılında Hollanda – Galler milli maçını yayınlayarak yapmıĢtır. Ġlk haber yayını 9 Aralık 1996 yılında, 24 saat yayını ise 5 Ocak 1997‟de yapılmıĢtır. 1999 yılının Ocak ayında DoğuĢ Grubu bünyesine geçen NTV‟nin merkezi Ġstanbul‟dur. Haber kanalının Ankara, Ġzmir, Diyarbakır, Kuzey Kıbrıs ve Brüksel‟de temsilciliği bulunurken, Türkiye‟nin 81 ilindeki muhabirleri ve dünyanın önde gelen ajansları ile gündemi takip etmektedir (Yazıcıoğlu, 2010).
Haftanın her günü, haber bültenleri, kültür sanat programları, belgeseller, haber, tartıĢma sohbet ve spor programlarının yayınlandığı NTV, Türkiye‟nin en önemli haber kanallarından biridir.
Türkiye‟nin 81 iline ulaĢan NTV, Kablo TV ve digital platformlar ile geniĢ bir izleyici kitlesine sahiptir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‟ne ise 2 verici ile ulaĢan NTV, Türksat 2A uydusu ile Avrupa, Rusya, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Ortadoğu‟dan da izlenebilmektedir. Ayrıca Kablolu yayın ve Digitürk ve D-Smart aboneleri de NTV‟yi izleyebilmektedir
Ġkinci Bölüm
YERELLĠK OLGUSU VE YEREL TELEVĠZYONCULUK
1. YERELLĠK KAVRAMI
Türk Dil Kurumu‟na göre yerel sözcüğü, belirli bir yer ile ilgili olan, mahalli, mevzi, lokal anlamına gelmektedir (http://tdkterim.gov.tr/). Yerellik kavramı ise Türk Dil Kurumu tarafından, “incelenecek olayın bir yerle sınırlanmıĢ olması, belirli bir yere bağlı olarak geliĢirliği” olarak tanımlanmaktadır (http://tdkterim.gov.tr).
Coğrafya olarak küçük bir bölge yerel olarak tanımlanabilirken belli bir organik bütünlüğü olan insan toplulukları da yerellik kavramı içerisinde yer almaktadır.
Yerellik, yaĢanılan yerle ilgili olan, aynı zamanda, bir kiĢinin ya da topluluğun kendisini ait hissettiği, ya da oraya bağlı olduğu hissine kapıldığı yerle ilgili anlamları ifade etmektedir. Dolayısıyla Almanya‟daki Türklerin de Türkiye ile ilgili haber alması ya da örneğin Ankara‟daki Malatyalılar‟ın bir web sitesiyle özdeĢlik, bir dayanıĢma kurmaları, baĢka pek çok etkinlikte bulunmaları yerellik kavramı içerisinde ele alınabilmektedir. Yerellik aynı zamanda bir bölgeye ait olma hissidir. Bir kiĢinin veya zümrenin, doğduğu, büyüdüğü, ya da kendisini ait hissettiği bir bölgeyle her türlü aktivitenin içinde bulunması da yerellik kapsamına girmektedir. Yerellik, bölgesel, etnik, dini, kültürel veya coğrafi kavramlarla anlamlandırılabilir.
Özellikle son yıllarda çok sık kullanılan yerellik kavramı, iletiĢim kuramcısı, Mc Luhan‟ın global köy olarak tanımladığı dünyada, “küresel” kelimesinin yerini almaya baĢlarken, yerel değerlerin önemine vurgu yapılmakta ve bu değerlerin korunması gerektiği vurgulanmaktadır.
KüreselleĢme, (globalleĢme) kavramı, ağırlıklı olarak 1980‟lerden sonra gündeme yerleĢmiĢtir. Ancak ilk yıllarda, tanım ve kapsam konusunda, tam bir uzlaĢmaya varılamamıĢtır. Genel olarak, küreselleĢme, “ülkeler arasındaki iliĢkilerin yaygınlaĢması ve geliĢmesi, ideolojik ayırımlara dayalı kutuplaĢmaların çözülmesi, farklı toplumsal kültürlerin, bir anlamda maddi ve manevi değerler çerçevesinde oluĢmuĢ birikimlerin, ulusal sınırları aĢarak dünya çapında yayılması” olarak tanımlanmaktadır (Girgin, 2003: 135). KüreselleĢme ayrıca, dünyanın kontrol altına alınması ve tek bir bütün olduğunun bilincine varılması, tüm dünyanın tek bir mekan olarak kristalleĢmesi, yeni insan sorunlarının ortaya çıkması ve yeni bir dünya bilinçliği olarak ifade edilmekte, küreselleĢme sürecinin yeni bir olgu olmadığı, modern çağdan ve kapitalizmin yükseliĢinden önceki tarihlerde baĢladığı dile getirilmektedir (Roland, 1999: 229-235).
Günümüzde temelini yeni iletiĢim teknolojilerinin oluĢturduğu hızlı bir değiĢim süreci yaĢanmakta ve bu sürecin sonuçları da küreselleĢme olarak ifade edilmektedir. KüreselleĢme farklı toplumsal kültürlerin ve kültürel değerlerin yakından tanınması, hatta benimsenmesi; ülkeler arasındaki iliĢkilerin yaygınlaĢması, yoğunlaĢması olarak tanımlanabilir. Kavram dünyadaki tüm insanların toplumsal, kültürel ve ekonomik alanlarda birbirleriyle yoğun bir iletiĢim ve etkileĢim sürecine girmelerinin kaçınılmaz olduğunu anlatmakla birlikte, ekonomik, siyasal, kültürel alanlarda toplumsal değiĢime iĢaret etmektedir. Bununla birlikte küreselleĢme mal ve ürünlerin devingenliği, haberleĢme ve iletiĢim ürünlerinin, hizmetlerinin devingenliği ve insanların devingenliği ile ilgilidir (Ozan, 2007: 39).
Bir baĢka tanıma göre küreselleĢme, hangi alanda olursa olsun, ekonomiden sanata, bilimden iletiĢime herhangi bir çalıĢmada, üretimde ve yapımda, dünya çapında geçerliliği, ağırlığı, öncülüğü olan normların, ölçütlerin dikkate alınması ya da etkili hale gelmesi, benimsenmesi; dünyaya açılarak yerelliğin, ulusallığın reddedilmeksizin dıĢına çıkılması ve evrensellikle bağdaĢtırılması, birleĢtirilmesi anlamı taĢımaktadır (Ilgaz, 2000: 3).
KüreselleĢme 21. yüzyılın Amerikan imajlarının öncülük ettiği, teknolojiden hız alan eğlence ile bilginin, sansasyon veya safsata ile haberin birbirine karıĢtığı bizim medyamızı da yakından ilgilendiren bir sentezdir. Medya ve Ģirketlerin birbiriyle olan çıkar iliĢkileri bir zincir olarak düĢünülürse, bu zincirin devamını sağlamak için, küresel kültür adı altında insanlar her geçen gün biraz daha etkilenmekte ve yönlendirilmektedirler. Bu durum toplumları kendilerine yabancılılaĢtırmakta ama küresel kültür kavramı uygulamalarını hızlandırmaktadır (Cem,1999: 11).
Toplumsal değiĢimi tanımlamak amacıyla sıklıkla “küreselleĢme” sözcüğü kullanılmaktadır. “Kabul edilse de edilmese de küreselleĢme artık yadsınamaz bir dünya gerçeğidir.” GloballeĢme sözcüğü içerisinde değiĢim, “devinim” yani durağan olmayan bir anlam barındırmaktadır. Bu süreç algılanırsa, bu süreç içerisinde çeĢitli katılımlar, çoğalmalar, değiĢimler, yeni oluĢumlar yer almaktadır. Kültür kendi içinde dinamik ve yeniliklere açık bir olgu olduğu sürece geliĢme gösterir. Bu bağlamda kültürler birbirleriyle etkileĢim içerisinde olmalıdırlar. Süreç içerisinde, toplumsal değiĢimi birey kendisine uydurmaya, ya da kendisi toplumsal değiĢime ayak uydurmaya çalıĢır (Ozan, 2007: 88).
Ancak toplumlar, bütünleĢme görüntüsüne karĢın, kendi kimliğini, kültürünü ve yaĢam biçimini de koruma içgüdüsüyle davranmaktadır. Kimi yöreler, görünürde küresel iliĢkiler içinde yer alırken, yerel değerlere dönüĢ eğilimleri sonucu, gerçekte bu iliĢkilerden koparak hızla kendi içine kapanmaktadır. Bu çabanın göstergelerinden biri de, her toplumun kendi içinde daha yerel kurumlara, iletiĢime ve yaĢama gereksinim duyarak, yerel iletiĢim araçlarına önem vermesidir. Çünkü birey, yerel iliĢkilerle yaĢadığı çevreye, kültüre ve topluluğa daha yakın bir bağlılık ve ortaklık duygusuyla yaklaĢmaktadır. Bu nedenlerle geliĢmiĢ ve geliĢmekte olan ülkelerin hemen hepsinde, kitle iletiĢim araçları iki yönlü bir ilerleme süreci içine girmiĢlerdir. Bir bölümüyle sınırları aĢan bir bütünleĢme süreci yaĢanmakta, öte yandan her kent, her kasaba, hatta her semt, her mahalle yerel gazeteye, radyoya, televizyona sahip olmak istemektedir (Vural, 1996: 1053-1067).
Kültürler arası ortam söylemiyle anlatılmak istenen ortam, yoğun bilgi akıĢının yaĢandığı, her verinin ve her birikimin yeni bir zenginliği de beraberinde getirdiği bir ortamdır. Kültürler arası ortamda küçük, kendine özgü özellikleri, ayrıntıları olan ve aslında dünya kültürünün temelini oluĢturan kimi parçacıklar, yerel sözcüğü ile tanımlanır. Yerel sözcüğünün kısıtlı, dar, küçük bir kitleyi anlatması aslında taĢıdığı anlama bir yerde haksızlık yapmak olacaktır. KüreselleĢme sözcüğünün altında yatan anlamı, kültürel yönden ele alınması, kültürlerin birleĢmesi, yaygınlaĢması ya da zenginleĢmesi olarak incelendiğinde, böylesi bir ortamda yerel renklerin yerinin önemli olduğu ortaya çıkar. GloballeĢme içerisinde yerel renklerin önemi, belki de içerik kazandırmaktan daha da önemlisi ona yön saptar, yol gösterir (Ozan, 2007: 65-66).
Aslında kültürler arası ortamdan veya küreselleĢmeden söz ederken, benzeĢmeden söz edilmemesi olanaksızdır. Yerel ve ulusal kültürler etkileĢmeyle birlikte, kendilerini hızlı bir değiĢme sürecinin içinde bulurlar. GloballeĢmenin farklılıklarla beraber yaĢamaya ama, diğer yandan da onları yenmeye, bastırmaya ve denetim altına almaya çalıĢtığı savunulur. Ancak insanların modernliğin belli biçimleriyle karĢı karĢıya kaldıkları anda yerele dönüĢ eğilimi gösterecekleri de ileri sürülür (Ozan, 2007: 66). GloballeĢmenin olumlu ya da olumsuz yönleri tartıĢılabilir ama, kaçınılmaz olduğu da bir gerçektir. Bu çerçevede tüm dünyayı etkileyen bu oluĢumun sonuçlarını iyi kestirmek ve ona göre davranmak çağdaĢlığın ve güncelliğin bir gerekliliği olarak ortaya çıkmaktadır (Roland, 1999: 230).
GloballeĢmenin beraberinde yerelleĢmeyi getirebildiği unutulmamalıdır. Dünya kültürüne yerel renklerle yapılan her katkı, globalleĢme sürecinde baĢarılı bir adım sayılmalıdır (Ozan, 2007: 66).
Dünyadaki küreselleĢme eğilimi içerisinde farklı kültürlerin kapılarını aralayıp, karıĢarak harman oluĢturmaları, kültürel zenginliğe atılan adımların baĢında gelmektedir. Aynı kültür içerisindeki farklılıklar, ülkelerin sahip oldukları asıl zenginliklerdir. Suda iç içe oluĢan halkaları andıran içten dıĢa yayılan kültür
örüntüsü, global diye adlandırılan daha geniĢ sahalara yayıldıkça taĢıdığı zenginliği de beraberinde getirir (Ozan, 2007: 89).
Günümüzde küreselleĢme süreci içerisinde yerelin önemi gitgide değiĢmeye ve geliĢmeye baĢlamıĢtır. Yerelin sorunları genelin de sorunları haline gelmeye baĢlamıĢ ve yerel genelle bir bütünleĢme süreci içerisine ister istemez girmiĢtir. Medya yoluyla bölgesel, küresel, kültürel coğrafyalar karĢı karĢıya gelerek birbiriyle etkileĢime geçmekte, kültürler mutasyona uğramakta, adaptasyon geçirerek melezleĢmektedir (Önür, 2002: 164).
2. YEREL TELEVĠZYONCULUĞUN TANIMI
Televizyon yayıncılığı dünyanın her yerine ulaĢabildiği gibi, sadece belli bölgelerde de yapılabilmektedir. Belirli bir yörede yayınlanan basın yerel basın olarak adlandırılmaktadır. Yerel kamuoyuna yönelik hareket alanı içerisindeki iletiĢim araçları, topyekün olarak yerel medya adıyla nitelendirilmektedir (Bodur, 1997: 38).
En az ulusal televizyonlardaki kadar önemli iĢlevlerle yüklü yerel televizyonların en büyük özellikleri, hedef kitleleri olan yöre insanları ile daha yakın iletiĢim ve yüz yüze bir etkileĢim içerisinde olmalarıdır (Vural, 1999: 41).
Yerel medya sınırları dar ve tanımlanmıĢ bir yörede –ki bu yöre bir kent ya da kasaba da olabilir- o yöre halkını bilgilendirmeye, haberdar etmeye, eğitmeye eğlendirmeye ve yöre kamuoyunun serbest oluĢumunu sağlamaya yönelik yayıncılık faaliyeti içinde bulunan, aynı zamanda yöre halkının iletiĢim kurumu özelliğini taĢıyan araç ya da araçlar bütünüdür (Vural, 1999: 44). Yerel medya, “bulunduğu yörede izleyicisinin o toplumun sorunlarına katılmasını kolaylaĢtırabilecek mekanizmaları” geliĢtirme potansiyeli taĢımaktadır. Yerel medya, bulunduğu mekanda farklı görüĢlerin birbirini anlaması ve birbirini eleĢtirmesi için gereken forumu, mekanı sağlamaktadır (Mutlu, 1998: 101).
Radyo Televizyon Üst Kurulu, bölgesel yayını, “birbirine komĢu en az üç il veya en çok bir coğrafi bölge alanının asgari yüzde 70‟ine yapılan radyo, televizyon ve veri yayını; yerel yayını ise “mülki taksimat itibarıyla en az bir ilçe (merkez ilçe dahil) veya bir ilin alanının en az yüzde 70‟ine yapılan radyo, televizyon ve veri yayını” olarak tanımlamaktadır (http://www.rtuk.org.tr/).
Yerel medya, demokrasiye mahalli düzeyde katkıda bulunmak, yerel sorunları araĢtırmak ve aktarmakla görevli kurumlar olarak nitelendirilmektedir. Yerel medya yerel yönetimler için vazgeçilmez bir teminat ve ülke demokrasisinin temel taĢları olarak değerlendirilmektedir. Bu noktadan hareketle yerel medya, haber bakımından yayınlandıkları bölgedeki olaylara ağırlık veren, yerel sorunları objektif ve doğru bir Ģekilde dile getirerek, yöresinde kamuoyu açısından etkili olabilen, yörenin kalkınması ve geliĢmesi için çaba sarfeden, kendi mahallîndeki sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal geliĢmeleri sağlıklı bir Ģekilde hedef kitlesine ulaĢtırabilen yayın organları olarak tanımlanmaktadır (Kayacan, 1996: 57-74).
Günümüzde yerel medya, ülkenin çeĢitli yörelerinde, özellikle büyük kentler dıĢındaki yerleĢim birimlerinde, il, ilçe ve beldelerde, yayın yapan, yayımlandıkları yörenin haberlerini veren, sorunlarını dile getiren, halkın isteklerini ilgililere aktarmayı hedefleyen medya organlarıdır (Ünal, 1996: 1068).
Yerel basın veya yerel medya, gerek kamuoyunda, gerek gazetecilik çevrelerinde ve gerekse siyasi ya da basına iliĢkin bilimsel eğitim, öğretim ve araĢtırmaların yapıldığı çevrelerde „Anadolu Basını‟ ya da „TaĢra Basını‟ olarak nitelendirilmektedir (Vural, 1996: 1060).
Daha geniĢ bir tanım yapılması gerekirse, belirli bölgelere, etnik, dini, coğrafi ve kültürel topluluklara yayın yapan özel veya kamusal radyo ve televizyonların tümüne birden yerel medya denilmektedir. Ancak yerel medya tanımı çok geniĢ olup, içinde coğrafi ve toplumsal yerelliği barındıran bir kavramdır. Coğrafi yerellik, radyo ve televizyon sinyallerinin ulaĢtığı bölgelerde o bölgenin siyasal, kültürel, ekonomik gereklerine uygun olarak yapılan yayınlardır. Toplumsal
yerellik ise dini, etnik, siyasi ve kültürel bağlarla bir araya gelmiĢ topluluklara onların gereksinimlerine uygun yapılan yayınları kapsar. Yerel medya devlet eliyle belli bölgelere belli saatlerde yayın yapabileceği gibi (örneğin, TRT Gap, TRT-Hatay, TRT 6), özel giriĢim, vakıflar veya topluk dayanıĢması ile kurulup belirli amaçlarla yayın yapabilir (Tekinalp, 2003: 175-176).
Bir baĢka ifadeyle yerel medya, ülkenin çeĢitli yörelerinde, özellikle büyük kentler dıĢındaki yerleĢim birimlerinde, il, ilçe ve beldelerde yayın yapan, yayın yaptıkları yörenin haberlerini veren, sorunlarını dile getiren, halkın isteklerini ilgililere aktarmayı hedefleyen yayın kanallarıdır (Girgin, 2001: 160). Yerel medya farklı bir tanımla, haber açısından yayınlandığı yöredeki olaylara ağırlık veren, kendi yöresinin kalkınması ve geliĢmesi için çaba harcayan ve ulusal konularda kamuoyu oluĢturan yayın organları olarak ifade edilmektedir (Girgin, 1997: 39).
Bu çerçevede yerel medya, bireyin yöresel yaĢamındaki en büyük yardımcısı ve baĢvuru kaynağı olmaktadır. Çünkü yerel medya, yayımladığı haberler ve ele aldığı sorunların yanı sıra kentin gereksinimleri, kentteki kültürel ve sosyal etkinliklere iliĢkin aktardığı bilgilerle bireye “yaĢanan yer” duygusunu, yaĢadığı yerin bir parçası olduğu düĢüncesini kazandırmaktadır. Günümüzde yerel medya, yöre halkının kültürel kimliğini korumak, haklarına sahip çıkmak, yöreye saygın bir konum kazandırmak görev ve yükümlülüğünü üstlenmektedir (IĢık, 2001: 38-43).
Yerel medya, bulunduğu yerde insanların, kendi yörelerinde ve bölgelerinde meydana gelen ekonomik, sosyal ve kültürel olaylar hakkında bilgiler edinebilmelerine ve bunların neticesinde vatandaĢların, kendi yörelerindeki olaylara katılımlarına veya olaylar, sorunlar ve konular hakkında yorum yapma imkanı bulabilmelerine vesile olmaktadır (Aktaran: Bekiroğlu, 2006: 21).
Bir baĢka tanıma göre yerel medya, bir yerleĢim biriminde olup bitenleri, önemli olayları, her türlü etkinlikleri, genel bilgileri; haber, diğer yazınsal türler, fotoğraf ve görüntüleri ile yansıtan medya kuruluĢlarıdır (Bülbül, 2001: 10).
Yerel medya, kitle iletiĢim araçlarının yaygın olmadığı bölgelerin bulunduğu dönemlerde, yörelerinin dünyaya açılan penceresi konumunda hizmet gören çok önemli bir unsur olmuĢtur. Teknolojinin ve Ģartların geliĢmesiyle birlikte, çok uzak mesafelerin dahi yakın olduğu, alternatiflerin çeĢitlilik sınırlarını zorladığı günümüzde ise haberin kapsamı açısından fevkalade büyüyen dünya nedeniyle, yaygın basının gerekli ve yeterli derecede ilgilenemediği yöreler için yerel medya, çevrenin ve yöre halkının adeta gözü kulağı ve dili konumunda bulunmaktadır. Bu bakımdan kamuoyu oluĢumunda da ilk halka görevini yapan yerel medya, kitle iletiĢim araçları arasında yerel bağlamda bir öncü olarak değerlendirilebilmektedir (Ġzgi, 1992: 81).
Her geçen gün daha da küçülen dünyada, medyanın uluslar arası bir boyuta ulaĢmasıyla, yaygın ve yerel medya da bu yapılanma içerisinde etkinliğini sürdürmektedir. Basın yerel bir nitelikte doğup, ulusal ve uluslar arası bir boyut kazanırken, yeni boyutlarıyla ulusal ve uluslar arası medya, küçülen dünyada yerel sorunların geneli daha fazla ilgilendirmesi, yerel geliĢmelere olan ilginin artıĢı ile yerel haberciliğe yöneliĢ içine girmiĢ, yerel basına bu anlamda dayanmak zorunda kalmıĢtır (Öztürk, 1992: 149).
Yerel medya ayrıca, yaygın medyanın fazlaca ilgilenmediği ya da üzerinde fazla durmadığı yerel haber, sorun ve yorumlar dıĢında, en basit biçimde yöredeki faaliyetler, sinema programları, nöbetçi eczaneler, bölgesel hava durumu, yöreye özgü çeĢitli sosyal, siyasal ve doğal olayların zamanı, yeri içeriği gibi hususları, duyurarak da vazgeçilmez bir hizmet sunmakta ve böylelikle yöre halkının günlük yaĢamını düzenlemesine katkıda bulunmaktadır (Yüksel, 1992: 61).
Yerel medya, geniĢ yer verdiği yerel haberlerin dıĢında ulusal nitelik taĢıyan haberlere ve dünya haberlerine de yer vermektedir. Ancak öncelikli ve geniĢ olarak, yerel haberlere yer verir (Ozan, 2007: 67). Kitle iletiĢim araçlarının geniĢ kitlelere ulaĢabilme özelliğinden dolayı siyasal, ekonomik ve kültürel bilgiler, yerel televizyon yayınları sayesinde yöre halkına ulaĢtırılır. Bu yayınlarla halk, yaĢadığı
bölgedeki sorunlar hakkında bilgi sahibi olmaktadır, ayrıca bu yayınlar yöre halkının kültürel geliĢimine de katkıda bulunmaktadır (Güreli, 1999: 166).
Bu nedenle, yerel medyanın iĢlevleri, görevleri ve sorumlulukları, en az yaygın medya kadar önemlidir. Bunun somut kanıtı da, birçok Avrupa ülkesindeki yerel-bölgesel basının toplam tirajının, yaygın basının toplam tirajından birkaç kat fazla olmasıdır. Bu belirleme Ģöyle değerlendirilmelidir: “Anılan ülkelerde halk, yaygın medyadan daha çok yerel-bölgesel medyaya ilgi ve gereksinim duymaktadır” (Girgin, 2000: 141).
Ġnsanların haber alma ihtiyacının temelinde, öncelikle yakın çevrelerinde meydana gelen olayları öğrenme isteği bulunmaktadır. Bu nedenle haber üretim sürecinde, haber değer etmenleri arasında hedef kitleye coğrafi olarak yakınlık önemli bir etken olarak kabul edilir. Ġnsanlar kendilerine yakın yerlerde geliĢen eylem ve söylemleri öğrenmek isterler. Çünkü bu geliĢmeler uzaktakilere göre hayatlarını daha çabuk etkiler. Bazı olaylar sadece yakın çevredeki insanları etkilerken, bazı olaylar ise yakın kentlerde, kimi zaman tüm ülkede yaĢayan insanları etkileyebilir, hatta bazen bütün ülkelerdeki insanlar için haber değeri taĢıyabilir (ġeker, 2007: 11).
Ulusal televizyonlar için haber değeri taĢımayan olaylar, yerel televizyonlar için haber olabilmektedir O bölgede veya kentte yaĢayan insanlar için önemli olan olaylar, yerel televizyon bültenlerinde yer almaktadır. Yerel televizyonlar bu olayları haberleĢtirerek izleyiciye ulaĢtırır.
Yapılan tanımlar ıĢığında, yerel medya, belirli bir bölgede yayın yapan, o bölge insanına hitap eden, bölge halkına karĢı sorumlu olan, bu nedenle yöredeki halkın sorunlarını dile getiren ve çözüm üretmek için çalıĢan, çözümün bulunmasına yardımcı olan veya yol gösteren, kamuoyu oluĢmasına katkıda bulunan, yerel yönetimler üzerinde denetim görevi yapan, yönetenle yönetilen arasında köprü vazifesi gören, toplumsal hayata katkıda bulunan ve en önemlisi de demokrasinin