• Sonuç bulunamadı

Myeloperoksıdaz\'ın Özellikleri Ve Periodontal Hastalıktaki Önemi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Myeloperoksıdaz\'ın Özellikleri Ve Periodontal Hastalıktaki Önemi"

Copied!
4
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Cumhuriyet Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Dergisi Cilt 1, Sayı 1,1998

MYELOPEROKSIDAZ'IN ÖZELLİKLERİ VE

PERİODONTAL HASTALIKTAKİ ÖNEMİ

Dr. Dt.A.Hakan DEVELİOGLU* Prof. Dr. İ. Levent TANER** ÖZET

Myeloperoksidaz, nötrofillerin granüllerinde bulunan bir enzimdir. Uygun koşullar altında, antibakteriyel sistemde bakterilere karşı savaşta önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca yapılan araştırmalar, bu enzimin diş eti cebi sıvısında da bulunduğunu göstermiştir.

Bu derlemenin amacı, MPO'yu mümkün olduğu kadar detaylı tanıtmak ve periodontal hastalıktaki veri ve önemini vurgulamaktadır.

Anahtar kelimeler:Myeloperoksidaz, Periodontal hastalık.

ZUSAMMENFASSUNG

Myeloperoksidase ist eine Enzym, die sich in den Granulen von Neutrophilen befindet. Unter günstigere Lage spielt MPO im Antibakterielsystem eine relevante Rolle zur Bekampfung gegen Bakteriezelien. Ausserdem haben Forschungen gezeigt, dass diese Enzym sich in der Zahııfleischtaschenflüssigkeit feststellen lasst.

Absicht dieser Studie ist, MPO möglichst ausführlich erlautern und ihre Stelle und Wichtigkeit in Parodontal Krankheıt zıt hetonen.

Schlüssel Wörter: Myeloperexidase, Parodontal Krankheıt.

GİRİŞ

Enzimler protein kökenli katalizörlerdir ve hüc-relerin lizozomlarında depolanırlar. Biyokimyasal reaksiyonları katalize ederler. Ayrıca aktivasyon enerjisini de düşürerek oluşan reaksiyonu kolaylaş-tırırlar10.

Canlı organizmalar için vazgeçilmez olan en-zimlerin kendilerine özgü bir takım Özellikleri var-dır: Bu özellikler şöyle açıklanabilir:

1. Etki şartları sınırlıdır: Yaşam veya canlılık, hücre içindeki etkinlikler ve koordinasyonun bütün dür. Bu, sıcaklık, pH, iyon şiddeti, ozmotik basınç gibi fiziksel değişkenlerin oldukça dar sınırları için de meydana gelen bir olgudur. Bu olguyu meydana getiren kimyasal reaksiyonların katalizörleri olan enzimler, etkinliklerini aynı dar sınırlar içinde gös terirler.

2. Katalitik etkinlik: Kimyasal katalİzörlerin- kinden çok fazladır ve 106 - 107 kat olabilir. Bu et

kinlik sabit olmayıp, metabolizmanın hızına göre azalır veya çoğalabilir.

3. Yan ürünler meydana gelmez: Organik kim yasal reaksiyonlarda az veya çok kesinlikle yan ürün meydana gelir. Enzim reaksiyonlarında ise hiç yan ürün meydana gelmez ve verimlilik % 100'dür,

4. Enzim ve subsrat moleküllerinin oranı: En- zimlerle reaksiyon veren maddelere, "Subsrat"de- nir. Kimyasal katalizörlerin aksine, substrat mole- külleri enzimden çok daha küçüktür. Enzimler nük- leik asit, protein gibi büyük polimer molekülleri de etkiyebilir. Bu gibi durumlarda da yine enzimin et- kilediği bölge polimerin küçük bir kısmıdır.

5. Özgüllük (Spesifiklik): Enzimler sadece bir substrat veya aynı foksiyonel grubu olan substrat

serisine karşı etkinlik göstermezler. En basit hücre-de bile aynı anda pek çok sayıda biokimyasal reak-siyon meydana gelir. Buna göre hücrede çok çeşitli sayıda enzimin bulunması normaldir.

6. Bağlanma yeri ve aktif merkez: Enzim mole- külü büyük olmakla birlikte, substrat bunun her ye- rine değil,"'aktif merkez" denilen özel bir yerine bağlanır ve biyokimyasal reaksiyon orada meydana gelir. Aktif merkezdeki enzim ve substratın geomet- rileri birbirine uygundur ve aralarında anahtar-kilit ilişkisine benzer bir ilişki vardır. Bu yolla geomet- rik olduğu kadar optik stereospesifiklik de meydana gelir. Aktif merkezde reaksiyonu yürüten -COOH,- OH, -SH, imidazol halkası gibi gruplar bulunur.

7. Biyokimyasal reaksiyonlar da termodinamik kurallara bağlıdır. Enzimin, substrat ürüne dönüştü rürken önce onunla bir enzim-subsrat kompleksi (ES Kompleksi), sonra da, bu kompleksin ürün ve enzime ayrıştığı kabul edilir.

k 1 k 3 __________ > Ü + E E + S ES > küçük k2

Enzimler çalışırken birtakım çevresel faktörler-den etkilenirler. Bunlar oldukça Önemlidir ve en-zim-substrat reaksiyonunu etkilemektedirler.

1. SICAKLIĞIN ETKİSİ

Sıcaklık kinetik molekül hareketlerini artırdı-ğından tüm kimyasal reaksiyonların bu arada biyo-*Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Anıştırma Görevlisi.

**Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 24

(2)

CILT: 1, SAYI : 1

kimyasal reaksiyonların da hızını artırır. Sıcaklığın 10° artmasıyla, reaksiyon hızları yaklaşık olarak 2 kat arlar. Biyokimyasal reaksiyonlarda da bu böyle olmakla birlikte, enzimler protein yapısında olduk-larından, belirli bir sıcaklıktan sonra (genellikle 50° C den sonra) denatüre olmaya başlarlar. Bu, önce enzimin molekülünün tersiyer yapısının, sıcaklık arttıkça sekonder yapısının (alfa sarmal yapı) bozul-ması demektir. Bu olaylardan enzimin aktif merke-zi de etkilenerek, reaksiyon hızı keskin bir şekilde artar.

2. pH'ın Etkisi:

Enzim, substrat ve koenzim moleküllerinde asitli veya bazlı gruplar vardır. ES kompleksinin en kararlı bir şekilde oluşması (yani hızının maksimum olması için gruplarının belli bir iyonlaşma duru-munda olması) gereklidir. Bunun dışındaki iyonlaş-malarda ES kompleksi zayıflar ve reaksiyon hızı düşer. Bu optimum bir pH'da reaksiyon hızının en yüksek olması demektir. Her enzimin 3 ila 8 arasın-da değişen bir optimum pH'ı vardır. Ancak pek çok enzimin pH'ı, 7 dolayındadır. Çok asidik veya çok bazik ortamlarda enzim molekülü denatüre olaca-ğından, reaksiyon hızı tersinmez olarak sıfıra düşer. Enzimlerle yapılan in vitro çalışmalarda reaksiyon ortamın tampon çözeltisini hazırlamak için öncelikle enzimin optimum pH'ının bilinmesi veya tayin edilmesi gereklidir. Canlı hücrelerde ortamın pH'ının nötrale yakın olduğu bilinir. Ancak, biyo-kimyasal reaksiyonlar sırasında her enzimin yerel pH'ını tayin etmek mümkün değildir. Bu yerel pH'larda küçük değişikliklerin meydana gelerek bu yolla da reaksiyon hızlarının ayarlandığı sanılmak-tadır.

Aktif merkez, büyük enzim molekülünün sade-ce küçük bir kısmını kaplar. Enzim molekülünün büyük olması, aktif merkezin geometrik yapısının oluşması için gereklidir. Substratın enzimin en az 3 yerine bağlanması, stereospesifikliği ortaya çıkarır. Enzim moleküllerindeki aktif merkezi belirlenmek için genellikle tersinmez inhibitörlerden yararlanı-lır.

Bir kısım enzimlerin, özellikle hidrolitik enzim-lerin (Hidrolazlar) etkinlik göstermesinde koenzim gerekmez. Bunların aktif merkezlerinde bulunan CH2 OH, imidazol, glutamik asit, aspartar gibi ak-tif gruplarla reaksiyon yürütülür, öte yandan redoks enzimlerinde (dehidrofenazlar, redüktazlar, oksi-dazlar gibi) veya anabolik ya da katabolik enzimler-de, kendisi de reaksiyona giren bir takını koenzim-lerle birlikte etkin olurlar.

İlk bulunduklarında enzimlere düzensiz ve özel adlar verilmiştir. Sonradan diğer bileşiklerden ayırt etmek için sonuna "-az" eki getirilerek adlandırıl-mışlardır. Katalaz, karboksi peptidaz gibi. 1970'le-re kadar binlerce enzim incelenmiş ve yeni bulunan-lar yine"-az" sn ekine göre adlandırılmıştır 33

MYELOPEROKSIDAZ'IN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ

Myeloperoksidaz (MPO), ( verici H2O2

oksi-doraductaz, EC 1.11.1.7) memeli nötrofillerinin gra-nüllerinde yer alan bir enzim olup, fagosite edilmiş bakterilerin öldürülmesinde önemli rol oynamakta-dır. Enzimin I,II ve III olarak tanımlanmış 3 tipi mevcuttur. Kristal yapısı X ışınlarıyla incelenmiş olup, her MPO molekülünün 2 alt birimden oluştu-ğu tespit edilmiştir. Toplam molekül ağırlığı 140000 olup, iki uzun iki de kısa poliopeptit zinciri vardır. MPO 1940'lı yıllarda Verdoperoksidaz olarak anıl-makta iken sonradan Myeloperoksidaz olarak isim-lendirilmiştir. Enzimin total ağırlığının ortalama % 3-4'ü karbonhidrattır. Bir çok enzimde olduğu gibi spesifik inhibitörü de bildirilmiştir, Asidik olarak da bilinen bu inhibitör MPO aktivitelerini bloke et-mektedir. 11,16,23,35

MPO'nun salyada bulunduğuna dair deliller mevcuttur. Ancak kökeni tükrük bezi hücreleri ol-duğundan peroksidaz olarak tanımlanmaktadır 14-24.

Antibakteriyel Etkisi

MPO, H2O2 (Hidrojen peroksit) ile birlikte

ti-yosiyonat iyonların veya halojen (halit) iyonlardan (iyodit, bromit, klorit) birinin de beraber bulunduğu bir ortamda antibakteriyel etki (oksijene bağlı) gös-termektedir. Halojenler etki sıralamasında, iyodit, bromit ve klorit olarak yer alırlar. Yani kısacası, en etkili kombinasyon MPO+ H2O2+1 üçlüsüdür. H2O:

ve diğer halojenlerin konsantrasyonlarındaki artış antibakteriyel etkiyi artırmaktadır. MPO'nun Esc-herihia coli, Lactobacillus acidophilus, Staphylo-coccus aureus ve Actinobacillus actinomyeetemco-mitains üzerine kesin baktecid (Öldürücü) etkisi var-dır15,20,23.

H2O2'nin antibakteriyel mekanizmadaki rolü

mikrobiyal metabolizma üzerine olan etkisidir. H2O2'in ayrıca tek başına da antibakteriyel etkisi

vardır(22). Ortamdaki H2O2 ise, fagositoz yapan

hücrelerden üretilip salınmaktadır.

H2O2 'in konsantrasyonu antibakteriyel

meka-nizma da çok olan önemli bir yer tutar. Optimal konsantrasyon 0,00005 M dir. Bu konsantrasyon-daki azalma antibakteriyel etkiyi azaltmaktadır.

MPO I,II ve III birbirlerinden bağımsız olarak antibakteriyel mekanizmada rol oynayabilirler. En güçlü etki MPO I ile oluşmaktadır. Bu etkinin fark-lılığı MPO formlarının hedef hücrelere bağlanabil-me güçlerinden kaynaklanmaktadır 6,15,20,23

MPO'nun Periodontal Hastalıkla İlişkisi

Günümüz bilgileri ışığında; periodontal hasta-lıkların diş yüzeyine tutulan mikrobiyal plaktan kaynaklandığı oldukça kesin bir şekilde ifade edil-miştir. Konak ile plak mikroorganizmaları arasında-ki ilişarasında-ki, periodontal hastalık proçesini şearasında-killendi- şekillendi-rip, yönlendirmektedir. Bu çerçevede bakteriler önemli rol oynamaktadır.6,8,9,21,24,27,29,32

(3)

C.Ü. DİŞHEKİMLİĞI FAKÜLTESİ DERGİSİ 1998

Bakterilerle olan etkileşimlerde, doku yıkımıy-la sonuçyıkımıy-lanabilir, konak savunma cevabı da oluşa-bilir 31 .

Dişeti cebi sıvısı dişetinin savunma mekaniz-malarından biri olarak kabul edilir. DSC'nın varlığı ve içeriği 19. yy. dan beri bilinmekle beraber anlam ve önemi 50'li yıllarda Waerhaug34, Brill3 ve Krasse2 tarafından açıklanmaktadır. DCS, hem varlığı hem de içerdiği bileşimlerle üzerinde çok çalışılmış ma-teryallerden biri olmuştur l5-27,

DSC'da 40'ın üzerinde komponent bildirilmiş-tir6. Bunlar arasında bireysel proteinler, özel anti-korlar, antijenler ve değişik tipteki enzimler sayıla-bilir. Hücresel elemanlar da vardır. Bu çerçevede, MPO'da detaylı bir şekilde araştırılıp periodontal hastalıkla ilişkisi belirlenmeye çalışılmıştır5,7,9,25,30.

Elde edilen sonuçlar (ağırlıklı olarak MPO'nun sa-vunma yani antibakteriyel mekanizmada rol oyna-dığını) ancak bazı istisnai durumlarda da, doku yı-kımında (lizis), rol alabileceğini göstermektedir 1,17.

Nötrofil granülositler konağın ilk savunma hat-tında yer alırlar ve fagositoz gibi önemli işlevleri vardır6,35 MPO, bu hücrelerin azurofilik

granüllerin-de yer almaktadır11,16.

Fagositoz oldukça kompleks ve önemli olaylar zincirini kapsamaktadır. Genel olarak, fagositoz de-nince, katı haldeki parçacıkların hücre içine alınışı anlaşılır. Nötrofillerin böyle özellikleri vardır. Par-çacıkların iriliğine bağlı olarak, bunları içeren kese-ler de bir vezikülden vakuole kadar değişen büyük-lüktedir. Fagosite edilecek maddeler eğer fazla ise, hücre zarı dışarı doğru yalancı ayaklar (psödopod-yumlar) gönderir. Bunlar ve hücre zan bu bölgede, madde kütlesi ile birlikte sitoplazmaya çökmeye başlar. Bu kısım hücre zarından boğumlayıp ayrılın-ca sitoplazma içinde bir vakuol (fagositoz vakuolü) oluşmuş olur.

Fagosite edilen maddelerin hücre içinde sindiri-minde lizozomlar (özellikle içerdikleri maddeler) rol alır. Lizozomlar membranın organellerdir ve gol-gi kesecikleri tarafından yapılırlar. Görevleri, hücre içi sindirimi sağlamaktadır. Golgi keseciklerinden ayrılan vakuollerden bir kısmı, hücre dışı sindirimi gerçekleştirecek olan salgı granüllerine dönüşürken, diğer kısmı da lizozomları meydana getirir. Bu ilk lizozomlara "primer lizozomlar" ya da "inaktif lizo-zomlar" denir. İçerdikleri homojen ve genellikle yo-ğundur. Primer lizozomlar, pinositoz ve fagositoz yoluyla hücreye duvardan alınan maddelerle, meta-bolizma sonucu hücrede şekillenen bir kısım mad-deler ya da yaşlanmış hücre organeller ile birleşir heterojen yapıda olan sekonder lizozomlara (aktif lizozomlar) dönüşürler. Lizozomlar, aldıkları her çeşit maddeyi parçalayabilen enzimler taşırlar. Bun-lar başlıca hidrolitik enzimlerdir. Ayrıca, asit ribo-nukleaz, asit dezoksibonııkleaz, alkalen fosfataz, li-zozom, asit lipaz, kollajenaz, myeloperoksidaz ve fogositin içerirler 28,37

Nötrofil lökositlerin hareket kabiliyetleri

olduk-ça fazladır. Bir zedelenmeden sonra, damar duvarına yapışmış lokositler aktif hareketlerle kendi yollarını bulurlar. Bu lökositlerin aktif migrasyonu ile olur ve damar duvarını geçerek kendi hareketleri ile dokular arası sahaya ve dişeti cebine gelirler. Löko-sitlerin damar duvarlarından geçişleri olayına emig-rasyon denir. Damar duvarını geçmeleri 2-12 daki-ka sürer. Dokudaki hareketleri ise dakidaki-kada 20 mik-rondur. Damarlara yapılan baskının migrasyonu durdurduğu gösterilmiştir. Araştırmalar, nötrofil ke-motaksisinde bir çok faktörlerin bulunduğunu gös-termiştir. İltihap esnasında açığa çıkan bazı madde-lerin nötrofil migrasyonu neden olduğu da belirtil-miştir. Migrasyona neden olan sistemin, dokulardan mevcut bir aktivatör ve aktive olmuş maddeden oluştuğu düşünülmüştür. Nötrofillerin hem dokuda hem de DCS'de mevcudiyetleri mikroorganizmalar tarafından salgılanan kemoktaktik faktörlerin etki-siyle olmaktadır4.

Nötrofil kemotaksisinde kompleman sistemi büyük bir rol oynar. Bakteri plağının ise bu sistemi aktive ettiği açıklanmıştır. Bu bakterilerce salınan yüksek moleküler ağırlıklı maddeler de kemotaksi-yi artırır. Özellikle kompleman 5(C5), notrofillerin gingival sulkusa migrasyonunda en önemli rolü oy-nar. Kemotaktik aktivasyon sisteminin DCS'da ak-tive olduğu görülmüştür. Nötrofiller üzerinde ke-moktatik etkisi bulunan maddelerin bir kısmı şun-lardır: Lökotrien B4 ,lL-8 ,Platelet aktive edici fak-tör, C5a,f-Met, nötrofil kemotaktik fakfak-tör, endoteli-al IL-8 veIL-1'dir6.

Nötrofiller gingvitis ve periodontitiste iltihabi alanlarda yer alırlar. Genel olarak lökositler perife-ral dolaşımla gingival oluğa göç ederler. DSC'nda yer alan nötrofiller periodontal sağlık için gerekli-dirler. Ancak savunma işlevinin yanı sıra doku yıkı-mına da neden olurlar. Bu olayda granüllerindeki maddeler etkin bir rol oynamaktadır1,5,6

Periodontal hastalığın aktif döneminde destek kemik, bağ dokusu veya ataşman kaybı meydana gelir. Günümüzde, periodontal yıkımın olduğu böl-geleri (yani aktif bölböl-geleri) gösteren hiçbir güveni-lir, pratik klinik bir İnceleme metodu yoktur13,15,19,27

Spesifik bakteri ve ürünlerinin, konakçı hücre ve ürünlerinin, doku zedelemesi sonucu, epitel, bağ dokusu ve kemik orjinli ürünlerin tespit edilmesi hastalık aktivitelerinde kullanılan önemli yollardır l2.

Myleporaksidaz çeşitli çalışmalarda değişik şe-killerde ele alınmıştır. Wollf ve arkadaşları16 yaptık-ları çalışmalarda, MPO'nun periodontal hastalıkta önemli bir yer tuttuğunu ve hastalıklı bölgelerin te-davisinden sonra, miktarının önemli ölçüde düştü-ğünü bildirmişlerdir.Benzer şekilde Smith ve arka-daşları da30 yakın sonuçları açıklamışlardır.

Över ve arkadaşları35, Hızlı ilerleyen

periodon-titisli, Erişkin Periodontitisli ve sağlıklı bireylerin DCS ve Periferal kan nötrofileri ile tükürük MPO aktivitesini tespit etmek amacıyla yaptıkları çalış-malarda MPO aktivitesi ile, periodontal yıkım

(4)

CİLT: 1, SAYI 1

sında bir ilişki olduğunu göstermişlerdir.

Periodontal yönden hastalıklı bireylerdeki arlan MPO aktivitelerinin. nötrofillerin sayı-larındaki artışa, degranülasyonlarına ve kronik antijenik stimuluslar varlığına bağlı hiperak-tif durumla ilişkili olabileceğini vurgulamışlar-dır.

Yine MPO aktivitesinin hem DCS, hem de dişe-li doku örneklerindeki varlığı ve düzeylerinin ince-lendiği çalışmada4 her iki ortamda da MPO varlığı

tespit edilmiştir.

Hastalıklı bireylerin DSC sıvılarındaki MPO aktiviteleri sağlıklılara oranla önemli ölçüde yüksek bulunmuştur.

Açıklanan bilgiler ışığında, MPO'nun peri-odontal hastalıkla bir ilişkisinin olduğu belirtilir. Hastalık aktivitesinin tespitinin oldukça güç ve uzun süreli takiplerle belirlenebileceği göz önüne alınırsa, savunma ağırlıklı bu enzimin varlığı ve dü-zeyinin incelenmesi, periodontal hastalığın aktif evresinin tesbitinde yararlı olabilir. Detaylı ve uzun süreli çalışmalar bizi bu konuda daha iyi aydınlata-caktır kanaatindeyiz.

KAYNAKLAR

l.ALTMAN, L.C. BAKER,C.,FLECKMAN. R, LUCHTEL.D., ODA, D.: Neurophil-Mediated Damage to Human Gingival Epithelial Cells, J. Periodont Res.,27:70-79, 1992.

2. BR1LL N. KRASSE. B.: The Passage of Tissue Fluid into the Clinically Healthy Gingival Pocket. Açta. Odontol Scand 16: 223. 1958.

3. IIKILL N: The Gingival Pocket Fluid. Studies of its Occurence. Compo- sition and Effect.Acta Odont. Scand. 20 (Suppl 32): 159. 1969.

4. BULAY, O: Hücre Zedelemesi, Lokal Dolaşım Bozukluktan, iltihap, İm- münite ve Tımüs Hastalıktarı. Sayı 439. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Yayın lan. 99-132, Ankara. 1984.

5. CAO, C.F., SMITH, Q.T.: Crevicular Fluid Myeloperoxidase at Healthy. Gingivitis ;and Periodontitis Site.s. J.Clin. Periodontol. 16: 17-20.1989.

6.CARRANZA,F.A..NEWMAN M.G.: Clinical Periodontology, Sİxth ed-, W.B.Saunders CO.,Pbiladelphia, 58-149,326-329,1996.

7.ÇAĞLAYAN.F,YAMALIK. N.. KILINÇ..K..GİRAY. B.: Erişkin Peri-odontisli Hastalara Diyeti Örneklerinde Myeloperosidaz Düzeylerinin İncelenmesi. H.Ü. Dişhekimliği Fakültesi Dergisi. İS: 24-27,1994.

8. DAHLEN.G., LİNDHH. J., ŞATO. K.. II ANAM L RA. 11.. H.. OKAMO- TO, H.: The Effect of Supragingival Plaque Control on the Subgingival Microbi- ata in Subjects with Periodontal Disease. J. Clin. Periodontol, 19:802-809,1992.

9. DEVELİOĞLU. H.: Erişkin Periodontitisli ve Sağlıklı Bireylerin Dişeti Cebi Sıvıları (DCS) ve Dişeti Doku Örneklerindeki Myeloperoksidaz (MPO) Ak- tivite Düzeylerinin Tespiti Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakül tesi..Ankara.. 1997.

10. ERSOY, E.. BAYŞU, N.: Pratik Biyokimya. Ankara Üniversitesi Vete riner Fakültesi Yayınları: 372.,91-92 Ankara. 1981.

11. FENNA. R.E.: Crystallization and Subımit Structure of Canini' Myalo perosidase. J. Mol. Biol. 196,919-925,1987

12. FINE, D.H .MANDEİ . I.D.: Indicators of Periodontal Disease Ac- tivity An Evaluation J, Clin Periodontal. 13: 533-546, 1986.

13. GREEENSTEİN. G., CATON. J.: Periodontal Discase Activity: A Critical Assasment, j. Periodontol. 61: 543-552,1990.

14. GÜVEN. Y., SATMAN, L. DİNÇDAĞ, N.. ALPTEKİN. S.: Salivary Peroxidase Activity'in Whole Saliva of Patients with Insulin Dependent (type-l) Diabetes Mellitus. J.Clin. Periodontal. 23: 879-8» 1. 1996.

15JOHNSON, N.W.:Crevicular Fluid-Based Diagnostic Test. Cur. Oppion. Dent. 1:52-65, 1991.

16. KLEBANOFF. S.J.: Myeloperoxidase-Halide-Hydrogen Peraxide An- tibacterial System, J. Bacieriol., 95: 2131-2138, 1968.

17, KLEİNBERG, I., GOLUP, M.M.: Gingival Crevicular Fluid and its Usc in Diagnosis of Disease. Int. J. Dermatol.. 24:37-40. 1985.

I8. KOWOLIK, M.J.. GRANT, M.: Myeloperoxidase Activity in Human

Gingival Crevicular Neutrophils. Arch OraL Biol. 28:293-295, 1983.

19. LANG, N. P., BRAGGER, U.: Periodontal Diagnosis in the I990S. J.Clin.Periodontol. 18: 370-379.1991.

20. LEHRER. R.: Neuotrohils and Hoşt Defence. Ann n ı . Mal., 109:127-

142. 1980.

21. LISTGARTEN. M. A.: Electron Microscopic Observation on the Bac- terial Flora of Acule Necrotizing Ulcerativc Gingivitis, J. Periodontal 36.328,1965.

22. MARSHALL, M.V.CANCRO, L.P..FISCHMAN, S.L,: Hydrogen Peroxide: A Review of its Use in Dentisity. J. Periodontol. 66: 786-796,1965.

23. M1YASAKL K.T., \VILSON, M.E, GENCO. RJ: Klinig of Ac- tinobacillus actinomycetemcomitans by the Human Neutrophil Myeloperoxidase-Hydrogen Peroxide-Chloride System. Infect Immun. 161- 165.1986.

24. NARHI, T. TENOVUO. J.. AINAMO, A..V1LJA, P.: Antimicrohial Factors, Sialic Acid, and Protein Concentration in whole Saliva of the Elderv. Scand. J. Dent. Res. 102: 120-125, 1994.

25. ÖVER. C..YAMANLIK. N., YAVUZ YILMAZ E..ERSOY, F, ERATA- LAY, K.: Myeloperoxidase Activity in Peripheral Blood. Neutrophil, Crevicular Fluid and Whole Saliva of Patineis with Periodontal Disease, J. Nihon Univ. Sech. Dent. 35. NO: 4,235-240,1993.

26. PAGE, R.C.: Host Response Test for Diagnostig Periodontal Diseases. J.Periodontol. 63:356-366,1992.

27. POLSON, A.M., CATON.J.G,: Current Staus of Bleeding in the Diag nosis of Periodontal Diseases, J.Periondotal Diseases, J. Periodontol. Special ls- sue 1-3. 1985.

28. SAĞLAM.M.: Genel Histoloji. Ongun Kerdesler Matbaacılık Sanayii. 20-183, Ankara, 19H4.

29. SANDALLI, R: Periodontoloji, Erler Matbaası. İstanbul, 1981. 30. SMITH. Q.T.,AU, G.S ..FREESE. P.L.. OSBOKN. j. B.. STOLBERG. J.L?: Fivc Paraınctcrs of Gingival Crevicular Fluid from Eight Surfaces in Periodontal Health and Disease j. Periodont Rcs., 27: 466-475, 1992.

31. SOCRANSKY, S.S., HAFFAJ0E. A.D.: Microbial Mechanısm in the Pathogenesis of Destructive Periodontal Diseases: A Critical Assesment. J. Periodont Res.. 26:195-212.1991.

32. SUZUKI, J.B: Diagnosis and Classifıcation of ıhe Periodontal Diseases. Dent. Clin. N.A.. 32(2). 195-216,1988.

33. TÜZÜN, C: Bikokimya. Değişikliklerle İkinci Baskı. Palme Yayınları. 125-150, Ankara. 1992.

34. WAERHAUG J: The gingival Pocket. Anatomy, Pathology, Deepening; and Elimination Odont Tidskaift 60 (Suppl 1): 1, 1952.

35. WEISS,SJ.: Tissue Destruction by Neutrophils. N. Eng J Med. 320:365-376,1989.

36. W0LI:K L.F. SMITH. Q.T., SYNDKR. W.K., BHDRICK, .I.A..LIL-

JHMARK. VV.F..AEPLI, D.A.. BANDT, C.L.: Relatıonship between Lactate Dehydrogenase and Myeloperoxidase Levels in Human Gingival Crevicular Fluid and Clinical and Microbical Measurements. J. Clin. Periodontol. 15: 110- 115.1988.

37. ZURİER, R,B,. WEISSAMAN, G. HOFFSTK1N. S. KAMMERMAN. S. ( A l , H.H.: Mechanism of Lysosomal Enyzme Release from Human Leucocy- tes J, Cim Invest. 53. 297-309,1974.

Yazışma Adresi

Dr. Hakan DEVELİOĞLU

Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi

Periodontoloji Anabiliın Dalı SİVAS Tel: 0 346 226 21 68

Referanslar

Benzer Belgeler

Bunu bir örnekle açıklayalım: Kaçırılan, araba kazası geçiren ya· da cinsel saldırıya uğrayan bir çocuk, çeşitli korkular ve bunalımlar geliştirir.

İnsanın vejetaryen olduğuna dair görüş ve kanıt bildirilirken en büyük yanılma biyolojik sınıflandırma bilimi (taxonomy) ile beslenme tipine göre yapılan

l~yların sakinleşmesine ramen yine de evden pek fazla çıkmak 1emiyorduk. 1974'de Rumlar tarafından esir alındık. Bütün köyde aşayanları camiye topladılar. Daha sonra

,ldy"ryon ordı, ırnığ rd.n ölcüm cihazlan uy.nş ü.rinc. saİıtrd fıatiycılcri

Başbakan Tayyip Erdoğan 'ın "Ananı da al git" diye hakaret ettiği Mersinli çiftçi Mustafa Kemal Öncel, Başbakan'ın bir televizyon program ında "Bu şahıs

Öte yandan, hemen her konuda "bize benzeyeceksiniz" diyen AB'nin, kendi kentlerinde yüz vermedikleri imar yolsuzluklar ını bizle müzakere bile etmemesi; hemen tüm

İstanbul'un ulaşım sorununu çözmek adına Kadir Topbaş'ın büyük proje olarak sunduğu metrobüs, şubat ayı sonunda Anadolu yakas ına erişecek.. Bir "tercihli

" Ara sınav "Kamu ve özel işletmelerde iş yazıları Yazışmanın işletmeler açısından önemi " Kamu ve özel işletmelerde kullanılan belge türleri ve yazışmalar