BÜYÜK
DESTAN DAN
Onlardan Bazıları
Saat üç buçuk.
Halamur — Ayvalık hattı üzerinde manga mevzilerindedir.
İzmirli Ali Onbaşı
karanlıkta göz yordamiyle
sanki bir daha onları lıiç görmiyecekmiş gibi baktı maııga efradına birer birer....
Sağdaki birinci nefer sarışındı, ikinci esmer,
üçüncü kekemeydi; fakat yoktu bölükte
onun üstüne şarkı söyleyen.
Dördüncünün mutlak bulamaç istiyordu canı. Beşincisi, vuracaktı amcasını vuranı
teskere alıp U rfa’ya girdiği akşam. Altıncı,
inanılmayacak kadar büyük ayaklı adam; memlekette toprağını ve tek öküzünü bir ihtiyar muhacir karısına bıraktığı için kardeşleri onu mahkemeye verdiler.
Ve bölükte arkadaşlarının yerine nöbetçi kaldığı için ona «Deli Erzurumlu» dediler.
Yedincisi Mehmet oğlu Osmaııdı,
Çanakkalede, İnöniinde, Sakaryada yaralandı, ve gözünü kırpmadan
daha bir hayli yara alabilir, ve dbndik ayakta durabilir. Sekizinci,
İbrahim
korkmayacaktı bu kadar bembeyaz dişleri böyle tıkırdayıp
böyle birbirine vurmasalar... Ve İzmirli Ali onbaşı diyor ki: Tavşan korktuğu için kaçmaz,
kaçtığı için korkar. Saat dört.
Ağzıkara — Söğiitlüdere mıntıkası 12 inci piyade fırkası.
Gözler karanlıkta, uzakta,
eller yakında, makanizma üzerinde, herkes yerli yerinde... Tabur imamı,
mevzilerde biricik silâhsız adam...
ölülerin adamı...
Kıbleye doğru kırılmış bir söğüt dalı dikerek durdu boyun büküp,
el kavuşturup, sabah namazına.
İçi rahattır,
cennet ebedî bir istirahattır.
Ve yenseler de yenilseler de adû’ya
meydanı gazadan o kendi elleriyle verecektir Cenabı Kabbülâlemine şühedayı. Saat dörtkırkbeş.
Sandıklı civarı. Köyler...
Sarkık siyah bıyıklı süvari
çınar dibindeki beygirin yanında duruyordu. Çukurova beygiri
kuyruğunu karanlığa vuruyordu. Diz kapaklarında kan,
kantarmasında köpük...
İkinci süvari fırkasından dördüncü bölük atlan, kılıçlariyle ve insaıılariyle
havayı kokluyordu.
Geride, köylerde bir horoz öttü, ve sarkık siyah bıyıklı süvari
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden müntekim, güzel ve rahat günlere inanıyordu. Ve Kocatepe’de gözetleme yerinde
şayak kalpaklı nöbetçi gülen bıyıklariyle duruyordu
mavzerinin yanında. Birdenbire beş adım sağında «0 »n u gördü. Paşalar «0»nun arkasmdaydılar.
«O » saati sordu. Paşalar «B eş» dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, ve eğilip durdu.
İnce uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi akarak Koeatepe’den Afyon sırtlarına atlayacaktı.
N ÂZIM H İKM ET
" ” " --- * 3
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi