• Sonuç bulunamadı

Memlekette Türk mim Mimar

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Memlekette Türk mim Mimar"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

M e m l e k e t t e T ü r k m i m

M i m a r

Türk mimarının yarınki vaziyetini tetkik edebilmek için memlekette son on senelik mi- marî faaliyetleri gözden geçirmek icap eder.

İstiklâl harbini müteakip uyandırıcı, ileri- ye sürükleyici hamlelerle Türk inkılâbı başladı,

^ ' m a r a da feü meyanda geniş mikyasta bir ça- lışma sahası açıldı. Fakat o günün mahdut Türk san'atkârları kâfi gelemedi. Büyük ve derhal halli lâzım vazifeler ve ihtiyaçlar karşısında a - ciz kaldı, adım atamadı. Her köşeden yağan is- tekler arasında ezildi, boğuldu.

Milli san'atkârlık itibarını sahs'yetinin kuv- vetile ayakta tutabilen Kemsieddin'in ölümü bu vaziyeti bütün açıklığile meydana çıkardı. Türk mimarı o kadar varlığından kaybetti ki kimse o-

nun bir gün belini doğrultabileceğini, dinç ve kâfi bir kudrete tekrar iş başına geçeceğini ü- mit etmedi- Herkes onu unuttu.

İnJftşaf ve tekâmül de haklı olarak onu bek- ııyemedi. Günün yüksek tevettiirlü temposuna uyabilmek için san'at noktai nazarından belki en ideal olmıyan hareket ve fedakârlıklara mec- bur kaldı.

Her taraftan iyi ve kötü ecnebi san'atkârlar geldi. Şehirlerimizde en mübrem ihtiyaçlarımı- za tekabül etmek üzere sür'atle ecnebi eserler yükseldi. Bunlar yabancılıklarile bir müddet ek- seriya yerinde olmıyan hayret ve takdirler u- yandırdı. Türk mimarının hiçliği bir kere daha mimlendi ve ona karşı itimatsızlık, onun varlı- ğından habersizlik müzmin ve bizim için acı bir hal aldı.

a r ı n ı n y a r ı n k i v a z ' i y e t i

Abidin

Para, teveccüh, müsamaha, salâhiyet yerin- de olarak, olmıyarak ecnebi her kuvvete ibzal olundu. Onlarında bütün insanlar gibi ancak mahdut kudrette vp zevkte insanlar olduğunu, çalınmakla erişilemiyecek dehâlar olmadığını

^mayıncıya kadar seneler geçti.

Bu müddet zarfında genç Türk mimarı ye- tişmiye çalışıyordu. Yardımsız, itimatsız bir mu- hit içinde çekingen bir üvey çocuk gibi büyüdü.

Parasız, vesaitsiz çabalamalarla bir iki tecrübe teminine çalıştı. İmkânsızlıklar içinde de ümit- sizliğe düşmiyen bir meslek aşkile kendi kendini yetiştirdi.

Sonra bir gün bir takım millî iddialar, san'- 'atkârane heyecanlarla ortaya atıldığı zaman bu cür'eti gençliğine ve tecrübesizliğine verildi, affedildi ve onunla daha fazla meşgul olmaya lüzum görülmedi. Her düşündüğü, teklif ettiği büyük bir itimatla kabul edilen ecnebi san'at - kârların da gençliği, tecrübesizliği; onlara da ancak bizim memlekette tecrübe sahası ve im- kânı verildiği akla gelmedi.

Fakat bu, Türk mimarının dünkü vaziyeti idi. Bu gün o yetişmiş, memleketin san'at ve

imar yükünü omuzuna almaya hazırlanmıştır.

İşte bir çok iddia ve temennilerimiz üzeri- ne açılan proje müsabakalarına iştirak etmiş genç eserler. Bunların ne şerait altında hazır- landıklarını hakikî cepheden tetkik edebil - mek zahmete değer.

Türk mimarı, bu gün kendisine memlekette henüz lâyık olduğu yer ve itibar verilmediği için

(2)

hayatını güç kazanıyor. Muntazam ve müstakiİ bir atelyesi olan azdır. Çoğu mesleğini alâkadar eder etmez memuriyetlerdedir. Ne atelyesi, ne memuriyeti olmıyan, kafasında tatmin edilemi- yen san'at arzularile muztarip, müphem bir meslekî gaye peşinde dolaşanlar da a? değildir.

Bu, jüri heyetlerince nazarı itibara alınma- sı tabiatile mevzuu bahsolmıyan bir, günün ha- kikatidir. Fakat mebzul imkânlar içinde hazır- lanmış ecnebi eserler arasından müsabakaları bu, köşede bucakta, gece ve cumalar zarfında tek başına uc uca yetiştirilmiş projelerin kazan- ması, kıymetlerini gözümüzde arttırmakta hak- lıdır.

Bu gün beynelmilel müsabakalara da işti - rak edebilecek, kazanabilecek Türk mimarları- mız vardır. Bu iddiamızı bir iki senelik bir istik- bal ispat edecektir. Fakat şerait değişmeli, iti- mat, salâhiyet, müsamaha ve para -aynı mik- yasta olmasa bile- Türk san'atkârlarma da lâ- yık görülmelidir.

Biz, bu günün uğraşan, sıkıntı çeken fakat ülküsünden hiç bir fedakârlıkta bulunmıyan

mimarları, yarini, yarınki hâkim vaziyetimizi hazırlıyoruz.

Ve yarın, bir çok temennilerden daha ya - kında tecelli ve inkişaf edecektir.

Ufak mikyasta bir iki tecrübe varlığımız hakknıda memlekete bir fikir verdi. Bu, ümit ve itimat uyandıran bir başlangıçtır. Taakup etme- sini temenni ettiğimiz tecrübelerde fikri ve mes- lekî olgunluğumuzu, aynı şartlar altında çalış- tığımız takdirde bir çok garplı san'atkârlardan daha az kıymette olmadığımızı her gören göz te'kit edecektir.

Bütün imar ihtiyaçlarına tekabül edecek her tecsimin taklitten ari, yalnız mütekâmil garp tekniğine uygun fakat Türk mimarının san'at- kâr şahsiyetile yuğurulmuş kıymetli bir şekil al- masını arzu etmek sarih bir hakkımızdır.

Bunu temin için, her vesilede, her ihtiyaç muvacehesinde Türk mimarının hatırlanması- nı, ona da itimatla bir kere müracaat olunması- nı, çalışma imkânı bulduğumuz mikyasta mem- leketimize faydalı olabilmek kaygusile temenni ederis,.

Referanslar

Benzer Belgeler

Elektrik Mühendisleri Odası Sırdaş Karaboğa Makina Mühendisleri Odası Yavuz Bayülgen Metalurji Mühendisleri Odası Mahmut Kiper Şehir Plancıları Odası Ü.Nevzat

Ortasını esas holün boşluğu teşkil eden birinci katta meydan şefi, muhasebe ve vezne büroları, daire müdürü, uçuş şefi, telsiz telgraf ve telsiz te- lefon

Dairelerin bir umumî merdivenle ve ayrıca servis merdiveni ile sirkülasyonu temin edilebilir diye düşünülürse de, arsanın tulanî vaziyetinin mimarı bu şekle mecbur

onnation using the relational database management name relational systems from the fact that each record tlıabase contains information related to a single subject

"Kentsel dönü şüm alanı" ilan edilmeden önce, "kentsel yenileme", "kentsel sağlıklaştırma" gibi hangi müdahale biçiminin

Kamuoyuna sunulan rapora göre son dönemde izin verilen HES’lerin şimdiye kadar var olan HES’lerden çok daha az elektrik üreteceği ortaya konulurken amac ın, doğayı, yok

Ülkemiz koşunları- nın, açık büro sistemine ayrı 'birer bö- lüm olarak getirdiği canlı arşiv ve dak tilo üniteleri, tip katlarda orta mekân-.

Herkolaneum'da Pompei gibi Napoli civarın- da; hattâ pek çok daha yakın, yedi buçuk kilo- metre şarkında, Vezüvün deniz tarafındaki ete- ğindedir.. Altmış üç