BÜLENT DURU
KIYI POLİTİKASI
Kıyı Yönetiminde
Bütünleşik Yaklaşımlar ve
Ulusal Kıyı Politikası
TVI M
BÜ LE N T D U R U
KIYI POLİTİKASI
Kıyı Yönetim inde B ütünleşik Yaklaşımlar ve
U lusal Kıyı Politikası
© M ülkiyeliler Birliği Vakfı Yayınları.No: 29 K onur Sokak N o: 1 06650 Kızılay - ANKARA Tel/Faks: (0.312) 417 80 98 Ankara, T em m u z 2003 K apak Tasarım ı Kardelen O fset ISBN 975-7400-16-5 Baskı - Cilt Kardelen O fset Ltd. Şt. Tel/Faks: (0.312) 432 13 78
Bu çalışma,
Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü
Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi
(Kent ve Çevre Bilimleri) Anabilim Dalı'nda
Doktora Tezi olarak sunulmuş
ve 29 Ocak 2002 tarihinde
Prof. Dr. Ruşen Keleş, Prof. Dr. Cevat Geray,
Prof. Dr. Gönül Tankut, Prof. Dr. Can Hamamcı ve
Doç. Dr. Tarık Şengül’den oluşan jü ri tarafından
“pekiyi” derece ile kabul edilmiştir.
İÇİNDEKİLER
ÇİZELGELER_______________________________________________________ 9 KISALTMALAR_____________________________________________________10 SUNUŞ____________________________________________________________ 13 TEŞEKKÜR________________________________________________________ 15 GİRİŞ______________________________________________________________17 BİRİNCİ BÖLÜMKIYI YÖNETİMİNİN GELİŞİM SÜRECİ---29
I. Kıyı Yönetimine Duyulan Gereksinim... ...-... ... ...29
A. Kıyı Kavramı... ... ... ...29
B. Kıyı-İnsan İlişkisi... ... ... 32
C. Kıyı Alanları Üzerindeki Baskılar--- 43
D. Kıyıda Yaşanan Çatışmalar...-... ... ...51
II. Kıyı Yönetiminin Geçirdiği Evrim... - ... -... ... ... —53
A. Çevre Yönetiminde Yaşanan Gelişmelerin Kıyı Yönetimine Etkisi...54
B. Kıyı Yönetimi Kavramı---63
C. İlk Kıyı Yönetimi Deneyimleri_______________________ 63 D. Geleneksel Kıyı Yönetimi Yaklaşımı---66
III. Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimi--- 69
A. Kıyı Yönetiminden Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimine._69 B. Kavram--- 72
C. Genel İlkeler______________________________________ 75 D. Uygulamaya Yönelik İlkeler... ... ... 83
İKİNCİ BÖLÜM
ULUSLARARASI ALANDA KIYI YÖNETİMİ UYGULAMALARI_________ _.97 I. Çevre ve Kıyı Yönetiminde Yeni Güç Odağı Olarak
Uluslararası Örgütler________________________________________97 A. Çevre Sorunlarının Uluslararası Nitelik Kazanması_____ 98 B. Uluslararası Örgütler ve Çevre Sorunları... ...99 C. Gönüllü Örgütler_________________________________ 100 D. Uluslararası Örgütler ve Kıyı Yönetimi______________ 103 II. Dünya Bankası--- --- 107 A. Dünya Bankası ve Kıyı Alanları_____________________107 B. Dünya Bankası'nın Bütünleşik Kıyı Alanları
Yönetimi İlkeleri______________________ _________ 111 C. Dünya Bankası'nın Kıyı Yönetimi Uygulamalarına
Bir Örnek: GEF__________________________________ 117 D. Değerlendirme--- 120 III. Birleşmiş Milletler__________________________ _____________ 125 A. Birleşmiş Milletler Örgütü ve Kıyı Alanları___________ 125 B. Stockholm İnsan Çevresi Konferansı________________ 126 C. Rio Çevre ve Kalkınma Konferansı... ...128 D. UNEP, Bütünleşik Kıyı ve Deniz Alanları İlkeler Dizisi-, 134 E. FAO'nun Bütünleşik Kivi Alanları Yönetimi İlkeleri___ 137 F. Birleşmiş Milletlerin Kıyı Yönetimi Uygulamalarına Bir
Örnek:Bölgesel Denizler Programı__________________ 138 G. Değerlendirme____ _________ ____ ______ _______ 148 IV. Avrupa Birliği___________________________________________ 149
A. Avrupa Birliği ve Çevre Sorunları___________________ 149 B. Avrupa Birliği'nin Kıyı Politikası____________________152 C. Çevre Eylem Programları________ __ ______________ 153 D. Deniz Kirliliği ile İlgili Düzenlemeler____________ __ .159 E. Kıyı Alanlarına Yönelik Uygulamalar________________ 161 F. Değerlendirme____________________________________164 V. Yirminci Yüzyılın Son Çeyreğinde Toplumsal-Ekonomik Değişimler ve
Kıyı Yönetimi_________________________________ ___________165 A. Kıyı Yönetiminin Toplumsal-Siyasal Boyutu---165
B. Yeni Yönetim Anlayışını (Governance) Biçimlendiren Toplumsal Gelişmeler_____________________________ 166
C. Yeni Yönetim Anlayışı (Governance)--- ---169
D. Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimi ve Yeni Yönetim Anlayışı--- -- ---173
Bölüm Değerlendirmesi______________________________________ 175 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM TÜRKİYE’DE KIYI YÖNETİMİ VE KIYI POLİTİKASI______________ __ -.1 7 9 I. Türkiye'de Kıyı Yönetimine Duyulan Gereksinim______________ 179 II. Kıyılara İlişkin Tüzel Düzenlemeler_____________________ ____ 183 A. Osmanlı Dönemi--- --- --- 185
B. 1972-1982 Dönemi_________________________ __ ___ 187 C. Askeri Yönetim Dönemi--- ---195
D. İlk Kıyı Yasası Dönemi...202
E. Günümüzdeki D urum ... 209
III. Türkiye'de Kıyıya Yönelik Olarak İzlenen Politikalar... 227
A. Kalkınma Planları... 228
B. Hükümet Programları... ... ...232
C. Siyasal Partiler_____________________________ _____ 237 D. Türkiye Ulusal Çevre Eylem Planı (UÇIÎP)--- 241
IV. Türkiye'nin Kıyı Politikasının Niteliği... ... 243
A. Bireysel Yarar-Toplum Yararı-Kamu Yararı Kavramları..245
B. Ulusal Kıyı Politikası ve Toplum Yararı______________ 250 Bölüm Değerlendirmesi... 263
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM TÜRKİYE’DE YENİ KIYI YÖNETİMİ UYGULAMALARI_________ ____ __ 269 I. Akdeniz Eylem Planı Çerçevesinde Uygulanan Programlar... 271
A. İzmir Körfezi Kıyı Alanı Yönetimi Programı--- ---- — 271
B. İskenderun Körfezi Çevre Yönetimi Projesi______ ___ ...273
C. Mersin Bütünleşik Kıyı Yönetimi Projesi... 274
II. Rio Konferansı Sonrasında Uygulanan Programlar---276
B. Türkiye'de Kıyı Yönetimi ve Turizm Projesi:
Belek ve Çıralı....-... -.. 277
C. Trabzon Kıyı Yönetimi Projesi... ... 284
D. Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı---284
E. Karadeniz Çevre Program ı... ... ... ... 286
F. Doğu Karadeniz Bölgesel Gelişme Planı--- .288
III. Diğer Girişimler... ... .... ... 290
A. Güney Antalya Turizmi Geliştirme Altyapı İşletme Birliği (GATAB)_________________________________________ 291 B. MEDCOAST__________________________________ __ 292 _____________ 293 _____________ 295 C. Kıyı Alanları Türkiye Milli Komitesi D. Uluslararası Ö rgütler____________ IV. Türkiye'de Kıyı Yönetimi Girişimlerinde Önerilen Kurumsal Yapı______________________________ A. İzmir Körfezi Kıyı Alanı Yönetimi Programı. B. İskenderun Körfezi Çevre Yönetimi Projesi... C. Mersin Bütünleşik Kıyı Yönetimi Projesi... D. Belek Kıyı Yönetimi Programı. E. Çıralı Kıyı Yönetimi Programı.. F. Bodrum Yarımadası Kıyı Alanları Yönetimi Projesi____ 304 G. Trabzon Kıyı Yönetimi Projesi--- 307
H. Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı---307
I. Karadeniz Çevre Program ı... ... ... 308
J. Doğu Karadeniz Bölgesel Gelişme Planı... ... ...311
Bölüm Değerlendirmesi...311 SONUÇ____________________________ ,_____________________________ 319 KAYNAKÇA__________________________________________ __ ___ _____ 333
Çizelgeler Çizelge 1: Çizelge 2: Çizelge 3: Çizelge 4: Çizelge 5: Çizelge 6: Çizelge 7: Çizelge 8: Çizelge 9: Çizelge 10: Çizelge 11: Çizelge 12: Çizelge 13: Çizelge 14:
Kıyı Alanlarında İnsan Etkinlikleri ve Çevreye Etkisi______ 44 Kıyıda Gözlenen Değişiklikler__________________________49 Kapitalizm, Turizm ve Seyahat...52 Kıyı Yönetiminin Geçirdiği Aşamalar...
Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimi___
...68
.76 Kıyı Yönetiminde Bütünleşme Sağlanması Gereken Alanlar.78 Çeşitli Ülkelerde Kıyı Yönetiminde Kara ve Deniz Sınırlari—79 Çeşitli Ülkelerde Kıyı Kuşağının Derinliği_____ :_________ 81 Kıyı ve Deniz Alanlarında İyelik Durumu veSorumlu Yönetim Birimleri... 84 Kıyı Yönetiminin Aşamaları, Öğeleri ve Uygulama Konuları.92 Türkiye'de Turizmin Gelişimi_________________________ 181 Çıralı Kıyı Yönetimi Planı Çerçevesinde Yerine Getirilmesi Gereken Temel İşlevler ya da Etkinlik Alanları
(Bugünkü Durum)... ... ... ... ... 281 Çıralı Kıyı Yönetimi Planı Çerçevesinde Yerine Getirilecek Temel İşlevler ya da Etkinlik Alanları
(Gelecekteki Durum)... ...305 Türkiye'de Yeni Kıyı Yönetimi Girişimleri... ... ... 310
KISALTMALAR
a.g.y. Adı geçen yapıt
A.Ü. Ankara Üniversitesi
ABD Amerika Birleşik Devletleri
AMKD Anayasa Mahkemesi Kararları Dergisi
AT Avrupa Topluluğu
ATAK Akdeniz-Ege Turizm Altyapısı - Kıyı Yönetimi Projesi
BETUYAB Belek Turizm Yatırımcıları Birliği
Bkz. Bakınız
C. Cilt
CHP Cumhuriyet Halk Partisi
CZM Coastal Zone Management
ÇED Çevresel Etki Değerlendirmesi
Çev. Çeviren
Der. Derleyen
DHKD Doğal Hayatı Koruma Derneği DİE Devlet İstatistik Enstitüsü
DOKAP Doğu Karadeniz Bölgesel Gelişme Planı DPT Devlet Planlama Teşkilatı
DSİ Devlet Su İşleri
EKAY Entegre Kıyı Alanları Yönetimi
EU European Union
FAO United Nations Food and Agriculture Organization
F0E1 Friends of the Earth International C.ATAI3 Güney Antalya Turizmi Geliştirme
Altyapı İşletme Birliği GEF Global Environment Facility ICM Integrated Coastal Management ICZM Integrated Coastal Zone Management IMCAM Integrated Marine and Coastal Area
Management
IMF International Monetary Fund
IPCC Intergovernmental Panel on Climate Change IUCN World Conservation Union
(Eski Adi: International Union for the Conservation of Nature and Natural Resources)
İ.Ü. Istanbul Üniversitesi
İSKİ İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi
K. Karar
km Kilometre
m. Madde
m. Metre
M.Ö. Milattan Önce
MAP Mediterranean Action Plan
MAP CAMP Mediterranean Action Plan-Coastal Area Management Programme
MC Milliyetçi Cephe
MEDA/SMAP Mediterranean Assistance / Short -and Medium- Term Actions
MED-POL Mediterranean Pollution Monitoring and Research Programme
METAP - Mediterranean Environmental Technical Assistance Programme MIT Massachusetts Institute of Technology NGO Non-Governmental Organization ODTÜ Orta Doğu Teknik Üniversitesi OECD Organisation for Economic
Co-operation and Development
RG Resmi Gazete
s. Sayfa
S. Sayı
SBF Siyasal Bilgiler Fakültesi SHP Sosyal Demokrat Halkçı Parti TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi
TODAİE Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü UÇEP Türkiye Ulusal Çevre Eylem Planı
UNDP United Nations Development Programme UNEP United Nations Environment Programme UNEP-MAP PAP UNEP-Priority Actions Programme of the
Mediterranean Action Plan
UNEP-OCA/PAC UNEP-Oceans and Coastal Areas Programme .. Activity Centre
WTO World Trade Organization
Kıyı Politikası
SUNUŞ
Yalnızca doğal bir varsıllık olması nedeniyle değil, aynı zamanda tarihsel ve ekinsel (kültürel) özellikleri de bünyesinde taşıması dolayısıyla, kıyıların ko runması, geliştirilmesi ve toplum yararına kullanılması gerek ulusal gerekse uluslararası önlemlere konu olmaktadır. Avrupa Konseyi başta olmak üzere, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği gibi uluslararası örgütlerin bu amaçla benim sediği çeşitli ilkeler bulunduğu gibi, ulusal ve uluslararası meslek kuruluşları nın da konuyla ilgili olarak üyelerine salık verdiği ayrıntılı görüş ve öneriler vardır. Son onyıllarda bu ilke, görüş ve önerilere yön veren, kıyı sorunlarının ele alınışında egemen olan yaklaşımsa "bütünleşik kıyı alanları yönetimi"dir. Söz konusu yaklaşımın gelişme süreci kamu yönetimindeki değişimlerden ba ğımsız değildir. Özellikle küreselleşme eğilimleriyle bağlantılı olarak yaygınlaştı rılmak istenen yeni yönetim (governance) anlayışı kıyıların yönetiminde yansı masını bulmaktadır.
Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de bu yeni eğilimler doğrultusunda yasal ve yönetsel değişiklikler gündeme gelmektedir. Başta Anayasa olmak üze re varolan ulusal düzenlemelere göre kıyılar, "devletin hüküm ve tasarrufu" al tında olmakla birlikte, halkın ortak malıdır. Buna göre, herkesin eşit, karşılıksız ve serbestçe yararlanmasına ayrılan kıyılar üzerinde ne kamusal ne de özel iye lik oluşturulabilir. Kıyılar ile kıyı kuşaklarından yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Ne var ki, elinizdeki çalışmanın yayına hazırlandığı günlerde ya pılmak istenen anayasal değişiklik, Anayasa Mahkemesi’nin temel bir çevre hak kı saydığı "herkesin serbestçe kıyılardan yararlanabilmesi hakkı"nı ortadan kal dıracak niteliktedir. Kıyılara bitişik ormanların yerli ve yabancı sermayenin k u l lanımına açılmış bulunması dolayısıyla doğal çevresi daha bugünden büyük öl çüde yok edilmiş olan kıyılar, salt ekonomik gerekçelere yaslanan bu değişiklik le tümden tehlike altına girecektir.
Oysa, kıyıların korunması, kullanılması ve geliştirilmesi ülke toprakları ve ulusal kaynakların toplumsal denkserliğe uygun bir biçimde, toplum yararı ilke si doğrultusunda kullanılması sorununun bir parçasıdır. Bu çerçevede önemli
Kıyı Politikası
olan, kıyıların da bir parçası olduğu ulusal kaynakların hangi ekonomik-toplum- sal sınıfların yararına kullanılacağı sorusuna verilecek yanıttır. Yukarıda sözü edilen "toplumun tüm kesimlerinin ortaklaşa„eşit, karşılıksız ve serbestçe kıyı lardan yararlanma hakkı" da bu yanıtın temel ipucunu oluşturmaktadır. Bu hakkı güvenceye almak, kıyıların yalnızca ekonomik kaynaklar olmadığını göz den kaçırmamanın yanı sıra, bütünleşik bir kıyı politikasını ve buna uygun bir yönetsel yapıyı gerektirir. Bütünleşik yaklaşım, kıyıların tek tek noktalar ya da lekeler olarak ele alınması yerine topluca ele alınmasını, etkili bir yönetim anla yışı içinde tek elden planlanıp bu planların uygulanmasını gerektirir. Ne var ki, ülkemizde kıyıların toplum yararına kullanılması konusunda bugünkü yönetsel yapı etkin bir planlama, uygulama ve denetime elverişli değildir. Konuyla ilgili birden çok yasa, bu farklı yasal düzenlemelerin yetkilendirdiği, birbiriyle işbirli ği ve eşgüdüm içinde olmayan çok sayıda kurum ve kuruluş bulunmaktadır. Kı yılarımızın giderek yozlaşmasında bu çok başlı yönetsel yapı başat nedenlerden dir.
Özetlenen bu çok boyutlu sorunlara geniş kapsamlı bir çerçevede eğilen Dr. Bülent Duru, Türkiye kıyılarında yaşanan yapılaşma ve turizme açılma süre cini gerek çevresel gerekse yönetsel bileşenleriyle ele almaktadır. Bugün yaşa nan sorunlara ışık tutarken, insanın kıyıyla ilişkileri ve kıyılara bakış açısındaki tarihsel değişimi de gözden kaçırmamaktadır. Özellikle geride bıraktığımız yüz yılın son dönemlerinde yaşanan toplumsal, siyasal ve ekonomik dönüşümlerin kıyılar bağlamında ülkemize yansımalarını değerlendirmesi, bu tarihsel çözüm lemenin bir parçası olarak görülm elidir. Yazar, ulusal kıyı politikasındaki dönüşümleri, yaygınlaştırılmak istenen yeni kıyı alanları yönetimi anlayışı çer çevesinde değerlendirmektedir. Kitabın yayınlanmasının önemli yasal değişiklik lerin yapıldığı bir döneme denk gelmesi, bu açıdan anlamlıdır.
Genç bilim insanı Dr. Bülent Duru’nun bu yapıtıyla, kıyılarımızın toplum yararına yönetimi için geliştirilecek politikalara ışık tutacağını umuyoruz. Ken disini, bu değerli çalışması için kutluyor, bu yöndeki ciddi çabalara Mülkiyeliler Birliğimizin her zamanki bilinçli katkısının sürmesini diliyoruz.
Kıyı Poli!ikcısı
Teşekkür...
Bu çalışma çok sayıda kişinin, çeşitli aşamalarda, dolaylı ya da dolaysız katkılarıyla ortaya çıkmıştır; hepsine teşekkür ediyorum. Ancak, artık aramızda olmayan Doç.Dr.Cahit Emre'nin yakın ilgi ve desteğini, danışmanım Prof.Dr.Ru- şen Keleş ve hocam Prof.Dr.Cevat Geray'ın yol göstericiliğini, Doç.Dr.Nesrin Al- gan'ın bütün süreç boyuncaki yardımlarını ve türlü kıyı yönetimi programların daki deneyimleriyle uygulamaya ilişkin sorunları anlamamı sağlayan Emine Ku- z u tü rk ile Filiz D em irayak’ın işbirliği ve dayanışm asını özellikle anmam gerekiyor. Onlar olmadan bu çalışma tamamlanamazdı.
Kıyı Politikası
GİRİŞ
Kıyılar tarih boyunca insanoğlunun yerleşim için ilk yeğlediği yerlerden olmuştur. Doğal güzelliği bir yana bırakılacak olursa, yiyecek ve içecek madde lerinin elde edilmesinde sunduğu kolaylık, ulaştırmada gördüğü işlev, türlü sa vunma gereksinimleri için sağladığı uygun ortam, kıyının çekiciliğini artıran et menlerdendir. Kıyının anılması gereken bir diğer yönü ise, kent yaşamını ta mamlayıcı kimi nitelikleri ile ilgilidir. İkincil ilişkilerin ön planda olduğu, yaşa mın tüm alanlarının sıkı kurallarla düzenlendiği, hiyerarşinin, farklılığın ve ya bancılaşmanın belirgin bir biçimde ortaya çıktığı kent yaşamının eksik yönleri ni, doğal yapısıyla, dinginliğiyle ve açıklığıyla kıyıların tamamlamakta olduğu söylenebilir. Kıyının, kentte göremediğimiz başka özellikleri de bulunmaktadır: Daha sağlıklı ve doğaya yakın bir yaşam ortamı olması, daha özgür alanlar sun ması, türlü olanaklardan yararlanmada kente göre daha çok kolaylık ve serbest lik sağlaması bunlar arasında sayılabilir. Kıyı alanlarının, kentsel ya da karasal alanlara göre, anılması gereken bir üstün özelliği de insanlar arasında birebir ilişkilere daha uygun bir ortam sağlaması, geçici de olsa sınıfsal farklılıkların et kisini azaltabilmesidir. Sanayi Devrimi ve onunla beraber gelen teknolojik geliş meler, kıyıların insan ve diğer canlılar için önemini ve bu bölgelere olan bağım lılığı azaltmamış, tam tersine buraların birer çekim odağı haline gelmesi süreci ni hızlandırmıştır. Sanayi kuruluşları için uygun bir kuruluş yeri olması, kimi hammaddelerin yalnızca buralarda yoğun bir biçimde bulunması, ulaşım için en
Kıyı Politikası
elverişli olanakları sunmaları kıyıların değerini sürekli artırmıştır. Bilimde, tek nolojide ve bunlara bağlı olarak sanayileşmede gözlenen ilerlemeler de bir baş ka biçimde kıyıların önem kazanmasını sağlamıştır. Bu etki, sanayileşmedeki, kentleşmedeki hızlı artışların, teknolojideki gelişmelerin, insanları kentten uzak laşmaya, doğayla başbaşa kalarak tatil yapmaya yöneltmeleri biçiminde ortaya çıkmıştır. Ancak, sözü edilen gelişmelerle aşırı-dengesiz kentleşmeye eşlik eden hızlı nüfus artışı yine kıyı yörelerindeki baskının artması sonucunu doğurmuş; turizm, sanayi, ulaştırma, konut, ticaret alanlarındaki etkinlikler hep buralarda yoğunlaşmıştır. Sözü edilen gelişmelerin büyük bir bölümünün kıyıda ve kıyı bölgelerinde gerçekleşmesi buraların yoğun bir baskı altında kalmasına neden olup onarılması güç kimi çevre sorunlarının doğmasına yol açmıştır. Bir başka anlatımla, kıyılar ve kıyı bölgeleri, insan ve diğer canlılar için her zaman önem taşıyan bir doğal kaynak olma niteliğini taşımışlardır. Bu durumun gelecekte de süreceğine kuşku yok. Kıyının, üretilemeyen, artırılamayan, kıt bir çevre değeri ya da bir doğal öğe olduğu bilinmektedir. Bir başka açıdan, türlü kullanım bi çimlerini yeğleyip bu doğal kaynağın artırılabilmesinin de olanaklı olduğu söyle nebilir. Yerleşim yeri düzenlemelerinde kıyı kuşağının daha geniş bırakılması, li man yapılarak denize doğru daha geniş bir kullanma alanı yaratılması ya da bu bölgelerde tek tek yapılar yerine toplu konut girişimlerine yönelinmesi kıyının bir anlamda artırılabilmesine olanak verebilmektedir. Ancak, dikkat edilecek olursa, yukarıda anılan tüm düzenlemelerde göze çarpan şey kıyının miktarının değil, yalnızca ondan yararlanma olanağının artırılmasıdır. Yeniden üretileme yen sınırlı bir doğal kaynak niteliğinde olan kıyıların, türlü ekonomik, toplum sal etkinlikler için vazgeçilemez bir öneme sahip olması, bu alanları ve kullanı mından kaynaklanan sorunları sürekli gündemde tutmaktadır. Yukarıda sözü edilen tüm sorunların Türkiye için de geçerli olması, konunun önemini yitirme den sürekli gündemde kalması, böyle bir konunun seçilmiş olmasının ardında yatan temel düşüncedir.
Kıyı üzerinde türlü toplumsal kümelerin ve onların temsilcilerinin yarar lanma olanakları bulunmaktadır: Sanayi ya da turizm ile uğraşan girişimciler, devletin öncülük ettiği girişimlerde çalışanlar, turizme yönelen küçük girişimci ler, o yörede oturanlar, emlakçılar, yap-satçılar, kırsal kesimlerden buralardaki turistik tesislere çalışmaya gelen işçiler, türlü ekonomik ve toplumsal konumda ki yerli ve yabancı turistler, yazlıkçılar vb. Bu kümelerin her biri kendi yararını
Ktyt Politikası
sağlarken, aynı zamanda, dolaylı ya da dolaysız olarak, kıyının niteliğinin bozul ması sürecine de katkıda bulunurlar. Örneğin devlet, bu bölgeleri kendi hizmet lerinin bir sunum yeri olarak kullanarak, buralarda düzenleyici, planlayıcı ola rak rol oynayarak ya da altyapıyı gerçekleştirerek kıyı alanları üzerinde kendini gösterir. Toplumun türlü kesimlerinin kıyılardan yararlanması dolaylı ve dolay sız yararlanma biçiminde ikiye ayrılabilir. Dolaylı yararlanma, kıyı bölgelerinde bulunan, ülke ekonomisine katkıda bulunabilecek sanayi, enerji, turizm, ulaşım vb. yatırımlarından kaynaklanmaktadır. Ancak bu sektörlerden elde edilecek ya rarın toplumun türlü kesimleri arasında nasıl paylaştırılacağını, büyük ölçüde, ülkenin içinde bulunduğu toplumsal, siyasal, ekonomik ortam belirleyecektir. Dolaysız yararlanma ise, söz konusu bölgelerden elde edilecek yararın doğru dan doğruya oralarda bulunanlarca paylaşılması biçiminde gerçekleşmektedir. Bir başka anlatımla bu yarar, doğrudan doğruya, turizm, sanayi, ulaştırma, tica ret gibi gelir getiren girişimlerde bulunanlar ve bu süreç içinde yer alanlarca paylaşılmaktadır. Kıyı alanlarında gözlenen insan etkinliklerini ya da başka bir deyişle kıyı alanlarının kullanım biçimlerini de şöyle sıralamak olanaklı: Liman lar, tersaneler gibi deniz ulaşımında gerekli olan tesisler, yine deniz yolundan yararlanmak düşüncesiyle buralarda kurulan sanayi ve ticaret merkezlen, balık çılık ve benzeri deniz ürünleri ile uğraşan işletmeler, doğal deniz kaynaklarının araştırılmasına yönelik yapılar, dinlenme ve eğlenme amacıyla kurulan tesisler, turistik tesisler, askeri, eğitimle ilgili ya da yönetsel nitelikteki kamu yapıları, yerleşim yerleri, ikinci konutlar, spor tesisleri vb. Kıyıda gerçekleştirilen tüm bu etkinlikler bir yandan toplum için genel bir yarar sağlarken, diğer yandan da onarılması güç sorunların ortaya çıkmasına neden olmuşlardır
Kıyı ve deniz alanlarında gözlenen sorunların tümünün, diğer çevre so runlarında olduğu gibi, insan etkinliklerinden kaynaklandığı bilinmektedir. Kıyı alanları üzerindeki insan etkisini iki biçimde incelemek olanaklıdır. Birincisinde insan, içinde yaşayarak, doğal kaynakları kullanarak, buraları kendi amaçları doğrultusunda biçimlendirerek kıyı ve deniz çevresini etkiler. Daha çok, doğru dan doğruya kıyı ve deniz kaynaklarının kullanımından kaynaklanan bir baskı dır burada söz konusu olan. İkinci tür insan etkisi ise, sözü edilen yararlanma biçimlerinin örgütlenmesine yöneliktir. Bu etkinin sonuçlarını kıyıdaki etkinlik lerin ya da kullanım biçimlerinin örgütlenmesinde, bunların yönetilmesinde ve
Kıyı Politikası
uygun politikaların belirlenmesinde görebiliriz.1 İlk türdeki insan etkinliklerinin kıyı alanlarında yarattığı olumsuz etkinin giderilmesinde doğal bilimlerin yardı mına başvurulurken, İkincisinde toplumsal bilimlerin katkısına da gereksinim duyulur. Bir başka anlatımla, kıyılarda doğal çevrenin yanı sıra insan tarafından biçimlenmiş ya da yaratılmış bir kültürel, toplumsal, fiziksel çevrenin de bulun masından dolayı, söz konusu alanlarda ortaya çıkan sorunların çözümünde, yal nızca doğal bilimlerin değil, toplumsal bilimlerin de söz sahibi olacağı söylene bilir. Kıyıların insan yaşamı için gereken olanakların büyük bir bölümünü karşı layabilmesinden ötürü, tarih boyunca insan yerleşimi için en çekici yerlerden ol maları; bunun bir sonucu olarak sanayinin, kentleşmenin, toplumsal-ekonomik etkinliklerin bir arada bulunduğu bir çekim odağı durumuna gelmeleri, toplum sal bilimlerin türlü dallarını kıyı alanlarında gerçekleştirilen insan etkinlikleri ile ilgilenmeye yöneltmiştir. Tarih, coğrafya, antropoloji, toplumbilim, siyaset bi limi, ekonomi, hukuk gibi toplumsal bilimlerin türlü dallarının kıyıyla doğrudan ya da dolaylı bir biçimde ilgilenmeleri, kıyıların sözü edilen insan etkinliklerinin en yoğun olarak gözlendiği alanlar olması ile bağlantılıdır.
Kıyı alanlarında ortaya çıkan sorunları toplumsal bilimler açısından incele meyi amaçlayan bu çalışmanın ana izleğini, kıyı yönetimi anlayışında yaşanan değişim ve bu değişimin Türkiye'nin kıyı politikasına etkisi oluşturmaktadır. Bu kaygıdan hareketle, çalışma boyunca, insanlığın kıyı alanlarına yaklaşım biçimi, bilimsel, toplumsal, ekonomik alanlardaki dönüşümlerin kıyı yönetimine etkisi, bu yapı içinde uluslararası örgütlerin yeri ve bütün bu gelişmelerin Türkiye'nin kıyı yönetimine ve kıyı politikalarına yansıması sorgulanmaya çalışılacaktır. Ça lışma boyunca doğruluğu sınanmaya çalışılacak ön düşünceleri, bir başka deyiş le varsayımları, şöyle özetlemek olanaklı:
Kıyıda ortaya çıkan sorunlar yakın geçmişe değin, dar bir bakış açısıyla teknik bir ilgi alanı olarak algılanmış, parçacı yaklaşımlarla çözümler üretilme ye çalışılmıştır. Geleneksel kıyı yönetimi anlayışında, çalışma kapsamının yalnız
' M ichael K. O rbach, "Social S cien ces C o n trib u tio n s to M anaging E cosystem s", Im proving In te ra c tio n s B e tw e e n C o a stal S c ie n c e a n d P olicy: P ro c e e d in g s o f th e G u lf o f M aine Sym posium , K en n e b u n k p o rt. M aine, N o vem ber 1-3, 1994, C om m ittee on S cien ce an d Policy for th e C oastal O cean, O cean S tu d ie s B oard, Com m ission o n G eosciences, Envi ro n m e n t, an d R e so u rces N ational R e search C ouncil, 1995, s.27.
Kıyı Politikası
ca kıyı kuşağı ile sınırlanarak kıyının deniz ve kara yönünün gözden kaçırılma sı, bilim dalları arasında işbirliğine yeterince önem verilmemesi, konunun top- lumsal-ekonomik boyutlarının görmezden gelinmesi, yeni yönetim yaklaşımları nı gündeme getirmiştir. Özellikle Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası gibi ulusla rarası örgütlerin önderliğinde geliştirilen ve bütünleşik kıyı alanları yönetimi (integrated coastal zone management) olarak anılan bu yaklaşımın, yakın za manda ülkelerin kıyı yönetimlerine önemli etkilerde bulunması kaçınılmaz gö rülmektedir. Ancak kuramsal çalışmalar, anılan gelişmeler üzerinde -daha doğ rusu, gelişmelerin toplumsal-siyasal yönleri üzerinde- yeterince durmamakta, eleştiriler sözü edilen uluslararası örgütlerin, kıyı yönetimi ilkelerini sergileyen yapıtların çizdiği çerçeve içinde kalmaktadır. Oysa, kıyı yönetiminde son aşama yı simgeleyen bütünleşik kıyı alanları yönetimi, yalnızca bilimsel gelişmelerin değil, belki ondan da daha çok ekonomik-toplumsal gelişmelerin etkisi altında biçimlenmiştir. Bir anlamda, bu yaklaşımı yeni yönetim anlayışı (governance) sürecinin bir uzantısı olarak algılamak da olanaklıdır. Konunun bu yönünün dı şarıda bırakılarak incelenmesi büyük bir eksiklik olacaktır.
Kıyı alanlarının içinde bulunduğu sorunların giderilmesinde etkili bir araç olabilecek kıyı yönetimi Türkiye'de gerektiği kadar etkili olamamaktadır. Bun da, tüzel düzenlemelerin yetersizliğinin, kıyı alanlarında birden fazla sorumlu örgütün bulunmasının, turizm, sanayi, tarım, enerji gibi sektörlerde izlenen yanlış politikaların payının bulunduğu yadsınamaz bir olgudur. Bu açıdan, kıyı ların içinde bulunduğu sorunlar ülkedeki diğer çevre sorunlarıyla da benzer özellikler taşımaktadır. Ancak, kıyı alanlarının içinde bulunduğu sorunların gi derek ağırlaşmasını, yasaların yetersizliğinden çok bunların etkin biçimde yaşa ma geçirilememesine bağlamak gerekir. Türkiye'de kıyıya yönelik olarak izle nen politikalar toplum yararı kavramı çerçevesinde geliştirilmiş değildir. Kıyıla rın kamu yararına kullanımından anlaşılanınsa buralardan elde edilecek yararın en çoğa çıkarılması olduğu söylenebilir. İzlenen politikalarda ekonomik kaygı ön planda tutulmuş, kıyıların çevrebilimsel değeri görmezden gelinmiştir. Türki ye'nin kıyı alanlarında sorunların birikimli biçimde artması ve geleneksel kıyı yönetimi dizgesinin gereksinimlere yanıt verememesi yeni yaklaşımları günde me getirmeye başlamıştır. Son yıllarda, özellikle 1992 Rio Çevre ve Kalkınma Konferansından sonra, ülkenin türlü yörelerinde, kıyı yönetiminde küresel çap ta gerçekleşen değişimlerin öngördüğü doğrultuda yaşama geçirilmeye çalışılan
Kıyı Politikası
kıyı yönetimi projeleri bu arayışın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Büyük bir bö lümü bütünleşik kıyı alanları yönetimine dayanan yeni yönetim modelleri, Tür kiye'nin kıyı yönetiminde, yasal ve kurumsal engellerden dolayı, yer edineme- mesine karşın, kıyı politikasındaki olası değişikliklerin kimi ipuçlarını vermeye başlamıştır. Çoğunlukla uluslararası bir örgütün desteğiyle başlatılan ve henüz deneme aşamasında olan bu girişimleri bütün yönleriyle sorgulamaksızın kıyı yönetim düzeneğine eklemek türlü sorunları da beraberinde getirecektir.
Çalışmanın üstüne kurulu olduğu varsayımları biraz daha açmak konu nun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir. Kıyı yönetiminin uluslararası alan da geçirdiği evrimin iki boyutu olduğu düşünülmektedir. Bunlardan birincisini, anılan yönetim sürecinin uygulanmasında yol gösterici olacak bilimşel yaklaşım da gözlenen değişimler oluşturmaktadır. Bu açıdan, çevre yönetiminde bütünle şik yaklaşımların giderek ağırlık kazanması ve bu gelişmenin kıyı yönetimi üze rindeki etkileri, bir başka anlatımla, geleneksel sektörel yaklaşımların bırakıla rak yeni yaklaşımların yeğlenmeye başlanması süreci bu çalışmanın ana doğrul tularından birini oluşturacaktır: Yani sektörel kıyı yönetiminden, bütünleşik kı yı alanları yönetimine giden evrim. Kıyı yönetiminin geçirdiği evrimin diğer bo yutu daha geniş kapsamlıdır. Bununla, ekonomide, siyasette, kamu yönetiminde gözlenen dönüşüm ün kıyı yönetiminin gelişim doğrultusuna etkisi anlatılmak istenmektedir. Söz konusu etkiyi, kıyının doğal niteliğine bakış açısında, kıyı alanlarından yararlanmada geçerli olacak ilkelerde (kamu yararı kavramına yük lenen anlamda), kıyı yönetiminde söz sahibi olacak edimcilerde, kıyı yönetimin de uygulanacak akçal araçlardaki değişikliklerde gözlemlemek olanaklıdır. Son dönemde adını sıkça duymaya başladığımız ve Türkçe’ye genellikle "yönetişim" olarak çevrilen yeni yönetim anlayışının kıyı yönetimine etkisinin de bu açıdan çözümlenmesi gerekmektedir. Kıyı yönetiminde yaşanan değişimin iki boyutu nun birbirini tamamlayan yönleri bulunduğundan, aralarında kesin bir ayrıma gitmek doğru bir değerlendirme olmayacaktır. Çünkü her ikisi de aynı sürecin iki ayrı bileşenini oluşturmaktadır: Yirminci yüzyılın son döneminde gözlenen toplumsal, siyasal, ekonomik değişimin, bir başka deyişle kurulmakta olan yeni dünya düzeninin. Çalışmada, kıyı yönetiminin her iki boyutunun kesişen yönle ri, yani küresel çapta ortaya çıkan değişimlerle kıyı yönetiminin gelişimi arasın daki ilişki açıklanmaya çalışılacak, bunun sonucunda kıyı yönetiminin vardığı son aşama olan bütünleşik kıyı alanları yönetiminin, "governance" sürecinin bir
Kıyı Politikası
parçasından başka birşey olmadığı gösterilmeye çalışılacaktır. 1970'lerde yeşer meye başlayan yeni kıyı yönetimi yaklaşımı (bütünleşik kıyı alanları yönetimi-in- tegrated Coastal zone management) son dönemde, önemli ölçüde yeni yönetim anlayışının etkisi altında biçimlenmeye başlamıştır. Bu dönemde uygulamaya konulan kıyı yönetimi modelleri yeni dünya düzeninin, yeni kamu yönetimi an layışının dolaysız bir sonucudur. Özellikle Dünya Bankası’nın kuramsal temelini ve uygulama yöntemini belirlemiş olduğu bütünleşik kıyı alanları yönetiminin dayandığı temel ilkelerin yeni yönetim anlayışına göre belirlendiği gözlenmekte dir.
Türkiye'de, kıyı ve kıyı alanlarından kaynaklanan sorunlar, diğer çevre so runlarına koşut olarak, ancak 1970'lerden sonra büyük ölçüde duyumsanmaya başlamıştır. Kıyılardan yararlanmada toplum yararı ilkesinin geçerli olması ge rektiği tüze! düzenlemelerde, planlama kararlarında ve öğretide öteden beri vurgulanmaktadır. Ancak, bugüne değin kıyının toplum yararına kullanılması gerektiği ilkesinden anlaşılan şey, buralarda sanayinin, turizmin, yerleşim yerle rinin, karayollarının geliştirilmesi olmuştur. Bu yolla toplumun tüm ünün kıyı lardan elde edilecek yararı paylaşabileceği düşünülm üştür. Söz konusu tutu mun, kıyı alanlarının doğal yapısına verdiği zararlar bir tarafa bırakılacak olsa bile, toplum yararı ile ne ölçüde bağdaştığı da bugün doğurduğu sorunlardan belli olmaktadır. Yalnızca çevresel dengeyi koruma içgüdüsüyle hareket etmek, toplumda var olan farklı sınıfların durum unu göz ardı ederek kimi düzenleme lere girişmek de yine yukarıda anılan asıl amaçlara ulaşılmasını engelleyebile cektir. Çünkü bu kez de tüm toplumun aynı toplumsal konumda, benzer koşul larda yaşamını sürdürdüğü bir ön kabul olarak alınacaktır. Ancak toplumda va rolan değişik sınıfların durumunu, bir başka anlatımla dengesiz gelir dağılımını, göz ardı ederek, bunların üstünde düşünülen soyut bir “toplum yararı", aslında düşük gelir kümelerinin yararına sonuçlar doğurmamakta, tam tersine bunların kıyılardan yararlanma olanaklarını iyice azaltmaktadır. Toplumun tüm kesimle- . riniıı kıyıdan yararlanabilmesinin kesin çözümü yalnızca kıyıları ortak kullanı ma açmak değildir; halkın, özellikle de düşük gelir kümelerinin buralardan ya rarlanabilmesine elverişli olacak düzenlemelerin de yapılması gerekmektedir. Devletin ekonomik açıdan güçsüz bulunanlar için bu bölgelerde türlü tesisler yapması ya da aynı amaca ulaşmaya yönelik girişimleri desteklemesi bunlardan sayılabilir. Kıyıların yukarıda sayılan olumlu nitelikleri, kıyının, küçük bir
küme-Kıyı Politikası
nin yararlanma tekelinden çıkarılarak toplumun tüm kesimlerinin buralara eri şim olanaklarının geliştirilmesiyle gerçek anlamına kavuşabilecektir.
Son dönemde kıyılarımızda yeni bir yönetim biçeminin yeşermeye başladı ğına tanık olmaktayız. Genellikle uluslararası bir anlaşmanın gereklerini yerine getirmek üzere ya da bir uluslararası örgütün desteğiyle kimi yörelerde kıyı yö netimi programlan ya da projeleri başlatılmaktadır. Bu girişimleri, yukarıda de ğinilen, kıyı yönetiminin geçirdiği dönüşüm ün Türkiye'ye bir etkisi biçiminde değerlendirmek olanaklıdır. Bütünleşik kıyı alanları yönetimi ilkelerinden yola çıkan bu girişimlerin, çağdaş bilimsel gelişmelere koşut olarak yaşama geçiril meye çalışıldığına, kimi yerel kıyı sorunlarının çözümüne katkıda bulunma gi- zilgücünü taşıdığına kuşku yok. Üstelik söz konusu yeni yaklaşımın, halk katılı mının sağlanması, yörede almaşık geçim olanaklarının yaratılması, bölgenin bir bütün olarak ele alınması gibi ilkeleri, geleneksel yaklaşımın kimi eksik yönleri ni gidermede son derece yararlı olabilir. Ancak, tek tek pilot projeleri bir yana bırakıp bu uygulamalara daha yukarıdan baktığımızda, yeni girişimlerin, üzerin de bugüne değin hiç durulmayan bir başka yönünün daha bulunduğunu göre biliyoruz. Türkiye kıyılarında 1990'lardan bu yana yaşama geçirilmeye çalışılan yeni tasarılar, büyük ölçüde, dünyadaki toplumsal-ekonomik değişimlerin bir yansımasını oluşturmaktadır. Yirminci yüzyılın sonlarına doğru yaşanmaya baş lanan küreselleşme sürecinin, yeni sağ politikaların ve yeni yönetim anlayışının etkisi altında gelişen bu girişimlerle yalnızca kıyı alanlarında değil bütün yöne tim dizgesinde köklü değişimler yaratılmak istendiği söylenebilir. Kıyı yönetimi nin geçirdiği dönüşümün bir uzantısı olan ve daha çok uluslararası örgütlerin etkisi altında gelişen bu yeni girişimler genelde, içeriği üzerinde fazla tartışılma yan kimi küresel ilkeler üzerinde yükselmektedir. Örneğin halkın katılımı, çok ortaklı yönetim gibi kağıt üzerinde geçerliymiş gibi duran ilkelerin, uygulamada ne yönde sonuçlar doğurabileceği üzerinde fazla durulmamaktadır. Bundan ötürü, anılan yeni yaklaşımların, yerel koşullara, geleneksel yönetsel yapıya uy gunluğunun sorgulanmadan benimsenmesi, çözümü güç türlü sorunları da be raberinde getirebilecektir.
Kıyı yönetiminde yaşanan evrimin ve uluslararası alanda kıyı yönetiminde gözlenen gelişmelerin Türkiye kıyılarına yansımalarının incelendiği bu çalışma da ilk olarak kıyı yönetiminin gelişim sürecine yer verilecektir. Bu doğrultuda, önce, kıyı yönetimine duyulan gereksinime, bir başka anlatımla, kıyıların içinde
Kıyı Politikası
bulunduğu sorunlara ve kıyılar üzerindeki doğal ve toplumsal baskılara değini lecek, ardından da, çevre yönetiminde bütünleşik yaklaşımların gelişmesine ko şut olarak kıyı yönetiminde sektörel yaklaşımların yerini yeni yaklaşımların al ması süreci üzerinde durulacaktır. Kıyı yönetiminin uluslararası alanda kuram sal ve uygulama açısından gelişimine ayrılan ikinci bölümün ana konusunu, çevre sorunlarının küresel nitelik kazanması ve dünyada güçler dengesinin de ğişimi süreci ile birlikte uluslararası politikada yerini pekiştirmeye başlayan uluslararası örgütler oluşturacaktır. Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası ve Avru pa Birliği özelinde, uluslararası alanda kıyı yönetiminin temel ilkelerinin ve ele alınış biçiminin sergilendiği bu bölümde, UNEP, FAO gibi Birleşmiş Milletler ö r gütlerine, GEF gibi özel amaçlı düzenlemelere ve Bölgesel Denizler Programı gibi türlü uygulama deneyimlerine yer verilecektir. Bu bölümde yalnızca söz konusu uluslararası örgütlerin kıyı yönetimine ilişkin politika ve uygulamaları sergilenmeyecek, bunun yanında son dönemde ortaya çıkan ekonomik ve siya sal değişikliklerin bir bütün olarak yönetim anlayışına, kamu yönetimine ve çev re yönetimine etkileri de sorgulanmaya çalışılacaktır. Bir başka anlatımla, bü tünleşik kıyı alanları yönetiminin ve bu yaklaşımın temel ilkelerini belirleyen uluslararası örgütlerin politika önerilerinin ve uygulama yöntemlerinin ardında ki toplumsal-siyasal etmenler tartışmaya açılarak çevre sorunlarının küresel ni telik kazanmasıyla birlikte öne çıkan yeni yaklaşımların ve özellikle de kıyı yö netiminin yeni yönetim anlayışı doğrultusunda biçimlenme süreci sergilenecek tir. Kıyı yönetiminin uluslararası alanda geçirdiği dönüşümü ve Türkiye'ye etki lerini ortaya koyabilmek için ulusal kıyı yönetimine ve kıyı politikasına değin menin yararlı olacağı düşünülm üştür. Bu doğrultuda, kıyıların sorun alanları ve Türkiye'de kıyı yönetiminin işleyiş biçimi üzerinde duran üçüncü bölümde, kıyı lara ilişkin temel tüzel düzenlemeler, kalkınma planları, hüküm et programları, siyasal parti programları ve yargı kararlarından yola çıkarak Türkiye'nin kıyı politikası ortaya konmaya çalışılmıştır. Türkiye'de kıyılara ilişkin olarak izlenen politikaların "kamu yararı/toplum yararı/bireysel çıkar" kavramları bağlamında değerlendirilmesi de bu bölümün bir diğer konusunu oluşturmaktadır. Çalışma nın son bölümü, kıyılara bakış açısında ve kıyı yönetiminde uluslararası alanda gözlenen değişikliklerin Türkiye'ye etkilerine ayrılmıştır. Özellikle 1990'lardan, Rio Çevre ve Kalkınma Konferansından sonra, uluslararası nitelikteki bir çevre programının parçası olarak ya da uluslararası akçal destekle başlatılan yeni kıyı
Kıyı Politikası
yönetimi uygulamalarının türlü yönleriyle ele alındığı bu bölümün temel kaygı sı, sözü edilen yeni girişimlerin geleneksel kıyı yönetimi dizgesini ne yönde et kileyebileceğini ortaya çıkarmak olacaktır.
Çalışmada deniz, göl, akarsu kıyıları ve bu bölgelerden kaynaklanan so runlar bir bütün olarak değerlendirilecek, ancak ekonomide, ulaşımda ve tu rizmdeki önemli yeri dolayısıyla kaçınılmaz olarak deniz kıyılarına ağırlık verile cek, göl ve akarsu kıyılarına, daha çok konuyla ilgisi olduğu noktalarda değini lecektir. Konu daha çok siyasal, tüzel, toplumsal boyutlarıyla ele alınacak, dola yısıyla bu bölgelerle ilgili yerbiçimbilimsel (jeomorfolojik), denizbilimsel (oşinog- rafık) incelemelere, planlama sürecinin, teknik açıdan, ayrıntılı bir biçimde ince lenmesine girişilmeyecektir.
Çalışma boyunca kıyı yönetimine ilişkin kuramsal yapıtların, uluslararası ve ulusal nitelikteki tüzel belgelerin, konferans metinlerinin, hüküm et ve parti programlarının, türlü düzeydeki planların yanı sıra, kıyı ve deniz alanları ile il gili türlü kuruluşların hazırladığı internet sayfalarından da yararlanılmıştır. Kıyı yönetiminin geçirdiği evrim sürecinin Türkiye'ye yansıyış biçimini daha iyi ser gileyebilmek için, bu çerçevede değerlendirilebilecek bir kıyı yönetimi deneyimi nin daha yoğun bir biçimde incelenmesinin yerinde olacağı düşünülmüş; bu amaçla da 1995 yılında Doğal Hayatı Koruma Derneği'nce başlatılan "Türki ye'de Kıyı Yönetimi ve Turizm" adlı proje seçilerek yerinde gözlemlerde bulu nulmuştur. Mayıs 1999 döneminde, Antalya'ya bağlı Belek ve Çıralı yörelerinde yapılan incelemelerin, yeni kıyı yönetimi yaklaşımı doğrultusunda hazırlanan programların uygulama aşamasında karşılaşılan sorunların anlaşılmasına olduk ça katkı sağladığı söylenebilir. Bu süre içinde, her iki yöredeki kıyı yönetimi programlarının uygulanması hakkında Doğal Hayatı Koruma Derneği görevlile rinden bilgi alınmış, konuyla ilgili kaynaklar toplanmıştır. Bu deneyim, kuram sal yapıtlarda ortaya konan kıyı yönetimi ilkelerinin, Türkiye'de yaşama geçirili şi sırasında karşılaşılacak güçlüklerin ortaya konmasında da yararlı olmuştur.
Özellikle kıyı yönetimi ilkelerinin ve örnek uygulamaların ele alındığı bö lümlerde yoğun biçimde kullanılan kimi kavramların ne anlama geldiğini ya da hangi anlamlarıyla kullanıldığını açıklamak hem konunun daha iyi anlaşılmasını hem de olası yanlış anlaşılmaların önüne geçilmesini sağlayabilecektir. Kıyı yö netimi konusundaki kuramsal çalışmalarda kimi kez plan, program ve yönetim gibi kavramların birbirlerinin yerlerine kullanıldığını, kimi kez de aralarında bir
Kıyı Politikası
anlam farklılaştırmasına gidildiğini görmekteyiz. "Plan" sözcüğü ile anlatılmak istenen, gelecekte gerçekleştirilecek şeyler için ereklerin ve bunlara ulaşmak için izlenmesi gereken aşamaların belirlenmesidir. Bu açıdan plan sözcüğüne, yönetimle ulaşılmak istenen sonuçlara varmak üzere bütün yönetim etkinlikleri nin saptanmasını içerecek biçimde geniş bir anlam verilmiştir. Bundan dolayı, metin toyunca kimi yerlerde geçen "kent planlaması" ya da "imar planlaması" ile "kıyı yönetimi planlaması" kavramları birbirlerinden farklı anlamlarda kulla nılmıştır. İngilizce "coastal zone m a n a g e m e n ts karşılığı olarak kullanılan "kıyı alanları yönetimi" aslında birden fazla anlam kümesini içinde barındıran bir kavramdır. Bu kavram, bir yandan, "to manage"ın bir konuyu ya da durumu ele alabilmek, yönetebilmek anlamına gelmesinden de anlaşılabileceği gibi, kıyı alanlarındaki gelişmeleri düzenlemeye, sorunları çözebilmeye göndermede bu lunduğu gibi, bu gelişmeleri yönlendirmek ve kıyı alanlarındaki örgütlenmeler üzerinde denetim kurmak biçiminde de yorumlanabilir. Bütünleşik kıyı alanları yönetimi uygulamalarının adlandırılmasında da "plan", ve "program" sözcükleri nin birbirlerinin yerine kullanılması sıkça rastlanılan bir durumdur. Bir kavram karmaşasına yol açmamak için, Biliana-Cicin Sain ve Robert W. Knecht’in yaptı ğı ayrımı benimsemenin yerinde olacağını düşünüyorum. Buna göre, plan, belir li bir coğrafi alanın gelecekte alacağı biçim ve buralardan yararlanma koşulları ile ilgili erek ve amaçlar bütünüdür. Bir plan, ancak, söz konusu ereklerin ön gördüğü işleri yerine getirmek üzere tüzel düzenlemelerin yapılması, akçal kay nakların bulunması ve diğer teknik olanakların yaratılması durumunda program olarak anılabilir.2 Bir başka anlatımla, plan sözü ile ulaşılması gereken erekler, politikalar akla gelirken, program, en uygun iş görebilme koşullarının yaratıl masını, öngörülen ereklere ulaşmak için gereken araçların belirlenmesini ve planın somutlandırılmasını anlatır. Bütün bu açıklamalar ışığında, anılan kav ramlar, daha geniş kapsamlıdan daha dar kapsamlıya, plan, program, yönetim (management) biçiminde sıralanabilir.
Değinilmesi gereken bir başka nokta da "kıyı alanı yönetimi"ni anlatmak üzere akademik yazında kullanılan kavramların çeşitliliği. İngilizce çalışmalarda "coastal area management" ve "coastal zone management" çoğunlukla birbirle
! B iliana C icin-Sain & R o b e rt W. K n e c h t, I n te g ra te d C o a stal a n d O cea n M a n ag em en t: C o n c ep ts a n d P ractices, Islan d P re ss,W ash in g to n , D.C, 1998, s.160.
Kıyı Politikası
rinin yerine kullanılabilen kavramlar olarak karşımıza çıkıyor. "Zone" sözcüğü nün Türkçe’de "bölge"ye, "area" sözcüğünün "alan" anlamına denk gelmesin den dolayı, kimi zaman "coastal zone manağement"ın karşılığı olarak "kıyı böl gesi yönetimi", "coastal area management"! anlatmak üzere de "kıyı alanları yö netimi" kavramı kullanılabilmektedir. Kuşkusuz bu ayrımla anlatılmak istenen, "bölge"nin "alan"a göre daha geniş bir alanı kapsaması, kıyının deniz ve karaya doğru doğal uzantısının dışında bulunan, ancak kıyı üzerinde kaçınılmaz etkile ri olan yerleri de içermesidir. Buna benzer biçimde, "kıyı bölgesi"nin, üzerinde kıyı yönetimi etkinliklerinin gerçekleştirildiği, türlü yasal düzenlemelerin yapıl dığı, "kıyı alanı“nın ise henüz üzerinde çalışmalara başlanmamış yerleri anlat mak üzere kullanıldığını da görebiliyoruz.3 Kimi yapıtlarda da "kıyı alanı" yal nızca coğrafi açıdan kıyı yerlerini nitelemek üzere kullanılırken, "kıyı bölge sin d en , üzerinde çeşitli insan etkinliklerinin gerçekleştiği, az çok türdeş, sınır ları belli kıyı alanlarını anlatmak üzere yararlanılmaktadır.4 Yukarıda sözü edi len ayrımların ışığı altında, çalışma boyunca izlenecek yol şöyle özetlenebilir: Kıyı bölgesi (coastal zone) ve kıyı alanı (coastal area) kavramları arasında kesin bir ayrıma gidilmeyecek, incelenen konunun niteliğine ya da verilmek istenen anlama göre kimi zaman "kıyı bölgesi", kimi zaman da "kıyı alanı" sözcüğü yeğ- lenecektir. Kıyı yönetimi programlarından söz ederken "kıyı alanı yönetimi", yö netimin uygulandığı coğrafya parçası anlatılırken de "kıyı bölgesi" kullanılacak tır. Bunların dışında, kimi bölümlerde, "kıyı bölgesi"ne, coğrafi, ekonomik, top lumsal, kültürel açıdan "kıyı a la n in a göre daha geniş bir anlam içerecek biçim de yer verildiğini de eklemek gerekir.
3 S cialabba, N„ In te g ra te d C oastal A rea M a n a g e m e n t a n d A g ricu ltu re, F o re stry a n d F ish e r ie s . FAO G u id e lin e s . E n v ir o n m e n t a n d N a tu r a l R e s o u r c e s S e rv ic e , FAO, R o m e, 1 9 9 8 ’d en a k ta ra n N esrin Algan, "The S ig n ifican c e o f In te rn a tio n a l L egislation in In te g ra te d C oastal Z one M anagem ent, T u rk ish J. M a rin e S cien ces, S. 6 (1), 2000, s.56.
' A dalberto Vallega, F u n d a m e n ta ls o f In te g ra te d C oastal M anagem ent, K luw er Academ ic P u b lish ers, D o rd rec h t, 1999, s.18.
Kıyı Politikası
BİRİNCİ BÖLÜM
KIYI YÖNETİMİNİN GELİŞİM SÜRECİ
Kentleşmeye, sanayileşmeye, ulaştırmaya, turizme sağladığı olanaklarla ekonominin, canlı türlerine, doğal değerlere, yaşam ortamlarına yaptığı ev sa hipliğiyle çevrebilimin sürekli gündeminde yer alan kıyıların, çevre sorunlarının yoğun biçimde gözlendiği yerlerden olduğu söylenebilir. Kıyıların içinde bulun duğu sorunları çözmek üzere alınan önlemlerin ve geliştirilen düzeneklerin bü tünü olarak değerlendirilebilecek kıyı yönetimi, bu alanlarda gerçekleştirilen in san etkinliklerinin ve bundan kaynaklanan sorunların nicelik ve nitelik olarak ağırlaşmasına koşut olarak değişim göstermiştir. Yirminci yüzyıl boyunca kıyı yönetiminin geçirdiği evrimin türlü yönleriyle sergileneceği bu bölümde, önce kıyıların özel bir yönetim biçimiyle ele alınmasını gerektiren etmenlere yer veri lecektir. Bu amaç doğrultusunda kıyıların tarihsel, kültürel, ekonomik ve çevre bilimsel önemi üzerinde durulup insanlığın kıyılara bakış açısı ve bu alanlar üzerinde yarattığı baskı incelenecektir. Bölüm boyunca ele alınacak diğer konu ise kıyı yönetimi yaklaşımına ekonomik, toplumsal, bilimsel gelişmelerin etkisi, bir başka anlatımla, geleneksel sektörel kıyı yönetiminden bütünleşik kıyı alan ları yönetimine doğru giden evrim olacaktır.
I. Kıyı Yönetimine Duyulan Gereksinim
A. Kıyı Kavramı
Kıyı alanları üzerine yapılacak her türlü bilimsel araştırmaların, belirlene cek politikaların, uygulanacak yasal düzenlemelerin ya da düzeltim çalışmaları
Kıyı Politikası
nın ilk adımını, kaçınılmaz olarak, çalışma nesnesinin belirlenmesi, bir başka de yişle, kıyının tanımlanması oluşturacaktır. Kıyı, en genel anlamıyla, kara ve de nizin, bir başka deyişle toprak ile suyun buluştuğu yer olarak bilinmektedir.5 Gündelik yaşamda kullanılagelen kıyı sözcüğünün anlamı ile koşutluk gösteren bu tür "giriş" niteliğindeki tanımlar, kıyıyı yalnızca kara ile denizin kesiştiği alan olarak gösterme eğilimindedir. Kıyı ve deniz alanları ile ilgili kuramsal ya pıtlar incelendiğinde, bu tü r tanımların hemen ardından, kıyıyı yalnızca, deniz ve kara arasında bir sınır çizgisi olarak kabul etmeyen, kimi zaman türlü top lumsal verileri de hesaba katan, kısacası hem deniz hem de kara yönünde daha geniş bir alanı gösteren, daha kapsamlı tanımların geliştirilmiş olduğu da görü lür. Kavramın yukarıda anılan ilk tanımından yola çıkmak, bir başka deyişle kı yıyı dar bir çizgi olarak kabul etmek, kıyıya ilişkin olarak yürütülen çalışmalar da, özellikle de kıyı alanları yönetiminde türlü sorunları beraberinde getirebilir. Çünkü her farklı tanımlama, kıyı için izlenecek politikaların, uygulanacak yön temlerin, kullanılacak araçların da farklılaşması anlamına gelecektir.
Kıyının tanımlanmasına, bir başka anlatımla, yönetilecek olan alanın belir lenmesine birkaç açıdan yaklaşmak olanaklı: İlk olarak siyasal, yönetsel ya da planlamaya ilişkin ölçütler göz önünde bulundurularak bir tanım getirilebilir. Bu tür tanımlarda, kıyının doğal niteliklerinin yanı sıra türlü toplumsal, ekono mik ölçütlere de yer verilir. İkinci olarak yalnızca fiziksel ölçütlere dayanılarak, kıyı alanının doğal yapısına göre çalışma alanının, yani kıyının sınırları belirle nebilir.6
5 RAV.G. C a rter, C o astal E n v iro n m en ts: An In tro d u c tio n to th e Physical, E cological an d C u ltu ra l S ystem s o f C oastlines, 3 'J E dt., A cadem ic P re ss, L ondon, 1991, s . l ; P e te r W. F re n ch , C oastal a n d E s tu a rin e M a n ag em en t, R o u tled g e, L ondon, New York, 1997, s.6; Cicin-Sain, K necht, In te g ra te d C o astal a n d O cean M anagem ent, s. 15; G ary A. Klee, T he C o a stal E n v iro n m e n t T o w ard In te g ra te d C oastal a n d M arine S a n c tu a ry D evelopm ent, P re n tic e Hall, New Jersey, 1999, s.2.
6 T im othy Beatley, David J. B row er, A nna K. Schw ab, A n In tro d u c tio n to C oastal Z one M a nagem ent, Island P ress, W a sh in g to n D.C., 1994, s.12
Kıyı Politikası
Fiziksel, doğal ölçütlerin göz önünde bulundurulduğu tanımlarda kıyı, daha çok gel-git hareketlerinin etkisine göre betimlenmektedir.7 Buna benzer biçimde, kimi tanımlamalarda, deniz ya da kara çevresinin etkisindeki alanlar da kavramın içinde değerlendirilmiştir.8 Gel-git hareketlerinin yoğun olarak bulun duğu yerlerde, örneğin okyanus kıyılarında bu etkinin daha geniş bir alanda du-, yumsandığı görülmektedir. Kimi tanımlarda ise, hem denizin hem de karanın et kileşim içinde olduğu yer olan kıyının, kara ve deniz alanları arasındaki geçiş bölgesini oluşturduğu yani bir "ecotone" olduğu üzerinde durulmuştur.9
Ancak kimi zaman yönetsel/siyasal ya da doğal/fiziksel sınırların birbiriy- le çatıştığı, dayanılan ölçütlerdeki farklılaşmanın, kıyının dar ya da geniş tanım lanmasına yol açtığı görülür. Örneğin ABD’de Federal Kıyı Alanları Yönetimi Programı (Federal Coastal Zone Management Programme) değişik uygulamalar ya da politikalar için farklı sınırları benimsemiştir.10 Program, kıyı alanlarının sı nırlarını çizerken fiziksel, doğal öğelerin yanı sıra, kültürel ve siyasal özellikleri de göz önünde bulundurmuştur.11 Oysa Türkiye'de, kıyı ile ilgili yasal düzenle melerde yalnızca doğal öğeler dikkate alınmış, kıyının tanımlanmasında toplum sal, ekonomik özellikler dışarıda bırakılmıştır.12
! Ö rn eğ in B ird 'e g ö re, kıyı, "suyun, gel-git h a re k e tle ri sırasın d a en d ü ş ü k d ü zey d e o ld u ğ u y e r ile d alg a h a re k e tle rin in etkili o ld u ğ u k a ra sınırı ara sın d a k i a la n d ır.” Bkz. E.C.F.Bird, C o a s t' 2 n d Edt., T he M.I.T. P ress, C a m b rid g e, M assach u setts, L ondon, 1970, s .l ; Han- so n 'a g ö rey se "kıyı alanı, k ıtaların ve a d a la rın çev resin d e deniz, k a ra ve h a v a n ın b u lu ş tu ğ u alanları ve k aray a d o ğ ru gel-git h a re k e tle rin in ya da d en iz etk isin in b u lu n d u ğ u y er le rd e n k ıta sah an lığ ın ın dışın a d o ğ ru o lan y e rle ri k ap sar". Bkz. H ansom , J.D., Coasts, C am b rid g e U niversity P ress, New Y ork, 1 9 8 8 ’d e n a k ta ra n B eatley ve diğerleri, C oastal Z one M an ag em en t, s. 12. Ayrıca Bkz. Klee, T h e C oastal E n v iro n m en t, s.2.
8 Bostwick H. K etchum (Ed.), T he W ater's E dge: Critical Problem s o f th e Coastal Zone. The MIT Press, Cambridge, M assachusetts, London, 1972., s.4; R.W.G. Carter, Coastal Environ m ents, 3rd E d t, Academic Press, London, 1991, s .l; Klee, T he Coastal E n v iro n m en t s.2. ’ a.g.y.; B eatley ve diğerleri, C oastal Z one M a n a g e m e n t s.12
10 a.g.y„ s. 13.
" F ed eral Kıyı A lanları Y önetim i Yasası (F ed eral C oastal Zone M anagem ent Act) kıyı bölge sini şöyle tanım lam ıştır: "Kıyı bölgesi, devletin kıyı su la rın d a n (coastal w aters) ve kıyı to p ra ğ ın d a n (sh o re lands) o lu şu r; adaları, geçiş niteliğ in d ek i ve gelgit h a re k e tle rin in y aşandı ğı alanları, bataklıkları, su la k alanları ve k u m sa lları kapsar." Bkz. Klee, T h e C oastal Envi r o n m e n t s.2.
1! 1990 yılında çıkarılan 3 6 2 1 sayılı Kıyı K a n u n u 'n a g ö re, "kıyı çizgisi, d eniz, tabii ve su n i göl ve a k a rsu la rd a , ta şk ın d u ru m la rı d ışın d a su y u n k aray a değdiği n o k ta la rın b irle şm e sin d e n o lu şa n çizgiyi; kıyı, kıyı çizgisi ile kıyı k e n a r çizgisi arasın d ak i alanı; d a r kıyı: kıyı k e n a r çizgisinin, kıyı çizgisi ile çakışm asını ifad e eder."
Kıyı Politikası
B. Kıyı-İnsan İlişkisi
İlk Yerleşim Yeri Olarak Kıyılar
Deniz ve karanın buluştuğu, zengin doğal kaynaklan, biyolojik çeşitliliği bünyesinde barındıran kıyı alanları tıpkı bugün olduğu gibi geçmişte de insan yaşamının odaklandığı yerlerden olmuştur. Mumford, yaklaşık 15 000 yıl önce, mezolitik13 dönemdeki insanların kabuklu deniz canlılarını, balıkları, deniz yo sunlarını yiyerek yaşamlarını sürdürdüklerini yazar. Henüz yerleşik yaşama ge çememiş bu insanlar için su kenarlan yaşamın en güvenceli biçimde sürdürüle bileceği yerlerdendi. İçme suyunun sağlanabilmesi, tarım için sulama yapılabil mesi, deniz canlılarından besin olarak yararlanılabilmesi, yiyeceklerin saklanma sında kullanmak üzere tuza gereksinim duyulması," bir anlamda su kenarında yerleşimi zorunlu kılmıştır denebilir. İlk yerleşimlerin kıyı bölgelerinde ortaya çıkmasında buraların savunmaya elverişli olmaları da rol oynamıştı. Özellikle adalar, yarımadalar ve kimi zaman da bataklık alanlar en uygun yerleşim yerle riydi.15 Arkeolojinin ilk bulgularının bozkır ve yaylalardaki vahalara yönelik ol
'3 Y aklaşık o larak M.Ö. 8 0 0 0 ile 2 7 0 0 yıllarını kapsayan, O rta T aş Çağı o larak da ad lan d ırı lan m ezolitik d ö n em , paleolitik d ö n em ile n e o litik d ö n em a ra sın d a y e r alır. K ü ltü rel ve te k n o lo jik açıdan paleo litik d ö n em in devam ı sayılabilecek bir gelişim aşam asını sim geler. İn san ların yaşam larını avcılık ve toplayıcılıkla sü rd ü rd ü ğ ü , m a ğ a ra la r y erin e kaya oy u k la rın d a y erleşm eye b aşlad ık la rı za m a n la rı an latır. D önem , d eğişen iklim k o şu lların d an ö t ü r ü h e r y e rd e aynı z a m a n d ilim in d e y a ş a n m a m ıştır. Y akın D o ğ u 'd a d ö n e m M.Ö. 6 5 0 0 'lü yıllara d eğ in sü re rk e n , K uzey A v ru p a bu aşam ayı M.Ö. 2 0 0 0 ‘li yıllara d e ğ in ya şam ıştır. Bkz. A na B ritan n ica, A na Y ayıncılık, İstan b u l, 1989, C.16, s.21. B ir b a şk a kay n a k ta ise m ezolitik d ö n em in A v ru p a'd a M.Ö. 15 000, Ö n Asya ve A n a d o lu 'd a M.Ö. 15 000-8 0 0 0 'e k a d a r s ü rd ü ğ ü b e lirtilm ek ted ir. Bkz. E n y d o p e d ia In te rn a tio n a l, G rolier In c o rp o ra te d , New Y ork, 1970, C . l l , s.5 5 0 . Y alnızca Batı A vrupa yazın ın a ö zg ü olan bu k avram a insanın k ü ltü re l evrim inin d ö n e m le ştirilm e sin d e a rtık başv u ru lm ad ığ ın ı da ek lem ek g erek ir.
11 F ra n c is P. S h e p a rd , H aro ld R. W an les, O u r C h a n g in g C o a s tlin e , McGraw-Hill B ook Com pany, New Y ork, 1970, s .l .
,s B rian J., H u d so n , C ities o n th e S h o re : T h e U rb an L itto ral F ro n tie r, P in ter, New York, 1996, s.14.
Kıyı Politikası
ması da bu kanıyı doğrulamaktadır.16 M.Ö. 9 000 ile 4 000 yılları arasında Mezo potamya ile Nil nehri vadisinde yerleşik yaşamın ilk örnekleri gözlenmeye başla nır.” Nil üzerindeki Memphis, Thebes ve Mezopotamya'da Babil, Sümer ve Ur bunlardan en bilinenleridir.18 Amerika dışında günümüz uygarlığının başlangıcı sayılan15 dört önemli uygarlığın, Sümer, Mezopotamya, Hint ve Çin, tohumları nın atıldığı yer nehir kenarıdır. Tarihçi Herodot’un, Mısır’ı "Nil'in armağanı" olarak nitelendirmesi de bundandır.20 Oldukça yakın sayılabilecek bir tarihte ya pılan kazı çalışmalarında dünyanın en eski kentlerinden birinin yine kıyıda yer leşmiş olduğu ortaya çıkarılmıştır. 1969-1975 yılları arasında, Suriye'de Fırat Nehri yakınında gerçekleştirilen çalışmalarda ulaşılan Habuba Kabira, Yakındo ğu'nun en eski kentiydi.21 Avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik yaşama geçmeleri de kıyıya olan bağımlılığı ve baskıyı azaltmamış, tam tersine sulama yapmak ya da taşkınlardan korunma amacıyla buraların doğal yapısına müdahalede bulu
16 İlk yerleşim y erlerin in kıyı b ö lg elerin d e o rta y a çıktığına ilişkin bilim sel verilerin b ir a n lam d a gerçeği tam o larak yansıtm ayacağı, e sk i zam an lard ak i in sa n isk eletlerin in fosille şebilm esi için ço k hafif dalgalı gö l k e n a rla rın a ya da b a ta k lık a la n la ra gerek sin im d u y u l d u ğ u , b u açıd an eski ça ğ la rd a y aşay an lara ilişkin b u lu n tu la ra an c a k d en iz ve k a ra n ın birleştiği y e rle rd e rastlan ab ilece ğ i de ö n e sü rü lm ü ş tü r. Bir b a şk a anlatım la, bu g ö rü şe g ö re, y alnızca eski çağ lard a kıyı b ö lg e le rin d e yaşayan in sa n la ra ö z g ü izler g ü n ü m ü z e d eğ in ulaşm a k ta , bu da, ilk in sa n la rın y erleşim yeri o larak kıyıları se çtiğ in e ilişkin bir y anlış anlaşılm aya yol açab ilm ek ted ir. Kıyı b ö lg e le rin d e b u lu n a n fosillerin ya da d iğ er k a lın tıla rın , n e h ir le r, g el-g it h a r e k e tle r i y a d a d e n iz d ü z e y in in y ü k se lm e s i ile k a y b o lab ileceğ i, b u açıd an kıyıların eski z a m a n in sa n ın ın izini s ü rm e d e ço k elverişli o l m adığını sa v u n a n la r d a b u lu n m a k ta d ır. Bkz. a.g.y., s.15.
11 Lewis M um ford, T h e C ity in H istory; Its O rig in s, Its T ran sfo rm atio n , a n d Its P ro sp ects, H a rc o u rt, B race & W orld, Inc., New Y ork, 1961, s.10-20; V. G ordon Childe, T a rih te Ne le r O ldu, 5. Baskı, Çev. M ete T unçay, A laeddin Ş enel, Alan Yayıncılık, İstan b u l, 1993. s.54.
is P au l K .H att ve A lb ert J. Reiss, Jr. (Eds.), "T he H istory o f H um an S ettlem en t", C ities an d Society, T h e F ree P ress, G lenceo, lllionis, 1 957, s.175.
” V. G ordon Childe, "The U rb an R evolution", R ich a rd T. LeG ates, F re d e ric S to u t, T h e City R eader, 2r,J E dt., R outledge, New Y ork, 2 0 0 0 , s.30.
" A rnold J. T oynbee, A S tu d y o f H istory, O xford U niversity P re ss, London, 1960, s.58; T. W alter W allbank, A lastair M. Taylor, Nels M. Bailkey, C ivilization: P a s t a n d P re se n t, 3 ,J E dt., S co tt, F o re sm an a n d Com pany, G lenview, 1967, s . l l ; Will D u ran t, Ariel D u ran t, T h e L esso n s o f H istory, S im o n a n d S c h u ste r, New York, 1968, s.15.
!l Je a n L ouis H uot, Jean-P aul T h alm an n , D o m in iq u e Valbelle, K e n tle rin D o ğ u şu , Çev. Ali B e k ta ş Girgin, İmge, A nkara, 2 000, s.55.