1)Gülhane Askeri T›p Akademisi Aile Hekimli¤i Anabilim Dal›, Aile Hekimli¤i Uzman›, Ankara
2)Gülhane Askeri T›p Akademisi Aile Hekimli¤i Anabilim Dal›, Aile Hekimli¤i Uzman›, Yard. Doç. Dr., Ankara
3)Gülhane Askeri T›p Akademisi Aile Hekimli¤i Anabilim Dal›, Aile Hekimli¤i Uzman›, Prof. Dr., Ankara 157
Araflt›rma
Bafl a¤r›s› yak›nmas› ile baflvuran hastalarda
yayg›n anksiyete bozuklu¤u
Türk Aile Hek Derg 2010; 14(4): 157-161 Araflt›rma | Research Article
doi:10.2399/tahd.10.157
Generalized anxiety disorder in patients applying with headache complaint
Ça¤atay Savaflhan1, Oktay Sar›2, Muhammed Erdal1, Ümit Aydo¤an2, Kenan Sa¤lam3
Özet
Amaç: Bafl a¤r›s› birinci basamakta oldukça s›k karfl›lafl›lan bir yak›nmad›r. Yayg›n anksiyete bozuklu¤u (YAB) tan›s› alanlar›n ço¤u, somatik flikayetlerle birinci basamak hekimlerine ya da di¤er dallardaki uzman hekimlere baflvururlar. Bu yak›nmalarla gelen hastalarda biyopsikososyal yaklafl›m önem tafl›r. YAB ile bafl a¤r›s› yak›nmas› s›kl›kla birlikte görülür. Çal›flmam›zda, bafl a¤r›s› yak›nmas›yla baflvuranlarda YAB görülme s›kl›¤›n› ve hastalar›n özelliklerini araflt›rd›k.
Yöntem:Çal›flmaya bafl a¤r›s› yak›nmas›yla baflvuran, migren ve gerilim tipi bafl a¤r›s› tan›s› konan 200 olgu dâhil edildi. Kat›l›mc›lar›n sosyo-demografik özellikleri de sorgulayan yar› yap›land›r›lm›fl bir görüflme formu doldurmalar› istendi, yüz yüze görüflme ile DSM-IV-TR’e göre YAB belirtileri araflt›r›ld›. Tan›mlay›c› nitelikteki bu çal›flmadan elde edilen veriler analiz edildi.
Bulgular:Hastalar›n 129’u (%74,6) gerilim tipi bafl a¤r›s› (GTBA ), 44’ü (%25,4) migren tan›s› ald›. DSM-IV-TR ölçütlerine göre hasta-lar›n 50’sinde (% 28,9) YAB saptand›. YAB, e¤itim seviyesi düflük olanlarda (p=0,001), kad›nlarda (p=0,034) ve çal›flmayanlarda (p=0,001) istatistiksel olarak anlaml› derecede daha s›kt›. Kat›l›mc›lar›n bafl a¤r›s› tan›lar› ile YAB varl›¤› karfl›laflt›r›ld›¤›nda GTBA tan›s› alm›fl olanlarda istatistiksel olarak anlaml› bir yükseklik bulundu (p=0,028).
Sonuç:Bafl a¤r›s› yak›nmas› ile baflvuranlar›n psikiyatrik bak›mdan da de¤erlendirilmesi birçok gereksiz tetkik ve tedaviyi önleyebilir; bu yak›nman›n biyopsikososyal yaklafl›mla ele al›nmas› yararl› ola-cakt›r.
Anahtar sözcükler:Bafl a¤r›s›, anksiyete bozuklu¤u.
Summary
Objective:Headache is frequently seen in primary care. Most of the patients diagnosed as generalized anxiety disorder (GAD) go to the primary care physicians or other specialists with somatic complaints. Biopsychosocial approach is important for patients with these complaints. Because headache is a widespread symp-tom in GAD, we investigated the frequency of GAD in patients who complained about headache in our study.
Methods:200 patients who were suffering from headache and
diagnosed with migraine and tension type headache (TTH) were recruited in the study. The participants filled out a semi-structured interview form about their socio-demographic features and a face to face psychological evaluation test (DSM-IV-TR) was performed with each participant. Data obtained from this descriptive study were analyzed.
Results:129 patients (74.6%) were diagnosed as TTH and 44
(25.4 %) of them as migraine. According to DSM-IV-TR criteria, GAD was detected in 50 patients (28.9%). GAD frequency was statistically higher in patients with low education level (p=0.001) and no job (p=0.001). There was a statistically significant higher GAD frequency rate in women compared to men (p=0.034). When the participants headache type and GAD presence were compared, GAD prevalence was statistically significantly higher in patients with TTH (p=0.028).
Conclusions:Psychiatric evaluation can prevent many
unneces-sary tests and treatments in patients with headache complaint, and this indicates the importance of a biopsychosocial approach.
Key words:Headache, anxiety disorder.
B
afl a¤r›s› tan›s›nda alt›n bir standart olmamas› top-lumda görülme s›kl›¤›n›n saptanmas›n› güçlefltir-mektedir. Pek çok çal›flma tan› için uluslararas› bafl a¤r›s› toplulu¤u (IHS) ölçütlerindenyararlanmakta-d›r.1,2
Merikangas ve arkadafllar›n›n çal›flmas›na göre primer bafl a¤r›lar› aras›nda gerilim tipi bafla¤r›s›n›n (GTBA)
prevalans› %78, migrenin ise %16’d›r.3
Bafl a¤r›s› yak›nmas›yla baflvuran birçok kiflide, depres-yon ve anksiyete bulgular› belirgin olsa da ilk baflvuru ne-deni sadece bafl a¤r›s› olmakta ve s›kl›kla nöroloji polikli-niklerini tercih etmektedirler. Hastalar›n depresif ve s›-k›nt›l› duygu durumlar›n› yeterince anlatamamas›n›n bir nedeni sözel ifade zorlu¤u olabilir. Bu durumun gözden kaç›r›lmas› ciddi psikolojik problemlerin fark
edilmeme-sine ve sonuçsuz tedavi uygulamalar›na yol açabilir.4
Yayg›n anksiyete bozuklu¤u (YAB) bulgular› ile bafl-vuranlarda bafl a¤r›s› gibi somatik yak›nmalar görülebilir. Bu tür hastalar›n biyopsikososoyal aç›dan de¤erlendirile-rek psikiyatri poliklini¤ine yönlendirilmesi erken tan› ve
tedavi almalar›n› sa¤layacakt›r.5
YAB, s›k karfl›lafl›lan bir anksiyete bozuklu¤u ve önemli bir halk sa¤l›¤› sorunudur. Özellikle majör dep-resyon, panik ata¤› ve madde kötüye kullan›m› gibi pek çok psikiyatrik tabloyla birlikte görülebilir. Ancak, hasta-l›¤›n do¤as› gere¤i, bu hastalar›n ço¤u psikiyatristler ye-rine, somatik flikâyetlerle birinci basamak hekimlerine ya da dal uzmanlar›na baflvurmaktad›rlar. Farmakolojik gi-riflimlerin yan› s›ra, özgül psikoterapik yöntemlerin ve bafla ç›kma becerilerinin gelifltirilmesi daha iyi bir
prog-noz sa¤layacakt›r.6
YAB, hemen her gün ortaya ç›kan, birçok olay ve et-kinlik hakk›nda afl›r› endifle ve üzüntü hissedilen bir has-tal›kt›r. Kifli üzücü ve endiflelendirici düflüncelere engel olamaz; bu nedenle günlük faaliyetlerindeki verimi aza-l›r. YAB hastalar›, ifllerinde ortaya ç›kabilecek sorumlu-luklar, parasal sorunlar, aile bireylerinin sa¤l›¤›, çocukla-r›n›n bafl›na gelebilecek kazalar ya da araban›n tamiri, günlük ev iflleri, randevular›na geç kalma gibi s›radan olaylar karfl›s›nda abart›l› üzüntü ve endifle duyarlar. YAB olan birçok kifli kendini yaflam› boyunca endifleli ve sinir-li hissetti¤inden söz eder. Bu tür hastalarda migren ve GTBA’na – baflta depresyon ve bunalt› olmak üzere –
ruhsal bozukluklar›n s›kl›kla efllik eder.7,8 Migren ve
GTBA ile ruhsal bozukluk aras›ndaki iliflki net de¤ildir. Ruhsal bozukluklar›n fliddetli a¤r› yaflant›s›na psikolojik
tepki olarak ortaya ç›kt›¤›, depresyon/bunalt› gibi ruhsal hastal›klarda a¤r› efli¤inin düfltü¤ü ya da bedensellefltir-me nedeniyle a¤r› yak›nmas›n›n daha s›k görüldü¤ü ya da basit bir neden sonuç iliflkisinden çok ortak süreçlerin
et-kili oldu¤u, ileri sürülen varsay›mlar aras›ndad›r.9,10
Çal›flmam›zda, YAB’da s›k karfl›m›za ç›kan bafl a¤r›s› yak›nmas› ile baflvuran hastalarda YAB tan›s›n›n görülme s›kl›¤›n› ve hastalar›n özelliklerini araflt›rd›k.
Gereç ve Yöntem
Çal›flmaya GATA Nöroloji Poliklini¤i’ne 1-31 Aral›k 2005 tarihleri aras›nda bafl a¤r›s› yak›nmas›yla baflvuran, nörolojik muayene, biyokimyasal ve radyolojik tetkikle-rinde bafl a¤r›s›n› aç›klayabilecek organik patoloji bulun-mayan, Uluslararas› Bafl A¤r›s› S›n›fland›rmas› Tan› Öl-çütleri’ne göre (IHS 1996) migren ve GTBA tan›s› ko-nan 200 olgu al›nd›. Olgular›n 27’si verilen formlar› uy-gun olarak doldurmad›¤› için çal›flma d›fl› b›rak›ld›. Kat›-l›mc›lardan sosyo-demografik özelliklerin de sorguland›-¤› yar› yap›land›r›lm›fl bir görüflme formunu doldurma-lar› istendi, yüz yüze görüflme ile DSM-IV-TR ölçütle-rine göre YAB belirtileri araflt›r›ld›. Bu tan›mlay›c› çal›fl-man›n verileri istatistik program›na aktar›ld›. Bulgular %, ortalama, standart hata (en düflük-en yüksek) olarak analiz edildi. ‹statistiksel olarak önemlilik de¤erlendiril-mesinde ki-kare testi kullan›ld›, p de¤erinin 0.05’in al-t›nda olmas› anlaml› olarak kabul edildi.
‹statistiksel analiz
Ölçümle belirlenen de¤iflkenler için ortalama, stan-dart sapma, say›mla belirlenen de¤iflkenler için ise say› ve yüzde ile gösterilen tan›mlay›c› istatistikler elde edildi. Kategorik verilerin karfl›laflt›rmas› için ki-kare testi kulla-n›ld›. Veriler MS-Excel ve SPSS 15 paket programlar› ile
de¤erlendirildi. ‹statistiksel kararlarda p≤0.05 seviyesi
anlaml›l›k göstergesi olarak kabul edildi.
Bulgular
Kat›l›mc›lar›n ortalama yafl› 39.47±13.23 (16-71 yafl) idi. 9’u (%5.2) 0-20 yafl aras›nda, 84’ü (%48.6) 21-40 yafl grubunda, 75’i (%43.4) 41-65 yafl grubunda, 5’i ise (%2.9) 65 yafl üzerinde idi. Hastalar›n 26’s› erkek (%15), 147’si kad›nd› (%85). Hastalar›n 22’si bekar (%12.7),
151’i evliydi (%87.3). %37’si (n=64) ilkokul, %17.3’ü (n=30) ortaokul, %36.4’ü (n=63) lise, %9.2’si (n=16) yük-sek okul mezunu idi (Tablo 1). Hastalar›n 122’si (%70.5) çal›flm›yordu. Hastalar›n 129’u (%74.6) GTBA, 44’ü (%25.4) migren tan›s› alm›flt›. DSM-4 ölçütlerine göre hastalar›n 50’sinde (%28.9) YAB saptand›, 123’ü (%71.1) normal olarak de¤erlendirildi (fiekil 1). E¤itim seviyesi düflük olanlarda YAB istatistiksel olarak anlaml› derecede yüksekti (p=0.001). Kad›nlarda erkeklere göre YAB ista-tistiksel olarak anlaml› derecede fazla bulundu (p=0.034). YAB, çal›flmayanlarda istatistiksel olarak anlaml› derecede yüksekti (p=0.001). GTBA tan›s› alanlarda YAB istatistik-sel olarak anlaml› derecede yüksekti (p=0.028) (Tablo 2). YAB saptananlardan 36’s› (%72) psikiyatrik tedavinin ya-rarl› olabilece¤ini düflünürken 13’ü (%26) tedavi olmas› gerekti¤ini düflünüyordu. Sadece bir hasta psikiyatrik her-hangi bir hastal›¤› olmad›¤›n› belirtti.
Tart›flma
Toplumda yayg›n olarak görülen, önemli psikiyatrik bozukluklar›ndan YAB’›n ortalama s›kl›¤› %5.8, birinci basamaktaki hekimlerin YAB ile karfl›laflma s›kl›¤› ise %8 dolay›ndad›r. Sinsi bafllang›çl› bir hastal›k olan YAB az say›da iyilik dönemleri aras›nda dönem, dönem alevlenen
belirtilerle seyreder.11
YAB genellikle orta yafl ve nispeten ileri yafllarda
bafl-lar, görülme s›kl›¤› yafl ilerledikçe artar.12–15
Çal›flmam›zda YAB saptananlar›n›n yafl ortalamas› 42.98±13.21 (21–71 yafl) idi. Grubumuzdaki YAB s›kl›¤› literatürle uyumlu olarak yaflla birlikte art›yordu. Ancak bu art›fl istatistiksel olarak anlaml› de¤ildi (p=0.093). Bu durum çal›flman›n bir nöroloji poliklini¤ine baflvuran hasta grubunda yap›lmas› ve bu hasta popülasyonunun nispeten ileri yafllarda olmas›na ba¤l› olabilir.
Dolay›s›yla bulgular›m›z, bu bozuklu¤un orta yafllar-da yafllar-daha s›k oldu¤u bilgisini desteklemektedir.
YAB kad›nlarda yaklafl›k iki kat daha s›kt›r.12,14,16
Do-¤an ve arkadafllar›n›n çal›flmas›nda, ayn› flekilde kad›n
er-kek oran› 2'den fazla bulunmufltur.6,17Araflt›rmam›zdaki
kad›nlarda YAB s›kl›¤› %31.9, erkeklerde %11.5’ti. Ka-d›nlardaki s›kl›k, erkeklere göre istatistiksel olarak an-laml› derecede yüksekti (p=0.034). Kad›nlar›n, olumsuz
yaflam olaylar›na daha duyarl› olmalar›, menstrüel dön-gülere efllik eden ruhsal s›k›nt›lar yaflayabilmeleri
erkek-lerden daha fazla etkilenmelerine neden olabilir.6,16 Bu
durum önceki çal›flmalarda bildirilen kad›n/erkek oran›-n› desteklemektedir.
Araflt›rma
Tablo 1. Kat›l›mc›lar›n demografik özellikleri
Yafl 0-20 21-40 41-65 65 üzeri 9 84 75 5 5.2 48.6 43.4 2.9 Parametreler n %
E¤itim durumu ilkokul Ortaokul Lise Yüksekokul 64 30 63 16 37 17.3 36.4 9.2 Cinsiyet Erkek Kad›n 26 147 15 85 Medeni durum Bekar
Evli
22 151
12.7 87.3
Tablo 2. Hastalardaki YAB varl›¤› ile demografik
parametrelerin karfl›laflt›r›lmas›
YAB varl›¤› Cinsiyet Medeni durum E¤itim durumu Çal›flma durumu T›bbi tan› 2.113 1.184 5.362 3.939 2.195 0.035 0.236 <0.001 <0.001 0.028 Parametreler x2 p Parametre-I Parametre-II
Araflt›rma
Çal›flmam›zda YAB tan›s› alan evli kad›nlar›n %85.1’i ev han›m› idi. Çal›flmam›zda, önceki saha çal›flmalar›n-dan farkl› olarak, ev han›mlar›n›n oran› oldukça yüksek-ti. Bu nedenle ev han›mlar›nda YAB yayg›nl›¤›n›n yük-sekli¤i aç›kça istatistiksel olarak ortaya ç›km›flt›r.
Örneklemimizde hiç dul ve boflanm›fl kifli yoktu, ista-tistiksel sonucu bunun da etkileyebilece¤i göz önünde bulundurulmal›d›r.
Çal›flmamak veya ev han›m› olmak YAB için bir risk faktörü olarak tan›mlanm›flt›r. Ayr›ca ev han›mlar›nda YAB’nun daha s›k görülmesi, onlardaki psikolojik belir-tilerin çal›flan evli kad›nlardan daha fazla oldu¤u
yönün-deki araflt›rma sonuçlar›yla uyumludur.17,18
Baz› çal›flmalar, e¤itim düzeyi ve geliri düflük
olanlar-da YAB yayg›nl›¤›n›n olanlar-daha s›k oldu¤unu bildirmifltir.6,19
Baz› çal›flmalar ise YAB yayg›nl›¤› ile e¤itim düzeyi ara-s›nda iliflki olmad›¤›n› ve YAB’un düflük gelir düzeyine
sahip kiflilerde daha s›k oldu¤u bildirmifltir.12,20Ek olarak
düflük gelir düzeyine sahip olan YAB hastalar›n›n, yaflam
kalitelerinin de düflük oldu¤u bulunmufltur.21
Baz› yazar-lar ise cinsiyet d›fl›ndaki sosyo-demografik de¤iflkenlerin YAB için kesin bir öngörü ölçütü olmad›¤›n› ileri
sür-müfllerdir.14
Araflt›rmam›zda YAB ile gelir düzeyi aras›nda iliflki bulunamam›flt›r. Ancak e¤itim düzeyi azald›kça istatistik-sel olarak anlaml› bir art›fl saptanm›flt›r. Bunun nedeni çal›flman›n yap›ld›¤› yerin askeri bir hastane olmas› ve ça-l›flmaya kat›lan hasta grubunun belli bir gelir düzeyinde olmas›ndan kaynaklanm›fl olabilir.
Verilerimiz nöroloji poliklini¤ine bafl a¤r›s› yak›nma-s› ile baflvuranlarda YAB belirtilerinin yak›nma-s›k oldu¤una iflaret
etmektedir.22
Eflik alt› olgular da dâhil edildi¤inde, bafl a¤r›s› nedeniyle baflvuranlar›n yaklafl›k %75’inde YAB belirtilerinin bulundu¤u ortaya ç›kmaktad›r. Elde etti¤i-miz sonuçlar GTBA tan›s› alanlarda YAB olas›l›¤›n›n
da-ha yüksek oldu¤una iflaret etmektedir.23
Bu sonuçlar, psi-kiyatri d›fl› bölümlere baflvuran hastalarda YAB bozuklu-¤u oranlar›n›n yüksek oldubozuklu-¤unu bildiren literatür
verile-ri ile uyumludur.24
YAB saptananlarda psikiyatrik baflvu-ru oran›n›n düflüklü¤ü dikkat çekicidir. Hastalar›n yar›-s›ndan ço¤u psikiyatrik tedavileri kabul edebileceklerini bildirmifl olmalar›na karfl›n %25.9’u bu nedenle
psikiyat-rik baflvuruda bulunmufltur. Bu sonuçlar YAB’›n genel t›p hastalar›nda yayg›n oldu¤unu ve do¤ru tan› olas›l›¤›-n›n düflük oldu¤unu bildiren çal›flmalarla uyumludur.
Sonuç
Bu çal›flmada bafl a¤r›s› ile gelen hastalar›n yar›s›ndan fazlas›nda YAB oldu¤u göz önünde bulundurulursa psiki-yatrik tedaviden yarar görecekleri aç›kt›r. Bu nedenle bafl a¤r›s› yak›nmas› ile baflvuranlar›n YAB aç›s›ndan da de-¤erlendirilmeleri uygun olacakt›r. Çal›flmada YAB sapta-nanlar tedavi için psikiyatri poliklini¤ine yönlendirilmifl olup tedavi sonuçlar› çal›flman›n bir alt grubu olarak sür-mektedir. Hastalar›n psikiyatrik bak›mdan da de¤erlen-dirilmesi birçok gereksiz tetkik ve tedaviyi önleyebilir.
Kaynaklar
1. Silberstein SD, Lipton RB, Goadsby PJ. Klinik uygulamada bafl a¤r›s›. ‹stanbul, Yelkovan Yay›nc›l›k, 2004: 21-5
2. Rasmussen BK. Epidemiology of headache. Cephalalgia 1995; 15: 45-68 3. Merikangas KR, Merikangas JR. Neuropsychiatric Aspects of headache.
Comprehensive Textbook of Psychiatry’de. Ed. Sadock BJ, Sadock VA. 7. bask›. Cilt 1. Philadelphia, Lippincott Williams & Wilkins, 2000; 345-50 4. Neyal M, Herken H, Demirci H, V›r›t O, Neyal A Migren hastalar›nda
aleksitimi. Anadolu T›p Dergisi 2000; 2: 129-33.
5. fiahin EM, Özer C, Da¤deviren N, fiahin Ö, Aktürk Z. Birinci basamak-ta somatizasyon bozuklu¤una yaklafl›m. STED 2001; 10: 15-9.
6. Ünsalver BÖ, Balc›o¤lu ‹. Yayg›n anksiyete bozuklu¤u: Epidemiyoloji, prognoz ve farmakolojik olmayan tedaviler. Cerrahpafla T›p Dergisi 2006: 37: 115-20.
7. Breslau N, Davis GC. Migraine, physical health and psychiatric disorder: a prospective epidemiologic study in young adults. J Psychiatr Res 1993; 27: 211-21.
8. Silberstein SD, Lipton RB. Epidemiology of migraine. Neuroepidemiology 1993; 12: 179-94.
9. Lautenbacher S, Krieg JC. Pain perception in psychiatric disorders: a review of the literature. J Psychiatr Res 1994; 28: 109-22.
10. Breslau N, Merikangas K, Bowden CL. Comorbidity of migraine and major affective disorders. Neurology 1994; 44: 17-22.
11. Roy-Byrne PP, Wagner A. Primary care perspectives on generalized anx-iety disorder. J Clin Psychiatry 2004; 65: 20-6.
12. Wittchen HU, Zhao S, Kessler RC, Eaton WW. DSM-III-R generalized anxiety disorder in the National Comorbidity Survey. Arch Gen Psychiatry 1994; 51: 355-64.
13. Carter RM, Wittchen HU, Pfister H, Kessler RC. One-year prevalence of subthreshold and threshold DSM-IV generalized anxiety disorder in a nationally representative sample. Depress Anxiety 2001; 13: 78-88. 14. Kessler RC, Keller MB, Wittchen HU. The epidemiology of generalized
15. Wittchen HU. Generalized anxiety disorder: prevalence, burden, and cost to society. Depress Anxiety 2002; 16: 162-71.
16. Howell HB, Brawman-Mintzer O, Monnier J, Yonkers KA. Generalized anxiety disorder in women. Psychiatr Clin North Am 2001; 24: 165-78. 17. Özmen E. Anksiyete Bozukluklar› Epidemiyolojisi. Psikiyatrik
Epidemiyoloji'de. Ed. Do¤an O. ‹zmir, Ege Psikiyatri Yay›nlar›, 2002; 49-58.
18. Ozcan M, U¤uz F, Cilli AS. The prevalence of generalized anxiety disor-der and comorbidity among psychiatric outpatients. Turk Psikiyatri Derg 2006; 17: 276-85.
19. K›l›ç C. Türkiye Ruh Sa¤l›¤› Profili-Eriflkin nüfusta ruhsal hastal›klar›n yayg›nl›¤›, iliflkili faktörler, yetiyitimi ve ruh sa¤l›¤› hizmeti kullan›m› sonuçlar›. Türkiye Ruh Sa¤l›¤› Profili Raporu. TC Sa¤l›k Bakanl›¤› Temel Sa¤l›k Hizmetleri Genel Müdürlü¤ü, Ankara, Eksen Tan›t›m Ltd. fiti. 1998; 77-94.
20. Hidalgo RB, Davidson JR. Generalized anxiety disorder. An important clinical concern. Med Clin North Am 2001; 85: 691-710.
21. Jones GN, Ames SC, Jeffries SK, Scarinci IC, Brantley PJ. Utilization of medical services and quality of life among low-income patients with gen-eralized anxiety disorder attending primary care clinics. Int J Psychiatry
Med 2001; 31: 183-98.
22. Juang KD. Wang SJ, Fuh JL., Lu SR, Su TP. Comorbidity of depressive and anxiety disorders in chronic daily headache and its subtypes. Headache 2000; 40: 818-23.
23. Matta AP, Moreira Filho PF. Depressive symptoms and anxiety ›n patients with chronic and episodic tension-type headache. Arq
Neuropsiquatr 2003; 61: 991-4.
24. Torelli P, Lambru G, Monzoni GC. Psychiatric comorbidity and headache: clinical and therapeutical aspects. Neurol Sci 2006; 27: 73-6.
Araflt›rma
Gelifl tarihi: 03.08.2010 Kabul tarihi: 29.12.2010 Çıkar çakıflması:
Çıkar çakıflması bildirilmemifltir. ‹letiflim adresi:
Uzm. Dr. Ça¤atay Savaflhan GATA Askeri T›p Fakültesi Aile Hekimli¤i Anabilim Dal› Etlik 06018 Ankara