• Sonuç bulunamadı

Ölümünün yıldönümü münasebetile:Hazım'a dair

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Ölümünün yıldönümü münasebetile:Hazım'a dair"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

2 Nisan 1948

Ölümünün yıldönümü

— münasebelile — —1

Hâzıma dair..

Yazan: Halûk Nihad Pepeyi

Kırılası kalemim bugünlerde yalnız mersiye yazabiliyor. Dün, Hazımm ölüm yıldönümü idi. Onun için dünyasını bil— miyenler, başkalarını sevindirdiği ka­ dar kendisini bahtlı, güldürdüğü kadar neşeli sanırlar ve adı geçtikçe dudaklar gülümserdi. Halbuki, o kendi kendine kalabilseydi, belki sahnemizin sayılı bir dram artisti olabilirdi.

Hazımın sanat değerini arkadaşları elbet anacaklardır. Ben, bazı özellikleri üzerinde duracağım;

İvazsız sevişiyorduk. Beni her gör­ dükçe arkamdan söylenirdi: Seni bu mevkie getirenler, ne takdiri kıt büyük­ lermiş, hani polisin, jandarman? Mev­ kii alçaltıyorsun.

İstanbulun boşaltılmasında kendisin­ den şöyle bir telgraf almıştım: Evimi yanına göndereceğim, cevab.

Telgrafla bekliyorum dedim, mektub- la da şu izahatı verdim: İki gün üç gece tren, beş gün katır yolculuğu, yarım gün otomobil. Hareket haberi yerine (bu bir devri âlemdir. Heybeiiadaya ta­ şındık.)

Ölümünden üç gün önce İstanbulda idim, yanma gittim. Başında bekliyen ölümün farkında olduğu halde, mecburî bir vazife imiş gibi, beni hoş hikâyelerle neşelendirmeye çalışıyordu. Kendisine bir arzusu olup olmadığını sordum. (Doktorlara müteşekkirim; fakat, para almadıkları için sıkıntı bastıkça çağıra­ mıyorum. Profesör Ekrem Şerifin, beni bir daha görmesini arzu ediyorum. Dos­ tun ise getir) dedi. Bir nisan öğleden sonra Ekrem Şerife giderken karşılaştı­ ğım bir dostum, Hâzımın öldüğünü söy­ leyince (soğuk şakayı sevmem, zaten bugün bir nisan) diye cevablandırdım- Hakikaten bu acı habere kimse inanma­ mış gibi idi. O gece, Şehir Tiyatrosu­ nun dram kısmında sahnede tabutile karşılaştım. Mevlid okunuyordu. Fakat, gene herkes buna adeta inanmıyor ve tabuttan fırlayıp şaka yaptım demesini bekliyordu.

Dördüncü yıla bastık. Hazım bizi tek- zib ediyor, aramıza gelmiyor, artık e- bedî kaybına inandık. Fakat, bir kişi bunu hâlâ kabul etmiyor ve her akşam üstü Hazımla buluşuyor', garib, perişan annesi... Şimdi yaz, kış Heybelide otu­ ran ve cenaze töreninde bile ruhu in­ cinmesin diye gözyaşı dökmiyen bu sa­ bırlı ve ihtiyar ana, her akşam karan­ lığında yıllarca oğlu ile başbaşa kaldığı bahçe masasının üzerine iki fincan kah­ ve koyuyor ve kendi kahvesini içerken lııçkırıklı bir sesle haykırıyor: «Evlâdım Hazım, haydi gel, kahven soğuyacak!»

Halûk Nihad PEPEYİ

r

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Ta h a To ros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Oral kavite yerleşimli bu iki geriatrik piyojenik granülom olgusu; geriatrik hastalarda malign lezyonlarla karışabilmesi nedeni ile güncel literatür eşliğinde

Yabancı dil bilen, başı açık Türk kızı belediye başkamın o kadar çok şaşırtır ki, başkan "Ben böyle bir Türk kadınıyla.. karşılaşacağımı

Although our case was uneventful, the anesthesiology team has to be prepared for potential risks such as difficult airway management or malignant hyperthermia in these

Çoğumuzun TÜBİTAK kısaltılı adıyla bildiği Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Kurumu 24 Tem- muz 1963’te, başka bir deyişle Türki- ye Cumhuriyeti’nin 40..

Cenazesi 18 Ocak 1999 Pazartesi günü sabah saat 10.30’da Cumhuriyet gazetesi bahçesinde gerçekleştirilecek törenin ardından,.. Teşvikiye Camii’nde kılınacak öğle

Dieses Serai wurde, unter der Regierung Sulei- man des Grossen, vom Grosswesire Ibrahim Pascha zugleich mit dem am Hippodrome gelegenen, ebenfalls nach dem Gründer

• Bir çocuğun hayatının ilk yıllarında beyninin sağ yarı küresinin daha çok çalıştığını ve sol yarı kürenin dil bece- rileri, sözcükler, anlamlar gibi görevler için

tarlılığı*, hayatla ödeşmemizdeki “sahtekârİıklanmı- z/” gerçekten yazınsal, hem de sonuna kadar yazın­ sal bir dille ifade eden Tuhaf Bir Kadın şimdi daha çok