l a b i é d a i r
S>Ql,b!<à R Muharririn tabiden şikâyetçi* ' “ olduğumu galiba daha ye di sekiz yaşında ik‘ u duymuş tum . Uir bayram evimize gelen ihtiyar kitapçı K... efendi yüzii- tnü okşayıp bir m iktar da konu şarak - şimdi değil arua o zaman mevcut olan - zekâmı tak d ir ve bana bir çok resimli kitap y o ra nı ağı vadetıftlşti. Bunları tam bir ay sessiz bekledikten sonra ne zam an geleceklerini T anrının
gü-hrükkak gibntir. Bu bahis üzenn- de daha uzun konuşmak acaba onu bir hükme götürebilir mi. zannetmediğim için az önce oku duğum pek .hoş bir fıkra ile sö zü şimdilik kapam ak arzusunda yım. Kaldı ki, bu fılıra da bir ba kımdan tabiin lehine çıkabilir, çü n k ü m uharririn kendisinden durm adan p ara istediğini an lat m akta, h a ttâ buna dayanm akta dır.
ııü babam a sorm ağa girişince, merhumun bir gün sabrı tüken miş ve:
— Sen de öyle h er söze kan m a! Onda hediye yol'ıyacak göz mü v ar? Y ıüardanheri bastığı coğrafya kitabım için on para vermezken hiç sana kitap verir mi? diye âdeta bağırmıştı.
H akikaten, bahamın iptidai m ekteplerin son sınıflarında oku nan ve - m ethi bana düşmez a- ıııa - c;dden m uvaffakiyetle te r tip edilmiş oian bir memleket coğrafyası kitabı vardı. D aha sonra öğrendiğime göre de işba K.. efendi galiba bir kere elli li ra verip bu kitabın h e r hakkını elıediyete k adar satın alm ıştı; ki ta p da ikinci M eşrutiyete kadar» galiba yirmi ydı aşkın bir n id- det, bütün m ekteplerde okun m uş ve tâbi cenaplarına- kim höir kaç 'b in âlim temin e iti.
Kendime gelince, o k adar â- eiz bir m u h a r i r i m kî, l:eni aî ’a t m ağa tenezzül edecek bir tabile karşılaşarm yaca ğı nü kani bulu nuyorum. Şunu d a il'v e edeyim ki, zengin ve fnicir, h e r ed'p ve m uharririn tâbie k arşı düşmanlı- fimi feagan haks*z brsi.'iiryor da dr- ;::İüî. l:er eli. kulen» tu tanın tabiini m'Jyoner ettiğine e- m*» ve halbuki an«'!» \ * ■ ^
milyonerliği y»-. ıhtırdığı da mı?
Nakledeceğim fıkra, adı ha fızanızda bir şey hatırlatm ıyacak olan bir Fransız m uharririne ait. Kendisi tabiinden darnp dinlen meden avans isterm iş. Bir gün, yine bir talebiîe karşılaşan tâbi demiş ki: — Veririm am a ancak bir s a r f a : Bir bahse gireceğiz ve o bahsi kazana talîsin.
O k ad ar k a t’ı bir eda ile hu cevabı vermiş ki, çaresiz, m uhar rir kabul etmiş. Bunun üzerine t» bi şartım bildirmiş:
— Benim bir gözüm takm adır. F ak at hangisi olduğunu söyle- miyeeeğim. Ya sağ, ya da sol göz, îldsîııe de bak, takm a gözii keşîedobiHrspn parayı alacak sın!
M uharrir sağ göze de, sol göze de büyük bir dikkatle bak-tî’.tan sonra haykırm ış: — Sol göz teînna, sol göz! Çünkü bu sol gözde bir m erham et ürperti sİ farkettim !« ■
Tabilerden İm k ad ar yıldır avans istiyea şu k adar kişiyiz de böyle bir fıkrayı h âlâ tertip ede-'
m edik!
:
. V .