T.C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
TAPU SİCİLİNDE MİRAS PAYLAŞIM PROBLEMLERİ
Sabahattin AKKUŞ YÜKSEK LİSANS TEZİ Harita Mühendisliği Anabilim Dalını
Temmuz-2013 KONYA Her Hakkı Saklıdır
TEZ KABUL VE ONAYI
Sabahattin AKKUŞ tarafından hazırlanan “Tapu Sicilinde Miras Paylaşım Problemleri” adlı tez çalışması 02/07/2013 tarihinde aşağıdaki jüri tarafından oy birliği ile Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Harita Mühendisliği Anabilim Dalı’nda YÜKSEK LİSANS TEZİ olarak kabul edilmiştir.
Jüri Üyeleri İmza
Başkan
Doç. Dr. Ömer MUTLUOĞLU ……….. Danışman
Doç. Dr. Tayfun ÇAY ………..
Üye
Yrd. Doç. Dr. Şaban İNAM ………..
Yukarıdaki sonucu onaylarım.
Prof. Dr. Aşır GENÇ FBE Müdürü
TEZ BİLDİRİMİ
Bu tezdeki bütün bilgilerin etik davranış ve akademik kurallar çerçevesinde elde edildiğini ve tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalışmada bana ait olmayan her türlü ifade ve bilginin kaynağına eksiksiz atıf yapıldığını bildiririm.
DECLARATION PAGE
I hereby declare that all information in this document has been obtained and presented in accordance with academic rules and ethical conduct. I also declare that, as required by these rules and conduct, I have fully cited and referenced all material and results that are not original to this work.
İmza Sabahattin AKKUŞ Tarih:02/07/2013
iv ÖZET
YÜKSEK LİSANS TEZİ
TAPU SİCİLİNDE MİRAS PAYLAŞIM PROBLEMLERİ
Sabahattin AKKUŞ
Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Harita Mühendisliği Anabilim Dalı
Danışman: Doç Dr. Tayfun ÇAY 2013, 90 Sayfa
Jüri
Doç Dr. Tayfun ÇAY Doç. Dr. Ömer MUTLUOĞLU
Yrd. Doç. Dr. Şaban İNAM
Devleti oluşturan iki önemli unsurlardan birisi toprak, diğeri insandır. Devlet ise; Ülke adı verilen belirli bir toprak üzerinde yaşayan insan topluluklarının bir egemenlik anlayışı ve hukuku içinde bir siyasi iktidar altında örgütlenmesidir.
Bu tez kapsamında, devleti oluşturan iki önemli unsur olan, toprak ve insan arasındaki ilişki, tapu sicilinde miras paylaşım problemleri açısından incelenmiştir.
Türkiye de taşınmazlarla ilgili en önemli problemlerden biri miras paylaşımıdır. Miras paylaşımında Türk medeni kanunu, imar kanunu, toprak koruma, arazi toplulaştırma kanunu ve tüzüğü etkili olmaktadır. Bu mevzuat çerçevesinde, araştırmalarımızda, tapu sicilinde miras paylaşım problemleri incelenip, çözüm getirilmeye çalışırken, uygulama alanı olarak; Konya ili - Selçuklu ilçesi ve Mersin ilinin Tarsus İlçesine bağlı Yanıkkışla, Kızılçukur köyleri seçilmiştir.
Uygulama alanı olarak seçtiğimiz bölgelerde yaşayan aileler örnek alınarak, bu ailelerin mirasa konu olan parselleri incelenmiş ve bazı parsellerde sayısallaştırma yapılmıştır. Bu parsellerin yüz ölçüm kontrolleri yapılarak, mevcut ifraz şartlarının uygulanıp uygulanmayacağı araştırılmıştır. Ayrıca miras paylaşımından dolayı artık parsellerin durumu ele alınmıştır.
Çalışma yaptığımız bölgelerde, miras paylaşımı ile ilgili anket çalışması yapılmış, kırgınlıkların ve küskünlüklerin olduğu aileler ile görüşülmüştür. Miras paylaşımından dolayı mahkemelerin uzaması, devletin vergi kaybından dolayı zarara uğratılması ve sosyal ve kültürel açıdan ailelerin nasıl bölündüğü gözlenmiştir.
Tez çalışmasında, tapu sicilinde miras paylaşım problemleri incelenerek araştırılmıştır. Yapılan çalışmaların değerlendirilmesi yapılıp, sonuçları tespit edilerek, çözüm önerilerine ağırlık verilmiştir.
v ABSTRACT
MS THESIS
HERITAGE SHARING PROBLEMS IN LAND REGISTRY Sabahattin AKKUŞ
THE GRADUATE SCHOOL OF NATURAL AND APPLIED SCIENCE OF SELCUK UNIVERSITY
THE DEGREE OF MASTER OF SCIENCE IN GEOMATICS ENGINEERING
Advisor: Assoc. Prof. Tayfun ÇAY 2013, 90 Pages
Jury
Assoc.Prof.Dr. Tayfun ÇAY Assoc.Prof.Dr. Ömer MUTLUOĞLU
Assist.Prof.Dr. Şaban İNAM
Two key elements that consist the State are the land and the people. The State is the organization of people living on a certain land under the political power with a law having the sense of sovereignty.
In this thesis, the relationship between the land and people that are the two important elements make up the state is examined in terms of inheritance problems in land registry.
One of the most important problem about real estate in Turkey is sharing the inheritance. Turkish civil law, zoning law, soil conservation, land consolidation law and regulation is effective in heritage sharing. In this thesis these laws, regulations, and statutes are examined. In the frame of this legislation, land registry problems on inheritance are examined and the province of Konya - Selçuk district, of the villages of Yanıkkışla and Kızılçukur in Tarsus district the province of Mersin are selected as an application place to solve the problems.
The families living on the application area are choosen and their plots which are subject to the heritage problem is examined and digitized. The surface area of these parcels are measured an controlled whether they are suitable for the current allotment conditions. In addition, leftover parcels after the heritage sharing are dealt with.
A survey is made about the division of inheritance in the study areas and, resentments are observed between the inheritors. Long trial duration, tax loss of the state and seperation of the families in socio-cultural aspect due to the inheritance sharing are observed.
In this thesis, the problems of heritage sharing in land registry was investigated. The evaluation of the work is done and the results are determined and possible solutions are proposed.
vi ÖNSÖZ
Bu tezin hazırlanması süresince bilimsel tecrübelerini aktaran, yol gösteren, her türlü kolaylığı sağlayarak, yardımlarını esirgemeyen çok kıymetli danışmanım sayın Doç. Dr. Tayfun ÇAY’ a yüksek lisans öğrenim boyunca bilgilerini aktaran ve üzerimde emeği olan tüm saygıdeğer hocalarıma teşekkür ederim.
Uygulama alanlarında yardımlarını esirgemeyen, Hüseyin AY’ a, kardeşlerim Mehmet AKKUŞ, Soner AKKUŞ, Mahmut AKKUŞ’ a ayrıca çalışmalarım boyunca hep yanımda olan eşime ve oğlum Furkan Selman AKKUŞ’ a, Duhan Süleyman AKKUŞ’ a şükranlarımı sunarım.
Sabahattin AKKUŞ KONYA-2013
vii İÇİNDEKİLER ÖZET ... iv ABSTRACT ...v ÖNSÖZ ... vi İÇİNDEKİLER ... vii SİMGELER VE KISALTMALAR ... ix 1. GİRİŞ ...1 2. KAYNAK ARAŞTIRMASI ...3 3. MATERYAL VE YÖNTEM ...9 3.1.Tapu ... 10
3.2.Tapu Hizmetlerinin Ortaya Çıkışı ... 11
3.3. Günümüzde Kullanılan Tapu Sicilleri ... 12
3.3.1. Orta Avrupa tapu sicili sistemi ... 13
3.3.2. Torrens sistemi... 13
3.3.3. Senetlerin tescili sistemi ... 13
3.3.4. Fransa sistemi ... 14
3.3.5. Diğer sistemler ... 15
3.4. Geçmişten Günümüze Türkiye’deki Tapu Hizmetleri... 15
3.4.1. Tapu sicilinin temel unsurları ... 18
3.4.2.Tapu siciline hâkim olan ilkeler: ... 18
3.5.Tapu Sicilindeki Düzeltmeler ... 18
3.6.Tapu Sicil müdürlüklerine kimler Başvuru Şartları ve İstenilen Belgeler ... 20
3.7.Tapu Sicil Tüzüğünde Miras Hükümleri ... 20
3.7.1.Tapu sicilinde tescil işlemi ... 23
3.8. Medeni Kanundaki Miras Hükümleri ... 23
3.8.1. Yasal Mirasçılar ... 24
3.8.2. Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti ... 27
3.8.3. Tasarruf özgürlüğü ... 27
3.8.4. Ölüme bağlı tasarrufların çeşitleri ... 29
3.8.5. Mirasın geçmesinin sonuçları-koruma önlemleri ... 31
3.8.6. Mirasın Paylaşılması-Paylaşımdan Önce Miras Ortaklığı ... 31
3.8.7. Mirasta Denkleştirme ... 35
3.8.8. Paylaşmanın Tamamlanması Ve Sonucu ... 36
3.8.9. Mirasın intikalinin yapılması ... 36
4. UYGULAMA ... 39
4.1. Uygulama Alanlarının Tanıtılması ... 39
4.2. Konya-Selçuklu İlçesi Sille Mahallesinde 1075 nolu Parselde Miras Hakkı Olanların Miras Haklarının Değerlendirilmesi ... 42
4.3. Mersin’in Tarsus İlçesine Bağlı Yanıkkışla Ve Kızılçukur Köylerinde Mirasa konu parsellerin Miras Haklarının Değerlendirilmesi ... 45
viii
4.3.1. Mersin’in Tarsus İlçesine Bağlı Yanıkkışla Ve Kızılçukur Köylerinde
Mirasa konu parsellerin Sayısallaştırılması ... 47
4.4.Uygulama Alanlarında İfraz Şartları ... 51
4.4.1.Plansız alanlarda ifraz işlemleri ... 51
4.4.2.Arazi ve Arsa düzenlemesi konusundaki 3194 Sayılı İmar kanunun, miras paylaşımı açısından incelenmesi ... 55
4.4.3. 5403 Sayılı Yasa Ve Tarımsal Arazilerde İfraz ... 57
4.4.4. Kırsal alan kalkınması ile ilgili Arazi Toplulaştırma Tüzüğü, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununun, ifraz şartları ile hükümlerinin miras paylaşımı açısından değerlendirilmesi. ... 59
4.5.Özel Şahıslara Ait Taşınmazlarda Ayırma Haritaları ... 60
4.5.1. 4706 Sayılı Yasa Kapsamında Hazine Mallarının İfrazı:... 61
4.5.2. Sit Alanlarında Ayırma: ... 64
4.5.3. Belediye Ve Mücavir Alan Dışındaki İfrazlar İçin Karar: ... 65
4.6. Mersinin Tarsus İlçesine bağlı Yanıkkışla ve Kızılçukur köylerinde miras problemlerine yönelik Anket çalışması ... 65
4.6.1 Yanıkkışla Ve Kızılçukur Köylerinde Tarım İşletmesi Olanların Kişisel Bilgileri ... 66
4.6.2 Yanıkkışla Ve Kızılçukur köylerinde tarım işletmelerinde mülkiyet kullanım durumları ... 66
4.6.3. Tarım işletmelerinde yetişen ürün çeşidi ... 67
5. ARAŞTIRMA SONUÇLARI VE TARTIŞMA ... 69
5.1. Miras Paylaşımından Dolayı, Kırgınlıkların ve Küskünlüklerin Olduğu Aileler ile Görüşülmesi. ... 69
5.1.1. Konya İli ve İlçelerinde Oturan Aileler ile Görüşülmesi ... 69
5.1.2. Mersinin Tarsus ilçesine bağlı Yanıkkışla ve Kızılçukur köylerine oturan, Aileler ile Görüşülmesi ... 70
5.2. Miras paylaşım problemlerinden dolayı artık parseller ... 72
5.3. Mirasa Konu Olan Arazilerin, İmar görmüş ise, imardan önceki ve sonraki durumunun araştırılması ... 74
5.4. Miras Paylaşımdan Dolayı, Kırgınlıkların Ve Küskünlüklerin Toplumu, Sosyal Ve Kültürel Açıdan Nasıl Böldüğünün Araştırılması ... 74
5.5. Miras Paylaşım Problemlerinden Dolayı, Devletin(Emlak, Veraset İntikal Vergisi gibi) Zarara Uğratılmasının Tespiti ... 76
5.6.Miras Paylaşım Problemleri Yüzünden Mahkemelerin Uzaması, Adliyedeki İşlerin Aksamasının Araştırılması ... 78
5.6.1. Mahkemelerin yapısına ilişkin nedenler ... 78
5.6.2. Mahkeme dışı etkenler ... 78 5.6.3. Hukuk kaynakları ... 78 6. SONUÇLAR VE ÖNERİLER ... 83 6.1 Sonuçlar ... 83 6.2 Öneriler ... 85 KAYNAKLAR ... 87 ÖZGEÇMİŞ... 90
ix SİMGELER VE KISALTMALAR Simgeler f Alan formülü F Parsel alanı m Metre m2 Metre kare
M Parselin bulunduğu paftanın ölçeğinin paydası
% Yüzde
Kısaltmalar
ABD Amerika Birleşik Devletleri DSİ Devlet Su İşleri
DPT Devlet Planlama Teşkilatı
Gn Genel
HSYK Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu
Km Kilometre Md Madde MK Medeni Kanun RG Resmi Gazete Sy Sayfa TDK Türk Dil Kurumu
TEFE Toptan Eşya Fiyat Endeksi TKGM Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü TST Tapu Sicil Tüzüğü
TÜFE Tüketici Fiyatlar Endeksi
1. GİRİŞ
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de nüfusun artması ve doğal kaynakların azalması, insanoğlunu araştırmalara sevk etmiştir. Bu araştırmalardan bir tanesi ise Türkiye’de taşınmazlar ile ilgili miras paylaşım problemidir. Türkiye’de miras paylaşım ile ilgili problemler daha çok kırsal alanlarda yaşayan insanlarımız arasında görülmektedir.
Miras paylaşımından dolayı kırsal alanlar planlı-programlı bir şekilde düzenlenmeyip, verimli ve toprağın yapısına uygun tarım yapılamamaktadır. Ayrıca insanlar arasında sosyal doku bozulmakta husumetler artmaktadır. Bu da sosyal devlet anlayışına ters düşmektedir.
Ülkemizdeki nüfus artışı dikkate alındığında, tarım arazilerinin veya imar görmüş alanların planlı programlı bir şekilde kullanılması çok önem arz etmektedir.
XIX. Yüzyılın başında 900 milyon olan dünya nüfusu, XX. Yüzyılın başında 1.5 milyara, 1960 yılında 3 milyara ve 1987 yılında 5 milyara, 2009 yılının sonunda ise 7 milyara ulaşmıştır.
Ülkemizin nüfusu ise yaklaşık 72.5 milyondur. Ülkemizdeki nüfus artışının, dünya nüfus artış hızından daha yüksek bir ivmede olduğu istatistik verilerinden anlaşılmaktadır.
Türkiye’nin yüzölçümü yaklaşık 78 milyon hektardır. Tarım alanlarının kapladığı alan ise yaklaşık 28,5 milyon hektar olup, tarımda istihdam edilen nüfus oranı % 25'ler civarındadır.
Kırsal alanları etkin kullanmak, verimliliklerini artırmak, insanlar arasındaki yardımlaşmayı, sevgiyi, hoşgörüyü artırarak ve çevreye yapılacak yatırımlarla mümkün olacaktır. Bütün bunlar yapılırken insanlarımız miras yolu ile düşen taşınmazlardan dolayı, birbirleri ile sıkıntı yaşamamalıdır.
Miras paylaşımından dolayı çıkan problemler, tarım arazilerini atıl bir şekilde kullanılmasına neden olmamalıdır. Şehirlerimizde, köylerimizde hoşgörü hâkim olmalıdır. Sosyal devlet anlayışı hâkim olmaz ise yapılan her türlü çalışmalar eksik ve verimsiz olur. Ülkemizi kalkındırmak onun kılcal damarlarını oluşturan kurum ve kuruluşlarda yaşayan insanların birbirleri ile uyum içerisinde hayatlarını sürdürmekle mümkündür.
Ülkemizde miras paylaşımından dolayı, özellikle kırsal alanlarda, tarımsal işletmelerin küçük ve parçalı olması çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Bu sorunlardan birisi de devletin vergi kaybıdır.
Emlak, gelir vergileri vb. taşınmazdan elde edilen kazancın dağılımı için önemlidir. Vergi araçları, toprak kullanımını ve toprak mülkiyetinin dağılımını etkileyen bir faktördür.
Vergilerin toprak politikası açısından etkisi, öncelikle kullanıma ve kişisel taşınmazların değerlemesine ve gelirine bağlıdır. Bunun için taşınmazların emlak, malvarlığı ve miras vergileri için değer haritalarının yapılması ve değer belirleme gününde değerlerinin belirlenmesi önemlidir.
Kamu eli ile yapılan yatırımların ortaya çıkardığı değer ve bundan kamunun yeni yatırımları için adaletli bir pay alabilmesi, taşınmaz malların değerlemesiyle olanaklıdır.
Bütün bu açıklamaları dikkate aldığımızda, ülkemizin tarım arazilerini ve imar görmüş parsellerini çok verimli kullanmak zorundayız.
Miras paylaşımından dolayı çıkan sorunlar, tarım arazilerinin atıl bir şekilde kullanılmasına neden olmamalıdır. İmarlı veya imarsız parseller üzerinde daha planlı programlı projeler geliştirip, insanlığın hizmetine en verimli bir şekilde sunulmalıdır.
Bu tez çalışmasında, Konya ili Selçuklu İlçesi ve Mersin İlinin Tarsus ilçesine bağlı Yanıkkışla ve Kızılçukur köyleri uygulama alanı olarak seçilmiş, miras paylaşım problemleri yapılan anket çalışması sonuçlarına göre çözülmeye çalışılmıştır.
2. KAYNAK ARAŞTIRMASI
Adlı, M.Z., Kardeş, S. (2011). Miras hukuku dikkate alınarak, doğmamış ceninden bir asrı aşkın zaman önce ölmüşleri ilgilendirmektedir. Yüz yıl önce kayda alınmış bir taşınmazın mirasçıları, bunu tapu idarelerinden temin edecekleri belgelere dayanarak kendilerine intikallerini sağlayabilecekleri adımları araştırmıştır. Yabancıların taşınmaz edinmesi, diğer ülkelerin gerçek ve tüzel kişileri de haklarını inceleyen bir çalışmadır.
Akkuş, S. (2011). Miras paylaşımında problemler incelenerek, Miras paylaşımından dolayı kırsal alanlar planlı-programlı bir şekilde düzenlenmeyip, verimli ve toprağın yapısına uygun tarım yapılamamaktadır. Ayrıca insanlar arasında sosyal doku bozulmakta husumetler artmaktadır. Kırsal alanları etkin kullanmak, verimliliklerini artırmak, insanlar arasındaki yardımlaşmayı, sevgiyi, hoşgörüyü artırarak, miras paylaşımından dolayı problemlerin giderilmesi için çözüm önerileri ortaya konulmuştur.
Akkuş, S., Çay, T. (2011). FIG. Kongresinde sunulan bu bildiride; Kırsal alanların, dünya da ve ülkemizde değişen ekonomik ve sosyal koşullar çerçevesinde önemi, Kentsel alanlar ile kırsal alanların karşılaştırılması, bu kapsamda kırsal alanlarda; köy yerleşim alanlarının düzenlenmesi ve genişletilmesi, köy içi ve tarımsal alanlardaki alt yapı çalışmalarının yapılması, tarımın modernizasyonu, dinlenme mekânlarının oluşturulması, ağaçlandırma çalışmaları ve arazi toplulaştırma çalışmalarının yapılması ele alınmıştır.
Arıkboğa Usta, S. (2009). Tapuya kayıtlı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı ile kazanılmasının şartlarını, taşınmaz kavramını, tapuya kayıtlı olma kavramını, taşınmazın malikine ilişkin şartları, zilyede ve zilyetliğe ilişkin şartları, mülkiyetin kazanılması incelenmiştir.
Artun, E. (2000). Millî kültürün biçimlenmesinde, halk kültürünün önemi, halk kültürü ürünlerine eğitimin her kademesinde yer verilmesi, tanıtılması ve sevdirilmesine yer verilmiştir. Ayrıca, Millî kültürün yerellikten çıkmış, onu aşarak yurt bütünlüğünde, bütün bir millet tarafından benimsenmiş ortak değerleri, yaşama biçimlerini ve bunlara bağlı unsurları anlatmaya çalışmıştır.
Başpınar, V. (2008). Geçmişten günümüze tapu kayıtları mekanik ortamda ve elektronik ortamda tutulması karşılaştırılmıştır. Bu konuda çalışma yapan, Fransa, Avusturya, Almanya, İsviçre gibi bazı ülkeler, tapu kayıtlarının elektronik ortama aktarırken ve işlemlerin bu Ortamda gerçekleştirilmesi için, mevzuatlarında gerekli değişiklik ve Düzenlemeleri yaparken nelere dikkat etmişlerdir, nasıl yapmışlardır, bunlar incelenmiştir.
Cin, H. (1985) Osmanlıda Toprak Düzeninin araştırılıp miri arazinin hukuki rejimi, Miri arazi içtimaî, iktisadî, hukukî sebepleri, Miri toprakların çıplak mülkiyeti devlete, istifadesi(tasarrufu) araştırılmıştır. Ayrıca bu kitap, miri toprakları, devlet tarafından fertlere tefvizi muamelesinin hukuki mahiyeti, İntifa hakkı, miri arazi mutasarrıfının ölümü, Miri arazi üzerindeki tasarruf hakkı, açıklanıp, Miri arazinin eski hukukumuz ile bu günkü hukukumuz bakımından karşılaştırılmasını içermektedir.
Çay, T. (2006). Hukukun temel kavramlarını, hakları, kişiler hukukunu, Türk Medeni Kanununda yasal mirasçılığı ve Yasal mirasçıların pay dağılımı açıklamaya yer vermiştir. Tapu ve Kadastro kanunlarını medeni kanun ile ilişkilendirerek açıklığa kavuşmasını amaçlamış, ayrıca imar mevzuatları ile ilgili açılan mahkeme davaları ve kararları ile ilgili örneklere yer verilmiş, çeşitli kadastro tutanakları, tapu sicil müdürlüklerinde yapılan çalışmalarını kapsayan bir çalışmadır.
Çağlar, A. (2000). Türk polisinin sosyalleşme sürecini incelemek ve Türk polisinde sosyalleşmenin nasıl, hangi yollarla ve ne şekilde olduğunu tartışmaktır.
Çelik, K., Aşık, Y. (2003). Ülkemiz sınırları içinde kalan arazi, arsa, bina malikleri yâda malik gibi kullananlardan alınan emlak vergisi araştırılmıştır. Ayrıca, Belediyelerin topladığı emlak vergisi ile ilgili problemler incelenerek, bu problemlere çözüm önerileri getirilmiştir.
Dörtgöz, G.Ö. (1995). Eşya Hukuku, Tapu, Kadastro, Kamulaştırma, İmar, Gecekondu, Kat mülkiyeti, Kira, İskân, Vakıflar ve gayrimenkullere ilişkin vergi mevzuatları incelenmiştir. Ayrıca gayrimenkul hukukundan doğan uyuşmazlıkların yargı sisteminde oldukça ağırlıklı yer tutması, çok fazla mahkemelik durumların ortaya çıkmasına sebep vermiştir. Bütün bunlar incelenerek gayrimenkul mevzuatına ışık tutulmuştur.
Dörtgöz, G.Ö. (2008). Emlak ve Gayrimenkulün değerlemesi, Tapu bilgilerini araştırma yöntemi, Tapu sicili, Tapudaki hakların öncelik sırası, Tapu siciline yön veren ilkeler tespit edilmiştir. İştirak halindeki mülkiyet ile müşterek mülkiyetin açıklanması ve miras ile ilgili düzenlemelerin incelenmesi, kadastro ve imar mevzuatının örnekler ile açıklanması, mülkiyet hakkında yapılan çalışmaların araştırılıp incelenmesine yer verilmiştir.
DPT, (2010). Beş Yıllık Kalkınma Planında yapısal değişim projelerinin hayata geçirilmesi ile birlikte sürdürülebilir bir büyüme ortamının sağlanması, kamu finansman dengesinde sağlanacak iyileşmeyle Kamu kesiminin mali piyasalar Üzerindeki yükünün azaltılarak reel faizlerin Düşürülmesi ve özel kesim yatırımlarının canlandırılması öngörülmüştür. Bunun sonucu olarak da 5 yıllık kalkınma planında ülkenin birçok meseleleri ele alınıp çözüm önerileri sunulmuştur.
DPT, (2011). ‘Harita, Tapu Kadastro, Coğrafi Bilgi Ve Uzaktan Algılama Sistemleri (Arazi Ve Arsa Politikaları, Arazi Toplulaştırması, Arazi Kullanımı) Özel İhtisas Komisyonu Raporu’’Devlet Planlama Teşkilatı’nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında 540 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname, İktisadi ve sosyal sektörlerde uzmanlık alanlar ile ilgili konularda bilgi toplamak, araştırma yapmak, tedbirler geliştirmek ve önerilerde bulunmak amacıyla Devlet Planlama Teşkilat’a, Kalkınma Planı çalışmalarında yardımcı olmak, Plan Hazırlıklarına daha geniş kesimlerin katkısını sağlamak ve ülkemizin bütün imkân ve kaynaklarını değerlendirmek. Üzere hazırlanan geniş kapsamlı bir rapordur.
Erişkin, N. (2003)
.
Miras bırakanın, bir bankanın aynı şubesinde birden fazla mevduat hesabı bulunarak, İkinci zümre kan hısımları ile birlikte mirasçı olan eş, bu hesaplar üzerinde hak sahibi olduğu yarı (1/2) miras payına isabet eden tutarda parayı, diğer mirasçılardan bağımsız olarak bankadan talep etmesini incelemektedir.Gencer, S. (2007). Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM) tarafından oluşturulmaya çalışılan, Tapu Kadastro Bilgi (TAKBİS) sisteminde, mülkiyet sınırlarının bilgisayar ortamına aktarırken mülkiyet sınırlarının sayısallaştırılmasında standart belirlemeye çalışmış, teknik ve hukuki ilişkileri inceleyen bir çalışmadır.
Gözler, K. (2006) Türkiye cumhuriyeti anayasasında son değişiklikler ele alınarak hazırlanmıştır.
Karagöz, M. (1996). Türk medeni kanununda ön görülen kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku, miras ve borçlar hukukunun eşya hukukuna yönelik konuları ve ayni haklar Tapu sicili tüzüğü ile ilişkilendirilerek açıklanmıştır.
Kızılot, Ş. (2012). Bu makale çalışması 9 Ocak 2012 Hürriyet gazetesinde çıkmıştır. 2012 yılı itibari ile veraset intikal vergilerinin mirasçılara neler getirdiği açıklanmıştır
Koçak, H., Dörtgöz, G.Ö., Beyaz, M. (2007). Tapu-Fen işlemleri, kadastro çalışmaları sonucu oluşturulan parsellerin üzerinde veya şeklinde, mal sahiplerinin talepleri sonucu meydana getirilen değişikliklerin, kadastro haritalarına ve tapu siciline işlenmesi faaliyetini içermektedir.
Koçak, H. (2010). Yola Terki Bulunmayan İfraz İşlemlerinde Yüz ölçüm Hatası Tespiti Ve Düzeltme, Paftasında Çizgi Şeklinde Görünen Yol Ve İfraz tespitlerini yapmıştır. 5403 Sayılı Yasa Ve Tarımsal Arazilerde İfraz, Özel Şahıslara Ait Taşınmazlarda Ayırma Haritaları, Plânsız Alanlarda Ayırma Ve Yola Cephe Koşulu, 4706 Sayılı Yasa Kapsamında Hazine Mallarının İfrazı, Sit Alanlarında Ayırma, Belediye Ve Mücavir Alan Dışındaki İfrazlar İçin Karar incelemelerinde bulunmuştur.
Özpak, T. (2006). Taşınmaza yönelik haklardan, ayni haklar başlığı altında bulunan; sınırlı ayni hakları ve bu hakların taşınmaz değerine etkisi incelenmiştir. Ülkemizde taşınmaz değerlemesine duyulan ihtiyacı ve yeni gelişmekte olan taşınmaz değerlemesine sınırlı ayni hakların etkisini, Medeni Hukuk açısından, irtifak hakları, rehin hakları ve taşınmaz yükü olmak üzere üç ana başlık altında tarif edilerek, Her alt başlık altında bu hakkın Medeni Kanun içerisindeki yerinden, hakkın kuruluş arzından ve süresinden bahsedilmiştir. Sınırlı ayni hakların genelde kısıtlılık oluşturan ve taşınmaz üzerinde değer azaltıcı yönlerini gördüğümüz bu çalışmada, kimi zaman da bu hakların taşınmaz değeri üzerinde pozitif etkilerinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Sonuç olarak, sınırlı ayni haklar ve etkileri göz önünde bulundurularak yapılan taşınmaz değeri çalışmaları sırasında, değerlemenin amacını unutmamak gerektiği ve sınırlı ayni
hakların yaratacağı pozitif ve negatif değer artışları hakkında değerlemecinin bu amaca göre karar vermesi gerektiği incelenmiştir.
Pala, C. (2007). Bir hakkın tapu siciline taşınmaz sıfatı ile kaydedilebilmesi, koşulları ve sonuçları ele alınarak açıklanmaya çalışılmıştır. Bir hakkın taşınmaz olarak işlem görmesinde kanun koyucunun güttüğü gaye iktisadi olarak bu haktan daha çok verim sağladığına dikkat çekilmiştir.
Çalışma 4 bölümden oluşmaktadır. Giriş bahsinde tapu sicili kavramı ve tapulama konusuna genel hatlarla değinilmiştir. Birinci bölümde Üst ve Kaynak hakkı anlatılmış,
ikinci bölümde Bağımsız ve Sürekli Hakların tapu siciline kaydedilebilmelerinin Koşulları, üçüncü bölümde hakkın taşınmaz olarak işlem görmesi ve dördüncü bölümde de hakkın sona ermesi ve sonuçları ele alınmıştır.
Çalışmada eski medeni kanun dönemindeki kaynaklardan faydalanıldığı gibi Yeni Medeni Kanun ve bununla bağlantılı olarak getirilen yeni düzenlemelerden de faydalanılmıştır. Yine uygulamadan da Resmi senet (Sözleşme) örnekleri eklenmiştir.
Parlak, Z., (2010). Kırsal alanların her alanda gelişmesi, kırsal alanlarda yaşayan insanların refah seviyelerinin yükselmesi için yapılacak çalışmaları inceleyip araştırmıştır. Arazi Toplulaştırma Çalışmalarını adım-adım açıklamıştır.
TDK, (1992). Türk dili üzerinde araştırmalar yapmak, yaptırmak; Türk dilinin güncel sorunlarıyla ilgilenerek çözüm yolları bulmak için 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur.
Ülger, N.E. (2012). Türkiye de arazi yönetiminin konusu, öznesi, taşınmaz mal ve onun mülkiyeti, Türkiye ye özgü bir arazi yönetimi modeli, Türkiye’de Sürdürülebilir Arazi Yönetimini kapsayan çalışmayı adım-adım açıklamaya çalışmıştır.
Yaşayan, A., Erkan, H., Seylam, G. (2011). Kadastronun işlevlerinin ülkeden ülkeye değiştiği, Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıç yıllarındaki, toprak düzeninin araştırılması yapılmıştır. Özel mülkiyet sisteminin oluşturulması ve Türkiye’de kadastronun başlamasına neden olan gereksinimler incelenmiştir.
Yılmaz, Z. (2011). Türk- İsviçre Medenî Kanunları ile Alman Medenî Kanunu tarafından kabul edilen “Tapu Sicili Sistemi”nde, taşınmazlar, hukukî ve fiilî
durumlarını bütün ayrıntıları ile Yansıtacak şekilde, devletin denetim ve sorumluluğu altında tutulan resmî sicillere kaydedilmesini araştırmıştır. Ayrıca, taşınmazlar üzerindeki aynî hakların kurulması, devri, ortadan kalkmasına dair işlemler, taşınmazların resmî olarak sicillerinin tutulmasında ayrıca devletin askerî, idarî ve vergi hukuku açısından incelenmesine de yer vermiştir. Tapu sicili sistemi, taşınmazlar üzerindeki aynî hak durumunu, özellikle her taşınmazın yüz ölçümünü, arz üzerindeki yerini, sınırlarını, cinsini, malikini ve diğer sınırlı aynî hak sahiplerini gösterme amacını taşımakta olup, bu sistemde tapu sicili de, taşınmazların geometrik ve hukukî durumlarını, üzerindeki hak sahiplerini tüm ayrıntılarıyla yansıtan bir araç olduğuna vurgu yapmıştır.
3. MATERYAL VE YÖNTEM
Araştırmanın ve çalışmaların temel materyalini, Konya İlinin Selçuklu İlçesine bağlı Sille Mahallesinde 1075 nolu parselin miras durumu, Mersinin Tarsus ilçesine bağlı Yanıkkışla ve kızılçukur köylerinde ailelere ait arazilerin miras paylaşımları oluşturmaktadır.
Tapu sicilinde miras paylaşım problemleri araştırılıp, çözüm getirilmeye çalışılırken, problemin teknik ve sosyal boyutu ele alınarak incelenmiştir. Miras paylaşımı ile ilgili Medeni Kanununda ve Tapu Sicil Tüzüğün de geçen maddeler ele alınarak incelenmiştir.
Uygulama alanında, miras paylaşımına konu olan ailelere çeşitli sorular yönetilerek anket çalışması yapılmıştır. Anket sorularının değerlendirilmesi ağırlıklı olarak, uygulama alanındaki kişisel bilgiler, mülkiyet durumu ve bölgede yetişen ürünler hakkında olmuştur.
Anket sorularında miras paylaşım problemlerine neden olan sebepler ve çözümlerine ağırlık verilmiştir (Akkuş ve Çay, 2011).
Özellikle Yanıkkışla ve Kızılçukur Köylerinde (kırsal alanlarda), miras paylaşımında mevcut ifraz şartlarına uyulup uyulmadığı araştırılarak, 3194 sayılı imar Kanunu, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu miras paylaşımı açısından incelenmiştir.
Kişiler veya kurumlar arasında paylaşım söz konusu olduğu zaman devreye hak girer. “Hak” sözlük anlamıyla, adalet, adaletin ve hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç TDK (1992) olarak tanımlanmaktadır. Bir başka deyişle; hukuk düzeni tarafından kişilere tanınmış ve Devlet gücüyle güçlendirilmiş yetkilere hak denilebilir. Hak, hukukça korunan ve bu korunmadan yararlanıp yararlanmaması kişinin kendi iradesine bırakılmış menfaatlerdir (Özpak, 2006).
Hakkın türleri iki olup, kamu ve özel haklardır. Özel haklarda kendi içinde, mutlak haklar ve Kişisel (Nisbi) haklar olarak ikiye ayrılır. Mutlak haklar üç’ e ayrılır. Bunlar; maddi mallar üzerinde mutlak haklar(Ayni haklar), maddi olmayan mallar üzerinde mutlak haklar, kişiler üzerinde mutlak haklardır (Karagöz, 1996).
Maddi mallar üzerindeki mutlak haklar ayni haklardır. Bu hakların konusu yeryüzünde bulunan ve elle tutulan ve bir cismi olan varlıklardır. Bu varlıklara eşya adı verilir. Ayni haklar, mülkiyet hakkı ile bu hakkın dışında kalan sınırlı ayni haklardan
oluşur. Miras olarak kalan tarla, bağ, bahçe de ayni haklardandır. Mülkiyet hakkına girer.
Mülkiyet hakkı, eşya üzerinde tam hâkimiyet kuran bir haktır. Söz konusu bu hak içinde üç önemli yetkiyi barındırır. Bu yetkiler;
-Mülkiyet konusu olan şeyi kullanmak,
-Mülkiyet konusu olan şeyin semerelerinden doğrudan doğruya faydalanmak, -Mülkiyetin konusu olan şeye dair her türlü hukuki işlemleri yapabilmektir. Türk Medeni Kanunu’nun 683 maddesi ‘’Bir şeye malik olan kimse, o şeyden kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf etmek hakkına haizdir. Kişinin elinden sahip olduğu şey zorla alınır veya çalınırsa kişi malını istihkak davası açarak geri ister veya o şeye karşı mülkiyet hakkını kullanmayı engelleyecek bir durum ortaya çıkarsa o zaman müdahalenin men’i davası açar’’ şeklindedir.
Sınırlı ayni haklar; eşya üzerinde mülkiyet hakkının dışında kalan haklardır. Hak sahibine sınırlı güç sağlar. Üç adettir.
-İrtifak hakkı -Rehin hakkı
-Gayrimenkul mükellefiyetlerinden doğan haklardır (Çay, 2006)
Yapılan çalışmada, arazilerin parçalanması ve bunun getirdiği olumsuzluklar ele alınmıştır. Ancak parçalanan arazilerin bir belgesi olması ve devlet tarafından güvence altına alınması gerekir. Arazilerin parçalanması belli bir hukuk kuralı içerisinde olmalıdır. Çünkü sosyal devlet anlayışı bunu gerektirmektedir. Aynı zamanda mülkiyet hakkı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 35. Maddesinde şu şekildedir. ‘’Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.’’
Miras paylaşımı esnasında Medeni Kanunumuzda geçen, miras ile ilgili maddeler ele alınarak araştırmamızla ilişkilendirilmiştir.
3.1.Tapu
Tapu: Arazinin belirli bir parçasının veya üzerine inşa edilmiş bağımsız bölümün malikini gösteren, tapu sicil müdürlüğünce verilmiş, aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli resmi bir belgedir. Buna tapu senedi de denmektedir. Daimi ve müstakil haklar
için de tapu senedi düzenlenir. İtimat (güven) anlamına gelen ve Türkçe bir kelime olan (tapuk) kelimesinden türetilmiştir (TDK, 1992).
Tapu Sicili: Taşınmaz mal ile üzerindeki hakların durumlarını göstermek üzere, Devletin Sorumluluğu altında tescil ve açıklık ilkelerine göre tutulan sicildir. Tapu hizmetleri ise gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarından gelecek akit ve tescile yönelik mevzuata uygun taleplerin karşılanmasıdır (Pala, 2007).
3.2.Tapu Hizmetlerinin Ortaya Çıkışı
İlk çağlarda avcılık ve madencilikle yaşamlarını sürdüren insanların toprağı işlemeyi öğrenmeleri, göçebe toplumdan yerleşik hayata geçilmesi sonucunu doğurmuş ve insanların işledikleri topraklara sahip olma düşüncesini ortaya çıkarmıştır. Diğer bir ifadeyle, insan toprak ilişkileri ve toprağa sahip olma istek ve ihtiyacı devlet hayatından önce başlamıştır. İlk çağlarda ortaya çıkan bu sahip olma arzusu mülkiyet hakkının tarihteki ilk doğumudur.
O tarihlerde mülkiyet hakkı ancak kaba kuvvet ile korunmaya çalışılmıştır. Zamanla toprağa yerleşmenin artması, toplumsal hayatı ortaya çıkarmış ve buna bağlı olarak insan ve toplum ilişkilerini düzenlendiği kabileler oluşmuş, kabilelerin bir araya gelmesi ile de Devletler kurulmuştur.
Devletlerin kuruluşu ile birlikte insanların yaşamı yazılı kurallara bağlanmış, bu kurallara uymayanlar cezalandırılmıştır. Günümüzde insanların düşünce ve çabaları sonucu elde ettikleri birikimleri güven altına alma ve geleceğe aktarma ihtiyacı, mülk edinme isteğini artırmaktadır.
Gayrimenkul önemli bir ekonomik sermayedir. Servetlerin temelini teşkil etmektedir. Tedavül kabiliyetinin tapu işlemleri açısından kolay ve hızlı olması, üzerinde ayni ve şahsi haklar kurulabilmesi, getirim (rant) artışının yüksek olması ekonomide gayrimenkule yönelmeyi sağlamıştır.
Tüm bunların sağlıklı ve güven içinde yürütülebilmesi gereği, bu hizmetlerin devlet tarafından ve devletin sorumluluğu altında bulunmasını zorunlu kılmaktadır. Giderek artan ve yoğunlaşan dünya nüfusuna karşı kullanılabilen toprakların sınırlı olması, topraktan daha farklı şekillerde yararlanma sonucunu doğurmakta ve tapu hizmetlerinin nitelik ve nicelik olarak artışına yol açmaktadır.
Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planında; Tapu hizmetlerini; akde yönelik hizmetler, tescile yönelik hizmetler, arşive yönelik ve diğer Kamu kurum ve kuruluşlarına yönelik hizmetler olarak dört ana başlık altında toplanmıştır (DPT, 2010).
3.3. Günümüzde Kullanılan Tapu Sicilleri
Dünya genelinde Liberal bir hukuk devletinde hukuk düzeninin kurulmasında mülkiyet hukukunun yeniden düzenlenmesi özel bir öneme sahiptir. Bu alandaki yasal hükümler sadece toprağın sosyo-ekonomik değeri dolayısıyla politik ve hukuksal önemi bakımından değil, zamanımızda geniş ölçüde uygulanmaya başlanan reformlar bakımından da büyük önem taşımaktadır.
Tapu hizmetleri, uygulanan başlıca sistemler yönüyle değerlendirildiğinde, karşımıza; Orta Avrupa Tapu Sicili, Torrens, Senetlerin Tescili, Fransa ve Diğer sistemler çıkmaktadır.
Genel olarak Tapu Sicilini “Dünyada bütün hukuk nizamlarında olup, olmadığı’’ yönünden inceleyecek olursak; Tapu sicilinin bütün hukuk nizamlarında yer alan bir durum olmadığını, roma Hukukunun bu sisteme yer vermediğini, Tapu Sicilinin ilk nüvelerine X. asırdan itibaren Cermen Hukukunda rastlandığı, XII. asırdan itibaren gayrimenkuller için sicil tutulduğu, Tapu sicilini o günkü modern manada ilk düzenleyen yasanın 1872 tarihli Prusya Yasası olduğu, yurdumuzda ise Fatih Sultan MEHMET zamanında ve özellikle Kanuni Sultan SÜLEYMAN, 1.Sultan AHMET devirlerinde büyük arazi tahrirleri (Yazımı) yapılmıştır. Fakat bugünkü manada ki Tapu Sicili özelliğinde kayıtlar değildir.
Özellikle yurdumuzda 1847 ( TKGM Kuruluş yılı kabul edilir) yılı itibarı ile bazı düzenlemeler yapılmışsa da bugünkü manada Türk Medeni Kanunu (M.K) nun benimsediği Tapu Sicili manasında değildir. Neticede yurdumuzda her gayrimenkule ayrı bir sahife açılması esasına dayanan ve ayni hak iktisabını sicile tescil yapılmasına bağlayan,M.K’ nun 1930 tarihli olup,1932 den günümüze kadar değişikliğe uğrayarak süre geldiği ve şu an M.K’ nun 997 ila 1027 . Maddeleri ile Tapu Kanunu ve Tapu Sicil Tüzüğüne dayandığını ifade etmek gerekir (Yaşayan ve ark, 2011).
3.3.1. Orta Avrupa tapu sicili sistemi
Orta Avrupa tapu sicili incelendiğinde, sisteme kuvvetli tarihsel bağların hâkim olduğu ve geleneklerin yön verdiği görülür. 18 inci yüzyıl Alman devletleri ve Avusturya’da yasal mevzuatın, toprak kredisinin teşvikini bir ihtiyaç olarak ortaya koymasıyla, tapu sicil sistemlerinde bir takım gelişmeler olmuştur.
Ana kütüğün geliştirilmesi, taşınmaz mal sayfa sistemine göre ana kütüğün değişik bölümlerinde kayıtların sınıflandırılması, ana kütüğün kadastro planı ile bağlantısı, sıralı kütük oluşturma, mülki idare için tapu kütüğünün kurulması ve yürütülmesinde koordinasyon, kayıt esaslarının tespiti, sicile bağlı güven koruma, (Pozitif Yayın Prensibi) şahsi menfaatlerin gizli tutulması, mali menfaatlerin gizli tutulması, imtiyazlı ipotek tesisi gibi konularda yapılan çalışmalarla sistem geliştirilmiştir.
19. yüzyıldaki gelişmeler ise tapu sicil hukukunda daha geniş uzlaşma şeklinde kendini gösterir.İ
3.3.2. Torrens sistemi
İngiliz sömürge memurlarından Sir Robert Torrens tarafından Avustralya’da geliştirilen bir sistemdir. Avrupa ve dünyadaki sistemlerin hepsi Orta Avrupa tipine dayanmaktadır. Torrens Sistemi, Orta Avrupa’daki gibi, silsile tarzı tapu sicili oluşturma, gerçek folye ve kayıt kuralları temeline dayanır. Önceki hakların tetkiki koşulu vardır. Kayıtlı malike verilen sertifika daha sonraki hak sahibi veya alacaklıya tapu kaydına eşdeğerde bir güven sağlar. Torrens Sistemi işlem koruma ve mülkiyet koruma arasında adil bir menfaat dengesi kurmada oldukça kuvvetlidir. Tapu memurlarını hatasından kaynaklanan hak kayıplarında tazminat fonu vasıtasıyla gerçek hak sahibini korur. İngiltere’de kayıtların yarısı Torrens kayıtlarıdır (Yılmaz, 2011)
3.3.3. Senetlerin tescili sistemi
Anglo Amerikan bölgesinde Torrens Sistemi karşısında bu sistem uygulanmaktadır. Hatta Amerika Birleşik Devletlerinde kayıtların etkisi için bazı sınırlamalar getirilmiştir. Sistemin uygulamadaki asıl güçlüğü tapu araştırması
koşuludur. Tapu işlerinde kaynağına kadar gidilmesi gerekir. Bunun için standart 40 yıldır. Mal iktisap eden kendinden önceki durumu bilmek zorundadır.
Tapu tetkikinde büyük veri yığınları ile uğraşmak gerektiğinden bu işlemlerin kontrolü ve bu konudaki garanti-sigorta işlemleri avukatların asıl uğraşı alanı haline gelmiştir. Bu çalışma kapsamlı düzenli ve bilgisayar ortamında kadastro planları ile çalışmayı gerektirmektedir.
Bu sistemin dezavantajı Torrens Sisteminde olduğu gibi eksik hukuki görüşme, daha az güvenlik ve parsel malikleri için oldukça yüksek maliyettir. Senetlerin tescil edildiği bu sistem İngiltere’ de Amerika’dakinden daha masraflı ancak mal sahibi için daha rizikosuzdur.
İngiltere’de tapu tetkiki hem alıcı ve hem de satıcının aracısı (avukatı) tarafından yapılır. Böylece, önceden kestirilemeyen kamu hukuku mülkiyet kısıtlamalarına karşı koruma bu sistemde Orta Avrupa’dakinden daha kuvvetlidir.
3.3.4. Fransa sistemi
Bu sistemde, ayni hak değişiklikleri bir forma bağlı olmayan anlaşmalarla yapılır. Bunun en önemli istisnası sanayi yapı sahiplerinden konut satın almadadır. Fransız hukukunda bütün ayni haklar alanında tescil esaslarına yabancılık olduğunda Anglo Amerikan Sisteminde (Senet Tescili) olduğu gibi (30 yıl) evveliyatına inmek gerekir.
Üçüncü şahıslara karşı ayni hak sahipliği kayda bağlı olduğundan ve ayrıca devir temlik yapanın yani rehin isteyenin önceki kaydı bir devir temlik mükellefiyeti gerektirdiğinden dolaylı bir kayıt sorumluluğu vardır. Bu dolaylı kayıt sorumluluğu, yalnızca noter belgeleri yayınlanabildiği için tapunun noterde tasdik edilmesi şeklinde kendini gösterir. 1955’de oluşturulan arazi kartları teknik bakımdan Orta Avrupa tapu kütüğüne benzemektedir.
Bu sistem Fransa’nın yanı sıra Belçika, Lüksemburg ve nispeten de İtalya’da uygulanmaktadır. Tapu sicilleri bugün itibariyle mekanik olarak tutulmaktadır. Buna karşılık günümüzde gelinen teknolojik gelişmelere paralel olarak tapu kayıtlarının elektronik ortamda tutulması çalışmaları hızla devam etmektedir. Meselâ, Avusturya, Almanya, Fransa ve İsviçre gibi ülkelerde, tapu sicilinin elektronik ortamda tutulması ve bunun sonucu olarak elektronik tapu sicili ile ilgili kanun ve daha alt seviyede düzenlenmeler yapılmıştır (Başpınar, 2008).
3.3.5. Diğer sistemler
En barizi Hollanda ve İspanya sistemleridir. Bu sistemler Fransız sistemi ile Orta Avrupa Sistemi arasında bir konuma sahiptirler. Doğu Almanya, Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Hırvatistan, Slovenya, Yugoslavya, Bulgaristan, Letonya, Estonya, Litvanya gibi reform devletlerinde taşınmaz mal konusunda hızlı bir özelleştirme yaşanmış, ilk önce planlanan ve gerçekleştirilen serbest noterliğin yeniden oluşturulması olmuştur. Reform ülkelerinde tapu kütüğü içeriğinin güncelleştirilmesi ve ana kütüğün yeniden oluşturulması öncelikli bir görevdir.
Aleniyet konusunda Avrupa ülkelerinde çok farklı düzenlemeler söz konusudur. Avusturya, Macaristan, Slovenya, Hırvatistan ve diğer eski Yugoslavya’ya bağlı ülkeler, Polonya ve yeni yasası ile Çek Cumhuriyetinde sınırsız bir aleniyet ilkesi geçerlidir. Almanya ve İsviçre’ de tapu kütüğü ilgilisine açıktır. Şüphesiz noterler bundan muaftır. Fransa ve İngiltere’de kayıtların doğrudan incelenmesi mümkün değildir, sadece kopyası verilir.
A.B.D. , Avustralya, İngiltere, Almanya, Avusturya, İsviçre, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Fransa, İsveç, Norveç, Danimarka, İtalya gibi ülkelerde tapu işlemleri elektronik anlamda bilgisayarlar vasıtasıyla yapılmaktadır. Bu ülkelerin hemen hepsinde tapu işlemleri noterler aracılığı ile gerçekleştirilmektedir (DPT, 2011).
3.4. Geçmişten Günümüze Türkiye’deki Tapu Hizmetleri
Osmanlı Devletinin kuruluş bünyesine hâkim olan asker devlet anlayışı ve İslam Hukukunun etkisi arazi rejiminin esasını oluşturmuştur.
Osmanlı Devletinde savaşla kazanılan toprakların büyük kısmının kuru mülkiyeti Devlete ait olmak üzere ve yararlanma hakkı kişilere verilmek suretiyle Miri Arazi veya Memleket Arazisi denilen bir arazi çeşidi ve devlet adına bu toprağı tefviz ve idareye yetkili olan Dirlik veya Tımar sahipleri oluşmuştur. Dirlik veya Tımar Sistemi, İslam Hukukunda mülk ve sahih vakıf olan arazinin dışında kalan ve mülkiyeti Hazineye ait bulunan arazinin yıllık vergilerinin ve öşür hakkının bir kısmının belirli bir hizmet karşılığı yönetilmesi olarak tanımlanan İkta Sistemine uygun olarak kurulup geliştirilmiştir (Cin, 1985).
Miri araziye ilişkin arazi alım ve satımı tevfiz ve ihale işleri Tanzimatın ilanına 1255’e (1839) kadar dirlik (Tımar ve Zeamet) sahipleri tarafından, bu tarihten sonra da
1263 (1847) tarihli ‘’Tapu Hakkında İcra Olunacak’’ Nizamat esasları çerçevesinde Arazi Kanununun yürürlüğe girdiği 1274 (1858) tarihine kadar mültezim ve muhasıllar tarafından yürütülmüştür.
Tahrir işlemlerinin yapıldığı döneme ait tahrir defterlerinden 2322 cildi Kuyud-u Kadime veya Kuyud-u Hakani defterleri adı altında, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arşivinde muhafaza edilmektedir. Bu kayıtlar miri ve vakıf arazilerinin belirtilmesine dayalı olup, şahısların tasarruf ve mülkiyet haklarıyla bir ilgisi yoktur.
1274 (1858) tarihli Arazi Kanunu ile, arazi rejiminin hukuki düzen altına alınması öngörülmüştür. Arazi Kanunu’nun 1. Maddesi; araziyi; i memluke, arazi-i marazi-irarazi-iye, arazarazi-i-arazi-i mevkufe, arazarazi-i-arazi-i metruke ve arazarazi-i-arazi-i mevat olarak beş guruba ayırmıştır. Ancak, bu beş çeşit arazinin hepsine ilişkin hükümleri kapsamına almamıştır. Nitekim kanunun 2. Maddesinde, mülk araziye ilişkin hükümlerin fıkıh kitapları ve mecellede yer aldığına işaret edilmiştir
1263 (1847) tarihinden itibaren tesis olunan tapu kayıtları ile 1288 (1872) tarihinde başlayan yoklamalar yalnız miri araziye ilişkindi. Çünkü o tarihlerde mülk adı verilen hem tasarruf hakkı hem de rakabesi (bir malın sahipliği) kişilere ait olan her nevi. binalarda, arsa, bağ ve bahçelere ilişkin alım, satım, intikal vesaire muameleleri yapma yetkisi tapu idarelerine verilmemişti.
Mülk gayrimenkullerin muameleleri şeriye mahkemelerinde tescil edilir ve ilgililerine şeriye hücceti denilen belgeler verilirdi. Vakıf gayrimenkuller için ya mütevveli denilen vakıf temsilcileri veyahut evkaf idareleri tarafından kayıtları tutularak sahiplerine senetler verilmiştir.
Tapu idarelerince Miri, Mülk ve Vakıf gayrimenkuller için başlangıçta ayrı ayrı defterler tesis edilmeye başlanmış, defter tutma usulü 1300 (1884) senesinden sonra kaldırılmış; mülk, miri ve vakıf nevilerinden olan bütün gayrimenkul malların kayıtları bir deftere işlenmeye başlanmıştır. Tapu idarelerindeki kayıtlar 1288 (1872) tarihinden sonra tutuluş tarzları ve mahiyetleri itibariyle iki kısma ayrılmaktadır (DPT,2011).
Bunlardan birisi mahallerine gönderilen memurlar tarafından her köy ve mahalle için her nevi gayrimenkule bir numaradan itibaren o yerdeki gayrimenkullerin yoklaması tamam oluncaya kadar müteselsil bir sıra numarası verilmek suretiyle ayrı ayrı defterler halinde meydana getirilmiş kayıtlardır. Bunlara yoklama kaydı adı verilmektedir.
Diğeri de tapu idarelerine iş sahipleri tarafından her gün yapılan müracaatlara göre, yine bir numaradan başlayıp ay sonuna kadar teselsül eden sıra numarası altında ay esası üzerine tutulan defterlerdir.
Daimi kayıtlar günlük müracaat ve muamele itibariyle ve ay esası üzerine tutulmakta ve bir defter dolunca diğerine başlanmakta olduğu için, bu defterler yoklama usulünde olduğu gibi köy ve mahalleye ayrılmış vaziyette değildir. Yani daimi defterlerinde o kazanın muhtelif köy ve mahallelerine ait ve başka başka şahıslar adına kayıtlı birden fazla gayrimenkulün kayıtları bulunmaktadır (DPT, 2011).
Bu yüzden daimi defterlerde herhangi bir köy veya mahallede bir kişi adına gayrimenkul kaydı olup olmadığını derhal tespit etmek güçtür. Bu nedenle tapu idarelerinde mevcut daimi defterlerdeki kayıtların her köy ve mahallesi için ayrıca birer arama defteri (fihrist defteri) düzenlenmiştir. 1315 (1899) yılından sonra tutulan kayıtların bulunduğu defterlere tapu idarelerince özel bir isim olarak zabıt-kayıt defteri denilmiştir. Bu defterler, hem tescil hem de akit tablosuna haizdir.
Kadastrosu yapılmayan yerlerde tapu idareleri tarafından tutulan zabıt defterleri kullanılmakta olup, bütün kayıtlar bu defterler üzerinde işlenmektedir.
1926 tarihinde yürürlüğe konulan 743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 916. Maddesi; tapu dairelerinin kuruluş ve görevlerinin düzenlenmesini özel kanunlarına bırakmıştır. Kanunun bu hükmü ile; 25.6.1932 tarih ve 2015 sayılı ‘’Tapu Sicil Müdürlüğü ve Tapu Sicil Muhafızlığı Teşkilatına Dair Kanun’’ ile 29.5.1936 tarih ve 2997 sayılı ‘’Tapu ve Kadastro Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun’’ yürürlüğe konulmuştur. 2997 Sayılı Kanunla, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü müstakil bütçeli bir Genel Müdürlük olarak Maliye Bakanlığına bağlanan teşkilat 7.7.1939 tarihli ve 3707 Sayılı Kanunla Adalet Bakanlığına, 10.8.1951 tarihli ve 5840 Sayılı Kanunla da Adalet Bakanlığından alınarak Başbakanlığa bağlanmıştır.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün idari yapısı 26.9.1984 tarih ve 3045 sayılı ‘’Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’’ ile yeniden düzenlenmiş olup taşınmaz mallara ilişkin akit ve tescil işlemlerine ait hizmetler halen ülke düzeyinde 16 sı faaliyete geçirilen 22 bölge müdürlüğüne bağlı 1001 adet Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir (DPT, 2011).
3.4.1. Tapu sicilinin temel unsurları
Ana siciller; -Yevmiye defteri -Kat mülkiyeti -Tapu kütüğü
-Resmi belgeler (Resmi senet, plan, mahkeme kararı ve diğerleri) Yardımcı siciller;
-Mal sahipliği sicili -Kamu orta mallar sicili -Düzeltmeler sicili -Aziller sicili
3.4.2.Tapu siciline hâkim olan ilkeler:
- Her taşınmaz için tapu kütüğünde bağımsız bir çift sayfa vardır. - Ayni hakların kazanılması tapu kütüğüne yapılacak tescile bağlıdır. - Tapuya yapılan tescil hukuki bir sebebe bağlıdır.
- Tapu kütüğündeki kayıtlar üçüncü kişilerin korunmasını sağlar - İlgisi olduğu anlaşılan herkes tapu sicil kayıtlarını inceleyebilir. - Tapu sicilinin yanlış tutulmasındaki zararlardan devlet sorumludur.
3.5.Tapu Sicilindeki Düzeltmeler
Tapu Sicil Tüzüğü (TST)’ nün, ikinci bölüm genel hükümler kısmında Madde 4’ de Tapu sicili, taşınmaz mal ile üzerindeki hakların durumlarını göstermek üzere Devletin sorumluluğu altında tescil ve açıklık ilkelerine göre tutulan sicildir. Madde 5’ de ise, Her ilçenin idari sınırları bir tapu sicil bölgesidir. Tapu sicili, bölgesi içindeki her mahalle veya köy için ayrı - ayrı düzenlenir. Genel Müdürlük, işlemlerin ve nüfus yoğunluğunun çok olduğu ilçelerde birden fazla müdürlük oluşturabilir. Madde 7’ de- Tapu siciline taşınmazlar mal ve hak olarak yazılacak olanlar; a) Arazi, b) Bağımsız bölümler, c) Müstakil ve daimi haklardır. Mevzuat çerçevesinde tescilleri zorunlu hale gelmedikçe Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle, kamunun ortak kullanımına ayrılmış taşınmaz mallar kütüğe yazılamaz, diye tanımlanır.
TST, beşinci bölüm, Madde 42’ de Tarım arazisinin gelir değeri, yıllık olağan kira ile ortalama kira bedeli toplamının yarısının (10) rakamı ile çarpımından elde edilecek tutardır. (Olağan kira, araziyi işleten kimsenin emek ve masrafına karşılık makul bir kazanç elde etmesine elverişli olan kiradır.)Ortalama kira, değeri belirlenecek arazinin geriye doğru on senelik getirdiği kira toplamının onda biridir.(Gelir değeri belirlenecek taşınmaz mal kiraya verilmemiş olur ve bulunduğu bölge içinde veya civar bölgelerde karşılaştırma yoluyla olağan ve ortalama kirayı da belirleme mümkün olmaz ise, genel hâsılatın ortalaması bulunur.) Hâsılat ortalamasının bulunmasında, on yılda getirdiği hâsılat göz önüne alınır.Tarımın gerektirdiği masraf düşülüp, kalan net hâsılat kabul edilerek on yıllık toplamı gelir değeri kabul edilir.
TST’nün, onuncu bölüm, düzeltmeler kısmında; Kütük Üzerinde Düzeltmeler Madde 85’ de Kütük üzerinde belgelere aykırı tescil veya yazımın düzeltilebilmesi için ilgililerin yazılı olurunun alınması ve yevmiye defterine kaydedilmesi gerekir. Belgeye aykırı yazımın veya tescilin düzeltilmesine, ilgililerden birisinin yazılı oluru olmazsa, müdür defterdarlık veya mal müdürlüğünden düzeltme için dava açılmasını, talep eder. Hazine avukatı bulunmayan yerlerde bu düzeltmeler için müdürlük tarafından re`sen dava açılır. İkinci ve üçüncü fıkralardaki durum, ayrıca kütük sayfasının beyanlar sütununda belirtilir. Kütükte belgesine aykırı olarak adi yazım hatası yapıldığının işlem sırasında saptanması halinde, müdürce nedeni düzeltmeler sicilinde açıklanarak re`sen düzeltme yapılır. Sonradan gelen hak sahiplerinin durumu Madde 86’da yapılacak düzeltmeler hatalı yazımdan sonra hak sahibi olmuş kişilerin hakkını etkileyici nitelikte ise, bu hak sahiplerinin de yazılı olurları aranır.
Kadastro tespitleri sırasında yapılan yanlışlıkların düzeltilmesi Madde 87’de kadastro çalışmaları sırasında meydana gelen yazım hatalarıyla ad, soyadı ve baba adındaki yanlışlık veya eksiklikler ilgilisinin başvuru üzerine;
a) Senetsizden tespitlerde; nüfus kayıt örneği ve taşınmaz malın bulunduğu mahalle veya köy muhtarlığından alınacak fotoğraflı ilmühaber,
b) Kayda dayalı tespitlerde; dayanağı kayıt ve belgeler incelenerek, talebin gerçek hak sahibinden geldiğine kanaat getirilmesi şartıyla ve talep yevmiye defterine kaydedilmek suretiyle düzeltilebilir.
Düzeltmenin şekli Madde 88’de, yanlış yazım okunacak şekilde kırmızı mürekkepli kalemle çizilir ve ilk boş sütuna doğrusu yazılır. Kazıntı, silinti, satır aralarına veya sayfa kenarına çıkıntı veya kayda ek yapılmak suretiyle düzeltme yapılamaz. Yevmiye defterine kaydedilerek yapılan düzeltmelerde tarih ve yevmiye
numarası, düzeltmeler siciline kaydedilerek yapılanlarda ise bu sicilin numarası düzeltilen işlemin üzerine yazılır. Düzeltme ile ilgili belgeler taşınmaz mala ait dosyada saklanır (Dörtgöz, 1995).
3.6.Tapu Sicil müdürlüklerine kimler Başvuru Şartları ve İstenilen Belgeler
Tapu Sicil Müdürlüğünden talepte bulunacak kimsenin mutlaka hak sahibi veya yetkili vekili olması gerekir. Hak sahibi olmayan veya vekil olmayan kimselerin talepleri müdürlükçe yerine getirilemez.
Ancak, tapu sicilinde hak sahibi olmasa dahi bir taşınmaz mal veya hakkı tescilsiz kazanmış olan kimseler de talepte bulunabilir. Miras, mahkeme kararı, cebri icra, kamulaştırma tescilsiz kazanım halleridir.
Başvurular sırasında Tapu Sicil Müdürlüklerince aşağıdaki belgeler aranır: 1.Nüfus cüzdanı veya pasaport ya da avukatlık kimliği,
2.İsteme bulunanların vesikalık fotoğrafları, 3.Temsilcilerden temsile ilişkin belge,
4.Varsa önceden kendilerine verilen tapu senedi, 5.T.C. Kimlik(vatandaşlık) numarası,
6.Vergi kimlik numarasını gösterir belge, 7.Tüzel kişilerin işlemlerinde yetki belgesi,
8.Konutlar için zorunlu deprem sigortası poliçe numarası, şirket ve kooperatiflerde ticaret sicil numarası,
9.Derneklerde dernek tescil numarası (Dörtgöz, 2008)
3.7.Tapu Sicil Tüzüğünde Miras Hükümleri
Bağımsız ve Sürekli Haklar; Madde 10 - (Değişik madde: 08.11.2004 - 2004/8109 S.Tüz/3.mad) *?* Süresiz veya en az otuz yıl süreli olan ve tasarrufları kısıtlamayan veya izne tabi kılmayan bağımsız ve sürekli irtifak hakları, tapu kütüğünün ayrı bir sayfasına taşınmaz mal olarak tescil edilir.
Tapu kütüğüne taşınmaz mal olarak tescil edilen bağımsız ve sürekli haklar, üçüncü kişilere devir olunabilir, mirasçılara geçebilir ve üzerinde her türlü ayni ve kişisel hak kurulabilir.
Madde 21 - Resmi senet düzenlenmesini gerektirmeyen hallerde ayni hakların tescili için (Madde 21);
a) İstem, kanuni veya mansup mirasçılar tarafından yapılırsa hakim tarafından verilmiş veraset belgesi,
b) İstem, lehine vasiyet edilen tarafından yapılırsa hâkim tarafından tescil için yazılan yazı ile birlikte tenfiz kararı ve vasiyetnamenin onaylı bir örneği,
c) Miras taksimi noter tarafından yapılmış ise sözleşme; mirasçılar arasında yazılı olarak yapılmış olup da, mirasçıların imzaları noterce onaylanmamışsa tüm mirasçıların; imzaların bir kısmı onaylanmış ise imzaları onaylanmamış olanların başvuruları,
Tapu Sicil Tüzüğünün 21/c maddesine göre, “Miras taksimi noter tarafından yapılmış ise sözleşme; mirasçılar arasında yazılı olarak yapılmış olup da, mirasçıların imzaları noterce onaylanmamış ise tüm mirasçıların; imzaların bir kısmı onaylanmış ise imzaları onaylanmamış olanların başvuruları gerekir.”
Miras iştirak halinde mülkiyet olarak mirasçılara intikal eder. İşte İştirak halini ortadan kaldıran sebeplerden biri de taksimdir. Ortaklar böylece müşterek mülkiyete geçmeden müstakil mülkiyete geçerler. Medeni Kanunun 676. Maddesine göre “Yasal mirasçılar, gerek kendi aralarında, gerek atanmış mirasçılarla birlikte mirası aynı kurallara göre paylaşırlar.
Aksine düzenleme olmadıkça mirasçılar, paylaşmanın nasıl yapılacağını serbestçe kararlaştırırlar. Medeni Kanunun 676. Maddesinin 2. ve 3. Fıkraları ise şöyledir: “Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.”
Medeni Kanunun bu maddesi, mirasçılar arasındaki taksim sözleşmesinin yazılı olmasını yeterli saymış, taksimin geçerli ve tapu siciline tescili için, ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünde, ayrıca resmi senet düzenlenmesini aramamıştır.
Ancak, Medeni Kanunun 676. Maddesinde öngörülen bu taksim şekli mirasçılar için (intikal yapılmış olsun veya olmasın iştirak halinde mülkiyet için) öngörülmüştür. İştirak hali başka bir sebepten (ör./ adi şirket, mal ortaklığı, aile şirketi emvali gibi) doğuyorsa veya müşterek mülkiyete geçilerek paylar belirlenmişse artık 676. Maddenin öngördüğü şekilde taksim sözleşmesinin adı yazılı olması yeterli değildir. Tapu Kanununun 26. Maddesi gereği resmi senet düzenlenmesi gerekir. Şunu da belirtmek
gerekir ki, miras taksimlerinde adi yazılı şeklin yeterli olması, noterlerin veya Tapu Sicil Müdürlüklerinin bu sözleşmeyi düzenleyemeyeceği anlamına gelmez. Nitekim Tüzüğün 21/c maddesinde; miras taksim sözleşmesinin;
1)Noter tarafından yapılabileceği,
2)Adı yazılı olarak mirasçılar arasında yapılabileceği belirtilmiştir. Bunlarla beraber, bir mülkiyet nakli söz konusu olduğu için Tapu Kanunu’nun 26. Maddesi gereği tapu sicil müdürlüğü de miras taksim sözleşmesini resmi senet şeklinde düzenleyebilir. Bunun için tüm mirasçıların tapu sicil müdürlüğünden istemde bulunmaları gerekmektedir. Ancak noterce veya mirasçılar arasında yapılmış bir sözleşme ibraz edilirse, artık resmi senet düzenlenmesine gerek yoktur. Tescil istem belgesi düzenlenmesi yeterlidir. Miras payı temlikine ilişkin sözleşmeler gibi miras taksimi sözleşmelerinin de terekeye dâhil bütün taşınmaz malları kapsaması gerekmez (Anonymus, 1985).
Miras taksiminde iştirakçilerden tümünün gayrimenkul veya hisse alması şart değildir. Mirasa dâhil menkul mallar veya haklar da alınarak taksim yapılabilir. İştirakçilerden birine sadece intifa hakkı düşecek şekilde taksim yapılması da mümkündür. Genelde sağ kalan eş intifa hakkını seçerek taksime katılmaktadır.
Mülkiyet Hakkının Tescili olarak; (Madde 25) Kütük sayfası malik sütunundaki devreden kişinin adı ve soyadı, baba adı ile edinme nedeni, tarih ve yevmiye numarası kırmızı mürekkepli kalemle çizilir ve yine kırmızı mürekkepli kalemle tarih ve yevmiye numarası yazılır. Malik sütununun ilk boş satırına yeni malikin adı, soyadı ve baba adı, edinme nedeni, tarih ve yevmiye numarası yazılır.Tüzel kişilerin adı tam olarak yazılır.
Müşterek mülkiyette pay miktarı; paydaşların adı, soyadı ve baba adından sonraki kısımda, bayağı kesir olarak gösterilir.
Bir paydaş sonradan başka paya sahip olduğu takdirde, payın tescili sırasında payların toplamı yazılır.
İştirak halinde mülkiyette iştiraki doğuran neden, malik isimlerinin ortak paranteze alınmasından sonra belirtilir.
(Ek fıkra: 08/11/2004 - 2004/8109 S.Tüz/8.mad) Aynı bölge içinde ve aynı malike ait bulunan taşınmaz mallar birbirine bitişik olmasa bile Türk Medeni Kanunu’nun 1000’inci maddesi uyarınca malikin istemiyle müşterek tapu kütüğü sayfasına tescil edilir (Anonymus, 2004).
Payın Rehin edilmesi; (Madde 33)Müşterek mülkiyete konu taşınmaz mallarda payın rehin edilmesi halinde, kimin payının rehinli olduğu düşünceler sütununda belirtilir.
Taşınmaz mal paylara ayrılarak rehin edilemeyeceği gibi, paydaşın payı da bölünerek rehin edilemez. Kat irtifakı kurulmuş taşınmaz mal üzerinde, arsa payları ayrı- ayrı rehine konu olabilir. İştirak halinde mülkiyette, iştirak çözülmeden bir paydaşın payı rehin edilmez.
Korunmuş Miktar; (Madde 34) Daha sonra tesis edilecek rehin için saklı derece bırakılmak istenirse rehindeki şekle uyulmakla beraber, kütük sayfası rehin sütunu alacaklı adı kısmına "korunmuş miktar" ibaresi ve alacak sütununa da miktarı yazılır. Faiz ve müddet sütunu boş bırakılır.
Tapu sicilinde tescil işlemi: Kadastro müdürlüğü tarafından düzenlenen tescil bildirimleri; tapu sicil müdürlüğüne geldikten ve gerekli formaliteler tamamlandıktan sonra Tapu Sicil Tüzüğü’nün 24. Maddesi gereğince tescil işlemi yapılır. Buna göre; ‘’İstem, yevmiye defterine kaydedildikten sonra, aynı tarih ve yevmiye numarası ile kütüğe tescil edilir. Tescil, siyah veya mavi renkli kalemle ve kitap harfleri ile okunaklı şekilde yazılır. Kütük üzerinde kazıntı, silinti, çıkıntı yapılamaz (Madde 24).
Tescillerde yevmiye defterindeki sıra numarası esas alınır.’’ Tüzüğün 38. maddesi, yapılan tescilin kontrolünü öngörmektedir.
‘’Tescili yapan memur, akitli işlemlerde resmi senedin, akitsiz işlemlerde istem belgesinin arka yüzündeki bölümde ‘Tescil tarafından yapılmıştır’ cümlesinin altına adını soyadını yazarak imza eder (Madde 38).
Yapılan tesciller, müdür veya bu iş için görevlendirilen memur tarafından ‘’kontrol edilmiştir’’ cümlesi yazılarak imza edilir’’(Koçak ve ark, 2007).
3.8. Medeni Kanundaki Miras Hükümleri
Miras veraset yoluyla intikal eden mal, mülk, para ve haklardır. Ölen kimsenin bıraktığı terekenin tasfiyesi ve mirasçılara taksimidir. Miras Arapçadaki irs, veraset kelimesinden türemiştir. Lügatte “gönderilen, arkaya bırakılan şey” demektir. Bir şahsın ölümü anında, hısımlarına (mirasçı olan yakın akrabalarına) intikal edecek bütün malları, hakları, borçları ve hukuki durumlarıdır. Mirasta iki prensip vardır:
1-Külli halefiyet prensibi 2-Cüzi halefiyet prensibi
Murisin ölümü anında terekenin tamamının bölünmeden bütün olarak (kül halinde) mirasçılara intikal etmesine külli halefiyet prensibi denir. Ancak intifa (kullanma) hakkı sükna (oturma) hakkı ve diğer irtifak hakları terekeden sayıldıkları halde, miras hukukuna konu olamazlar. Bu çeşit haklar, hak sahibinin ölümüyle sona ererler. Yani mirasçılara intikal etmezler.
Mirasçılar mirası, murisin ölümünden itibaren üç ay içerisinde reddedebilirler. Aksi takdirde bütün hak ve borçlar kendilerine geçer. Mirası red, murisin son ikametgâhı olan yerin sulh hukuk mahkemesine yapılır. Mirasçılar mirası reddetmemişseler, varsa murisin borçlarına karşılık da kişisel bütün malvarlıklarıyla sorumlu olurlar. Sorumluluk zincirlemedir. Mirasçılar, mirası reddetmişseler murisin borçlarından sorumlu tutulmazlar. 4 Ekim 1926 tarihinden sonra ölen kişinin bıraktığı miras, mirasçılarına iştirak halinde mülkiyet şeklinde geçer.
Murisin ölümü anında terekeye dahil herhangi bir malın tamamının veya bir kısmının mirasçısına ya da herhangi bir kişiye yasanın aradığı özel koşullarda intikal etmesine cüz-i halefi yet prensibi denir. Örneğin; vasiyet, miras mukavelesi vb. ödendikten sonra geriye kalan malvarlığına sahip olur. Kendisine mal bırakılanın, murisin borçlarının ödenmesinde kişisel sorumluluğu yoktur ( Karagöz, 1996).
3.8.1. Yasal Mirasçılar
Miras bırakanın birinci derece mirasçıları, onun altsoyudur. Çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar. Miras bırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefi yet yoluyla kendi altsoyları alır (TMK, Madde 495).
Altsoyu bulunmayan miras bırakanın mirasçıları, ana ve babasıdır. Bunlar eşit olarak mirasçıdırlar. Miras bırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır (TMK, Madde 496).
Altsoyu, ana ve babası ve onların altsoyu bulunmayan miras bırakanın mirasçıları, büyük ana ve büyük babalarıdır. Bunlar, eşit olarak mirasçıdırlar. Miras
bırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babaların yerlerini, her derecede halefi yet yoluyla kendi altsoyları alır. Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babalardan biri altsoyu bulunmaksızın miras bırakandan önce ölmüşse, ona düşen pay aynı taraftaki mirasçılara kalır (TMK, Madde 497).
Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babaların ikisi de altsoyları bulunmaksızın miras bırakandan önce ölmüşlerse, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.
Sağ kalan eş varsa, büyük ana ve büyük babalardan birinin miras bırakandan önce ölmüş olması hâlinde, payı kendi çocuğuna; çocuğu yoksa o taraftaki büyük ana ve büyük babaya; bir taraftaki büyük ana ve büyük babanın her ikisinin de ölmüş olmaları hâlinde onların payları diğer tarafa geçer (Şekil 3.1).
Evlilik dışında doğmuş ve soy bağı, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar (TMK, Madde 498).
Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre miras bırakana aşağıdaki oranlarda mirasçı olur:
1. Miras bırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri,
2. Miras bırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısı,
3. Miras bırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçü, bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır (TMK, Madde 499).
Evlâtlık ve altsoyu, evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olurlar. Evlâtlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Evlât edinen ve hısımları, evlâtlığa mirasçı olmazlar (TMK, Madde 500).
Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer (TMK, Madde 501) (Çay 2006).