• Sonuç bulunamadı

18. yy. Mensur Şehnâme çevirisi, II. cilt (284b-419b Varaklar arası) inceleme-metin-sözlük-tıpkıbasım

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "18. yy. Mensur Şehnâme çevirisi, II. cilt (284b-419b Varaklar arası) inceleme-metin-sözlük-tıpkıbasım"

Copied!
775
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI

18. YY. MENSUR ŞEHNÂME ÇEVİRİSİ, II. CİLT (284b-419b

VARAKLAR ARASI)

İnceleme-Metin-Sözlük-Tıpkıbasım

Doktora Tezi

Ramazan BÖLÜK

Danışman

Prof. Dr. Mehmet Dursun ERDEM

Nevşehir Haziran 2017

(2)
(3)

T.C.

NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI

18. YY. MENSUR ŞEHNÂME ÇEVİRİSİ, II. CİLT (284b-419b

VARAKLAR ARASI)

İnceleme-Metin-Sözlük-Tıpkıbasım

Doktora Tezi

Ramazan BÖLÜK

Danışman

Prof. Dr. Mehmet Dursun ERDEM

Nevşehir Haziran 2017

(4)

BİLİMSEL ETİĞE UYGUNLUK

Bu çalışmadaki tüm bilgilerin, akademik ve etik kurallara uygun bir şekilde elde edildiğini beyan ederim. Aynı zamanda bu kural ve davranışların gerektirdiği gibi, bu çalışmanın özünde olmayan tüm materyal ve sonuçları tam olarak aktardığımı ve referans gösterdiğimi belirtirim.

(5)

TEZ YAZIM KILAVUZUNA UYGUNLUK

“18. yy. Mensur Şehnâme Çevirisi, II. Cilt (284b-419b Varaklar Arası) İnceleme-Metin-Sözlük-Tıpkıbasım” adlı Doktora tezi, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Lisansüstü Tez Yazım Kılavuzu’na uygun olarak hazırlanmıştır.

(6)

KABUL VE ONAY SAYFASI

Prof. Dr. Mehmet Dursun ERDEM danışmanlığında Ramazan BÖLÜK tarafından hazırlanan "18. yy. Mensur Şehname Çevirisi, il. Cilt (284b-419b Varaklar Arası) İnceleme-Metin-Sözlük-Tıpkıbasım" adlı bu çalışma, jürimiz tarafından Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalında Doktora Tezi olarak kabul edilmiştir.

JÜRİ

Danışman : Prof. Dr. Mehmet Dursun ERDEM

Üye : Prof. Dr. Filiz KILIÇ

Üye : Prof. Dr. Mehn1et KÖÇER

Üye : Doç. Dr. Serdar YAVUZ

Üye : Doç. Dr. Özcan BAYRAK

ONAY: 2210612017 İMZA

.

.l�

.\

..

l.

�w.

.

/l

.

.

...

.

ı

... ...

.

Bu tezin kabulü Enstitü Yönetim Kurulunun l?.�.t. /P+. / .)).1d-tarih ve ].:).[ *'-Jo, L1 b)_

sayılı

(7)

TEŞEKKÜR

Bu tez çalışması boyunca birçok kişinin desteklerini ve bazı teknik yardımlarını gördüm. Buradan onlara teşekkür etmek boynumuza borçtur. Öncelikle eserin tarafımıza ulaşmasında büyük emeği olan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dil Bilimi Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet GÜRLEK’e, bazı kelimeleri mail yoluyla kendisine sorduğum bilgi ve tecrübesini benden esirgemeyen Prof. Dr. Mehmet KANAR’a, akademik hayatımda üzerimde büyük emekleri bulunan hocalarım Doç. Dr. Sibel ÜST ERDEM, Prof. Dr. Ercan ALKAYA ve Doç. Dr. Serdar YAVUZ’a, kaynak konusunda kitaplarından istifade ettiğim bölüm başkanımız Yrd. Doç. Dr. İbrahim TOSUN’a, metindeki bazı ibarelerin çözümünde yardımcı olan Yrd. Doç. Dr. Özkan UZ’a, metnin çözümü sürecinde fikir alışverişinde bulunduğum Dr. Serdar BULUT’a, teknik yardımlarından dolayı arkadaşlarım Zekeriya KESKİN, İlhami GÖK ve Abdulkerim ÇUHADAR’a, tez izleme komitesinde bulunan bilgi ve tecrübelerini aktararak tezimi yönlendiren kıymetli hocalarım Prof. Dr. Filiz KILIÇ ve Prof. Dr. İlyas GÖKHAN’a, değerli jüri üyelerine, maddi ve manevi desteklerinden ötürü aileme ve doktora eğitimi boyunca nazımı çeken kıymetli eşim Sevda BÖLÜK’e şükranlarımı sunarım.

Son olarak beni lisans yıllarımdan beri yanına alıp evladı gibi yetiştirmeye çalışan, bir baba gibi gözeten, bir dost gibi dinleyen ve en önemlisi de her ânımda yanımda olmaya gayret eden hakkını ödeyemeyeceğim hocam Prof. Dr. Mehmet Dursun ERDEM’e sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

Ramazan BÖLÜK NEVŞEHİR 2017

(8)

VII

18. YY. MENSUR ŞEHNÂME ÇEVİRİSİ, II. CİLT (284b-419b VARAKLAR ARASI) İnceleme-Metin-Sözlük-Tıpkıbasım

Ramazan BÖLÜK

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Doktora, Haziran 2017

Danışman: Prof. Dr. Mehmet Dursun ERDEM

ÖZET

İran krallığının kuruluşu ile Sasani hanedanlığının ortadan kalkmasına kadar geçen olayları epik bir anlatımla ortaya koyan Firdevsî’nin Şehnâme adlı büyük eseri Türk kültüründe de kendisine geniş yankı bulmuş ve gerek manzum gerekse mensur olarak dilimize çok sayıda çevirisi yapılmıştır. Böylelikle Anadoluda bir Şehnâme yazma geleneği başlamıştır. Bunun sonucunda çeşitli devirleri anlatan birçok şehnâmeler ortaya çıkmıştır.

Üzerinde çalıştığımız tercüme İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesinde 6132 (II. cilt) demirbaş numarasıyla kayıtlı, tamamı 3 ciltten oluşan 1778 varaklık bir eserdir. İstinsah tarihi 1773 olan eserin her sayfası 25 satırdan oluşmaktadır. Mütercimi belli olmayan eseri Derviş Mustafa istinsah etmiştir.

Bu eser, Firdevsî’nin Şehnâme’sinin birebir çevirisi değildir. İçerisinde birçok halk anlatısı ve rivayetler barındırmaktadır. Bu açıdan kelime kelime bir çeviri demek mümkün değildir. Bizim çalışmamız bu üç ciltlik eserin II. Cilt 284b-419b varakları arasını kapsamaktadır.

Tez; giriş, imla özellikleri, ses bilgisi, şekil bilgisi, sonuç, çeviri yazı metin, sözlük ve tıpkıbasım bölümlerinden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde Firdevsî, eseri Şehnâme ve Şehnâme’nin Türk kültürü üzerindeki yansımaları ile incelenen eser hakkında bilgiler verilmiştir.

İmla özellikleri bölümünde ünlü ve ünsüz yazımı, ses bilgisi bölümünde eserin istinsah edildiği dönemin özellikleri de dikkate alınarak ünlüler ve ünsüzler üzerinde meydana gelen ses olayları ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Şekil bilgisi bölümünde de sözcük türleri ve fiil çekimleri ayrıntılı alt başlıklara ayrılarak metinden alınan örnekler yardımıyla ele alınmış, ayrıntılı bir inceleme yapılmaya çalışılmıştır.

Sonuç bölümünde ise metinden elde edilen veriler ışığında çalışma değerlendirilmiş maddeler hâlinde çalışmanın sonucu açıklanmıştır.

(9)

VIII Metin bölümünde metin hazırlanırken takip edilen yöntem başlığı altında metnin nasıl oluşturulduğu ayrıntılı olarak örneklerle açıklanmıştır. Ardından metin çeviri yazı işaretleri yardımıyla aktarılmış, nesir kuralları çerçevesinde paragraflar oluşturulmuş ve Türkiye Türkçesi kurallarına göre noktalama işaretleri eklenmiştir.

Eserin son bölümünü sözlük ve özel isimler dizini oluşturmaktadır. Sözlük bölümünde öncelikle sözlük oluşturulurken takip edilen yöntem maddeler hâlinde sıralanmış, ardından genel seçme bir sözlük hazırlanmıştır. Bu seçme sözlük, metin oluşturulurken sözlük kullandığımız kelimelerden ve metin açısından önemli gördüğümüz kelimelerden oluşmaktadır. Burada amaç metnin daha iyi anlaşılmasıdır.

Özel isimler dizininde de öncelikle dizin hazırlanırken takip edilen yöntem maddeler hâlinde örneklerle verilmiş ardından metinde yer alan tüm özel isimlerin geçtiği yerlerin tamamı belirtilmek suretiyle oluşturulmuştur.

Metnin sonunda çalışmanın hazırlanma aşamasında istifade edilen kaynaklar verilmiş ardına da araştırmacıların istifadesine sunulmak üzere metnin tıpkıbasımı eklenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Firdevsî, Şehnâme, Derviş Mustafa, Türk Dili, Ses Bilgisi, Şekil

(10)

IX

THE TRANSLATION OF ŞEHNAME IN PROSE IN THE 18TH CENTURY

(THE SHEETS 284b-419b) Analysis-Text-Dictionary-Facsimile Ramazan BÖLÜK

Nevşehir Hacı Bektaş Veli University, Institute of Social Sciences Department of Turkish Language and Literature, Ph.D., June 2017

Supervisor: Prof. Dr. Mehmet Dursun ERDEM

ABSTRACT

Firdevsi’s great work called Şehname, describing epically the events from the establishment of Iranian Kingdom to the Sassanic Dynasty has had a broad repercussion in Turkish culture and many translations have been made to our language as a poetic or a prose. Thus, a tradition of writing Shahnamah began in Anatolia. As a result, many Shahnamas have emerged describing various periods.

The translation we are working on is a collection of 1,778 sheets, all of which are composed of 3 volumes, registered in the Central Library of Istanbul University, with an inventory number of 6132 (second volume). The copy date of work is 1773 and each page consists of 25 lines. Dervish Mustafa has copied the work whose translator is unknown.

This work is not a one-to-one translation of Firdevsi’s Shahname. There are many folk narratives and rumors in it. In this sense, it is not possible to say that it is literally translation. Our study consists of II volume, the sheets 284b-419b of these three volumes.

Thesis consist of the parts of introduction, dictation properties, phonetics, morphology, conclusion, translated text, dictionary and facsimile. In the introduction part, it is talked about Firdevsi, his work and the reflections of the work on Turkish culture. In the dictation properties part, the spelling of vowel and consonant letters, in the phonetics part, the phonetic events on vowels and consonants are analyzed in detail by considering of the period’s features in which work was copied.

In the morphology part, the word types and verb conjugations are handled broadly with the examples taken from the text and they are examined in detail.

In the conclusion part, the study was evaluated with the help of the data obtained from text and the result of study are listed on substances.

In the text part, it is explained in grat detail with examples that how the text is created in method part. Later, the text is transfered with help of translation inscriptions, the paragraphs are formed in the framework of prose rules and thr punctuation is added according to the rules of Turkish.

(11)

X The last part of work conssit of dictionary and the proper noun index. In dictionary part, first, the methods which were used to make a dictionary were specified, later, it was made a general dictionary. This selecting dictionary is formed by the words that we used while writing a text and by the words which are importants while writing a text. The aim here is being better understand the text.

In the part of proper noun index, at first, the method which was used to make a index is given with examples and later the page number of all proper nouns which were used in the text were listed.

At the end of the text, it was given the resources used in the preperation period and the facsimile of text was added so that the researchers can utilise them.

Keywords: Firdevsi, Shahname, Dervish Mustafa, Turkish Language, phonetics,

(12)

XI

İÇİNDEKİLER

Sayfa No.

BİLİMSEL ETİĞE UYGUNLUK ... II TEZ YAZIM KILAVUZUNA UYGUNLUK ... III KABUL VE ONAY SAYFASI ... IV TEŞEKKÜR ... V ÖZET ... VII ABSTRACT ... IX İÇİNDEKİLER ... XI KISALTMALAR ... XVIII TABLOLAR LİSTESİ ... XX ÇEVİRİ YAZI İŞARETLERİ ... XXI

GİRİŞ ... 1

BİRİNCİ BÖLÜM YAZILIŞ (İMLA) ÖZELLİKLERİ 1.1. Ünlülerin Yazılışları ... 23

1.1.1. /a/ Ünlüsünün Yazılışı ... 23

1.1.2. /e/ Ünlüsünün Yazılışı ... 24

1.1.3. /ı/-/i/ Ünlülerinin Yazılışı ... 25

1.1.4. /o/-/ö/ Ünlülerinin Yazılışı ... 25

1.1.5. /u/-/ü/ Ünlülerinin Yazılışı ... 26

1. 2. Bazı Ünsüzlerin Yazılışları ... 27

1.2.1. /g/-/ġ/ Ünsüzlerinin Yazılışı ... 27

(13)

XII 1.2.3. /p/ Ünsüzünün Yazılışı ... 27 1.2.4. /s/ Ünsüzünün Yazılışı ... 27 1.2.5. /t/ Ünsüzünün Yazılışı ... 28 İKİNCİ BÖLÜM SES BİLGİSİ 2.1.Ünlüler ... 29 2.1.1.Ünlü Değişimleri ... 29 2.1.1.1. /i/-/e/ Meselesi ... 29 2.1.1.2. /ö/>/e/ Değişimi ... 30 2.1.1.3. /e/>/ü/ Değişimi ... 31

2.1.1.4. /o/-/u/ ve /ö/-/ü/ Meselesi ve Değişimleri... 31

2.1.1.5. /u/>/i/, /ü/>/i/ ve /u/>/i/ Değişimi ... 32

2.1.1.6. /o/>/u/ ve /u/>/a/ Değişimi ... 32

2.1.1.7. /ı/>/a/ Değişimi ... 32 2.1.1.8. /a/>/e/ Değişimi ... 33 2.1.2. Ünlü Türemesi ... 33 2.1.3. Ünlü Düşmesi ... 33 2.1.4. Birleşme-Kaynaşma ... 34 2.1.5. Ünlü Uyumu ... 36 2.1.5.1. Önlük-Artlık Uyumu ... 36 2.1.5.2. Düzlük-Yuvarlaklık Uyumu ... 37 2.1.5.2.1. Kelimelerde Yuvarlaklaşma ... 37 2.1.5.2.2. Eklerde Yuvarlaklaşma ... 39 2.2. Ünsüzler ... 48 2.2.1. Ünsüz Değişimleri ... 48 2.2.1.1. ķ>ħ Değişimi ... 48 2.2.1.2. k>g Değişimi ... 49 2.2.1.3. ġ-g>v Değişimi ... 49 2.2.1.4. b>f Değişimi ... 50 2.2.1.5. b>p Değişimi ... 50 2.2.1.6. y>g Değişimi ... 50

(14)

XIII 2.2.1.7. b>v Değişimi ... 51 2.2.1.8. d>y Değişimi ... 51 2.2.1.9. f>p Değişimi ... 51 2.2.1.10. b>m Değişimi ... 52 2.2.1.11. t>d Değişimi ... 52 2.2.1.12. v>f Değişimi ... 53 2.2.1.13 / ñ Meselesi ... 53 2.2.1.14. p>y Değişimi ... 54 2.2.1.15. z > y Değişimi ... 54 2.2.2. Ünsüz Benzeşmesi ... 54

2.2.2.1. İmlası Kalıplaşmış Ekler ... 54

2.2.2.2. Sedalılaşma ... 56

2.2.2.3. Sedasızlaşma ... 59

2.2.3. Ünsüz Türemesi ... 59

2.2.4. Ünsüz Düşmesi ... 60

2.2.4.1. g/ġ Düşmesi ... 60

2.2.4.2. Orta Hecede “l” Düşmesi ... 60

2.2.4.3. “y” Düşmesi ... 61 2.2.5. Hece Düşmesi... 61 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ŞEKİL BİLGİSİ 3.1. İsim ... 62 3.1.1. Çokluk Eki ... 62 3.1.2. İyelik Ekleri ... 62 3.1.3. İsim Tamlaması ... 64

3.1.3.1.Belirtili İsim Tamlaması ... 64

3.1.3.2. Belirtisiz İsim Tamlaması ... 65

3.1.3.3. Zincirleme İsim Tamlaması ... 65

3.1.4. Aitlik Eki ... 65

3.1.5. Hâl Ekleri ... 65

(15)

XIV

3.1.5.2. İlgi Hâli ... 66

3.1.5.3. Yükleme (Belirtme) Hâli ... 66

3.1.5.4. Yaklaşma (Yönelme) Hâli... 67

3.1.5.5. Bulunma Hâli ... 67

3.1.5.6. Ayrılma Hâli... 67

3.1.5.7. Eşitlik Hâli ... 68

3.1.5.8. Vasıta Hâli ... 68

3.1.5.9. Yön Gösterme Hâli ... 69

3.1.6. Sayı İsimleri ... 70

3.1.7. Soru Eki ... 73

3.1.8. İsimden İsim Yapma Ekleri ... 74

3.1.9. Fiilden İsim Yapma Ekleri ... 77

3.2. Sıfat ... 79

3.2.1. Niteleme Sıfatları ... 79

3.2.2. Belirtme Sıfatları ... 79

3.2.2.1. Sayı Sıfatları ... 79

3.2.2.1.1.Asıl Sayı Sıfatları ... 79

3.2.2.1.2.Sıra Sayı Sıfatları ... 80

3.2.2.1.3. Üleştirme Sayı Sıfatları ... 80

3.2.2.1.4. Kesir Sayı Sıfatları ... 80

3.2.2.2. İşaret (Gösterme) Sıfatları ... 80

3.2.2.3. Soru Sıfatları ... 81 3.2.2.4. Belirsizlik Sıfatları ... 81 3.3. Zamir ... 83 3.3.1. Şahıs Zamirleri ... 83 3.3.2. İşaret Zamirleri ... 85 3.3.3. Dönüşlülük Zamirleri ... 86 3.3.4. Belirsizlik Zamirleri ... 87 3.3.5. Soru Zamirleri ... 89 3.3.6. Bağlama Zamirleri ... 89 3.4. Zarf ... 90 3.4.1. Hâl Zarfları ... 90 3.4.2. Zaman Zarfları ... 91

(16)

XV

3.4.2.1. İsim ve Sıfatlardan Oluşanlar ... 91

3.4.2.2. İsme Son Çekim Edatları Getirilerek Oluşanlar ... 92

3.4.2.3. Doğrudan Doğruya Edat ve Zarf Olanlar ... 93

3.4.3. Yer-Yön Zarfları ... 93

3.4.4. Miktar Zarfları ... 94

3.4.4.1. Doğrudan Doğruya Zarf Olanlar ... 94

3.4.4.2. Sıfatlardan Yapılanlar ... 94

3.5. Edat ... 95

3.5.1. Son Çekim Edatları ... 95

3.5.1.1. Eksiz Hâl İsteyen Edatlar ... 95

3.5.1.1.1. Benzetme Bildirenler ... 95

3.5.1.1.2. Sebep Bildirenler ... 95

3.5.1.1.3. Beraberlik Bildirenler... 96

3.5.1.1.4. Yer ve Tarz Bildirenler ... 96

3.5.1.1.5. Uygunluk, Denklik ve Nispet Bildirenler ... 96

3.5.1.2. Yaklaşma Hâli Eki İsteyen Edatlar ... 96

3.5.1.3. Ayrılma Hâli Eki İsteyen Edatlar ... 97

3.5.1.3.1. Yer ve Zaman Bildirenler... 97

3.5.1.3.2. Sınırlama Bildirenler ... 97 3.5.2. Soru Edatları... 97 3.5.3. İşaret Edatları ... 98 3.5.4. Kuvvetlendirme Edatları ... 98 3.5.5. Çağırma-Hitap Edatları ... 99 3.6. Bağlaç ... 100 3.6.1. Şart Bildirenler ... 100 3.6.2. Sınırlama Bildirenler ... 100 3.6.3. Sıralama Bildirenler ... 101 3.6.4. Sebep Bildirenler ... 101 3.6.5. İstisna Bildirenler ... 101 3.6.6. Açıklama Bildirenler ... 102

3.6.7. Cümle ve Kelime Bağlayıcılar ... 102

3.6.8. Atıf Bağlaçları ... 104

(17)

XVI 3.6.10. Benzetme Bildirenler ... 105 3.7. Ünlemler ... 105 3.8. Fiil ... 105 3.8.1. Olumsuzluk Eki ... 105 3.8.2. Şahıs Ekleri ... 106

3.8.2.1. Zamir Kökenli Şahıs Ekleri ... 107

3.8.2.2. İyelik Kökenli Şahıs Ekleri ... 107

3.8.2.3. Emir Ekleri ... 108

3.8.3. Fiil Çekimi ... 108

3.8.3.1. Haber Kipleri ... 108

3.8.3.1.1. Bilinen Geçmiş Zaman ... 108

3.8.3.1.2. Öğrenilen Geçmiş Zaman ... 109

3.8.3.1.3. Geniş Zaman ... 110 3.8.3.1.4. Şimdiki Zaman ... 111 3.8.3.1.5. Gelecek Zaman... 112 3.8.3.2. Dilek Kipleri... 113 3.8.3.2.1. Emir ... 113 3.8.3.2.2. Şart ... 114 3.8.3.2.3. Gereklik ... 116 3.8.3.2.4. İstek ... 118 3.8.3.3. Birleşik Çekimler ... 119 3.8.3.3.1. Hikâye ... 119 3.8.3.3.2. Rivâyet ... 121 3.8.3.3.3. Şart ... 121

3.8.3.4. Soru Eki -mı, -mi ... 122

3.8.4. Ek Fiil ... 123

3.8.4.1. Bilinen Geçmiş Zamanı... 123

3.8.4.2. Geniş Zamanı ... 123

3.8.4.3. Öğrenilen Geçmiş Zamanı ... 124

3.8.4.4. Şartı ... 124

3.8.4.5. Zarf-fiili ... 124

3.8.5. İsimden Fiil Yapma Ekleri ... 124

(18)

XVII

3.8.6.1.-n-: Dönüşlülük eki ... 125

3.8.6.2.-l-: Meçhullük ve pasiflik eki ... 125

3.8.6.3.-ş-: Ortaklaşma ve müşareket eki ... 125

3.8.6.4. Faktitif Ekleri ... 126

3.8.7. Birleşik Fiiller ... 126

3.8.7.1. Birinci Unsuru Fiil Olan Birleşik Fiiller ... 127

3.8.7.2. Birinci Unsuru İsim Olan Birleşik Fiiller ... 128

3.8.8. Sıfat-Fiiller ... 131 3.8.9. Zarf-Fiiller ... 132 SONUÇ ... 134 METİN ... 143 SÖZLÜK ... 467 ÖZEL İSİMLER DİZİNİ ... 553 KAYNAKÇA... 606 TIPKIBASIM ... 616 ÖZ GEÇMİŞ ... 752

(19)

XVIII

KISALTMALAR

akt. Aktaran

AKÜ Afyon Kocatepe Üniversitesi

Ar. Arapça

AÜ Atatürk Üniversitesi bağ. Bağlaç

bk. Bakınız

b. f. Birleşik fiil b. is. Birleşik isim b. sf. Birleşik sıfat b. zf. Birleşik zarf çev. Çeviren DLT Divânu Lügâti’t-Türk dey. Deyim DTCF Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi e. Edat f. Fiil Far. Farsça

FSM Fatih Sultan Mehmet

H Hicri

haz. Hazırlayan

ICANAS International Congress of Asian and North African Studies

is. İsim

ISLET International Symposium on Language Education and Teaching

İt. İtalyanca

JASSS Journal of Social Science Studies

KPDS Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı

M Miladi

MEB Millî Eğitim Bakanlığı

mec. Mecaz

mm Milimetre Moğ. Moğolca

(20)

XIX

Peh. Pehlevice

sf. Sıfat

SUTAD Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araşrımaları Dergisi

T. Türkçe

TAED Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi

TDAY Türk Dili Araştırmaları Yıllığı TDK Türk Dil Kurumu

TDV Türkiye Diyanet Vakfı

TT Türkiye Türkçesi

TTA Türkiye Türkçesi Ağızları TUBAR Türklük Bilimi Araştırmaları

UDDTS Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu

ünl. Ünlem vb. Ve benzeri vd. Ve diğerleri vs. vesaire Yun. Yunanca zf. Zarf zm. Zamir

(21)

XX

TABLOLAR LİSTESİ

Sayfa No Tablo 1: Derviş Mustafa’nın İstinsah Ettiği Tercüme Üzerine

(22)

XXI

ÇEVİRİ YAZI İŞARETLERİ

آ Ā, ā ا A , a, E, e ء ǿ ب B, b پ P, p ٺ T, t ث Ŝ, ŝ ج C, c چ Ç, ç ح Ĥ, ĥ خ Ħ, ħ د D, d ذ Ẕ, ẕ ر R, r ز Z, z ﮊ J, j س S, s ش Ş, ş ص Ṣ, ṣ ض Ḍ, ḍ, Ż, ż ط Ṭ, ṭ ظ Ẓ, ẓ ع Ǿ غ Ġ, ġ ف F, f ق Ḳ, ḳ ك G, g K, k, ñ, ل L, l م M, m ن N, n و o, ö, u, ū, ü, V, v ه H, h, (a, e) ى Y, y, ı, ī, i, į

(23)

GİRİŞ

ŞEHNÂME VE FİRDEVSÎ

1.1.Firdevsî

İran Millî Şairi: Ebu’l-Kâsım-i Firdevsî (D. 329/940 - Ö. 411/1021)

İran’ın millî şairi kabul edilen Firdevsî’nin tam adı Hekîm Ebû’l-Kâsım Mansûr bin Hasan Firdevsî’dir. 329/940 yılında Tûs şehrine bağlı Taberân kasabasının Baj köyünde doğmuştur1. Künyesi Ebü’l-Kāsım, lakabı Fahreddin, mahlası Firdevsî’dir. Adı kaynaklarda Ahmed, Hasan ve Mansûr; babasının adı Ali Fahreddin, Ahmed ve İshak olarak farklı şekillerde geçmektedir. Kendisine ve babasına verilen bu adlardan hangisinin doğru olduğu tesbit edilememiştir. Babasının Tûs ırmağından ayrılan Âbrâhe çayı kenarında bir çiftlik sahibi (dihkan) olduğu bilinmektedir. Firdevsî’nin çocukluk dönemi ve öğrenim hayatı hakkında kaynaklarda hemen hemen hiçbir bilgi yoktur2.

Firdevsî Baj köyünün ileri gelenleri olarak bilinen “Dihkan” ailesindendir. Dihkanlar kendilerini o bölgenin mirasçısı, İran millî değer ve kültürünün de koruyucusu olarak gördüklerinden çocuklarını da bu duygularla yetiştirmişlerdir. Firdevsî’ni böyle bir aileden olması onu milletinin, atalarının tarihini öğrenme ve onu gelecek nesillere aktarma arzusunun ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Bundan dolayı Firdevsî’nin İran tarihi, kültürü, medeniyeti, felsefe ve İslami bilimler konusunda çok birikimli olduğu rahatlıkla söylenebilir3.

1 Firdevsî, Şahnâme Prof. Necati Lugal (çev.), (Başyazı: Nimet Yıldırım, Firdevsî ve Şahname)

İstanbul: Kabalcı Yayıncılık, 2014, 15.

2 Mehmet Kanar, Firdevsî, İslam Ansiklopedisi, Cilt 13, Türkiye Diyanet Vakfı, 1996, 125. 3 Yıldırım, 16-17.

(24)

2 Edebî hayatının ilk başlarında çoğu şair gibi gazel ve kasideler yazan Firdevsî, döneminin etkisiyle eski İran tarihi hakkında Pehlevî dilinde yazılan eserlere karşı büyük bir ilgi duymuş ve bu eserlerden faydalanabilmek için Pehlevîce öğrenmiştir4.

İran’ın millî şairi Firdevsî, İran Edebiyatı’nda kahramanlık tarzındaki şiir anlayışını zirveye ulaştıran şair olarak kabul edilir. Firdevsî’nin şiirlerinde anlattığı olayları olağanüstü ifadelerle betimlemesi, sade ve akıcı bil dil kullanması gibi özellikleri onu diğer şairlerden ayırmaktadır. Firdevsî eserinde gereksiz söz sanatları kullanmamaya özen göstermiş bu durum da onu, halk tarafından okunmak istenen bir şair hâline getirmiştir. Ayrıca eserinde eski Farsça olarak bilinen Pehlevice kökenli sözcükler oldukça fazladır5.

VI. asırda yaşamış olan Sâsânî hükümdarı Husrev-i Enûşirevân’ın (M. 531-579) İrân’ın eski padişahlarına ait sözlü söylentileri toplatıp kütüphanesine koydurmasından sonra Sâsânîlerin son hükümdarı Yezdgird Şehriyâr (ö.651) da Enûşirevân’ın toplattığı bu eseri eksikliklerini de tamamlaması için Dânişver adlı bir bilgine vermiş, Dânişver de Hudây-nâmek adıyla İran’ın ilk şehnâmesini yazmıştır6. Saffârîlerden Yakub b. El-Leys (ö.879), veziri Ebu Mansur’a, Dânişver’in Pehlevî diliyle yazdığı Hudây-nâmek’i Farsça’ya çevirtmesini emretmiştir. Sâmânîlerden Ebu Salih Mansur bin Nuh ( 961-975), veziri Bel’amî’ye, Dânişver’den yapılan Farsça tercümenin şair Dakîkî (ö.979?) tarafından manzum şekilde yazdırılmasını emretmiştir. Dakîkî bu önemli görevi yerine getirmek için başladığı Şehnâmesi’nin 1000 beytini yazmış, fakat bir köle tarafından öldürüldüğü için eseri yarım kalmıştır7.

Firdevsî İran’ın geleneklerini tekrar ortaya çıkartıp yüceltmek amacıyla İran’ın bütün tarihî ve destanî geleneklerini bir eserde toplamak istemiştir. Şehnâme’nin mukaddimesinde bir dostunun kendisine Pehlevîce’den Farsça’ya aktarılmış olan

4 Kanar, 125-126.

5 Serdar Bulut, 18. Yüzyıl’da istinsah edilmiş mensur bir şâh-nâme çevirisi, II. Cilt 1a-144b varaklar

arası, inceleme-metin-sözlük-özel isimler dizini-tıpkıbasım, Doktora Tezi, Adıyaman Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, 2017, 1.

6 Hüseyin Ferîver Tarîh-i Edebiyât-ı Îrân ve Tarîh-i Şu’arâ, Tahran, 1341’den akt. Hasan Gültekin,

Firdevsî, Şehnâme, Şehnâmecilik ve Meşâhîr-i İslâm’da Firdevsî Maddesi, JASSS-The Journal of

Academic Social Science Studies, Volume 6, Issue 3, 2013, 242.

7 Necâti Lugal, Şeh-nâme, I-IV, İstanbul: MEB Yayınları. 1945-1955 ve Rızâzâde Şafak, Tarîh-i

(25)

3 mensur Şehnâme getirdiğini, kendisini bu eseri nazm etmeğe teşvik ettiğini, Ebu Mansur b. Muhammed adında bir zattan maddî yardım gördüğünü ve mukaddimeyi yazdığı zaman bu zatın öldüğünü anlatır8. Firdevsî, böylece yukarıda bahsi geçen şair Dakîkî’nin yazmış olduğu 1000 beyitlik Şehnâme’yi elde etmiş, kendi gayretiyle toplamış olduğu diğer destan ve gelenekleri de 60 bin beyit tutarındaki ünlü eseri Şehnâme’de bir araya getirip ölümsüzleştirmiştir9.

Firdevsî, önce parça parça yazdığı eserini destanlar arası bağlantılar kullanarak tamamlamış ve 404/1014 yılında eklediği yeni şiirlerle zenginleştirip yedi ciltte toplamıştır. Ardından eserini bizzat dönemin hükümdarı Sultan Mahmud’a sunmuştur. Fakat şair, ümit ettiği desteği hükümdarın veziri Hasan-ı Meymendi’nin telkinlerinden dolayı alamamış, dolayısıyla şairin beklentileri karşılıksız kalmıştır. Her beytine bir dinar verileceği yerde her beytine bir dirhem verilmiş, bu duruma üzülen Firdevsî de kendisine verilen altmış bin dirhem gümüşü halka dağıtıp hükümdara 100 beyitten oluşan bir hiciv kaleme almıştır10.

Şehnâme hamasî edebiyatın dünyada haklı şöhret kazanmış ilk örneğidir. Şöhreti doğu ülkelerinde olduğu gibi batılı ülkelere de ulaşmıştır. Firdevsî’den sonra Arap, Türk ve Hint edebiyatlarında Şehnâme benzeri çok sayıda eser yazılmıştır11. Önceleri Fars edebiyatında ortaya çıkan bu Şehnâme yazma geleneği Fars edebiyatının tesiriyle Selçuklular döneminde Osmanlılara geçmiştir12. Devletşâh-i Semerkandî, Tezkiretü’ş-Şuarâ isimli eserinde Firdevsî ve eseri Şehnâme hakkında “Hemen herkes, onun İslam

sonrası dönemde İran’ın en büyük şairi olduğu konusunda hemfikirdir. O şairliğin, fesahat ve belagatın hakkını gerçekten vermiş bir söz ustasıdır. Onun eseri Şahnâme’nin bir benzeri daha yoktur13.” der.

8 Zebîhullâh Safâ, İran Edebiyatı Tarihi Hasan Almaz (çev.), Ankara: Nüsha Yayınları, 2002, 92’den

akt., Gültekin, 242.

9 Safâ, 93-94’ten akt. Gültekin, 242.

10 Bk.Zuhal Kültüral, Latif Beyreli, Şerifi Şehnâme Çevirisi, Cilt 1-4, Ankara: TDK Yayınları, 1999,

XVII; Yıldırım, 30; Kanar, 126.

11 Gültekin, 243.

12 İsmail Çiftçioğlu, Karamanlı Dönemi Şehnâme Yazarları ve Eserleri Üzerine, AKÜ Sosyal Bilimler Dergisi, 2002, 4(2): 58.

(26)

4 İran’ın “millî şairi” Firdevsî’nin ölüm tarihi bazı kaynaklarda 411(1021)14, bazı kaynaklarda ise 416(1025) olarak verilmektedir15. Firdevsî’nin cenazesi şehrin bir kapısından çıkarken diğer kapısından geç de olsa bu büyük eserin değerini anlayan Sultan Mahmud’un kendisine gönderdiği 60.000 altın değerinde çivit yüklü on iki deve kervanının girdiği rivayet edilir. Bu gibi rivayetler eseri sultana o sıralarda seksen yaşlarında bulunan Firdevsî’nin bizzat kendisinin değil Gazneli Mahmud’un kardeşi Nasr b. Sebük Tegin’in veya gözde kumandanlarından Arslan Cazib’in sunduğu ihtimalini akla getirmektedir. Ödülün gecikmesi ve Firdevsî’ye nasip olmaması halk arasında bu tür rivayetlerin çıkmasına sebep olmuştur denilebilir16. Bunlar adı üstünde halk arasında anlatılan rivayetlerdir. Bazı kaynaklar aksini iddia etse de Sultan Mahmud’un eseri kabul etmemesinin en önemli sebebi Şehnâme’de Türklerin aşağılanması olarak gösterilir17.

Rafizî olduğu gerekçesiyle Firdevsî’nin Müslüman mezarlığına gömülmesine bazı kimselerin karşı çıkması üzerine naaşı kendisine ait bir bahçeye defnedilmiştir18.

1.2.Şehnâme

Millî kahramanlıkların üst seviyelere çıkarılması ile oluşturulan Şehnâme, Firdevsî’nin tek eseridir. Firdevsî, ömrünün otuz senesini tüm İran destanlarını toplamaya adamış ve toplam 35 yıllık emeğinin karşılığı olarak “Şehnâme” adlı İran edebiyatının başyapıtı sayılan eserini yazmıştır. İran milletinin gelenek ve göreneklerini, ulusal, dinsel, ahlaksal değerlerini, üstün niteliklerini, kahramanlık serüvenlerini, aşklarını ve İran halkıyla ilgili daha birçok şeyi eserinde ölümsüzleştirmiştir. Kitabın önsözünde “Çok sıkıntı çektim bu otuz yılda/Dirilttim

İranlıyı ben bu Farsçayla” demiştir. Eser şairin kendi ifadesine göre 60.000 beyit,

diğer bazı kaynaklara göre ise 48.000 ile 52.000 arasındadır19.

Firdevsî’nin eseri olan Şehnâme’nin incelemeye konu olduğu çalışmalarda; Eski

Önsöz ve Baysungur Önsözü olarak isimlendirilen içerik olarak da birbirinden farklı

14 Yıldırım, 20. 15 Kanar, 126. 16 Kanar, 126. 17 Bulut, 6. 18 Yıldırım, 20. 19 Yıldırım, 34; Bulut, 8.

(27)

5 iki mukaddime metni olduğu ifade edilmiştir. Her iki metnin içerikleri de zamanla birtakım değişikliğe uğramıştır. Resimli veya resimsiz Şehnâme nüshalarının neredeyse tümünün baş kısmında bunlardan biri yer almıştır. Timuri şehzade Baysungur (öl.1434) tarafından yazıldığı veya yazdırıldığı tahmin edilen Baysungur

Önsözü, 1430 yılından sonra istinsah edilmiş Şehnâme nüshalarında, yazarı ve yazım

tarihi kesin olarak bilinemeyen Eski Önsöz ise ilk kez 13. yüzyıl başında istinsah edilen bir Şehnâme nüshasında görülür20.

İlk menkıbevî hükümdar olan Keyumers’ten başlayarak Sasanî hükümdarı III. Yezdcird’e kadar kronolojik olarak elli hükümdarın hayat ve savaşlarını anlatan “Şehnâme” basit olarak dört döneme ayrılmaktadır21:

 Pişdadiler: Burada Cemşid, Feridun, Sam, Rüstem gibi hükümdarların savaş ve hayatları anlatılır. Feridun’un çocukları ülkeyi aralarında paylaşırlar ve İran ile Turan arasındaki ezeli mücadele başlar.

 Keyaniler: Keykavus, Keykubad, Keyhüsrev gibi hükümdarların anlatıldığı bu bölümün sonunda Taganizm’e üstün gelen Zerdüşt dininin ortaya çıkışı ve Ahemenilerden birkaç kişi ile İskender’in İran’ı istilası anlatılır.

 Eşkaniler: Bu bölümde İskender’in efsanevi hayatı ve Dara (Darilis) ile mücadeleleri anlatılır.

 Sasaniler: Bu bölümde Sasaniler’in tarihi ve dokuz padişahının maceraları kronolojik bir biçimde anlatılır. Keykavus bu devrin önemli isimlerindendir. Bölümde görülen Anuşirvan’ın veziri Büzürgmihr’in menkıbeleri meşhurdur. Menije ve Bijen’in aşk hikâyeleri de bu bölümde yer alır.

Şehnâme içerisinde ele alınan konular masal ve tarih arasında bir üslupla işlenmiş, kahramanların karakterleri, savaşlardaki üstün maharetleri, hayat, toplum ve olayları düşünüş ve anlayışlarındaki basitlik ve birlik İran’ın her şeyi yeryüzündeki her şeyden üstün tutularak anlatılmıştır. Eserde tam bir "epope" özelliği görülür. Kahraman ve

20 Zeren Tanındı, Sultanlar, Şairler ve İmgeler: Şehnâme-i Firdevsî’nin Mukaddimesinin Resimleri,

U.U. Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl 9, Cilt 2, Sayı 15, 2008, 269.

21 Cevat Yerdelen, Divan Edebiyatı Kaynaklarından Şehname, Atatürk Üniversitesi Türkiyat

Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Sayı 8, 1997, 101; İskender Pala, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, İstanbul: Kapı Yayınları, 2005, 424.

(28)

6 savaş tasvirlerinde birbirlerine benzerlikler gösteren eser, bu muntazam kuruluşu içerisinde baştan sona aynı canlılıkla devam eder22.

Firdevsî, Şehnâme’yi hazırlarken, Âvesta, Tevrat ve Kur’ân gibi dini metinleri örnek alarak eserine eski İran tarihi ve efsaneleriyle başlamış, Allah’ı öven beyitleri, evrenin yaratılışı, ay, güneş, gezegenler, yerküre ve diğer varlıkların yaradılışı ve insanın yaratılışı gibi olaylarla giriş yapmış, ardından ulaştığı kaynaklardaki bilgilerden yola çıkmış İran’ın tarih ve mitolojisini aktararak eserinin çok sayıda okuyucuya ulaşmasını arzulamıştır. Gerçekten de böyle olmuş ve Şehnâme öyle yaygınlaşmıştır ki, kutsal kitaplar kadar belki de bazı yerlerde onlardan da çok okunmuştur. Günümüzde bile yaklaşık on asır geçmiş olmasına rağmen birçok Nevrûz töreninde Kur’ân yerine Şehnâme’nin okunduğunu görmemiz bu durumu kanıtlamaktadır. Meliküşşuarâ Bahâr bir şiirinde bu konuyu şöyle beyti söyleyerek Firdevsî ve Şehnâmenin İran toplumundaki yerini göstermiştir23:

“Şahnâme hiç abartısız Kur’ân’ıdır Acem’in Tûs bilgesinin rütbesi de peygamberlik rütbesi.”

İran’ın en önemli kahramanlık eseri Şehnâme’nin dayandırıldığı temeller arasında Âvesta dili ve Pehlevîce yazılan dinî ve edebî metinler ilk sırayı alır. İran kökenli ikinci önemli kaynak ise Doğu İran ve Zâbilistan kaynakları sayılır. Bu kaynaklardaki bilgilerin Şehnâme-yi Pehlevi, Hudâynâme ve bu eserlere benzer nitelikteki kaynakların Arapça ve Farsçaya çevrildiği bilinmektedir. Şehnâmenin İran dışı kaynakları ise Yunancadan Süryanice ve Arapçaya çevrilerek İran hikâyelerine karışan Dâstân-ı İskender ile Müslümanlara ve Araplara ait bazı eserlerdir24.

Şehnâme’nin içeriğinde: Eski İran efsane ve gelenekleri, İslam dönemine kadar meydana gelen hemen hemen bütün olaylar hakkındaki bilgiler bir araya toplanmıştır. Ayrıca felsefi ve ahlaki konulara değinilmiş, kahramanlık şiirlerinin yanı sıra diğer şiir türlerine de yer verilmiştir. Firdevsî bütün bu konularda sözün hakkını gereğince

22 Yerdelen, 101.

23 Ahmed Şâmlû, Firdevsî Şehnâme, Pâsûh-ı Firdevsî Be Zerûret-i Târîh, Îrânşinâsî, II/2, 1990,

304’ten akt. Yıldırım, 21-22; Pala, 424.

(29)

7 vermiş, İran millî hikâyeleri ve İranlıların tarihî değerlerini Şehnâme boyunca en güzel şekilde yansıtmaya çalışmıştır25.

Şehnâme’deki en ünlü destanlar şunlardır26:  Dahhâk’ın Demirci Kâve ile macerası.  Ferîdun ve üç oğlu: Selm, Tûr, Îrec.

 Zâl’ın doğması ve Sîmurg tarafından büyütülmesi.  Rüstem’in ilginç hayat serüveni ve savaşları.

 Rüstem’in Mâzenderân’da yaptığı savaşlar ve heft hânı.  Rüstem ile Sohrâb hikâyesi.

 Siyâvuş’un hikâyesi.

 Siyâvuş’un oğulları Keyhüsrev ile Furûd’un hikâyeleri.  Bîjen ile Menîje’nin hikâyesi.

 İsfendiyâr ve Tûranlı Ercâsp’ın esaretinden kurtulmak için aştığı heft Hân.  Rüstem ile İsfendiyâr’ın hikâyesi.

 Rüstem’in kardeşi Seğad tarafından öldürülmesi.

 İskender’in İran’da egemen oluşu ve ilginç hayat hikâyesi.

 Behram-i Çûbîn’in IV. Hürmüz ve Hüsrev Pervîz’e karşı ayaklanması.

Anbarcıoğlu Şehnâme’nin Türk edebiyatındaki yansımalarını şu dört maddede açıklar27:

a-Şehnâme, bazı mesneviler için konu ve ilham kaynağı olmuştur.

b-Türkçe ve Farsça Şehnâme’lerin yazılmasına; Anadolu Selçukluları ve Osmanlı devirlerinde Şehnâme geleneğinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

c-Şahnâme vezninin Türk edebiyatında fazlaca kullanılmasına sebep olmuştur. d-Firdevsî ve Şehnâme’yi taklit eden çok sayıda yazarın ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Behmen-nâme, Merzubân-nâme, Cihângir-nâme, Ferâmurz-nâme türünden destan kahramanlarına ait eserlerin Türkçeye tercüme edilmesine sebep olmuştur.

25 Yıldırım, 32. 26 Yıldırım, 38.

(30)

8 1.2.1.Şehnâme’de Türkler

Günümüz İran’ında milyonlarca Türk nüfusu yaşamaktadır. Bu Türk nüfus içerisinde en etkin olanlar ve dili en çok konuşulanlar Azerbaycan Türkleri, Kaşkaylar28 ve Türkmenler’dir. Günümüzde Türkler ile İranlılar arasında devam eden mücadeleler mevcuttur. Bu mücadelelerin kökeni Eski İranlılar ile Türkler’e kadar gidebilmektedir29.

İran’da görülen Türk düşmanlığı tarih ve gerçekliğin de ötesinde efsane ve mitlerde bile görülmektedir. Bilindiği üzere Firdevsî’nin Şehnâme’si İran ile Turan savaşları temelinde yazılmıştır ve Firdevsî, Şehnâme’sindeki Turanlıların Türkler olduğunu bizzat kendisi söylemektedir. Firdevsî, Fars çiftçisinin Türk ve Arap’la karışmasının Fars köylüsünün bozulması anlamına geldiğini söyler (Şiirden çeviri):

“[Fars] çiftçi, Türk ve Arap’tan [öyle] bir soy ortaya çıkar [ki] ne çiftçidir, ne Türk’tür, ne Arap’tır”30.

Sultan Mahmut zamanında işi sultanı övmek olan 400 Fars şairi vardı ve onlardan biri de Firdevsî’dir. İran’ın tüm Türk hâkimleri Fars Dili ve Edebiyatı’nın gelişmesine gayret sarf etmelerine rağmen Türk karşıtlığı İran Edebiyatı’nın belirgin hatlarından olmuştur. Fars Edebiyatı’nda “Bu yol Türkistan’a gider” ifadesi “doğru yoldan sapmak” ve “Türktazi” [Türk’ün at koşturması] “zorbalık ve haksızlık” anlamına gelmektedir31.

Firdevsî eserinde Türkleri doğrudan doğruya tanıdığı gibi anlatmıştır. Çünkü kendisi de İran’ın Kuzey-Doğu sınırındaki Horasan eyaletine mensuptu. Horasan ise Orta Asyadan gelip Batıya göç eden Türk toplumunun göç yolları üzerindedir. Şehnâme’de Türk ülkesi genellikle “Turan” veya “Turan Zemin”, bazen de “Şehr-i Turan”, “Marz-i Turan” olarak geçmekted“Marz-ir. Asya’dan İran’ın Kuzey-Doğusuna kadar Türklerle

28 Kaşkay Türkleri ve Kaşkay Türkçesi için bakınız: Muhittin Çelik, Kaşkay Türkçesi Metinleri

(Giriş-Metinler-Seçme Sözlük-Ekler), Ankara: Gece Kitaplığı Yayınları, 2014.

29 Bulut, 13-14.

30 Maşallah Rezmî, İranda Türk Düşmanlığının Kökleri,

https://guneyturkistan.wordpress.com/2010/04/29/iran%E2%80%99da-turk-dusmanliginin-kokleri/, 16 Mayıs 2017.

31 Rezmî, İranda Türk Düşmanlığının Kökleri,

https://guneyturkistan.wordpress.com/2010/04/29/iran%E2%80%99da-turk-dusmanliginin-kokleri/, 16 Mayıs 2017.

(31)

9 meskun sınırsız alanları ifade eden bu mefhum pek iyi tanımlanmamıştır. Ceyhun Amuderya, eski ‘Oxus’ bu iki dünyayı ayıran sınırdır32.

Eski İran geleneklerini doğru bir şekilde yansıtan Şehnâmeye göre İran dünyası ile Türk dünyasının birbirlerine karşı oluşları Feridûn’un ülkesini oğulları Salm, Tur ve Erağ33 arasında paylaştırma şeklidir. En küçük çocuk olan Erağ’a ata yurdu olan İran’ı yani Arap ülkelerini vermiştir. Küçük kardeşlerine doğduğu yerin beylik arazisi olarak verilmesi Salm ve Tur’u kıskandırmıştır. Bu kıskançlık sonucu Salm ve Tur bir plan yapıp küçük kardeşleri Erağ’ı öldürmüşlerdir. Erağ’ın oğlu Minuçihr de babasının intikamını almak için kötü amcaları Salm ve Tur’u öldürmüş ve böylece tarih boyunca bitmeyen bir kardeş kavgası başlamıştır34.

Tarih sayfaları Türklerin yiğitlik ve askeri organizasyonlarının çok üstün olduğunu gösterse de Şehnâme’de Türklere asker olarak pek önem verilmemiştir, bunda Firdevsî’nin taraflı davrandığını söylemek mümkündür. Şehnâme’de “Turan ırkından

üstün (parlak) zekâlı hiç kimse doğmadı” gibi Türkler ile ilgili olarak birçok küçültücü

ifade kullnılmıştır35.

İran kahramanı Bezan ağzından Firdevsî Türkleri şu şekilde değerlendirir: “Yüzüne

bakınca peri gibi fakat savaşta hiç bir şeye değmezler.”36. Bu cümleden anlıyoruz ki Firdevsî’ye göre güzellikte peri gibi olan Türkler savaşta bir varlık gösteremiyorlar.

Ancak savaşlarda Türklerin övülerek bazen üstünlük kazandıklarının gösterilmesi sonucunda yine İranlılara yenilmesi Firdevsî’nin Fars milliyetçiliğinin bir göstergesi niteliğindedir.

Şehnâme’nin Türkler hakkında verdiği bu gibi bilgilerden yola çıkarak Firdevsî’nin Türkleri İran’ın kültürüne karşı bir tehdit olarak görmüş olabileği ve halkını Türklere karşı uyarmak istemesi düşünülebilir.

32 Tadeusz Kowalski, Şehnamede Türkler, Harun Güngör (çev.), Erciyes Üniversitesi İlahiyat

Fakültesi Dergisi, Sayı 1, Yıl 1, 1983, 290.

33 Bazı kaynaklarda Îreç olarak geçer. 34 Kowalski, 292.

35 Kowalski, 300. 36 Kowalski, 299.

(32)

10 1.2.2. Şehnâme Geleneği, Türk Edebiyatına Yansımaları, Selçuklu-Osmanlı Sahasına Ait Şehnâmeler ve Şehnâme Yazarları

Firdevsî’nin 30-35 yıl gibi uzun bir süre zarfında meydana getirdiği Şehnâme daha yazıldığı andan itibaren şöhrete ulaşmış ve rağbet görmüştür. Bu rağbetin sonucu Doğu Edebiyatlarında Şehnâme yazma geleneği başlamıştır. Pek çok şair, Şehnâme kahramanları etrafında oluşturdukları müstakil eserlerle bu geleneğin yerleşmesini ve devamını sağlamıştır. Ayrıca Orta Asya’da çok sevilen ve epik anlatılar için kullanılan “nâme” tarzının Şehnâme’yle başladığı kabul edilmektedir37.

Şehnâmeler 1559 yılına kadar manzum bu tarihten sonra da mensur olarak yazılmıştır38. Şehnâmeler estetik amaçlarla yazıldığı için ilk yazılan eserlerin manzum olmaları da doğaldır. Zaten sanat yapmanın daha çok ön planda olduğu eserleri ortaya konulurken her zaman nazım tercih edilmiştir. Bu nedenledir ki ilk Şehnâme de dâhil olmak üzere XVI. asra gelinceye kadar yazılan şehnâmelerin tamamı manzum olarak kaleme alınmıştır39.

Şehnâme’nin Türkçe ilk çevirisi 1510 yılında Tatar Ali Efendi tarafından Kansu Gavri adına yapılmıştır. Türkçe düzyazı bir çevirisini de 1621 yılında II. Osman adına Mehdi isimli birisi yapmıştır. Eser M. Cevdet tarafından “Şarkın İlyada’sı Şehname” adıyla çevrilip 1928 yılında İstanbul’da basılmıştır. Bundan sonra yapılan çeviri ise Necati Lugal tarafından hazırlanan ve Kenan Akyüz tarafından dipnotlar ilavesiyle 1956 yılında İstanbul’da yayımlanan eserdir. İlk baskısında dört cilt hâlinde olan bu eser 2005 yılında tek cilt hâlinde Kabalcı Yayınevi tarafından yeniden düzenlenerek yayımlanmıştır40. Şehnâme’nin tek cilt hâline yayımlanan baskısında bir öncekinde yer almayan 4483 beyit de Prof. Dr. Nimet Yıldırım’ın son okumasıyla esere eklenmiş ve tamamlanan beyit sayısı yaklaşık 24.883 olmuştur41.

37 Pala, 425.

38 Mithat Sertoğlu, Şeh-nâmenüvîsler, Vak’anüvîsler İle Diğer Mühim Osmanlı Müverrihleri ve

Eserleri I-IV, Yeni Tarih Dergisi, I, 1960, 754’den akt. Gültekin 245.

39 Gültekin, 245. 40 Yerdelen, 102.

41 Nimet Yıldırım, Şahnâme I-II, Şahnâme’nin Türkçe Tam Metin İlk Çevirisi,

(33)

11 Şehnâmenin daha önce Türkçeye çevrilmeyen 27.507 dizesini içine alan ilk tam çevirisi Prof. Dr. Nimet Yıldırım tarafından yaklaşık altı yılda tamamlanmış ve 2016 yılında Kabalcı Yayıncılık tarafından “Şahnâme II” adıyla bilim dünyasınını istifadesine sunulmuştur42.

Doğulu hükümdarların çoğunun maiyetinde Şehnâme yazarlarının bulunması, Osmanlı döneminde de Şehnâme geleneği görevinin ihdasına sebep olmuştur. Bu görevi ilk defa ihdas eden hükümdar Fatih Sultan Mehmed’dir. Fatih Sultan Mehmed zamanının ilk devlet görevlisi Şehnâme yazarı Şehdî’dir. Ondan önce II Bayezıd zamanında Kemal adında bir şairin Osmanlı padişahlarının hayatlarını Şehnâme tarzında anlatmaya çalıştığı ve teşvik gördüğü bilinmektedir43.

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Şehnâme türünde eser veren şair ve yazarlar şunlardır:

 Emir Ahmed Kani’î veya Ahmed b. Mehmed El-Tûsî, Şehnâme-i Selâcika: II. İzzeddin Keykavus adına kaleme alınan bu eser 30 ciltlik Şehnâme vezniyle Farsça manzum bir Selçuklu tarihidir44.

 Hoca Dehhânî, Şehnâme-i Selçûkiyân (Kayıp Selçuklu Şehnâmesi): Hayatı hakkında detaylı bilgi bulunamayan Dehhânî aslen Horasanlıdır. İlk defa Fuad Köprülü tarafından ilim âlemine tanıtılmıştır. Şikârî’deki kayıtlara göre şehnâme, dönemin hükümdarı III. Alâeddin Keykubâd’ın isteği üzerine Farsça olarak yazılmıştır. Köprülü, şehnâmenin muhtemelen Kâni’î’ye ait şehnâmeyi tamamlamak üzere kaleme alınmış olabileceği fikrindedir. Ona göre Alâeddin Keykubâd; -kendi zamanını da ihtiva etmek üzere-, önceki hükümdarlarda görülen şehnâme yazdırma geleneğine uyarak, bu eseri yazdırmak istemiştir. Zira şehnâmenin Farsça olarak te’lif edilmiş olması da bu ihtimali kuvvetlendirmektedir. Yirmi bin beyitten oluşan Selçuklular Şehnâmesi’nde XIII. yüzyılın ikinci yarısına ait pek çok tafsilâtın yer

42 Firdevsî, Şahnâme II, Nimet Yıldırım (çev.), İstanbul: Kabalcı Yayıncılık, 2016; Nimet Yıldırım,

Şahnâme I-II, Şahnâme’nin Türkçe Tam Metin İlk Çevirisi,

http://www.nimetyildirim.com.tr/kitaplar/sahname, 16 Mayıs 2017.

43 Nureddin Ardıç, Franz Babinger. Osmanlı Şeh-nâmecileri, Aramak, Güzeli, İyiyi, Gerçeği, S.

XXXVII-XL. 1939, 19’dan akt. Gültekin, 246.

44 M. Fuad Köprülü Anadolu Selçukluları Tarihi’nin Yerli Kaynakları-Umumî Bir Bakış I, Belleten,

(34)

12 aldığı tahmin edilmektedir. Eserin XIV. yüzyıldan sonra kaybolduğu anlaşılmaktadır45.

Hicrî 1119’da istinsah edilmiş bir nüshası Millet Kütüphanesi’nde ve diğer yeni bir nüshası da Dârülfünûn Kütüphanesi’nde 14104 numarada kayıtlı Şikârî Şehnâmesi adıyla bilinen Türkçe mensur bir Karaman Tarihi’nin baş taraflarında verilen bilgiye göre Selçuklu Hükümdarı Sultan Alaaddin Keykubâd, Firdevsî’nin Şehnâme’sine nazire olmak üzere Farsça bir Selçukî Şehnâmesi yazmasını “Dehhânî” adlı bir şaire emr etmiş, muahhirede Karaman oğullarından Alaaddin Beg (saltanatı 1361-1398) bunu takliden Yarcânî mahlaslı bir şaire aynı tarz ve mahiyette bir Karaman

Şehnâmesi tanzim ettirmiştir. Şikârî, Farsça olduğu için fazla bilinmeyen ve rağbet

edilmeyen bu eseri Türkçeye tercüme etmiştir. Bu Selçuk ve Karaman Şehnâmeleri tarih itibariyle önemli olmalarına rağmen maalesef günümüze kadar ulaşamamıştır46.

Ünsî, Şehnâme-i Selçuk: Ünsî hakkında eski kaynaklarda herhangi bir bilgi

bulunmamaktadır. H. 785 yılında Halep’te Farsça olarak bitirdiğini söylediği manzum eserindeki kayda göre Horasan’dan Konya’ya III. Alaaddin Keykubâd zamanında gelmiştir. On altı bâbdan oluşan eserde Selçuklular, Karamanlılar ve Osmanlılarla ilgili bilgilere yer verilmiştir. Fuad Köprülü, Şehnâmenin içeriği bakımından tarihi hiçbir değeri olmayıp muhtemelen sonradan uydurulmuş olabileceğini, zira Farsça’yı bu denli az bilen ve vezinden hiç anlamayan bir müellifin bu şekilde bir manzum Selçuknâme yazmaya kalkışmasının çok şaşırtıcı olduğunu ifade eder. Müstensih İmam Hafız Hasan Efendi’nin, kitabın müellifini “Allâme-i asr” olarak göstermesini de oldukça yadırgayan Köprülü, esasen ne böyle bir şairin, ne de böyle bir eserin mevcut olmayıp çok sonradan uydurulduğunu kaydeder. Bu eser, kısa bir mukaddime, Farsça metni ve tercümesiyle birlikte Mesud Koman tarafından 1942 yılında Konya’da yayınlanmıştır47.

Yârcânî, Karaman Şâh-nâmesi: Karaman Devleti hükümdarlarından Alaaddin

Bey’in (757-793) Dehhânî tarafından kaleme alınan Şâh-nâme’yi gördükten sonra

45 Çiftçioğlu, 61-62.

46 Çiftçioğlu, 62; Ersen Ersoy, Ümran Ay, Hoca Dehhânî Hakkında Yeni Bilgiler, Divan Edebiyatı

Araştırmaları Dergisi, Sayı 15, 2015, 2’den akt. Bulut, 21.

(35)

13 kendi sarayı şairlerinden Yârcânî’yi de Karamanlı Şâh-nâmesi yazmaya memur etmiştir. Ali Emirî, Karaman Şehnâmesinin, Karamanoğlu Alâeddin Bey’in emriyle yazılmaya başlandığını ancak Dehhânî’nin ömrünün buna müsaade etmemesi nedeniyle geri kalanının Yarcanî tarafından tamamlandığını ifade etmektedir. Kaynaklarda kendisi ve eserleri hakkında herhangi bir bilgiye rastlanmayan Yârcânî’nin bu eseri henüz ele geçmiş değildir. Fakat yine Karamanlı şairlerden Şikârî bu Farsça manzum Şâh-nâmeyi nesir olarak Türkçeye çevirmiştir48.

Ahmed Nigîdî, Selçuk-nâme: Niğdeli Emir Şemseddin Dündar Bey adına mensur

olarak yazılan bu eser Farsça küçük bir Selçuklu tarihi örneğidir49.

Şehdî: Fatih Sultan Mehmed devri şairlerinden olan Şehdî’ye padişah tarafından

Şehnâme benzeri bir eser yazarak Osmanlı hanedanının tarihini ortaya koymasını istemiştir. Şehdî ömrü yetmediği için eserini planladığı şekilde bitirememiş, ancak dört bin beyit yazabilmiştir. Bu eseriyle Şehdî Osmanlı tarih yazıcılığında şehnameciliğin öncüsü sayılmaktadır 50. Eser günümüze ulaşamamıştır51.

Fethullah Ârifî: Babası Kâtip Derviş Şirazî, annesi meşhur İbrahim Gülşenî’nin

kızıdır. Kendisi hakkında verilen bilgiler tutarsızdır. Osmanlı hükümdar hanedanının ve özellikle Yavuz Sultan Selim’in kahramanlıklarını anlatan 6000 veya 8000 beyitlik Farsça Şehnâme’si ile tanınmıştır. Eski vezir-i azam Hadım Süleymān Paşa’nın 1538 senesinde yaptığı Hint Seferi’ni manzum olarak hikâye eden 2000 beyit tutarında olan Sefer-nâme-i Süleymân adlı eseri henüz ele geçmemiştir. Aynı zamanda hattat olan Ârifî 1562 yılında Mısır’da vefat etmiştir52.

48 Köprülü, 399-401’den akt. Gültekin, 247.; Şikârî, Karamanoğulları Tarihi, Mesud Koman (çev.),

Konya 1946, 15’ten akt. Çiftçioğlu 63.

49 Gültekin, 247.

50 Enverî, Düstürname-i Enverî Osmanlı Tarihi Kısmı (1299-1466). Haz. Necdet Öztürk. İstanbul:

Kitabevi Yayınları, 2003, XXVI’den akt. Erdal Taşbaş, Klasik Dönem Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserlerine Kısa Bir Bakış, Mediterranean Journal of Humanities mjh.akdeniz.edu.tr, Cilt I, Sayı 2, 2011, 217.

51 Abdulkadir Özcan, Fatih Devri Tarih Yazıcılığı ve Literatürü, Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler

Enstitüsü Dergisi, Sayı 14, 2003, 58; Abdulkadir Özcan, Osmanlı Tarihçiliğine ve Tarih Kaynaklarına

Genel Bir Bakış, FSM İlmî Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, Bahar 1, 2013, 274.

(36)

14

Eflatun-i Şirvânî: Şirvân’da doğan Türkmen asıllı şair, Farsça yazdığı şiirlerinde

Esirî, Türkçe yazdığı şiirlerinde Hazinî mahlasını kullanmıştır. Fethullah Ârifî’nin

yerine olaylı bir şekilde Şehnâmecilik mevkiini ele geçirmek için birçok hileye başvurmuş hatta idam edilmekten son anda kurtularak saraya Şehnâmeci tayin edilmiştir. Tezhip ve minyatürde usta bir şairdir. On fasıl şeklinde tasarladığı eserinin henüz üç faslını yazdıktan vefat etmiştir. Bu eser henüz ele geçmemiştir53.

Mahremî: Kanunî Sultan Süleyman’ın tahta oturmasından ordularını Bağdat’a

göndermesine kadar geçen olayları tanzim etmiştir54.

Seyyid Lokman: Eflatun-i Şirvânî’nin ölümü üzerine sarayın yeni Şehnâmeci olarak

tayin edilmiştir55. Urmiyelidir. Saray şairi olması nedeniyle çok sayıda eser yazmıştır. İlm-i nücûma dair bir eseri ve çok sayıda şiiri vardır. Bunlar dışında ‘Mucmilü’l-Tumar’ adlı 1584 yılına kadarki Osmanlı tarihi, III. Murād’a kadarki Osmanlı padişahlarının şahsiyet ve çehrelerini tasvir eden ‘Kıyâfetü’l-insâniyye fî Şemâili’l-Osmâniyye’ adlı eserleri de vardır. Şehnâme’si manzum bir kroniktir. Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan 1590 yılına kadar olan olayları içine alır. III. Selim döneminin olaylarını anlatan Farsça ‘Selim-nâme’ ve III. Murād’ın saltanatını anlatan ‘ŞehinŞehnâme’ adlı eserlerin de sahibidir. III. Murād’ın emriyle yazmaya başladığı ‘Hüner-nâme’yi tamamlayamamıştır56.

Talikî-zâde Mehmed: 1595 yılında Seyyid Lokman’ın yerine tayin olunmuştur. Yarım

kalan Hüner-nâme’yi kendi başına tamamlayamayınca Seyyid Lokman ile 6 yıl birlikte çalışmışlardır. Önceleri kâtiplik de yapmıştır. Görevi sırasında yazdığı üç eseri: Rumeli Beylerbeyi Ferhad Paşa’nın Erivân kuşatmasını anlatan Revâniye, Vezir-i azâm Osman Paşa’nın 1558 yılındakVezir-i TebrVezir-iz zaptını anlatan TebrVezir-izVezir-iye, Bosna valVezir-isVezir-i Hasan Paşa’nın ölümünden III. Mehmed’in tahta oturuşuna kadar geçen olayları ve kısaca Macaristan-Eflak seferlerini anlatan Şehnâme-i Hümâyûn’dur57.

53 Zeynep Tarım Ertuğ, “Hünernâme”, İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı, XVIII, 1998, 484;

Ardıç ve Franz, 20’den akt. Gültekin, 247.

54 Anbarcıoğlu, 7’den akt. Gültekin, 247. 55 Tarım Ertuğ, 484.

56 Ardıç ve Franz, 20’den akt. Gültekin, 247. 57 Ardıç ve Franz, 21’den akt. Gültekin, 247.

(37)

15

Kâtib Hasan Hukmî: İlk olarak divan kâtipliğine atanarak serasker Çıgala-zâde’nin

İran seferinde refakat etmiştir. 1601 yılında ise padişah fermanı ile Talikî-zâde’nin yerine tayin olunmuştur. Bu görevde on yıl kaldıktan sonra reisü’l-küttâb, nişancılık, sipahilere mukabeleci ve gibi görevlerde bulunmuştur. Mecmua ve inşa kitaplarında dağınık hâlde bulunan vaka ve parçaları olup müstakil bir Şehnâmesi yoktur58.

Mehmed Gani-zâde Nâdirî: Şam ve Kahire kadılıklarında bulunan Kadı

Abdülganî’nin oğlu olan şair Fezâilü’ş-Şâm’ı Türkçe’ye tercüme etmiştir. 1572 İstanbul doğumlu olup Hoca Sa’deddin’in öğrencilerindendir. Sahn Medresesi müderrisliği ile çeşitli yerlerde kadılık görevlerinde bulunan şairin divânı vardır. II. Osman’ın emriyle yazdığı Şehnâme’sinde II. Osman’ın kötü günlerinden ve Lehistan Seferi’nden bahsetmektedir. Bir diğer eseri olan Münşeât’ı da tarihî açıdan önemli belgeleri ihtiva etmektedir59.

İbrahim Mülhemî: Erzurumludur. Canbulad-zâde Paşa’nın hocası olması sebebiyle

‘Canbulad-zâde Hocası’ lakabıyla tanınır. Sahn Medresesi’ne kadar yükselmiş bir müderris olup, riyaziyeci yönüyle meşhur olmuştur. Mukaddimesi Türkçe olan Farsça eseri ‘Şehinşâh-nâme’sinde III. Murād’ın dönemi ve Bağdat Seferi ile I. Mustafa devrinin olayları anlatılmaktadır. Naîmâ’ya göre ‘Umûmî Tarih’ ve ‘Bizans ve Frank Tarihi’ adlı eserleri vardır. Birinci eserden ‘Murad-nâme’ olarak bahsedilir. Bunlardan başka ‘Fetihnâme-i Kara Boğdan’ adlı bir eseri daha vardır. Mülhemî saray Şehnâmecilerinin sonuncusudur60.

1.2.3.Şehnâme Tercümeleri61

Şehnâme’nin Türk Edebiyatı’nda çok sayıda çevirisi bulunmaktadır. En önemli çeviriler şunlardır62:

 Tatar Ali: Kansu Gavri adına manzum Şehnâme Tercümesi’ni 1510 yılında yazmıştır.

58 Ardıç ve Franz, 21’den akt. Gültekin, 248. 59 Ardıç ve Franz, 22’den akt. Gültekin, 248. 60 Ardıç ve Franz, 22’den akt. Gültekin, 248.

61 Şehnâme’nin başka dilleri de içine alan çevirileri için bakınız: Yıldırım, 40-41. 62 Gültekin, 249.

(38)

16  Şerifî-i Amidî: Kansu Gavri adına manzum Şehnâme Tercümesi’ni 1514 yılında yazmıştır. Topkayı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde (Hazine-1519) kayıtlı bulunan ve harekeli bir nesihle yazılmış olan bu çeviri iki cilt olup 1170 varaktır. Şerifî’nin Şehnâme’si üzerine Zühal Kültüral ve Latif Beyreli63 çalışmıştır.

 Mehdî: II. Osman adına 1621 yılında mensur olarak Şehnâme tercümesi yazmıştır.

 II. Murad devrine ait mensur Şehnâme tercümeleri vardır.  Hicri 951 yılında istinsah edilmiş olan tarihi yazmalar.

 Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanesinde bulunan mensur ve tamamlanmamış 2 adet yazma Şehnâme Tercümesi nüshası.

 Necati Lugal tarafından Vuller baskısına göre yapılmış Şehnâme tercümesi.

Türkiye’deki Kütüphanelerde tespit edilen diğer manzum ve mensur Şehnâme tercümeleri şunlardır64:

 II. Murat devrinde nesir şeklinde yapılan tercüme 328 varaktır. Yer yer manzum parçalar da barındıran eserin 16. yüzyılda istinsah edildiği tahmin edilmektedir. İçerisinde 9 adet minyatür bulunduran bu eser Topkapı Sarayı Merkez Kütüphanesi’nde 1518 demirbaş numarasıyla kayıtlıdır.

 II. Murat’ın devrinde yapılan bir diğer tercüme eser de Atatürk Kitaplığı’nda yer alan 101 demirbaş numaralı çeviri.

 Atatürk Kitaplığı Muallim Cevdet el yazmaları bölümünde yer alan şehnâme tercümesinin baş kısımları eksik olup 189 varaktır. Eserin mütercimi belli değildir.

Topkapı Sarayı Kütüphanesinde bulunan diğer Şehnâme tercümeleri şunlardır:  1116 demirbaş numarasıyla kayıtlı mensur Şehnâme çevirisinin mütercimi belli değildir.

 Hüseyin b. Hasan b. Muhammed el-Hüseynî tarafından 1510’da istinsah edilen eser 1170 varaklık manzum bir tercümedir. İçerisinde 62 adet minyatür mevcuttur. Bu çeviri yukarıda da adı geçen Şerif Âmedî tarafından yapılan tercümedir. Topkapı Sarayı

63 Şerifi Şehname Çevirisi için bakınız: Zühal Kültüral & Latif Beyreli, Şerîfî Şehnâme Çevirisi, Cilt:

1-2-3-4-, Ankara: TDK Yayınları, 1999.

64 Türkiyedeki kütüphanalerde tespit edilen diğer tercümeler bölümünde Seda Keçe, 17. Yüzyılda

Yapılmış Mensur Şehnâme Çevirisi 2. Cilt 04a - 27b Varaklar Arası, Marmara Üniversitesi Türkiyat

Araştırmaları Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Türk Dili Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi,

(39)

17 Kütüphanesi’nde 1519 demirbaş numarasıyla kayıtlıdır. Aynı kütüphane bu eserin başka nüshaları da vardır. Bunlar:

 1520 demirbaş numara ile kayıtlı 41 minyatürlü 310 varak olan bu nüsha Luhrasp dönemine gelene kadar geçen olayları anlatmaktadır.

 İstanbul’da Hüseyin b. Hasan tarafından 1544’te istinsah edilen büsha 617 varaktır. Bu nüsha da Luhrasp’ın tahta çıkışına kadar olan süreyi içine alır. 1521 demirbaş numarasıyla kayıtlıdır.

 Şehnâme tercümelerinin Topkapı Sarayı Kütüphanesi’ndeki son nüshası 1522 demirbaş numarası ile kayıtlı olan 572 varaklık nüshadır. Son sayfası eksik olan nüha da 55 adet minyatür bulunmaktadır.

Yukarıda bahsettiğimiz eserler dışında Şehnâme tercümeleri şu kütüphanelerde bulunmaktadır: İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi (Demirbaş Numarası: 6131-6133), İstanbul Üniversitesi İslam Araştırmaları Merkez Kütüphanesi (Demirbaş Numarası: 22), Süleymāniye Kütüphanesi-Hüsrev Paşa- (Demirbaş Numarası: 370), Süleymāniye Kütüphanesi –Reisülkittap- (Demirbaş Numarası: 631), Süleymāniye Kütüphanesi – Darülmesnevi- (Demirbaş Numarası: 983), Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi (Demirbaş Numarası: 671), Köprülü Kütüphanesi –Fazıl Ahmet Paşa- (Demirbaş Numarası: 1063).

Şimdiye kadar günümüz Türkçesiyle tam bir çevirisi yapılamayan bu büyük eserin daha önce Türkçeye çevrilmeyen 27.507 dizesini içine alan ilk tam çevirisi Prof. Dr. Nimet Yıldırım tarafından yaklaşık altı yılda tamamlanmış ve 2016 yılında Kabalcı Yayıncılık tarafından “Şahnâme II” adıyla yayımlanmıştır65. Yıldırım ve Lugal’ın neşrettikleri Türkçe çevirileri birlikte değerlendirildiğinde tarihe ışık tutan bu önemli eser, ilk defa bir bütün olarak bilim dünyasının istifadesine sunulmuştur.

65 Firdevsî, Şahnâme II, Nimet Yıldırım çev., İstanbul: Kabalcı Yayıncılık, 2016; Nimet Yıldırım,

Şahnâme I-II, Şahnâme’nin Türkçe Tam Metin İlk Çevirisi,

(40)

18 1.2.4.Şehnâme’nin Vezni

Aruzun “FeǾûlün FeǾûlün FeǾûlün FeǾûl” vezninin Türk fonetiğine çabuk ve rahatlıkla uyduğu ve ahenk yönüyle de Türk şairleri tarafından tercih edildiği bir gerçektir66. Türk şiirinde kullanılan ilk aruz vezni Şehnâme veznidir. Yusuf Has Hacib’in eseri Kutadgu Bilig de bu vezinle yazılmıştır. Doğu Türklerine ait Atabetü’l-Hakayık, Mu’înü’l-Mürîd ve Cevâhirü’l-Esrâr gibi eserlerde de Şehnâme vezninden yararlanılmıştır. Şehnâme vezni bu eserlerden sonraki dönemlerde de Doğu Türk Edebiyatı’nda çok önemli bir yer edinmiştir. İzzeddin Ahmed, Süheyl ü Nevbahâr’ı mütekarib bahriyle yazmıştır. Şiirlerinde bu vezni kullanan şairler arasında Yahya Bey, Hâletî, Şeyhü’l-İslâm Yahya, Sâbit, İzzet Molla ve Fuzulî gösterilebilir67. Şehnâme tarzında meydana getirilen birçok eserde genellikle Firdevsî’nin telif ettiği tarzda “Şehnâme vezni” de denilen “FeǾûlün FeǾûlün FeǾûlün FeǾûl” vezni ve mesnevi tarzında kaleme alınmıştır68.

1.2.5.Üzerine Çalışılan Tercüme Hakkında Genel Bilgiler

Tezimize konu olan eserin tamamı 390X250 mm ölçülerinde 1778 varak olup üç cilt hâlindedir. H 1187 / M 1773 yılında Derviş Mustafa tarafından istinsah edilen eser İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesinde 6131 (I. cilt), 6132 (II. cilt), 6133 (III. cilt) demirbaş numaralarıyla kayıtlıdır69. İçerisinde minyatürler de barındıran eserin her bir sayfası 25 satırdan oluşmaktadır. Çalışmamız bu üç ciltlik eserin II. Cilt 284b-419b varakları arasındaki bölümü kapsamaktadır. Üzerinde çalıştığımız bölümde dört de minyatür bulunmaktadır. Ancak bu minyatürler bize verilen kayıtlarda kesilmiştir.

İncelediğimiz eserin son kapak sayfasında sol üst köşede “ez-metrūkāt-ı Veliyyü’d-dįn Efendi-zāde” ibaresi vardır. Dönemin şeyhülislamlarından olan Veliyyüddin Efendi’nin (ö. 1182/1768) kitap toplamaya hevesli bir devlet adamı olduğu bilinmektedir. Veliyyüddin Efendi Beyazıt Camii bitişiğinde bir kütüphane inşa ettirmiş ve elindeki kitapları bu kütüphaneye bağışlamıştır. Veliyyüddin Efendi’nin

66 Anbarcıoğlu, 8’den akt. Gültekin, 249. 67 Gültekin, 249.

68 Kadir Alper, Türk Edebiyatında Süleymân-nâmeler Turkish Studies - International Periodical For

The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 9/7 Summer 2014, 148.

69 Ciltlerle ilgili bilgiler için bk.

http://katalog.istanbul.edu.tr/client/tr_TR/default_tr/search/results?qu=Dervi%C5%9F+Mustafa%2C %C3%A7ev, 16 Mayıs 2017.

(41)

19 küçük oğlu Hacı Mehmet Efendi (ö. 1220/1806) de babasının yaptırdığı kütüphane için kitaplar satın alarak kütüphanenin gelişmesine katkıda bulunmuştur70. Eserimizdeki “ez-metrūkāt-ı Veliyyü’d-dįn zāde” yani “Veliyyüddin Efendi-zade’nin mirasından” ibaresine göre bu Şehnâme tercümesi Veliyyüddin Efendi’nin oğlu tarafından bu kütüphaneye bağışlanmış olabilir.

Eser baştan sona kahramanlık hikâyesidir ve içerisinde İranlılar ile Turanlıların destansı mücadeleleri anlatılır. Bu mücadelelerle alakalı birçok kahraman adı da ilgili bölümlerde nakledilmektedir. Üzerinde çalıştığımız bölüm Efrasiyab ve Rüstem’in savaşı ile başlar.

Eserde Şehnâme’nin müellifi olan Firdevsî’nin gerçek ismi geçmemekle birlikte bir yerde “Firdevsį-i Ŧūsi” şeklinde kırmızı renkli olarak tespit edilmiştir. O bölüm “haberler rivayet eden ve eserler nakleden Uzun Firdevsî’nin sözüne göre” anlamında “Rāviyān-ı aħbār ve nāķılān-ı āŝār Firdevsį-i Ŧūsį ķavlince 284b/25” şeklindedir.

Eserde en dikkat çekici özelliklerin başında Eski Farsça olarak da bilinen Pehlevîce kelimelerin sıklığı gelmektedir. Bunun nedeninin Firdevsî’nin İranlıları eski köklerine götürerek yeniden dilirişlerini sağlamak olduğu düşünülebilir. Pehlevîceden başka Arapça ve Türkçe kelimeler yoğunluktadır. Yine eserde dönemin ağız özellikleri, atasözü ve deyimler, ikileme-yinelemeler, yansıma kelimeler dikkati çekmektedir:

Ağız özelliği: ķıçın ķıçın gidüp śandalįsi öñinde göti üzerine oturavardı

372a/4-5.

Atasözü : śu uyur düşmānuyumaz 289a/23-24, el elden üstündür 323a/14, Ayaġıyla varana ölüm olmaz 388a/1-2.

Deyim: Ǿaķlı başından git- 285a/11, dişine ŧaş vir- 389b/2, ķan ķaşan-

381a/22.

İkilemeler-yinelemeler: pāre pāre 288a/17, bölük bölük 303b/11, şöyle

böyle 333b/11.

Yansıma Sözler: kütürdi 311a/14, küt-ā-küt 332a/12, gürredek 367b/4.

70 Tahsin Özcan, Veliyyüddin Efendi, İslam Ansiklopedisi, Cilt 43, Türkiye Diyanet Vakfı, 2013,

40-42; İsmail E. Erünsal Veliyyüddin Efendi Kütüphanesi, İslam Ansiklopedisi, Cilt 43, Türkiye Diyanet Vakfı, 2013, 42; https://www.mumsema.org/arap-islam-alimleri/193797-haci-veliyuddin-efendi-hayati-hakkinda-bilgi.html, 18 Mayıs 2017.

Şekil

Tablo 1: Derviş Mustafa’nın İstinsah Ettiği Tercüme Üzerine Yapılan Lisansüstü Çalışmalar

Referanslar

Benzer Belgeler

12 Maksiller sinüste medial, posterior veya inferior bölge tutulumu varsa, transnazal endoskopik medial maksillektomi yapılmalıdır.17 Maksiller sinüs anterior ve lateral

Araştırmada elde edilen bulgulara göre fotografik invazyon, sanatın mülkiyet kavramına tepki olarak ortaya çıkan bir türü olan grafitti sanatının dijital versiyonuna

Eski Türkçede “-sAr” olarak kullanılan şart kipi, metinde de standart Türkiye Türkçesinde olduğu gibi “sA” şeklinde kullanılmıştır..

PAM3 supports the generation of M2-like macrophages from lupus patient monocytes and improves disease outcome in murine lupus. Horuluoglu B, Kayraklioglu N,

As a result, pertussis is a rare cause of secondary CNS, therefore edema or proteinuria, which can be detected in infants who are followed due to pertussis, should be stimu- lating

Özellikle gelenek içerisinde büyüklüğü kabul edilen şairlerin ve âşıkların şiirlerine benzek denilen nazireler yazılmış veya söylenmiştir.Divan edebiyatının

(146) tarafından yaş ve VKİ açısından farklı ancak daha sonra yaş ve VKİ açısından benzer olacak şekilde ayarlanmış PKOS’lu ve sağlıklı kadınlarla

When words or word groups are analyzed in a sentence using phrase structure, clues can be got about the text.. Using word phrases and their meanings help to make