• Sonuç bulunamadı

Üniversite ve milli cemiyet

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Üniversite ve milli cemiyet"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Üniversite ve Millî Cemiyet

W » A T I Üniversitelerinin bün- yeleri iyi bilinmelidir iri kendi Üniversitelerimiz için on­ lardan iy i örnekler alabilelim. Vakıa 1934 de tstanbulda verdim bir konferansında Massignon, dün yada Üniversiteye benzer ilk te­ şekkülün Türkler tarafından ku­ rulduğunu söylemişti. Selçukî Ve ziri Nizam-ül-mülk’ün emriyle Bağdatta kurulan Nizamiye M ed­ resesi' Gamdaki Üniversitelerden bir asır önceye aittir. Fakat Avru pada Üniversiteler skolastik mek­ teplerin tekâmülünden doğduğu halde, bizde medreselerin yıkılma smdan önce ve sonra, onların dı­ şında Batı zihniyetine göre yeni bir müessese doğduğu için, bu müesseseyi bazılarının yaptığı gibi eski medreselerin devamı sayma­ ğa fiilen imkân yoktur. Eski med reselerimizin miisbet eser verdiği devirlerle öğünmek ve onların ta rihini yapmak başlıca vazifelerimiz den olmakla beraber, hâdisenin bizde Garpdakinden farklı cere­ yan ettiğini ve eskinin dışında o- nunla mücadele ederek kurulan yeni bir teşekkül olduğunu da u- nutmamak lâzım gelir. Bu yeni teşekkül ister istemez kendisine örnek olarak Avrupa ve Am eri- kadaki modern Üniversiteleri ala çaktır. Mevzuatında. binasında, teşkilâtında, ilmi çalışmalarında onları model tutacaktır. Avrupa ve Amerikada tek bir Üniversite tipi olmadığı için, onların tama- miyle tetkik edilmesi kendimize en elverişli olan unsurları seçme­ mize veya en elverişli bulduğu­ muz tipleri kendi muhit şartları­ mıza göre almamıza yardım ede­ bilir. Kendi başımıza yeni bir tip yaratmak şimdiki halde gelenek­ ten çıkarılarak mümkün olmadığı için, ancak bir çok tiplerin tecrü­ besinden sonra en başarılı olanı kendini empoze ederek ilerde Türk Üniversitelerinin geleneğine temel hizmetini görebilir.

Üniversite kanunlarının demok­ ratik olmasına dair düşünceler ileri sürülebilir. Sühesiz (evvelce bir yazımda söylediğim gibi) İlk Cağda ilim müesseseleri bir sınıf veya kastın inhisarı altında idi. Or tacağda medreseler teokratik zih­ niyetten mülhem idiler. İlm î zih­ niyetin kuvvetli zamanında dahi bu zihniyet bütün medreselerde hüküm sürüyordû. Monarşinin kuvvetle yerleştiği devirde ilim müesseseleri kralın emrinde idi. Fakat milletlerin bütün dünyada uyandığı bir devirde ilim müesse selerine bu kuvvetlerden hiçbiri­ nin karısmıyacağı meydandadır. Ancak bunlar millî bir cemiyette de bâzı kayıt ve şartlara bağlıdır­ lar. A rtık bir kastın, kilisenin,

monarkm değil fakat milletin ih­ tiyaçlarına ve gâyelerine göre ça­ lışmaları kendilerinden istenmekr tedir. V Ancak, ilmin millî gaye ve

ihti-Yazan:

Hilmi Ziya Ülken

yaclara göre çalışması demek, kit lenin keyif ve hevesine göre ka­ naatlerini değiştirmesi, gayri ilmi olması demek değildir. Hattâ böy­ le bir arzu kitlenin istikrarsız psi­ kolojisi tarafından izhar edilmiş olsa bile, İlim müesseselerinin bu­ na uyması milli cemiyetin hakikî gaye ve ihtiyaçlarının aleyhine­ dir. Millî oir cemiyet içinde ilim müesseselerinin başlıca fonksiyo­ nu milli gayelere ilim vasıtasiyle ve yalnız ilmi zihniyetle hizmet etmektir. Herhangi bir tesirle bu zihniyetten ayrıldığı zaman fonk­ siyonunu yapmamış ve cemiyete ihanet etmiş olur. Totaliter bir ce miyette diktatörün diktasiyle tem­ sil edilen halkın irâdesi bâzan ilim müesseselerini gayelerinden uzak­ laştırdığı olmuştur. Fakat bu buh ran devirleri geçtikten sonra biz­ zat o milletler bu müesseselerden hesap sormuşlar, yahut bu mües­ seseler baskıdan kurtulduktan sonra, yeniden h ayata kavuşmuş lardır.

Üniversitelerin iç tüzüklerinde­ ki maddelerin demokratik olma­ sına gelince, bu noktanın yanlış anlaşılması ve hâtâlı istikametlere kayması çok mümkündür. Bütün demokratik cemiyetler şekilsiz ve tek bir halk kitlesinden ibaret de ğildir. İçtimai tabakalar, meslek birlikleri, muhtelif içtimai müees- seselere ait türlü fonksiyonlar ve mertebelenmelerden (hierarchie) teşekkül ederler. Bir nevi ehrama benzeyen bu teşekkülleri kaldırın­ ca, geriye yalnız halk kalabalığı ve kitle kalır. Bu kitle kabileler­ den en üstün cemiyetlere kadar her yerde rakamla ifade edilir ve biribirinin aynıdır. Milleti öte­ ki cemiyetlerden ayıran tabaka- lanmasımn, iş bölümünün, mües­ seseler içindeki hlerarchieTerinin hususiyetidir. Bir mertebelenme muayyen bir müessese veya

mes-ÇÖK BÜYÜİT

b

İR KAYIP

Kara Harb A- kademi öğret­ menlerinden çok değerli arkada­ şımız Kur. Albay C İH A * ARNA vazife. başında vefat etmiştir. Cenazesi bugün 19 Mart 195« öğ­ le namazını mü­ teakip Fatih Ca­ miinden alınarak Edirnekapıdakl Şe­ hitliğe defnedilecektir. Merhum va­ zife kurbanı arkadaşımıza Allahtan mağfiret niyaz eder, ailesi efradına baş sağlığı dileriz.

Harb Akademileri mensupları

lek içinde çalışanların vazife ve salâhiyet bakımından derecelen­ mesi demektir. Fakat bu derece­ lenmenin ne kasla, ne içtimai smıf la alâkası yoktur. Her meratip ve­ ya mertebelenmede esas merdive- t nin alt basamağından üst basama­ ğına doğru meslekî çalışmalarla, ehliyetin isbatı ile vükselme im­ kânının bulunmasıdır. Fakat bir hiérarchie ancak kendi içinde de­ rece nizamma riayet edildiği nis­ pette işleyebilir, ve hiérarchie'nin kanunu bu nizama karşı hürmeti tâyin öder. Depıokratik cemiyette askerlik, memuriyet, öğretme ve ilim müesseseleri gibi bir çok mertebe nizamları vardır. Bu mer­ tebe nizamları ve onların iç tüzük lerine mutlak riayet sayesindedir ki zamanımızın milli cemiyetleri a yakta duruyorlar. Demokratik ce­ miyette hürriyet ve müsavat pren sipleıinin hâkim olduğunu ileri sürerek bu cemiyetleri meydana getiren müessese ve meslek mer­ tebelerinin bu hürriyet ve müsa­ vat prensibine aykırı olduğunu zannetmek bu cemiyetlerin mahi­ yetinden habersiz olmaktır. Böyle bir şeyin biran için gerçekleşti­ ğini farzetsek, modern demokra­ silerin hâkim bulunduğu milletler de derhal en mukaddes vazifeleri gören müesseselerin çökmesi ve o milletlerin yok olması lâzım gelir­ di ki. bu da böyle bir düşüncenin saçmalığını göstermeye yeter.

Referanslar

Benzer Belgeler

Ney ve nısfiyeyi, mest olduğu demlerde; gelişi güzel, fakat bir bahçeden rastgele toplanan çiçekler gi­ bi, hoş çalar ve ayık olduğu zamanlarda ise; değil

Türkiye’nin Akdeniz k›y›lar›n› do¤rudan ya da dolayl› olarak etkilemesi olas› depreflim dalgalar›n›n, son yüzy›ldaki deprem merkezleri kullan›larak tahmin

Bu çalışmada belirlenen değerler (dikey sapmanın en yüksek mutlak değeri 4°, ortanca değeri kadınlarda 2° ve erkeklerde 2,5°) sağlıklı Türk genç erişkinler için

Literatürde en sık uygulanan ve önerilen adölesan sağlığını geliştirme programlarının beslenme, egzersiz, hijyen, uyku, alkol, ilaç, sigara kullanımı ve

Hatta Gagarin ilk kez uzay uçuşunu ba­ şarmadan önce, yanılmı­ yorsam altı ay kadar ön­ ce, Paris'te uzay resimleri sergiledim.. Bunları ya­ parken elbette

Kanında kurşun yüksek çıkan işçiler Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi’nde bazen birkaç hafta, bazen birkaç ay tedavi görüyor, sonra yine işbaşı yapıyor.. Kurşun bir

• 1950-60 arasında öğretmenler için müze ile eğitim el kitabı, UNESCO Bölge Semineri kitapçığı Türkçe’ye çevrisi, Kültür şuralarında müze eğitimi vurgusu.

‘Skolastik’ Kavramı: Bu kavram, Latince ‘schola’ (okul) sözcüğünden gelmektedir. ‘Okulluk’, ‘okula ilişkin’, ‘okulla ilgili’ demek olup, tam bir okul