• Sonuç bulunamadı

Okul öncesi dönem çocuklarının sosyal beceri ve problem davranışları ile ebeveynlerinin duygusal zeka düzeyleri ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Okul öncesi dönem çocuklarının sosyal beceri ve problem davranışları ile ebeveynlerinin duygusal zeka düzeyleri ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi"

Copied!
172
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)
(2)

OKUL ÖNCESİ DÖNEM ÇOCUKLARININ SOSYAL BECERİ VE

PROBLEM DAVRANIŞLARI İLE EBEVEYNLERİNİN DUYGUSAL

ZEKA DÜZEYLERİ VE YAŞAM DOYUMLARI ARASINDAKİ

İLİŞKİNİN İNCELENMESİ

Nur Aylin Canbolat

YÜKSEK LİSANS TEZİ

TEMEL EĞİTİM ANABİLİM DALI

GAZİ ÜNİVERSİTESİ

EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

(3)

i

TELİF HAKKI VE TEZ İZİN FORMU

Bu tezin tüm hakları saklıdır. Kaynak göstermek koşuluyla tezin teslim tarihinden itibaren yirmi dört (24) ay sonra tezden fotokopi çekilebilir.

YAZARIN

Adı : Nur Aylin Soyadı : CANBOLAT

Bölümü : Okul Öncesi Öğretmenliği İmza :

Teslim tarihi :

TEZİN

Türkçe Adı: Okul öncesi dönem çocuklarının sosyal beceri ve problem davranışları ile ebeveynlerinin duygusal zeka düzeyleri ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

İngilizce Adı: Research on the correlations between emotional questioning level and life satisfactions of parents and problem behaviors and social skills of pre-scholl children

(4)

ii

ETİK İLKELERE UYGUNLUK BEYANI

Tez yazma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyduğumu, yararlandığım tüm kaynakları kaynak gösterme ilkelerine uygun olarak kaynakçada belirttiğimi ve bu bölümler dışındaki tüm ifadelerin şahsıma ait olduğunu beyan ederim.

Yazar Adı Soyadı : Nur Aylin CANBOLAT İmza:

(5)
(6)

iv

(7)

v

TEŞEKKÜR

Bu araştırmada; okul öncesi dönem çocuklarının sosyal beceri ve problem davranışları ile ebeveynlerinin duygusal zeka düzeyleri ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Özgün olan bu çalışmanın okul öncesi eğitimi alanına katkılar sağlayacağı ve konuya yönelik yapılacak yeni araştırmalara öncülük edeceği düşünülmektedir.

Araştırma sürecinde akademik rehberliğini, desteğini ve zamanını hiç esirgemeyen, ilgisini, sabrını ve güvenini her zaman hissettiğim, kişiliğini ve akademik başarısını örnek aldığım çok kıymetli hocam, tez danışmanım Sayın Doç. Dr. Saide ÖZBEY’ e çok teşekkür ederim.

Araştırmada kullanılan “Schutte Duygusal Zeka Ölçeği” ile ilgili gerekli desteği gösteren Yrd. Doç. Dr. Arkun TATAR’a, “Yaşam Doyumu Ölçeği” ile ilgili desteğini gösteren Doç. Dr. Mithat DURAK’a çok teşekkür ederim.

Araştırmanın veri toplama aşamasında yardımlarını esirgemeyen meslektaşlarıma, görüşleriyle araştırmaya dahil olan tüm anne babalara ve çalışmanın en stresli aşamalarında daima desteklerini hissettiğim, her daim bana güvenen, güç veren sevgili dostlarıma çok teşekkür ederim.

Hayatım boyunca, sonsuz özverisiyle her zaman yanımda olan, koşulsuz sevgisiyle huzur bulduğum canım annem. Beni her daim cesaretlendiren ve motive eden canım ablam. Araştırma sürecindeki en büyük destekçim, hayat arkadaşım..Teşekkürlerimin en kıymetlisi sizin için..

(8)

vi

OKUL ÖNCESİ DÖNEM ÇOCUKLARININ SOSYAL BECERİ VE

PROBLEM DAVRANIŞLARI İLE EBEVEYNLERİNİN DUYGUSAL

ZEKA DÜZEYLERİ VE YAŞAM DOYUMLARI ARASINDAKİ

İLİŞKİNİN İNCELENMESİ

(Yüksek Lisans Tezi)

Nur Aylin Canbolat

GAZİ ÜNİVERSİTESİ

EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

Mayıs, 2017

ÖZ

Araştırma okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48-72 aylık çocukların sosyal beceri ve problem davranışları ile ebeveynlerinin duygusal zeka düzeyleri ve yaşam doyumları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma ebeveynlerin duygusal zeka düzeylerinin ve yaşam doyumlarının, çocukların sosyal beceri ve problem davranışlarını ne derece etkilediğini saptamak açısından önem taşımaktadır. Araştırma genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmada, “Genel Bilgi Formu”, “Sosyal Beceri Ölçeği”, “Problem Davranış Ölçeği”, “Schutte Duygusal Zeka Ölçeği” ve “Yaşam Doyumu Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Yenimahalle merkez ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ilkokulların anasınıflarına, bağımsız anaokullarına ve özel anaokullarına devam eden 48-72 aylık okul öncesi dönem çocukları ve bu çocukların anne-babaları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini evrenden basit rastgele örnekleme yoluyla seçilen 332 çocuk ve bu çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır. Çocukların “Sosyal Beceri Ölçeği”nden aldıkları puanlar, çocukların cinsiyeti, okul öncesi eğitim kurumunun türü, kardeş sayısı, annenin öğrenim durumu, babanın öğrenim durumu gibi değişkenlere göre farklılık göstermekte, doğum sırası, annenin yaşı

(9)

vii

ve babanın yaşı gibi değişkenlere göre farklılık göstermemektedir. Çocukların “Sosyal Beceri Ölçeği”nin toplamından aldıkları puanlar ile ebeveynlerin “Duygusal Zeka Ölçeği”nden aldıkları toplam puanlar arasında pozitif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. Çocukların “Sosyal Beceri Ölçeği”nden” aldıkları puanlar ile ebeveynlerinin “Yaşam Doyumu Ölçeği’nden” aldıkları puanlar arasından anlamlı ilişki saptanmamıştır. Çocukların problem davranışları, çocukların cinsiyeti, okul öncesi eğitim kurumun türü, annenin öğrenim durumu, babanın öğrenim durumu gibi değişkenlere göre farklılık göstermekte, doğum sırası, kardeş sayısı, annenin yaşı, babanın yaşı gibi değişkenlere göre farklılık göstermemektedir. Çocukların “Problem Davranış Ölçeği”nin toplamından aldıkları puanlar ile ebeveynlerin “Duygusal Zeka Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasında negatif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişki saptanmıştır. Çocukların ‘Problem Davranış’ ölçeğinden aldıkları puanlar ile ebeveynlerinin “Yaşam Doyumu” ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. Ebeveynlerin yaşam doyumları ile duygusal zeka düzeyleri arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Anne ve babaların “Duygusal Zeka Ölçeği’nin” tüm alt boyutlarından ve ölçeğin toplamından aldıkları puanlar arasında annelerin lehine anlamlı farklılık bulunduğu saptanmıştır. Anne ve babaların “Yaşam Doyumu Ölçeği’nden” aldıkları puanlar arasında anlamlı farklılık saptanmamıştır.

Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Çocuk, Sosyal Beceri, Problem Davranış, Duygusal Zeka, Yaşam Doyumu

Sayfa Adedi: 151 sayfa

(10)

viii

RESEARCH ON THE CORRELATIONS BETWEEN EMOTIONAL

QUESTIONING (EQ) LEVEL AND LIFE SATISFACTIONS OF

PARENTS AND PROBLEM BEHAVIOURS AND SOCIAL SKILLS OF

PRE-SCHOOL CHILDREN

(M.S Thesis)

Nur Aylin Canbolat GAZI UNIVERSITY

GRADUATE SCHOOL OF EDUCATIONAL SCIENCES May, 2017

ABSTRACT

This research has targeted the interrelations between emotional questioning and life satisfactions of parents and social skills of pre-school children, who are 48-72 months old, attending to a pre-school education institution. This study has a crucial importance on defining how much the level of emotional questioning of parents and their life satisfactions effective on social skills of children and their problem behaviours. The research is in the model of coherent scanning which is one of the general scanning models. In this study, “General Information Form”, “Scale of Social Skill”, “Problem Behaviours Scale”, “Schutte Emotional Questioning Scale”, and “Life Satisfaction Scale” was applied. The universe of this research has been constituted by pre-school children (48-72 months old) who attend at public kindergartens affiliated to Ministry of National Education (MEB), independent kindergartens and private kindergartens and their parents who live in Yenimahalle central district of Ankara province during 2015-2016 academic year. The sample of the study consisted of 332 children selected by simple random sampling from the universe and the parents of these children. As a result of the research, the social skills of the children differ according to the variables such as gender of the children, the type of pre-school education institution, the number of siblings, education level of the mother, educational level of the father. However, it does not differ according to the variables such as the order of birth and the age of the parents. In addition, a positively observed

(11)

ix

correlation between the points which achieved by children’s “Social Skill Scale” and the total points of parents’ which achieved by “Emotional Questioning Scale” at the end of the research. There is no relationship has been correlated between the points achieved by children through “Social Skill Scale” and the points achieved by parents through “Life Satisfaction Scale”. The problem behaviors of children differ according to variables such as gender of the children, the type of pre-school education institution, education level of the mother and education level of the father. However, it does not differ according to variables such as the order of birth, the number of siblings, the age of the parents. A low level of negative meaningful correlation has been found between the scores of the children’s “Problem Behaviour Scale” and the scores of the parents “Emotional Intelligence Scale.” There was no significant relationship between the scores of the chilren’s “Problem Behaviour Scale” and the scores of the parents “Life Satisfaction Scale. A positive correlation has been observed between the life satisfactions of parents and their level of emotional intelligence. From the points of parents through all the sub dimensions of “Emotional Intelligence Scale” and the total points achieved from the scale, a meaningful difference on behalf of mothers has been recognised. No meaningful difference has been defined among the points achieved by mothers and fathers through “Life Satisfaction Scale”.

Key Words: Pre-School Education, Child, Social Skills, Behavior Problems, Emotional Intelligence, Life Satisfaction

Page Number: 151 pages

(12)

x

İÇİNDEKİLER

TABLOLAR LİSTESİ ... xiv

SİMGELER VE KISALTMALAR ... xviii  

BÖLÜM I. ... 1   GİRİŞ ... 1   Problem Durumu ... 1   Araştırmanın Amacı ... 4   Araştırmanın Önemi ... 6   Sayıltılar ... 8 Sınırlılıklar ... 8 Tanımlar ... 8 BÖLÜM II. ... 10 KURAMSAL TEMELLER ... 10 Sosyal Beceriler ... 10

Erken Çocukluk Döneminde Sosyal Becerilerin Gelişimi ve Önemi ... 12  

Sosyal Becerilerin Gelişimini Etkileyen Faktörler ... 15  

(13)

xi

Problem Davranış ... 17

Problem Davranışların Önlenmesinde Ailenin Rolü ... 19  

Duygusal Zeka ... 20

Duygusal Zekanın Bireyin Yaşamındaki Önemi ... 21  

Duygusal Zeka Gelişimini Etkileyen Faktörler ... 22  

Duygusal Zekası Yüksek Bireylerin Özellikleri ... 24  

Yaşam Doyumu ... 25

Yaşam Doyumunun Tanımı ve Önemi ... 25  

Yaşam Doyumunun Gelişimini Etkileyen Faktörler ... 26  

Yaşam Doyumu Yüksek Bireylerin Özellikleri ... 27

Duygusal Zeka ve Yaşam Doyumu Arasındaki İlişki ... 28

BÖLÜM III. ... 30

İLGİLİ ARAŞTIRMALAR ... 30  

Sosyal Beceri ve Problem Davranış İle İlgili Araştırmalar ... 30

Yurt İçinde Yapılan Araştırmalar ... 30

Yurt Dışında Yapılan Araştırmalar ... 33

Duygusal Zeka İle İlgili Araştırmalar ... 36

Yurt İçinde Yapılan Araştırmalar ... 36

Yurt Dışında Yapılan Araştırmalar ... 38

Yaşam Doyumu İle İlgili Araştırmalar ... 40

Yurt İçinde Yapılan Araştırmalar ... 40

(14)

xii

BÖLÜM IV. ... 43  

YÖNTEM... 43

Araştırma Modeli ... 43  

Evren ve Örneklem ... 44

Veri Toplama Araçları ... 44

Genel Bilgi Formu ... 46

Anaokulu ve Anasınıfı Davranış Ölçeği (Sosyal Beceri Ölçeği ve Problem Davranış Ölçeği) ... 46  

Duygusal Zeka Ölçeği ... 47  

Yaşam Doyumu Ölçeği ... 48

Verilerin Toplanması ... 48  

Verilerin Çözümlenmesi ... 48  

BÖLÜM V... 52  

BULGULAR VE TARTIŞMA ... 52

Örneklemin Demografik Özelliklerine İlişkin Bulgular ... 52  

Sosyal Beceri Ölçeği’ne İlişkin Bulgular ... 55  

Problem Davranış Ölçeği’ne İlişkin Bulgular ... 85  

Duygusal Zeka Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği’ne İlişkin Bulgular ... 114

BÖLÜM VI. ... 118

SONUÇ VE ÖNERİLER ... 118

Sonuçlar ... 118

(15)

xiii

Çocukların Problem Davranışlarına İlişkin Sonuçlar ... 119  

Ebeveynlerin Duygusal Zeka ve Yaşam Doyumuna İlişkin Sonuçlar ... 121  

Öneriler ... 121

Ailelere Yönelik Öneriler ... 121  

Eğitimcilere Yönelik Öneriler ... 122  

Araştırmacılara Yönelik Öneriler ... 123  

KAYNAKLAR ... 124  

EKLER ... 144  

EK 1. Genel Bilgi Formu ... 145  

EK 2. Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğünden Alınan Araştırma İzin Onayı ... 148

EK 3. Schutte Duygusal Zeka Ölçeği Kullanım İzni ... 150  

(16)

xiv

TABLOLAR LİSTESİ

Tablo 1. Ölçekler ve Alt Faktörlerine Ailt Cronbach Alpha Güvenirlik Katsayıları ... 45 Tablo 2. Ölçeklerden Elde Edilen Puan Dağılımına Ait Kolmogorov-Smirnov Z Testi

Sonuçları ... 49

Tablo 3. Ölçeklerden Elde Edilen Puan Dağılımına Ait Levene Testi Sonuçları ... 50 Tablo 4. Çocukların Demografik Özelliklerine İlişkin Frekans ve Yüzde Dağılımları ... 52 Tablo 5. Çocukların Ailelerinin Demografik Özelliklerine İlişkin Frenkans ve Yüzde

Dağılımları ... 53

Tablo 6. Çocukların Cinsiyetlerine Göre Sosyal Beceri Ölçeği ve Alt Boyutlarından

Aldıkları Puanlara İlişkin Mann-Whitney H Testi Sonuçları ... 56

Tablo 7. Çocukların Devam Ettikleri Okul Öncesi Eğitim Kurumunun Türüne Göre Sosyal

Beceri Ölçeği ve Alt Boyutlarından Aldıkları Puanlara İlişkin Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 59

Tablo 8. Çocukların Doğum Sırasına Göre Sosyal Beceri Ölçeği ve Alt Boyutlarından

Aldıkları Puanlara İlişkin Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 61

Tablo 9. Çocukların Kardeş Sayısına Göre Sosyal Beceri Ölçeği ve Alt Boyutlarından

Aldıkları Puanlara İlişkin Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 63

Tablo 10. Çocukların Annelerinin Öğrenim Durumuna Göre Sosyal Beceri Ölçeği ve Alt

Boyutlarından Aldıkları Puanlara İlişkin Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 65

Tablo 11. Çocukların Babalarının Öğrenim Durumuna Göre Sosyal Beceri Ölçeği ve Alt

(17)

xv

Tablo 12. Çocukların Annelerinin Yaşına Göre Sosyal Beceri Ölçeği ve Alt Boyutlarından

Aldıkları Puanlara İlişkin Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 71

Tablo 13. Çocukların Babalarının Yaşına Göre Sosyal Beceri Ölçeği ve Alt Boyutlarından

Aldıkları Puanlara İlişkin Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 73

Tablo 14. Çocukların Sosyal Beceri Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar İle Annelerinin

Duygusal Zeka Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar Arasındaki İlişkiye Ait Spearman's Rho Testi Testi Sonuçları ... 75

Tablo 15. Çocukların Sosyal Beceri Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar İle Babalarının

Duygusal Zeka Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar Arasındaki İlişkiye Ait Spearman's Rho Testi Testi Sonuçları ... 77

Tablo 16. Çocukların Sosyal Beceri Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar İle Ebeveynlerinin

Duygusal Zeka Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar Arasındaki İlişkiye Ait Spearman's Rho Testi Testi Sonuçları ... 79

Tablo 17. Çocukların Sosyal Beceri Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar İle Annelerinin

Yaşam Doyumu Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar Arasındaki İlişkiye Ait Spearman's Rho Testi Testi Sonuçları ... 82

Tablo 18. Çocukların Sosyal Beceri Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar İle Babalarının Yaşam

Doyumu Ölçeğ'inden Aldıkları Puanlar Arasındaki İlişkiye Ait Spearman's Rho Testi Testi Sonuçları ... 83

Tablo 19. Çocukların Sosyal Beceri Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar İle Ebeveynlerinin

Yaşam Doyumu Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar Arasındaki İlişkiye Ait Spearman's Rho Testi Testi Sonuçları ... 84

Tablo 20. Çocukların Cinsiyetlerine Göre Problem Davranış Ölçeği ve Alt Boyutlarından

Aldıkları Puanlara İlişkin Mann-Whitney H Testi Sonuçları ... 86

Tablo 21. Çocukların Devam Ettikleri Okul Öncesi Eğitim Kurumunun Türüne Göre

Problem Davranış Ölçeği ve Alt Boyutlarından Aldıkları Puanlara İlişkin Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 89

(18)

xvi

Tablo 22. Çocukların Doğum Sırasına Göre Problem Davranış Ölçeği ve Alt

Boyutlarından Aldıkları Puanlara İlişkin Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 91

Tablo 23. Çocukların Kardeş Sayısına Göre Problem Davranış Ölçeği ve Alt

Boyutlarından Aldıkları Puanlara İlişkin Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 93

Tablo 24. Çocukların Annelerinin Öğrenim Durumuna Göre Problem Davranış Ölçeği ve

Alt Boyutlarından Aldıkları Puanlara İlişkin Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 94

Tablo 25. Çocukların Babalarının Öğrenim Durumuna Göre Problem Davranış Ölçeği ve

Alt Boyutlarından Aldıkları Puanlara İlişkin Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 99

Tablo 26. Çocukların Annelerinin Yaşına Göre Problem Davranış Ölçeği ve Alt

Boyutlarından Aldıkları Puanlara İlişkin Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 102

Tablo 27. Çocukların Babalarının Yaşına Göre Problem Davranış Ölçeği ve Alt

Boyutlarından Aldıkları Puanlara İlişkin Kruskal-Wallis H Testi Sonuçları ... 104

Tablo 28. Çocukların Problem Davranış Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar İle Annelerinin

Duygusal Zeka Ölçeğinden Aldıkları Puanlar Arasındaki İlişkiye Ait Spearman's Rho Testi Testi Sonuçları ... 106

Tablo 29. Çocukların Problem Davranış Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar İle Babalarının

Duygusal Zeka Ölçeğinden Aldıkları Puanlar Arasındaki İlişkiye Ait Spearman's Rho Testi Testi Sonuçları ... 107

Tablo 30. Çocukların Problem Davranış Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar İle Ebeveynlerinin

Duygusal Zeka Ölçeğinden Aldıkları Puanlar Arasındaki İlişkiye Ait Spearman's Rho Testi Testi Sonuçları ... 108

Tablo 31. Çocukların Problem Davranış Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar İle Annelerinin

Yaşam Doyumu Ölçeğinden Aldıkları Puanlar Arasındaki İlişkiye Ait Spearman's Rho Testi Testi Sonuçları ... 111

Tablo 32. Çocukların Problem Davranış Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar İle Babalarının

Yaşam Doyumu Ölçeğinden Aldıkları Puanlar Arasındaki İlişkiye Ait Spearman's Rho Testi Testi Sonuçları ... 112

(19)

xvii

Tablo 33. Çocukların Problem Davranış Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar İle Ebeveynlerinin

Yaşam Doyumu Ölçeğinden Aldıkları Puanlar Arasındaki İlişkiye Ait Spearman's Rho Testi Testi Sonuçları ... 113

Tablo 34. Ebeveynlerin Duygusal Zeka Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar İle Yaşam Doyumu

Ölçeğinden Aldıkları Puanlar Arasındaki İlişkiye Ait Spearman's Rho Testi Testi Sonuçları ... 114

Tablo 35. Anne ve Babaların Duygusal Zeka Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar Arasındaki

Farklılığa İlişkin Wilcoxon Signed Ranks (İşaretli Sıralar) Testi Sonuçları ... 115

Tablo 36. Anne ve Babaların Yaşam Doyumu Ölçeği'nden Aldıkları Puanlar Arasındaki

(20)

xviii

SİMGELER VE KISALTMALAR

Ortalama S Standart Sapma N Örneklem Sayısı % Yüzdelik Değeri r Korelasyon Sayısı p Önemlilik Değeri

SPSS Sosyal Bilimler İçin Veri Analizi Paket Programı ( Statistical Package For Social Scien)

(21)

1

BÖLÜM I

GİRİŞ

Bu bölümde problem durumu açıklanarak, araştırmanın amacı ifade edilmiş, alt problemlere yer verilmiş; araştırmanın önemine değinilerek, araştırmanın sınırlılıkları belirtilmiş ve bazı terimlerin işlevsel tanımlamaları yapılmıştır.

Problem Durumu

İnsanlar doğduğu andan itibaren kendini sosyal bir yaşamın içinde bulmaktadır. Çocuğun içinde bulunduğu toplumun davranış kalıplarını, tutumlarını ve kendisinden beklediği davranışları öğrendiği sosyalleşme süreci, birey doğduğu andan itibaren başlamakta ve birey kendini toplumdan dışlamadığı sürece yaşam boyu devam etmektedir. Çocuğun yaşamında önemli bir yere sahip olan birçok becerilerin temelinin atıldığı okul öncesi dönemde de sosyal gelişim hız kazanarak devam etmektedir. Bu süreçte çocuğun merak ederek sorular sorması, başkalarını dinlemesi, anlaması, paylaşması sosyal ilişkilerinin de gelişimini sağlamaktadır (Erten, 2012, s. 3-4; San Bayhan ve Artan, 2005, s. 237-238). Sosyal beceriler, bireyin kişiler arası ilişkilerde davranışlarını uygun bir şekilde ortaya koyabilme becerisidir. Bu beceriler çocuklarda anne ve babalarla iletişim ve etkileşim kurma ile başlamakta, daha sonra kardeşlerin, akranların ve anne baba dışındaki yetişkinlerin iletişime katılmasıyla gelişmektedir. Bu süreçte anne ve baba çocuğa sevgi vererek, onun için güven ortamı sağlayarak, çocuklarının yeteneklerinin gelişimine yardım ederek, davranışlarına yön vererek uyması gereken kuralları öğretmekte ve gerektiğinde denetleyip geri dönütler vererek kurallara uymasını sağlamaktadır. Anne ve babalar, çocukların sosyalleşme sürecinde tek kaynak değildir, ancak bu süreçte en önemli faktör

(22)

2

olarak görülmektedir. Çünkü çocuğun sosyal becerilerini, kişilik yapısını, sosyal uyumlarını ve değerlerini edindiği yaşamının bu döneminde ilk etkileşim, ailede başlamaktadır (Bazarbashı, 2014, s. 2; Sergin ve Giverts, 2003, s. 136). Sosyalleşmenin temel boyutlarından olan iletişim becerileri, sevgi, saygı, yardımseverlik ve kabullenme çocukların aile yaşamında öğrendiği değerlerdir. Bu değerler, çocukların doğrudan anne-baba ve diğer aile fertlerinin davranışlarını kendilerine örnek almaları sonucunda oluşmaktadır (Deveci, 2011, s. 38).

Sosyal becerilerin kazanılmaması çocuğun sosyal ilişkilerinde yetersiz olmasına, diğer insanlarla uyum güçlükleri yaşamasına ve problem davranışların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir (Şahin, 2001, s. 11). Kişilik gelişiminin büyük oranda tamamlandığı erken çocukluk döneminde, birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkan bu davranış problemleri, çocuğun gelecek yaşamında arkadaşlarıyla ve sosyal çevresiyle olan etkileşimini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle, davranış problemlerinin erken dönemde belirlenmesi, bu davranışa neden olan etkenlerin öğrenilmesi, çözülmesi ve davranışın kalıcı hale gelmemesi açısından oldukça önemlidir Çocuklar sosyal kabul davranışlarını öğrendikleri gibi, çeşitli problem davranışları da hem akranlarını gözleyerek hem de ailelerini izleyerek öğrenmektedir. Çocuğun gelişim sürecini sağlıklı bir şekilde sürdürmesi sosyal becerilerinin artırılmasına buna karşılık problem davranışlarının azaltılmasına bağlıdır (Luczynski ve Hanley, 2013, s. 356; Taner Derman, 2013, s. 123).

Aileye ilişkin birçok faktör çocukların sosyal beceriler kazanmalarında ve problem davranışlarının önlenmesinde etkilidir. Bu faktörler, çocuğun parçalanmış ya da tam aileye sahip olma durumu, tek ebeveynle yaşama durumunda diğer ebeveynle olan ilişkiler, ailede yaşayan diğer bireyler, anne baba tutumu, anne babanın eğitim seviyesi, alkol ve madde bağımlılığıdır (Alisinanoğlu ve Ulutaş, 2000, s. 15; Brodeski ve Hembrough, 2007, s. 18; Seyhan ve Zincir, 2009, s. 9). Çocuğun sağlıklı ve tutarlı kişilik geliştirmesinde ve sosyalleşmesinde ailesiyle kuracağı iletişim ve etkileşim de son derece önemlidir (Öksüz, 2002, s. 155). Çocuklar üzerinde oldukça etkili olan ailenin duygusal zeka düzeyi ve yaşam doyumunun da çocukların gelişimini etkileyeceği düşünülmektedir. Duygusal zeka bireylerin birbirini anlamasında, insanlar ile iyi ilişkiler kurmasında ve karşılaştığı zorluklarla mücadele etmesinde daha başarılı olmasını sağlayan sosyal yetilerin bütünüdür (Bar-On, 2006, s. 3). Duyguların gücünü ve hızlı algılayışını duyumsama, anlama ve etkin bir biçimde kullanma yeteneği olan duygusal zeka, bireyin kendi potansiyel hedeflerinin

(23)

3

peşinde koşmasında etkili olmakta aynı zamanda en içten değerlerini ve özlemlerini harekete geçirmektedir (Kılıçarslan, 2010, s. 31). Duygusal zeka sayesinde kişi kendini nasıl göreceğini, başka insanlara tepki verirken ne tür seçenekleri olduğunu ve bu seçeneklerden hangisinin yararlı olacağını, korkularını, endişelerini ve umutlarını nasıl ifade edeceğini öğrenmektedir (Frield’den aktaran Bazarbashı, 2014, s. 21). Dolayısıyla davranışlarıyla çocukları üzerinde kalıcı izler bırakan anne babaların da çocuk yetiştirirken bu özellikleri göz önünde bulundurması gerekmektedir. Duygularını kontrol etmesi, çocuğuna sıcak ve samimi aile ortamı oluşturması, empati becerisinin yüksek olması ve çocuklarıyla kuvvetli bağ kurmaları çocuklarının gelişimine olumlu katkı sağlaması bakımından oldukça önemlidir. Bu şekilde duygusal açıdan sağlıklı yetişen çocuklar yaşamları boyunca sosyal yönden gelişecek ve daha az davranış problemleri gösterecektir (Günindi, 2008, s. 2; Şahin ve Ömeroğlu, 2015, s. 44).

Duygusal zeka düzeyi yüksek olan bireylerin yaşam doyumlarının da yüksek olması beklenmektedir (Deniz ve Yılmaz, 2004, s. 3). Bireyin kendi yaşamını nasıl algıladığına bağlı olarak değişen yaşam doyumu, kişinin tüm zaman dilimlerindeki yaşamına gösterdiği duygusal tepki veya tutumdur. Yaş, cinsiyet, çalışma ve iş koşulları, eğitim seviyesi, din, ırk gelir düzeyi, evlilik ve aile yaşamı, toplumsal yaşam, kişilik özellikleri, biyolojik etkenler yaşam doyumu ile ilişkili kavramlardır (Diener, Emmons, Larsen ve Griffin, 1985, s. 71; Köker’den aktaran Akandere, Acar ve Baştuğ, 2009, s. 18). Dolayısıyla ailenin ve evlilik uyumunun yaşam doyumunu etkileyen önemli bir faktör olduğu düşünüldüğünde mutlu ve doyum sağlanan evliliklerde aile refahı ve aile içi iletişim olumlu yönde olacak bu durum aile içinde çocuğun olumlu gelişimine katkı sağlayacaktır. Dolayısıyla yaşam doyumu yüksek bireylerin bulunduğu aile ortamındaki çocuklar sosyal gelişimlerini sürdürürken daha az problem davranışlar sergileyecektir (Akyol, 2013, s. 3; Sarıdemir, 2015, s. 50). Bu nedenle bu araştırmada; okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48-72 aylık çocuklarının sosyal beceri ve problem davranışları ile, ebeveynlerinin duygusal zeka ve yaşam doyum düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik durum saptaması yapılmıştır.

(24)

4 Araştırmanın Amacı

Araştırmanın amacı; okul öncesi dönem çocuklarının sosyal beceri ve problem davranışları ile ebeveynlerinin duygusal zeka düzeyleri ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir.

Bu genel amaç doğrultusunda aşağıdaki sorulara cevap aranacaktır.

1- Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48-72 aylık çocukların sosyal becerileri çocukların;

a)   Cinsiyeti

b)   Okul öncesi eğitim kurumunun türü c)   Doğum sırası

d)   Kardeş sayısı

e)   Annenin öğrenim durumu f)   Babanın öğrenim durumu g)   Annenin yaşı

h)   Babanın yaşı

gibi değişkenlere göre farklılık göstermekte midir?

2- “Sosyal Beceri Ölçeği”nden alınan puanlar ile “Duygusal Zeka Ölçeği”nden alınan puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır?

a)   Çocukların “Sosyal Beceri Ölçeği”nden aldıkları puanlar ile annelerinin “Duygusal Zeka Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır?

b)   Çocukların “Sosyal Beceri Ölçeği”nden aldıkları puanlar ile babalarının “Duygusal Zeka Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır?

c)   Çocukların “Sosyal Beceri Ölçeği”nden aldıkları puanlar ile ebeveynlerinin “Duygusal Zeka Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır? 3- “Sosyal Beceri Ölçeği”nden alınan puanlar ile “Yaşam Doyumu Ölçeği”nden alınan puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır?

a)   Çocukların “Sosyal Beceri Ölçeği”nden aldıkları puanlar ile annelerinin “Yaşam Doyumu Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır?

b)   Çocukların “Sosyal Beceri Ölçeği”nden aldıkları puanlar ile babalarının “Yaşam Doyumu Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır?

(25)

5

c)   Çocukların “Sosyal Beceri Ölçeği”nden aldıkları puanlar ile ebeveynlerinin “Yaşam Doyumu Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır? 4- Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48-72 aylık çocukların problem davranışları çocukların;

a)   Cinsiyeti

b)   Okul öncesi eğitim kurumunun türü c)   Doğum sırası

d)   Kardeş sayısı

e)   Annenin öğrenim durumu f)   Babanın öğrenim durumu g)   Annenin yaşı

h)   Babanın yaşı

gibi değişkenlere göre farklılık göstermekte midir?

5- “Problem Davranış Ölçeği”nden alınan puanlar ile “Duygusal Zeka Ölçeği”nden alınan puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır?

a)   Çocukların “Problem Davranış Ölçeği”nden aldıkları puanlar ile annelerinin “Duygusal Zeka Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır? b)   Çocukların “Problem Davranış Ölçeği”nden aldıkları puanlar ile babalarının

“Duygusal Zeka Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır? c)   Çocukların “Problem Davranış Ölçeği”nden aldıkları puanlar ile ebeveynlerinin

“Duygusal Zeka Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır? 6- “Problem Davranış Ölçeği”nden alınan puanlar ile “Yaşam Doyumu Ölçeği”nden alınan puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır?

a)   Çocukların “Problem Davranış Ölçeği”nden aldıkları puanlar ile annelerinin “Yaşam Doyumu Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır? b)   Çocukların “Problem Davranış Ölçeği”nden aldıkları puanlar ile babalarının

“Yaşam Doyumu Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır? c)   Çocukların “Problem Davranış Ölçeği”nden aldıkları puanlar ile

ebeveynlerinin“Yaşam Doyumu Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasıda ilişki bulunmakta mıdır?

(26)

6

7- Ebeveynlerin “Duygusal Zeka Ölçeği”nden aldıkları puanlar ile “Yaşam Doyumu Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasında ilişki bulunmakta mıdır?

8- Ebeveynlerin “Duygusal Zeka Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasında farklılık bulunmakta mıdır?

9- Ebeveynlerin “Yaşam Doyumu Ölçeği”nden aldıkları puanlar arasında farklılık bulunmakta mıdır?

Araştırmanın Önemi

Bireyin başkaları ile iyi ilişkiler kurmasında, toplumsal kurallara uymasında, sorumluluk yüklenebilmesinde, başkalarına yardım etmesinde, haklarını kullanabilmesinde sosyal beceriler önemli bir yere sahiptir. Bireyin içinde yaşadığı toplumun bir üyesi haline gelmesi, toplumun bir parçası olduğunun farkına varması ve toplumsal sorumluluklarını yerine getirmesi bireyin toplumsal yaşamda gerekli olan sosyal becerileri kazanması ile mümkündür (Çubukçu ve Gültekin, 2006, s. 156). Çünkü problem davranışların önlenmesinde sosyal becerilerin kazandırılması temel ilkedir. Bu süreçte ayrı bir öneme sahip olan aileler çocuklarını anladıklarında, çocuklarının tüm yönlerinin farkında olduklarında ve samimi ilişkiler kurup onlara gerektiğinde nasıl yardım edeceğini bildiğinde çocukların sosyal beceri düzeyi artmakta, daha az problem davranışlar göstermekte ve aynı zamanda çocukların problem çözme becerileri de gelişmektedir (Erler, 2011, s. 1; Özbey, 2009, s. 235; Özbey, 2010, s. 15; J. Utay ve Utay, 2005, s. 253–255). Bu sebeple özellikle erken çocukluk yıllarında başlayan ve yetişkinliğe kadar devam eden aile içi ilişkiler bireyin gelişimini birçok yönden etkilemektedir.

Anne-babanın çocuğa verdiği bu ilk eğitim duygularını tanımada çocuğa hayatı boyunca ışık tutmaktadır. Kendinden emin adımlar atamayan bireylerin sosyal ilişkilerinde de yeterli başarıyı yakalayamadıkları ve yakaladıkları başarıyı da yeterince etkili kullanamadıkları bilinmektedir. Duygusal ihtiyaçları karşılanan, fikirleri reddedilmeden dinlenen ve anlaşılmaya çalışılan çocuk hem zihinsel hem de duygusal gelişimini kazanmada daha başarılı olacaktır. Bu şekilde de ebeveynine güvenenecek, onlarla sıkıntılarını paylaşacak ve sosyal yönden girişimciliği gözlenen bireyler haline gelecektir. Bu noktadan hareketle duygusal zekası yüksek olan anne-babaların oluşturduğu bir aile ortamı da kuşkusuz çocuğun hayata karşı olumlu duygular sergilemesini destekleyecektir (Korkmaz, 2008, s. 2-4). Yüksek bir duygusal zeka düzeyi beraberinde başarıyı ve yaşam

(27)

7

doyumunu meydana getirecektir (İnci, 2014, s. 5). Beklentilerin, arzuların ve ihtiyaçların karşılanması olan yaşam doyumu, kişinin yaşamını ve tüm boyutlarını içermektedir. Bu nedenle yaşam doyumunun yaşamının tümüne ait doyumu ve mutluluğu ifade etmesi insan yaşamında son derece önemli olduğunu göstermektedir. İnsanların kendilerini yetersiz ve güçsüz hissetmeleri yaşam doyumuna ulaşmada engel olarak görülmekte ve bu tür duygulardan uzaklaşmak bireyi mutluluğa ve sağlıklı bir yaşama götürmektedir (Özer ve Özsoy-Karabulut, 2003, s. 72).

Okul öncesi dönem çocuklarının sosyal beceri ve problem davranışlarına yönelik literatürdeki araştırmalara bakıldığında, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 60-72 aylık çocukların problem davranışları, bazı değişkenlere göre ve ebeveynlerin evlilik uyumu ve algıladıkları sosyal destek açısından ele alınmış (Özbey, 2012) ve ebeveyn tutumları ile okul öncesi dönem çocuklarının problem davranışları arasındaki ilişkide çocukların empati ve sosyal beceri düzeylerinin rolünün incelendiği görülmüştür (Alkış, 2015). Sosyal beceri ile ilgili ise okul öncesi eğitimi alan 60 ay ve üzeri çocukların sosyal beceri düzeyleri ile annelerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişki (Öztürk-Yener, 2014) ve okul öncesi dönem çocuğu olan babaların babalık rollerini algılamaları ile eşlerinden gördükleri desteğin çocukların sosyal beceri düzeylerine etkisi (Türkoğlu, 2013) araştırmalara konu olmuştur. Buna karşılık okul öncesi dönem çocuklarının sosyal beceri ve problem davranışları ile ebeveynlerin duygusal zeka ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelendiği araştırmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle bu araştırma, çocuklarda sosyal beceri ve problem davranışları ile ebeveynlerinin duygusal zeka ve yaşam doyumları arasındaki ilişkiyi inceleyen ilk araştırma olması açısından önem taşımaktadır. Bu şekilde, çocukların sosyal becerilerinin geliştirilmesi ve problem davranışlarının önlenmesi konusunda, ebeveynlerin duygusal zeka ve yaşam doyum düzeylerinin ne derece etkili olduğu ortaya konulacaktır. Ebeveynlerin duygusal zekalarının ve yaşam doyumlarının yüksek olması yetiştirecekleri çocukların gelişimini olumlu yönde etkileyecektir. Bu düşünceden hareketle araştırmanın okul öncesi eğitimi kapsamında yapılan aile eğitimi çalışmalarında araştırmacılara ve eğitimcilere yol göstererek alana katkı sağlayacağı umulmaktadır.

(28)

8 Sayıltılar

•   Araştırma kapsamında belirlenen örneklem grubunun evreni temsil ettiği varsayılmaktadır.

•   Araştırmada kullanılan “Anaokulu ve Anasınıfı Davranış Ölçeği (PKBS–2)”nin çocukların sosyal beceri ve problem davranışlarını ölçtüğü varsayılmaktadır.

•   Araştırmada kullanılan “Schutte Duygusal Zeka Ölçeği”nin ebevynlerin duygusal zeka düzeylerini ölçtüğü varsayılmaktadır.

•   Araştırmada kullanılan “Yaşam Doyumu Ölçeği” nin ebeveynlerin yaşam doyum düzeylerini ölçtüğü varsayılmaktadır.

•   Araştırmada kullanılan ölçme aracını öğretmenlerin her çocuk için tarafsız olarak doldurdukları varsayılmaktadır.

•   Araştırmada kullanılan ölçme araçlarını ebeveynlerin objektif bir şekilde doldurduğu varsayılmaktadır.

Sınırlılıklar

•   Araştırma, 2015-2016 eğitim öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinden Yenimahalle’ de bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı tüm anasınıfları, bağımsız anaokulları ve özel anaokullarındaki gelişimsel açıdan yetersizliği olmayan 48-72 aylık çocuklar arasından tesedüfi örneklem yoluyla seçilen 332 çocukla ve bu çocukların ebeveynleriyle sınırlıdır.

•   Araştırma, ölçme aracı olarak kullanılan “Anaokulu ve Anasınıfı Davranış Ölçeği

(PKBS–2)”, “Schutte Duygusal Zeka Ölçeği” ve “Yaşam Doyumu Ölçeği”’nden

elde edilen verilerle sınırlıdır.

Tanımlar

Sosyal Beceri: Kişinin başkalarını dinleme, soru sorma, davranışlarının sonuçlarını kabul etme, arkadaş edinme ve başkalarına uygun şekilde hayır diyebilme becerisidir (McGlynn, ve Rutherfurd, 2001, s. 13).

Problem Davranış: Bireyin yeni bir beceri öğrenmesini engelleyen ve yaşadığı ortamın dışında kalmasına neden olan, kendisine ya da diğerlerine zarar veren, aynı zamanda

(29)

9

bireyin içinde yaşadığı toplumun sosyal normlarına uymayan davranışlar olarak tanımlanır (Kanlıkılıçer, 2005, s. 11).

Duygusal Zeka: “Duyguların gücünü ve hızlı algılayışını, insan enerjisi, bilgisi, ilişkileri ve etkisinin bir kaynağı olarak duyumsama, anlama ve etkin bir biçimde kullanma yeteneğidir” (Kılıçarslan, 2010, s. 31).

Yaşam Doyumu: Bireyin “iyi olma” algısını yansıtan bir tutum ve istenen ile ulaşılan arasındaki algılanan farklılıktır (Selçukoğlu, 2001, s. 10).

(30)

10

BÖLÜM II

KURAMSAL TEMELLER

Sosyal Beceriler

İnsanlar doğdukları zamandan itibaren sosyal bir yaşama başlamaktadır. Çocuk doğduğu andan itibaren anne ve babasıyla bağ kurmakta ve böylece sosyal ilişkilerin temeli atılmaktadır. Buna bağlı olarak çocuğun içinde bulunduğu toplumun, inançlarını, tutumlarını, kendinden beklenilen davranışlarını öğrenmesi anlamına gelen sosyalleşme yavaş yavaş gelişmeye başlamaktadır (Artan ve Bayhan, 2005, s. 237).

Sosyal ilişkilerin gelişimini etkileyen ve belirleyen en önemli faktörlerden biri sosyal becerilerdir (Uz Baş, 2003, s. 1). Sosyal beceriler başkalarının olumlu tepkiler vermesine yol açabilecek ve olumsuz tepkileri önleyecek, başkalarıyla etkileşimi mümkün kılacak, sosyal açıdan kabul edilebilir, bireylerin toplum tarafından verilen görevleri/rolleri yerine getirebilmeleri için sergilemesi gereken belli başlı davranışlardır (Avcıoğlu, 2009, s. 5; Ekinci Vural, 2006, s. 27).

Yüksel (2004)’e göre sosyal beceriler ise “kişiler arası ilişkilerde sosyal bilgi alma, çözümleme ve uygun tepkilerde bulunma, hedefe yönelik ve sosyal bağlama göre değişen, hem gözlenebilen hem de gözlenemeyen bilişsel ve duyuşsal hedefleri içeren ve öğrenilebilen davranışlardır” (Yüksel, 2004, s. 5).

Cartledge ve Milburn (1983), sosyal beceri tanımlarının çoğunda şu ögelerin ortak olduğunu belirtmektedirler.

•   İnsanların olumlu tepkiler vermesini sağlayarak ve olumsuz tepkileri engelleyen başkalarıyla etkileşimi mümkün kılarak sosyal olarak kabul edilebilir öğrenilmiş, •   Çevrede etki bırakarak hedefe yönelik olan,

(31)

11

•   Hem belirli gözlenebilir, hem de gözlenemeyen bilişsel ve duyuşsal ögeler içeren davranışlardır (Yüksel, 2004, s. 4).

Caldaralle ve Merrill (1997), sosyal beceri boyutları ve kapsadıkları becerileri, akranlara ilişkin beceriler, kendini kontrol etme becerileri, akademik beceriler ve uyum becerileri olarak sıralamaktadır.

Akranlara ilişkin beceriler, akranlarını övme-takdir etme, gereksinim duyduğunda

akranlarından yardım isteme ve onlara yardım etme, arkadaşlarını oyuna davet etme, arkadaşlarıyla konuşma ve tartışmalara katılma, üzülen arkadaşına destek olma, arkadaşlarının hakkını koruma, etkinliklere katılması için akranları tarafından aranır kişi olma, akranları tarafından takdir edilecek becerilere sahip olma, arkadaşlarının duygularına duyarlı olma (empati), iyi arkadaşlık becerilerine sahip olma, etkinliklerde lider rol üstlenme, kolay arkadaş edinme, akranlarıyla sakalaşma ve gülme becerilerini kapsamaktadır.

Kendini Kontrol Etme Becerileri, bir problemle karsılaştığında öfkesini kontrol etme,

kurallara uyma, sınırları kabul etme, görüş ayrılığı meydana gelen durumlarda başkalarıyla uzlaşma, başkalarının eleştirisini kabul etme, çeşitli durumlarda işbirliği içerisinde çalışma becerilerini kapsamaktadır.

Akademik Beceriler, bağımsız olarak çalışma ve görevini başarma, öğretmenin

yönergelerini dinleme ve bu yönergelere uyma, kendi beceri düzeyinde kabul edilebilir çalışmalar üretme, boş zamanlarını uygun bir şekilde değerlendirme, gereksinim duyduğunda uygun bir şekilde yardım isteme, akranlarının kendisini oyalamasını önemsemeden görevlerini iyi bir şekilde gerçekleştirme becerilerini kapsamaktadır.

Uyum Becerileri kuraları takip etme, kurallara uyma, boş zamanlarını uygun bir şekilde

kullanma, oyuncak, materyal ya da kendine ait olan başka şeyleri paylaşma, yapıcı eleştiriye olumlu karşılık verme, görevlerini yerine getirme, oyuncakları/çalışmaları uygun bir şekilde yerine koyma becerilerini kapsamaktadır.

Atılganlık Becerileri ise başkalarıyla iletişimi başlatma, bilgiyi takdir etme, arkadaşlarını

oyuna davet etme, kendisi için güzel şeyler söyleme, kendine güveni olma, arkadaş edinme, adil olmayan kuralları sorgulama, yeni insanlarla tanışma, yanlış yaptığında üzüldüğünü belli etme, etkinliklere uygun bir şekilde katılma becerilerini kapsamaktadır. (Canaralle ve Meril’dan aktaran Alisinanoğlu ve Özbey, 2011, s. 26-28).

(32)

12

Erken Çocukluk Döneminde Sosyal Becerilerin Gelişimi ve Önemi

Çocukluk yılları birçok becerinin kazanılmasında olduğu gibi sosyal becerilerin kazanılmasında da önemli yıllardır. Sosyal becerilere sahip olma, diğer insanlarla sağlıklı ilişkiler kurmayı kolaylaştırmaktadır. Erken dönemde kazanılması ise daha sonraki dönemde ortaya çıkabilecek olumsuz davranışların önlenmesinde etkili olmaktadır. Yaşam boyu devam eden bu sosyal gelişim içerisinde sosyal becerilerin öğrenilmesinin kısa ve uzun dönemdeki sonuçları özellikle okul öncesi dönemde sosyal becerilerin kazanılmasının önemini ortaya koymaktadır (Akman ve Gülay, 2009, s. 48; Rocha-Decker, 2004, s. 31-35; Uz Baş, 2003, s.1).

Çocuğun topluma ve sosyal yaşantılara karşı davranışlarının biçimi, başkalarıyla nasıl geçineceği, büyük ölçüde yaşamının ilk yıllarındaki öğrenme yaşantılarına bağlıdır. Deneyimlerle birlikte çocuğa verilen olanaklar, fırsatları değerlendirebilmek için sahip olduğu motivasyon ve ebeveyn rehberliği bu açıdan oldukça önemlidir. Bütün bu etkenler, çocuğun sosyalleşmeyi öğrenmesini, grup içindeki yerini ve sosyal gelişimini etkilemektedir. Nitekim çocuk bu etkileşimler sayesinde paylaşma, dinleme, sırasını bekleme, kendi kendine çalışma, sorumluluk alma, başkalarının haklarına saygı duyma gibi sosyal becerileri öğrenmektedir. Bu konuda yapılan araştırmaların sonuçları da, 0-6 yaş döneminde kazanılan davranışların yetişkinlikte de devam ettiği, bireyin kişilik yapısının, alışkanlıklarının, değer ve ahlak yapısının temelini oluşturduğunu göstermektedir (Darıca, 2011, s. 47). Dolayısıyla bir öğrenme olgusu olan sosyalleşme, kişinin çevresindeki norm ve değerlere uygun davranış biçimlerini kabul etmesi demektir. Diğer insanları anlamak ve onlara uyum göstermek sosyalleşmenin temel özelliğidir (Yavuzer, 1996, s. 49-52).

Çocuğun çevresine uyumunu etkileyen birçok etmen vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir: •   Sosyal davranış biçimlerinin zayıf olduğu ailelerde çocukların sosyal uyum

göstermesi zorlaşmaktadır.

•   Aile içinde çocukların örnek alacağı modeller zayıfsa, sosyal uyumları engellenmektedir. 


•   Sosyal uyum için gerekli olan motivasyon azlığı, çocuğun ev içinde ve dışındaki deneyim azlığından kaynaklanmaktadır.

•   Çocuklar öğrenmeyi gerçekleştirecek küçük bir yardım ve rehberlik sayesinde sosyal uyum gösterebilmelerini sağlayacak güçlü motivasyonları kazanabilmektedir (Yavuzer, 1996, s. 54).

(33)

13

Dolayısıyla bu becerileri yaşamın ilk yıllarında öğrenen ve uygulayabilen çocukların sosyal ilişkiler başta olmak üzere birçok gelişim alanında ilerlemeler sağlanabileceğini söylemek mümkündür. Bu dönemde sağlıklı, başarılı sosyal ilişkiler kuran çocuklar sonraki yıllarda da bu ilişkilerini devam ettirecek, topluma uyum sağlayan, kendini rahatlıkla ifade edebilen, mutlu bireyler olacaklardır (Akman ve Gülay, 2009, s. 48). Bu sebeple günlük yaşamda sosyal becerilerin ortaya konması gerekmektedir. İnsanlar arasında olumlu tepkiler geliştirerek olumsuz tepkilerin oluşmasını önleyen, başkalarıyla etkileşimi mümkün kılan, sosyal içeriğe göre değişen, hem gözlenebilir hem de gözlenemeyen bilişsel ögeleri içeren sosyal beceriler bireyin yaşam kalitesini artırmaktadır (Yüksel, 1999, s. 38).

Sosyal becerilere sahip olarak kendini geliştiren kişiler, diğer insanlarla tam bir etkileşim gerektiren her türlü faaliyette başarılı olmaktadırlar. Çünkü bu beceriler insanların davranışlarının ve kendilerini ifade etmelerinin vazgeçilmez koşuludur. Bu davranışların gelişmişliği; bireylerin beceri düzeyini, yeterliğini, sosyal yaşantılarını pozitif yönde artırmaktadır. Bu durum bireyin dolayısıyla toplumun mevcut ilişkilerindeki verimliliği de olumlu etkilemektedir. Bireyin diğer insanlarla ilişkileri başlatması ve karşılıklı iletişimle uygun şekilde devam ettirmedeki başarısı veya başarısızlığı sahip olduğu sosyal beceri yeterliliği ile yakından ilişkilidir (Argon ve Çelik, 2006, s. 60-61).

Çocuklara paylaşmayı, sorunları çözmeyi, kendini korumayı ve başkalarının haklarına saygı göstermeyi öğreten sosyal beceriler, anne-bebek arasındaki etkileşimle başlamakta zamanla ailenin diğer üyelerini, akranları içine alarak genişleyen bir sosyal ağ içerisinde öğrenilmektedir. Genellikle çevredeki bireylerin gözlenmesi, bu davranışların model alınması ve taklit edilmesiyle kazanılmakta ve çevreden alınan geri bildirimlerle kalıcı hale gelmektedir. Sosyal beceriler sosyal gelişimde olduğu gibi zamanla ve aşama aşama öğrenilmektedir. Çevrenin genişlemesiyle birlikte daha çok sosyal beceri daha kısa sürede öğrenilir hale gelmektedir. Bu bağlamda aile-çocuk ve çocuk-çocuk ilişkileri sosyal becerilerin kazanılmasında olmazsa olmazlardandır. Özellikle akranlar ile kurulacak bu iletişimde aileler ve öğretmenler çok iyi bir gözlemci ve rol model olarak çocuklarının gelişimine katkıda bulunmaktadır (Akman ve Gülay, 2009, s. 58-62; Çiftçi ve Sucuoğlu, 2003; Göktaş, 2015, s. 22).

Çocuğun çevresindeki diğer kişilere yönelik davranışlarını ve çevreye uyumunu kapsayan sosyal beceriler, yaşamın her alanında önemli bir yer tutmaktadır. Sosyal becerilere sahip

(34)

14

çocuklar paylaşmayı bilen, özgüven sahibi, problem çözme becerisine sahip ve akranları tarafından kabul edilen çocuklardır. Kişilerle ilişki kurmada, paylaşmada, kurallara uymada, başkalarına duyarlı olmada, gerektiği zaman olumsuz duygularını kontrol etmede başarılıdırlar. Bu çocuklar yetişkin olduklarında ise, başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurabilirler, işbirliği içerisinde çalışabilirler, yaşamlarında mutlu ve başarılı olabilirler, başkalarının haklarına ve duygularına saygı duyabilirler, kendisi için uygun olmayan istekleri geri çevirebilirler ve gerektiğinde başkalarından yardım isteyebilirler. Özellikle okul öncesi dönemde kazanılan sosyal becerilerin bireyin yaşamında sosyal ilişkileri içinde, uzun ve kısa dönemdeki etkileri, sosyal becerilerin erken dönemde kazanılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Çünkü çocuğun bu dönemdeki sosyal yeterliliği gelecekte onun sosyal ve akademik yeterliliğini etkilemektedir. Erken çocukluk döneminde; dinleme, konuşma, teşekkür etme, kendini tanıtma gibi temel sosyal beceriler, duygularını tanıma, başkalarının duygularını anlayabilme, sevgiyi ifade etme gibi duygusal beceriler, yardım isteme ve etme, yönerge verme, özür dileme gibi ileri sosyal becerileri edinmiş çocuklarda başta sosyal iletişim ve etkileşim becerileri olmak üzere, sosyal–duygusal gelişim, bunun yanı sıra bilişsel ve dil gelişimlerinde gelişim gözlenmektedir. Bu dönemde sağlıklı ilişkiler içinde bulunan çocuklar, öğrendiklerini yaşamlarının her anına kolayca aktarabilecekler, toplumla bir bütünleşerek, içinde bulunduğu ortama kolayca uyum sağlayabilen, kendi kendine yetebilen, sosyal bireyler olacaklardır (Bülbül, 2008, s. 15; Ceylan, 2009, s. 1; Hansa Bilek, 2011, s. 40; Özdemir Topaloğlu, 2013, s. 17-18).

McClellan ve Katz (2001)’ e göre sosyal açıdan yetenekli çocukların davranışsal özellikleri şunlardır:

•   Olumlu duygularını yansıtır.

•   İstek ve tercihlerini nedenleri ile ifade eder. •   Haklarını savunur.

•   Kolayca gözü korkutulamaz.

•   Başkalarına zarar vermeden sıkıntı ve öfkelerini ifade eder. •   Oyunlarda ve çalışmalarda devam eden gruplara girebilir.

•   Devam eden tartışmalara girer ve devam eden faaliyetlere katkı sağlar. •   Fikrinden kolay döner.

•   Diğer kişilere ilgi gösterir ve bili alışverişinde bulunur. •   Diğer kişilerle uygun şekilde tartışabilir.

(35)

15 •   Uygun olmayan bir şekilde ilgi çekmez.

•   Kendi grubundan başka etknik grupları, akranları ve yetişkinleri sever, kabul eder. •   Diğer çocuklara el sallayarak gülümseyerek sözsüz iletişime girer.

Dolayısıyla çocukların genel gelişim özelliklerinin ve sosyal beceri düzeylerinin erken çocukluk döneminde belirlenmesi, oluşabilecek gerilik ve olumsuz durumlar için geç kalınmadan önlem alınmasını sağlayacaktır. Böylece ileriki yıllarda düzeltilmesi ya da kazandırılması çok zor olan becerilerin kısa zamanda ve etkili bir şekilde öğretilmesi mümkün olacaktır (Karoğlu, 2016, s. 6).

Sosyal Becerilerin Gelişimini Etkileyen Faktörler

Çocuğun sosyal ve duygusal açıdan gelişimi kalıtım, çevre ve kültür, anne-baba davranışları, kardeş ve akran ile kurulan ilişkiler, yürütülen eğitim programı ve öğretmenin davranışları gibi farklı etmenlerden etkilenmektedir (Ceylan, 2009, s. 9).

Tüm insanlar birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Doğumdan itibaren bu farklılıklar daha belirgin bir şekilde gözlenmekte ve mizaç’tan etkilenmektedir. Mizaç özellikleri de sosyal becerileri geliştirmek için bir araç olarak kabul edilmektedir. Farklı mizaç özelliklerine sahip çocuklar aynı grup içinde sahip oldukları farklı sosyal becerilerini sergileyebilmekte ve birbirlerinin sosyal becerilerini geliştirebilmektedir (Ceylan, 2009, s. 9; Erten, 2012, s. 31). Dengeli duygusal ve toplumsal etkileşimin güçlü olduğu aile ortamında yeterli güven, sevgi ve sevecenlik içinde yetişen çocuklar gelişimleri için gerekli deneyimleri elde edebilmektedir. Kardeşler arasındaki ilişki de, çocukların daha sonraki yaşamlarında ve diğer ilişkilerine temel oluşturmaktadır. Kardeşleriyle güven ve dostluğa dayanan ilişki içinde bulunan çocuklar daha sonra arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde bunu model almaktadır. Aksi bir durumda kardeşleriyle ilişkisi olumsuz olan çocuklar da bunu gelecekteki ilişkilerine yansıtmaktadırlar (San-Bayhan ve Artan, 2004, s. 246).

Aile üyelerinin kendine düşen sorumlulukların bilincinde olması ve çocuğa bağımsızlık yolunda gerekli tüm olanakların hazırlaması onun sağlam bir kişilik yapısına sahip olmasında oldukça etkilidir. Dolayısıyla sağlıklı aile ortamında toplumun ve kültürün değerlerine göre yetiştirilen çocuklar, içinde yaşadığı toplumun maddi ve manevi

kültürünün öğelerini öğrenmekte ve benimsemektedir (Öztürk, 2008, s. 37; Yavuzer, 1995,

(36)

16 Sosyal Becerilerin Gelişiminde Ailenin Rolü

Ana-baba, çocuğun en uzun süre ve en yakın etkileşimde bulunduğu kişilerdir. Çocuk, kültürel değerlerini, temel alışkanlıklarını, gelişim görevlerine karşı yaklaşımlarını aile ortamında kazanmaktadır. Ebeveynlerin kişilik özellikleri, değerleri çocuğa karşı tutum ve davranışları, çocuğa hayatının ilk yıllarında oluşturdukları günlük yaşamdan deneyim kazanma olanakları çocuğun sosyal davranışlar kazanmasına ve göstermesine etki etmektedir. Çocuğun olumlu bir benlik tasarımı oluşturmasında, yeterlilik duygusu kazanmasında ana-babası ile etkileşimi sırasında aldığı geri bildirimler çok önemli rol oynamaktadır. Ana-babalar, çocuklar için en yakın rol modelleridirler. Bununla birlikte bireyin sosyalleşme sürecinin tüm yaşamı boyunca sürdüğü düşünüldüğünde, çocuğun ailesi içinde kişiler arası ilişkilerde edindiği ilk izlenimlerin, çocuğun sosyal becerileri kazanmasında ve uygulamasında, kişiler arası iletişiminin güçlenmesinde etkili olabileceğini söylemek mümkündür. Erken çocuklukta model alarak öğrenmenin görüldüğü düşünüldüğünde, çocuğun bu dönemde yakın çevresinde davranışlarını örnek alabileceği en yakın kişiler anne ve babalarıdır. Özellikle erken çocukluk döneminde kişiliğin şekillenmesinde ana-babaların tutumları çocuklarda temel özelliklerin oluşmasında önemli bir yere sahiptir. Böylece çocuk ailesiyle geçirdiği ilk sosyal etkileşimler sayesinde anne ve babasından sosyal becerileri öğrenmeye başlayacaktır. Bu durumda anne ve babanın süreçte yer alması öğrenmenin kalıcılığını sağlamada etkili olacaktır (Çimen, Gülay ve Akman’dan aktaran Kılınç 2016, s. 28; Göktaş, 2015, s. 3; Gürsoy ve Coşkun, 2006, s. 152).

Sosyal davranış biçimlerinin zayıf olduğu ailelerde ise çocuklar, ev dışında güçlü motivasyona sahip olsalar bile, iyi bir sosyal uyum gösterememektedir. Bu durum da çocukların sosyal uyumunu ciddi bir biçimde engellemektedir. Sosyal uyum için motivasyon azlığı, çoğunlukla ev içinde ve dışında edinilen ilk sosyal deneyimlerin azlığından doğmaktadır. Bütün bu olumsuz koşullara rağmen, çocukların sosyal uyum gösterebilmeleri için güçlü motivasyonları olmalıdır. Bu durumda çocukların bu öğrenmeyi gerçekleştirecek küçük bir yardıma ve rehberliğe gereksinimleri vardır (Yavuzer, 1996, s. 54).

Cüceloğlu (2014), sosyalleşme sürecinde ailenin yapması gerekenleri; “çocuğun duygularını olduğu gibi tanımlama, onu yansıtma, ona zaman verme, dış dünya ile arasında köprü görevini görme, özdeşim kurabileceği bir kişi olma” olarak sıralamaktadır.

(37)

17

Bireylerin yeterli sosyal becerileri kazanmaması, sosyal beceri yetersizliğine yol açmakta bu durum da bireyin için arası ilişkilerde ve çevreye uyum sağlamada başarısızlığa yol açmaktadır. (Deniz, 2002, s. 68). Sosyal becerilere sahip olamayan bireyler insan ilişkilerinde, akademik başarıda, iş birliği yapmada, problem çözmede, yardımlaşmada, ve hoşgörülü olmada eksiklik yaşayabilmektedir (Hansa Bilek, 2011, s. 41). Yapılan araştırmalarda da, sosyal becerilerdeki eksikliklerin çocukluk döneminde ve gelecekte uyum problemlerine sebebiyet verebileceği, akran ilişkilerindeki eksiklerin çocuğun psikolojik sorunlar yaratabileceği, yine sosyal beceri eksikliğinin akran kabulünü engelleyeceği, akranlarınca reddedilen çocukların ergenlikte suç eğiliminde olabildikleri bulgularına ulaşılmıştır (Çetin, Bilbay ve Kaynak, 2003).

Problem Davranışlar

Çocuklardan gelişimlerini sağlıklı bir şekilde sürdürmeleriyle birlikte, çevresindeki diğer kişilerle olumlu ilişkiler kurması ve sürdürmesi de beklenmektedir. Aksi durumda görülen ve problemli olarak nitelendirilen davranışlar ise bireyin kendisi ya da başkaları için sorun oluşturabilecek davranışlardır (Taner Derman ve Başal, 2013, s. 116). Bu bağlamda çocukların sosyal beceri ve problem davranışlarının hayatlarının devamında onların yaşamlarını ciddi biçimde etkileyecek iki unsur olduğu söylemek mümkündür. Günümüzde sosyal beceri eksikliği, çocuklarda davranış problemlerinin artmasına sebep olabilmektedir (Kılınç, 2016, s. 4).

Olcay (2008), istenmeyen davranışları, “öğretme sürecinin öğretmen boyutunda olduğu kadar çocuğun kişisel öğrenme ve sosyal, duygusal gelişiminden başlayan ve gittikçe büyüyen bir çevrede olumsuzluklara sebep olan davranışlar” olarak açıklamaktadır.

Özdemir (2004), öğretmenlere büyük ölçüde güçlük yaratan, sıklıkla görülen ya da uzun süreyi kapsayan biçimde gözlenen, öğrenmeyi etkileyen davranışları, “problem davranışlar” olarak tanımlamıştır.

Çocuğun hem kendisi ile hem de yakın çevresi ile uyum içinde olması çocuğun yaşadığı normal gelişimsel süreci göstermektedir. Ancak çocuğun gelişim evrelerinin getirdiği zorluklar ve yakın çevresinin olumsuz etkileri zaman zaman çocukta sosyal ve duygusal hasarlara neden olmakta ve çocukta olumsuz tepkilere yol açan bu durum “uyum ve davranış bozuklukları” olarak adlandırılmaktadır (Dursun, 2010, s. 8).

(38)

18

Davranış problemi görülen çocuk, duygusal sorunları nedeni ile yaşıtları ve genel olarak çevresi ile uyumlu ilişkiler kuramayan çocuktur. Geçimsizdir ve akranları tarafından dışlanabilir. İlişkileri gergin ve sürtüşmelidir. Her an sinirli tavırlar sergilemeye hazırdır, kavgacıdır. Kurallara uymaz ve sık sık ceza görür. Anne, baba, öğretmen ve genellikle büyüklerle tartışmaya meyillidir. Öfkesini kontrol etmede zorlanır ve hep kendini haklı görme eğilimindedir. Olumsuz davranışlarını tekrarlamaktan vazgeçmez. Bu tanıma giren çocuklar, ruhsal sorunlarını davranışlarına aktarırlar. Evde, okulda, çevrede durmadan sorun yaratırlar. Yetişkinlerle sürekli çatışırlar. İlişkilerde yaşanan bu tür olumsuzluklar çocukların akranlarından öğrenebilecekleri bazı becerilerden yoksun kalmasına sebep olmakta ve çocukların bazı sosyal becerileri öğrenme olanakları da sınırlamaktadır (Erbaş, 2002, s. 42; Cüceloğlu’ndan aktaran Kanlıkılıçer, 2005, s. 6).

Erken çocukluk dönemde çocuklara yeterli koşullar nitelikli eğitim olanakları ile birlikte sunulmalıdır. Çünkü bu dönemde yaşanan fiziksel ve sosyal çevredeki olumsuzluklar, ileriki yıllarda fiziksel ve zihinsel sağlığı etkileyebilmektedir. Yapılan araştırma sonuçları da göre de yaşamın ilk yıllarındaki davranış sorunlarının ileriki yıllarda ortaya çıkan psikolojik sorunların temel kaynağı olduğunu göstermektedir (Özdemir Topaloğlu, 2013, s. 26).

Kişilik gelişiminin büyük oranda tamamlandığı erken çocukluk döneminde, çeşitli nedenlerden dolayı meydana gelen davranış problemleri, çocuğun ileriki yaşamında arkadaşlarıyla ve sosyal çevresiyle olan etkileşimlerini olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla, davranış problemlerinin erken dönemde belirlenmesi, nedenlerinin öğrenilmesi, çözümü ve davranışın kalıcı hale gelmemesi açısından oldukça büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, çocuklarda görülen davranış problemlerinin ve bu problemlerin ortaya çıkmasına neden olan anne-baba tutumlarının belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında sosyal yapı içerinde kabul edilebilmenin ön koşulu olarak davranışlarında problem görülmeyen birey olmanın önemi ortaya çıkmaktadır (Akduman, Günindi ve Türkoğlu, 2015, s. 675; Taner Derman ve Asude Başar, 2013 s. 123). Bu bağlamda problem davranışlarla başa çıkmada çocuğun ailesi ile olan ilişkilerinin düzenlenmesinin, ailenin çocuk gelişimi ve eğitimi ve problem çözme becerileri gibi konularda kendilerini sürekli geliştirerek bilgi ve becerilerinin artırılmasının temel koşul olduğunu söylemek mümkündür (Özbey, 2010, s. 9).

(39)

19

davranışlarından etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır (Çimen, Gülay ve Akman’dan aktaran Kılınç 2016, s. 28). Özbey (2013), duygusal zeka ve iletişim, İnci (2014) ve Kırtıl (2009), duygusal zeka yaşam doyumu arasında pozitif yönde ilişki olduğunu saptamıştır. Dolayısıyla çocukların sosyal becerileri kazanmasında ailenin empati, iletişim gibi becelerinin etkili olduğunu söylemek mümkündür. Duygusal zekanın parçası olan bu kavramlar, çocuklar üzerinde ebeveynlerin duygusal zekasının ve dolayısıyla yaşam doyumunun etkisini ortaya koymaktadır.

Problem Davranışların Önlenmesinde Ailenin Rolü

Çocuklarda problem davranıların gelişimini engelleme ya da problem davranılar gösteren çocukların bu davranışlarını ortadan kaldırmada aileye birçok sorumluluk düşmekte, ailenin sahip olduğu birçok özellik ise bu süreçte öne çıkmaktadır. Bu özelliklerin başında, çocuğun parçalanmış ya da tam aileye sahip olma durumu, tek ebeveynle yaşama durumunda diğer ebeveynle olan ilişkiler, ailede yaşayan diğer bireyler, anne baba tutumu, anne babanın eğitim seviyesi, alkol ve madde bağımlılığı, çatışma gelmektedir (Alisinanoğlu ve Ulutaş, 2000, s. 15; Brodeski ve Hembrough, 2007, s. 18; Özbey, 2009, s.495; Seyhan ve Zincir, 2009, s. 9).

Yapılan araştırmalar davranış ve uyum bozukluğu gösteren çocukların anne babalarının; •   Çocuklarının problem davranşlarını kabul etmeme ve görmezden gelme,

•   Çocuğun problem davranışlarına kendinden de kaynaklanabileceğini düşünmeme, •   Çocuğun davranış bozukluklarının birçoğunu yaramazlık olarak görme,

•   Çocuğun davranış bozukluğuna önlem almama veya yanlış önlem alma, •   Çocuğu cezalandırarak davranış problemlerinin azalacağını düşünme, •   Çocuğun problem davranışları konusunda birbirini suçlama,

•   Çocukla inatlaşma,kızma, bağırma ve tahammül edememe

gibi tutumlar segilediklerini göstermektedir (Öz, 1997, s. 135-136). Bu sebeple çocuklarda problem davranışların gelişimini engelleme ya da problem davranışlar gösteren çocukların bu davranışlarını ortadan kaldırmada aileye büyük görevler düşmektedir. Anne babanın birbirini çok sevmesi, birbirine karşı saygılı olması çocukların gelişimleri için sağlıklı bir ortam hazırlamaları gerekmektedir. Nitekim çocuk, birbirine karşı kuvvetli bağlarla bağlı, anne babadan en çok muhtaç olduğu sevgi ve korunma duygusunu görmek istemektedir. Psikolojik olarak kendini sağlıklı hisseden çocuk evin içinde bu duyguları hisseden

(40)

20

çocuktur. Bu güveni kaybederse çocuğun problem davranışları gösterme ihtimali artmaktadır. Ebeveynlerin bu noktada iyi bir gözlemci olmaları problem davranışların üstesinden gelebilmek açısından önem taşımaktadır (Özbey, 2009, s. 495; Özbey, 2010 s. 14). Ayrıca babaların gösterdikleri ilgi ve sevgi çocukların hem zeka gelişimlerini, hem de akademik başarılarını olumlu etkilemekte, cinsiyet rollerini sağlıklı şekilde edinebilmelerini, sosyal becerileri kazanabilmelerinde rol oynamaktadır. Dolayısıyla bu durumda davranış problemlerinin ortaya çıkmasını engellemektedir (Tezel Şahin ve Özbey, 2007, s. 46).

Problem davranışlarla baş etmede olumlu çözüm yöntemleri uygulamaya konulduğunda anne-baba ve çocuğun çevresindeki diğer bireyler kararlı ve tutarlı olmalıdır. Zira anne ve babaların problem davranışa karşı gösterdikleri tutum, olumsuz davranışın devam etmesi ya da tamamen ortadan kalkması üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu noktada ebeveynler aile hayatında disiplin, düzen, sorumluluk ve empati gibi faktörleri yaşam biçimi haline getirmeli ve çocuklarının gelişimlerine olumlu katkı sağlama konusunda her daim işbirliği içinde olmalıdırlar (Özbey, 2010, s. 16).

İlgili alan yazın incelendiğinde çocuklarda problem davranışların ortaya çıkmasına engel olma ya da problem davranışlar sergileyen çocukların bu davranışlarını en aza indirgemede ve yok etmede ailenin son derece önemli olduğu görülmektedir (Parsak, 2015, s. 14). Çeşitli nedenlerle duygusal etkileşimin azaldığı ya da yok olduğu ailelerde eşler arası ve ebeveynin çocukla olan iletişim becerileri de zayıflamaktadır. Bu durum çocuğun sosyal duygusal gelişimini olumsuz etkilemektedir (Kandır ve Alpan, 2008, s. 36). Nitekim duygusal zekanın yüksek olması çiftlerin evlilik uyumunu da olumlu etkilemektedir. Uyumlu evliliklerde ise çocukların olumlu davranışları artmakta ve sosyal gelişimleri desteklenmektedir (Özbey, 2012; Üncü, 2007).

Duygusal Zeka

İnsanın bir amacının olduğuna inanarak varoluşunun farkına varması, hem bireysel açıdan hem de toplumsal faydaları bakımından duygusal zeka kavramını ortaya çıkarmaktadır (Tarhan, 2014, s. 211).

Duygusal zeka, zekanın bir türüdür. Kim olduğunun farkında olmak, kendi duygularını tanımak ve onları sağlıklı bir şekilde kullanmak, duygusal zekanın bileşenleridir. Korku, depresyon ve öfke gibi duygu ve ruh hallerini etkili bir şekilde yönetebilmek ve

Şekil

Tablo  1’de  ölçekler  ve  alt  faktörlerine  ait  güvenirlik  analizlerinin  hesaplandığı  görülmektedir
Tablo  4’e  göre  çocukların  demografik  özelliklerine  ilişkin  dağılımlar  incelendiğinde,  çocukların cinsiyetlerine göre dağılımlarına bakıldığında, 173 (%52,1) kız çocuğu ve 159  (%47,9)  erkek  çocuğu  bulunmaktadır
Tablo  28  incelendiğinde  çocukların  “Problem  Davranış  Ölçeği”nden  aldıkları  puanlar  ile  annelerin  “Duygusal  Zeka  Ölçeği”nden  aldıkları  puanlar  arasında  anlamlı  ilişki  olmadığı  olmadığı görülmektedir (p>0,05)
Tablo  29  incelendiğinde  çocukların  “Problem  Davranış  Ölçeği”nden  aldıkları  puanlar  ile  babaların  “Duygusal  Zeka  Ölçeği”nden  aldıkları  puanlar  arasında  anlamlı  ilişki  olmadığı  görülmektedir (p>0,05)
+2

Referanslar

Benzer Belgeler

moda resmi dersinin olmaması söz konusu değil, tasarım dediğimiz zaman aynı zamanda bu ders içerisinde renk, biçim, form, kompozisyon, doku gibi genel estetik kuralları

On yedi orijinal değişkenden indirgenen dört temel bileşen ve üç faktör (Çeşit, depolama süresi ve uygulama) arasındaki ilişki yapısı, doğrusal olmayan temel

Bu sebeplerden dolayı, geleneksel yaklaşımlardan biri olmasına rağmen günümüzde popülerliliğini hala koruyan ve uluslararası iktisat yazınının temellerinden

Bu çalışmadan farklı olarak Daştan (2016) tarafından okul öncesi öğretmenlerinin öz-yeterlik düzeyleri ile üstün yeteneklilerin eğitimine yönelik algıları

Millî şuur tam bir derecede tecelli ederse, gelecek devirlerde yaratacağımız İstanbul semtlerinin üslûbu, rengi, havası, eski İstanbul’daki kadar güzel olur.” (Beyatlı

ANKARA, (Cumhuriyet Bürosu) — Cumhuriyet Senotosu'nda dün 1979 yılı bütçesinin görüşülmesine başlanmış, Se­ nato Başkanı Sırrı Atalay görüşmelere

A high index of suspicion for an infectious process is required for prompt diagnosis and treatment of acupuncture-induced joint infections in rheumatoid arthritis patients who

Atan (2016), Temiz (2014), Göktaş (2015) ve Yalçın (2013)’ın annelere aile iletişim becerileri eğitimi uyguladıkları çalışmalarının sonucunda annelerin