• Sonuç bulunamadı

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE BELİRLİ GÜNLER ve HAFTALARA YÖNELİK ŞARKI DAĞARCIĞI İLE İLGİLİ ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE BELİRLİ GÜNLER ve HAFTALARA YÖNELİK ŞARKI DAĞARCIĞI İLE İLGİLİ ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ"

Copied!
154
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ

EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

GÜZEL SANATLAR EĞİTİMİ ANABİLİM DALI

MÜZİK EĞİTİMİ BİLİM DALI

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE BELİRLİ GÜNLER ve HAFTALARA

YÖNELİK ŞARKI DAĞARCIĞI İLE İLGİLİ ÖĞRETMEN

GÖRÜŞLERİ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Hazırlayan Hacer MOHAN

Tez Danışmanı Prof. Selmin TUFAN

(2)

Hacer MOHAN’ın ‘’Okul Öncesi Eğitiminde Belirli Günler ve Haftalara Yönelik Şarkı Dağarcığı İle İlgili Öğretmen Görüşleri’’ başlıklı tezi, jürimiz tarafından Güzel Sanatlar Eğitimi Ana Bilim Dalı, Müzik Öğretmenliği Bilim Dalında YÜKSEK LİSANS TEZİ olarak kabul edilmiştir.

Adı Soyadı İmza

Üye (Tez Danışmanı): Prof. Selmin TUFAN Üye: Prof. Ülkü ÖZGÜR Üye: Doç.Dr. Ayşe DEMİRBOLAT

(3)

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİNDE BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALARA YÖNELİK ŞARKI DAĞARCIĞI İLE İLGİLİ ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ

(Yüksek Lisans Tezi) Hacer MOHAN

GAZİ ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

ANKARA–2008

ÖZET

Bu araştırma, okul öncesi eğitimi veren kurumlarda görev yapan müzik öğretmenlerinin belirli gün ve haftalara yönelik şarkı dağarcığı seçimini hangi kriterlere göre yaptıkları, çocuk gelişimi özelliklerine uygun şarkı seçimine yönelik görüşlerinin neler olduğu, belirli gün ve haftalara uygun daha etkin kaynakların oluşumuna ne gibi katkıda bulunabileceğini belirleyebilmek amacıyla yapılmıştır.

Araştırmada yer alan nitel veriler daha çok kaynak tarama yoluyla, nicel veriler ise okul öncesi eğitimi veren kurumlardaki müzik öğretmenlerine uygulanan anket formlarıyla elde edilmiştir. Anket yöntemiyle elde edilen veriler frekans ve yüzde alınarak tablolar yardımıyla yorumlanarak açıklanmıştır.

Bu araştırmanın evrenini, Türkiye’deki okul öncesi kurumlarda görev yapan müzik öğretmenleri, araştırma Ankara il örneğiyle sınırlandırıldığı için evren ve örneklemini ise 30 eğitim kurumunda görev yapan 30 müzik öğretmeni oluşturmaktadır.

(4)

Araştırmanın sonucunda, okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan müzik öğretmenlerinin çocukların gelişim özelliklerini büyük ölçüde bildikleri, belirli günler ve haftalara yönelik şarkı seçimlerinde bu özellikleri göz önüne almak istedikleri ancak var olan kaynakların ihtiyaca yeterince cevap veremediği ve parçalara tek tek ulaşmada zorluk çektikleri gözlenmiş, bu problemlerde düşünüldüğünde toplu bir kaynağa ihtiyaç olduğu görülmüştür.

Araştırmanın sonuçları da dikkate alınarak bir takım öneriler sunulmuştur.

Bilim Kodu : Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı Müzik Öğretmenliği Bilim Dalı

Anahtar Kelimeler : Okul Öncesi, Okul Öncesi Eğitimi, Belirli Günler ve Haftalar

(5)

TEACHERS’S OPINION ON REPERTOIRE OF SONGS AIMED AT SPECIFIC DAYS AND WEEKS

FOR PRE-SCHOOL CHILDREN (Post-Graduate Thesis)

Hacer MOHAN

INSTITUTE OF EDUCATIONAL SCIENCES GAZI UNIVERSITY

ANKARA – 2008

ABSTRACT

This study aims to determine the criteria of music teachers working at pre-school organizations on choosing the songs at specific days and weeks, what their views are in respect to the selection of the songs in accordance with child development features, and what contributions they can make to the formation of source in this field.

The qualitative data of the research are primarily obtained by source combing, and the quantitative data are obtained through the questionnaires given to the music teachers working in pre-school organizations. The data obtained through questionnaires are interpreted and explained with the help of charts by taking the frequencies and percentages of the data obtained.

(6)

While the scope of this research consists of the music teachers working at the pre-school organizations in Turkey, the scope and the sampling consists of 30 music teachers from 30 Pre-school Organizations in the province of Ankara which the research is limited to.

At the end of the research it is determined that the music teachers of pre-schools organizations understand the development features of children to a great extent, they want to take these features into consideration in the selection of songs aimed at specific days and weeks however, the sources available make it difficult for them to reach all the pieces suitable for such selections, and taking this criteria into consideration it is observed that a mass source is required for such selections.

Certain recommendations are made by taking the results of the research into consideration.

Science Code : (Education of Fine Arts Main Branch of Science) Music Education Branch

Key Words : Pre-School, Pre-School Education, Specific Days and Weeks

Thesis Guide : Prof. Selmin TUFAN

(7)

TEŞEKKÜR

Araştırmamın gerçekleştirilmesinde değerli önerileri, katkıları, fikirleri ve yardımları ile beni yönlendiren tez danışmanım Prof. Selmin TUFAN’a, araştırmanın şekillenmesinde görüşleriyle bana destek veren Arş. Gör. Naz EVREN DURANOĞLU’na, nota yazımları için Öğr. Gör. İlker KÖMÜRCÜ’ye, tezimin yazılım aşamasındaki yardımlarından dolayı Erkan SÜLÜN’e ve manevi desteği ile yanımda olan ablam Işıl MOHAN KÖKSAL’a sonsuz teşekkürler.

(8)

İÇİNDEKİLER

ÖZET……….. ... i ABSTRACT ... iii TEŞEKKÜR……….v İÇİNDEKİLER………vi TABLOLARIN LİSTESİ………..viii BÖLÜM 1 1. GİRİŞ………...1

1.1. Okul Öncesi Eğitim ... 1

1.2. Okul Öncesi Eğitimin Çocuk Gelişimine Etkileri ... 7

1.2.1. Dil Gelişimi ... 7 1.2.2. Sosyal Gelişim ... 8 1.2.3. Ahlak Gelişimi ... 9 1.2.4. Psiko-motor Gelişim ... 10 1.2.5. Duygusal Gelişim ... 11 1.2.6. Bilişsel Gelişim ... 12

1.3. Müziğin, Okul Öncesi Eğitiminde Çocuğun Gelişimine Olan Etkileri ... 13

1.3.1. Dil Gelişimi ... 15

1.3.2. Duygusal ve Sosyal Gelişim ... 16

1.3.3. Bedensel ve Psiko-motor Gelişim ... 17

1.4. Çocuk Şarkılarının Amaç ve Özellikleri ... 19

1.4.1. Ritm ... 20

1.4.2. Prozodi ... 21

1.4.3. Ezgi ... 22

1.4.4. Yaşa ve Seviyeye Uygunluk ... 22

1.4.4.1. Ses Sınırlılıkları Açısından ... 22

1.4.4.2. Gelişim Özellikleri Açısından ... 23

1.4.5. İçerik( Ünitelere ve Konuya Uygunluk) ... 23

1.4.6. Biçim ... 24

1.5. Belirli Günler ve Haftalara Yönelik Şarkı Seçimi ... 24

(9)

1.7. Problem ve Alt Problemler... 27 1.8. Araştırmanın Amacı ... 27 1.9. Araştırmanın Önemi ... 28 1.10 Sayıltılar ... 28 1.11 Sınırlılıklar ... 28 BÖLÜM 2 2. İLGİLİ ARAŞTIRMALAR ... 29 BÖLÜM 3 YÖNTEM 3.1. Araştırmanın Niteliği ... 31 3.2. Evren ve Örneklem ... 31 3.3. Verilerin Toplanması ... 33

3.4. Verilerin İşlenmesi ve Çözümlenmesi ... 33

BÖLÜM 4 4. Bulgular ve Yorumlar ... 34 4.1. Anket Soruları ... 34 BÖLÜM 5 5. SONUÇ VE ÖNERİLER 5.1. Sonuçlar ... 58 5.2. Öneriler ... 61 KAYNAKÇA EKLER ÖZGEÇMİŞ

(10)

TABLOLARIN LİSTESİ

Tablo 4.1.1: Müzik öğretmenlerinin “3–6 yaş grubu çocuklarının fiziksel gelişimleri konusunda ne derece bilgi sahibisiniz?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.2: Müzik öğretmenlerinin “3–6 yaş grubu çocuklarının zihinsel gelişimleri konusunda ne derece bilgi sahibisiniz?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.3: Müzik öğretmenlerinin “3–6 yaş grubu çocuklarının psikomotor gelişimleri konusunda ne derece bilgi sahibisiniz?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.4: Müzik öğretmenlerinin “3–6 yaş grubu çocuklarının dil gelişimleri konusunda ne derece bilgi sahibisiniz?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.5: Müzik öğretmenlerinin “Bu özellikleri müzik derslerini işlerken ne ölçüde göz önünde bulunduruyorsunuz?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.6: Müzik öğretmenlerinin “Belirli günler ve haftalara yönelik şarkı dağarcığınız var mı?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.7: Müzik öğretmenlerinin “Kullanılan şarkı dağarcığının müziksel kriterleri (prozodi, ses sınırları, sözleri vb.) ne derece önemlidir?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.8: Müzik öğretmenlerinin “Belirli günler ve haftaların anlamına uygun şarkılar kullanmayı, ne derece önemli buluyorsunuz?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

(11)

Tablo 4.1.9: Müzik öğretmenlerinin “Kullanılan şarkı dağarcığı çocuğun gelişim özelliklerine ne derece uygundur?” sorusuna ilişkin yanıtlar gösterir dağılım

Tablo 4.1.10: Müzik öğretmenlerinin “Şarkıları öğretirken diğer disiplinlerden ( oyun, drama vb.) ne ölçüde yararlanıyorsunuz?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.11: Müzik öğretmenlerinin “Şarkılar, prozodi konusunda ne ölçüde başarılıdır?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.12: Müzik öğretmenlerinin, “Şarkıların sözlerini öğretmede sorun yaşıyor musunuz?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.13: Müzik öğretmenlerinin, “Şarkıların sözlerini öğretmede ne ölçüde sorun yaşıyorsunuz?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.14: Müzik öğretmenlerinin, “Şarkı sözleri okul öncesi çocuklarına ne ölçüde uygundur?( Verdiği mesaj açısından, söylenebilirliği açısından vb.)” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılımı

Tablo 4.1.15: Müzik öğretmenlerinin, “Şarkıların ezgileri okul öncesi çocuklarına ne ölçüde

uygundur?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.16: Müzik öğretmenlerinin, “Kullandığınız şarkılar çocuğun dil gelişimine ne derece uygundur?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.17: Müzik öğretmenlerinin, “Kullandığınız şarkılar çocuğun duygusal ve sosyal gelişimine ne derece uygundur?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

(12)

Tablo 4.1.18: Müzik öğretmenlerinin, “Kullandığınız şarkılar çocuğun bedensel ve psikomotor gelişimine ne ölçüde uygundur?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.19: Müzik öğretmenlerinin, “Kullanılan şarkı dağarcıkları çocuğun duygu ve düşüncelerini ne ölçüde ifade etmektedir?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.20: Müzik öğretmenlerinin, “Okul öncesi müzik eğitimiyle ilgili kaynakların ne ölçüde yeterli olduğuna inanıyorsunuz?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.21: Müzik öğretmenlerinin, “Belirli gün ve haftalara yönelik kaynaklara ne ölçüde ulaşabiliyorsunuz?” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.22: Müzik öğretmenlerinin, “Şarkılar ünitelere ne ölçüde uygundur? ” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.23: Müzik öğretmenlerinin, “Belirli günler ve haftalara yönelik şarkı dağarcığını çeşitli müzik aletleriyle ne ölçüde destekliyorsunuz? ” sorusuna ilişkin yanıtları gösterir dağılım

Tablo 4.1.24: Müzik öğretmenlerinin, “Okul öncesi eğitimde kullanılan kaynaklar, belirli günler ve haftalara yönelik olması yönünden beklentilerinize cevap veriyor mu?” sorusuna ilişkin düşüncelerini gösterir dağılım

(13)

BÖLÜM 1 GİRİŞ

1.1 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM

Eğitimin bireyi, dolayısı ile toplumu, bire bir etkilediği düşünülecek olursa birey ve toplum üzerindeki etkisi yadsınamaz. Bu durumda bireylerin başarı, yaratıcılık, problem çözme, sorumluluk, sosyalleşme vb. yönleri ne kadar erken disipline edilip geliştirilirse bireyin farkındalığı o derece artacaktır. Günümüzde, yapılan araştırmaların ışığında kişilik gelişimi, fiziksel gelişimi, zihinsel gelişimi vb. açısından bireye yaş sınırlılıkları getirilmiş ve bu yaş sınırlılıkları bizi okul öncesi eğitime götürmüştür. Bu yaş sınırlarındaki çocuğun yanında örnek alacağı bir ailesi bulunmaktadır ancak aile ve çevre bu süreçte bazı durumlarda yetersiz olabilmektedir. Oysaki okul ve aile işbirliği ile çocuk, özelliklerini keşfetme ve geliştirme konusunda daha verimli ve yerinde savlarla yaşamını ve yaşadığı toplumu değerlendirecektir. Bu durumda okul öncesi eğitimin gerekliliğinden, içeriğinden ve amaçlarından söz etmek, açıklamak yerinde olacaktır.

Okul öncesi dönem, doğumdan ilköğretime kadar olan çocukluk yıllarını içine alan, bu yaş çocuklarının bireysel özelliklerine ve gelişim düzeylerine uygun zengin uyarıcı çevre imkânlarını sağlayan, onların tüm gelişimlerini; toplumun kültürel değer ve özellikleri doğrultusunda en iyi biçimde yönlendiren bir eğitim sürecidir. (Poyraz ve Dere, 2001,s. 35).

Bloom’un da belirttiği gibi zihinsel gelişimin büyük bir kısmının oluştuğu, bedensel büyümenin çok hızlı olduğu, duygusal ve sosyal gelişimin gerçekleştiği yıllardır. Aynı zamanda bu yıllar temel alışkanlıkların çocuk tarafından kazanıldığı, karakter ve kişilik yapısının şekil almaya başladığı yıllardır. ( Albayrak, 2000, s. 56).

Çocukları bu yıllar içerisinde zihinsel, duygusal, kültürel, bedensel ve sosyal gelişimleri açısından eğitirken yaş ve bireysel özelliklerini göz ardı etmeyen planlı ve programlı bir süreçtir. Bu eğitim çocuğun çevresini tanımaya çalıştığı, konuşmayı öğrendiği, belirli alışkanlıklar ve toplumun değer yargılarını kazandığı, zihinsel

(14)

gelişimini büyük bölümde tamamladığı ve sorumluluk aldığı bir süreci kapsadığından, her alanının ve her sürecinin alanların uzmanları tarafından verilmesi önemli ve gereklidir.

Erken çocukluk eğitimi, çocuğun doğumundan ilköğretime başladığı güne kadar geçen yılları içine alan, gün geçtikçe önemi daha da artan, araştırmacılarca da önemi sürekli vurgulanan bir eğitim aşamasıdır. Erken çocukluk eğitiminin amacı, temel kavramları kazandırarak çocuğun kendi görüşlerini geliştirmesine, duygu ve düşüncelerini özgürce ifade etmesine, girişimci, araştırmacı, öz denetimi sağlayabilen kendi haklarına ve başkalarının haklarına saygılı, yeteneklerini kullanma becerisine sahip, düşünen, soru soran, bağımsız hareket edebilen, yaratıcı, üretken çocuklar yetiştirerek onları daha sonraki eğitim aşamalarına her yönden hazırlayarak onların öğrenmeyi sevmesini ve nasıl öğreneceğini sağlamaktır. (Yıldız, 1998, s. 28).

Okul öncesi eğitim kurumları; kişiliğin şekillendiği bu dönemi, çocukların fiziksel, sosyal, duygusal ve zihinsel gelişimleri açısından en sağlıklı şekilde geçirmesini, onları hayata hazırlamayı ve aileyi, okul öncesi eğitim konusunda bilgilendirmeyi amaçlamaktadır.( Kandır, 2001, s. 78). Yapılan araştırmalar, okul öncesi eğitimin çocuğun gelişimi üzerinde uzun vadeli etkileri olduğunu ve bu dönemde verilen eğitimin niteliğinin önemli olduğunu göstermektedir.(Yavuzer, 2003, s. 41).

Okul öncesi eğitim kurumunun rolü, daha sonra gelecek eğitim şemalarına, çocuğun her yönden –özellikle toplumsal ve bilişsel yönden- hazırlanması açısından çok önemlidir. Çocuğun ilköğretimde başarı kazanmasını sağlayan esas özellik, onun okul öncesi eğitim kurumunda edindiği bilgiler değildir. Bu konuda rol oynayan temel özellik, çocuğun burada elde edeceği alışkanlıklar ve tutumlardır. Tüm bunlar; çocuğun yeni eğitim düzeyine yani yeni bir yaşam biçimine çabuk uyum sağlamasını kolaylaştırması açısından çok önemlidir.

Okul öncesi eğitimde kaliteli bir erken çocukluk eğitimi ile kalıtsal özellikler en üst düzeyde geliştirilebilmektedir. Çünkü bu dönem çocuğun gelecekte göstereceği tüm özelliklerin davranış biçimi, yaşam şekli, öğrenmeye karşı ilgi ve

(15)

istek, kişilik gelişimi, problem çözme, üretkenlik vb kazanmasında önemli olan bir evredir. İnsan gelişiminin yüzde sekseninin bu yıllarda tamamlanması durumu da erken çocukluk eğitiminin artmasında etkili olmaktadır. ( Duffy, 1998, s. 25).

Okul öncesi eğitimin sonunda çocuk, kendinin farkında, çevresi ile iletişim becerilerini kazanmış, yaratıcılık ve estetik becerileri gelişmiş, duygularını açıklayabilecek kelimeleri söyleyerek kendini anlatma ile donanmış şekilde ilkokula hazırlanır.

Ülkemizde, okul öncesi eğitim, Milli Eğitim Temel Kanunu ile tanımlanmıştır. Buna göre okul öncesi eğitim: ‘’ Mecburi öğrenim çağına gelmemiş çocukların eğitimini ihtiva eden bu yaş grubu çocukların beden, zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak, onları ilköğretime hazırlamak, şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak, sistemli ve elverişli bir yetişme ortamı sağlamak, kabiliyetlerinin gelişmesine yardım etmek amaçlarına yönelik, ilköğretim bütünlüğü içinde yer alan bir eğitim devresidir.’’ (Meydan, 1984, s. 38).

Okul öncesi eğitim bazı temel ilkeleri ve amaçları vardır. Bu ilkeler; 1- Eğitimde çocuğun ve ailenin etkin katılımını sağlamak esastır,

2- Çocuğa verilen eğitim, onun gereksinimlerine uygun olmak zorundadır, 3- Çocukların gereksinimlerini karşılamak amacıyla demokratik eğitim

anlayışına uygun eğitim ortamları hazırlanır,

4- Etkinlikler düzenlenirken çocukların ilgi ve gereksinimlerinin yanı sıra, okulun ve çevrenin olanakları da göz önünde bulundurulur,

5- Çocukların Türkçe’yi doğru ve güzel konuşmalarına gereken önem verilir, 6- Oyun, çocuklar için en uygun öğrenme yöntemidir,

7- Eğitimde çocuğun, kendine saygı ve güven duyması sağlanır, öz denetim kazandırılır,

8- Eğitim, çocuğun bildiklerinden başlar ve deneyerek öğrenmesine olanak tanır,

9- Çocukla iletişimde, kişiliğini zedeleyici şekilde davranılmaz, baskı ve kısıtlamalara yer verilmez,

(16)

10- Okul öncesi dönemde verilen eğitim ile çocukların sevgi, saygı, iş birliği, sorumluluk, hoşgörü, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma davranışlarını geliştirir,

11- Çocukların bağımsız davranışlar geliştirmesi desteklenir. Yardıma gereksinim duyduğunda yetişkin desteği, rehberliği ve güven verici yakınlığı sağlanır,

12- Çocuğun, kendisinin ve başkasının duygularını fark etmesi desteklenir, 13- Çocukların hayal güçleri, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerileri, iletişim

kurma ve duygularını anlatabilme davranışları geliştirilir,

14- Okul öncesi eğitimde çocuğun gelişimi ve okul öncesi eğitim programı düzenli olarak değerlendirilir,

15- Programlar hazırlanırken ailelerin ve içinde bulunulan çevrenin özellikleri dikkate alınır.(Morpa Kültür Yayınları, 2002, s. 13).

Okul öncesi eğitimin amaçları ise;

• Bedeni, üstünü ve çevresini temiz tutma alışkanlığı vermek, • İyi ve sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak,

• Okulda, oyun yerinde, genel olarak çevrede çıkabilecek kazalara karşı uyanık ve tedbirli olmayı öğretmek,

• Çocuğu özendirecek, ürkütecek, yaratıcılığı köreltecek, korkutacak, güvensizliğe itecek, sevgiden yoksun duruma getirecek tutum ve davranışlardan uzak tutmak,

• Birlikte oyun, yardımlaşma, iş yapma, dinlenme alışkanlıklarını vermek,

(17)

• Başarısız da olsa işe, oyuna, konuşmaya, eğlenmeye yeniden başlama güvenini ve cesaretini vermek,

• Arkadaşlarına saygı, anlayış, güler yüz göstermesi gerekliliğini benimsetmek,

• Dürüst ve sözüne güvenilir olmayı öğretmek,

• Herhangi bir durumda kendini savunma, düşüncesini açıklama, görüş ve duygularını dile getirebilme olanaklarını kazandırmak,

• Gerektiğinde grubun çoğunluk kararına saygılı olmasının önemini benimsetmek,

• Yaptığı her işin dikkatli, özenli, düzgün ve temiz olması alışkanlığını edinmesine olanak sağlamak ve yardımcı olmak,

• Kendisinin ve çevresinin eşyasını, oyun araç ve gereçlerini düzenli biçimde kullanıp koruması gerektiğini benimsetmek ve uygulatmak,

• Zamanı ve olanakları yerinde kullanmanın önemini öğretmek, • Tutumlu olmanın yollarını öğretmek,

• Oyun ortamında çeşitli meslekleri tanıtmak.’’(Demiral, 1989, s. 19). Çocuk, dünyaya gerekli tüm bilgi ve becerilerle gelmez. Zihinsel, bedensel, duygusal, sosyal gelişme ve olgunlaşma sürecinde, çocuğa yeni deneyimler edineceği öğrenme olanakları sağlamak, çocuğun gelecekteki başarısı için önemlidir.

(18)

Bu dönemi Bekman;

• İlk yaşlardaki öğrenmenin çocuğun gelişimindeki önemi ve bu önemin sosyal ve duygusal gelişimde olduğu gibi zihinsel gelişimde de geçerli olduğunun anlaşılması,

• Çevresel koşullardan etkilenen çocuklara okul öncesi eğitimin yaptığı eğitsel katkı ile çocukların bu yıllarda esnek ve öğrenmeye açık olduğunun anlaşılması,

• Sosyal değişme, şehirleşme ve kadının üretime katkısının artışı sonucu ortaya çıkan yeni koşullar (aile yapısının çekirdek aileye dönüşmesi), okul öncesi eğitimi gündeme getiren ve ona önem kazandıran başlıca nedenlerdir’’.şeklinde ifade etmektedir.

Buna ek olarak, okul öncesi eğitimin amaçları; Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1994 yılında yayımladığı Anaokulu ve Anasınıfı Programı’nda;

• Çocukların bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönden gelişmelerini, temel alışkanlık kazanmalarını sağlamak,

• Her fırsattan faydalanarak çocukların milli, manevi, ahlaki, kültürel ve insani değerlere bağlılığının gelişmesine yardımcı olmak,

• Atatürk, millet, vatan ve bayrak sevgisini kazandırmak,

• Çocukların sorumluluk yüklenmelerini; dürüst, saygılı, nazik ve düzenli olmalarını sağlamak,

• Çocuğun ‘’benlik’’ kavramının gelişmesine, kendini ifade etmesine, bağımsızlığını kazanmasına ve özdenetimini sağlamasına imkân tanımak.’’ Şeklinde ifade edilmektedir. (M.E.B. , 1994, s. 9).

(19)

1.2.1Dil Gelişimi

Dil, çocuğu egosundan uzaklaştırıp, onun sosyal bir kişi olmasını sağlayan, kendisini kontrol ve takip ettirebilen, düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını yavaş yavaş öğretebilen ve kendini güvende hissetmesine yardım eden bir olgudur. (Yavuzer, 2002, s. 26).

Dil; duyguları, düşünceleri, inançları, tutumları, değer yargılarını anlatma ve öğrenmede, algılanan ve yaşanan olaylarla ilgili bilgileri, kültür birikimini aktarmak için soru sormak, istekte bulunmak ve emir vermek gibi işlevleri gerçekleştirmek için kullanılan bir araçtır.

Dil gelişimi; seslerin, kelimelerin, sayıların, sembollerin kazanılması, saklanması ve dilin kurallarına uygun olarak kullanılmasını içeren bir süreçtir. Dil gelişimi, doğumdan başlar ve yaşam boyu devam eder. Dil, öğrenmeyi kolaylaştırır. Öğrenme sürecinde ise çocuğun dili gelişir.

Çocuk böylece çevresini öğrenerek tanımlayabilecek, iletişime geçebilecek ve kendini bir topluluğa ait hissederek sosyalleşecektir. Bu sosyalleşme ile seslerin, kelimelerin, sayıların kazanılması, kurallarına uygun olarak dilin daimi kullanımını sağlanacak dilin gelişmesine katkıda bulunulacaktır.

Dil, çocuğun olaylar ve mekânlar içerisindeki aktif katılımı sayesinde gelişir. Birçok araştırma çocukların problem çözmeye istekli ve yaşadıkları dünyayı daha iyi anlama çabası içerisinde olduğundan söz eder. Güleryüz (2003) okul öncesi ve ilköğretim dönemlerinde, çocukların bu meraklarını giderecek, dil gelişimini destekleyecek olanaklar sağlanmasının önemli olduğunu ifade eder. Okul öncesi eğitim de kurumları, uzmanları ve şartlarıyla bu amaca, olanak sağlar Dil gelişimini desteklemeyi hedefleyen sınıflar, konuşmayı merkez alarak çocuklara tartışma, konuşma, soru sorma, fikir keşfetme ve geliştirme, bildiklerini tarif etme ve kendi görüşlerini sunma fırsatı verir. Yıl boyunca uygulanan programda çocukların tarif etme, öyküleme, eleştirme, tahmin yürütme, açıklama, ikna etme, değerlendirme, bir

(20)

bakış açısını tartışma, fikir belirtme, duygularından söz etme, hipotez ve karar verme gibi farklı konuşma türlerini kullanmaları hedeflenir. (Güleryüz, 2003, s.70)

1.2.2.Sosyal Gelişim

Sosyal gelişim, bireyin içinde yaşadığı toplumsal uyaranlarına, grup yaşamını kural ve zorunluluklarına karşı duyarlılık geliştirmesi; bunun sonucunda da yaşadığı kültürde bulunan diğer kişilerle uyum içinde olma sürecidir. Bu süreç içinde bireyler yaşamları boyunca bir grubun işlevsel üyeleri olmalarını sağlayan değerleri, davranışları ve inançları öğrenirler. Sosyalleşme, bireylerin, özellikle de çocukların belirli bir grubun işlevsel üyeleri haline geldikleri ve grubun öteki üyelerinin değerlerini, davranışlarını ve inançlarını kazandıkları süreçtir.( Garder ve Gardiner, 1998, s. 37).

Birey toplumsal, kültürel ve sosyal bir varlık olarak doğar ve var olur. Bunu söylediğimizde çocuğun da yaşamını çevresine uyum sağlama çabası içerisinde geçireceğini eklemek yanlış olmayacaktır. Özellikle kişilik yapılanmasının Erikson’a göre ilk iki yılda önem kazandığı bilinecek olursa bu ilk iki yıl çocuğun kendini güvende hissetmek isteyeceği yıllardır ve bu da iletişim kurarak, çevreyle etkileşimine bağlı olarak gelişecek bir duygudur. İlk iki yılda bu annenin davranışlarıyla doğru orantıdadır. Annenin onu bırakıp gitmeyeceğine inanırsa güven duygusu gelişecek tam tersi bir durumda çocukta güvensizlik gelişecektir. Bu da çocuğun sosyalleşmesi, sosyal alanlarda uyum göstermesi ve iletişim kurabilmesi acısından çok önemlidir.

Okul öncesi dönemde çocuk kendini giderek genişleyen sosyal ilişkiler ağının içinde bulmaktadır. Çocuk bu dönemde giderek daha bağımsız davranabilmekte hatta kimi durumlarda başkalarının haklarına tecavüz edebilmektedir. Anne-baba ve öğretmen, çocuğun girişimcilik becerisinin gelişimi için onun başkalarının sınırlarını zorlamadan girişimlerde bulunmasını sağlayacak fırsatlar yaratarak girişimlerini desteklemeleri gerekmektedir.(Bayhan ve Artan, 2004, s. 26).

(21)

1.2.3.Ahlak Gelişimi

Toplumun kendinden beklenen fonksiyonları yerine getirebilmesi için, onu oluşturan insanların bazı kuralları içselleştirmesi gerekmektedir. Ahlak gelişimi toplumun tüm değerlerine kayıtsız şartsız uyma değil, topluma etkin bir uyumu sağlamak için değerler sistemi oluşturma sürecidir. (Sanemoğlu, 1998, s. 34).

Ahlak gelişimi, bireyin topluma nasıl davranılması gerektiğinin farkında olabilmesi için toplumun değer yargılarını benimseyerek içinde bulunduğu çevreye uyumunu ve kendi ilke ve değer yargılarını oluşturmasını amaçlayan, topluma etkin bir uyum sağlamak için kendi değerler sistemini oluşturma sürecidir. Ahlak gelişiminin ilk ve en önemli hedefi, bireyin yanlış-doğru, hak ve adalet, iyi-kötü kavramları doğrultusunda kendi manevi değerlerini ve kendi doğrularını geliştirmesidir.

Ahlaki gelişim çocuğun gelişim süreci içerisinde en önemli süreçlerden biridir. Çocuğun bu döneminde iyi ve kötü kavramları yaşamda yer edinir, somutlaşır. Çocuk için en basit öğrenme ceza ödül yöntemi kullanılan, iyi ya da kötü aldığı tepkiler, çevresinin bu konudaki ona karşı ve kendi yaşamında gösterdiği değişmez tutumudur. Aile çocuğun çevreden önce karşılaştığı en küçük sosyal alan olduğundan özellikle ailenin bu konudaki özenli davranışı çok önemlidir. Çocuğa kısıtlama getirilen, kötü olarak nitelendirilen kavram ve davranışların aile tarafından tekrar edilmemesi, büyükler ve küçükler vb. gibi sınıflandırılmaması gerekmektedir.

Ahlak gelişimi teorileri incelendiğinde, okul öncesi dönemin bu gelişim alanında önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Erken dönemde çocuk üzerinde önemli bir etkiye sahip olan aile sonrasında okul öncesi eğitim ile uzmanlar gözetiminde alacağı ahlak gelişimi, bu iki sosyal çevrenin işbirliği ve eşgüdümlü çalışması ile çocuğa rehberlik etmesi açısından önem taşımaktadır

(22)

1.2.4.Psiko-motor Gelişim

Dünyaya gelen her birey, daha anne karnındayken fiziksel olarak gelişmeye başlar. Dünyaya geldiğinde de bu gelişim hızlanarak devam eder. Önceleri refleks olan bu hareketlerin bazıları, refleks olarak ömür boyu devam ederken, bazıları da zamanla organların bilinçli olarak kullanılması ile motor becerilerine dönüşür. Psiko-motor gelişim, yaşam boyu devam eden ‘Psiko-motor’ becerilerde ortaya çıkan davranışların kontrol altına alınması sürecidir. Söz konusu olan bu davranışlar; duyu organları, zihin ve kasların birlikte çalışması ile ortaya çıkar. Bir anlamda bu davranışların kontrol altına alınmasını sağlayan süreç, ‘psiko-motor gelişim’i ifade eder. Psiko-motor gelişim, fiziksel büyüme ve sinir sisteminin gelişimine paralel olarak organizmanın isteme bağlı hareketlilik kazanması olarak da tanımlanabilir. Psiko-motor gelişim sürecinde içten ve dıştan gelen süreçlerin etkileşiminin sonucu olarak basit reflekslerle başlayan baş, boyun ve gövde kaslarının kontrolü aşamalar şeklinde gelişir. Benzer şekilde motor becerilerinin temeli olan oturma, emekleme, yürüme, koşma, atlama, tırmanma gibi büyük kas motor etkinlikleri ve uzanma, tutma, bırakma, fırlatma gibi elin yöntemi ile ilgili küçük kas motor etkinlikleri de aşamalar halinde gelişir.

Gallahue, motor gelişimini çocukluk dönemi ile sınırlayarak incelemiş ve kuramını piramit modeli ile açıklamıştır. Bu modele göre her bir motor gelişim dönemi, bir diğerinin üzerine kurulur. Piramidin temeli, refleksif hareketler dönemini göstermektedir. Bu dönemi, ilkel hareketler dönemi ve temel hareketler dönemi takip eder. Piramidin tepe noktasını spor hareketleri dönemi oluşturur. ( Gallahue, 1982, s.123)

Psiko-motor gelişim; çocukların çevre ile iletişim kurmasında, yaşamlarını devam ettirmede önemli yer tutar. Okul öncesinde psiko-motor gelişim hedefleri, çocukların değişik fiziksel olgunluk derecelerine göre, kas koordinasyonunu geliştirmeye yönelik eğitim hedefleridir.. Çocuklar motor becerilerini oyun içerisinde keşfederler. Çocuk, oyun sayesinde diğer bireylerle sosyal iletişime girerek toplum içerisinde sosyalleşir. Yaratıcılıkları gelişir. Böylece çocuğun kendisine olan özgüveni artar, kendini yeterli hisseder ve olumlu benlik kavramı kazanır. Bu sayede çocuğun fiziksel olduğu kadar psikolojik sağlığı da etkilenmektedir.(Ayhan, 1998, s. 11).

(23)

1.2.5. Duygusal Gelişim

Duygularla ilgili değişim ve gelişim, çocuk dünyaya geldiği andan itibaren başlayan ömür boyu devam eden bir süreçtir. İnsan, hayatı boyunca çevreden gelen uyarıcıların etkisiyle çeşitli duyguları yaşar. Birey sosyal çevre ile etkileşim içindeyken az ya da çok haz ve elem duyguları içindedir. Çocukların fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarının karşılanması ya da karşılanmaması onlarda bazı duyguların oluşmasına neden olur. Duygular, birey olmanın en önemli unsurudur. Sosyalleşmenin olabilmesi için duygular temel rolü üstlenir. Bu yüzden duygular, yaşama uyum sağlama fonksiyonlarıdır.

Duygular, çocuğun temel gereksinimleri ve bu gereksinimlerin etkisini dışarı yansıtmasıdır. Haz ya da elem olarak yaşanan duyguların yansıması çocukta sevinç, mutluluk, üzüntü, korku, öfke, kıskançlık, saldırganlık ve ağlamadır. Duygular, öğrenme ve olgunlaşmayla birlikte yaşamın her döneminde farklılıklar gösterir.

Çocuk ilk toplumsal ilişkilerini çevresi ile duygusal etkileşimine bağlı olarak kurar. Anneden ve öteki insanlardan aldığı etkilere göre olumlu veya olumsuz duygusal davranış modelleri ve bunlara uygun kişilik yapısı geliştirir. Çocuğun duygusal sorunlarının ve kişilik özelliklerinin onun için yepyeni bir ortam olan okulun, özellikle de ilk günlerinde etkili olduğu şüphesizdir. Özellikle okul öncesi dönemde duygusal gelişimle ilgili duygusal tepkiler, yoğun olarak yaşanmaktadır. Çocuklar nedenlere, sonuçlara ve duygunun davranışsal işaretlerine önem verirler, ama duyguları anlama zamanla daha doğru ve karmaşık bir hal alır. ( Ergin, 2003, s. 56).

Bu yaş çocukları duygularını sözel olarak tam ifade edemediklerinden duyguları resimlerine ve oyunlarına yansır. Bu nedenle özellikle okul öncesi eğitim kurumlarında çocuğun kendini ifade edebilmesini, duygularını açığa çıkarabilmesini, duygularını ayırt edebilmesini sağlayıcı etkinlikler uygulanır. (Oktay, 1999, s. 278).

(24)

1.2.6.Bilişsel Gelişim

Bireyin içinde yaşadığı dünyayı öğrenmesi ve anlaması için akıl yürütme, problem çözme, kavramlar ve düşünme ile ilgili zihinsel faaliyetlerin tümüne ‘’Biliş’’ ya da ‘’Bilişsel Sistem’’ denir.

Bilişsel gelişim sonucunda da birey bedensel gelişimi ile birlikte, akıl yürüterek, sorun çözerek, sentez ve düşünce becerileri gibi zihinsel faaliyetlerle bulunduğu çevreye uyum sağlar.

Piaget’e göre; en genel anlamda, bilişsel gelişim beyin ve sinir sisteminin olgunlaşması sonucu bireyin bulunduğu çevresine uyum göstermesini sağlayan deneyimlerin bütünüdür. Piaget’in bilişsel gelişim kuramında birey doğumdan ölüme kadar farklı gelişim aşamalarından geçer ve düzenli bir niteliksel değişim içindedir. Bilişsel gelişimdeki bu değişimin amacı bireyi soyut düzeyde, akıl yürütme, varsayımları mantıksal düzeyde düşünebilme, kuralları ve sınırları daha karmaşık yapıda organize etmektir.

Biliş, dünyayı öğrenmeyi ve anlamayı içeren zihinsel faaliyetlerdir. Biliş kelimesi, yaklaşık olarak ‘’düşünme’’ ile eş anlamlıdır. Çocuklar yetişkinlerden daha ilkel bir düşünme örüntüsüne sahip değillerdir. Onların kendilerine özgü dünya görüşleri vardır. Böylece çocukları anlamak önem kazanmaktadır. Piaget’in kuramında, zekâ testinden alınan önem taşımaz. Zihinsel ya da bilişsel süreçler çocuğun dünyayı anlamasını sağlar. Piaget’in çalışmasındaki odak nokta, çocukların dünyayı algılamaları için gerekli bilgilerin örgütlenmesi ve gelişimsel açıdan bu örgütlenme süreçlerinde görülen değişikliklerdir. Biliş kavramı aynı zamanda, ‘’dikkat, algı, bellek, problem çözme, yaratıcılık ve dil gelişimi ve dile ilişkin becerileri’’i kapsar.

(25)

1.3. MÜZİĞİN, OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİNDE ÇOCUĞUN GELİŞİMİNE OLAN ETKİLERİ

Müzik, bireysel, toplumsal, kültürel, sosyal, ekonomik ve eğitsel işlevleri olan estetik temelli bir alandır. Çünkü müzikle iç içe yaşayan bir bireyin estetik kaygı taşıdığı, yaratıcılık gücünün geliştiği, farklı bakış açılarıyla problem çözme yetisine sahibi olduğu, yaşama hoşgörü ve sevgiyle baktığı vb. özellikleri taşıdığı görülmektedir. Müziği bu yönleri ve işlevleri ile ele aldığımızda onun eğitsel yönde çok etkili bir araç olabileceği de doğaldır.

Müzik, toplumun tüm öğelerini bünyesinde barındırır ve bu öğeleri geleceğe taşır. Geçmişle gelecek arasında önemli bir köprü görevini üstlenir. Bu açıdan da bakılacak olunduğunda müzik eğitiminin okul öncesi dönemde başlaması ayrı bir anlam kazanmaktadır.

Müziğin temel eğitimindeki ilk amaç, çocukta müzik sevgisini uyandırmak, hayal dünyasında müzik imgesini geliştirmek, ritim duygusunu ve kulak duyarlılığını kesinleştirmektir. (Pamir, 1998, s. 12).

Uçan okul öncesi çocukların genel müzik eğitimlerinde amacı, bilişsel, devinişsel ve duyuşsal gelişimlerini sağlayarak onları temel eğitime hazırlamaktır. Amaca uygun eğitim verildiğinde müzik, çocuk gelişimde oldukça olumlu etkiler bırakabilir. Bu konuda saptanan amaçlar; çocukta dinleme yeteneğinin geliştirilmesi, çocukların dinledikleri sesler yoluyla algı yeteneklerinin geliştirilmesi, müziği çeşitli yollarla anlatabilmesi (hareketle, mimikle, sözle), yaratıcılık duygusunu geliştirebilmesi ve toplumsal gelişmeyi sağlayabilmesidir şeklinde ifade etmektedir.

Okul öncesi dönemde çocuklar, iç dünyalarında yaşadıkları olayları sözcüklerle anlatmada zorlanabilirler. Bu durumda müzik devreye girer. Çocuk şarkı söyleyerek ve bunun eşliğinde de devinimsel hareketlerde bulunarak kendini ifade eder. Ayrıca arkadaşlarıyla beraberken yapılan müzik sayesinde enerjisini olumlu

(26)

yollarla dışa yansıtarak ortak bir uyum gösterme, birbirini anlayabilme, aynı etkinliği paylaşmanın zevkine vararak zorlanmadan kendini anlatabilme yetisine sahip olurlar.

Okul öncesi müzik etkinliklerinin bir başka amacı; çocukların gelişim alanlarını ortak bir yetişme ortamında destekleyerek, Türkçe’yi doğru ve güzel konuşma yetisine kavuşturacak biçimde ilköğretime hazırlamak olarak tanımlanabilir. Okul öncesinde müzik etkinliklerinin gelişimsel amaçları; iletişim, farkında olma ve dil gelişimi ile ilgili amaçlar, fiziksel gelişim ile ilgili amaçlar, zihinsel gelişim ile ilgili amaçlar, fiziksel gelişim ile ilgili amaçlar, yaratıcılık ve duygusal gelişim ile ilgili amaçlar biçiminde sıralanmaktadır.( Artan, 1994, s. 103).

İnsan hayatını şekillendiren en önemli dönem olan okul öncesi dönem, çocuğun kendini müzik adına geliştirebileceği bir zaman aralığıdır. Bu dönemde edineceği her türlü müziksel alışkanlık, daha sonraki yaşantısında hayatını şekillendirip zenginleştirmesi açısından önemli rol oynayacaktır. Bu dönemde çocuğa verilen müzik eğitimiyle, çocuk üzerinde müzik sevgisi uyandırılıp geliştirilir, iyi bir müzik kültürü alması sağlanır, müziği diğer imgelerle birleştirerek çocukların hayal dünyalarının ve yaratıcılıklarının gelişmesine yardımcı olunur, çeşitli enstrümanlarla zenginleştirilen çalışmalarda çocuğun ritm duygusu ve kulak duyarlılığı geliştirilir.

Çocukların müzikal duyarlılıkları okul öncesi dönemde başlamaktadır. Bu dönemde çocukların müziğe olan ilgi ve sevgilerini geliştirmek, yeteneklerini ortaya çıkarmak, estetik duyarlılık kazandırmak, becerilerini geliştirmek onların içinde bulundukları ortama bağlıdır. Bu nedenle sadece aileye değil okul öncesi eğitim veren kurumlara da büyük görevler düşmektedir. Bu yetenek ve becerilerin arasında önemli yer tutan müzik yeteneği ve geliştirilmesi konusunda Uçan şunları ifade etmiştir:

“Çocuğun müziksel özellikleri, genellikle çocukluk döneminin ilk yıllarından itibaren kendini belli etmeye başlar. Bu olgu, çocukta müziksel oluşum, gelişim, değişim ve biçimlenimin erken başladığını gösterir. Çocukların yaklaşık yarısında daha 2–6 yaşları arasında görülmeye başlanan özel müziksel kımıldanmalar, hızlı bir gelişim içinde ilk en yüksek noktasına onuncu ve on birinci yaşlarda erişir. Öteki çocuklar ise müziksel eğitim ve özelliklerini, genellikle, ergenlik döneminde belli eder. Çocuklarda müziksel gelişim öteki sanatsal gelişimlerinden farklı bir nitelik gösterir. Nitekim müzik, sanat dalları arasında, yeteneğin daha çocukluk

(27)

dönemindeyken kendini en çok belli ettiği sanat dalı olarak kabul edilir.” (Uçan, 2004, s. 16).

Bu durumda okul öncesi öğretmeni ve okul öncesi müzik öğretmeni çocukların gelişim özelliklerini çok iyi bilen, gözleyen, araştıran ve bunu diğer alanlarda da kullanabilen kişi olmalıdır.

Okul öncesi çocuğunun gelişim özellikleri ve müziğin gelişime olan katkısı üç ana başlık altında toplanmaktadır.(Tufan,2002, s.3)

1.3.1.Dil Gelişimi

Çocuklar okul öncesi dönemde yaşadıkları ilk dil deneyimlerinin büyük çoğunluğunu müzikle sağlarlar. Müzik eşliğinde oynanan sesli oyunlar, söylenen şarkılar, tekerlemeler çocuğun dil gelişimine önemli katkıda bulunur.

Müzik yoluyla çocukların dil gelişimine büyük katkı sağlanabilir. Çocukların, henüz bebekken annelerinden dinledikleri ilk ninnilerle kelime dağarcıkları beslenmeye ve gelişmeye başlar. Bu süreç, çocuğun diğer dönemlerinde de farklı şekillerde ortaya çıkar ve dil gelişimi açısından onu sürekli destekler. Sokakta arkadaşlarıyla oynarken söylediği tekerlemeler ve saymacalar, okulda öğrendiği çocuk şarkıları ve halk türküleriyle kelime dağarcığı genişler, sözcükleri doğru, temiz ve anlaşılır söylemeyi öğrenir, dil çevikliği kazanır, akıcı konuşma becerisi edinir, sözcüklerin tartımını ve vurgusunu kavrar, güzel ve doğru konuşma alışkanlığı kazanır.

Çocuklar şarkı söylerken ya da müzik dinlediği sırada eşlik etmek isterken sözcükleri kullanırlar. Müzik etkinlikleri yoluyla çocukların konuşma bozuklukları ve yöresel ağız farklılıkları giderilebilmekte ve sözcük dağarcığı geliştirilerek doğru ve güzel konuşma becerisi kazandırılabilmektedir. (Yıldız, 2002, s. 7). Bu açıdan baktığımızda öğretmenin diksiyonunun çok düzgün olması gerekmektedir.

Müziğin dil gelişiminde amaç olarak gördüğü bu işlevlerinin dışında araç olarak kullanıldığı zaman da bireyin algısında değişikliğe yol açtığı görülmektedir.

(28)

İsviçre Fribourg Üniversitesi Elemanı psikolog Maria Spychiger’in yaptığı araştırmaya göre, okulda daha çok müzik eğitimi alan çocukların dil öğrenme yetenekleri normal eğitim görenlere göre daha çok geliştiği de görülmüştür. Spychiger’ın araştırmasında, yaşları 7 ve 15 arasında değişen çocukların bulunduğu 70 sınıfın yarısına, matematik ve dil derslerinden artan zamanlarda, haftanın 5 günü fazladan 45 dakika müzik eğitimi verilmiş, diğer yarı müzik derslerini haftada 1–2 saat almayı sürdürmüştür. 3 yılsonunda değerlendirilen veriler, fazladan ders alan çocukların dil derslerinde daha başarılı olduklarını gösterirken, daha az müzik eğitimi alan kontrol gurubu çocuklarının matematik başarıları ile fark oluşmadığı saptanmıştır.( Edwards, 1996, s. 128).

1.3.2.Duygusal ve Sosyal Gelişim

Müzik etkinlikleri, çocuğun duygusal ve sosyal gelişim alanında da olumlu izler bırakır. Bu dönemdeki çocuk müzik etkinliklerinde bulunmaktan kendisinin ve çevresinin müzik etkisiyle duygusal bir düzene sokulmasından, ifade gücünden ve özgürlüğünden keyif almaktadır. Bu yönüyle de müzik çocukların gelişimini olumlu etkileyen etkin bir eğitim aracıdır

Okul öncesi dönemde toplu olarak yapılan müzik derslerinde çocuklar, şarkılarda anlatılan duygularla hüzün, sevinç, heyecan, mutluluk gibi duyguları arkadaşlarıyla yaşama fırsatı bulmayı, müzik dinletildiğinde dikkatini yoğunlaştırmayı, sessiz olarak arkadaşlarına saygı göstermeyi, dinlediği müzik eşliğinde anlatılan hikayelerle müzik arasında neden-sonuç ilişkisi kurmayı, arkadaşlarıyla şarkı söylerken sesini kontrol ederek arkadaşlarının seslerini bastırmadan uyum içinde olmayı, enstrüman çalarken yardımlaşmayı ve paylaşmayı öğrenir. Öğretilen şarkıları dinlerken çocuğun düşünme ve gözlem yeteneği de gelişmekte; izleme ve izlediğini taklit etme alıştırmaları ile dinlediğini aklında tutma, tekrar etme alışkanlığı kazanmaktadır.

Okul öncesi dönemdeki çocuğa verilen müzik eğitimiyle sadece şarkı öğreterek duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine yardımcı olunmaz ayrıca yaşadığı ülkenin gelenek ve kültürleri ile yöresel danslarını tanınması, ulusal duyguların gelişmesi ile yaşadığı topluma benimsemesi de amaçlanır.

(29)

Bu ortamı yaşama fırsatı bulan çocuklar, paylaşma duygusunun tadına vararak önemli bir sosyal beceri kazanmış olurlar. Okul öncesi eğitim kurumlarında müziğe grup etkinlikleri kapsamında yer verilmesi, dolayısıyla birlikte müzik yapma, birlikte şarkı söyleme ortamları çocuklara liderlik yapma, izleme, taklit etme

becerilerini kazanma olanağı sunarak onların sosyal gelişimlerini desteklemektedir. En doğal ve en etkin eğitim aracı plan müzik yaşantıları yoluyla gerek duygu ve düşüncelerini ifade etme fırsatı bulan çocuğun duygu dünyası gelişir. Çalgıyla müzik yapma başta olmak üzere diğer etkinlik türleri, okul öncesi çocuğun duygu dünyasına etki etmekte; güven duygusu ve disiplinli olma alışkanlığı kazanma, kendini tanıma, ulusal duyguları geliştirme, duyarlı olma gibi birçok olumlu etkiler

yapmaktadır.(Artan, 1994, s. 108–109).

Öte yandan, çocuk, okul öncesi müzik etkinlikleri içinde toplu şarkılar yoluyla kendini tanır, sınırlarını, yeteneklerini, yapabildiklerini ve yapamadıklarını fark eder. Ayrıca, grupla hareket etme yetisi kazanır. Örneğin fazla atılgan ve bencil yapıda bir çocuk, şarkı söylerken yalnız kendi sesinin uyumu bozduğunu fark ederek arkadaşlarına uyma gereksinimi hisseder.

( Erkunt, 2000, s. 31).

Müzik etkinlikleri ile sorunlarından uzaklaşan çocuk, kendi varlığını hisseder, kendini bir birey olarak değerli bulur ve grup içinde kendinin ne kadar önemli

olduğunu fark ederek olumlu benlik algısı geliştirir.( Taşdemir, 1999, s. 139).

Çocuklar müzik etkinlikleri aracılığı ile başkalarının haklarına, düşünce ve duygularını tanır ve onlara saygı duymayı öğrenirler, liderlik özellikleri kazanırlar. Ayrıca müzik yoluyla kültürel mirası tanımaları olanaklı olmaktadır. Nitelikli bir okul öncesi eğitiminde günlük, yaşamsal şarkılar öğrenen çocuk bu yolla yaşama katılacak, toplumsal ve bireysel görevlerini öğreneceklerdir.

1.3.3.Bedensel ve Psiko-motor gelişim

Müzik etkinlikleri çocuğun bedensel ve psiko-motor gelişimini de etkilemektedir. Müzik dersi baştan bu yana söylediğimiz gibi birçok özelliği kapsadığı için bu alanda da çocuğun gelişim özelliklerini göz önünde bulundurarak

(30)

kademeli ilerlemektedir. Bu ders yolu ile çocuk günlük yaşamsal sözleri barındıran şarkılar, tekerlemeler vb. türlere bedensel hareketlerle katılmakta ve bu yaşamsal hareketleri öğrenmekte, bedenini geliştirmektedir.

Örneğin, çocuk, toplu ya da kendi başına şarkı söylerken, her zamankinden değişik biçimde soluk alır. Bu soluk alıp vermeler, şarkının cümlelerine göre düzenli biçimde olur. Böylece, çocuğun akciğerleri gelişir ve çocuk soluk alıp vermeyi denetleme becerisi kazanır.(Sun-Seyrek,2002,s.32). Okul öncesi müzik etkinlikleri kapsamında yer alan ritm çalışmalarıyla, çocukta dikkat, denge, tepki, büyük ve küçük kasların gelişimi etkilenmekte; ayrıca organlar arası eşgüdüm sağlanmasına bağlı olarak çocuğun davranışları çeviklik ve incelik kazanmaktadır. (Sun-Seyrek, 2002, s. 57).

Müzik dersinde göreceği çalgılar da hem çalgıları ve sesleri ayırt etmesi ve çalgıları tanıması, ritm duygusunun gelişmesi, işitsel gücünün gelişmesi açısından önemliyken hem de onu kullanırken gösterdiği bedensel çaba açısından aynı derecede önemlidir.

Müzik aletlerini kullanan bir çocuğun büyük ve küçük kas gelişimleri desteklenir. Bazı çalgılar, çocukların psiko-motor gelişimlerinde önemli koordinasyon, güç ve tepki hızı gibi kavramların gelişimine yardımcı olmaktadır. Çocuğun müziğe, vücut hareketleriyle tepki vermesi, müziğe uygun dans figürleri oluşturmaya çalışması, müziğe sesiyle eşlik ederek, sesini tanıması psiko-motor gelişime katkı sağlamaktadır.(Pugh ve Pugh, 1998, s. 102).

Bunun yanı sıra, müzik eşliğinde uygulanan dramatizasyon, yaratıcı dans gibi çalışmalara çocuklar tüm bedenleriyle katılırlar; bu oyunlaştırma ve canlandırma çalışmaları çocuğun beden gelişimini olumlu yönde etkiler.

Hareket, müzikal düşüncenin çocuk tarafından kazanılmasında önemli rol oynar. Çocuk tempoda, dinamiklerde, ses perdelerindeki değişiklikleri anlatmak veya keşfetmek için, bir şarkının hatlarını ya da ruh halini anlatmak için tüm vücudunu kullanır. Bu duygu ve yoğun hareketler, sözlü anlatımın ötesine uzanan bilgileri akla sokmak için doğrudan ve derin biçimde kaslar ve duyulardan beyine giderler. Böylece bu tür deneyimler çocuğun özelliğine dönüşür ve çocuk uygun bir müzikle doğrudan bir ilişki içine girdiğinde verdiği tepkiler kolayca gözlenebilir. ( Şahin, 2003, s. 82).

(31)

1.4. ÇOCUK ŞARKILARININ AMAÇ ve ÖZELLİKLERİ

Nitelikli bir çocuk müziğinde çocuğa; müzik sevgisi, işitme becerisi, müzik yoluyla beğeni duygusu aşılamak, çocuğun ruhsal ve bedensel gelişiminin sağlanması amaçlanmaktadır. Halk türkülerinden alınmış ezgilerden de yararlanarak Türk okul müziği şarkılarının öğretilmesi ve bu sayede toplumun kendi değerlerini koruması ve geliştirmesi, kendi değerlerini anlaması ve aşması da müzik eğitiminin önemli bir boyutudur.

Türkiye’de müzik eğitimi içerisinde kullanılan “çocuk müziği” terimi aynı zamanda “eğitim müziği”, “okul müziği”, ve “çocuk şarkıları” olarak da adlandırılan ve çoğunlukla genel müzik eğitimi içerisinde uygulanan, sözlü (vokal) müzik çeşidini kapsamaktadır. Çocuk müziği’nin genel olarak işlevi ise müziği dinleme yoluyla algılamadır. Çocuğun şarkıyı kuramsal olarak değil kulak yoluyla öğrenmesidir. Çocuk müziği’nin uygulanma süreci ise genellikle okul öncesinden lise eğitimine kadar olan zamandır.

Türkiye’de çocuk müziği türlerine bakıldığında başlıca yedi farklı yapı ortaya çıkmaktadır:

1. Marşlar,

2. Türkçe söz yazılmış yabancı ezgiler, 3. Türkü sadeleştirmeleri,

4. Türk müziği dizileri ile bestelenen ezgiler, 5. Tekerlemeler,

6. Saymacalar,

(32)

Müzik bir çok alanın ve öğenin estetik ve amaçlı birleşiminden oluşmaktadır.. Bu alanlar dil, tasarlama, besteleme, seslendirme ve bu alanların öğeleri de ezgi, biçim, ton, hız, gürlük ve anlatımdır. Çocuk müziği yapılırken bu alan ve öğelerin estetik birleşiminde çocukların gelişim özellikleri de amaç edinilmeli, göz önünde bulundurulmalıdır.

Yukarıda söz ettiğimiz gibi çocukların gelişimine uygun sözler, bunlara uygun hareketler, algılarına uygun biçimler, ritmler, ses özelliklerine uygun sınırlar göz önüne alınmaktadır.

Müzik dili bütün bu öğelerin birleşiminden ortaya çıkmakta bir öğenin bile eksikliği müziği kısır ve sığ bırakarak amacına ulaştıramamaktadır. Bu nedenle bu parçaların oluşumu bilgili ve uzman kişilerce yapılmalı, öğelerin ve işlevlerinin tanınması, önemsenmesi gerekmektedir.

1.4.1.RİTM

Müzikte, zamanın seslerle düzenli aralıklarla bölünmesine ritm adı verilmektedir.( Sun ve Seyrek, 2002, s. 59).

Çocuk müzikle ilişkisini devinimiyle kurar. Bu açıdan bakıldığında müzikteki ritm öğesi, çocuğun dinlediği müzikte ilk iletişim kurduğu özellikli bir öğedir. Ritm ve müzikli hareketler çocuğun kendi yeteneklerini ve bu yeteneklerinin sınırlarını keşfetmesine yardımcı olur. Çocuğun bağımsız davranışlar kazanmasına ve grup etkinlikleri oluşturmasına olanak sağlar. Müzik eğitiminde, ritm ve ses çalışmalarına, doğadaki sesleri ve müziği dinleme, şarkı söyleme, söylediği şarkıyı dramatize etme gibi etkinliklere yer verilmelidir.

(33)

Yürüme, koşma ve sıçrama doğal ritmlerdir. Taklit edilen ritmler ise çocuğun hayal gücünü kullanarak yaptığı hareketlerdir. Çocuk vücudunun çeşitli kısımlarını kullanarak da ritm tutabilir (el çırpma, ayağını yere vurma, elleriyle bacaklarına vurma vb.). Hızlı, yavaş, yüksek, alçak sesler kavramlarla ilişkilendirilerek öğretilebilir. Hızlı bir tempo için atın koşması, yavaş bir tempo için kaplumbağanın yürüyüşü, yüksek bir ses için gök gürültüsü, alçak bir ses için fısıltı kullanılarak çocukların yaratıcılık sınırları genişletilebilir. Bu ritmleri öğretilen şarkılarda kullanmak çocukların müzik eğitimlerinin kalıcı olması ve kavranması açısından yararlı olacaktır.

Vurmalı çalgılar müzik çalışmalarında önemli yer tutar. Bu aletler şarkı ve drama öğretimi sırasında kullanılabilir. Şarkılar önce grupla birlikte söyletilmeli ve bütün çocukların katılımı sağlanmalıdır. Çocukların bireysel olarak şarkı söylemesi sonraya bırakılmalıdır. Şarkı söyleme sırasında şarkıya uygun yürüyüşler ve tempo tutmalar ritm duygusunun gelişmesine yardımcı olur.

1.4.2. PROZODİ

Şarkı besteleme tekniğinin en önemli öğesi ‘’prozodi’’dir. Söz ile müziğin uyumu tanımlayabileceğimiz prozodiyi Bozkaya,

‘’Her dilin özel bir sözcük yapısı ve bu sözcük yapısının her birine benzeyen yönleri vardır. Bu yönlerden biri de, sözcüklerin söylenişinde seslerin değerini verme; hecelerin vurgusu uzunluğu, kısalığı gibi özelliklerine özen gösterme işidir’’ biçiminde ifade etmiştir.

‘’Prozodi bakımından çocuk şarkılarında kimi kez sözün tartımı egemen olmada, ezginin tartımsal yapısı buna göre biçimlenmektedir. Kimi kez de tersine ezginin tartımsal yapısı belirleyici olmakta sözün tartımı ezginin tartımına

uydurulurken ( kısa heceleri uzun tartımlara denk gelmesi gibi) bozulmaktadır. Bu tür bozulmalar, ezginin tartımsal yapısındaki akıcılık nedeniyle yadırgatıcı

olmaktadır’’ diyen Sun ve Seyrek prozodinin önemini vurgulamaktadır. (Sun-Seyrek, 2002, s. 36).

(34)

1.4.3. EZGİ

Okul öncesi müzik eğitiminde öğretmenin dikkat edeceği unsurlardan bir diğeri de ezginin çocuk gelişimine uygunluğudur. Ezgisi zengin olan şarkıları çocuklar hemen fark etmekte ve ezberlemektedirler. Çocuğun müziği ve müziğin kendisinde uyandırdığı hareket ve duyguları istediği biçimde yorumlaması, buna bağlı olarak müzikal ifadesinin gelişmesi açısından seçilecek parçalar kolay, akılda kalıcı, akıcı şarkılar olmalıdır.

1.4.4.YAŞA VE SEVİYEYE UYGUNLUK 1.4.4.1.Ses Sınırlılıkları Açısından

Okul öncesi dönemdeki çocuk şarkı söylemeye önce tekerlemelerden başlar. Tekerlemeler, bir harfin ya da bir olayın anlatımında kullanılan, küçük aralıklar içerisinde gezinen parçalardır. Tekerlemelerde önce iki, daha sonra üç ses üzerinde olanlardan başlanılır. Ekte verilen örneklerde Leylek, Posta Treni, Yağ Satarım, Yağmur tekerlemelerine bakıldığında iki sesten dört sese kadar çıkılarak ses aralıklarının genişletildiği görülebilir.

Çocuk şarkılarında çocukların kolaylıkla söyleyebilmesi açısından ezgiler

genellikle 5–6 perde içinde kalan seslerden (re-la) yapılmıştır. Bir sesten ötekine, genellikle ikili- üçlü aralıklarla geçilmekte, dörtlü ve beşli atlayan aralıklar ender kullanılmakta, altılı atlayan aralıklar ise hemen hemen hiç kullanılmamaktadır.

Seçilecek şarkıların, şarkıyı söyleyecek çocukların ortak ses alan içinde olmasına ya da ses sınırı açısından ortak ses alanına aktarılabilir nitelik taşımasına özen gösterilmelidir. Bu şekilde şarkı seçimi yapıldığı zaman çocuk söyleyebileceği şarkıları sevecek ve benimseyecektir.

(35)

1.4.4.2.Gelişim Özellikleri Açısından

Çocuk şarkılarının seçiminde göz önünde bulundurulması gereken önemli bir konu da şarkı söyleyecek çocukların yaşları, yetenekleri, gelişim özellikleri ve müzik eğitimi düzeyleridir. Bu özellikler çerçevesinde her yaş gurubu için seçilecek şarkılar farklılık göstermektedir. Bu nedenle çocuk şarkıları çocukların gelişim özelliklerine göre sınıflanmalı ve her yaş grubuna bu sınıflama içerisinden şarkı seçilerek öğretilmelidir.

Bu sıralı uygulama sayesinde çocuk bu üç gelişim özelliğini sağlıklı bir şekilde tamamlayabilecektir.

1.4.5.İÇERİK( Ünitelere ve Konuya Uygunluk)

Prozodi, ritm ve benzeri öğeler şarkı oluşumunda önemli rol oynarken bunların oluşumunda da içeriğin büyük yeri vardır. Şarkı yoluyla çocuklara bazı kavram ve duyguları bu kavram ve duyguların davranışlarını öğretmek amaç edinilmiş ise, şarkılar mutlaka çocukların gelişim süreçleri içerisinde karşılaşacakları dönemleri işaret etmeli ve onlara değinmelidir.

Müzik öğretmeninin okul öncesi dönemdeki çocuklara öğreteceği şarkıların konularına dikkat etmesi gerekir. Çocukların bildikleri veya benimsedikleri, ilgi duydukları, anlamaya başladıkları olayları içeren şarkıları öğretmek, güncel olayların örneklenmesine uygun şarkılar seçmek onların içinde bulundukları zamanı anlama ve benimsemeleri açısından önemlidir. Öğretilen şarkılar zamanında olursa çocuğun konuyu pekiştirme ve tamamlamasına yararlı olacak ve böylece anlatılmak istenen olayın ya da düşüncenin kavranması amacına ulaşacaktır.

Şarkılar, ünitelerle ve çocukların günlük yaşamlarıyla ilgili sözleri olan parçalar arasından seçilmelidir. Sözleri değiştirilmeye elverişli olan bu yolla çocuklara yeni sözler bulma ve onları buluşçuluğa, yaratıcılığa, yöneltme olanağı veren şarkılara öncelik tanınmalıdır. Seçilecek şarkı, söz ve ezgi bakımından kolay bellenir ve sevimli olmalıdır. Ayrıca, sözleri de çocuklar için ilgi çekici nitelik taşımalıdır.

(36)

1.4.6. BİÇİM

Çocuk şarkıları çok çabuk yaygınlaşan, paylaşılan şarkılardır. Dolayısıyla çocuğun bu kadar çok tekrar ettiği şarkıları içselleştirmesi olağandır. Bu nedenle bu şarkıların mutlaka bir biçimleri olmalıdır. Öğretmenler seçtikleri parçaların biçimlerini öğrencilere uygunluğu bakımından incelemeli, motif ve cümlelerini tespit etmelidir. Bu yolla yapılan özenli bir çalışma ile belirlenmiş motif ve cümlelerin öğretimi parçanın bütünüyle öğretiminde büyük katkı ve kolaylık sağlayacaktır.

Çocuk şarkılarında, müzik cümleleri genellikle kısa süreli bir motiften oluşmakta, birinci cümleden sonra gelen cümleler tartımsal yapı bakımından ya birinci cümlenin aynısı olmakta ya da bu tartımsal yapı sonraki cümlelerde sözün gereklerine göre küçük değişiklikler yapılarak yinelendirilmektedir. (Sun- Seyrek,2002, s. 35)

1.5.BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALARA YÖNELİK ŞARKI SEÇİMİ Okullarda kutlanacak veya anılacak gün ve haftalar öğrencinin dikkatini o konu üzerine yoğunlaştırmak, önemini kavratmak, düzeyine uygun yaşantılarla konu hakkında kapsamlı bilgi edinmesini sağlamak, olumlu tutum kazanmasını sağlamak gibi benzeri amaçlarla programda yer almaktadır.

Okullarda kutlanacak veya anılacak gün ve haftalar belirlenirken toplumsal gelişmelere uygun olarak yeni gün ve haftalar eklenebilmekte veya çıkarılabilmektedir.

Türkiye’de kutlanan belirli günler ve haftalar şunlardır:

1. Dünya Çocuk Günü ……….. Ekim Ayının ilk Pazartesi Günü 2. Hayvanları Koruma Günü ………..4 Ekim

3. Cumhuriyet Bayramı………...29 Ekim

4. Kızılay Haftası………29 Ekim- 4 Kasım

(37)

6. Atatürk Haftası………10-16 Kasım 7. Öğretmenler Günü………...24 Kasım 8. Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası….12-18 Aralık

9. Verem Savaşı Eğitimi Haftası………..Yılbaşını Takip Eden İlk Pazartesi 10. Enerji Tasarrufu Haftası……… Ocak Ayının İkinci Pazartesi 11. Yeşilay Haftası……….1-7 Mart

12. Orman Haftası………..21-26 Mart

13. Kütüphaneler Haftası………. Mart Ayının Son Pazartesi 14. Sağlık ve Sosyal Güvenlik Haftası………..7-13 Nisan

15. Turizm Haftası……….15-22 Nisan 16. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı……..23 Nisan

17. Trafik Haftası……… Mayıs Ayının İkinci Haftası 18. Anneler Günü………...Mayıs Ayının İkinci Pazar Günü 19. Müzeler Haftası………18-24 Mayıs

20. Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı 19 Mayıs

21. Çevre Koruma Haftası………..Haziran Ayının İkinci Haftası (Eğitici Çalışmalar Yönetmeliği,1985,s.9).

Belirli gün ve haftalarda yapılan etkinliklerin hedefleri;

• Dini ve milli bayramlarımızın, gelenek ve göreneklerimizin toplumsal yaşayışımızdaki önemini kavrayabilme,

• Yurt ve ulus sevgisini geliştirebilme,

• Barış, insan hakları ve kardeşlik konularında bilinçlenebilme, • Geçmişimiz ve tarihi değerlerimizle gurur duyabilme,

• Uluslararası ilişki ve sözleşmelerdeki sorumluluğumuzu anlayabilme,

• Kişisel ve toplumsal sağlığımızı, çevremizi korumanın önemini benimseyebilme,

(38)

• Ulusal ekonomi ve tutumlu olmanın yaşayışımızla ilişkisini belirtebilme, • Büyüklerimize saygı, küçüklerimize sevgi ve saygı duyabilme,

• Trafik kuralları ve yasalara uyma sorumluluğu geliştirebilme,

• Hayvanları ve ormanları koruma, sakat ve düşkünlere yardım konusunda bilinçlenebilme.(Hatoğlu, 1995, s. 15).

Bu hedefleri çocuklara en etkin anlatma yöntemi müziğin eğitim aracı ve eğitim amacı olma özellikleriyle müzik dersleridir. Müzik dersinde çocuk öğrendiği şarkının vermek istediği mesajı yaşına uygun oyunlarla destekleyerek içselleştirir. Böylece yaşadığı çevreyi ve kültürünü tanır, devam ettirir.

1.6.Problem Durumu

Disiplinler arası etkileşimin öğrenmeyi kolaylaştırma özelliğinden yola çıkarak belirli gün ve haftalara yönelik şarkı öğretiminin bu modelle daha kolay ve kalıcı olarak gerçekleştirilmesinin doğru olabileceği düşünülmektedir. Bir konuyu öğretirken Türkçe, Resim, Müzik ve Drama gibi disiplinlerden yararlanmak yerinde olacaktır.

Türkiye’de okul öncesi eğitiminde kullanılan dağarcıkların bu disiplinleri barındırabilecek özellikte ve bir seferde ulaşılabilecek bütünlükte olup olmadığı araştırılması gereken önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu anlamda, varolan durumun tespit edilmesi önemli bir gereklilik olarak düşünülmekte, bunun sağlanması için, alanın/konunun hem teorisyenleri hem de uygulayıcıları olan okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan müzik öğretmenlerinin görüşleri alınmıştır. Bu çerçevede, cevap aranan ana problem cümlesi şu şekilde oluşturulmuştur:

(39)

1.7.Problem ve Alt Problemler

“ Okul öncesi dönemde belirli gün ve haftalara yönelik şarkı dağarcığı günün özelliklerine uygun kullanılmakta mıdır?”

Bu problemin çözümü için aşağıdaki alt problemlerin çözülmesine gerek duyulmuştur.

1- Okul öncesi eğitiminde müzik öğretmenleri hangi çocuk gelişimi özelliklerini göz önünde bulundurmaktadır?

2- Okul öncesi eğitimde belirli günler ve haftalara yönelik yeterli dağarcık var mıdır?

3- Şarkı dağarcığı okul öncesi dönem çocuğunun gelişim özelliklerine ne derecede uygundur?

4- Şarkıların öğretimi konusunda ne gibi sorunlar yaşanmaktadır?

5- Belirli günler ve haftalara yönelik kaynaklar ne ölçüde yeterlidir?

1.8.Araştırmanın Amacı

Bu araştırmanın amacı okul öncesi eğitiminde belirli gün ve haftalara uygun şarkı seçiminin ne ölçüde kullanıldığını ortaya koymak, çocuk gelişim özelliklerine uygun alternatif kaynakların oluşumuna katkıda bulunmaktır.

(40)

1.9.Araştırmanın Önemi

Eğitimde bir konuyu öğretirken disiplinler arası etkileşimde bulunmak öğrenmeyi kalıcı yapar. Bu nedenle, belirli bir günün öğretilmesi aşamasında resimden, dramadan, müzikten vb. disiplinlerden yararlanmak gerekir. Müzik bu disiplinler arasında en etkili ve önemli olanıdır.

Bu konuda yeterli araştırma bulunmadığından, böyle bir çalışmanın bu konudaki eksikliği gidermeye katkıda bulunması açısından önemlidir.

1.10. Sayıltılar Bu araştırmada;

1- Belirli gün ve haftalara yönelik şarkı oluşturulması gerekliliği,

2- Araştırma için kullanılan veri toplama araç ve kaynaklarının geçerli ve güvenilir olduğu,

3- İlgili okul öncesi öğretmenlerine uygulanacak olan anketteki görüşlerin gerçeği yansıttığı,

4- Belirlenen şarkıların 3–6 yaş grubu çocuklarının gelişim özelliklerine uygun olduğu temel sayıltısından hareket edilmiştir.

1.11.Sınırlılıklar Bu araştırma;

1- 3–6 yaş grubu ile

2- Bireyin müzik eğitimi ile

3- Şu andaki mevcut çocuk şarkı kitapları ve 4- Ankara ili ile

(41)

BÖLÜM 2

2.İLGİLİ ARAŞTIRMALAR

Bu bölümde bu araştırmada yararlanılan, konu ile ilgili araştırmalara ilişkin bilgilere yer verilmiştir.

Koç(2006) Selçuk Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesinin Çocuk Gelişimi ve Eğitimi İle Anasınıfı Bölümlerinde Okutulan Müzik Öğretimi Derslerinin Genel Durumunun Değerlendirilmesi Yüksek Lisans Tezinde Mesleki Eğitim Fakültesi Anasınıfı ile Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümlerinde okutulan müzik derslerini incelemiş, derslerin daha etkili hale getirilip öğrencilere daha faydalı olması amacıyla öneriler getirmiştir.

Güler(2006) Okul Öncesi Öğretmenlerinin Müzik Etkinliklerini Gerçekleştirme Durumları ve Eğitim Gereksinimlerinin Belirlenmesi Yüksek Lisans Tezinde müzik etkinliklerinin önemli olduğunu ancak etkili gerçekleşmediğini belirtmiş, öğretmenlerin temel müzik bilgileri ve örnek etkinlik uygulamaları, enstrüman çalma becerisi, müziğin drama ile kullanımı, müzik etkinliklerinde kullanılan yöntem ve teknikler, dağarcık geliştirme ve okul öncesi türleri, sınıf yönetimi, müzik etkinliklerinin diğer etkinliklerle kullanımı, bireysel ve yaratıcı müzik etkinlikleri, müzik etkinliklerinin gözlem aracı olarak kullanımı gibi konularda eğitim gereksinmelerinin olduğunu saptamıştır.

Cömertpay (2006), Dramanın 5–6 Yaş Grubu Çocuklarının Dil Edinimine Etkisi Yüksek Lisans Tezinde çocukların kullandıkları sözcük türü, sözcük sayısı, cümle uzunlukları ve öbek yapılarını incelemiş, dil edinimine yönelik yapılan yaratıcı drama etkinliklerinin sonucunda çocukların bir bir sözce içerisinde kullandıkları sözcük sayısının arttığı ve çocukların daha uzun sözceler kullandıkları;

(42)

çocukların kullandıkları sözceler, sözcük türleri bakımından incelendiğinde çocukların kullandıkları sıfat ve ad sayılarında artış olduğu, çocukların kullandıkları ad öbeği ve eylem öbekleri sayısında artış olduğu görülürken kullanılan eylem ve zarf sayılarında bu artışın olmadığı, dil gelişimine yönelik yapılan yaratıcı drama eğitiminin çocukların dil gelişimlerini etkilemediği görülmüştür.

Şiringel (2006), Sosyal Bilgiler ve Türkçe Öğretmenlerinin İlköğretim 6. ve 7. sınıfta Belirli Gün ve Haftalara İlişkin Görüşlerinin Değerlendirilmesi konulu Yüksek Lisans tezinde sosyal bilgiler ve Türkçe dersi öğretmenlerinin Belirli Gün ve Haftalardan yararlanılması gerektiği şeklindeki söylemleri olmasına rağmen bu konunun eğitimimiz boyunca Sosyal Bilgiler ve Türkçe dersinin içinde bu derslerin öğretmenleri tarafından ne derece gerçekleştirildiğinin bilinmesi gerektiğini vurgulamış Sosyal Bilgiler ve Türkçe dersi öğretmenlerinin Belirli Gün ve Haftalara ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesini yapmıştır.

Atlaş (2005), Anasınıfı Öğretmenlerinin Müzik Eğitimine Yönelik Algıladıkları Yeterlilikler ve Müzik Eğitimi Ortamına Yönelik Düşünceleri konulu yüksek lisans tezinde anasınıfı öğretmenlerine uyguladığı ankette öğretmenlerin müzik eğitimine yönelik yeterliliklerine, lisans eğitiminde aldıkları müzik eğitiminin katkı sağlamadığı, seviyeye ve konuya uygun şarkı söyletebilme, jest ve mimikleri etkili kullanabilme, çocukların müzikal gelişimlerini gözlemleyebilme ve etkinliklerde dinletilecek nitelikli müzikleri seçme ve şarkıyı oyunlaştırabilme becerisi gösterebilmede kendilerini yeterli bulmadıkları, sınıflarındaki müzik köşesinde bulunan materyallerin eksik olduğu sonucuna varmış bu sorunların çözümüne yönelik önerilerde bulunmuştur.

Ergişi (2006), Sözlü Türk Müziğinde Prozodi konulu tezinde, Batı Müziğinde yirminci yüzyılın başında uygulanmaya başlanan prozodinin, Türk Müziği çevrelerinde, yaklaşık otuz yıl sonra ifade bulduğunu, bunun yanında, kimi bestekârların prozodiden faydalandığı, kimininse pek faydalanmadığı incelediği eserler sonucunda belirtilmiş, prozodinin tarihine değinilmiş, önce batıda daha sonra da ülkemizde prozodinin tarihi seyri araştırılmış, prozodiyi meydana getiren

(43)

unsurların neler olduğu, tanımlanarak ifade edilmiş, birbirleriyle olan ilişkileri açıklanmıştır. Bu çalışmalardan elde edilen bulgular ışığında, prozodinin bazı bestekârlar tarafından yeterince anlaşılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Şekil

Tablo 4.1.1. Müzik öğretmenlerinin “3–6 yaş grubu çocuklarının fiziksel  gelişimleri konusunda ne derece bilgi sahibisiniz?” sorusuna ilişkin yanıtların  dağılımı   f  %  Tamamen 12 40,00  Büyük Ölçüde  12  40,00  Kısmen 6  20,00  Çok Az  -  0  Hiç -  0  T
Tablo 4.1.2. Müzik öğretmenlerinin “3–6 yaş grubu çocuklarının zihinsel  gelişimleri konusunda ne derece bilgi sahibisiniz?” sorusuna ilişkin  yanıtların dağılımı   f  %  Tamamen  7 23,33  Büyük Ölçüde  23  76,67  Kısmen -  0  Çok Az  -  0  Hiç -  0  TOPLA
Tablo 4.1.3.  Müzik öğretmenlerinin “3–6 yaş grubu çocuklarının  psikomotor gelişimleri konusunda ne derece bilgi sahibisiniz?” sorusuna ilişkin  yanıtların dağılımı   f  %  Tamamen 5 16,66  Büyük Ölçüde  11  36,34  Kısmen 14  47,00  Çok Az  -  0  Hiç -  0
Tablo 4.1.12.  Müzik öğretmenlerinin, “Şarkıların sözlerini öğretmede sorun  yaşıyor musunuz?” sorusuna ilişkin yanıtların dağılımı
+4

Referanslar

Benzer Belgeler

Okul öncesi öğretmeni ve okul öncesi öğretmen adayı görüşme formları; okul öncesi eğitimde drama etkinliklerine yer vermenin önemi, okul öncesi dönemde

Sınıf Hayat Bilgisi dersi 2018 öğretim programı kazanımlarının seslendiği karakterler; aile birliği, çalışkanlık, dayanışma, demokrasi, duyarlılık,

[r]

Physical capital alignment to segment customer needs resulting in performance enhancement in a domestic market is equally effective in performance enhancement in the segment

AraĢtırmada sonuç olarak, sistem dinamikleri simülasyon modelleme yönteminin iĢlevselliği, yapıda değiĢikliklere sebep olan parametrelerin stok-akıĢ diyagramındaki

Ahmet Gündüz ’ün yazmı ş olduğu “Kırşehir’de Vakıfl ar ve Vakfi yele- ri” hem şehir tarihçiliğine ışık tutması hem de şehirdeki vakıfl arın durumu- nun ve

Lebedev Physical Institute, Moscow, Russia 37: Also at California Institute of Technology, Pasadena, USA 38: Also at Budker Institute of Nuclear Physics, Novosibirsk, Russia 39: Also

Şen (2016), müzik öğretmeni adaylarıyla yürüttüğü bir araştırmada onların okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapma isteklerini ortaya koyduğu