• Giyen mi, giydiren mi?
Bizim terzilerle, yabancı terziler, Başbakan Özal’t giy dirmekte birebirleriyle yanşıyorlarmış.
Özal’ı giydirmek o kadar önemli mi?
Asıl önemli olan, Özai’m ta Amerikalardan ortadireğe nasıl giydirdiği... Baksanıza, Amerika’dayken, önce akar yakıta, sonra Tekel maddelerine zammı nasıl giydirdi!..
Nimet Arzık “ Özallar” ı
Ş U T U N
anlatıyor
AZAR Nimet Arak bu kez de Özal ailesini ve özal kardeşleri incele meye başladı. Bir kitap yapa cak. Bu konuda Nokta dergi sinde Nimet Hanım’la yapılan söyleşiye bakarsanız Özal’lar, “Hafize Hanım’in oğnflan” di ye andırmış. Babalarının “esa misi” pek okunmazmış ve bu nedenle -yeni bir şey öğreni yoruz- babalarına “Silik Meh met Efendi" derlermiş.
Nimet Hanım, Özal’lann anası Hafize Hanım’ı da deği şik bir şekilde anlatıyor! Hafi ze Hanım kendisine soranlara, , “Anam Çemişgezekk, babam Malatyalı” dermiş. Atatürk döneminin bir öğretmeni olma sına karşın sonradan bir ayda Kuran öğretmekle övünen bir kadın haline gelmiş. Bu durum Nimet Amk’a güven vermiyor. Biraz da “ $hew” dan kuşkula
nıyor. Gene Nimet Hanım’ın anlattıklarına bakılırsa Semra Hanım ile Hafize Hanım’uı aralan fena halde açık. Semra Hanım başeğmeyen bir gelin çünkü. Birbiriyle konuşmuyor lar. Ynsnf Özai’m hanımı İn giliz ya da Alman asıllı ama vaktiyle lokantalarda çalışmış. Korkut Özai’m eşi ise bir za manlar mini etek giymiş. Kar deşlere “ Kaymakçı” adım ver miş çevredekiler, iyi işler oldu ğu zaman hemen kapmaya ça lışırlarmış da ondan.
Turgut Özal, kardeşler için de en perişan giyinenlerden bi riymiş Nimet Hanım’a göre. Kendisiyle konuşmaya gittiğin de Başbakanlık Konutu’nda onu eşofmanla karşılamış. Planlama Müsteşarı yapıldığın da Başbakan Demirel’in karşı sına tişörtle çıkmış. Sonra ar kadaştan, “ Sana bir takım
ei-Nfmat Amk: “Din, Ozal a fin i için bir saygınlık silahı”
Aceleye ne gerek vardı?
p i j l U F U S sayımının geçici I İ N [sonuçlan yavaş yavaş
açıklanmaya başladı ama, kesin sonuçlar, bilindiği gibi ancak 2 yıl sonra alınacak.
Sayım günü uygulanan so kağa çıkma yasağı yüzünden ev de bol bol düşünme fırsatı bul duğunu belirten okurlarımızdan Faruk Gürşen, mektubunda, “Madem sayım sonuçlan 2 yıl sonra alınacaktı, bu süre için de ülkemizde yaşayanlan say mak için neden yanm milyon kişinin görevlendirildiğini” so ruyor ve “Pekala bir kişi bile 2 yılda hepimizi tek tek, batta parmakla sayabilirdi. Öyle ya, az mı 730 gün? Hem böylesi belki çok daha sağlıklı ve sıkın tısız olurdu” diyor.
Dost okurumuz, bir gün içinde koskoca ülkenin tümünü saymanın kendisine bir fıkrayı anımsattığını belirterek, o fık
rayı şöyle anlatıyor: “Uzaylılar, dünyayı ziyare te gelirler. Çağdaş teknolojinin loruklanna çıkmış, insan ak ın son kertesinin yarattığı der, makineler gösterirler <ler, ama yine de uzay anı çekemezler. Söz, •w, ‘üreme olayı’na
'• ■ • " » • i ı .
*Na-sı! ürersiniz siz?’ ‘Kolay’ der uzaylı, ‘Biz eşimizin omzuna elimizi dokundururuz, yanımız da bir çocuk oluşur hemen. Bu kadar basit işte’. Ve sorar: ‘Pe ki siz nasıl ürersiniz? Nasıl ço ğalırsınız?’ Dünyalılar, anlat manın zor ve anlaşılmaz ola cağı düşüncesiyle, olayı bizzat uygulamalı olarak gösterirler.
Nüfus dopingi
AYILANLAR, sayılmayanlar, sayıiamayanlar derken bir nüfus sayımını daha geride bıraktık. Ama sayımla ilgili anlatılanlar bitmedi.
İsparta’nın Eğridir ilçesine bağlı Barla bucağı, büyük kent lere göç nedeniyle her geçen gün boşalmıştı. 20 Ekim’de yapı lan sayımla şayet Barla’da yaşayanların sayısı 2 bini bulmaz sa, belediye teşkilatı yasaya göre kaldırılacaktı.
Barlalılar, düşünüp taşınıp bu işe bir çözüm aradılar. Be lediye de kendisi için ölüm-kahm davası olan nüfus artırma konusuna, hemen 25 otobüsle yardımcı olmaya karar verdi. Çözüm şuydu: Otobüsler, İstanbul’a yollanacak ve burada ya şayan Barlalılar bir günlüğüne memleketlerinde misafir edile cekti. Karar, nüfus sayımından bir gün önce uygulandı ve İs tanbul’daki Barlalılar, baba vatanına taşındılar. Ertesi günkü sayımda da bu yurttaşlar, İstanbul’da değil, Barla’da sayıldı lar.
Henüz, Barla’nın nüfus sayım sonucunu bilmiyoruz ama, 2 bini geçtiği muhakkak. Böylece, Barla Belediyesi “Olmak ya da olmamak, işte mesele bu” seçeneğini, “olmak” olarak gerçekleştirdi ve kendisini kurtardı.
bfee yaptıralım” demişler. On dan sonra çekidüzen vermeye başlamış giysilerine. Korkut Özal ve eşi ise koyu dindarlığa Amerika’da Mormonlar’m et kisiyle başlamışlar.
Yazar Nimet Arak, Özal kardeşlerin dindarlıklarına pek inanmıyor. “Bence din, Özal ailesi için bir saygınlık silahı. Samimiyetlerine hiç inanmı yorum” diyor.
Ortalık yatışınca, uzaylı kap tan sorar: ‘Eee, çocuk nerede?’ ‘Dokuz ay sonra tabu...’ diye yanıtlar dünyalı kardeşimiz. Uzaylı güler, ‘Peki, o zaman bu aceleye ne gerek vardı yahu?” Okurumuz, ayrıca ekliyor:
“İki yıl sonra alınacak sa yım sonuçlan için, bu aceleye ne gerek vardı?”
28 EKİM 1985
Yj
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi