26 EK İM 1980
HALDUN
TANER
DEVEKUŞU^
jnektuptal
VEFA = UYGARLIK
H
AYLİ zaman geçm esine karşın belki yine hatırlarsın ız. Bu gazetenin sütunlarında b ir tiyatro m üzesi kampan-ş yası b aşlatm ıştım . K ü ltü r alanım ızda b ir gedik say-| dığ ım bu m üzeyi g erçekleştirm e işin i M illiy e t Sanat D erg
isi’n-| deki genç arkadaşlarım la b irlik te iş e d in ip ısrarlı neşriyat yap-| m ıştık. Böyle b ir m üzenin gerekçesini a çık la m ış, B a tı’dan, | D oğu’dan tüm dünyadaki tiyatro m üzelerinden örnekler | verm iştik. Yurdun tiyatro uzm anlarını to p layıp fikirle rin i alm ış-I tık. Tiyatro m üzesi konusunda gerçi bizden çok önce de bazı I perakende teşebbüsler olm am ış d e ğ ild i. Am a b ir iki toplantı-| dan sonra heves tavsam ıştı. B izim k i öyle olm adı. Bizim | oluşturduğum uz Türk Tem aşa Sanatları M üzesi H azırlık | K o m ite si sürekli olarak toplandı. Ortaya som ut ilkeler koydu. I B ö yle b ir m üzenin hangi tür materyalden olu şa ca ğ ın ı en ince | a yrıntısın a kadar b ir b ir saptadı. İş iy in iy e tli b ir bakana | kalıyordu. O bakanın bu hazır b irikim e oturup b ir em ir verm esi, | uygun b ir yer ve iki m em ur ta h sis etm esi yetecekti. Am a uzun | zam an böyle b ir bakan ya da m ü steşar çıkm adı. A P iktidarlan-I nın kültür sorum luları g irişim im iz i nezâketen iyi karşılam ak-| la b irlikte onun g erçekleşm esi konusunda parm ak bile | oynatm adılar. M üze için rica e ttiğ im iz iki od a cığı çok gördüler. | A n la d ığ ım kadarı ile bu işin gereğine pek inanm ıyorlardı. | Yurdum uzdaki pekçok kim se g ib i, kültürü, edebiyatı, tiyatroyu | netam eli b ir alan sa yıyo r olacaklard ı ki bu çe şit projeleri hep | çekm elerin en altına sürüp ertelem e yolunu tutuyorlardı. | C H P ’nin de bu konuda b e lli b ir ça b a sı olm adı. A m a eski kültür | bakanı Sayın Ahm et Taner K ış la lı iş başına geçtiğinden kısa | b ir süre sonra bu m üze p roje sin i b enim sedi ve Y ıld ız | Sarayı’ ndaki küçük tiyatronun m ü şte m ilâ tın ı tiyatro ve sinem a | m üzesine tah sis etmek için hazırlığa g irişti. B akanlığ ı sürse | bu proje bugün g e rçe kle şm iş olacaktı. O lam adı. Bu işi şim di I hangi yeni bakan üstlenir, ora sın ı A lla h b ilir. D iyeceğim şu ki, I büyük b ir m asraf gerektirm eyen, kim seye b ir zararı olm ayan, | tam tersine, ülkenin uygarlık im ajına ve tarihî vefakârlığına bir | onur belgesi sağlayacak olan böyle b ir m üzenin gerçekleşm esi | işten b ile değilken bugüne kadar savsaklanıp durdu.
B
U neden böyle oluyo r? M ü ze cilik , a rşiv cilik b ilin c in in bizde iy ice yer etm em iş olm asınd an . B ir ulusun uygar-$ lık b irikim in i ele güne en kestirm eden, en görüntüsel | açıdan yansıtan m ü esseseler o ülkenin iyi düzenlenm iş,
| b ilin ç li düzenlenm iş m üzeleridir.
G
E Ç E N D E rahm etli rom ancı Kem al T ahidin b ir yakın ı ile konuşuyordum . Her rom anında o dönem Türk tarihininş sosyal, iktisa d i, kültürel dokusunu arka fon olarak | kullanan ve Türk in sa n ın ı büyük tarihî b ir birikim freskinin
| içine yerleştirm eyi am aç edinen bu değerli rom ancının zengin | kita p lığ ın ın , arşivinin, n otlarının, m ektuplarının, zatî eşyaiarı- | nın, h a sılı tüm m etrûkâtının karm akarışık durduğundan | yakınıyor, bunların düzen len m esi ile küçük b ir Kem al Tahir | M üzesi o lu şa b ilec e ğ in i söylüyordu.
Her işi devletten beklem enin a b e sliğ i karşısın da, B a tı’da bu | g ib i kültür ödevlerini özel kurum lar, vakıflar üstlenir. Hatta | “ falan yazarın d o stla n ” , “ falan şa iri sevenler” gibi dernekler | kurulup bu g ib i işle ri fahrî olarak onlar g erçekleştirirler.
n EJİ sanatınâ büyük katkılarda bulunan M ax Reinhardt I I için Prof. Kinderm ann ve Prof. D ietrich ’in öncülüğü ile kurulan arşiv, Avusturya hüküm etinden de destek | alarak, ulu slararası b ir şü m ul kazandı. Alm anya’da, Avustur-| ya’da, bazı diğer Batı ve Balkan ülkelerinde bazen tek tek ^ tiyatroların b ile özel m üzeleri vardır. M oskova’da K onstantin § S tan islaw ski M üzesi büyük rejisörün şahane evinin iki katını ^ işg al eden büyük b ir m üzeye dön ü ştürü lm ü ştü r. A yn ı ülkede | büyük genel edebiyat ve tiyatro m üzelerinin yanı sıra, tek tek ^ yazar ve şairlerin, m esela P u ş k in ’in, Çehov’un, G o rk i’nin, £ M ayakovski’nin m üzeleri bulunduğunu herkes b ilir.
Y
U R D U M U ZD A Tevfik F ikre t’in  ş iy a n ’ı ve Tanzim at Edeuiyatı M üzesi d ışın d a bu alandaki tek tük örnekler,ş d ostların önayak o lm ası ile kurulan Yahya Kem al Ş M üzesi ve anasın ın yaptığı büyük b ağ ışın yüzü suyu hürm etine
i D arüşşafaka’nın g e rçe kle ştird iğ i ve Burhan A rpad’ın ince zevkinin d am g asın ı taşıyan Burgaz’daki S ait Faik M ü ze si’dir.
B
ü t ü nb ir görünüm oluşturuyorlar. Dostu, yahut arkalayan bunlar, elbet iyi hoş da, çok d e lik li ve tesadüfi m ü e sse se si olm ayan nice şöhretler öksüz kalıyorlar. B üyük tiyatro adam ım ız M u h sin Ertuğrul’un b ir küçük m üzesi olsa fena mı olur? Onun için d e insan kendini tiyatroya adam ış büyük b ir tiyatro adam ının örnek yaşam ını olduğu g ib i İkinci M eşrutiyet’ten günüm üze, Türk tiyatrosunun b ir p anoram asını da izleyeb ilir.B
İRAZ önce sözü geçen Yahya K em al’ in P aris’te g en çlik yıllarınd a sık s ık g ittiğ i C lo s s e ri de Lila s adlı kahve, şairlerin, yazarların, ressam ların sevdiği bir kahve idi. O ranın sürekli m ü şterisi olan bu şöhretlerin adları, oturdukları m asalarda bronz b ir p laketle b e lirtilm iştir. G ecen yıl arastır- -— m açı ve arşivci dostum Taha T oros’un uyarısı ile, oradaki 'masalardan' birine b ir törenle ünlü Türk sairi Yanva KemaFİn adTdFvazil'dı.^Törenae. Paris tem î'urkler. Sayin"BüyüKeİçim iz 1 H am it Batu ve eşi, ünlü ressam ım ız A b id in D ino ve e şi ile, o zam anki kültür ataşesi dostum şa ir M elih Cevdet A nday da bulundular. Anday, daha sonra bu vesile ile Yahya Kem al'in Paris yılları hakkında b ir de güzel broşür yayınladı.
K
ENDİNİ beğenm iş Fra n sızla r b ile b ir ünlü şairim izden bu onuru esirgem ezlerken biz sade Yahya K em al’in d eğ il, ondan önce N am ık Kem allerin, Ş in a sile rin , A b d ülhak H âm idlerin, çok daha sonra da A bdülhak Ş in a sile rin , H am dullah S u p h ile rin , Ahm ed H aşim lerin, Yakup K adrilerin ve daha nice nice şair, rom ancı, ressam , eleştirm en Türk sa n a tçısın ın g ittiğ i, can lı b ir tarihî müze olarak bugüne kadar g e le b ilm iş b ir lo ka lin, eski Lebon, bugünkü M arkiz P astan e si’nin b ir parçacı dükkânı ya p ılm a sın ı önleyem edik. Geçende sa hib i A ved is Ç a k ır’ın Türk Hava Kuvvetleri’ne iki yüz m ilyonu aşkın çok yüksek b ir bağış yaparken sö y le d iğ i “ Ben sevgili m illetim e tüm m alım ı d eğ il, can ım ı da seve seve veririm ” sözünün edebiyat olm ad ığ ına inanırım . Çünkü, ke n d isin i oldukça iyi tanırım . Bence onun bu güzel sözünden ve Türk Hava Kuvvetleri V ak fı’ na yaptığı yüksek bağıştan da değerli hizm eti, bunca Türk ünlüsünü sin e sin d e top lam ış bu tarihî lo kali yarım y ü z y ıld ır m uhafaza etm iş ve sü rd üreb ilm iş o lm asıd ır. Kendi de tarihin b ir parçası olan Bay A vedis böylece P aris’teki C lo sse ri de L ila s g ib i yahut B rasserie Lİpp g ib i b ir odak kazandırm ıştı. N efis vitraylarının ve Ju n g -S til üslûbundaki e şsiz duvar p anolarının oluşturduğu estetik dekor ve onun on a sın d a k i mekâna sin m iş zengin içerik, burayı âdeta ca n lı ve m anevî b ir edebiyat m üzesi haline g etirm iş g ib iyd i.Bu canım tarihî lokalin hoyrat b ir kararla parçacı dükkânı haline getirilm ek isten m esi estetiğe ve eski b irikim e karşı ilg is iz liğ im iz in , v e fa sızlığ ım ızın yüz kızartan b ir b e lirtisi değil mi id i?
S
O N R A da kalkm ış, “ Ç o cu kla rım ız g e çm işim ize karşı neden bu kadar sa yg ısız, neden eski değerlere karşı bu kadar ilg is iz ? ” diye yakınıyoruz. B iz onlara iyi örnek olduk mu ki, bu tür yakınm alara hak kazanalım ? Böyle babaların ço cu kları da elbet kolay kolay başka türlü olam azlar.Ö nce kend im izi, kendi tutum um uzu değiştirm eye bakalım . Sonra ço cu klarım ızı su çla yalım .
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi