• Sonuç bulunamadı

Hayat ağacının özsuyunda:Fahrelnissa Zeid'in resim sergisi Atatürk Kültür Merkezi'nde bugün açılıyor

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Hayat ağacının özsuyunda:Fahrelnissa Zeid'in resim sergisi Atatürk Kültür Merkezi'nde bugün açılıyor"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

KUITUR-YAŞAM

* n "T

Ç o î lit I

Fahrelnissa Z eid ’in resim sergisi A ta tü rk K ültür M erkezin d e bugün açılıyor

Hayat ağacının özsuyunda

24 yılın ardından — İstanbul'da son kişisel sergisini 1964 yılında gerçekleştiren Fahrelnissa Zeid’in yapıtları Paris,

Londra, New York gibi kentlerde çeşitli yıllarda sergilendi. Sanatçının bir retrospektif sergisi önümüzdeki yıl Paris'te Arap Enstitüsü'nde açılacak. Aynı sergi 1990 yılında Almanya’da Ahen’de yinelenecek. (Fotoğraf: Ara Güler)

Fahrelnissa Zeid’in

yağlıboya resimleri,

Htografileri, vitray

çalışmaları ve kemikle

yaptığı resimler Maçka

Sanat Galerisi tarafından

Fit rey a Koral’m öze!

koleksiyonundan

derlenerek Atatürk Kidtiir

M erkezi’nde sergilenmeye

başlıyor. Sanatçının

yapıtları bir ay süreyle

görülebilecek.

A N N A T U R A V ~

Amman’da iki katlı, “ müze gibi” birev. Ressam Fahrelnissa Zeid’in evi. Yerden tavana, bütün duvarlar resimle kaplı. Bugün 89 yaşına gelen Fahrelnissa Zeid’in yıllardır süregelen resim tutkusu­ nun yansımalarını yalnızca evinin duvarlarında değil, tavanlarında ve pencerelerinde de açık seçik gö­ rebilmek mümkün. Bu evin her odası uzun ve yoğun bir sanat geç­ mişinin izlerini taşıyor ama yatak odası başlıbaşma bir âlem.

89 yılın yorgunluğu ve hastalık­ lar artık zamanının neredeyse ta­ mamını yatağında geçirmesine ne­ den oluyor. Ancak bu bağımlılık, üretkenliğine engel değil. Yatağı­ nın üstünde bütün bir dünyası var. Burası hem atölye hem de bir kütüphane. Resim çalışmalarını yatağında yapıyor, kitapları, der­ gileri, resim malzemeleri bu ko­ caman yatağın üzerinde, dağınık biçimde duruyor. Hâlâ bir öğret­ men ve bir öğrenci Fahrelnissa Zeid. Öğretmen, çünkü kendi kurduğu, adını taşıyan Güzel Sa­ natlar Enstitüsü’nün öğrencileri evinin değişmeyen ziyaretçileri arasında yer alıyorlar. Öğrenci, çünkü bilmediği, ilginç bulduğu bir teknikle karşılaşınca var olan tüm enerjisiyle bu konuda çalış­ maya yöneliyor, özel dersler alıyor.

İstanbul’da son kişisel sergisi­ ni 1964 yılında gerçekleştirmişti sanatçı. 24 yıl aradan sonra yaşa­ mını uzun yıllardır Ürdün’de sür­ dürmekte olan ilk kadın ressam­ larımızdan Fahrelnissa Zeid’in çe­ şitli dönemlerini yansıtan 25’i aş­ kın yapıtı bugün Atatürk Kültür Merkezi’nde sergilenmeye başlı­ yor. Sanatçının yeğeni, seramik sanatçısı Füreya Koral’ın kolek­ siyonundan derlenen ve 16 ocak tarihine kadar sürecek olan sergisi retrospektiv niteliği taşımıyor. Ancak 1951 yılından 1988’e kadar hemen bütün dönemlerini, kullan­ dığı değişik teknikleri yansıtması bakımından oldukça ilginç. 4,5 metreye 2,5 metre gibi büyük bo­ yutlarda gerçekleştirdiği bir yağ­ lıboya tablosu, kemikle yaptığı re­ simleri, litografileri, vitray çalış­ maları, soyut kompozisyonları ve portreleri AKM’de bir arada ser­ gileniyor.

Kabaağaçlılar ailesinden gelen Fahrelnissa Zeid diplomat, hattat ve tarihçi Şakir Paşa’nın kızı, Ce-

vat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas

Balıkçısı) ve ressam Aliye Berger’- in kardeşi, ressam Nejad Devrim ve tiyatro sanatçısı Şirin Devrim’- in annesi, seramik sanatçısı

Füre-ya Koral ve ressam Cem Kabaa- gaç’ın teyzesi.

Koleksiyonunu açarak, AKM’­ de Maçka Sanat Galerisi’nin bu sergiyi düzenlemesine olanak ta­ nıyan Füreya Koral bize kendi ağ­ zıyla Fahrelnissa Zeid’i anlatırken anıları ta çocukluğuna dek uzanı­ yor. Yazları Büyükada’da büyük bir evde, Kışları Elmadağ’da çok katlı bir apartmanda oturan Ka- baağaçlı ailesi çocuklarının güzel ve mutlu bir çocukluk geçirdiği­ ni söylüyor Koral. Resim ve mü­ zik hocalarının hiç eksik olmadı­ ğı böylesi bir evde 1901 yılında dünyaya gözlerini açan Fahrelnis­ sa Zeid sanat eğitimine Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âli’sinde başla­ mış. 1928’de Paris’te Ranson Akademisi’nde Stalbach ve

Bissi-ere ile daha sonra İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde Namık

İsmail ile çalışan sanatçı hemen

ardından Avrupa’ya giderek bü­ yük sanat kentlerinde eski ustaları izlemeye koyulmuş. İstanbul’a döndükten sonra 1942’de D Gru- bu’na katılan Zeid ilk büyük ki­ şisel sergisini o sırada galeri olma­ dığı için Maçka’daki evinde, 1944 yılında açmış. Ürdün’ün Ankara Büyükelçisi olan Emir Zeid ile ev­ lendikten sonra Londra’ya yerleş­ miş Fahrülnissa Zeid. Bir süre ya­ şamını Londra ve Paris arasında, bölüştüren sanatçı uzun bir süre­ dir Ürdün’de Amman’da yaşıyor. Birkaç yıl öncesine kadar her yıl Türkiye’ye gelip giden Fahrülnis­ sa Zeid rahatsızlığı nedeniyle ar­ tık seyahat edemiyor. Bu yüzden

yeğeni Füreya Koral onu her yıl Amman’da ziyaret ediyor. Çok sevdiği İstanbul havasını götürü­ yor ona.

Füreya Koral bu yıl mayıs ayt içinde Amman’a gittiğinde teyze­ sinin vitray sergisini izleme olana­ ğı bulduğunu anl.atıyor. Bu yıla dek hiç vitray çalışması yapmayan Fahrelnissa Zeid, geçen yıl Am­ man’da bir sergi açan yabancı bir vitray sanatçısının yapıtlarını o denli beğenmiş ki hemen özel dersler almaya başlamış ve sonun­ da kimi zaman yatarak kimi za­ man oturarak yaptığı bu çalışma­ larını bir sergide sunmuş. “ Onu

yaşatan bu yaratma zevki, sanat aşkı” diyor Füreya Koral.

Sanatçıyla 1960 yılında bir ko­

nuşma yapan Amerikalı sanat ya­ zarı Kdouard Koditi de bu yazı­ sını “ Yaşamanın anlamını yalnız­

ca resimlerinde bulan biı sanatçı­ nın güveniyle bakıyordu geleceğe” diyerek sonlandırıyor-

du. Gerçekten de aradan geçen yıllara karşın bu görüş bütünüy­ le doğrulanıyor Fahrülnissa Zeid’­ in yaşamında.

Bu söyleşisinde kendini hiçbir zaman yalnızca Türk geleneği içinde, onun bir uzantısı olarak görmediğini bir “ Ecole de Paris” ressamı olmayı tercih ettiğini söy­ leyen Zeid bir “ hayat ağacı” nın üzerinde olduğunu düşlüyordu.

“ Resim yaparken bu ağacın kök­ lerinden yükselen bir özsuyunun, bulunduğum ya da bulunmayı is­ tediğim en y üksek dallardan biri­ ne yükseldiğini sonra da kendini tualimin üzerindeki biçimlere ve renklere dönüştürmek üzere be­ nim içimden aktığını hissediyo­ rum. Dünyada var olan ya da ol­ mayan her şeyin titreşimlerini ya­ kalayan ve aktaran bir çeşit ilet­ ken gibiyim.”

Füreya Koral onun hiçbir za­ man modaya, etkilere kapılan bir ressam olmadığını, resmini ken­ di içgüdüleriyle oluşturduğunu söylüyor. “ Daha 12 yaşında çok

güzel portreler yapmaya başla­ mıştı. Sonra uzun bir süre soyut kompozisyonlar oluşturdu ve 10 yıl kadar önce yeniden portrelere döndü. ‘Nasıl oluyor da soyuttan

portreye dönebiliyorsunuz’ diye

soran birisine şöyle yanıt vermiş­ ti: ‘Bence bu da soyuttur, hiç far­

kı yok. Ben yüzün fotoğrafını çekmiyorum iç dünyasını yansıt­ maya çalışıyorum. İnsanın iç dün­ yası da soyuttur.”

F ah reln issa adı “ kadının

onuru” anlamına geliyor. Fahrel- '

nissa Zeid de 89 yılı geride bıra­ karak 90 yaşına varmaya hazır- 1 landığı bugünlerinde yalnızca re- ' simle bir bütün olmanın inancını l ve onurunu taşıyor. 1

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

[r]

Bu kumaş desenleri, klâsik Türk sanatının minyatürleri, çinileri ve halıları kadar çizgi, renk ve kompozisyon zevki veren eserlerdir.. Esa­ sen, kumaşlarda

Sanki onun bir parça­ sı olan bu insanlar, dışardan içeriye bakarken Ruhi Bey içerden dışarı­ ya bakmaktadır. İki yönlü bir yol­

Activated carbon process can be used for preventing environmental contamination and recovery of uranium from wastes in various stages of nuclear fuel production

M aarif Vekili Haşan  li Yücel ile yüzyüze geldiğim, onun hita­ bı ile, düşüncelerimden sıyrıldı­ ğım zaman da beni hiç sukutu hayale uğratmıyan,

Ünlü gezgin ve Türk dostu Pierre Loti Aziyade’yi 113 y ıl önce yazmıştı Bir tutkunun romanı.. P ie rre Loti’nin 37 cildi bulan yapıtlarının bir bölümü

Bu ne­ denledir ki, henüz bir yapıtı basılmamış, kendi köşesinde öykü üreten gençlere de, ödül için başvuruda bulunmak hakkı tanınıyor.. Yazarın veya yayıncının

Oyunun içeriği, 2 Nisan 1948’de Kırklareli ormanlarında gizli güçlerin komplosuyla katledilen Sabahattin Ali’nin arkasından yaşamı üzerine basında çıkan