T.C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ GÜZEL SANATLAR ANABİLİM DALI RESİM-İŞ ÖĞRETMENLİĞİ BİLİM DALI
SANAT EĞİTİMİNDE BİLGİSAYAR ve ÇOKLUORTAM
UYGULAMALARI
YÜKSEK LİSANS TEZİ
DANIŞMAN
Doç.Dr. Alaybey KAROĞLU
HAZIRLAYAN Alper DEMİREL 034217021003
KONYA 2006
ÖNSÖZ
Teknoloji, son 30 yılda öğretim yöntemlerinde, öğretmenlerin rollerinde, öğrencilerin rollerinde köklü değişikliklere yol açmıştır. Teknoloji eğitimin bilinen amaç ve hedeflerinin değişmesine de sebep olmuştur. Hayat boyu öğrenme ve problem çözme becerilerini geliştirme daha önemli bir hale gelirken, bilgi ezberlemeyi telkin etmek daha önemsiz hale geldi. Çünkü bilgiye ulaşmak teknoloji ile çok daha kolaylaşmıştı. Yetenek ve kullanılabilirlik açısından oldukça gelişen teknolojinin eğitimde kullanılmasıyla okullardaki bilgisayar kullanımı artış gösterme eğitimde teknolojileri kendi içinde özel bir kavram halini alarak eğitim teknolojileri olmuştur. Şimdi ise her alana özel bir eğitim teknolojisi metodu geliştirilmektedir. Bu çalışmanın oluşum amacı da sanat eğitimindeki yenileşme gereksinmesini karşılamak ve teknolojinin görsel sanatlar dersi öğretme- öğrenme ortamına entegre edilmesini sağlamaktır.
Bu araştırmanın, görsel sanatlar dersinde multimedya destekli ders sunumları hazırlanacağı ve bu sunumların öğrenci başarısı üzerinde etkililiğini ortaya çıkaracağı düşünüldüğünden, alana ve konuyla ilgili literatüre katkı sağlayacağı umulmaktadır.
Araştırmada hem teknik anlamda hem de işleniş bağlamında, materyallerin oluşumunda, sanatsal arşivin geliştirilip, yöntemlerin başarıya ulaşmasında verdiği desteklerinden dolayı değerli hocam, tez danışmanım; Doç. Dr. Alaybey KAROĞLU’ ya ve bana yol gösteren ve ümit aşılayan değerli hocam Yrd. Doç. Dr. Hülya KAROĞLU’ ya teşekkür ederim.
ÖZET
Bu araştırma ilköğretimde görsel sanatlar eğitimi dersinde, bilginin kolay ve kaliteli aktarımı anlamında bilişim teknolojilerinin kullanılması ile bir program modeli oluşturmak amacıyla yapılmıştır.
Araştırmada bilgisayar ve multimedya ürünlerinin eğitimde etkililiği incelenmiş yalnız böyle bir konuda sanat eğitimine yönelik ciddi bir araştırma ve etkinlik bulunamamıştır. Görsel Sanat Eğitiminin bu alandaki büyük açığının kapatılması gerekmektedir. Araştırmanın temel problemi bu amaca bağlı olarak oluşturulmuştur. Yani bilgisayar destekli çokluortam sunuları sanat eğitiminde etkili midir? Bu konuda da hazırlanmış bilgisayar destekli görsel sanatlar, multimedya ders videoları çok az sayıda olduğundan, yine araştırma bünyesinde böyle bir proje geliştirilmiştir.
2005–2006 Eğitim Öğretim yılında gerçekleştirilen çalışmada geliştirilen projenin sanat eğitimi dersindeki etkililiği araştırılmıştır. İlköğretim son sınıf 8-b sınıfı öğrencilerinden klasik görsel sanatlar dersinin verildiği kontrol grubu oluşturulmuş, 8-c sınıfı öğrencilerinden de deney grubu oluşturulmuştur. Deney ve kontrol grupları ön başarı testine tabi tutulmuş ve her iki sınıfın da arasında anlamlı bir fark gözlenememiştir. İki aylık deney sürecinde hazırlanan multimedya destekli sanat eğitimi videoları deney grubuna verilmiş ve aynı başarı testi ile gruplar son-teste tabi tutulmuştur. Ön test son test arasında her iki grubunda sonuçları son test lehine anlamlı bulunmuştur. Son-test sonuçlarına bakıldığında ise deney grubu lehine 30 aritmetik ortalama puan farkıyla anlamlı bir sonuç elde edilmiştir.
Bu sonuçlar doğrultusunda bilgisayar ve çokluortam destekli sanat eğitimine ilişkin donanımı olan nitelikli sanat eğitimcilerin yetiştirilmesi için eğitim fakülteleri programında yer alması gereken bilgisayar öğretiminin her alana özel olmasının gereği ve üniversitelerin Resim Öğretmenliği bölümlerinde bilgisayar destekli sanat eğitimi ve öğretimine ilişkin bir program modeli oluşturulması önerilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Multimedya (Çoklu ortam), Sanat Eğitimi, Bilişim, Etkileşimli Çokluortam
ABSTRACT
This research has been done to form a program model with usin communication techlonogies which means quality and easy transfer of knowledge in visual arts education classes of Primary education.
The efficiency of computer and media products to the education has been examined but any facility about art education has not be found. Visual art education should close a big shortage in this area. The main problem of this research has been formed regarding to this aim. Is computer aided multimedia effective in art education or not? The computer aided visual arts which are prepared about this subject, multimedia class videos are very few; such a project in this research has been developed.
This research has been done in 2005- 2006 education & teaching year. The effectiveness of art education has been examined in this developed Project. The control group has been formed by primary education 8-B year class which is educated classical visual arts Lesson;8-C class students are formed the experiment group. The experiment and control groups have been given to pre-success test and any meaningful difference was not be observed. Multimedia aided art education videos which have been prepared for two monts duration have been meaningful beneficiary to the experiment group. When we look at the results of last test a meaningful result with 30 arithmetic average point differences has been obtained benefit to the experiment group.
Due to these results, forming a program model has been suggested. This model includes; growing up art educators which are qualified with computer and art education aided; talking in to education faculties; computer education should be special to every field; computer aided painting education departments of the universities.
Key Words: Multimedia (Multiple stage), Art Education, Communication, Multimedia interaction.
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ……….…i ÖZET………ii ABSTRACT……….……….……….…….iii İÇİNDEKİLER………....iv BİRİNCİ BÖLÜM……….1 1-GİRİŞ………1 1.1. Problem……….3 1.2. Araştırmanın Amacı ve Önemi……….5
1.3. Sayıtlılar………...6 1.4. Sınırlılıklar………..….7 1.5. Tanımlar………...8 1.6. İlgili Araştırmalar………..…...9 İKİNCİ BÖLÜM……….………..15
2. ÇOKLUORTAM DESTEKLİ SANAT EĞİTİMİ……….……….15
2.1. Çokluortam (Mültimedya) Nedir?...15
2.3. Mültimedya Ürünlerinin Sanat Eğitiminde Kullanılması…..….……...…...….20
2.4. Teknoloji ve Sanat İlişkisinde Bilim ve Makinenin
Ürettiklerinin Eğitim Objesi Haline Gelmesi……….…………..21
2.5. Sanat Eğitiminde Çokluortam Tasarımları ve
Uygulama Geliştirme Yöntemleri……….…………..…….…22
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM………...25
3. MÜZİĞİN ÇOKLUORTAM DESTEKLİ
SANAT EĞİTİMİNDEKİ YERİ………...25
3.1. Müziğin İnsan Yaradılışındaki Etkileri……….25
3.2. Müzik Resim İlişkisi……….26
3.3. Çokluortam Destekli Görsel Sanatlar Dersinde Müziğin Uygulanması………...28
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM...30
4. VİDEONUN ÇOKLUORTAM DESTEKLİ
SANAT EĞİTİMİNDEKİ YERİ………...30
4.1. Video Sanatının Gelişimi Sanat Eğitimine Uyarlanması……….………….32
4.2.Video Destekli Sunum Gösteriminde
Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar……….……..36
4.3. Video ile Öğretim Yönteminin Faydaları………..………37
BEŞİNCİ BÖLÜM………...39
5. BİLGİSAYARIN ÇOKLU ORTAM DESTEKLİ SANAT EĞİTİMİNDEKİ YERİ………...39
5.1 Bilgisayar Destekli Öğretimin Tarihçesi………....41
5.1.1. Çeşitli Ülkelerde Bilgisayar Destekli Öğretimin Tarihçesi……….41
a) Norveç……….41 b) İsveç………....42 c) Belçika………....43 d) Hollanda……….44 e) İspanya………....46 f) İrlanda………..47 g) Portekiz……….…….….……48 h) Almanya………..48 ı) İtalya………....49 i) İngiltere………...50 j) Fransa………..51 k) Avustralya………...52
l) Amerika Birleşik Devletleri………....53
5.1.2.Türkiye'de Öğretmenlerin Bilgisayar Destekli Öğretim İçin Yetiştirilmeleri………55
a)Milli Eğitim Bakanlığınca Yapılan Çalışmalar………..…...55
b)Üniversitelerin Yaptığı Çalışmalar…….……….……..……...60
c)TÜBİTAK'ça Yapılan Çalışmalar……….…….……...63
5.2. Bilgisayar Destekli Sanat Eğitiminin Faydaları…….……….……….65
a) Öğrenci açısından………...………..65
b) Öğretmen açısından………..……….……….….…….…….…..66
5.3.Bilgisayar Destekli Eğitim Sunumunda
Bulunması Gereken Özellikler………67
ALTINCI BÖLÜM……….69 6. YÖNTEM……….69 6.1. Araştırmanın Kapsamı………...69 6.2. Araştırmanın Modeli………..71 6.3. Metodoloji………...72 6.3.1. Araştırma Soruları ve Hipotezler……….72
6.3.2. Araştırmanın Türü ve Tasarımı………73
6.3.3. Araştırmanın Uygulanması………..74
6.3.4. Araştırmada Uygulanan İstatistiksel Analizler………....74
6.4. Evren……….76
6.5. Örneklem……….. 76
6.6.Görsel Sanatlar Dersi Çokluortam Sunumunun Hazırlanması ile İlgili Teknik Bilgiler……….72
6.6.1. Projede Kullanılan Bilgisayar Yazılımları……….79
a) Sony Sound Forge 8……….…………..79
b) Adobe Photoshop CS2……….……..79
c) Ulead Video Studio 7……….……79
e) Pinnacle Studio 9.0………...81
f) Corel Byrce 6……….…81
g) 3D Studio Max 5.0………...81
h) Poser 6.0………....81
ı) Snag it 8.0………....82
6.6.2. Çokluortam Destekli Sanat Eğitim CD’sinin Oluşturulması…………82
a) Sony Sound Forge 8.0 Programı ile ses montajlarının hazırlanması……….83
b) Adobe Photoshop CS2 Programı ile 2 Boyutlu Görsel Materyallerin Oluşturulması………..84
c) 3d Studio Max Programı ile Render Animasyonu ve Model İskeleti……….……….86
d) Poser 6.0 ile Oluşturulan Modelin Hareketlendirilmesi…………...98
e) Ulead Video Studio ile Hazırlanan Ders Sunumunun Montajlanması……….….………100
6.7. Veri Toplama Aracı…….………..101
6.8. Verilerin Analizi…….………101
YEDİNCİ BÖLÜM………..102
7. ÇOKLUORTAM DEĞİŞKENİNE BAĞLI OLARAK YAPILAN DENEYSEL ARAŞTIRMA BULGULARI ve YORUMLARI………...102
7.1. Gözlem……….……….……….102
7.2. Deney ve Kontrol Gruplarının Ön ve Son Başarı Testlerinin Karşılaştırılması……….………….………..103
7. 3. Resimlerin İncelenmesi……….………….….105 a) Kontrol Grubu Taşımalı Öğrencilerin
Ön ve Son Çalışmalarının İncelenmesi………….…………..……..…....107
b) Deney Grubu Taşımalı Öğrencilerin Ön ve Son Çalışmalarının İncelenmesi……….111
SEKİZİNCİ BÖLÜM……….117 8. SONUÇ ve ÖNERİLER……….……….……….117 8.1. Sonuç………..….…..117 8.2. Öneriler…...……….……….……….119 TERİMLER SÖZLÜĞÜ……….……...122 KAYNAKLAR……….……….….………...126 EKLER………..…….………130 Ek-1 Kontrol ve deney grupları son test puan çizelgesi……….……..…..131
Ek-2 Öğrenci Gözlem Formu……….….…………..132
Ek-3 Öğrenci Gözlem Formu………..……….….133
Ek-4 Çoktan Seçmeli Test……….………134
Ek-5 Çokluortam destekli Sanat Eğitimi ders CD’si………135
BİRİNCİ BÖLÜM 1. GİRİŞ
Dünyada bir yandan yazılı, sözlü ve görüntülü bilgideki artış çok büyük boyutlara ulaşırken, diğer yandan iletişim teknolojisindeki olağanüstü gelişmeler nedeniyle bilgi akımının yoğunluk kazandığı gözlenmektedir.
Günümüz çağdaş eğitim ve öğretiminde bilgiye ulaşmak artık eski zamanlarda olduğundan çok daha kolaydır. Çünkü artık kaynak sayısı artmış, bilgi seviyesi yükselmiştir. Bu durumda da ders kaynaklarının kullanılması daha da zorlaşmıştır. Çünkü konulara ilişkin bilgi çeşitliliği artmıştır. Ders kitaplarının yanında sanal âlemden faydalanmanın gerekliliği çağdaş eğitimciler tarafından bilinir. Bilgi erişiminin çabukluğu ve pratikliği, arşiv çeşitliliğindeki sınırların günden güne genişlediği internette de istenilen bilgiye en doğru yoldan nasıl ulaşılacağı öğrencilere anlatılmaktadır.
Eğitimde en doğru sunum yöntemlerinin uygulanması, her sektörde bir ihtiyaç haline gelen, günümüz teknolojisi ürünleri ile daha nitelikli olacaktır. Bu yüzden öğretmen adaylarına üniversitede bilgisayar ve sunum programları ve internet eğitimi ile ilgili gerekli bilgiler verilmelidir. Ülkemiz eğitimindeki temel politika, gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanarak araştırma-geliştirme alt yapısının oluşturulması ve bilgi toplumu düzeyine ulaştırılması olmalıdır.
Resim eğitiminde bilgi erişiminin çabuklaştırılması çok önemli bir unsurdur. Çokluortam (Multimedya) gereçleriyle ders sunum tekniğinde, öğrenciler anlamadıkları konulara ilişkin kavramları ve resimle ilgili karmaşık terimlere ilişkin örnekleri kolayca karşılarında görmüş olacaklarından; ders içinde uygulamalı çalışmalara daha çok vakit ayrılabilecektir. Eğitime bilimsel ve teknolojik bir nitelik kazandırmak için, uzmanlaşmak ve çağdaş teknolojilerden yararlanmak gerekir. Bu ise çağdaş teknolojileri tanımak, bu teknolojilerin eğitim sisteminde nasıl işe koşulacağını bilmek, kullanmak ve geliştirmekle olanaklıdır (Teker, 1990).
Ülkemizde sanat eğitiminin çok ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunduğu söylenebilir. Bu sorunlardan başlıcası, yeni öğretme-öğrenme stratejilerinin geliştirilmemesidir. Dikkatle incelenecek olursa sorunların büyük çoğunluğu uygulama ile kuram arasındaki kopukluktan, diğer bir deyişle yetersiz teknolojiden kaynaklanmaktadır ( Alkan, 1984). Yeni öğretim araç ve tekniklerinin, çağdaş eğitim programlarının ayrılmaz bir parçası haline geldiği günümüzde, resim öğretmenlerinin eğitim teknolojisi alanındaki gelişmelerle yakından ilgilenmeleri ve gelişmeleri sanat eğitimi sürecinde de uygulamaya çalışması kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Cisele “Eğitim teknolojisinin verimli kullanımı ve daha etkili bir öğretim ve öğrenmeyi gerçekleştirmek için insanı ve insan olmayan kaynaklar arasındaki ilişkileri güçlendirmek gerekmektedir” demiştir. Cisel’ in bu ifadesine bağlı olarak çoklu ortam teknolojisinin sanat eğitiminde kullanılmasında eğitim teknolojisindeki temel amaç; öncelikle resim öğretmeninin her gün gelişen, “bilişim teknolojilerini” sürekli takip etmek ve öğrenci ile çokluortam gereçleri arasındaki bağı güçlendirecek sunular hazırlamak olmalıdır.
Eğitim teknolojisinin bu temel amaca ulaşmada; bilimsel bilginin geliştirilmesi, var olan bilginin en doğru yöntemlerle ve en kısa süre zarfında kullanılması konuları üzerinde durduğu görülmektedir (Taşçı, 1993).
Bu tezde, ileri teknolojilerin hem eğitim hem de sanat malzemesi halini alması, bunların sanat eğitimi için yaratabileceği olanaklar ve sanat eğitimcisinin eğitim sürecinde düşünsel-estetik tasarılarını ortaya koyarken bu malzemelerden yararlanma nedenleri ve yöntemleri üzerinde durulmuştur. İleri teknoloji sınıfına giren bilgisayar, sanal gerçeklik ve özellikle sanat eğitimi için “bilgisayarda video teknikleri geliştirme yöntemleri” üzerinde yoğunlaşılmıştır.
1.1. Problem
Bilim ve teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, insanoğlunun çevreye egemen olma, onu anlama ve yönlendirme çabaları geçmişten günümüze süregelmektedir. Bilim ve teknoloji alanındaki şaşırtıcı gelişmeler ülkeleri ister istemez büyük ve gizli bir yarışın içine itmektedir. Bütün ülkeler ellerinde var olan birikimlerini sınırsızca işe koşarak kendi insanlarını ileri teknoloji ve bilgi toplumu düzeyine ulaştırmaya çalışmaktadır. Bu yarışı kazanmada ülkelerin en önemli silahı tartışılmaz eğitim olarak görülmektedir.
Tüm eğitim alanlarında olduğu gibi sanat eğitiminin de şüphesiz bu gelişmelerden ve yenileşme sürecinden faydalanması gerekmektedir. Bunun için çok hızlı gelişen bir yöntem olarak eğitim teknolojilerinin, yine hızlı biçimde sanat eğitimine uyarlaması zorunluluk olmuştur. Sanat eğitimde verimliliği ve etkililiği arttırmak için bilgisayar ve çokluortam destekli öğrenme ve öğretme etkinliklerini; ilköğretimdeki yeni adıyla görsel sanatlar olan resim dersinin gereksinimlerine uyarlamak, eğitimde teknolojik kaynaklardan yararlanmak bir zorunluluk olmuştur.
Okullar görsel sanatlar ders programlarının gerektirdiği araç ve gereçlerle donanma çabası içinde olmalıdır. Bu gün Türkiye’de eğitim teknolojilerinin önemi kavranmış ve her şehirde eğitim teknolojileri birimleri kurulmuş, teknoloji ürünü olan araç ve gereçler eğitim sistemine dâhil edilmiştir. Ancak sadece araç-gereçleri sisteme dâhil etmek sorunların çözümünde ve eğitim sisteminin çağdaşlaşmasında yeterli olmamaktadır. Eğitim sisteminin çağdaşlaşması, çağdaş teknolojiyi edinme amacına erişmede izlenecek bir eğitim politikası doğrultusunda işe koşulacak eğitim teknolojisi kuram ve uygulama yöntemleriyle gerçekleşebilir. (İmer,1996) Bu yüzden “eğitim teknolojisi” kavramı kadar “teknoloji eğitimi” kavramı da önemlidir. Eğitim teknolojileri uygulama yöntemleri her derse göre farklılaştırılmalı ve özellik kazandırılmalıdır. Yani teknoloji eğitimde kullanılacaksa sanat eğitimi için sanat eğitimine özel bir teknolojik yöntem ve teknik geliştirilmelidir.
Sanat eğitimi ve teknoloji ayrılmaz iki parçadır. Eğitmeni sanatçı gibi düşünürsek, teknoloji de eğitmen kadar gerekli bir araçtır. Çokluortam gereçleri sanat eğitiminin argümanlarından olmalıdır. Özellikle endüstri devrimi sonrasında, sanat-makine-bilim birbirlerine daha çok kaynaşmaya başlamışlardır. Reddedilemeyecek bir şekilde bilimin
de, eğitimin de, sanatın da içine girmiştir teknoloji. İçinde bulunduğumuz enformasyon çağının kullanıcısı ve yayıcısı olan çokluortam araçlarının toplum üzerindeki farkına vardırmadan oluşturduğu etkisi hem sanat hem de eğitim malzemesi haline gelmiştir. Teknolojinin bir ürünü olan sanat ve eğitim malzemeleri birleştirilerek sanat eğitimine adapte edilmesi eğitimci için ancak eğitim kadar teknik alanda da kendini geliştirmesiyle başarılabilir.
Bilgi çağının olduğu kadar, çağdaş sanatın da yorumunu yapabilecek, çağdaş sanat eğitimi sürecinde, konu ile ilk derecede ilgili tüm birim ve bireylerin teknoloji ile buluşturulması temel ilke olmalıdır. Güzel sanatlar alanında; sanat eğitimi verme “arayışı”, bilgi çağının ve bilincin ürünüdür. Bilgi çağında, çağdaş sanat eğitimi için, sanatın ve sanatçının dilini anlayan, teknolojiye sempati ile yaklaşımda bulunan, onlardan gelecek mesaj sinyallerini çözümleyebilecek, teknoloji donanımlı “hocaların hocası” konumunda olan sanat eğitimcilerini yüksek düzeyde araştırma ve geliştirmeye geçişin sağlanması gerekir. Bilgi çağını takip etme alışkanlığını kazanmış insan, doğal olarak en son gelişmeleri göz önünde bulundurarak yeni araç gereçleri tanımayı, tanıtmayı, ilk öğreneni ve öğreteni olmayı ister. Bu nedenle çağcıl gelişimlere açık bir sanat eğitimcisi için teknolojik araç-gereçlerle işbirliği kaçınılmaz bir durumdur.
Bilgiye erişim noktasında, kullanılan ve kullanılacak yöntemlerle, verimi arttırmak amacıyla sanat eğitimi, teknolojiyi umulandan daha çok kullanabilecek özelliktedir. Sanat bilgiyi, bilgi teknolojiyi üretmekte, teknoloji de üretilen bilginin olgunlaşmasını ve bilginin yaygınlaşmasını sağlamaktadır. Güzel sanatlar alanında” bilgi” sanatın kuramsallaşmasıdır. (Atan, 2006)
Görsel sanatlar eğitiminin temelinde yatan dört disiplinin kazandırılması hususunda seçilen yöntem ve tekniklerin önemi yadsınamaz. Sanat eğitiminde yenileşme gereksinmesi ve eğitim teknolojisinin görsel sanatlara entegre edilmesi hususu ve en önemlisi tüm bunların öğrenci üzerinde etkililiğinin saptanması, problem olarak karşımıza çıkmıştır. Yani tezin temel problemi “Bilişim teknolojileri ve bir yöntem olarak çoklu ortam gereçlerinin kullanımı sanat eğitiminde etkili midir?” sorusudur. Bu yüzden bu araştırmada teknoloji destekli öğretim yöntemlerinden multimedya yöntemi 2. kademe 8. sınıf öğrencileri üzerinde denenmiştir. Çoklu ortam gösteri yönteminin kullanılmasının temel sebebi (bu husus ikinci bölümde ayrıntılı bir şekilde açıklanacaktır); söz ve yazının
az olması, görsellerin kolay bir şekilde anime edilmesi-canlandırılması ve müziğin sanatsal algıya kattığı yeni bir boyut ile görsel sanatlar dersi için çok boyutlu öğrenme ortamını tamamlayan tüm özellikleri içermesi problemin çözümü hususunda bize yardımcı olacaktır.
1.2. Araştırmanın Amacı ve Önemi:
Yeni gelişmekte olan bir teknik olarak çoklu ortam (multimedia) ile ders sunum yönteminin tüm yönleriyle incelenmesi, sanat eğitim sistemine bir teknik olarak uyarlanmasını zorunlu kılmıştır. Bilgisayarların günümüzde kullanım alanlarındaki çeşitlilik durumlarının, sanat eğitiminde kullanılacak fırsatlara çevrilmesi gerekmektedir. Her alandan yazılımların (mimari, sinema, animasyon, ses montaj, vs.) başta resim dersi olmak üzere, tüm eğitim sektörüne uyarlanarak yayılmasının sağlanması gerekmektedir. Araştırmada multimedya sistemlerine destek sağlayacak yazılımların incelenmesi uygun görülmüştür. Sanat eğitiminde “multimedya yöntemi”, öğretmenlerin, öğretmen adaylarının ve üniversitelerdeki öğretim elemanlarının teknolojiyi daha da verimli kullanmasını sağlayabilecektir. Bu bağlamda, temel kuralların belirlenmesi noktasında, araştırmanın etkili olabileceği düşünülmektedir.
Araştırmada;
1. Günden güne ucuzlayan bir teknoloji olarak etkileşimli (interaktif) çoklu ortam gereçlerinin, sanat eğitimindeki geçerliliğinin ve öneminin belirlenmesi,
2. Çoklu ortam gereçlerinin ve bilgisayarların bir arada kullanılması ile yeni öğretim yöntem ve tekniklerinin keşfedilmesi, geliştirilmesi,
3. Mültimedya yöntemli ders sunumlarının en büyük avantajlarından zaman kazancı konusunun bir saatlik resim dersinde ne kadar olduğunun ortaya çıkarılması,
4. Çağdaş eğitim teknolojilerinin tanınması ve teknoloji kavramının sanat eğitiminde güncellenmesi,
5. Ülkemizde uygulanan sanat eğitiminin, teknoloji açığının kapatılmasına dair, yeni yöntemlerin belirlenmesine olanak sağlayacak alt yapının araştırılması ve geliştirilmesi,
6. Sanat eğitiminde bilgi erişiminin çabuklaştırılması için materyal geliştirme yolları kazanılmasında yeni olanakların aranması,
7. Öğrenci dikkatinin çekilmesinde, konuya güdülenmesinde, ipuçları ile anlatılan konuların somutlaştırılıp anlamlı kılınmasında, görsel ve işitsel gereçlerin öneminin anlatılması,
8. Metin, müzik, resim, hareketli resim ve video gibi iletişim örüntülerinin kolayca işlenebilecek yöntemlerin geliştirilmesi,
9. Sanat eğitiminde kullanılacak, modern bilgisayar uygulamalarını daha değerli kılan canlandırmaların, veri setlerini görselleştirerek bunların daha iyi işlenmesine çalışılması ve anlaşılırlığa yardımcı olabileceğinin kanıtlanması,
10. Tezin bilgisayarlı çoklu ortam ve çoklu ortamlı öğrenme sistemlerine örnek teşkil edecek bir ders cd’si ile desteklenerek; Türkiye’deki sanat eğitimine nitelik kazandırılması amaçlanmaktadır.
1.3. Sayıltılar
1- Tez kapsamında hazırlanan sanat eğitimi CD sinde, video-ses montaj, mimari, animasyon yazılımlarının kullanılmasının uygun ve yeterli olacağı düşünülmektedir,
2- Teorik bilgilerin verildiği ve deney düzeneğinin oluşturulduğu resim dersi için kullanılacak fen bilgisi laboratuarı, araştırmanın amaçlarını geçekleştirebilecek kapasitededir.
3.Deney ve kontrol gruplarını eşleştirmede öğrenci özelliklerinin birbirine yakın olması sağlanmaya çalışılmıştır.
4.Denetim altına alınamayan değişkenler bütün grupları aynı şekilde etkilemiştir.
5- Çeşitli kaynaklardan, kurum ve firmalardan sağlanan bilgiler gerçeği yansıtacaktır.
1.4. Sınırlılıklar
Araştırma Yozgat ili Aydıncık İlçesi Merkez Aydıncık ilköğretim okulu II. basamağındaki 7. sınıf A ve B şubelerinin deney ve kontrol grubuyla sınırlıdır,
Araştırmanın yapıldığı okul küçük bir ilçe okulu olmakla beraber taşımalı eğitim kapsamındadır. Okul ve çevre koşulları, araştırma sürecinde göz önünde bulundurulacaktır.
Uygulamada sunulan çalışma konuları, ilköğretim ikinci kademe 8. sınıf Resim-iş programı kapsamında ve yıllık plan dâhilinde işlenmiştir. Araştırma kapsamında işlenen konular resimde ton, renk, biçim, form, perspektif, doku ve afiş sanatı olarak sıralanmıştır. Tüm konular değerlendirmeye alınmıştır. Uygulama çalışmalarında teknik olarak suluboya tekniği, kuru ve pastel boya ve karışık teknik kullanılmıştır.
Deney grubuna gösterilecek ders sunum cd’sinin uyarlama, animasyon ve montaj işlemleri AMD 64 bit 3200 Mhz işlemcili 1024 mb ram belleğe sahip kişisel bilgisayar üzerinde yapılacaktır,
Örnek ders sunumunun hazırlanmasında 2005 günceline kadar çıkmış yazılımlar kullanılmıştır.
1.5. Tanımlar
Öğrenme: Yaşantı ürünü ve nispeten kalıcı izli davranış değişiklikleridir.
Öğretim: Kişilerde öğrenmeyi sağlamak amacıyla düzenlenen tüm faaliyetlere öğretim denilmektedir. Diğer bir anlamda ise öğrenmeyi sağlamak etkinlikleri olarak kabul edilmektedir.
Eğitim Programı: Bir eğitim kurumunda çocuklar, gençler ve yetişkinler için, milli eğitimin ve kurumun amaçlarının gerçekleşmesine dönük tüm faaliyetlerdir.
Eğitim Teknolojisi: Teknoloji ve iletişim bilimleri alanındaki gelişmeler sonucu ortaya çıkan araç- gereçlerin, ciddi bir planlamaya gerek duyulmadan, öğretme- öğrenme etkinliklerine, ya da tek başlarına veya öğretmen ders kitabı veya yazı tahtalarıyla birlikte zaman zaman kullanılmasıdır. (Eker,2001)
Kontrol Grubu: Öğretmenin etkin olduğu geleneksel öğretim yöntemiyle sanat eğitimi yapan gruptur.
Deney Grubu: Hazırlanan “Sanat Eğitimi CD’si” nin çokluortam araçlarıyla gösterimi yapılan grup.
Geleneksel Öğretim Yöntemi: Öğretmenin etkin olduğu sadece kitap ve yazı tahtası kullanmak suretiyle gerçekleştirilen öğretimdir. Öğretmen otoritesinin etkin olduğu, dersi öğretmenin anlattığı, ödül ve cezanın olduğu, öğretmenin aktif, öğrencinin dinleye durumunda pasif olduğu bir yöntemdir.
Eğitimde Multimedya Yöntemi: Multimedya yöntemi göze ve kulağa aynı anda hitap eden, kalıcı ve bu nedenle yenilenebilir, bireysel ve bağımsız öğrenmeye olanak tanıyan, dikkat çekici dağıtım temeline dayalı ulaştırma özelliğine sahip olduğu için parazitlerden arındırılmış bir öğretim ve öğrenim olanağı sağlayan aygıtlarla yapılan öğretimdir. (Eker,2001)
1.6. İlgili Araştırmalar
İnsanlık tarihi kadar eski eğitim tarihi boyunca, öğretme işlemi için çeşitli yöntem ve teknikler geliştirilmiştir. Bunlardan düz anlatım, soru cevap yöntemleri gibi bazıları bilinen eski ve klasik yöntemler olup, sadece bir duyu organına hitap eden ve beğenilmemesine rağmen hâla kullanılan yöntemlerdir.
Çokluortam destekli eğitimin öğretme- öğrenme süreçlerindeki yeri ve etkililiğine ilişkin yapılmış çalışmalar araştırılmış ve incelenmiş ancak bu konuda yapılmış araştırmaların sayısal olarak az olduğu gözlenmiştir. Batı ülkelerinde 1950’lerin sonlarında, ülkemizde ise 1960’lardan itibaren gelişme gösteren eğitimde teknoloji kavramı beraberinde yeni yöntem ve teknikler getirmiştir. Bunlardan dramatizasyon ve uzaktan öğretim yöntemlerinden olan video ile öğretim gözleyerek öğrenmeyi sağlayan yöntemlerdendir. Bu yöntemlerin öğretimde etkililiğini ortaya koymak için çeşitli ülkelerde araştırmalar yapılmaktadır. Sanat eğitiminin çokluortam destekli uygulanmasına ilişkin ise hiçbir örnek bulunamamıştır. Ancak çokluortam araçlarının eğitimde kullanılma prensipleri, tüm alanların temelinde paralellik göstermektedir. Ortaya çıkarılacak projeye ilişkin yol gösterici olacağı düşünülen, alan hâkimiyetini sağlatacak, geçmişten bugüne hazırlanmış olan ilgili çalışmalar incelenmiştir.
Manders (1978), Main Üniversitesi’nde “Ülkeler Coğrafyası” dersinin öğretiminde her akşam saat 18.30’da yayınlanan “Ulusal Haberleri” videoya kaydetmiş, içeriği deney grubuna kaydedilen bu programlarla birlikte basılı öğretim malzemelerini kullanarak vermiş, kontrol grubuna ise basılı öğretim materyalleri ve sözel eğitim yoluyla vermiştir. Sonuçta yaptığı değerlendirmede videoya kaydedilen haberlerin kullanıldığı deney grubu, kontrol grubuna oranla daha yüksek puanlar almış ve sonuç deney grubu lehine anlamlı bulunmuştur. (Demir, 2000)
Dunlop’ ın (1979), 129 kişilik iki yıllık yüksek okul öğrencileri üzerinde İngilizce öğretiminde bilişsel ve duyuşsal becerilerin kazanılmasına yönelik deneysel araştırmasında, içerik deney grubuna öğrenme modülleri halinde programlanmış video eğitim sunumları ve basılı materyalleri ile sunulmuş, kontrol grubuna ise aynı içerik basılı materyaller ve geleneksel öğretim yoluyla verilmiştir. Araştırma sonucunda yapılan değerlendirme sonuçları deney grubu lehine anlamlı bulunmuştur. (Teker, 1990)
Mohammed’ in (1980) Iowa Eyalet Üniversitesi’nde insan anatomisi ve fizyolojisi derslerini alan öğrenciler üzerinde yaptığı araştırmasında içerik deney grubuna video eğitim programları, basılı materyaller ve çalışma kılavuzları ile bireysel öğretim yöntemlerine göre verilmiş, kontrol grubuna ise içerik geleneksel yöntemle verilmiştir. Sonuçta deney grubunda yer alan düşük ve yüksek yetenekli bütün öğrencileri için bireysel öğrenme yönteminin etkili olduğu, özellikle düşük yetenekli öğrencilerin puan ortalamaları kontrol grubundaki yüksek yetenekli öğrencilerin düzeyine çıktıklarını bulmuştur. (Demir 2000)
Haynes (1982), Avustralya’da Adelaide Üniversitesi’nde bir öğretim laboratuarında öğrencilerin yararlandıkları video eğitim programlarına ilişkin olarak öğrenciler için sağladığı yararları uyguladığı anket sonuçlarına göre söyle sıralamaktadır.
1- Öğrencilerin öğretim süreci sonunda yerine getirmek durumunda oldukları davranımları kazanmaları için video eğitim programları birçok hizmetin hem daha iyi hem de sürekli olarak sunulması sağlamaktadır.
2- Öğrenciler pratik çalışma yapmak istediklerinde çalışma zamanını kendileri ayarlayabilmekte, uygulama çalışmaları için diğer yöntemleri tercih etmekte ve video eğitim programlarının öğrenme sürecinde önemli bir zaman tasarrufu sağladığını belirtmektedirler.
3- Öğrenciler belirli bir konuda hazırlamak istedikleri zaman ya da belirli bazı bilgileri yeniden gözden geçirme gereksinimleri duyduklarında, video eğitim programlarının diğer yöntemlere göre avantaj sağladığını belirtmektedirler. (Teker, 1990)
Teker (1990), “Eğitim Teknolojisi” dersinin öğretiminde A.Ü. Eğitim Fakültesi ikinci sınıf öğrencilerinden seçtiği 35 kişilik iki grup üzerinde yürüttüğü araştırmada; içerik denet grubuna programlı öğretim materyali, video, işitsel teyp aracılığı ile verilmiş ve öğretici ayrıca gereksinmesi olan öğrencilere danışmanlık yapmıştır. Kontrol grubu ise öğretmen ve geleneksel öğretim materyalinden temel öğrenme kaynağı olarak yararlanmıştır. Sonuçta yapılan değerlendirmede deney grubu kontrol grubundan daha başarılı bulunmuş ve sistem yaklaşımına uygun olarak hazırlanan “Video Merkezli
Bireysel Öğrenme Yöntemi’nin” gerek örgün eğitim, gerekse uzaktan eğitim aracılığıyla daha fazla öğrenciye daha etkili bir öğretim hizmeti götürebileceği yargısına varılmıştır.
Erdem’ in (1992), “Video- teyp aracılığıyla futbol tekniklerinin öğretimi, sözel öğretim yöntemleriyle eğitim görenlerle kıyaslanması” konulu yüksek lisans tez çalışmasında iki grup ele alınmıştır. Bir gruba, futbol teknikleri videodan izleyerek, diğer gruba ise sözel anlatım ile verilmiştir. Bu çalışmalar haftada iki kez olmak üzere 12 hafta sürmüştür. Çalışmaların başlangıcında, 6. haftasında ve sonunda olmak üzere üç test uygulanmıştır. Birinci isabet testi sonuçlarında kontrol grubu deney grubuna göre daha yüksek puan almıştır. Ancak ikinci ve üçüncü test sonuçlarına göre deney grubu kontrol grubundan daha fazla puan almıştır. Bu da video-teyp ile öğretimin daha etkili olduğunu göstermektedir.
Özkın (1993), “Mesleki İngilizce Öğretiminde Audio-Visual / Video Kullanımı” konulu yüksek lisans tez çalışmasında çeşitli üniversite ve kuruluşlarda yapılmakta olan dil öğretim çalışmalarını izlemiş, öğretmen ve öğrencilerin görüşlerini değerlendirerek, kullanılan bütün Audio- Visual malzemelerinin olumlu katkıları olduğunu saptamıştır. Bu malzemeler içinde mültimedya araçlarının günümüz öğretiminde, özellikle mesleki dil öğretiminde yararlanılan en uygun araç olduğunu göstermiştir. Çeşitli uygulamalı dilbilimcilerin görüşleri de dikkate alınarak yapılan bu araştırmada Videonun, mesleki dil öğretiminde yararlanılan en uygun araç olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.
Türker (1993), “Dil Öğretiminde Video” adlı yüksek lisans tez çalışmasında videonun dil öğretiminde etkili bir araç olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmada 50 orta öğretim kurumunda yürütülmüş, okulların %44’ü dil derslerinde video kullanmaktadır. Bu okulların %60’ı Anadolu ya da özel lisedir. Okulların %56’sı ise dil derslerinde video kullanmaktadırlar. Bunun sebebini ise laboratuarlarına, uygun kaset bulunmamasına bağlamaktadırlar. Bu okullarda görev yapan öğretmenlerin %77’si öğrencilerin video derslerinde daha çok konuştuğunu, öğretmenlerin yarısı ise öğrencilerin performansını video derslerinde daha iyi değerlendirdiklerini belirtmişlerdir. Öğrencilerin %45’i daha ilgi çekici ve aktif olduğu için ivdeo derslerini tercih etmektedirler. Öğretmenlerin çoğu videonun öğretim sürecine katkısı olduğunu belirterek %95’i videonun dil laboratuarlarından daha etkili olduğunu savunmuşlardır.
Taşçı (1994), “ Video ile Yabancı Dil (İngilizce) Öğretimine Karşı Öğrenci Tutumları (Yamanlar Kolejlinde Bir Uygulama)” konulu yüksek lisans tez çalışmasında video yönteminin üstünlükleri, yararları ve sınırlılıkları ortaya çıkarılmıştır. Araştırma sonucunda video yönteminin sınırlılıkları ortaya çıkarılmıştır. Araştırma sonucunda çokluortam yönteminin öğrenci başarısını arttırdığı, videonun öğrenciler arasında iyi bir yöntem olarak dikkatle izlendiği ve öğrencilerin video yöntemine yönelik olumlu tutum geliştirdikleri saptanmıştır.
İmer (1996), “ Eğitim Fakültelerinde Öğretmen Adaylarının Bilgisayara ve Bilgisayarı Eğitimde Kullanmaya Yönelik Nitelikleri isimli doktora tezinde, 1995–96 öğretim yılında Türkiye’deki eğitim fakülteleri ve bu eğitim fakültelerinde bilgisayar destekli öğretim yapan öğretim elemanları ve bu alanda çalışan uzmanlarla çalışarak gerçekleştirilmiştir. Tarama modeliyle yapılan araştırmanın sonucunda araştırmaya katılan 37 bilgisayar laboratuarlarındaki 479 bilgisayar sayılarının, öğrenim gören öğrenci sayıları dikkate alındığında, etkili bir öğretimin yapılabilmesi için yetersiz olduğunu belirtmektedir. Aynı zamanda eğitim fakültelerinde bilgisayar öğretimi ve bilgisayar destekli öğretim derslerini verebilecek öğretim elemanlarının bilim dalları, bilgisayar öğretimine ve bilgisayar destekli öğretime ilişkin aldıkları eğitimlerinin türü ve süreleri farklılıklar göstermektedir. Öğretim elemanlarının tümü bilgisayar öğretimine ilişkin eğitim almışlarken, büyük bir çoğunluğunun bilgisayar destekli öğretime yönelik eğitim almadıkları görülmüştür.
Demir (2000) “ Video Destekli Öğretimin Öğrenci Başarısına Etkisi” isimli yüksek lisans tez çalışmasında, biyoloji dersini deney grubuna çokluortam destekli vermiş kontrol grubuna klasik ders anlatımı yöntemiyle göstermiştir. Deney ve kontrol gruplarının son test puanları arasında deney grubuna yönelik anlamlı bir fark bulmuştur. “Eğitim fakültelerinde bilgisayar öğretimi ve bilgisayar destekli öğretim ile ilgili dersler fakülte programlarında “zorunlu” olarak yer almalıdır” yargısında bulunmuştur.
Dinç (2000) “ Kullanıcı Merkezli Çokluortam Tasarım Esaslarına Dayanarak Bir Eğitim CD’sinin Hazırlanması” isimli Sanatta yeterlilik tez çalışmasında multimedia eğitim CD’si hazırlamış ve çokluortam uygulamalarına nasıl yön verdiğini araştırmıştır. CD’nin hangi sistemde hangi yazılımlarla geliştirildiğini, yöntem ve tekniklerini ayrıntılı bir şekilde açıklamıştır. Kullanıcıların zevkle kullandıkları, istedikleri bilgiye kolaylıkla
ulaşabildikleri bu ortamın etkililiği ve verimliliği kavramsal, görsel ve etkileşimli tasarım esaslarının iyice yerleştirilmesinden ve uygulanmasından kaynaklandığını açıklamaya çalışmıştır.
Eker (2001) “ Video ve Gösteri ile Öğretim Yöntemlerinin Öğrenci Başarısına Etkileri” isimli tezinde, 2000–2001 öğretim yılında, ilköğretim sosyal bilgiler dersi “ Aile, Okul ve Toplum Hayatı” ile “ Yakın Çevremiz” konularını iki deney grubu ve bir kontrol grubu üzerinde işlemiştir. Deney gruplarına multimedya destekli öğretim yöntemi ile ders göstermiş kontrol grubuna ise geleneksel yöntemle ders göstermiştir. T ve F testi uygulamış ve sonuçlarını deney grubu lehine anlamlı bulmuştur.
Özmen (2002) “Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Enteraktif Mültimedya Tanıtım CD-ROM Tasarımı” isimli Sanatta Yeterlilik tezinde Çağdaş bir medya olarak “enteraktif çoklu ortam”ın gelişimini incelemiş CD tasarımı geliştirmiş, üretim yöntemlerini ve aşamalarını açıklamıştır. Ayrıca animasyon geliştirme ve bunları video tekniklerine uyarlama yöntemleri oluşturmuş ve yeniden programlamıştır. 21. yy’ın görsel iletişim Enteraktif çoklu ortam tasarımının tanıtım alanında kullanımında, tasarım ve tasarımcı açısından dikkat edilmesi gereken noktaları ve problemleri açıklayarak ve uygulayarak göstermiş, çözüm önerilerinde bulunmuş ve alternatif bir tanıtım elemanı olarak Mimar Sinan Üniversitesinin tanıtım tasarımını göstermiştir.
Sanat eğitiminde verimliliğin arttırılması, öğretim tekniklerinde yer alan ne karmaşık, ne de modern eğitim araçlarına bağlıdır. Önemli olan uygun araç- gereç ve yöntemlerin, öğrencilerin saptanan özelliklerine ya da davranış gruplarına ulaşmasını sağlayacak biçimde kullanılmasıdır.
Etkili bir sanat öğretimi için, yöntem zenginliğine girme artık kaçınılmaz olmuştur. Sanat eğitimcisinin etkin bir öğretim yapabilmesi için seçebileceği yöntem sayısı çok fazladır. Her öğretmen kendi yaratıcılığını da katarak okulda öğrenci üzerinde davranış değiştirmeye yönelik çalışmalar yapması gerekmektedir.
Diğer derslerin öğretiminde olduğu gibi sanat öğretiminde de değişik araç ve yöntemlerin kullanılması, bu öğretimin verimli ve kalıcı olmasını sağlayacaktır. Mültimedya yönteminin Sanat eğitiminde kullanılmasına yönelik ciddi araştırmaların
yapılmaması resim dersi adına düşündürücüdür. Bu alanda yapılacak değişik araştırmalar, sanat eğitiminde kalitenin artmasını sağlayacaktır. Sanat eğitimi için hangi teknolojik yöntemin daha etkili olduğunu ortaya çıkaracak araştırmaların yapılması, bu öğretimin kaliteli ve kalıcı olmasını sağlayacak, yeni teknolojilerin kullanılmasına zemin hazırlayacaktır.
İKİNCİ BÖLÜM
2. ÇOKLUORTAM DESTEKLİ SANAT EĞİTİMİ
2.1. Çokluortam (Mültimedya) Nedir?
Türkçe’ de “çokluortam” olarak adlandırılan multimedia değişik kişiler için değişik anlamlar çağrıştıran esnek bir kavram olduğu için günümüze değin pek çok tanımı yapılmıştır. Kısaca çokluortam “metin, ses, grafik, animasyon ve video gibi sayısal medya ortamlarının bir sentezi olarak tanımlanmaktadır. Tannenbaum (1998) ise çokluortamı “metin, ses, durağan görüntüler, grafik gibi bilgi kaynaklarının en azından ikisini içeren, insanlar arasında aracılık eden etkileşimli bilgisayar sunumları” olarak tanımlamaktadır.
İki ve ya daha fazla doğal duyuya hitabeden çokluortam en azından bir sürekli ve bir farklı kaynak içeren; bilgisayar kontrollü, bütünleşmiş edilmiş medya, geliştirme, sunum, depolama, saklama yöntemi ve bağımsız bilgi iletişimi tarafından karakterize edilmiştir. Bir metin grafik ya da görüntünün işitsel ya da hareketli görüntünün sayısal bir ortamda (bilgisayarlarda) senkronize edilmesi gerekmektedir.
Tanımlar ışığında, çokluortam alanını sınırlayan dört ana özellik içerdiği görülmektedir:
1. Çokluortam sistemleri bilgisayar kontrollü olmalıdır. 2. Entegre olmuşlardır.
3. Bilgi yine sayısal formda sunulmalıdır.
4. Kullanıcıya kontrol olanağı veren etkileşimi sağlaması gerekmektedir.
Çokluortam sistemlerinin entegre olmaları gerekmektedir. Çokluortam sunuşlarının ve paketlerinin kullanımı, kullanıcıların öğrenme gereksinimlerinin bir şekilde belirli bir konu başlığının işitsel, işitsel- görsel ve metinsel aktarımları ile eşleştirilebileceği inancından kaynaklanmaktadır. Entegre işlemi çokluortam sistem bileşenlerini en aza indirmeyi amaçlamaktadır. Çokluortam sistemlerinin bir bilgisayara bağlı olması, yine bu bilgisayar ile kontrol edilmesi, farklı bilgi kaynaklarının gösterilebilmesi için tek bir bilgisayar ekranının kullanılması buna örnektir. Bilgisayar
kontrolü en azından program üretim işleminin, programın ya da sistemin kullanıcıya gerçek verileri işleyebilmesi için ve son kullanıcının sunumdan faydalanması aşamasında gerekmektedir.
Çokluortam Stand-alone Multimedia ve Network Multimedia olmak üzere iki kategoriye ayrılmaktadır.
Stand-Alone Multimedia ( Tek Kullanıcılı Çokluortam) lokal sistemde çokluortam servisi sağlamak için sunulandan fazla kaynağa gereksinim duymayan tek kullanıcılı uygulamaları ifade eder. (Örneğin; etkileşimli eğitim cd’leri). Teknik olarak girdi (input) ve çıktı (output) bir bilgisayar, klavye, fare kullanılarak sağlandığı özel programlar, CD-Rom ve eğitim-öğretim prensiplerine kadar dayanan bir yelpazede yer almaktadır. Tek kullanıcılı Çokluortam bu yöneyle bilgisayar ağlarıyla kablosuz araçlar ve telekominikasyon sistemlerini birbirine bağlayan sistemlerden farklıdır.
Network Multimedia (Çokluortam Ağı) bilgi teknolojisinde, network iletişim yolları ile birbirine bağlanmış düğümler ya da bağlar(link) serisi olarak tanımlanmaktadır. Kabloyla ya da kablosuz araçlarla bilgisayarları ve başka bilgi/telekominikasyon sistemlerini birbirlerine bağlayan sistemleri belirtmektedir.
2.2. Sanat Eğitimde Niçin Mültimedya Yöntemi?
Bilgiye erişim noktasında, kullanılan ve kullanılacak yöntemlerle, verimi arttırmak amacıyla sanat eğitimi, teknolojiyi umulandan daha çok kullanabilecek özelliktedir. Sanat bilgiyi, bilgi teknolojiyi üretmekte, teknoloji de üretilen bilginin olgunlaşmasını ve bilginin yaygınlaşmasını sağlamaktadır. Güzel sanatlar alanında” bilgi” sanatın kuramsallaşmasıdır (ATAN,2005).
Günümüzdeki gelişimi içerisinde sanat dersleri, bir bakıma bildirişim estetiğini gereksinir; çünkü bu alanda, yeni yaklaşımlar için başka hiçbir alanda bulamadığı ve bulamayacağı kavramları bulmaktadır. Yeni birtakım kategorilerle çalışılması sonucu belki de tüm sanat eğitimbilimi uygulamaları etkilenecek ve resim dersinin yapısı tümden değişecektir. Sözgelimi biçimleyici süreçlerin denetlenebilirlik ve yönetilebilirliği, farklı araçların yardımıyla sanat eğitiminde yeni yollar açabilir. Bildirişim estetiği; iletişimde
anlaşılma ihtimalini hesaplayan bir kuramdır ve matematik biliminde bir olasılıktır. Bu olasılık, bireyler arasında ya da birey ile çevre arasında meydana gelen bir mesaj iletiminde ortaya çıkan bir sorunu gösterir. Bir mesajın iletimi, iletimden ileri gelen birtakım bozulmalara, yabancı öğelerin etkisine uğradığında kendiliğinden bir olasılık sorunu karşımıza çıkar.(Tunalı, 1979) Mevlana bildirişim kuramını “söylediklerin karşındakilerin anlayabildiği kadardır” sözüyle özetler. Bu durumda sanat eğitimcisi kendi anlattıklarına yardımcı, öğretim süresini olumlu yönde etkileyecek, destek ünitelerine ihtiyaç duyar. Bunlar birden çok duyuya hitap eden çokluortam gereçleridir.
Eğitim Teknolojisi’ni hangi boyutu açısından incelersek inceleyelim gerçek şudur ki, kapsam oldukça geniştir. Bu kapsam içinde yer alan öğelerin birinin ya da birkaçının eğitim teknolojisi kavramını temsil edemeyeceği gibi, bu öğelerin bir tanesinin işlevini yerine getirebilmesi, diğer öğelerle olan ilişkilerine bağlıdır. (Alkan,1991). Görsel sanatlar dersi ise tamamen görsellik üzerine temellendirildiğinden; bir sanat eğitimcisi görsel teknolojileri eğitim ortamında kullanmak için sağlam bir alt yapı oluşturmalıdır. Bu da “bilgisayarların farklı alanlarda geliştirilmiş programlarını sanat eğitimine nasıl uyarlayabilirim?” sorusuna yanıt arayarak olur. Teknoloji destekli öğretim yöntemlerinde yaygın olarak tercih edilen Powerpoint sunuları sanat eğitimi için yeterli değildir. Daha modern ve daha özel amaçlara hizmet etmek için hazırlanan programlarla, daha profesyonel çalışmalar ortaya çıkarılabilir. Örneğin çokluortam için geliştirilen sadece ses işleme üzerine uzmanlaşmış yazılımlardan faydalanılabilir. Bunun dışında yardımcı programlar da sanat eğitiminin hizmetinde kullanılabilir. Mesela Türkiye’deki, başta ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi olmak üzere, birçok mimarlık ve mühendislik fakültelerinde mekân tasarımı ve projelendirme için ders olarak okutulan 3d Studio max programı video için 3 boyutlu animasyonlar geliştirmede kullanılabilir. Bunun gibi üç boyutlu mimari ve montaj programları, aynı zamanda eğitim ortamının oluşturacağı sınırsız sanal mekânların ve görsel efektlerin etkileşimi ile öğrenci güdülenmesine çok yararlı olacaktır. (Bu araştırma kapsamında hazırlanan görsel sanat eğitimi CD’lerinin oluşumunda 3d studio max programının payı büyüktür).
Geleneksel yöntemde her şey büyük oranda resim öğretmenine göre biçimlenmiştir. Öğretmen dersi anlatan, öğrenci ise kesin zaman çizelgelerine bağlı, ceza, eleştiri ve otorite baskısını üzerinde hisseden dinleyici durumu ile edilgendir. İletişim ise tek yönlüdür. Grup öğretimi esas olup, öğrencilerin bireysel farklılıkları, yetenekleri,
ilgileri, anlama hızı vb. hususlar yeterince dikkate alınmamaktadır. Bu şekilde bir uygulamada da en fazla zararı öğrenci görmektedir. (Demir, 2000) Sadece sözlü anlatım ertesinde uygulamaya geçildiğinde öğrenci yeterince güdülenmemiş ve sonuç olarak verimli, olumlu, kalıcı bir sanat eğitim süreci gerçekleşmemiş olacaktır.
Sözlerle anlatılabilecek, dile getirilebilecek zihinsel içerikler yanında –ki buna bilme ya da bilgi denmektedir- tasarımsal yetilerin yer aldığı (imgelem) bir alan vardır ki bu sözel anlatım ve dışavuruma elverişli değildir. Bu alana, “bilgi”ye karşıt olmak üzere tanıma alanı diyebiliriz. Çizim için de tanımayı karşılayan ifade biçimi diyebiliriz. Doğal olarak bu dil, bilgimizi değil, gerçeklik hakkında tanımayı açıklar. (San, 2003) Dilimiz her tür izlenimi betimlemek için, basit bir doğa maddesine, sözgelimi bir taşa ilişkin, gözlerimiz ve ellerimizle elde ettiğimiz izlenimi aktarmak için çok yetersizdir. Bir ağacı, evimizi, eve giden yolumuzu tanırız. Ama bir başkasına bunlar hakkında gerçek bir betimleme veremeyiz, Ancak belki çizerek ya da bir başka yolla aynı izlenimi yansıtabiliriz. Unutulmamalıdır ki sanat öğretmeni yalnızca bir öğrenme kaynağı konumundadır. Bu yüzden sanat eğitiminde en çok dikkat edilmesi gereken öğretim mevzusu, geleneksel yöntemlerde en çok kullanılan “düz anlatım” ve soru cevap” yöntemleri dışındaki tüm yöntemlerde yardımcı öğretim araçlarına gereksinim duyulmaktadır.
Çağdaş yöntemler ile öğrencilerin öğrenme sürecinde daha fazla duyu organlarını işe koşmaları sağlanmalıdır. Etkili bir sanat eğitiminin sağlanabilmesi için öğrencinin bütün duyu organlarına hitap edecek öğretimin yapılması gerekmektedir. Çilenti’ye göre zaman sabit tutulmak koşuluyla insanlar; okuduklarının % 10’unu, işittiklerinin % 20’sini, gördüklerinin % 30’unu, hem görüp hem işittiklerinin % 50’sini, görüp, işitip aynı zamanda uyguladıklarının % 90’ını hatırlamaktadırlar. Çokluortam gereçlerini etkili bir şekilde kullanmak için hazırlanan videoda görsellik uygun bir dinleti eşliğinde hazırlandığında ve ertesinde uygulamaya geçildiğinde, sanat eğitiminin kazandığı nitelik, öğrenmedeki kalıcılık fark edilir düzeyde artacaktır.
XII. Milli Eğitim Şûrası Eğitimde Yeni Teknolojiler Komisyonu Raporu’nda gelişmiş ülkelerin kendi eğitim sorunlarını çözmek için yeni teknolojilerden yararlandıklarını belirtmekte, Türkiye’de de eğitim tüm kademelerinde mevcut öğretimi
iyileştirmek için tüm okulların hizmet birimlerinin video-vcd, monitör ve bilgisayar gibi sistemlerle donanması gereği vurgulanmaktadır.(MEB,1990: 383)
Kitle iletişim araçlarının nicel (sayısal) egemenliği yavaş yavaş nitelik açısından da egemenlik ve üstünlüğe doğru yol almaktadır, çünkü gözel bildirişim taşıyıcı olma geleneğinden plâstik sanat dalları giderek uzaklaşmış ya da bu işlevlerini artık çok dolaylı biçimde yerine getirir olmuşlardır. Oysa kitle iletişim araçlarının gerek kitleye yaygınlık gerek gerçeklik derecesi bakımından iletişimsel etkililiği tartışılmaz biçimde üstündür. Toplumsal bilincin aktarılıp yansıtılması bugün gözel kitle iletişim araçlarında son derece etkili olarak gerçekleşmektedir. Bunlar yoluyla her an, herkes, hemen hemen hiç bir sorun olmaksızın toplumsal bilince ilişkin bir şeyler algılayıp öğrenmektedir. (San, 2003)
Toplumca desteklenip sürdürülen ve gene topluma ait bir kurum olan okulda görsel görüngülere dayanan bir derste, bugün artık görsel iletişimin tümel alanı, tüm önemli görüntüleri derste uygulanmalıdır. İnsanımız artık çokluortamın sadece eğlence amaçlı olmadığını bilmelidir.
Ders konusu olarak gözel bildirişim taşıyıcısının kendine özgü durumu dolayısıyla, kılgısal ve kuramsal ders ödevleri ve çalışmalarıyla işlevinin eleştirel olarak denetlenmesi gereklidir. Geleneksel sanat eğitimbiliminin belirlediği ve başlı başına bir değer olarak kanıtlanan uygulamalı ve kılgılı çalışmalar, özellikle gözel bildirişim taşıyıcılarıyla ilgili olarak, etkililik yönünden, görgül çalışmalarla irdelenmelidir. Özellikle sanat eğitimcisi tarafından; resimli canlandırma, video sunusu ve iletiler ile bunların meydana getirilmesine ilişkin alıştırma ve denemeler yapılmalı, gösterim yapılıp bunlar denetlenmelidir. (San, 2003) Görsel sanatlar eğitimine nitelik kazandırabilecek bu alt yapı, anlayışa kattığı boyut ile “çokluortam” yönteminin bünyesinde bulunmaktadır.
2.3. Mültimedya Ürünlerinin Sanat Eğitiminde Kullanılması:
Sanat eğitimi için geliştirilecek çokluortam yöntemi Stand-Alone Multimedia modeli olmalıdır. Önceki bölümde ifade edilen model sanat eğitimi sistemine yönelik teknolojik imkânları, hazırlanacak video için yeterli donanımları içermektedir.
Mültimedya, ses ve görselliğin bir arada kullanıldığı, hazırlanması zaman alan ama sanat eğitimi sürecinde uygulamaya geçiş için zamandan büyük kazançlar sağlayan bir ders sunum yöntemidir. Sanat eğitimi tamamen görsellik üzerine temellendiğinden bir resim öğretmeni, görsel teknolojileri eğitim sürecinde kullanmak için sağlam bir alt yapıya uydurmalıdır. Bu da bilgisayarların farklı alanlarda geliştirilmiş programları sanat eğitimine uyarlamakla olur. Bilgisayar destekli öğretim denildiğinde, ülkemizdeki eğitimcilerin ilk akıllarına gelen ve sununun hazırlanmasındaki kolaylıktan dolayı da yaygın olarak kullanılan “Power Point” sunularıdır ki, sanat eğitimi için kesinlikle yeterli değildir. Sanat eğitiminde verilecek konu ve materyaller görsel ağırlıklıdır. Power Point gibi sunu programlarında görsellik her ne kadar uygun geçişlerle verilse de, program animasyon veya yer yer üç boyutlu imgeleri desteklemediğinden, sürükleyicilik olmayacaktır. Tek düze anlatılan örneklerle derinlik de sağlanamayacak, yüzeysel bir anlatımla, resim dersinin öğretim aşaması tamamlanacaktır. Örneğin; bir dışavurumculuk ya da bir perspektif kavramı tekdüze bir anlatımla verilirse, görsel örneklerin sunumu süslenmez, oyun varilik, sürükleyicilik kazandırılmazsa, ilgi ve akılda kalıcılık da az olacaktır. Bilgi öğrencinin bilinçaltına tohumlarını bırakamayacaktır. Bilindiği gibi, bilinçaltı ve bilinç üstü birikimlerin sonucu ortaya ‘yaratıcılık’ çıkar. Öğrencideki yaratıcı zekâyı geliştirmek iyi bir sanat eğitimcisinin temel amaçlarından olmalıdır. Algıların zenginleştirilebilmesi için öğrencilerin gözlem ve hafızalarını geliştirebilmek, üretici düşünce kazandırmak, tüm bunları çoklu ortam gereçleriyle en kısa ve kolay yoldan sunmak günümüz sanat eğitimi için bir zorunluluktur.
Teknoloji destekli çağdaş bir resim dersinin verilmesinde unutulmaması gereken bir unsur da; öğretmen yalnızca bir öğrenme kaynağı durumundadır. Öğrenci, öğrenme sürecine daha etkin katılmakta ve öğretmen bir bilgi aktarma aracı değil, öğrencinin daha iyi öğrenmesine rehberlik eden bir lider konumundadır (Alkan, 1996). Bu konuda dikkat edilmesi gereken bir konu da geleneksel yöntemlerde en çok kullanılan “düz anlatım” ve “soru cevap” yöntemleri dışındaki tüm yöntemlerde, video gibi yardımcı öğretim
araçlarına gereksinim duyulmaktadır (Çilenti, 1990). Bilgisayarlarda, dersteki çoklu ortam araçlarını kullanmak için oluşturulan bir sunu için, görseller, uygun bir dinleti eşliğinde hazırlandığında öğrenmedeki kalıcılık fark edilir düzeyde artacaktır.
2.4. Teknoloji ve Sanat İlişkisinde Bilim ve Makinenin Ürettiklerinin Eğitim Objesi Haline Gelmesi
İlerleyen teknolojinin olanaklarıyla, sanat eğitimcisi, bilim adamı ve teknik adam arasında ortak bir çalışma olması gerekmektedir. Bu ortak çalışma sanat eğitimcisinden bilim adamı ya da teknik adam yapmak için değildir. Ama eğitim teknolojisini verimli bir şekilde kendi branşına uygulamak isteyen bir sanat eğitimcisi en az bir bilim adamı ve teknik adam duyarlılığında kendini geliştirmelidir. Sanat ve bilimdeki yaratıcılıklar birbirlerine benzemektedir. Sanat eğitiminin yeni öğretim teknikleri geliştirebilmesi için bilimsel ve teknolojik gelişmelere ihtiyacı vardır. Her üretilen yöntem, yoğun çabalar ve ileri teknolojiler sonucu ortaya çıkmaktadır. Her çeşit teknoloji, sonuçta toplumun ürünüdür ve etkilerini tekrar kendilerini yaratan kaynağa yöneltmektedir. Sonuçta bugüne mal olan şey; yarın adi, klişe ve sıradan olabilecektir. Bu teknikler aslında sanatçı duyarlılığındaki bir sanat eğitimcisine çabucak malzeme olabilecektir. Her yüzyıldaki en iyi beyinler aynı şekilde ilerlemişlerdir. Sanatçılar ve bilim adamları eş zamanlı olarak. En iyi sanat ve en iyi bilim birbirinden ayrılamaz. Sanat eğitiminin gayesi insanı bir şeyin içindeki mutlak gerçekliğe yöneltmektir. Tüm eğitim bilimlerinin gayesi mutlak gerçeği görebilmektir. Bu yalnızca bir amaçtır.
Bilgi kazanımı ve problem çözme gibi öğrenme süreçleri çokluortam tarafından desteklenmektedir. Öğrenme sürecinde “kullanıcı amaçları belirli bir soruya yanıt bulmak (bir araştırma işlemi), bilgi kazanımı için bir hız duygusu geliştirmek (bir göz atma- karıştırma işlemi), öğrenme amacıyla belirli bir içeriği araştırmak(bir öğrenme işlemi) ve bilgiyi alma ve işleme (sentezleme) gibi kategoriler içerisinde yer almaktadır. Çokluortamın bilgi kazanımı desteklemedeki rolü çokluortam sistem çerçevesi içerisinde kullanıcılara kendi yollarını geliştirmeye yardım eden etkileşim yoluyla öğrenmelidir. Kullanıcının kendi öğrenme hızına uygun öğrenme süreci yaşaması en büyük avantajlardan birisidir.(Dinç, 2000) Çokluortam destekli sanat eğitimi ve öğretimi ile ilgili en çok üzerinde durulması gereken avantaj, haftada yalnız bir saatlik resim eğitimi dersi için hızlı bir iletişim ve eğitişim süreci, zengin bir içerikle iletilmesidir. Aynı zamanda
diğer üzerinde durulan avantaj, bu ortamın doğrusal (lineer) olmamasıdır. Böylece birey eğitimde hazır bilgi aktarımı ve yüklenmesinin baskın öğe olmasından daha çok kendi katılımıyla bilgi edinebilmektedir. Ses, görüntü, yer yer metin ve grafik gibi iletişim unsurlarını bir arada bulunduran çokluortamın görsel ve işitsel temeline dayalı olması nedeniyle birden çok algı ve duyu merkezlerini uyarabilmektedir. Özellikle küçük çocuklar ve öğrenciler göz önüne alındığında görsel sanat eğitimi ve tasarım prensiplerine dikkat edilerek hazırlanan uygulamaların anlaşılabilirlik derecesi artacak, anlama süresi kısalacak, öğretici etkisi daha fazla olacaktır. Bu da görsel sanat eğitiminde uygulama disiplini için daha çok vaktin kazanılması anlamına gelmektedir.
Çokluortamda bireyler, geleneksel olarak alışageldiği tekdüze konu çevresinden, çıkarak konulara farklı açılardan yaklaşabilmekte, görsel sanatlar dersinde eylemsizlik içeren bir konumda iken birçok iletişim ortamının birleşmesiyle bir çeşit hareketlilik ve katılımcılık kazanmaktadır. Teorik konuların öğretilmesinde metin ve sözel bilgilere ek olarak çokluortam olanaklarıyla (iki ve ya üç boyutlu animasyon, görüntü) aktarılması ve sunulması, konuları daha anlaşılabilir hale getirecektir. Bunun sonucunda eğitim kalitesini artacağı kuşkusuzdur.
2.5. Sanat Eğitiminde Çokluortam Tasarımları ve Uygulama Geliştirme Yöntemleri
Genel olarak çokluortam sistemi; “kaynaklardan veri girişi (kamera ya da müzik CD’leri gibi) uygulama geliştirme ve geliştirilen ürünün çıktı araçlarına kaydedilmesi fonksiyonlarını yerine getirmesi gerekmektedir. Veri girişi, verileri yakalama, sıkıştırma, işleme, görüntüleme ve saklama aşamalarını içermektedir. Geliştirme aşaması yazarlık sistemleri kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Bu sistemler çokluortam verilerini bir arada kullanıp, senkronize eder. Dağıtım ise gelişen ürünün çıktı donanımına kaydedilip, çoğaltılması aşamasıdır.
Bu ortamda önemli bir veri olarak değerlendirilen metin, temel formatta (sade metin) veya bir kitap ve dergide bulunabileceği biçimde (zengin metin) kullanılmaktadır. Grafik ve durağan görüntüler; çizimler fotoğraflar, resimler, 2 ve 3 boyutlu grafikleri içerir. Elle çizilmeyen görüntüler bir sayısallaştırma aracı vasıtasıyla bilgisayara aktarılırken, grafik ve animasyonlar bilgisayar ortamında hazırlanmaktadır. Durağan
görüntülerin arka arkaya gösterilmesi ile elde edilen hareketli görüntüler yine bilgisayarda sentez edilmektedir. 2 ve 3 boyutlu animasyonlar (canlandırmalar) video kaynaklarıyla aktarılmakta ya da doğrudan bilgisayar ortamında geliştirilmektedir. Diğer kaynaklardan farklı yapıda olan ses, doğal ve mekanik görüntüler, konuşma, müzik, efekt olarak işlenmektedir.
Metin, ses, görüntü gibi birbirine eş olmayan elemanların uyumunu sağlayan çokluortam sisteminde geliştirilecek bir ürünün başarısı ürünün etkileşimine, bu farklı medyaların desteğine, tasarımcılar ve alanlar arsındaki işbirliğine bağlıdır. Çokluortam uygulamaları geliştirmede animasyon, grafik tasarımı, bilgisayar programcılığı, yayınlama hakları, mühendislik, yönetim, insan faktörleri analizi, hareketli video, üretim, senaryo yazımı, yazılım tasarımı, durağan görüntü, hikâye anlatımı, analiz, metin tasarımına kadar geniş bir yelpazede değişik çalışma gruplarının oluşturulması gerekmektedir.
Sanat eğitimi için hazırlanmış bir çokluortam CD tasarımı, tüm ürünlerin tasarımlarında olduğu gibi bir gereksinim ve bir fikirle başlar. Sanat eğitiminde dört disipline uygun ve bu doğrultuda gereksinimleri tanımlayabilen, karşılayabilen ve fikri oluşturan çokluortam geliştiricisi yani resim öğretmenidir. Tasarım önce projelendirilmelidir. Projenin geliştirilmesinde işlemin ilk etabı; problemin aydınlatılması ve konuya ilişkin detaylı bilgilerin ve materyallerin toplanmasıyla başlar. Bir sonraki aşama ürünün iskeleti niteliğindeki storyboard, senaryolar, akış şemaları gibi bütün gereksinim duyulan parçaların bir araya getirildiği ön üretimdir. Yine ön üretimde programın akışı için sunuma uygun ses, efektli ses ve müzikler seçilmelidir. Örneğin; Türk sanat tarihini anlatan bir sunuda görsel örnekler akarken beraberinde yine alaturka motiflerle süslenmiş klasik Türk müziği verilebilir. Bununla beraber izlenimcilik dönemi ressamlarının eserleri incelenirken, yine akış esnasında videodaki geçişlere de uyum sağlayacak inişe ve çıkışa sahip batı klasik müziği; öğrenci güdülenmesini ve ses-görsellik adaptasyonunu başarılı bir şekilde sağlayacaktır. Son olarak üretim aşamasında ise; ürünün çıktı donanımına (cdwr, dvdwr, Harddisk) kaydedilip çoğaltılması ve sununun izleneceği Vcd Dvd player ve ya bilgisayar programlarına uygun formata getirilmesi işlemleri yapılır.
Tüm bu işlemler, aslında çokluortamın da temelini oluşturan ve kapsayan video geliştirme tekniklerinin bilgisayara uyarlanması ve geliştirilmesi ile gerçekleştirilir. Bu
tekniklerin anlaşılabilmesi için “video” kavramının çokluortamı oluşturan her yönü farklı farklı incelenmeli, anlaşılmalı ve tüm teknik yönlerinin aşılması gerekmektedir. Sanat eğitiminin teknoloji destekli “stand-alone multimedia” yöntemi, geliştirilmek için ihtiyaç duyulan üç ana kavramdan oluşur. Bunlar çokluortamın önemli bir aracı olan “müzik”, materyallerin, örnek olayların canlandırılmasını ve akışın hazırlanmasını sağlayan “bilgisayar” ve çokluortam sunularının izlenmesini sağlayan “videodur”. Bir sanat eğitimcisi bilgisayarı ve bilgisayar yazılımlarını, video tekniklerini, sanata yeni bir boyut katan sanatçıya sinerji veren müziği iyi bilmeli ve resim dersinde akılcı bir şekilde kullanmalıdır. Bu yüzden tezin üçüncü, dördüncü ve beşinci bölümlerinde sırasıyla çokluortamı oluşturan müzik, video ve bilgisayarların, genel anlamda eğitimde etkililiğine ve sanat eğitimindeki olası etkililiğine değinilmiştir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
3. MÜZİĞİN ÇOKLUORTAM DESTEKLİ SANAT EĞİTİMİNDEKİ YERİ
3.1. Müziğin İnsan Yaradılışındaki Etkileri:
Kırmızı yanaklı altı aylık bir bebek Toronto Üniversitesi’nden psikolog Sandra Trehub’un laboratuarına gelip geçen binlerce bebekten yalnızca bir tanesi. Ses geçirmez bir odanın içince, annesinin kucağında oturmuş, eline verilen oyuncağı evirip çevirirken, köşedeki hoparlörden ona batı müziğindeki major gamın nota dizisi (do-re-mi-fa-sol-la-si-do) yinelenerek çalınıyor. Bebek kayıtsız elindeki oyuncağıyla oynuyor. Bu kısma kadar her şey müziğin sıradanlığından yana. Derken, diziye uymayan bir nota araya giriveriyor. Bebek başını aniden hoparlöre çeviriyor. Bu da nereden çıktı şimdi? Araya giren her yanlış notayla da şaşkın hareketi yineliyor. (Bilim ve Teknik, Sayı 444, 2004) Denebilir ki bebek dinlediği nota dizilimlerine alıştı ve uğraştığı oyuncak ile müzik uyumuna-uyumsuzluğuna farklı tepkiler verebilmekte. Denebilir ki müzik insan doğasını, davranışlarını derinden etkileyebilir.
43.000– 82.000 yıl öncesinde tarihlenmiş kemik flütten yola çıkarsak şarkı söylemenin de yaklaşık 250.000 yıl önce başlamış olabileceğine inanılıyor. Ortaya çıkış nedeni ne olursa olsun, ilkel kabilelerden gelişmiş toplumlara kadar dünyanın her köşe bucağına yayılabilen, yetenekli-yeteneksiz herkesi etkisi altına alabilen müzik, insan zihninin inanılmaz elastikiyeti ve dönüştürme yeteneğinin bir ürünü. Günümüzde bir araç olmaktan çıkmış olan müzik, ilk olarak işe, bir amaca hizmet etmek için başlamıştır. Gelecekte müzik belki ölüye yakılmış bir ağıt amaçlı kullanılmasa da farklı yerlerde ve farklı amaçlarda kendi yerini daha belirgin bir şekilde alacaktır.
Müzik tüm görüntü sanatları üzerinde etkilidir. Bir filmi bir tiyatro eserini ya da bir müzikali seyrederken izleyicinin gördüklerinden etkilenmesini sağlayan pekiştirici rolü büyüktür. Film seyreden insan fark etmese de alt yapıda bulunan, zaman zaman ortaya çıkan müzik ile duygu değişimleri yaşar. Aslında müzik filmde tamamlayıcı unsur olmaktan öte, ana unsurlar arasında yer alır.