2. KURAMSAL BİLGİLER ve İLGİLİ ARAŞTIRMALAR

2.2 İlgili Araştırmalar

2.2.2 Yurt dışında yapılan araştırmalar

Thomas & McDaniel (2013) tarafından gerçekleştirilen çalışmada, test edilen bilginin, tekrar test edilmesi durumunda yükselen performansın nedenleri araştırılmıştır. Bellekteki bilginin geri çağırılmasında, bilginin sunulmasının öncesinde ve sonrasında uygulanan bilişsel kontrol süreçlerinin geri çağırılacak bilgiye odaklanmayı ve diğer bilgilerden arınık hale gelmesini sağladığı belirtilmiştir. Deneyler sonucunda test etmenin ve dönüt vermenin bellekteki bilgilerin geri çağırılmasını kolaylaştırdığı belirtilmiştir.

Halamish & Bjork (2011) tarafından, bilginin geri çağırılma düzeyini testlerin fazladan çalışma olanağı verilen çalışma sürecinden, dönüt verilmese bile daha fazla yükselttiği iddiasını test etmek amacıyla gerçekleştirilen çalışmada University of California’da öğrenim gören 72 öğrenciden veri toplanmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde testlerin, zor sınavlarda daha yüksek geri çağırma oranına ulaştırdığı sonucuna varılmıştır.

Hattikudur & Postle (2011) tarafından testle zenginleştirilmiş öğrenmenin bilişsel psikoloji dersi üzrindeki etkisini araştırmak amacıyla gerçekleştirilen çalışmada 24 lisans öğrencisi ile çalışılmıştır. Web sitesi üzerinden, haftada 75 dakikalık düzenlenen dersler ve quizler aracılığıyla yürütülmüştür. Her hafta dersin ardından bir tane kısa cevap gerektiren soru ve onu takip eden 2-3 çoktan seçmeli sorulardan ve 2-3 alt boyutun yer aldığı bir quiz verilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre quizin kullanmadığı dönemlere göre, öğrenci performansının artış gösterdiği, quiz yapmanın öğrenci başarısını artırdığı görülmüştür.

Anthony (2010) tarafından matematik bölümü birinci sınıfa kayıt yaptıran öğrencilerin birinci sınıfta verilen matematik derslerindeki başarılarını veya başarısızlıklarını en fazla etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen çalışmada öğretim elemanlarından ve öğrencilerden nicel veriler toplanmıştır. Çalışma açık uçlu yazılı anket, likert tipi anket ve görüşme olmak üzere 3 aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları, hem öğretim elemanlarının hem de öğrencilerin öğrenci başarısı veya başarısızlığı üzerinde etkisi olan faktölerin benzer ve farklı taraflarının olduğunu göstermiştir. Hem öğrenciler hem de öğretim elemanları öğrenci motivasyonunun önemli olduğu bilgisini vermiş olmakla birlikte etkin öğrenme,

işbirliği, öğrenci çabası ve işyükü konularında farklılıklar görülmüştür.

Carpenter, Pashler & Cepeda (2009) tarafından yapılan çalışmada 8.sınıf öğrencilerinin Fen, Sosyal Bilgisi ve Tarih derslerinde gösterilen bilgilerin (kendi öğretmenleri tarafından), kalıcılık düzeylerinin gözden geçirilme ve test edilme durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Yapılan çalışmalardan dokuz ay sonra uygulanan kalıcılık testinde sınıf etkinliklerinin hemen ardından gözden geçirme soruları çözen öğrencilerin, test olmadan çalışan öğrencilere göre daha yüksek kalıcılık düzeyine ulaştıkları sonucuna ulaşılmıştır..

Carpenter, Pashler, Wixted & Vul (2008) yaptıkları deneylerde hafıza testlerinin, verilen fazladan çalışma fırsatına göre öğrenmeyi artırma ve unutmayı azaltma konusundaki etkisini araştırmışlardır. Kendi hafıza düzeylerini etkileyen faktörleri öğrenme konusunda istekli olan iki farklı denek grubu üzerinde gerçekleştirilen (42 kadın ve 13 erkek toplam 55 kişi birinci grup; 47 kadın 10 erkek toplam 57 kişi ile de ikinci grup) çalışmada Birinci deneye katılan gruptakilerin yaşları 19-63 arasında (ortalama 30,02) değişirken ikinci deneydekiler 18-63 yaş aralığında (ortalama 34,81) değişmektedir. İlk iki deneyde bireylere daha önce bilmedikleri konularda bilgi verilmiş ve üçüncü deneyde Swahili-İngilizce kelime eşlemeleri hem test ve sonrasındaki dönütlerle hem de sadece fazladan çalışma olanağı verilerek öğretilmeye çalışılmıştır. Geri çağırma testi 5 dakika; 1, 2, 7, 14 ve 42 gün sonra yapılmıştır. Her iki deneyde de testlerin, fazladan çalışma olanağına göre geri çağırmayı daha fazla sağladığı görülmüştür. Yapılan güç analizi sonucunda unutmanın azaldığı sonucuna varılmıştır.

Agarwal, Karpicke, Kang, Roediger & McDermott (2008) tarafından yapılan çalışmada cevaplayıcıya kaynak (kitap, defter, ders notu vb.) kullanarak cevap verme hakkı verilen sınav ile kaynak kullanma hakkı verilmeyen sınavların test etkisi incelenmiştir. Çalışmaya katılanlara öncelikle bir yazı okutulmuş ve ardından üç gruba ayrılarak birine tekrar çalışma şansı verilirken birine kitap açık sınav birine de kitap kapalı sınav uygulanmıştır. Ardından her grup iki alt gruba ayrılmış (toplam 6 alt grup) ve 3 alt gruba dönüt verilirken diğer 3 alt gruba dönüt verilmemiştir. Kitap açık yapılan sınavlardaki ön-test performansı kitap kapalı iken yapılan sınavdan daha yüksek iken bu fark kalıcı olmamış ve ileri bir tarihte, eşit şartlarda yapılan sınavda herhangi bir fark görülmemiştir. Bu deneyler, çalışılan bir konunun hemen ardından yapılan sınavların

öğrenme üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Diğer taraftan yapılan testin türüne bakılmaksızın test etmenin test etkisiyle sonuçlandığı ve test sırasında kitabın açık veya kapalı olmasının kalıcılığı etkilemediği görülmüştür.

Carpenter & Pashler (2007) tarafından yapılan çalışmada haritalardaki görsel bilgilerin öğrenilme düzeyine testlerin etkisi araştırılmıştır. University of California San Diego’da öğrenim gören İki haritayı inceleyen 50 kişi üzerinden gerçekleştirilen çalışmada gruplardan biri geleneksel çalışma süreci gerçirirken, diğerinde bilgisayar yönlendirmeli testten faydalanılmıştır. Testler için haritadaki özelliklerden biri her defasında silinerek (örneğin haritadaki yollardan biri, nehir vb.) harita tekrar tekrar öğrenciye gösterilmiş ve öğrenciden bu özelliği bulması istenmiştir. Testler aracılığıyla eğitim gören grubun öğrenme sürecinden 30 dakika sonra haritayı çizebilme becerisinin aynı periyotta geleneksel çalışmayla öğrenmeye çalışan gruba göre anlamlı derecede daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu sonuç testlerin öğrenme üzerindeki etkisinin sadece soyut, sözel yanıtları hatırlama konusunda değil, aynı zamanda sözel olmayan karmaşık görevlerin öğrenilmesinde de etkili olduğunu göstermektedir.

Haynie (2007) tarafından yapılan meta-analiz çalışmasında teknoloji eğitiminde testlerin kalıcılık üzerine etkisini araştıran çalışmaları bir araya getirmiştir. Eğitimde testlerin, tekolojinin ve süreden taasrrufun son zamanlarda yapılan çalışmalarda öne çıktığını belirten çalışmada, yazarın daha önce gerçekleştirdiği 8 çalışma incelenmiş ve çalışmaların odak noktaları belirtilmiştir. 10 farklı soruya cevap verdiği belirtilen çalışmaların tamamında “testlerin öğrenme ve kalıcılık üzerine etkisinin olup olmadığının araştırıldığı” görülmüştür. 6 çalışmada öğrenme üzerinde etki tespit edilirken ikisinde anlamlı fark bulunmadığı belirtilmiştir.

Kang, McDermot & Roediger (2007) tarafından yapılan çalışmada ön-test formatının ve öğrencilere dönüt vemenin 3 gün sonra yapılan kalıcılık sınavları üzerinde etkisi araştırılmıştır. İki aşamada gerçekleştirilen çalışmanın ilk deneyinde bireylere 4 kısa gazete yazısı okutulmuş ve hemen ardından çoktan seçmeli test, kısa cevaplı test, okumaları için ifade listesi ve boşluk doldurma testi şeklinde olan testler her bir yazı okunduktan sonra uygulanmıştır. Çoktan seçmeli, kısa cevaplı ve ifade listesi şeklinde hazırlanan testlerden alınan puanların çalışılan materyal üzerinde benzer şekilde dağılım gösterdiği görülmüştür. 3 gün sonra yapılan final (aynı test türü aynı gazete yazısı için

yapılmıştır) öncesinde herhangi bir dönüt verilmemiş ve çoktan seçmeli testteki performansın kısa cevaplı test performansından daha yüksek olduğu ancak ifade listesi testi puanları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. İkinci deneyde ise yapılan düzeltici dönütlerin performansa etkisi incelenmiştir. Dönüt verilen kısa cevaplı test performansının en yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Çalışmada sonuç olarak düzenli gerçekleştirilen ve dönütlerin verildiği kısa cevaplı testlerin çoktan seçmeli testler veya bilginin sürekli sunulmasından daha etkili olduğu ifade edilmiştir.

McDaniel, Anderson, Derbish & Morrisette (2007) tarafından üniversite derslerinde test etkisinin araştırıldığı çalışmada, öğrencilere uygulamanın hemen ardından dönüt verilen çoktan seçmeli veya kısa cevaplı testler, her hafta uygulanmıştır. Bazı haftalarda ise öğrencilere kontrol amaçlı test yerine fazladan okuma fırsatı verilmiştir. Test yapılan konularda öğrencilerin test yapılmayan konulara göre daha yüksek performans gösterdiği ayrıca kısa cevaplı soruların, çoktan seçmeli sorulara göre daha güçlü etkide bulunduğu da görülmüştür.

Nannyonjo (2007) tarafından Uganda’da 6.sınıf öğrencilerinin başarısını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen çalışmada 200 okulda öğrenim gören 3949 öğrenci, 388 öğretmen ve 200 başöğretmenden veri toplanmıştır. Eğitim Yönetim Bilgi Sistemi, başöğretmenlerle ve öğretmenlerle görüşme ve sınıf gözlemleri aracılığıyla toplanan veriler öğrenci genel karakteristikleri, okula dayalı özellikler (sınıf büyüklüğü, öğrenci/defter oranı, öğrenci başına düşen yatırım, öğrenme süresi, her bir sırada oturan öğrenci sayısı), öğretmen karakteristikleri, öğretme stratejileri ve okul yönetimi değişkenlerinin başarıyla ilişkisi açısından incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, kendi akranlarıyla ders gören öğrencilerin Matematik ve İngilizce başarılarının diğer öğrencilerden yüksek olduğu, sınıf tekrarı yapmanın başarıyı artırmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Öğrenci performansının, evde bulunan kitap sayısı ve konuşulan dil (İngilizce veya bölgesel dil) ile pozitif; öğrencinin yaşı ve evinin okula uzaklığı negatif korelasyon gösterdiği bulgularına ulaşılmıştır. Ayrıca, öğrencinin okula devam durumu, aile ilgisi, evde elektrik veya aydınlatmanın olması gibi etkenlerin de öğrenci performansı üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Genel olarak, kitap erişimi, sınıf büyüklüğü, öğrenci başına düşen gelir gibi değişkenlerin, matematik ve İngilizce ders saatleri değişkenleri kadar etkili oluduğu anlaşılmaktadır.

Roediger ve Kerpicke (2006) tarafından yapılan çalışmada testin öğrenme üzerindeki etkisi incelenmiştir. İki grup üzerinde yapılan deneyde gruplardan birinde belirli süre çalışma diğerinde ise önce çalışma ve sonra test imkânı verilmiştir. İlk grubun başarısı 5 dakika sonra yapılan testte %81 oranında çıkarken, ikinci grup %75’de kalmıştır. 2 gün sonra yapılan testte, ilk gruptakilerin başarısı %54’e düşerken, ikinci grup %64; 1 hafta sonra yapılan testte ise ilk gruptakilerin başarısı % 42 ikinci gruptakilern başarısı %56 olmuştur. Yapılan çalışmada, kalıcılığın amaçlandığı öğrenme süreçlerinde testlerin kullanılması gerektiği vurgusu yapılmıştır.

Davis-Kean (2005) tarafından ebeveynlerin eğitim ve gelir değişkenleri özelinde sosyoekonomik statülerinin, inanç ve davranışları aracılığıyla çocukların akademik başarılarını dolaylı olarak nasıl etkilediğini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilen çalışmada yaşları 8-12 arasında değişen 868 öğrenciden veriler toplanmıştır. Yapısal eşitlik modellemesinin kullanıldığı çalışmada, ırklara göre farklılaşıyor olmakla birlikte ebeveyn inançları ve davranışları aracılığıyla sosyoekonomik durumlarının çocukların başarısında dolaylı etkisi olduğu sonucuna ulaşmıştır. Ayrıca velilerin okula gitme yılı da öğrenci başarısına etki eden faktörler arasında bulunmuştur.

Cull (2000), çalışma süresine testi dâhil etmenin öğrenmeye etkisini araştırdığı çalışmasında, Loyola University of Chicago’da öğrenim gören 66 öğrenciden veri toplamıştır. Orta güçlükteki 32 eşleştirme ve 12 boşluk doldurma sorusundan oluşan IBM uyumlu bilgisayar kullanımıyla ilgili sorulara verilen cevaplar öğrencilerin puanı olarak kabul edilmiştir. Yapılan deneyler sonucunda öğrenmenin zamana yayıldığında ve testleri içerdiğinde daha fazla kalıcılığa neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Beidel, Turner & Taylor-Ferreira (1999) tarafından yapılan çalışmada sınav ve sosyal değerlendirilme ile ilgili kaygıları azaltıcı bir pilot uygulama ele alınmıştır. 4- 7.sınıf öğrencilerine yapılan etkili çalışma alışkanlıkları, çalışma becerileri ve sınav stratejilerinin yer aldığı 6 aylık programın ardından öğrencilerin belirli aralıklarla sınava tabi tutulmasının, sınav anında öğrenciye zamanını daha verimli kullanmasında, soruyu daha doğru okumayı öğrenmesinde ve sınavdan kaynaklanan stresi azaltmasında faydalar sağlayacağı ifade edilmektedir.

aldığı kaynak tarama çalışmasında, sınıfiçi değerlendirmelerin öğrenmeye katkısının olduğuna ilişkin çalışmaların artmasıyla birlikte, bu çalışmaların ortaya koyduğu sorunların belirlenmesini amaçlamışlardır. Biçimlendirici değerlendirmeyi konu alan çalışmaların yer aldığı 76 farklı dergideki 681 çalışma incelenmiştir. Biçimlendirici değerlendirmeyi öğretmen, öğrenci, öğretme yaklaşımları, sınıftaki deneyimler, algı, hedef odaklılık, özbenlik, özdeğerlendirme, dönütün niteliği, çoklu görevler gibi kategorilerin oluştuğunu belirttiği çalışmada öğrencilerin kendi öğrenmeleri hakkında aldıkları dönütlerin sıklığının artması ile öğrenmeden elde ettikleri verimin arttığı belirtilmiştir.

Carrie & Pashler (1992) tarafından yapılan çalışmada başarılı geri çağırmanın, hafızadaki bir bilginin kalıcılığını, sadece ve sadece hedeflenen bilginin ilave sunumunu yapmasından dolayı artırdığı hipotezini test eden dört deney yapılmıştır. Deneylerde iki öğrenme türü karşılaştırılmıştır. Birinde sadece çalışma, diğerinde ise çalışma biriminin hemen ardından testin verildiği iki öğrenme türünden ikincisinin kalıcılık üzerinde etkileri olduğu, sadece çalışmaya göre anlamlı farklılıklar oluştuğu sonucuna varılmıştır.

McDaniel (1992) tarafından, testlerin ve dönütlerin öğrenmeyi teşvik etme konusundaki etkisinin incelendiği çalışmada çalışma grubuna önemsiz bilgiler gösterilmiştir. Ardından bir kısmı test edilip dönüt verilirken, bazıları test edilmeyip, sadece fazladan çalışma fırsatı verilmiştir. Test edilen olayların test edilmeyenlere göre final sınavında daha fazla geri çağırıldığı görülmüştür.

Nungester & Duchastel (1982) tarafından yapılan çalışmada test ile gözden geçirmenin kalıcılık üzerindeki etkisi karşılaştırılmıştır. 97 lise son sınıf öğrencisine tarih konulu kısa bir yazı okutulmuş, ardından gruplardan birine konu ile ilgili test uygulanmış, ikincisine test için harcanan süre kadar konuyu çalışma fırsatı verilmiş ve diğer gruba da konu ile ilgisiz etkinlik yaptırılmıştır. 2 hafta sonra yapılan kalıcılık testi sonuçlarına göre test uygulanan grubun başarısı diğer gruplardan anlamlı derecede daha yüksek çıkmıştır.

Glass & Smith (1979) tarafından sınıf büyüklüğü ile başarı arasında ilişki kuran çalışmaların bir araya getirildiği meta-analiz çalışması yapılmıştır. İlki ile sonuncusu

arasında 70 yıllık bir süre olan 77 çalışmada toplam 725 karşılaştırma yapıldığı ve bu çalışmalarda toplam 900.000 öğrenciden veri toplandığı bulgusuna ulaşılmıştır. Çoğunluğu dergide olmak üzere kitaplarda, tezlerde ve yayımlanmamış eserde yapıldığı belirtilen karşılaştırmaların %11,6’sının (84 karşılaştırma) matematik dersini konu edindiği, en fazla karşılaştırmanın tüm dersleri ele alan çalışmalar olduğu ve 9-10 yaş grubu öğrencileri üzerinde yapıldığı görülmüştür. Yapılan çalışmalar incelendiğinde 1940 öncesindeki çalışmalarda sınıf büyüklüğü ile başarı arasında ilişki olmadığı; 1960 sonrası çalışmalarda ise güçlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Laporte & Voss (1975) tarafından gerçekleştirilen çalışmada, düzyazının okunmasının hemen ardından yapılan etkinliklerin kalıcılık üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmada, kısa süre içinde yapılan son-testte kalıcılığın normal çalışmadan farklı olmadığı, ancak bir hafta sonra yapılan testte, öğrenci başarısının test almayan gruba göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşmışlardır.

Allen, Mahler & Estes (1969) 40 öğrenci üzerinde gerçekleştirdikleri deneyde öğrenmenin hemen ardından yapılan testlerin kalıcılık üzerindeki etkisi incelenmiştir. Yapılan sunumun ardından zor olmayan geri çağırma testi verilen öğrencilerin test verilmeyen öğrencilere göre bilgiyi daha fazla geri çağırabildiği, cevaplama sürecinin daha hızlı olduğu ve kalıcılığın daha yüksek olduğu sonuçlarına ulaşmıştır.

Tulving (1967) yaptığı deneyde, bilgi birimlerinin hatırlanma düzeyinin yapılan deneme sayısı arttıkça arttığını ortaya koymuştur. Bu bulgu, öğrenmenin gerçekleşmesi için öğrencinin test edilmeye ihtiyacı olduğu şeklinde yorumlanabilir.

Spitzer (1939), altıncı sınıfa devam eden 3605 öğrenci üzerinde gerçekleştirdiği çalışmada, öğrencilere iki makale okutulmuş ve test yapılmıştır. Test, öğrencilerin bilgileri geri çağırmasının kalıcılık üzerindeki etkisini belirlemek adına hazırlanmıştır. Çalışmanın eğitim açısından doğurguları arasında anında geri çağırmanın kalıcılığı artırması, hatalı fikirlerin geri çağırma ile düzeltilebilmesi ve testlerin öğrenme aracı olarak kullanılması sayılabilir.

Yapılan araştırmalarda SYÖY’den elde edilen akademik başarı, derse yönelik tutum ve SYÖY ile ilgili öğrenci görüşlerinin genel olarak olumlu olduğu ancak öğrencileri ezbere yönelttiği; olasılık ve İstatistik öğrenme alanı ile ilgili çalışmalarda

kullanılmakta olan öğretim yöntemleri ile karşılaştırmalar yapıldığı ve genellikle bilgisayar destekli etkinliklerin etkisinin araştırıldığı; matematik dersine yönelik tutum özelinde yapılan çalışmaların genel olarak öğrenci tutumlarını belirlemeyi amaçladığı, bazı çalışmalarda ise mevcut yöntemlerden farklı uygulamaların tutuma etkisinin incelendiği ve matematik sınavı kaygısının tek başına çalışılmadığı, matematik kaygısının alt boyutlarından biri olarak araştırıldığı görülmüştür.

İlgili araştırmaların incelenmesiyle ortaya çıkan durum, ortaokul düzeyinde matematik öğretimi üzerinde SYÖY’ün etkisinin araştırıldığı her hangi bir araştırmanın yapılmadığı ve matematik sınav kaygısının tek başına çalışılmadığı şeklinde özetlenebilir.

BÖLÜM

Belgede 7. sınıf matematik dersi olasılık ve istatistik öğrenme alanının öğretiminde "Sınav yoluyla öğrenme yöntemi"nin öğrencilerin akademik başarı, tutum ve sınav kaygısına etkisi (sayfa 121-129)