2. KURAMSAL BİLGİLER ve İLGİLİ ARAŞTIRMALAR

2.1 Kuramsal Bilgiler

2.1.1 Eğitim, öğrenme, öğretim ve program geliştirme

Dünyanın evrendeki hareketleri, bir geçtiği yerden bir daha geçmemesi ile değişimin simgesidir. İnsanın belli bir anda bulunduğu noktaya ömrü boyunca hiç uğramayacak olması, içinde bulunulan zamanın biricikliğine işaret eder. Değişimin kaçınılmazlığı ile iç içe olan insanoğlunun yaşamı, meydana gelen değişiklikleri kontrol edebilmesi oranında olumlu sonuçlar verirken, değişimi takip edememek genellikle başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Yaradılışından bu yana dünyayla birlikte değişen insan davranışları, günümüz karmaşıklığına ulaşıncaya kadar birçok öğrenme yaşantısına maruz kalmış ve her öğrenme yaşantısı, yeni öğrenmelere zemin hazırlayagelmiştir. “Büyüme ve vücutta değişik etkilerle oluşan değişmelere atfedilemeyecek, yaşantı ürünü olarak meydana gelen davranışta ya da potansiyel davranıştaki nispeten kalıcı izli değişim” (Senemoğlu, 2004: 88) olarak tanımlanan öğrenme, eğitimin ürünü olup hayat boyu devam etmektedir.

Şekil 1: Eğitim ve Öğrenme İlişkisi*

*Senemoğlu’ndan (2004: 88) uyarlanmıştır.

Şekil 1’de görüldüğü gibi eğitim süreci devam ederken öğrenmeler meydana gelmektedir. Öğrenme kasıtlı olabileceği gibi rasgele yaşantılar yoluyla da meydana gelebilir. Benzer şekilde istendik davranış kazandırılabildiği gibi istenmedik davranışların da kazandırılması söz konusudur. Bu durum eğitimin kasıtlı olduğu kadar gelişigüzel öğrenmeleri de kapsaması anlamına gelir.

Eğitim, yaşam boyu devam eden öğrenmeleri kapsamaktadır. Öğrenme “bir süreç sonucunda, bireyin kendi yaşantıları aracılığıyla oluşan davranış değişikliği”

özelliklerini taşımaktadır. Bu nedenle eğitimi “bireyde kendi yaşantıları yoluyla davranış değişikliği meydana getirme süreci” (Gürkan, 2006: 5) şeklinde tanımlamak mümkündür.

Bireyin davranışlarında istendik yönde değişiklikler meydana getirmek modern toplumların sorunları arasında yer almaktadır. Eğitim sürecinin sonunda kazandırılması istenen davranışların, bazı istendik özelliklerin ya da yetiştirilecek insanda bulunması uygun görülen özelliklerin kazandırılması birey, toplum, ilgili konu alanları ve doğa açısından gereklidir (Demirel, 2006: 74).

İnsanlığın ilk zamanlarından bu yana yaşamın devamı için çevreyle sürdürülen etkileşimler sonucu bazı bilgi, beceri, tutum ve değerler edinilmiş olup bunlar toplumdaki diğer bireylere de aktarılmaktadır. Bu şekilde ilk zamanlardan bu yana insanoğlu çevresi aracılığıyla birçok şey öğrenegelmiştir.

“Öğrenmenin kolaylaştırılması, kılavuzlanması ve sağlanması; öğrenene öğrenmeyi gerçekleştirmesinde yardımcı olunması süreci” (Gürkan, 2006: 8) olarak tanımlanan öğretme bu noktada önem kazanmıştır. Eğitim sürecinin bir başkası tarafından şekillendirilmesi olarak tarif edilen öğretme genellikle günlük yaşamda bireyin bir şeyler öğrenmesini sağlayacak yaşantılara maruz bırakılmasıdır. Aile, arkadaş, kitle iletişim araçları gibi etkileşimde bulunulan herkes ve herşey öğretme işini gerçekleştirebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında bireyin kendi kendine gerçekleştirdiği öğrenmeler dışındaki tüm öğrenmeler öğretme sürecinin ürünüdür.

Şekil 2: Eğitim, Öğretme ve Öğrenme İlişkisi*

Şekil 2 incelendiğinde öğrenmelerin bir kısmının öğretme sonucu gerçekleştiği görülmektedir. Öğretme sürecinin sonunda meydana gelen öğrenmeler, genellikle istendik olmakla birlikte, istenmedik sonuçlar da ortaya çıkabilir (Erden, 1998: 22). İstendik öğrenmelerin meydana gelmesi için öğrenenin öğrenme yaşantılarının tesadüflere bırakılmaması gerekir (Demirel, 2006; Ertürk, 2013; Varış, 1978). Öğrenmelerin tesadüflere bırakılmaması için belirli ortamlara, planlamaya, denetlemeye ve örgütlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Gürkan’ın (2006: 9) yaptığı tanıma göre “okullarda gerçekleştirilen planlı, denetimli ve örgütlenmiş öğretme etkinliklerine öğretim denir”. Öğretim sürecindeki tüm yaşantılar eğitsel ve istendik olup, plan ve program dâhilinde gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle eğitimin formal hali öğretimdir.

Şekil 3: Eğitim ve Öğretim İlişkisi*

*Erden’den (2009: 14) uyarlanmıştır.

Şekil 3 incelendiğinde eğitimin formal ve informal olmak üzere iki boyutlu bir yapısı olduğu görülmektedir. Erden, informal eğitimi bireyin eğitim kurumlarında planlanan etkinlikler dışında geçirdiği yaşantılar; formal eğitim ise plan dâhilinde gerçekleştirilen kontrollü etkinlikler aracılığıyla geçirdiği yaşantılar ve sonrasında edindiği davranış değişiklikleri (2009: 14) şeklinde açıklamaktadır. Öğretim programları dört temel öğe üzerine kuruludur. Bu öğeler hedef, içerik, eğitim durumları ve değerlendirmedir. Öğretim sürecinin başarılı olması için bu öğelerin önceden planlanması ve gerekli düzeltmelerin sürekli yapılması gerekmektedir. Öğelerden

herhangi birindeki değişim diğer tüm öğelerde değişiklik meydana getirmektedir. Bu nedenle öğeler arasında dinamik ilişkiler bulunmaktadır (Demirel, 2006: 5).

Ertürk (2013) ve Varış (1978) bireyin öğrenmelerinin tesadüflere bırakılmaması gerektiğini vurgulamaktadır. Eğitim bir bilimdir ve bilimsel bilgi birikimlilik gösterir. Daha önce yapılan yanlışlardan ders alınması ve doğruların devam ettirilmesi gerekmektedir. Öğretim sürecinin belli bir plan ve program dâhilinde gerçekleştirilmesi daha önce yapılan yanlışlara düşülmesinin önüne geçmek için önemlidir (Demirel, 2006: 9). Öğretim sürecini planlama işini öğretmenin yapmasını beklemek aşırı iyimserlik olur. Zira “öğretmen ne dörtbaşı mamur bir yetişek geliştirici, ne de hazır hale getirilmiş yetişek tasarılarının bir uygulayıcısıdır” (Ertürk, 2013: 18). Öğretmenin tek başına hedefleri, içeriği, süreci ve değerlendirme etkinliklerini organize etmesini ve bunları deneyip eksiklerini gidermesini bekleyerek öğretmene aşırı yüklenilmiş olur. Programın geliştirilmesi bir ekip işidir. Bu ekibin bir parçası öğretmen olmakla birlikte oluşturulacak programda öğretmenin yeteneklerinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Zira hazırlanan “…program ne kadar mükemmel olursa olsun, uygulayıcısı öğretmendir…İyi bir program, uygulanış biçimine en yakın uygulanan programdır …” (Ertürk, 2013: 109). Bu açıdan bakıldığında programların daha iyi uygulanabilmesi için programın hitap ettiği herhangi değişkendeki değişikliğe göre programda da değişikliğe gidilmesi gerekmektedir. Herhangi bir öğedeki değişimin programa yansıması programın geliştirilmesini zorunlu kılacağını belirten Demirel’e (2006: 5) göre program geliştirme dinamik bir süreçtir. Bu dinamik yapıyı destekleyen Sönmez (2009: 10) ayrıca eğitimin bir açık sistem olduğunu; girdileri, süreci, ürünü ve dönütü olması gerektiğini; girdilerinin süreçte işlenmesi ve nihayetinde istendik ürünlerin ortaya çıkarılmasının amaçlanmasının önemli olduğunu savunmaktadır. “Amaçların işaretlediği yönde davranış değiştirilemediği sürece eğitimde kaliteyi yükseltmenin olağan dışı olduğu” (Varış, 1978: 202) ve “çağdaş uygarlık düzeyine çıkmanın” da statik bir hedef olmadığı düşünüldüğünde eğitim programlarının sürekli bir gelişim içinde olması kaçınılmazdır. Varış’ın (1978: 81) ifadesiyle “boşlukta cereyan eden bir faaliyet olmayan” eğitim, sonuçları itibariyle toplumu ilgilendirdiği düşünüldüğünde, tüm topluma hitap etmeli ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilmelidir. Eğitim sistemindeki ürünlerin istendik olup olmadığının incelenmesi ve

sistem öğelerinin gerekiyorsa yeniden yapılandırılması eğitim sisteminin, “geleceğe insan yetiştirmesi” (Varış, 1978: 73) için gereklidir.

2.1.2 Türk eğitim sisteminde “ilköğretim matematik programı” geliştirme

Belgede 7. sınıf matematik dersi olasılık ve istatistik öğrenme alanının öğretiminde "Sınav yoluyla öğrenme yöntemi"nin öğrencilerin akademik başarı, tutum ve sınav kaygısına etkisi (sayfa 34-38)