Yenilik ve Ağlar

Belgede T.C. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ (sayfa 79-82)

1. KURAMSAL TEMELLER 5

1.4. Küreselleşen Dünyada Bilgi ve Yenilik Ağları

1.4.2. Yenilik ve Ağlar

Lundvall (1992) yeniliği, öğrenme sürecinin çıktısı olarak kabul etmektedir. Lundvall’a göre öğrenme, yeni bilgi kadar mevcut bilginin yeni kombinasyonlarının da yer aldığı karmaşık ve etkileşimli bir süreçtir. Lundvall, yaparak, kullanarak ve etkileşerek öğrenme, araştırarak öğrenme, akademik ve bilimsel organizasyonlarda yürütülen araştırma faaliyetlerini içeren incelemeler sonucunda öğrenme olmak üzere öğrenmenin farklı şekillerini tanımlamaktadır. Başarılı bir yenilik süreci, bilgi ve teknoloji üretmenin yanı sıra diğer bilgi kaynaklarıyla iletişim kurma kapasitesiyle ilişkilidir. Bu nedenle bilgi değişiminin en temel yolu olan ağlar, öğrenme ve yenilik süreçleri açısından önemlidir. Ağda yer alan aktörler, ağların öğrenme etkisinden yararlanmakta ve eksikliklerini tamamlamaktadırlar (Camagni 1991, Camagni ve Capello 2000).

Ağlar, enformasyon, bilgi ve kaynak değişimini sağlayan ve karşılıklı öğrenmeyi destekleyen yapılardır. Yenilik ağları, firmaların, AR-GE kuruluşları, üniversiteler ve diğer aktörler ile yeni ürün veya üretim süreci geliştirmek için kurdukları ağlardır. Ağ içinde yer alan firmaların büyüklükleri, yeniliklerin performansı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Geleneksel bir anlayışla yönetilen firmalarda, iş sürecinin büyük bir kısmı firmanın kendi bünyesinde gerçekleşmekte iken geçtiğimiz yüzyılda yaşanan Post-Fordist gelişmelerle birlikte artan bilgi kullanma yoğunluklarına bağlı olarak küçük ölçekli firmalar, büyük ölçekli firmalarla rekabet edebilir düzeye erişmişlerdir.

Bu durum karşısında büyük ölçekli firmalar, bir yandan yeni rakipleri ile mücadele edebilmek için büyük olmanın avantajlarını kullanmaya devam ederken, diğer yandan yalın, esnek ve yenilikçi olma yönünde organizasyon yapılarında değişiklikler yapmaya yönelmişlerdir (Rogers 2004, Rothwell 1994).

Rothwell, firmaların yenilik konusundaki başarılarının sürekli olması için uzun süreli bir know-how birikimine ihtiyaç duyduklarını belirtmektedir. Bu nedenle daha maliyetli olan süreç yeniliklerini geliştirmek bakımından gerekli kaynaklara sahip olan büyük firmaların yenilik konusunda daha fazla avantaja sahip olduğunu savunan araştırmacılar bulunmaktadır (Rogers 2004). Ancak büyük ölçekli firmaların finans kaynaklarına hali hazırda sahip olması, ağlardan daha az yararlanmalarına neden olabilmektedir (Almeida

ve Kogut 1997). Buna rağmen ağ içindeki işbirliklerinin yenilik faaliyetlerine başlama riskini ve yüksek maliyet dezavantajlarını büyük ölçüde ortadan kaldırması büyük ölçekli firmalar için de geçerlilik taşıyan bir avantajdır.

Büyük ölçekli firmaların avantajlı olduğunu konular, Rothwell (1994) tarafından aşağıdaki gibi açıklanmaktadır.

• Çok sayıda araştırma projesini aynı anda yürüterek yenilik çalışmalarının risklerini azaltabilmektedirler.

• Büyük ölçekli firmalar, yenilik konusunda geniş finansman kaynaklarına sahiptirler.

Bu nedenle risk taşıyan yenilik faaliyetlerini kendi öz kaynakları ile finanse edebilmektedirler.

• Geniş ürün ve teknolojik yetenekleri sayesinde yenilik faaliyetlerinin sonucunu değerlendirme olanağına sahiptirler.

• Geniş bir hacme sahip olmaları sayesinde, yeniliklerin sabit maliyetlerini geniş bir tabana yayabilmektedirler.

• Tedarikçilerini yenilik yapmaya zorlayabilmektedirler.

• Uygun gördükleri diğer firmalarla stratejik işbirlikleri ve ortak girişimlerde bulunabilmektedirler.

• Daha yüksek yenilik oranı için geniş çaplı bilgi ve sermayeye sahiptirler (Batmaz ve Özcan 2008).

Büyük firmaların ölçeklerinden kaynaklanan avantajlarının yanı sıra birtakım dezavantajları da bulunmaktadır. Özellikle bürokrasinin fazlalığı, ileri teknolojilere dayalı bir iletişim ağının varlığına rağmen uzun karar alma süreçlerini doğurmakta ve yeniliklere yönelme zamanının uzamasına yol açmaktadır. Büyük firmaların yenilik konusunda sahip oldukları avantajlardan farklı olmak koşuluyla küçük firmaların da birtakım avantajları bulunmaktadır. Geleneksel rekabet anlayışı içinde küçük ölçekli firmaların, büyük ölçekli firmalarla faaliyet alanlarını ayırdıkları ve genellikle rekabete girmekten kaçındıkları bilinmektedir. Ancak günümüzde bu durum değişmiştir.

Küçük ve orta ölçekli firmalar, stratejik işbirlikleri geliştirmekte ve küçük olmanın avantajlarına ek olarak büyük olmanın avantajlarından da yararlanmaktadırlar. Bu şekilde işbirlikleri veya stratejik ortaklıklar olarak tanımlanan yeni bir yapılanma doğmuştur. Küçük firmaların avantajlı yönleri arasında bürokrasinin daha az olması, hızlı karar verebilmeleri ve daha esnek bir yapıya sahip olmaları da yer almaktadır.

Diğer yandan AR-GE personelinin azlığı ve yenilik faaliyetlerinin yüksek finansman gerektirmesi, dezavantajlı oldukları yönlerdir (Klein 2004).

Yenilik ve ağlar arasındaki ilişkiyi anlamaya yönelik olarak yapılan araştırmalar, küçük ve orta ölçekli işletmelerin, büyük ölçekli işletmelerle kıyaslandığında, yenilik girdisi olarak dışsal kaynakları ve bilgi ağlarını daha fazla kullandıklarını belirten çalışmalara rastlanmaktadır. Bu çalışmalarda, KOBİ’lerin yenilik yaratmada yeterli düzeyde finansal kaynağa ve bilgiye sahip olmamaları nedeniyle, yenilik yarışında geri kalmamak için ağlardan yararlanma yoluna sıklıkla başvurdukları belirtilmektedir (Rogers 2004, Feldman,1994, Almeida ve Kogut 1997). Görüldüğü gibi yenilik konusunda firma büyüklüğü önemli bir etkendir. Ancak mutlak bir üstünlükten söz etmek mümkün olamamaktadır.

Büyük firmaların ve KOBİ’lerin yenilik süreçlerinde kurdukları ilişkiler; yerel ve küresel ölçeklerde gerçekleşmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve küresel rekabet ortamı, yerel ağların küresel ağlara eklemlenmesi yönünde baskı yaratmaktadır. Küresel ağların yenilik süreçlerinde oynadığı rol iki açıdan değerlendirilmektedir (Eraydın 2002). Bunlardan ilki; yeni bilgi kaynakları sağlaması, diğeri firmaları yenilik yapmaya zorlamasıdır.

Küresel sisteme eklemlenen bir firmanın, rekabet gücünü sürdürmesi için küresel kriterlere uyum sağlaması şartı bulunmaktadır. Bu durum, firmaların uluslararası pazarda yarışabilirlik kapasitesini arttırmak için kaliteyi yükseltme ve yenilikçilik düzeyini geliştirme gibi girişimlerde bulunmasını gerektirmektedir (Keeble ve ark.

1998, Rominj ve Albu 2002).

Belgede T.C. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ (sayfa 79-82)