Vergi Ahlakı ve Vergi Kaçırma Eğilimi

Belgede VERGĠ KAÇIRMA EĞĠLĠMĠNĠ BELĠRLEYEN FAKTÖRLER ÜZERĠNE BĠR ÇALIġMA (sayfa 65-68)

2. BÖLÜM

2.2. PSĠKOLOJĠK VE AHLAKĠ FAKTÖRLER

2.2.2. Vergi Ahlakı ve Vergi Kaçırma Eğilimi

Vergi ahlakı kavramı, vergi ödeme konusunda içsel bir motivasyon olarak tanımlanabilir. ġöyle ki, bireylerin vergi ödemekteki istekliliği ya da ahlaki olarak kendilerini zorunlu hissetmeleri veya vergi ödeyerek topluma katkıda bulunduklarına inanmaları içsel motivasyon tanımını açıklamaktadır. Ayrıca vergi ahlakı, piĢmanlığı ya da ödenecek vergi miktarını azaltmak için yapılan eylemlerden duyulan suçluluğu da içermektedir. Eğer mükellefin, hissettiği piĢmanlık veya suçluluk derecesi kuvvetliyse, mükellef vergi ödeme konusunda daha istekli olacaktır (Torgler, 2005:

526). Bununla birlikte vergi ahlakı incelenirken, ilk olarak mükelleflerin vergi ödemeleri karĢılığında kamu hizmetlerinden faydalandıklarının, kamu hizmeti ve vergi iliĢkisinde siyasi yapının öneminin ve son olarak da mükellef ile vergi idaresi arasındaki iliĢkinin gözden kaçırılmaması gerekmektedir (Feld ve Frey, 2007: 115).

Schnellenbach vergi ahlakını, mükelleflerin devlet tarafından seçilen politikalardan memnun olup olmamasına ve idari yapıya bağlı olarak açıklamaktadır.

Yani mükelleflerin kamu politikalarından memnuniyetleri, karar verme süreçlerinde ne kadar etkin oldukları ve idare ile iliĢkilerinin niteliği vergi kaçırma seviyesini belirleyecektir. Mükelleflerin kamu politikalarının adil olduğunu düĢündüklerini varsaydığımız durumda vergi ahlakı da yüksek düzeyde gerçekleĢecektir. Ancak hükümet, adil politikalarından saptığında, mükelleflerdeki “hükümet, kamu kaynaklarını verimli kullanıyor” algısı yerini “hükümet vergilerimizi boĢa harcıyor”

algısına bırakmakta ve vergi ahlakında azalma meydana gelmektedir. Bu durumda ise vergi kaçırma eğilimi artmakta, vergi gelirleri azalmaktadır (Schnellenbach, 2006: 118-129). Dell’Anno’ya göre ise vergi ahlakının ahlaki kurallar (mükelleflerin kurallara uyma davranıĢı) ve sosyal stigma olmak üzere iki bileĢeni vardır. Sosyal stigma’dan kasıt mükelleflerin vergi kaçırmaları durumunda toplum içinde saygınlıklarını kaybedeceklerini hissetmeleridir. Bu modelde soysal stigma azaldığında, vergi kaçakçılığı artmaktadır (Dell’Anno, 2009: 990-995). Bayraklı, Saruç ve SağbaĢ tarafından yapılan çalıĢmada da mükelleflerin, vergi kaçırdıklarının çevreleri tarafından öğrenilmesini utanç kaynağı olarak düĢünmelerinin vergi kaçırma eğilimini azaltıcı etkisi olduğu sonucuna ulaĢılmıĢtır (Bayraklı, Saruç ve SağbaĢ, 2004: 229).

Vergi ahlakını etkileyen birçok faktör vardır. Torgler ve Schaltegger tarafından yapılan ampirik çalıĢmada bu faktörler üç grupta incelenmiĢtir. Bunlardan ilki, kültürel faktörledir ve sosyo-ekonomik ve sosyo-demografik faktörleri içermektedir. YaĢın, vergi uyumuyla pozitif iliĢkili olduğu, yaĢlı mükelleflerin vergi yaptırımlarına daha duyarlı olduğu, kadın mükelleflerinde erkek mükelleflere göre daha yüksek vergi ahlakına sahip olduğu görülmektedir. Yüksek eğitime sahip mükelleflerin ise hukuki ve mali uygulamaları daha iyi bildiklerinden ve hükümetin boĢa harcadığı kaynakların farkında olduklarından daha az vergi uyumu

göstermektedirler. Ayrıca evli mükellefler bekârlara göre, bir iĢverene bağlı çalıĢan mükellefler ise kendi iĢyerine sahip olanlara göre daha yüksek vergi ahlakına sahiptir ve dini faktörler ile vergi ahlakı arasında da pozitif yönlü bir iliĢki vardır. Ġkinci grup ise idari faktörlerden oluĢmaktadır. Doğrudan demokrasinin uygulandığı ve yerel idarenin daha etkin ve verimli çalıĢtığı yerlerde vergi ahlakı daha yüksek seviyede gerçekleĢmektedir. Son grup vergi politikasıyla ilgili faktörlerden oluĢmaktadır ve vergi idaresinin davranıĢları, mükelleflerce algılanan vergi yükü, vergi sistemi gibi faktörleri içermektedir. Mükellefler vergi idaresinin dürüst ve adil davrandığına inandıklarında, vergilerini dürüstçe ödeme isteğinde olmaktadırlar (Torgler ve Schaltegger, 2005: 12-26). Bu grupta ayrıca mükellefleri suçtan vazgeçirici politikalarda incelenmektedir. Mükellefler gelirlerini maksimize etmek amacındadırlar ve faydalarını düĢünerek vergi kaçırma kararında bulunurlar. Bu durumda fayda fonksiyonu Ģu Ģekilde ifade edilebilir;

Burada, olarak ifade edilmektedir ve , vergi oranında ve , gizlenmeye karar verilen gelir düzeyinde vergi kaçakçılığından elde edilen kazancı göstermektedir. : vergi kaçırma davranıĢından beklenen kayıptır ve

olarak gösterilmektedir. : vergi kaçakçılığının yakalanma olasılığını, : ceza oranını ifade etmektedir. Son olarak, ise vergi kaçakçılığının ahlaki maliyetidir. Optimal vergi kaçırma kararı için birinci düzey koĢulu;

Bu koĢulda vergi ahlakı, vergi kaçırma eğilimini olumsuz etkilemektedir ve idarece uygulanan suçtan vazgeçirici politikalara bağlıdır (Feld, Torgler ve Bin Dong, 2008: 3).

Tuay ve Güvenç tarafından yapılan çalıĢmada ise erkek vergi mükelleflerinin kadınlara oranla vergi vermeye yönelik daha yüksek ahlaki duyarlılık gösterdikleri, eğitim seviyesi arttıkça mükelleflerin vergi ahlakı seviyelerininde arttığı sonuçlarına ulaĢılmıĢtır. Ayrıca Akdeniz, Marmara, Karadeniz, Ege Bölgelerinde yaĢayan mükelleflerin Ġç Anadolu Bölgesinde yaĢayan mükelleflere göre vergi vermeye daha düĢük ahlaki duyarlılık gösterdikleri sonucuna varılmıĢtır (Tuay ve Güvenç, 2007:

96-97).

Riahi-Belkaoui tarafından yapılan çalıĢmada ise vergi ahlakının belirleyicileri olarak, etkin iĢleyen rekabet yasalarının varlığı, hisse senedi piyasasının sahip olduğu önem, toplumun ekonomik özgürlüğü ve ahlaki kurallar ele alınmıĢ ve bu faktörlerin vergi uyumu, dolaylı olarak da vergi kaçakçılığı üzerindeki etkileri araĢtırılmıĢtır.

Toplumdaki bireylerin ekonomik özgürlüğe (bireylerin yatırım fırsatlarını değerlendirebilme olasılığının artması) sahip olmaları vergi ahlakı ve vergi uyumunu pozitif yönde etkilemekte ve vergi kaçırma eğilimi üzerinde caydırıcı bir etki yaratmaktadır. Ülkede hisse senedi piyasasının sahip olduğu önem ve rekabet yasalarının etkinliği de vergi ahlakı ve vergi uyumu ile pozitif iliĢkilidir. Yani hisse senedi piyasalarına verilen önemin ve rekabet yasalarının etkinliğinin artması vergi kaçırma eğilimini azaltmaktadır. Son olarak iĢlenen suç oranları ele alınarak ölçülen toplumun ahlaki düzeyindeki azalmanın vergi ahlakı ve vergi uyumunu azaltacağı dolaylı olarak da vergi kaçırma eğilimini artıracağı sonuçlarına ulaĢılmıĢtır (Riahi-Belkaoui, 2004: 137-142).

Richardson’ın çalıĢmasında da World Values Survey 1981, 1990, 1995, 1999 verileri kullanılarak, mükelleflerin “Ģansınız olsa vergi kaçırır mısınız?” ifadesine verdikleri yanıtlar değerlendirilerek 45 ülkenin vergi ahlakına yönelik verileri elde edilmiĢ ve vergi ahlakındaki artıĢın vergi kaçırma eğilimini azalttığı yönündeki bulguya ulaĢılmıĢtır (Richardson, 2006: 160).

Belgede VERGĠ KAÇIRMA EĞĠLĠMĠNĠ BELĠRLEYEN FAKTÖRLER ÜZERĠNE BĠR ÇALIġMA (sayfa 65-68)