el-Mu‘ìnì’nin asılları hakkında bilgi verdiği kelimelerin neredeyse hepsi İbn FÀris tarafından da ele alınmıştır. Mu‘cemu meúÀyìsi’l-luàa’da rastlayamadığımız sadece “ ” maddesi olmuştur. Hâlbuki müellif Fuããilet sûresinin 25. âyetinde geçen

َءאَ َ ُ ْ ُ َ אَ ْ َ َو﴿

﴾ kavl-i şerifinin tefsîrinde söz konusu maddeyi İbn FÀris’in uslubuyla şöyle aktarmıştır121:

ن أ دא ّ אو ءא אو فא א ّل א أ :

يأ ،نא א و ،ض אو ُ ْ ِ א א ،ء ّ א ِ ْ ِ אو ّ כ :

א ض .

א و َ َ :

א يأ ، : כאذو א ن כ ، א أ يأ ،َءאَ َ ُ ْ ُ َ אَ ْ َ َو .

: א أ .

ِ َ َ אَ و

ِ َ َدאَ : . א אو

ْ َ א : ِ َ א ُ ْ ِ : .

a. Nakledilen kavramın âyette geçen lafızla örtüşmesi

Misâl: Müellif Fuããilet sûresinin 30. âyetinde geçen ﴾א ُ אَ َ ْ א ُ ﴿ kavl-i şerifini açıklarken istikamet ( א א) hakkında et-Tirmiõì’den122 şöyle nakilde bulunmuştur123:

ّي ّ א ّ ّ مא א لא و )

ر א :(

نأ ّ א א א غ כא د ي ّ א א

א ، إ

نאכ ، ّ א כ ى א אذ ه כ א ً ه نאر כ ق أو ،אً ِّ و אً א و אً כ א

.

نأ כ ّ أ כ א ّ ،ثدא أ ّ כ ّ א כ نא نא א نאر ّ א כ אذو .

כ אذو

نאر ّ א ّ א ر :

ل א ر و ، .

..

b. Âyet ile kavram arasında kök birliğinin bulunması

Misâl: el-Mu‘ìnì, Zumer sûresinin 9. âyetinde geçen ﴾ ٌ ِ אَ َ ُ ْ َأ﴿ kavl-i şerifini açıklarken et-Tirmiõì’nin hizmet kavramı hakkında yaptığı tanımında “ت א”

kelimesinin geçmesi hasebiyle NevÀdiru’l-uãÿl’den124 şöyle nakilde bulunumuştur125: ّي ّ א ّ ّ مא א لא و :

» א وو ، د א و ، د ة َءא א א

א א א א َ א ج ُ هَرא أ א إ ّ د א .

א ِ ُ א ه אو و .

אو

ّ א כر أ כَכ אً א ،אً رא ،אًردא ،א ،אً ، ً א ، כ ت א .

و

ِ َْ א َ ِ א א :

ةد א ِطא و ،ةر א ِطא .

..

c. Kavramın lafzı ile âyette geçen kelimenin müteradif olmaları

Misâl: Meryem sûresinin 96. âyetinde geçen ﴾אدُو﴿ kelimesini açıklarken müteradifi olarak tasavvufî anlamdaki “ق א” kavramına, et-Tirmiõì’den126 nakilde bulunarak şöyle değinmiştir127:

لא و : َ َ َ ٍّدُو َ َ َ أ َ ِإ َ َ َ ْ َ» ُ א

َُ

« . لא و : ِ ٍ َ َ ِفאَכِ ْ א ِ ٌ ْ َ ٍقْ َ َ َ ِ ِ َأ َ ِإ ِ ُ א ُ َ َ»

אَ َ يِ ِ ْ َ

« . رא أ ن א א א ،هرא آ رأ رأ א و و نא ّ אو ، כ و نآ א :

رأ و ّ אو ، و כ אو ، ّ .

122 et-Tirmiõì, a.g.e., II, 348

123 el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 339.

124 et-Tirmiõì, a.g.e., II, 342-344.

125 el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 331.

126 et-Tirmiõì, a.g.e., I, 365-366.

127 el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 230.

d. Âyetin üslubu ile kavramın ifâde ettiği mana arasında benzerlik bulunması Misâl: Müellif Şu‘arÀ sûresinin 82. âyetinde geçen ﴾ ِ َ ِ ْ َ ْنَأ ُ َ ْ َأ﴿ kavl-i şerifindeki “ أ” kelimesinin kesin inanç manasına geldiğini söyler ve lafzın zâhirî manadan başka bir manaya gelmesi üslubundan hareketle Kerrâmîlerin “bâtın kelâm”

görüşüne, et-Tirmiõì’den128 naklen şöyle temas eder129:

ّي ِّ א ّ ّ ،ءא و א مא إ ،مא א لא سّ )

א ور ُ א א ّ אّ כ א م כ :(

א

כ

אّ א :

ن א

: ّ إ إ » א כ ه و

« ن א א و ، :

ّ إ إ » א « و ؛

ن אّ א :

» אورأو ، א و ، أ ي ّ א א

« א א و ، :

» א « ن אّ א و ؛ :

» ءא א א כ א و ،نאכ

« ن א א و ، :

» ءא א א

« ...

e. Âyetle ilgili bir rivâyetin ifâde ettiği mananın kavramın lafzına delâlet etmesi Misâl: Müellif İsrÀ sûresinin 1. âyetinde geçen ِ ِ ْ َ ْא ً َْ ِهِ ْ َ ِ ىَ ْ َأ يِ ّ א َنאَ ْ ُ ﴿

﴾ ِمאَ َ ْא kavl-i şerifini tefsîr ederken ْ ِ ، ِضْرَ ْא ِ ْ َو َ َ بِ َ َةرَ א َ ُ א ْ ِ ِ َيِ ْ ُأ َ َ َْ ُ َْأَر»

َ َ ْ ُ ْ א ِةَر ْ ِ

« hadis-i şerifinin Peygamber efendimizin bakışının keskinliğini ifâde ettiğini açıklayarak et-Tirmiõì’den130 naklen şu tasavvufî görüşe yer vermiştir131:

مא أ אو

ر و ءא و א ّ ي ّ א א و ، ّ א ي ّ א א و ،حوّ א :

א ّ א و ،ةّ ّ א و ، א א .

א ةد א ّ כ رא א ه و ةدא ز و ،

ّ א ُةدא :

ّ ّ ، دא و

א و א

.

2. Ebu İsmÀ‘ìl ‘AbdullÀh b. Muóammed b. ‘Alì el-Herevì (ö. 481/1089) MenÀzilu’s-sÀ’irìn

MenÀzilu’s-sÀ’irìn büyük muhaddis, sufi ve hanbeli fakîh olarak bilinen Şeyòu’l-İslÀm Ebÿ İsmÀ‘ìl ‘AbdullÀh el-EnãÀrì el-Herevì’nin tasavvufa dair meşhur eseridir.

Türkçe karşılığı “Vuslat erlerinin konakları” olan eser 10 bölüm ( ) ve her bölüm 10 bab olmak üzere toplam 100 babtan oluşmaktadır. Her bab bir tasavvufî kavramın ismini taşır ve konuyla ilgili bir âyetle başlar. Ardından kavramın tarifi yapılır ve

128 et-Tirmiõì, a.g.e., II, 318.

129 el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 272-273.

130 et-Tirmiõì, a.g.e., II, 129.

131 el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 201-202.

dereceleri sıralanır. Çok öz olan kitabın, İbn Úayyim el-Cevziyye tarafından kaleme alınan MenÀzilu’s-sÀlikìn ve ‘Afìfuddìn et-TilimsÀnì’nin telif ettiği Şerhu menÀzili’s-sÀ’irìn gibi şerhleri vardır. Müellifimiz MenÀzilu’s-sÀ’irìn’inden toplam 23 babtan nakilde bulunmuştur. Bunlar “ةدאر א”, “ َ אنא َ ”, “ א”, “ א א”, “ ّכ א”, “ א”, “ةّ ُ ُ א”,

“ َ ْ ُ ْ א”, “تא א”, “مא א”, “ َ ِّ א”, “ כ ّ א”, “ אَ א”, “ َ َ َ א”, “ ْ َ א”, “ ِ ْ א”, “رא א”,

“قא א”, “لא ّ א”, “ ّ ِ ْ א”, “رא א”, “ א א” ve “ א א” bablarıdır. Müellif, aralarından sadece “ א א” babını biri Hûd sûresinin 112. âyetindeki ﴾ َتْ ِ ُأ אَ َכ ْ ِ َ ْ אَ ﴿ biri de Şûrâ sûresinin 30. âyetindeki ﴾א ُ אَ َ ْ א ُ ﴿ kavl-i şeriflerinin tefsîrinde olmak üzere iki defa nakletmiştir.

MenÀzilu’s-sÀ’irìn’deki babların başında yer alan âyetler ile, Mu‘ìni’nin el-Herevì’den aldığı bilgilerle tefsîr ettiği âyetler karşılaştırıldığında bu âyetlerin çoğu zaman aynı olduğu ortaya çıkmaktadır. Meselâ el-Herevì’nin eserinde “نא א” babı şöyle başlamaktadır132:

نא א بא :

لא

﴾אً ِ َ َ ُ َ ﴿ و א .

ة وأ א כ א א بא ذ نא א ...

Müellif ise A‘rÀf sûresinin 143. âyetini tefsîr ederken el-Herevì’den şöyle nakilde bulunmuştur133:

يأ ،﴾אً ِ َ َ ُ َ ﴿ و بא ذ و ، כ א ّ א لא أ و ، ّ א א نא אو ،نא َ َ א إ ةرא إ :

ة َ وأ אً ّ כ א ّ א ...

Toplam 22 babdan sadece 5 babda (“ةدאر א”, “ א א”, “ ّכ א”, “ א”, “ אَ א”) el-Herevi’nin zikrettiği âyetler ile el-Mu‘ìnì’nin o babların bilgileriyle tefsîr ettiği âyetler farklıdır. Meselâ müellif el-Herevì’den “ةدאر א” kavramı ile ilgili naklettiği bilgilerle En‘Àm sûresinin 53. âyetinde geçen ﴾ُ َ ْ َو َنوُ ِ ُ ﴿ kavl-i şerifini tefsîr etmiştir.

132 el-Herevì, Ebÿ İsmÀ’ìl ‘AbdullÀh el-EnãÀrì, MenÀzilu’s-sÀ’irìn, nşr. DÀru’l-kutubi’l-‘ilmiyye, Beyrut, 1408/1988, s. 96-97.

133 el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 120.

Hâlbuki el-Herevi’nin eserinde “ةدאر א” babı İsrÀ sûresinin 84. âyetindeki َ َ ُ َ ْ َ ُכ ْ ُ ﴿

﴾ِ ِ َ ِכא َ kavl-i şerifiyle başlamaktadır134.

Tespit edebildiğimiz toplam 23 nakilden sadece 3 tanesi açıkça el-Herevì’ye nisbet edilmiştir. Bunlardan birinde ismi Şeyhulislâm ‘AbdullÀh el-EnãÀrì, diğer ikisinde de sadece Şeyhulislâm olarak geçmektedir. Bunun dışında el-Herevì’den yapılan nakillerden sadece bir tanesine “ ” ile işâret edilmiş135, diğerleri ise naklolunduklarına dair herhangi bir işâret bulunmaksızın, doğrudan ilgili âyetlerin tefsîrinde kullanılmıştır. el-Herevì’nin eserinde her babda ilgili âyetin ardından ilk önce kavramın tarifi sonra da dereceleri zikredilirken, el-Mu‘ìnì’nin el-Herevì’den yaptığı nakillerde bazen tarife yer verilmez, bazen de kavram hakkındaki bilgilerin bir kısmıyla iktifa edilerek bütün dereceleri aktarılmaz. Dolayısıyla üç durumla karşı karşıyayız:

a. Müellifin, el-Herevì’nin ibâresini tamamen aktarması

Misâl: el-Mu‘ìnì Rûm sûresinin 60. âyetinde geçen ﴾َن ُ ِ ُ َ َ ِ א َכ ِ َ ْ َ َ َو﴿

kavl-i şerifini şöyle açıklamaştır136:

﴾َن ُ ِ ُ َ َ ِ א َכ ِ َ ْ َ َ َو﴿

ّכ ّ א مא إ ةرא إ : .

رא א א إ ةرא إ و ُ ّ א ُ כ و .

ِّو و ، د ُ و ،ه ِّ

. رد ه و אّ אو .

כ א ّ א ّכ : ّ نأ و .

لא ُءא و ، כ ُق و ،عא א ُ אّ אو .

: د א َر א ً ، ّ א ُ ُ ق ،ة א َ ْ ُ نأ و .

Bu konuda el-Herevì’nin ibâresi şöyledir137:

ّכ א بא :

لא ّ و ّ א ْ َ َ َو﴿ :

﴾َن ُ ِ ُ َ َ ِ א َכ ِ َ א ق ّכ א .

. א إ ةرא إ و

رא א

. تא رد ث و .

و א ر א א ّכ :

ق و ،ه ّ ّ نأ و .

ّو و ، כ א ّ א ّכ אّ א ر אو .

. نأ و ءא و ، כ ق و ،عא א ّ

لא فرא א ّכ א א ر אو . .

د א َر א ، א ق ،ة א نأ و .

134 el-Herevì, a.g.e., s. 66.

135 Bkz. el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 168.

136 el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 295.

137 el-Herevì, a.g.e., s. 111-112.

b. Tarifi nakletmeden doğrudan kavramın derecelerini ele alması

Misâl: ÓÀcc sûresinin 34. âyetinde geçen ﴾ َ ِ ِ ْ ُ ْא ِ ِّ َ َو﴿ kavl-i şerifini şöyle açıklamıştır138:

﴾ َ ِ ِ ْ ُ ْא ِ ِّ َ َو﴿

כ ّ א : א

. تא رد و :

و א ،َ א ُةدאر א כر و ،َة ّ א ُ א ق نأ :

אّ אو ؛َة ّ א ُ ّ א ي و و ، ٌضرא َ و ، ٌ َ دאرإ نأ :

؛ٌ َ ّ א

אّ אو א نא َ ْ َ و ، ُ ُ َمو و ،ّمّ אو ح א ه ي نأ : .

Bu konuda el-Herevì’nin ibâresi şöyledir139:

لא ّ و ّ א

﴾ َ ِ ِ ْ ُ ْא ِ ِّ َ َو﴿ : .

א مא אوأ تא א .

א א دورو و دد אو ع

. و

تא رد ث :

ة א א ي ، א ةدאر א כر ،ة א א ق نأ و א ر א .

א و ،ضرא و ، دאرإ ّ نأ א א ر א .

ي نأ א א ر א

مو و ّم אو ح א ه رد א نא و ،

.

c. Tariften sonraki bilgilerin sadece bir kısmını aktarması

(1) Dereceler yerine, herhangi bir sayı belirtmeden, babtaki maddeyi kısımlara (مא أ) bölerek orijinalindeki bilgilerin sadece bir kısmını aktarması

Misâl: Müellif Ùûr sûresinin 26. âyetinde geçen ﴾ َ ِ ِ ْ ُ ﴿ kavl-i şerifini tefsîr ederken el-Herevì’den şöyle nakilde bulunmuştur140:

يأ ﴾ َ ِ ِ ْ ُ ﴿ :

بא إ א א

نأ ّ א نأ و ، ّ ّ א אً و ِرَ َ א مאود ُقא אو .

دא א إ مא أ و ،

: ،א ذא א ٌقא إو ،عא ّ א إ نأ א ٌقא إ

א نأ א و ،ضرא زא نأ א و ،قّ نأ א قא إو .

el-Herevì’nin orijinal ibâresi ise şöyledir141:

قא א بא :

لא ّ و ّ א

﴾ َ ِ ِ ْ ُ אَ ِ ْ َأ ِ ُ َْ א ُכ א ِإ א ُ אَ ﴿ :

ّ א א و ر א مאود قא א . .

و

تא رد ث :

إ نأ א قא إو ،دא א إ نأ א قא إ و א ر א

א ذא א قא إو ،عא א

. إ א א ر א نأ א و ،قّ نأ א قא

א نأ א و ،ضرא א .

א و א ن قא إ א א ر א

ّ א .

138 el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 248-249.

139 el-Herevì, a.g.e., s. 29-30.

140 el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 364.

141 el-Herevì, a.g.e., s. 27-28.

Yukarıdaki iki ibâre incelendiğinde, müellifin dile getirdiği kısımlarda Herevi’den sadece ilk iki derecenin muhtevasını naklettiği anlaşılmaktadır.

(2) Dereceler yerine babtaki maddeyi sınırlayarak noksan aktarması

Misâl: Yÿsuf sûresinin 22. âyetinde geçen ﴾אً ْ ِ َو אً ْכُ ُهאَ َْ آ﴿ kavl-i şerifinin tefsîriyle ilgili olarak el-Herevi’nin ibâresini şöyle aktarmıştır142:

و : و ، مא א א ءא כאّ א نא א א אو ،نא َ ّ :

ّ رو تא ّ وأ ، ّ وأ ، א א א ّ א אّ אو .

ة אّ א رא א ، ّ : .

MenÀzilu’s-sÀ’irìn’de yukarıdaki ibâre şöyle geçmektedir:

א بא :

لא ّ و ّ א

﴾אً ْ ِ א ُ َ ْ ِ ُهאَ ْ َ َو﴿ : .

א رو مא א א .

تא رد و :

ّ وأ א א وأ ،نא ّ و א ر א .

ّ א א ر אو

א א א א ّ א دא א سא א و א א א א ءא כא א رא א ة א א رא א א א عא א א א .

א إ و ، א א ّ و ، א א و ّ א א ر אو .

כ و ، א כאردإو ،هد و هدא إ بא א و ،

.

(3) Orijinaldeki tarif ile birlikte oradaki derecelerden sadece bir tanesini aktarması

Misâl: Necm sûresinin 17. âyetinde geçen ﴾ َ َ אَ َو ُ َ َ ْא َغאَز אَ ﴿ kavl-i şerifini tefsîr ederken el-Herevì’den nakilde bulunarak Peygamber Efendimiz (a.s)’ın himmetini şöyle açıklamıştır143:

﴾ َ َ אَ َو ُ َ َ ْא َغאَز אَ ﴿

ّ ّ ُ ةرא : ،אً د ثא א ةرא ّ אو .

و ،א ُ א כ א

א ّ و . אو ضא א ْتَرْزأو ،تא א אو لא א ٍ א ّ 

ت ّ א و ،تא رّ

ّ ّ א ّ إ א ء א ف ّ ، رد ِّ و ، ّ إ א ُ و ، ِتאّ א .

Yukarıdaki bilgiler el-Herevì’nin eserinde ise şu şekilde geçmektedir144:

ّ א بא :

لא ّ و ّ א ُ َ َ ْא غאَز אَ ﴿ :

﴾ َ َ אَ َو .

כ א ،א د ثא א כ א ّ א

א و א א

. تא رد ث و ، א א ّ א ّ א ن ّ و א ر א :

א א ر כ ّ و ، א א א و א א أ ثر ّ א א ر אو .

لو אو ، א ة

א אو ، א .

،تא ر אو ضא א ير و ،تא א אو لא א א ّ אّ א ر אو

تא א ت א و .

142 el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 168.

143 el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 366-367.

144 el-Herevì, a.g.e., s. 49.

Zikrettiğimiz misâllerden anlaşıldığı üzere bazen müellif ancak âyeti başka bir sözle tefsîr ettikten sonra el-Herevi’nin ibâresini aktarır, bazen ise işârî tefsîr olarak âyeti doğrudan MenÀzilu’s-sÀ‘irìn’den aldığı bilgilerle açıklar.

3. Ebÿ ‘AbdurraómÀn Muóammed b. Óuseyn es-Sulemì (ö. 412/1021) ÓaúÀiku’t-tefsìr

el-Mu‘ìnì eserinde, esâs olarak selefin yorumlarına ve dilcilerin görüşlerine ağırlık vermişse de tefsîrinde bazı büyük mutassavıfların işârî görüşlerine de ara ara yer vermiştir. Bu konuda müellifin yegane kaynağı işârî tefsîrin en önemli eslerlerinden biri sayılan es-Sulemì’nin ÓaúÀiku’t-tefsìr adlı eseri olmuştur. Oradan görüşlerini en çok naklettiği tasavvuf erbabı şunlardır: el-Cuneyd b. Muóammed el-BaàdÀdì (ö. 298/911), Ebu’l-‘AbbÀs Aómed b. Muóammed İbn ‘AùÀ (309/922), Ebÿ Bekr Muóammed b. MÿsÀ el-FeràÀnì el-VÀsìùì (ö. 321/933), el-ÚÀsim b. el-ÚÀsim el-SeyÀrì (ö. 342/953), Ebÿ

‘UåmÀn Sa‘ìd b. İsmÀ‘ìl en-NeysÀbÿrì (298/911), el-Óuseyn b. Menãÿr (el-ÓallÀc) (309/922). Ayrıca görüşlerinden bir veya iki defa nakilde bulundukları arasında şunlar vardır: Ebÿ Bekr Muóammed b. ‘Umer el-VerrÀú (ö. 4/10 asır), Ebÿ Muóammed Sehl b.

‘AbdullÀh et-Tusterì (ö. 283/896), Ebÿ Bekr eş-Şiblì (ö. 334/946), Ebÿ äÀlió Óamdÿn el-Úaããar (ö. 271/884), Õunnÿn b. İbrÀhìm el-Miãrì (ö. 84/703), Ebÿ ‘Alì el-Óasan b.

‘Alì el-CÿzcÀnì, Ebÿ ‘Alì Aómed b. Muóammed b. el-ÚÀsim er-RÿõbÀrì (ö. 322/934), Ebÿ Ya‘úÿb en-Nehracÿrì (ö. 330/942), Ebÿ ‘Alì Şeúìk b. İbrÀhìm el-Belòì (ö. 194/810), Ebÿ Bekr ‘AbdullÀh b. ÙÀhir b. ÓÀtim eù-ÙÀ’ì (ö. 330/942’den az sonra), el-Óuseyn b.

el-Faêl b. ‘Umeyr el-Becelì (ö. 282/895), Ebu’l-Óasan Semnÿn b. Óamza (ö. 298/911).

el-Mu‘ìnì nakilde bulunurken ÓaúÀiúu’t-tefsìr’i hiç zikretmemiştir. Bunun yerine orada ismi geçen mutasavvıfların görüşlerini aktarmıştır. Ancak bunu yaparken de her zaman işârî görüşünü naklettiği kişinin ismini zikretmemiştir. Bazı görüşleri ya sadece “ ” ile ya da nakilde bulunduğuna işâret etmeksizin aktarmıştır.

a. Görüş sâhibinin ismini zikrederek nakilde bulunması

Misâl 1: Nÿr sûresinin 2. âyetinde geçen ﴾ ِ א ِ ِد ِ ٌ َ ْأَر אَ ِ ِ ْ ُכْ ُ ْ َ َ َو﴿ kavl-i şerifini ÓaúÀiúu’t-tefsìr’den145 aynen naklettiği el-Cuneyd el-BaàdÀdì’nin sözleriyle şöyle tefsîr etmiştir146: . א א ضא אכ א א ُ א :( א ر) א لא

Misâl 2: ‘Ankebÿt sûresinin 2. âyeti olan َ ْ ُ َو א َ آ א ُ ُ َ ْنَأ א ُכَ ُْ ْنَأ ُسא א َ ِ َ َأ﴿

﴾َن ُ َ ْ ُ kavl-i şerifinin zâhirî manasını verdikten sonra, ÓaúÀiúu’t-tefsìr’den147 aynen naklettiği Ebu’l-‘AbbÀs b. ‘AùÀ’nın işârî görüşüyle âyeti şöyle tefsîr etmiştir148:

ءא א لא و ّ א ىوא د ن כَ ُْ ّ أ א ّ :

א א ن َ אَ ُ .

b. İsim zikretmeden “ ” ile nakilde bulunması

Misâl 1: Úaãaã sûresinin 18. âyetinde geçen ﴾ ُ َ َ َ אً ِ אَ ِ َ ِ َ ْא ِ َ َ ْ َ َ ﴿ kavl-i şerifini isim vermeden “ ” ibâresini kullanarak ÓaúÀiúu’t-tefsìr’den149 aynen naklettiği Ebu’l-‘AbbÀs b. ‘AùÀ’nın işârî görüşüyle şöyle tefsîr etmiştir150:

و אً א ) :

(

ّ )

ّ ر ة ( .

Misâl 2: ‘Ankebÿt sûresinin 45. âyetinde geçen ﴾ُ َ ْכَأ ِ א ُ ْכِ َ َو﴿ kavl-i şerifini isim vermeden “ ” ibâresini kullanarak ve ÓaúÀiúu’t-tefsìr’den151 aynen naklettiği Ebÿ Bekr el-VerrÀú’ın işârî görüşüyle şöyle tefsîr etmiştir152:

و : כذ א א כ כذ כأ لز א כ

145 es-Sulemì, Muóammed b. el-Óuseyn, ÓaúÀiku’t-tefsìr, I-II, thk. Seyyid ‘İmrÀn, c. II, nşr. DÀru’l-kutubi’l-‘ilmiyye, Beyrut,1421/2001, s. 41.

146 el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 258.

147 es-Sulemì, a.g.e., II, 113.

148 el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 288.

149 es-Sulemì, a.g.e., II, 102.

150 el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 284.

151 es-Sulemì, a.g.e., II, 117.

152 el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 290.

c. İşari görüşü nakilde bulunduğuna işaret etmeksizin aktarması

Misâl 1: ÙÀhÀ sûresinin 1. âyeti olan ﴾ ﴿ kavl-i şerifini, ÓaúÀiúu’t-tefsìr’den 153 aynen naklettiği Ebÿ Bekr el-Vasiùì’nin işârî görüşüyle şöyle tefsîr etmiştir154:

يأ

ُ אو א طא إ : .

Misâl 2: Úaãaã sûresinin 29. âyetinde geçen ﴾ َ َ َ א َ ُ َ َ א َ َ ﴿ kavl-i şerifini, ÓaúÀiúu’t-tefsìr’den155 aynen naklettiği Ebu’l-‘AbbÀs b. ‘AùÀ’nın işârî görüşüyle şöyle tefsîr etmiştir156: . ة ّ ّ א رא أ ِرא إو ِ ّ אو א مאّ أ א دو ، א أ ّ אّ :يأ

In document MUHAMMED B. EL-HASAN EL-MU‘ÎNÎ’NİN “LEVÂMİ‘U’L-BURHÂN VE KAVÂTİ‘U’L-BEYÂN FÎ ME‘ÂNİ’L-KUR’ÂN” ADLI ESERİNİN TAHLÎL VE TAHKÎKİ (Page 82-91)