Müellif hakkında en eski kaynak sayılan es-Sem‘Ànì’nin (ö. 562/1167) et-Taóbir fi’l-mu‘cemi’l-kebìr’inde hadîs hafızı olan Ebu’l-fityÀn er-RavvÀsî’den ve bazı başka âlimlerden hadîs dinlediği zikredilmektedir. Bunun dışında, kaynaklarda hocaları hakkında başka bir bilgi verilmemektedir. Müellifin, üzerinde çalıştığımız eserinde geçen görüşleri itibariyle, etkilendiği hocalarının başlıca özellikleri Şâfi‘î, Sûfî, Eş‘arî ve dilci olmalarıdır. Müellifin astronomi, dinler tarihi, mezhepler tarihi ve felsefe gibi ilimlere de vakıf olması, yaşadığı dönemde oldukça yaygın olan ve söz konusu ilimlerin okutulduğu Nizamiye medreselerinden birinde yetişmiş olabileceğini göstermektedir.

Bilinen tek hocası, Ebu’l-fityÀn ‘Umer b. Abdilkerìm b. Sa‘deveyh b. Mehmet er-RavvÀsî (428-503/1037-1110)101’dir. Bu zât aslen Dihistânlı olup Nîşâpûr’da yetişmiş ve yaşamıştır. Hadîs dinlemek için dünyanın en ücra köşelerini dolaşmış ve zamanın en büyük hadîs âlimlerinden biri olarak şöhret kazanmıştır.

Aynı bölgenin ve devrin insanları olması, usÿlu’l-luàa konusundaki uzmanlıkları sebebiyle, kendisine hocalık yapmış olması muhtemel âlimler arasında Ebu’l-Óasan

‘Alì b. Aómed b. Muóammed el-Fencukirdì (433-513/1042-1119)102, Ebÿ Bekr el-Óasan b. Ya‘kÿb b. Aómed b. Muóammed el-Edìb (517/1123)103, Ebu’l-Faêl Aómed b.

Muóammed b. Aómed el-MeydÀnì (ö.518/1124)104, Ebÿ Bekr ‘Atìú b. ‘Abdil‘azìz b.

‘Abdilkerìm ed-Deràamì el-ÓÀóasrì (477-560/1084-1165)105 zikredilebilir.

101 eõ-Õehebì, a.g.e., XIX, 317.

102 es-Sem‘ânî, el-Ensâb, IV, 402.

103 es-Sem‘Ànì, et-Taóbìr, I, 608; el-Óamevì, Mu‘cemu’l-buldÀn, I, 220.

104 es-Sem‘Ànì, el-EnsÀb, V, 429.

105 es-Sem‘Ànì, et-Taóbìr, II, 336.

2. İtikâdî ve Amelî Mezhebi a. İtikâdî Mezhebi

el-Mu‘ìnì’nin itikâdî meselelerde imam Ebu’l-Óasan el-Eş‘Àrì’nin görüşlerini benimsediği anlaşılmaktadır. Meselâ, Baúara sûresinin 74. âyetini tefsîr ederken, taşların Allâh’tan korkması meselesinde, itikâdî mezheplerin bu ve benzeri âyetlerin te’vîline yaklaşımlarından bahsetmekte ve Eş‘arî’lerin görüşünü diğerlerine nazaran mutedil olarak değerlendirip diğerlerinin farklı oranlarda aşırılığa kaçtıklarını beyan etmektedir106. Aynı şekilde diğer müteşâbih âyetlerde de te’vîle başvurması bu görüşü desteklemektedir107.

b. Amelî Mezhebi

Şâfi‘î mezhebine mensûptur. LevÀmi‘u’l-burhÀn’ında İmam eş-ŞÀfi‘ì’nin görüşlerinden bahsederken “bizde” ve “mezhebimiz” gibi ifâdeler kullanması bunun açık bir delilidir108.

3. Hocalığı

Ebu’l-feêÀ’il özellikle dil ve edebiyat âlimi olup kelimelerin ilk kullanıldıkları anlamlarını ezbere biliyor ve “‘ilmu uãÿli’l-luàa” olarak bilinen bu bilim dalında dersler veriyordu. Âmâ olduğundan, derslerini ezberinden verdiği ve eserlerini öğrencilerine yazdırmak suretiyle telif ettiği anlaşılmaktadır. LevÀmi‘u’l-burhÀn’dan anlaşıldığı üzere, en belirgin yönü dilcilik ve edebiyatçılık olmakla birlikte Şâfi‘î fıkhı, tasavvuf ve kelâm gibi alanlarda da geniş bilgiye sâhip bir âlimdi.

106 Bkz. el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 27-28.

107 Msl. bkz. el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 9, 15, 45, 429.

108 Msl. bkz. el-Mu‘ìnì, a.g.e., s. 34, 44, 47, 49, 78, 89, 140, 247, 258, 368.

4. Öğrencileri

Müellifin hayatıyla ilgili kaynaklarda, birçok kişinin kendisinden “uãÿlu’l-luàa”

konusunda dersler almakta olduğu anlaşılsa da talebelerinden sadece ikisinin isimleri bize ulaşmıştır:

1- Ebÿ Sa‘d ‘Abdulkerìm b. Muóammed es-Sem‘Ànì (506-562/1112-1167)109: Merv’de doğmuş, çok küçük yaşta babasıyla birlikte hadîs tahsiline başlamış ve birçok yeri dolaşıp pek çok hocadan ders almıştır. Nîşâpûr’a 530/1136 senesinde gitmiş ve muhtemelen o tarihlerde Ebu’l-FeêÀil’den az da olsa ders alıp bazı notlar yazmıştır110.

2- Ebu’l-KÀsim ‘Alì b. el-Óasan b. HibetillÀh b. ‘AbdillÀh (İbn ‘AsÀkir) (499-571/1106-1176)111: Şamlı olup tahsili için birçok yere gitmiş ve çok sayıda eser telif etmiştir. Aynı şekilde o da Nîşâpûr’a 529/1135 senesinde gitmiş ve Ebu’l-feêÀil’den muhtemelen o tarihlerde ders almıştır112.

5. Eserleri

a. LevÀmi‘u’l-burhÀn ve úavÀti‘u’l-beyÀn fì me‘Àni’l-Kur’Àn: Çalışmamızın konusu olan bu eser hakkında daha ayrıntılı bilgi bir sonraki bölümde verilecektir.

b. BeãÀiru’n-neôÀir fi’l-Úur’Àn

Bibliyografya kitaplarında bu eser hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.

Ancak üzerinde çalıştığımız LevÀmi‘u’l-burhÀn adlı eserde iki yerde, bazı kelimelerden bahsedilirken ayrıntılı açıklamaların el-BeãÀ’ir adlı eserde verileceği söylenmektedir.

Kitabın 207 yapraktan oluşan eksik bir nüshası, Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Veliyyuddîn Efendi bölümü no. 68’de kayıtlı bulunmaktadır. LevÀmi‘u’l-burhÀn’da KitÀbul’l-beãÀ’ir fi’t-tefsìr ve KitÀbu’l-beãÀir olarak geçen bu eserin dili Farsça olup söz konusu yazma nüshasında geçtiği üzere tam ismi BeãÀiru’n-neôÀir fi’l-Kur’Àn’dır113. Kitap, “el-vucÿh ve’n-naôÀ’ir” ilminin tipik bir örneği olup Kur’an-ı Kerim’de birden

109 eõ-Õehebì, a.g.e., XX, 456.

110 es-Sem‘Ànì, et-Taóbìr, II, 114; el-Munteòabu min meşyaòati Ebì Sa‘d es-Sem‘Ànì, II, 209a.

111 eõ-Õehebì, a.g.e., XX, 554

112 İbn ‘AsÀkir, a.g.e., II, 913; el-Óamevì, Mu‘cemu’l-buldÀn, IV, 237; es-äafedì, Nektu’l-himyÀn, s.

248.

113 el-Mu’ìnì, Ebu’l-FeêÀ’il Muóammed b. el-Óasan, BeãÀ’iru’n-neôÀ’ir fi’l-Úur’Àn, yazma (Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Veliyuddin Ef. No. 68), 2b.

fazla manaya gelen kelimelerin kullanıldıkları manaları zikretmekte ve her biri için örnekler vermek suretiyle alfabetik sırayı takip ederek “şefâ‘at” kelimesine kadar devam etmektedir. Nüshanın herhangi bir istinsâh kaydı olmaksızın “şefâ‘at” kelimesinde sona ermesi, eksik olduğunu göstermektedir. Kitabın ilk sayfasındaki giriş kısmında müellifin adından sonra onun henüz hayatta olduğunu ifâde eden şu dua cümlesi bu nüshanın, müellif hayatta iken yazılmış olduğunu göstermektedir:

َل ُِّ א لאز د و ّ א أ و א א و َل و ّ ر م כ אّ א א درو

ّ אّ ر و و .

“Kalbinin himmetleriyle, manaların gelişinden istifâde etmeye ve esma-i hüsnanın te’yîd ve doğrultması, rabbanî medet, tevfik ve lütüf ile Rabbinin kereminden arzularının gerçekleşmesini yardım olarak talep etmeye devam etsin!”

Nüshanın noksan bulunması muhtemelen müellifin ânî114 vefatı sebebiyledir.

6. Şâirliği

Herhangi bir şiir divanı ya da benzeri bir eseri bulunmayan Ebu’l-feêÀil’in şiir de söylediğini, talebesi İbn ‘AsÀkir’in kendisinden naklettiği şu beyitler göstermektedir115:

ْ َ א ِ ِ َ ْ َ نأ َ ْنِإ א אرو

ْن א ِحوَرو

ْ َ ِ ْ א אذ ْ أ َ כ א ُ

ى ن ْ َ ُ א وأ א

ُ א כ ْ َ א א ىو ْ َ َ ْ ُ ْא َ א ِّ ّ א

ْ َ َ א ِ ْ ُ َכ ِّ א ِ ِّ َ ْنَأ ْ َ َ ٍ ُ ُ ِ َسא א ِ ِ א و

“Eğer hem en güzel karşılık, hem kalp huzuru, hem de beden rahatından nasiplenmek istersen

O zaman nerede olursan ol, sonsuz ihsân sâhibine itaat et, zira Allah’tan sakınmak (takva) en güçlü (en iyi koruyan) kalkandır.

Sünen kitaplarında seçkin ve güvenilir peygamberden şöyle rivâyet edilir Dışın güzel olduğu gibi içini de güzelleştir ve insanlara karşı güzel ahlaklı ol”.

114 es-Sem‘Ànì, et-Taóbìr, II, 114.

115 İbn ‘AsÀkir, a.g.e., II, 913

Belgede MUHAMMED B. EL-HASAN EL-MU‘ÎNÎ’NİN “LEVÂMİ‘U’L-BURHÂN VE KAVÂTİ‘U’L-BEYÂN FÎ ME‘ÂNİ’L-KUR’ÂN” ADLI ESERİNİN TAHLÎL VE TAHKÎKİ (sayfa 37-41)