KUR’ÂN’DA TOPLUMSAL FARKLILIKLA İLGİLİ KAVRAMLAR

Belgede KUR’ÂN’DA TOPLUMSAL FARKLILIK (sayfa 135-141)

2.3.1. H-l-f:

(فلخ)

(فلخ) Kökünden türemiş bir kelimedir. فلخ lügatte çocuğun babasının ahlakından sapması, geride kalmak, birinin yerine geçmek, halife olmak, elbiseyi yamamak, arkadan yaklaşmak, amansız muhalif olmak gibi anlamlara gelir.283

Görüş ayrılığı ve anlaşmazlıklarla ilgili en temel kavram olan ihtilaf, bu kökten türemiştir. Farklı kullanımları dikkate alındığında bu kökten türemiş kelimelerin, “iyi ve ideal olanın ya da bir aslın gerisinde kalmak” anlamında birleştiği görülür.284

282 Muhammed Hüseyin Tabatabaî, el-Mîzân fi Tefsîri’l-Kur’ân-ı Kerîm, Beyrut, 1991, C. 5, s. 359.

283 Rağıb el-İsfehani, “h-l-f” maddesi”, Müfredat (Kur’ân Kavramları Sözlüğü), s. 355.

284 Halil Aldemir, Kur’ân-ı Kerim'e Göre İhtilaf Nedenleri, Alanları, Boyutları, Çözüm Yolları, Kitabî Yayınları,, İstanbul 2010. s. 33.

Kur’ân-ı Kerîm'de bu kökten türetilmiş pek çok kelime bulunmaktadır.

Bunlardan فلخ fiili, önceki kuşakların yerini almak,285 gıyabında bir başkasının yerine geçmek,286 birine halife/vekil olmak,287 فّلخ fiili, muhalefet etmek,288 فلتخا fiili, ayrılığa düşmek,289 فلاتخا çeşitlilik,290 dönüşüm291 gibi anlamlarda kullanılmıştır.

Bu kullanımlardan ihtilaf kelimesi insanlar arası münasebetlerde kullanıldığı zaman dâima menfî anlamda kullanılmıştır. Çünkü çatışma ve ayrılığı ifade etmiştir.292 Sözgelimi “Kitap hakkında ayrılığa düşenler doğrusu derin bir çıkmazdadırlar.”293 âyeti ehl-i kitâbın kendilerine gönderilmiş vahiy hakkında ihtilaf etmelerini tasvip etmemektedir. Bu kökten türemiş ve evrenle ilgili tasvirleri yansıtmak için tercih edilmiş kelimeler ise olumlu anlamda kullanılmıştır. Çünkü bu kelimeler çatışma ve ayrılığı değil, çeşitliliği ve farklılığı ifade etmektedir.294 Meselâ şu âyette böyle bir durum söz konusudur: “Görmedin mi Allah gökten su indirdi.

Onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık).”295

2.3.2. F-r-k

(قرف )

Lügatte birbirinden ayırmak, tarakla saçları ayırmak, hakkı Batıldan ayırarak her birini açıklamak, yarmak, ikiye bölmek, hayvanların kaçması, bulutun tek başına

285 A'râf 7/169; Meryem 19/59.

286 A'râf 7/150,

287 Zuhruf 43/60., A'râf 7/142.

288 Hûd 11/88; Nûr 24/63.

289 Bakara 2/176, 213, 253; Âl-i İmrân 3/19, 105; Nisâ 4/157; Yûnus 10/19, 93; Nahl 16/ 64, 124; Meryem 19/37;

Zuhruf 43/65; Câsiye 45/17; Şûrâ 42/10;

290 Nisâ 4/82.

291 Bakara 2/164; Âl-i İmrân 3/190; Yûnus 10/6; Mü'minûn 23/80.

292 Halil Aldemir, Kur’ân-ı Kerim'e Göre İhtilaf Nedenleri, Alanları, Boyutları, Çözüm Yolları, s.34.

293 Bakara 2/176.

294 Halil Aldemir, a.g.e.s., 34.

295 Fâtır 35/27.

kalması, korkmak, endişelenmek, yolun belli olması, dişlerin ayrık olması, horoz vb.

hayvanların ibiğinin ayrık olması anlamlarına gelir.296

Kur’ân’da bu kökten türetilmiş çok sayıda kelime vardır. Bunlardan, قرف aralarında mesafe kalacak şekilde ayırmak,297 iki toplum arasını ayırmak,298 belirlendiği için farklı farklı olma,299 قّرف bir toplumu ikiye bölmek,300 görüş ayrılığı sonucu inanç bütünlüğünü bozmak,301 bir zümre arasında ayrımcılık yapmak,302 iki kişinin arasını bozmak,303 ّرفتق iki kişinin304 ya da bir toplumun ayrılması,305 farklı olmak306 anlamlarında kullanılmıştır.

Lügat manaları ile Kur’ân'daki kullanımları göz önünde bulundurulduğunda bu kökten türemiş kelimelerin, genel olarak “bir bütünden ayrılmak” anlamına geldiği görülür. Asıl itibariyle bu kökten türemiş kelimeler iki nesne arasındaki ayrılığı ifade eder, ancak bazen zaman iki soyut şeyin birbirinden ayrılması hakkında da kullanılır.307

2.3.3. K-t’a

(عطق )

Lügatte, ipin örgüsünü çözmek, bir mesafeyi baştan sona kat etmek, bir şeyi yarıda bırakmak, yol kesmek, soykırımda bulunmak, kesin konuşmak, engel olmak, öldürmek, engellemek, geçmek gibi anlamlara gelir.308

296 Hasen Said Kermi, el-Hâdî ilâ Lugati’l-Arap, Dâru Lübnan, Birinci Baskı, Beyrut 1991. C. 1, s. 312.

297 Bakara 2/50.

298 Mâide 5/25.

299 Duhân 44/4.

300 Tâhâ 20/94.

301 En'âm 6/159; Rûm 30/32.

302 Bakara 2/136, 285; Âl-i İmrân 3/84.

303 Bakara 2/102.

304 Nisâ 3/130.

305 Âl-i İmrân 3/103, 105; eş-Şûrâ 42/13; Beyyine 98/4.

306 Yûsuf 12/39, 67.

307 Ahmed İbn Yûsuf Semîn el-Halebî, Umdetu’l-huffâz fî tefsîri eşrafi’l-elfâz, Âlemu’l-kütüb, Beyrut 1993. C. 3, s.

264.

308 Mükerrem İbni Manzur, Lisanu’l- Arab, C. 8, Ss. 376-378.

Kur’ân’da bu kökten türetilmiş bir çok kelime bulunmaktadır. Bunlardan, عطق tamamen yok etmek,309 gözetilmesi gereken bağlara riâyet etmemek,310 عّطق parçalamak,311 ayırmak,312 çeşitli gruplara ayırmak,313 عّطقت mevcut birliği bozmak314 anlamına gelmektedir.

عطق asıl itibariyle “bir şeyi ayırmayı” ifade eder. Kimi zaman bu, cisimlerde olduğu gibi göz ile görülür, kimi zaman ise sadece idrak edilir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm'de her iki kullanımın da örneklerini bulabiliriz. Meselâ, "O ikisinin elini kesin" (Mâide, 5/38) âyetinde cisimlerde, "Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi koparıp ayırırlar. (Bakara 2/27) âyetinde ise soyut meseleler hakkında kullanılmıştır.

Kur’ân-ı Kerîm'deki kullanımları arasında geçen عّطقت fiili iki ayette insanlar arasında dini konularda çıkan ihtilafı anlatmak için kullanılmıştır. Bununla ihtilaf yüzünden birbirinden ayrılan gruplardan bahsedilmiştir. Meselâ bu kavram, son ilâhî mesajdan önce vahyî tebliğlerden birine muhatap olmuş, ama zaman içerisinde tevhid inancından saparak çeşitli isimler altında hizbî bir taassup içine kapanıp katılaşan ve her biri kendi dogmalarına sıkı sıkı bağlanan gruplar haline gelen kimselerden bahseden şu ayette bu manada kullanılmıştır: "Aralarındaki birliği bozup parça parça oldular. Her bir hizip sahip olduklarıyla hoşnutluk duyar oldu.315

2.3.4. N-z’a

(عزن )

Sözlükte bir şeyi kökünden sökmek, koparıp çekmek, kaldırmak, eli cepten çıkarmak, oku yaydan fırlatmak, âmirin memuru işten atması, okçunun yayın kirişini germesi, kuyudan kova çekmek, metinden anlam çıkarmak, itaatten çıkmak, hastanın

309 En'âm 6/45; A'râf 7/72.

310 Bakara 2/27; Ra'd 13/25.

311 Muhammed 47/15.

312 A'râf 7/168.

313 A'râf 7/168.

314 Enbiyâ 21/93; Mü'minûn 23/53.

315 Mü'minûn 23/53. Ayrıntılı bilgi için bkz: Halil Aldemir, Kur’ân’da İhtilaf, s. 26.

ölüme yaklaşması, çocuğun ana-babadan birine çekmesi, nefsin bir şeye meyletmesi gibi anlamlara gelir.316

Kur’ân’da bu kökten türetilmiş kelimeler, birçok farklı anlamlara gelecek şekilde geçiyor olsa da عزن fiilinin tartışmaya sürüklemek,317 عزنت fiilinin ise farklılıklar yüzünden çekişmek ve çatışmak318 gibi anlamları ifade edecek şekilde zikredildiği görülmektedir.

Bu kökten türemiş kelimeler asıl itibariyle “cisimlerin çekilip çıkarılması”

anlamında kullanılırken daha sonraları anlam genişlemesine uğrayarak soyut şeyler için de kullanılır olmuştur. Bu genişleme sayesinde görüş ayrılıkları yüzünden insanların birbirleriyle tartışması ve mücadelesi bu kökten türemiş kelimelerle ifade edilmiştir.319 Mesela Enfal suresi 46. Ayette Allah müminleri birbirlerine karşı mücadele etmemeleri, didişmemeyi ve tartışmayı çatışmaya dönüştürmemeleri noktasında uyarırken şöyle buyurmaktadır: Allah'a ve resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; yoksa korkuya kapılırsınız, rüzgârınız kesilir. Sabredin; Allah sabredenlerle beraberdir.320

2.3.5. Ş-k-k

( ّقش )

Sözlükte elbiseyi birbirinden ayrılacağı yerden yırtmak, yarmak, dağıtmak, toplumun birlik ve bütünlüğünü bozmak, safa dalıp dağıtmak, geminin suyu yararak ilerlemesi gibi anlamlara gelir.321

Kur’ân’da bu kökten türetilmiş ّقش yarmak, çatlatmak,322 işini güçleştirmek,323 karşı gelmek, قاقش ihtilaf ve düşmanlık anlamında kullanılmıştır.324 Kur’ân'da çeşitli

316 Mükerrem İbni Manzur, Lisanu’l- Arab, C. 8, Ss. 349-352; Hasen Said Kermi, el-Hâdî ilâ Lugati’l-Arap, C. 4, s.

481.

317 Hac 22/67.

318 Âl-i İmrân 3/152; Nisâ 4/59; Enfâl 8/43; Kehf 18/21.

319 Semîn Halebî, Umdetü'l-huffâz, C. 4, s. 186.

320 Hasan Basri Çantay, Kur’ân-ı Hakim ve Meal-i Kerimi,

321 Mükerrem İbni Manzur, Lisanu’l- Arab, C. 10, Ss. 181-186; Hasen Said Kermi, el-Hâdî ilâ Lugati’l-Arap, C. 2, s.

486.

kesimler arasındaki ihtilaf, tarafların duruş şekillerinin farklı olmasından dolayı bu kavramla ifade edilmiştir. Çünkü, farklı duruşlar farklı sonuçlara neden olmaktadır.

Arapların âdetine istinaden taraflar arasındaki ihtilafın bu kelimeyle ifade edildiği de söylenmektedir. Nitekim rivâyete göre Araplar, birbirleriyle ilişkilerini kesmek istedikleri zaman bir sopa alıp onu ortadan ikiye bölerlerdi, sonra her biri onun bir parçasını alıp birbirlerine sopa birleşinceye kadar bir araya gelmeyeceklerini söyleyerek ayrılırlardı. Bundan dolayı görüş ayrılıklarının bu tür düşmanlığa dönüşmesi olarak adlandırılmıştır.325

322 Abese 80/26.

323 Kasas 28/27.

324 Bakara 2/137, 176; Nisâ 4/35; Hûd 11/105; Sâd 38/2; Fussılet 41/52.

325 Ragıb el-İsfehani, “Ş-k-k Maddesi”, Müfredat; Semîn Halebî, Umdetü'l-huffâz, C. 2. S. 322.

2.4. KUR’ÂN’A GÖRE TOPLUMSAL FARKLILIĞIN

Belgede KUR’ÂN’DA TOPLUMSAL FARKLILIK (sayfa 135-141)