Ehl ve Âl

Belgede KUR’ÂN’DA TOPLUMSAL FARKLILIK (sayfa 121-124)

2.2. KUR’ÂN’DA SOSYAL GRUPLARLA İLGİLİ KAVRAMLAR

2.2.1. Ehl ve Âl

Kur’ân’da 127 yerde geçen ve on farklı anlamda kullanılan ehl kavramı,242 aile fertleri, inanç ailesi, akraba, bir yerin sakinleri, bir ırkın, dinin mensuplarını veya bir mesleğin üyelerini gösterir. Genel anlamda ayetlerde kullanılış itibariyle halk, ahali, yakın akraba, aşiret, aile ve ehil-erbab anlamlarında ifade edilmiştir.243

Ehl, Kur’ân’ın indiği dönemde Arap toplumunda soy dikkate alınarak da, ihtisas dikkate alınarak ta kullanılabilmiştir. Soya nispetle kullanıldığında, en yakın akrabalar için ehlu’r-racul (adamın ehli), ihtisas bakımından ehlu’l- basra (basra ehli) ve ehlu’l-ilm (ilim ehli) ifadeleri kullanılır.244

Kur’ân’ın bütünlüğüne bakıldığı vakit Ehl kavramının Kur’ân’da kullanılışı ve yeniden anlam/mahiyet kazandırılması ile bağlantılı olarak şöyle denilebilir: ehl tabii ve kan bağına dayalı bir birliktelik biçimi olarak toplumsal sahada kendini bir anlam ve misyon boyutu üzerinden varoluşsal olarak ifade eden en dar çekirdek kadroyu temsil eder. Aslına bakılırsa toplumda bu tanıma uyan birliktelik biçimi ailedir.

İnsan türünü korumayı hedefleyen ve müşterek aklın benimsediği gerekçe ve farklı toplumların kabul ettiği kaidelere dayanan ilk toplumsal birlik olan aile,

242 Mehmet Okuyan, “e-h-l maddesi” Kur’ân-ı Kerim’de Çok Anlamlılık, Düşün Yayıncılık, İstanbul 2013,

243 Ejder Okumuş, Kur’ân’da Toplumsal Çöküş, s. 62.

244 Yahya bin Mehran el-Askeri Ebu Hilal, Arap Dilinde ve Kur’ân’da Farklar Sözlüğü, Çev: Veysel Akdoğan, İşaret Yayınları, İstanbul 2009, s. 418.

toplumsal yapının çekirdeği olması itibariyle, tüm sistemlerin temel dayanağı kabul edilmektedir. Ancak aile sistemi, toplumlara göre farklı görünümler arz ettiği gibi çerçevesi de zaman ve mekana göre daralmakta veya genişlemektedir; bazen, totem aşiretlerinde olduğu gibi tüm aşiret bireylerini kapsayacak tarzda genişlerken bazen de sadece eşler ve küçük çocuklarını içermekle sınırlanmaktadır. 245 Bu da modern sosyolojide eşler ve onlara bağımlı çocuklardan oluşan “çekirdek aile” terimine karşılık gelir.246

Kur’ân’dan önce arap toplumunda da varoluşsal farkındalık olarak kendini bir anlam/eylem biçimi üzerinden tanımlayan ve bu doğrultuda gönüllerde ittifakı sağlayarak kader birliği yapmış en küçük çekirdek kadro, kan yolu üzerinden biçimleniyordu. Kur’ân’da kan bağına izafeten bu çekirdek kadro anlam boyutunda ve dar kapsamı içinde aile olarak karşımıza çıkarken geniş kapsamlı olarak da kan bağına bağlı kalmadan uzmanlaşmaya dayalı olarak şehir ehli veya kitap ehli olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu itibarla ehl toplumsallaşma süreci içinde bir anlam/eylem boyutu etrafına kümelenmiş ve devamlılığını sağlayabilmiş en küçük grup ismidir. Kur’ân şehir ehli derken o şehrin kültürünü ayakta tutan, dışarıdan şehre yerleşmeye gelen kişileri de o kültür potasında eritebilecek ve kendi amacına göre dönüştürebilecek çekirdek kadro anlaşılabilir. Ev ehli derken o eve evlenme ile dışarıdan gelen ve evlenme ile doğacak bireyi kültürleme bağlamında dirliği ve birliği sağlayacak çekirdek kadro anlaşılabilir. Kitap ehli derken de kendisine kitap indirilen peygamberlerin dinini ayakta tuttuğu düşünülen ve o dinin buyrukları ile hükmetmeyi bilen beyin takım ve çekirdek kadro olarak düşünülebilir.

Bakıldığında bu kavram tarihte genelde kan bağı ve nesep üzerinden şekillenmektedir. Fakat Kur’ân bu kavrama yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. Ehl toplumda kendini var eden ve devamlılığını sağlayabilen en küçük çekirdek kadro veya beyin takımı veya yapı taşı olan birliktelik biçimini nesep ve kan yoluyla değil

245A. Zeki Bedewi, A Dictionary of the Social Sciences, Libraine Du Liban, Beyrut, 1986, s. 53. (Aktaran: Orhan Atalay, Kur’ân’da Sosyol Gruplar)

246Gordon Marshall, Sosyoloji Sözlüğü, s. 112.

de iman ve inanç bağlamında yeniden tesis eder. Bu mana en güzel şekilde Hud sûresinde kendini ifade eder. Nuh (a.s)’a oğlu için “O senin ehlinden değildir”

denilmesine karşılık ayetin başında “Nuh Rabbine nida etti ve “Ey Rabbim! Şüphesiz ki oğlum benim ehlimdendir…” demişti. Bu açıdan Kur’ân ehl kavramıyla ilk ve en önemli sosyal birliğin aile olduğunu ve bu birliğin de kalıcılığının kan ve nesep yolundan çok aynı inanç etrafında kümelenmek ve kenetlenmekle mümkün olacağını hatırlatmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, Kur’ân’ın, toplumun en küçük yapı taşı olan aileye biçtiği rol de anlaşılabilmektedir. Bu role göre ailenin farklı biçimlerde sıralanışından farklı sosyal gruplar doğduğundan toplumsal farklılık ve farklılaşmayı Kur’ân, ehl’den yani aileden başlatmaktadır. İman temeli üzerinden oluşturulan çekirdek kadronun sağlıklı olması nispetinde toplum sağlıklı kalabilecektir. İman ekseninde birlikteliğini sağlamış bu çekirdek kadro, dışarıdan kendisine gelebilecek her türlü toplumsal etkiyi kendi içinde absorve ederek kendi lehine dönüştürebilecektir.

Ehl kavramından dönüşmüş olan Âl kavramına gelinecek olursa, her iki kavram arasında kullanım ve anlam sahası açısından farklılık vardır. Kur’ân’daki Âl kavramı sadece Âl-i İbrahim, Âl-i Lut, Âl-i İmran, Âl-i Yakub, Âl-i Firavun gibi herkes tarafından tanınmış, duyulmuş şan, şöhret sahibi büyük şahsiyetlere nispet edilen aileler için kullanılır.247

Kur’ân’da 25 yerde geçen Âl kelimesi insanla kan akrabalığı yoluyla zati olarak ilgisi bulunmayabilir.248 Bu kelimenin geçtiği ayetlerin geneline bakıldığında Ehl kavramında ifade ettiğimiz anlam/eylem/misyon bakımından ihtisaslaşan çekirdek kadroyu temsil eden grubun zamanla etrafında oluşan ve çoğalan taraftar kitlesinin isimlendirilmesi ile ilgilidir denilebilir.

247 Rağıb el-İsfehani, “e-h-l maddesi”, Müfredat (Kur’ân Kavramları Sözlüğü), s. 106.

248Mehmet Yaşar Soyalan, “â-l Maddesi” Elmalılı Tefsirinde Kur’âni Terimler ve Deyimler, Ağaç Kitabevi Yayınları, İstanbul 2003, s. 50.

Ehl ve Âl arasındaki ince ayrımlardan biri de Âl, akrabalık veya dostluk bakımından bir adamın seçkin taraftarları ve yakınlarıdır. Araplarda bir adamın ailesi ve arkadaşları için âlu’l racul (adamın âli) denilirken âlu’l- basra (Basra âli) ve âlu’l-ilm (ilim âli) denilmez.249

Bakıldığında ehl, âl olmadan kendini koruyamayacaktır. Araplar âl, çadırın tahtaları ve direkleridir250 sözüyle bu manayı ifade etmişlerdir. Eğer ehl çadır ise âl direk ve tahtalarıdır. Kur’ân’a da bakıldığında ister kan bağına bağlı olsun ister uzmanlığına bağlı olsun bir anlam ve eylem biçimi üzerinden kendini var edecek olan çekirdek kadro bir dip dalga gibi toplumsal sahada dikey olarak yükselip kendine taraftar bularak ekolleşmez ise toplum onu değiştirip kendi lehine dönüştürecektir ve zamanın potasında eritecektir.

Belgede KUR’ÂN’DA TOPLUMSAL FARKLILIK (sayfa 121-124)