Eğitimin İstihdam Etkisi

Belgede TÜRKİYE’DE KALKINMA PLANLARI IŞIĞINDA EĞİTİMİN KALKINMADAKİ ROLÜ (sayfa 112-115)

4. BÖLÜM: EĞİTİMİN KALKINMA ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

4.1. EĞİTİMİN ETKİLEŞİM İÇİNDE OLDUĞU FAKTÖRLER

4.1.2. Eğitimin İstihdam Etkisi

İnsan kaynaklarının niteliği, ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin tespitinde kullanılan en önemli ölçütlerden birisidir. Bu kriter çerçevesinde bakıldığında gelişmiş ülkelerin tümü, insan kaynaklarının geliştirilmesi, iş gücünün gerekli nitelik ve nicelik seviyesine ulaştırılması, bu alanda sürekli ve uygulanabilir politikaların oluşturulması ve uygulamasında başarı sağlamışlardır. Gelişmemiş ülkeler ise, insan kaynaklarının etkili bir şekilde geliştirilmesi ve değerlendirilmesi konularında başarılı politika oluşturamamakta ve uygulayamamaktadırlar. Teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler, pazarın küreselleşmesi, iletişimin artması, dünya çapında hızlı bilgi alış verişinin ve ulaşımın kolaylaşması, serbest ticaret engellerinin kaldırılması yönündeki girişimler, ülkelerin ekonomilerini büyük oranda etkilemiş bulunmaktadır (DPT, 2001-a, 32).

Çağımızda özellikle teknolojideki hızlı dönüşüm, beraberinde ekonomik dönüşümü de getirmiştir. "Bilgi ekonomisi", "siber ekonomi" gibi kavramlar ortaya çıkmıştır. Yeni çağ şimdiden "Bilgi Çağı" olarak adlandırılmaktadır. Dünyada meydana gelen bu gelişmeler uluslararası rekabeti büyük oranda artırmış bulunmaktadır. Üretim, bilgiye bağımlı hale gelmiştir. Bu nedenle "Nitelikli İşgücü"ne duyulan ihtiyaç artmıştır. Nitelikli insan gücünün anahtarı ise eğitimdir.

İşletmeler, çok çeşitli mal ve hizmeti, zamanında ve kaliteli olarak üretmek zorundadırlar. Bu nedenle, teknolojiyi anlayan, uygulayabilen, verimli ve kaliteli

hizmet üretebilen işgücüne duyulan ihtiyaç artmıştır. 21. yüzyılda işgücü "eğitim alarak yetişmiş işgücü" olarak şekil değiştirecektir. İşletmelerin rekabet gücünü ise sahip oldukları "nitelikli işgücü" belirleyecektir (DPT, 2001-a).

İnsan gücünün en iyi şekilde yetiştirilmesi ve eğitilmesi için ilköğretimden üniversiteye kadar bütün örgün ve yaygın eğitim (işbaşı eğitimi, beceri kazandırma, çıraklık v.b.) yöntemleri kullanılmaktadır. Bu kapsamda nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi ve niteliklerinin sürekli olarak geliştirilmesi ve yenilenmesi eğitim sisteminin görevidir. Yüksek öğretim üst düzey niteliklere sahip insan gücünü yetiştirirken, meslek yüksek okulları ve mesleki ve teknik öğretim kurumları nitelikli ara insan gücünü yetiştirmekte, çeşitli yaygın eğitim kurumları ise insan gücüne sektörün ihtiyaç duyduğu becerilerin sürekli olarak kazandırılması işlevini yerine getirmektedir. Ancak üzerinde durulması gereken, verilen eğitimin kalitesi, uygunluğu ve etkinliğidir. Bu bağlamda Türkiye’de eğitim ve istihdam ilişkisi verileri aşağıdaki biçimde sayısallaşmıştır. Bu tablodan da anlaşıldığı gibi Türkiye 1990 yılından sonra belirgin bir ilerleme kaydetmiştir. Ancak mevzu bahis olan bu ilerleme maalesef gelişmiş olarak kabul edilen ülkelerin oranlarına yetişmemizi sağlayamamıştır.

Tablo-14 : Türkiye’de Eğitim Durumuna Göre İstihdam (2000) Yıl Okur Yazar

Olmayanlar İlkokul Orta Okul Lise Üniversite

1990 2.889 10.878 1.387 1.732 987

Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın 2000

776 2.322 8.135 4.202 2.026 387 3.157 978 1.567 761 Kaynak : DİE, Hane Halkı İşgücü Anketi Sonuçları, 2003.

Eğitim sistemlerinin kalite ve etkinlik sorunu sadece Türkiye’ye özgü bir sorun olmamakla birlikte, ülkemizde yaşanan temel sorun örgün ve yaygın eğitim kurumlarında verilen bilgi ve becerilerin ya istenilen düzeyin bir hayli altında olması yada iş yaşamının ihtiyaçlarına uygun olmaması şeklinde özetlenebilir. Mevcut eğitim sisteminin kalite ve etkinlik sorunu son 10-15 yıldır daha açık ve ciddi

düzeyde tartışılmaktadır. Bunun temel sebeplerinden birisi, dünyanın kaçınılmaz biçimde bütünleşme sürecine girmesi, başta iletişim ve ulaşım olmak üzere her alanda sağlanan hızlı teknolojik yenilikler ve bütün bunların sonucu olarak ulusal ve uluslararası pazarların nitelikli insan gücüne daha fazla ihtiyaç duyması ve insan gücü profilinin değişmesidir. Uluslar ve işletmeler arası ilişkilerin çok arttığı dünya piyasasında ülkeler, sadece ulusal pazarda değil uluslararası pazarda da rekabet edecek insan gücüne ihtiyaç duymaktadır (DPT, 2001-a).

İşletmeler arası ilişkilerin artması, uluslararası şirket evlilikleri ulusal ve uluslararası piyasaların ihtiyaç duyduğu insan gücü profillerini de birbirine yaklaştırmaktadır. Bu sebeple işletmeler istihdam ettikleri ve edecekleri insan gücünde belirli ve sürekli değişip gelişen evrensel nitelikler aramaktadırlar. Bu ise

"nitelikli insan gücü" kavramını değiştirmiş, yeni boyutlar kazandırmıştır. Ülkeler, eğitim sistemlerini oluştururken ve yeni politikalar uygulamaya koyarken artık daha evrensel düşünmek ve bütünleşen dünya pazarlarında rekabet edebilecek "nitelikli insanı" yetiştirmek zorundadırlar.

Dünyadaki hızlı değişim ve gelişim sürecinin iş alanlarına ve mesleklere anında yansımasının uzantısı olarak eğitimdeki formal basamak anlayışı, yerini yeni alanlar belirleme yaklaşımına bırakmıştır. Bu bağlamda;

“1-) Okul öncesi ve ilköğretim basamaklarını içine alan ve her insanın alması vazgeçilmez ön koşul olan bir temel eğitim,

2-) Onu izleyen ve bireye bir meslek edindirmeyi amaçlayan bir kısmı okulda, bir kısmı da işyerlerinde verilen orta ve yükseköğretim,

3-) Nihayet bireyin evrendeki değişimin yanı sıra çok kısa aralıklarla büyük boyutlarda gelişen yada değişen mesleklere uyumunu sağlayacak, hedef kitlesi tüm insanlar olan yaşam boyu eğitim, bugünkü çağdaş eğitimin olmazsa olmaz temel ilkeleri haline gelmiştir” (DPT, 2001-a, 33).

Ayrıca eğitim seviyesinin artışı, kadınların iş hayatındaki sayılarını da arttıracaktır. Nitelikli iş gücü verimliliği de daha yüksek seviyelere çıkaracaktır. Bazı mesleklerin icra edilmesi ise sadece eğitimle olduğu için eğitimin artışı bu meslekteki kişilerinde sayısını arttıracaktır. Bunlara örnek olarak hekimler, dişçiler ve hakimler gösterilebilir (Durgun, 2002).

İşgücünün niteliklerinin yükseltilmesine yönelik eğitim-öğretim çalışmalarında bireyin sadece mesleğin nasıl yapıldığına ilişkin teknik bilgilerle donatılması yeterli görülmemekte; bireyin hukuka ve demokratik hak ve özgürlüklere saygılı, üretken, çevre bilincine sahip, ulusal kültür ve değerleri evrensel kültür ile birlikte özümsemiş kişiler olarak yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Yeni dünya düzeninde Türk insanının sağlıklı, kendine güvenen, diğerleriyle eşit ve katkı yapıcı bireyler olarak yer alabilmesi için eğitim ve öğretimin her düzeyinde başarılı uygulamalar yapılmalıdır (DPT-a, 2001).

Belgede TÜRKİYE’DE KALKINMA PLANLARI IŞIĞINDA EĞİTİMİN KALKINMADAKİ ROLÜ (sayfa 112-115)