BULGULAR VE YORUM
4.4 Eğitim Bilimler
4.4.2 Eğitim Yönetim
Ferit H. Saymen‟e (İş, 1953:172-176) göre eğitim çocuğun ahlaki ve fikri gelişmesi için ana babanın sarf etmek mecburiyetinde oldukları bakımı ifade etmektedir. Ana baba çocuğun yaşayacağı çevre ve toplumu dikkate alarak tahsil ve terbiyesini ona göre tayin etmelidirler. Çocuğun eğitiminde yalnızca ana babaya değil aynı zamanda hükümet bilhassa Maarif Vekâletine büyük görevler düşmektedir.
Emin Erişirgil‟e (İş,1951:196-197) göre maarif işi plansızdır, bir nazır, bir vekil, bir bakan bir yol tutmakta, arkasından gelen onu beğenmeyip başka bir yol tutmaktadır. Talim ve terbiye heyetinin çalışmaları ile ilgili Maarif vekili Necati Bey ile arasındaki olayları ve Necati Bey‟den sonra maarif vekilliği yapan Vasıf Çınar‟ın izlediği politikaların eğitime nasıl yön verdiğini anlattığı yazısında Erişirgil‟e göre politikanın eğitim işlerine karıştırılmaması, talim ve terbiye heyetine muhtariyet verilmesi gerekmektedir.
Talim ve Terbiye heyeti hakkında yazdığı yazısında belirttiği şekli ile Nevzad Ayasbeyoğluna‟ a (İş, 1952:113-114) göre öğretmek, terbiye etmek, aslında devlet için bir adalet hizmetidir. Bu hizmet, demokrasilerde devlet tekelinde değildir. Fakat devlete, hele milli geliri bizim seviyemizde olan memleketlerde, çok muhtaçtır. Şu halde mektep yaptığı işe göre bir mahkeme, muallim de bir hâkim sayılabilir. Böyle yapılırsa, mektepler her derece mahkemelere eşdeğer tutulabilir. Talim ve Tebiye, Maarif Şurası gibi heyetler de „Temyiz Dairesi‟ne tekabül etmektedir. Mahkemeler ve hâkimler gibi öğretmenler de bağımsız çalışmalıdırlar.
4.4.3 Halk Eğitimi
Dergide halk eğitimini uygulayacak olan kurumlar olan Halkevleri ile ilgili makaleler kaleme alınmıştır.
A. Çilingiroğlu (İş, 1953:143-144) yazısına Halkevlerinin kültür yuvası mı yoksa mikropların kültür edildiği yerler mi olduğu sorusu ile başlamış, özellikle Eminönü Halkevinin akıbetini sormuştur. Eminönü Halkevi yazara göre eski senelerde olduğu gibi yine siyasi ve karışık hareketlere sahne olmaktadır. Yazısını „Eski Eminönü Halkevi, hala C.H.P‟nin üstü örtülü hareketlerine mi sahne oluyor?‟ diye soran yazara göre halkevlerinde siyaset yapılmaktadır.
CHP tarafından Halkevlerine dağıtılmış olduğunu söylediği bir dergiden farklı bölümler aldığı yazısında (İş, 1947:1-2) Fındıkoğlu, CHP‟nin yaptığı tek şeyin bilim, Atatürk, parti, Anayasa, amaç, devrim gibi parolalar altında sözde gayelerini gerçekleştirmeye çalışmak bu amaçla da köy enstitülerini kullandıklarını belirtmiştir. Fındıkoğlu‟nun Halkevleri dergisinden aldığı parçalar şu şekildedir:
Birinci parça:
-„Sorarım size : Türk inkılabına gerçekten inananlara, yani imparatorluktaki toplum düzeninin, din, ırk, sınıf farklarının tarihe karışmasını isteyenlere sol denmez mi? Halkçılık, devletçilik, inkılapçılık, laiklik, cumhuriyetçilik ve Atatürk‟ün açık olarak anlattığı manada milliyetçilik( daha yerinde bir deyimle milliyetçilik) ilkeleri sağcılığın öz rengi ile nasıl uzlaştırılabilir?(İş, 1947,C.13,sayı:72, s.1)
İkinci parça:
-„Dine kuvvet verelim.Mekteplere din dersleri koyalım. Camilerde halkı irşad edecek hocalar yetiştirelim. Din konusunu işleyen yayınları teşvik edelim. Köylüyü
okutmaktan vazgeçelim. Milli olan her şeye dört el ile sarılalım. Peki nedir bu milli olan şeyler? Alaturka musiki, gül ve bülbül edebiyatı, yağlı pehlivan güneşi, deve güreşi ! Kadını tekrar evine koyalım, ileri fikirleri yayan bütün muharrirlerin okumasını yasak edelim. (İş, 1947,C.13,sayı:72, s.1)
Üçüncü parça:
„Şunu söylemek gerektir ki Köy enstitüleri hakkında yazı yazan yazarların çoğu bu kurumları bilim gözü ile incelemiş ve millet çapında düşünmüş kimseler değildir. Yıkıcı zihniyet aktüel konu bulmak gayretkeşliği ile çalışıyor.‟ (İş, 1947,C.13,sayı:72, s.1)
Dördüncü parça:
„ Köy Enstitülerinde eğitim fikri ruh ve mana itibarıyla soldur. Çünkü amacı halk kitlesini kalkındırmaktadır. Esasen bu manada alınınca Türk anayasası da, Parti programı da soldur. Türk rejimi 25 yıldır mürteci ve muhafazakara karşı mücadele halindedir. Çünkü anayasamız ileri, aydınlık bir içtima, bir nizam esasına göre tertip edilmiş bulunuyor.‟ (İş, 1947,C.13,sayı:72, s.1)
Beşinci parça:
„Bütün köylüleri okutmak güzel fikir ama sonra toprakları kim ekecek? Koyunları kim güdecek? Daha şehir çocuklarını okutamıyoruz, kalkmışız köylüleri okutmaya… Köylü çocuklarını şımartıyoruz. Enstitüde okuduk diye çalımlarından geçilmiyor. Göreceksiniz sonunda bunlar kafa tutacaklar. Besle kargayı, oysun gözünü!‟ (İş, 1947,C.13,sayı:72, s.2)
Altıncı parça:
„ Ahlakımız nereye gidiyor? Hırsızlık aldı yürüdü. Babalarımız zamanında bu kadar değilmiş. Bunun sebebi din terbiyesinin azalmasındandır, diyenler aldanıyorlar. Dinden uzak bir laik terbiye ile yetişmiş yeni nesiller, bizlerin hala din meselesini münakaşa etmek zorunda kalışımızı şaşkınlık ile seyrediyorlar. Onlar için ahlaklı Türkiye yollarını, okullarını, hastanelerini, ocaklarını çoğaltan Türkiye olacaktır. (İş, 1947,C.13,sayı:72, s.1)
Dönemin siyasetçilerini, köy enstitüleri etrafında gizli siyasi fikirlerini açığa vurmayı amaçlayan kişilerin Halkevlerini ve çıkardığı dergiyi kullandıklarını belirten Fındıkoğlu‟na göre köy enstitüleri milli sermayenin nasıl siyasi bir fantezi uğruna heba edildiğinin en büyük göstergesidir.
4.4.4 Özel Eğitim
Tarık Özbilgen (İş, 1955:38) Türkiye Muallimler Birliği dergisinin beşinci sayısında Hasan Üzgü‟nün yazmış olduğu beş bölümlük bir kitap hakkında bilgi vermektedir. Hasan Üzgü bu yayınının birinci bölümünde çocuğun sütten kesilmesi hadisesinin zamanını tayindeki ehemmiyete işaret etmekte ve bu hususa riayetsizliğin ortaya çıkaracağı çeşitli ruhi anormallikleri belirtmektedir. İkinci bölümde ebeveynin çocuklarına karşı takip ettikleri sert muamelelerin meydana getireceği anormal huylar,
aynı metodun tatbikiyle muhtelif misaller üzerinde durmaktadır. Üçüncü bölümde cinsi temayüllerin ortaya çıkardığı anormal huylar ve bunlarla mücadele ittihaz edilen yanlış hareket tarzlarının ruhi hallerde meydana getireceği bozukluklar anlatılmaktadır. „Kardeş Çekememezliği Kompleksi İle İlgili Ruh Sarsıntıları ve Davranış Düzensizlikleri‟ ne tatbik edilmesi suretiyle kitabın dördüncü bölümünde birçok ruhi teşevvüş ve hattıhareket bozukluklarının teşhisi gözler önüne serilmektedir. Beşinci bölümde yazar, aşağılık kompleksi ve davranış bozukluklarını ele almış bulunmaktadır. Bu bozuklukların çocuğun eğitim hayatına yansıyacağını belirttiği yazısında çocuğun korunması ve toplumda diğer fertler ile ilişkilerinin geliştirilmesinde öğretmenlere ve bakanlığa büyük görevler düştüğünü ifade etmektedir.
Geri zekalılığı, akıl dokusunun eksik, kusurlu gelişmesi yahut doğumdan önce, doğum sırasında, doğumdan sonraki ilk yıllarda geçirilen hastalıklar, travmanın akıl üzerinde yarattığı zararlı etkilerin sonucunda zekanın normal şekilde gelişmesinin bozulması durumu olarak açıklayan Münire Esen (İş ve Düşünce,1959:7-8) , körler ve sağırların yetiştirilmesi için tedbirlerin uzun zaman önce alınmasına rağmen zekaca geri çocukların öğretimi için ilk yazılı teşebbüsün 19 uncu asrın başlangıcında yapıldığını belirtmiştir. Yazara göre zekâca geri çocukların her çocuğun yeteneği oranında gelişebilmesi için yeteri derecede alakanın gösterilmesi amacıyla enstitülerde eğitim ve öğretimlerinin sağlanması gerekmektedir. Eğitim ve öğretim görmüş zekâca geri çocukların eğitim ve öğretim görmemiş olan akranlarına göre çevrelerine daha kolay uyum sağlayabildikleri ve bakımlarının da o derece daha az masraf ve gayret gerektirdiği görüşünü savunan yazara göre yüksek dereceli zekâca geri çocukların eğitim ve öğretimden sonra topluma faydalı olmaları sağlanmalıdır.
BÖLÜM V