• Sonuç bulunamadı

I. BÖLÜM

2.3. Bulgarların Eğitimi

Bulgarların ilk okulları, 1835 yılında, Balkan Sıradağları içindeki Gabrova Kasabası’nda açıldı (Sezer, 1999: 113-114). Bu okul, bir Bulgar tüccarı olan Vassil Apriloff’un, 1834 baharında İstanbul’u ziyareti sırasında, devletten izin almasından sonra kurulmuş olan bir ortaokuldu (Tozlu, 1991: 241). 1889-1916 yılları arasında tespit edilebilen Bulgar okulu sayısı ise 212 idi (Ertuğrul, 1997: 144; Sezer, 1999: 114). 1906-1907 Maarif Nezareti istatistiğine göre, Edirne’de 19, Gümülcine’de 2, Kırklareli’nde 4, Dedeağaç’ta 3, İstanbul’da 2 karma Bulgar okulu bulunmaktaydı (Sezer, 1999: 114).

2.3.1. Okul Yapım İzni

4 Mart 1885 tarihinde Dimetoka Kasabası’nda yapılmak istenen Bulgar mektebine devlet, bu okulun Rum ve Bulgar halkları arasındaki husumeti şiddetlendirme tehlikesine rağmen, izin verdi. Okulun yapılması için en önemli şart ise kanuna uygun hareket edilmesiydi (BOA MV 1/53, 1302: 1-2).

Edirne Vilayeti’nde Resorkisyonist rahiplerinin, Balık Pazarı civarında “Bulgar Katolik Mektebi” adıyla önceden okul haline getirdikleri binanın harap olmasından dolayı yıkılarak, yeniden bir mektep inşa edilmesine ruhsat isteği, mektep müdürü tarafından hükümete iletildi. Konu hakkında gerekli incelemeler yapıldıktan sonra, binanın mektep müdürüne ait olan arsa üzerine, uzunluğu 32 metre ve genişliği de 13,5 metre olarak inşa edilmesine, inşaat masrafı olan 1.200 liranın da Avrupa’da bulunan Katoliklerin yardımlarıyla karşılanmasına izin verildi. Yalnız mektebin Resorkisyonist ruhbanına mensubiyeti zikredilmeyecek ve mektep sadece “Bulgar Katolik Mektebi” olarak anılacaktı. Bu konudaki padişah izni, 2 Şubat 1891’de çıktı (BOA İ DH 1215/95123, 1308: 1-6).

Yine Bulgar mektebi yapılmasına tahsis edilmek üzere Feriköy civarında bir arsa ihsanı, Bulgar Eksarkhı Efendi tarafından, hükümete iletildi. Bunun üzerine, Feriköy tarafında Kilise Sokağı’nda bulunan arazinin Bulgar mektebi inşası için kullanılmasına dair padişah izni, 22 Temmuz 1894’te çıktı (BOA YEE 78/20, 1312: 1).

2.3.2. Devletin Bulgar Eğitimine Bakışı

Yukarıda da ifade edildiği gibi devlet, Bulgar okulunun açılmasına, Dimetoka’da karışıklık çıkma ihtimaline karşı olsa da, izin vermekteydi.

Bulgarlar, devletin önemli okullarında da kontenjana sahiptiler. Ocak-Ekim 1877’de Galatasaray Sultanisi’nde müdürlük yapmış olan Ali Suavi, bu okuldaki Bulgar öğrencilerin faaliyetlerini anlatırken, ikisinin ücretsiz olarak okula alındığını belirtmektedir (Akyüz, 2001: 185-186).

Yine Rumeli’de, Selanik ve Edirne Vilayetleri’nin yatılı merkez idadilerinde, Rum ve Bulgar dilleri, görevlendirilmiş öğretmenlerle öğretilmekle beraber, Üsküp ve Manastır yatılı merkez idadilerinde Rum ve Bulgar dillerinin öğretilmesi amacıyla 400 kuruş maaşla öğretmenlerin alınması için, 2 Temmuz 1896’da, padişah izni çıktı (BOA İ MF 4/1314/M-2, 1314: 1-2).

Bundan başka, Rusya Sefiri’nin, Mekteb-i Mülkiye’ye Bulgarlardan öğrenci kabulünü ve bu kabulün, öğrencilerin ilim ve hukuk tahsil ederek, iyi bir terbiye almaları için gerekli olacağını özel bir surette ifade etmesi üzerine, Hariciye Nazırı, durumu Sadaret’e iletti. Sadrazam, Mekteb-i Mülkiye’ye Rumlardan 10 öğrencinin kabul edildiği gibi, Bulgarlardan da 4 öğrencinin kabulünü saraya arz edince, II. Abdülhamid, bu isteğe, 27 Aralık 1896’da olumlu yanıt verdi (BOA İ MF 4/1314 C- 6, 1314: 1-2).

2.3.3. Bulgarların Eğitime Bakışı

1877’de Mekteb-i Sultani’nin müdürü olan Ali Suavi, Bulgar öğrencilerin devlet karşıtı eylemlerini açıklamakta ve bu durum karşısında Osmanlı hükümetinin akıl almaz gafletini ortaya koymaktadır. Şöyle ki; 2 Bulgar öğrenci eşkiyalık yaparken silahlarıyla birlikte ele geçirilirler ve tutuklu bulundukları sırada, hükümetçe, parasız olarak Mekteb-i Sultani’ye alınırlar. Fakat bu öğrenciler, Ruslar Tuna’yı geçerken, başka Bulgar öğrencileri de kandırarak, Rus ordusuna katılırlar.

Ali Suavi, okulda bölücülük yapan ve zararlı faaliyetleri olan 1 Bulgar öğretmenle 3 Bulgar kalfasının işine son verir (Akyüz, 2001: 185-186).

Bulgarların eğitim yoluyla ihtilalci olarak yetiştirildiklerine en iyi örnek, 1877 yılında İngiliz Liberal Fırkası Lideri Lord Gladstone’un Avam Kamarası’ndaki nutkudur. Burada Gladstone, dünyayı Osmanlı Devleti’nin aleyhine kışkırtmak için gerekli etkiyi yapmış ve bu sefer Osmanlı Devleti, Rusya karşısında yalnız bırakılmıştır (Ergin, 1939: 672). Gladstone, nutkunu söylerken elinde tuttuğu Kuran’ı göstererek, “Bu kitap yeryüzünde kaldıkça, bu batak katliamı gibi vahşetler de dünyadan eksik olmaz (Ergin, 1939: 672).” demiştir. Oysa Batak Köyü’nde vesaire yerlerdeki Bulgar ihtilalini yapanlar, misyoner teşkilatının yetiştirdiği Bulgar talebelerdir (Ergin, 1939: 672).

Mekteb-i Sultani’de durum yukarıda belirtildiği gibiyken, Robert Kolej’de Bulgar öğrencilere, “Milli Birlik”, “Milli Hayatın Gayeleri” gibi tez konuları verilerek, milli hislerin uyanık tutulmasına çalışılmaktaydı (Tozlu, 1991: 222-227). Daily News’in muhabiri Pears, “Tarihte Robert Kolej’in Bulgaristan’ın hayatını etkilediği kadar başka hiçbir enstitü tanımıyorum ki, bir başka milletin hayatını bu derece etkilemiş olsun (Tozlu, 1991: 226-227).” demekteydi.

Zaten sonradan, Bulgar hükümeti, yüksek düzeyde kabiliyetli devlet adamları yetiştirmede kendilerine sağladığı yararlardan dolayı, kolejin tüm müdürlerine şeref payesi verdi. Bulgar Devleti kurulduktan sonra, kolejin idarecileri ve misyonerler, Tırnova’da bu devletin kuruluşunu kutlamak için yapılan toplantıya katıldıklarında, ilk Bulgar Prensi Aleksandır’ın sekreteri kolej mezunu Mr. Stoiloff’u ve devletin ortaya çıkışını yürekten alkışladılar. Robert Kolej’in 1871’deki sınıfının tümü Bulgar’dı. Kolejin Bulgar mezunları daha sonra Bulgaristan’a başbakan, belediye başkanı, büyükelçi, milletvekili ve bakan olarak hizmet ettiler. Mezunlar arasında Rus ordusuna subay olarak katılanlar ve 93 harbinde bu ordunun istihbarat servisinde çalışanlar da vardı (Tozlu, 1991: 227-237).

Kolejden, kuruluşunun ilk 40 yılında mezun olan en büyük ulusal grup, 195 kişiyle Bulgarlardı. Dolayısıyla kolej, Bulgaristan bağımsızlık hareketinin kadrolarını yetiştirmişti (Kocabaşoğlu, 1992: 72).

Tabii ki bu durum, Bulgarların, eğitimi bağımsızlığa giden yolda bir araç olarak kullandıklarını ve kendilerinin de bu şekilde yönlendirildiğini ortaya

koymaktadır. Bunu destekleyen 19 Eylül 1896 tarihli belgede, Bulgaristan’dan Osmanlı ülkesindeki Rum, Bulgar ve Ermenilerin ayaklanması yolunda kışkırtıcı ifadeleri içeren, bazı Rum ve Bulgar okul ve kiliselerine gönderilmiş 13 mektubun ele geçirildiği belirtilmektedir (BOA Y PRK ASK 115/28, 1312: 1).

Bundan başka, Rumeli Vilayatı Müfettişi Hüseyin Hilmi Paşa, Yenice Kazası’na bağlı Gömence Nahiyesi Bulgar Mektebi’ndeki öğretmenler odasının tavanında, bir sepet içerisinde çuvallara sarılmış Bulgarca bir mektup ile 3 adet fitilli dinamit ele geçirildiğini, telgrafla Sadrazama bildirdi. Sadrazam ise 3 Nisan 1906’da durumu saraya iletti (BOA YA HUS 501/70, 1324: 1-2).

Yine 3 Nisan 1907’de Edirne Vilayeti Jandarma Kumandanı Miralay İbrahim tarafından yapılan arzda, Edirne Bulgar Mektebi müfettişlerinden Yorgi Katof’un bugün saat 2’de Edirne’ye 2 saat mesafedeki Bulgar köyüne gittiği ve Ortaköy Kazası Bulgar köylerinde fesat hareketlerine giriştiği, bunun da Ortaköy jandarma zabitinden gelen ayrıntılı raporla sabit olduğu ve raporun da vilayete takdim edildiği bildirilmekteydi (BOA Y PRK ASK 245/7, 1325:1).

Demek ki Rum, Ermeni ve Bulgarların isyana teşvik hazırlıkları Bulgar topraklarında planlanabilmekte, Bulgar eğitim kurumlarında dinamit saklanabilmekte ve mektep müfettişliği makamı da halkı isyana teşvikte bir basamak olarak kullanılabilmekteydi.