1
Merhaba,
Merak ediyorsanız, Revizyonun bir ilham kaynağı yok.
Kapak ve isim temasının kesinlikle yaptığımız işlerle
ilgisi yok. E yaşadığımız gezegen de her şeyden bağımsız değil mi? Neyse, fanzin İstanbul’da yaşıyor. Çoğunlukla bağımsız müzikle ilgili yazılar, araştırmalar yapıyor...
Başlangıçta konser hakkında yazmaya başladı.
Sorun ise görmek istediği her şeyi göremediği halde kaçırdıklarını incelemesiydi. Dolayısıyla kaçırmış olduğunuz konser, kayıt ve içerikleri-bağımsız müziğe dair her şeyi burada bulabilirsiniz.
Fazla iddialıyız ama bence güzel gidiyoruz.
Öpüyoruz.
REVIZYON
Spotify playlistimiz de burada
QR kodu telefonuna okutman yeterli
2 3
Yağmur: Synthpop kıvamında çocukluğundan hatırladığın parçaları coverlıyorsun. Peki kendi parçalarını duyabilecek miyiz?
Lin Pesto: Benim zaten coverlar dışında kendim için yaptığım bestelerim var. Belki sevgili Pestocuğumu severek dinleyen insanlar beste de duymak ister diye bir şeyler hazırlamaya başladım.
Önümüzdeki günlerde yayınlamayı heyecan ile bekliyorum.
Lin Pesto ile Ankara’dan, yaptığı coverlardan ve müzikal alandaki uğraşlarına dair kısa bir röportaj yaptık. Kendisini daha yakından tanımak isteyenleri davet eden Lin, samimiyetiyle bizim kalbimizi çoktan kazandı bile.
Yağmur: Tadı damakta bırakır cinsten bir alt yapıya sahipsin. Seni dinlerken 60larda unutmuşuz da yeni bulmuşuz gibi bir keyifle dinler olduk. Bunu nasıl başardığını sorsak?
Lin Pesto: Öncelikle çok teşekkürler.
Aslında sadece çocukluğumda dinlediğim, bir şekilde duyduğum müzikleri şu an dinlediğim ve sevdiğim müzik tarzları ile birleştiriyorum.
Umarım benim keyif aldığım kadar dinleyen insanlar da keyif alıyorlardır.
60’lardan Kalma Bir Synth Kırıntısı:
Lin Pesto
Yağmur: Lin Pesto’nun müzikal açıdan kimlerden izler taşıdığını az çok biliyoruz. Peki, müzikal olmayan bir ilham kaynağın var mı?
Lin Pesto: En çok “found footage” videolardan, eskiden insanların kendi kendilerine çektiği ev videolarından etkileniyorum. Onları kullanmaya çalışıyorum zaten.
O görüntüler çoğu zaman şarkıya daha da anlam katıyor. Buluntu görüntüler kullanarak şarkılar için bir Yağmur: Ankara’nın senin için yeri nedir? Müzikal
açıdan seni buraya ait hissettiren unsurlar var mı?
Lin Pesto: Ankara insanı üzüyor. Gri bir güne uyanıyorsun, içinde olan tüm enerji bir anda gidebiliyor. Ama bir yandan da sevdiğim herkes, tüm anılarım bu şehirde. Ankara’da doğup büyümeyen
sevemiyor zaten bu şehiri.
Yağmur: Elektronik ortamda yaptığın coverlarda hedeflediğin bir nokta var mı?
Lin Pesto: Aslında sadece müzik yapmak istiyorum.
Müzik yapmak beni rahatlatıyor. Cover olur, beste olur. İnsanlara bir şeyler hissettirebiliyorsam ne mutlu.
Üzüntü ya da mutluluk. Hissetmek önemli.
LİN PESTO
LİN PESTOLIN PESTO
Yağmur KOÇ
4 5
Jesus and Mary Chain, Slowdive gibi efsanevi gruplardan sonra bu yıl yeniden toplanıp albüm kaydeden shoegaze sahnesindeki gruplardan biri de Ride oldu. Erol Alkan prodüktörlüğündeki yeni albümleri ile büyük beklenti yaratan grup, elbette ki dinleyicileri tarafından döneminde kendi zirvelerini yaptıkları “Going Blank Again” albümü gibi shoegaze temalı bir albüm bekleyenler için olağanüstü bir beğeni yaratmasa da; “Weather Diaries” birçok anlamda farklı bir albüm.
Erken dönemlerindeki Ride müziğinin aksine shoegaze şarkılar bile daha eskiye göre daha melodik. Diğer şarkılar içinse çok katmanlılık ve gürültü, bu albümde yerini genelde Mark Gardener’ın yeteneklerini sergilediği vokal ağırlıklı bir müzikal yapıya bırakmış.
Ride – Weather Diaries
Albümden en çok öne çıkan “Lannoy Point”, döngüsel synthler ve motorik vuruşlarla Krautrock’un mükemmel bir parçası. Aynı zamanda lirikleri İngiltere’de Brexit olayları sonrası oluşan umutsuz ve boğucu havaya ilişkin durum tespitleri içeriyor.
“Charm Assult”, shoegaze öğeler içermeyen, bazen psikedelik, motomot bir nakaratı olan bir şarkı;
93 yılında çıkardıkları pek de iyi talihli olmayan
“Tarantula” albümündeki şarkılara benziyor.
“All I Want”, alışılmadık tarzdaki vokallerle, geleneksel Ride’den daha kaba ve inceliksiz olması sebebiyle farklılık gösteren bir şarkı. “Cali” ise,
“Carnival of Light”tan esintiler taşıyor.
“Weather Diaries”, grubun kendi diskografisi içinde dinlenmeye değer albümlerinden biri olmuş diyebiliriz.
Ride – Lannoy Point Ride - Cali
Ride - All I Want
RIDE
Deniz HIZ
6 7
Cults’ın 2013 yılında çıkarttığı “Static”ten sonra bu yıl çıkaracağını duyurduğu “Offering” albümünden aynı adı taşıyan ilk single’ı geçtiğimiz aylarda yayınlandı. Albümün açılış şarkısı olan “Offering”; Cults’ın değişmeyen tınısına biraz daha elektronik vuruşlar eklenerek, sanki yıllardır sevilerek dinlenen bir şarkıymış gibi insanın hafızasını yoklamasına sebep olan bir şarkı. Epik ve yumuşak olmayı aynı anda başaran grup; ekim ayında, “I Took Your Picture”
ve akılda hemen yer eden “Right Words” single’larını da dinleyicilere sundu
“I Took Your Picture”; derinliği, geçişleri ve duygusallığı ile albümden şimdiye kadar yayınlananlar arasında en ilginç parça. Grup, şarkının sonuna albümdeki bir sonraki şarkı olan “With Your Eyes Closed”ı da ekleyerek, “I Took Your Picture With Your Eyes Closed” başlığıyla bir video da hazırladı. Esrarlı hikayeler anlatmayı seven duo, yeni albümünden çıkan üç şarkıyla hiç boş geçmedi.
Cults – I Took Your Picture Cults – Right Words Cults - Offering
Cults – Offering
Shopping – Hype
Londralı hareketli Post Punk grubu Shopping, 2013 yılında kurulduklarından beri sorgulayıcı sorularla bezenmiş bir müzik üretmeye devam ediyor. Tüketim ve çabuk tatmin olma arzusunun tuzağına düşenlere yöneltilen sorularla birlikte dinleyicilerin bazı söylenilen liriklere iki kere düşünmesi gerekiyor.
“-Ne dediğinizi duydum. –Bize oyalanmayı öğretiyorlar. –Bize kararsızlığı öğretiyorlar.”
Bu, kişinin durum incelemesi yapması ve gerçeğe dikkatinin çekilmesi için güzel bir argüman.
Son çıkardıkları şarkı “Hype”; funk öğeler, sert vuruşlu davullar, sıçrayan gitarlarla tam dans etmelik bir şarkı ama lirikleriyle ayağınıza dikenlerin batabileceği bir dans pistinde geçiyor.
CUL TS
Deniz HIZ SHOPPINGSH OP PI NG
Deniz HIZ
8 9
LCD Soundsystem’i sadece üç stüdyo albümünden sonra emekliye ayrılmaya karar verdikleri 2010 yılının bize bıraktığı
“This Is Happening”e eşlik ederek beklenmedik bir Madison Square Garden finalinin şaheserine doğru yola çıkıyoruz.
2012’nin ödüllü “Shut Up and Play the Hits” filminin yanı sıra beş LP canlı kayıtları ve 2014’teki “The Long Goodbye”
ile çok da uzun sürmeyecek bir vedaya tanıklık ettik.
Dolayısıyla, Murphy kaybolmaya çalışırken, sabırsızca hayatımızın içine tekrar giriyordu. Müzikal ve duygusal temaların gündeme gelmesi herhangi bir sonuca çıkmasa da, James Murphy hakkında ilk etapta kendi müziğinden zaten bildiklerini tekrar teyit edersek: yaşlanma ve ona eşlik eden varoluşsal düşünceler onu dürttüğünü, pişmanlık ve daha sonra düzeltici olarak müziğin yaratılmasına yönlendirdiğini düşünüyoruz. Ve tipik biçimde, eski Brooklyn DJ edasıyla, kısır döngüye katılmak için bir fırsat olarak ”American Dream”i piyasaya sürüldüğü düşünülüyor.
Amerikan Rüyası: LCD Soundsystem
Geç dönem kariyeri olan “Surrender” ile şecere çiziyor;
PiL’in ruhu, Murphy’nin Yajna benzeri bir kabile tom çarpması üzerine “nasıl uyuyorsun” uyanışlarını seyrediyoruz.
Şarkı bir bütün olarak, ürkütücü ve eğri ritmik olsa da, David Bowie’nin Lodger’ı ve Scary Monsters arasında bir yerde durduğunu görüyoruz. Ve Bowie’nin, Murphy’nin grubunu yeniden birleştirme kararında Bowie’nin rolü göz önüne alındığında, makul olan Murphy’nin Amerikan rüyasını unuttuğunu örneklerle dillendirebiliriz.
LCD Soundsystem’in bu dönüşündeki lirik temalar, ne zafer ne de restorasyon anlamına gelmez; daha ziyade, kendini algılama, inatla hırslanmaya neden olan bir yabancı nesil tarafından ortaya konan eskimiş tehdit ile mücadele etmek için devam eden bir çabayı göstermektedir. “Netflix and chill” güvenliğinden çekinen bir nesil için, orta yaş içine uzanan gri tonlarında beyaz bir adam olan James Murphy’nin endişeleri ve nevrozlarının, gençlik kültürünün mevcut gruplarıyla yarışa girmesi akıl işi değildi.
Bu standartlara göre bile amerikan rüyası LCD Soundsystem için karanlık bir dönüşü temsil ediyor-onların bambaşka bir karanlık korolukları, pişmanlığa maruz kalmış akşamdan kalma vakalarda anthemik, sancılı bir geri dönüş olduğunu düşünüyoruz.
Karar sizin...
Yağmur KOÇ LCD SOUNDSYSTEM
Kayıt başlangıcından itibaren, kırılgan, metronomik tick- tick’leri vuran kalın synth vuruşları, Suicide’in anormal melodik başyapığı “Dream Baby Dream”i anımsatıyor.
10 11
Yağmur KOÇ
AYIN ALBÜMÜ Chris Forsyth&
The Solar Motel Band’den
Bu sürüngen sonsuzluğun içine Chris Forsyth ile hızlı bir giriş yapıyoruz. 2011 yılından itibaren aktif gitar ve solo kayıtlarını tatdığımız Forsyth;
yanına The Solar Motel Band’i alarak bu kozmik yolculuk arasındaki debriyajı sağlar pozisyonda.
Öyle ki “Dreaming in the Non-Dream” ile bize rüyalarımızın kenarından itekliyor.
Albüm kayıtları ise Robert Wyatt ve The Stones gibi grupların geride bıraktığı iplikten bagaj dokumalı bir esnaf stüdyosunda kaydedildi.Daha az ruh, daha fazla kayıp niteliğinde ilerleyen sanatçımızı daha yüksek bir varlığın sakinliğininde dinlenmesini tavsiye ediyoruz. Yoksa bir çeşit müzikal ile şaşkına dönmüş ve ulaşılamayacak kadar derin duyguları şu sıra ihtiyacımız yok gibi.
YENİ ALBÜM YENI ALBÜM
2011 yılında çıkardığı “We Must Become the Pitiless Censors Of Ourselves”den 6 yıl sonra John Maus 12 yeni şarkıyla geri dönüyor. Bu süre zarfında “Politik Felsefe” alanında doktorasını tamamlayan Maus, “Screen Memories” adını verdiği yeni albümünden ilk teklisi olan “The Combine”ı bir video ile dinleyicilerine sundu.
“The Combine”, ürkütücü ve ayinsel synthleri ile adeta ölüm tarafından harekete geçirilen Barok dönemine ait klasik müzik öğelerinin şimdiki hayaletlerini görebileceğiniz bir şarkı.
27 Ekim’de çıkacak olan albümün şarkı listesi ise şöyle:
01 The Combine 02 Teenage Witch 03 Touchdown 04 Walls of Silence 05 Find Out
06 Decide Decide 07 Edge of Forever
08 The People Are Missing 09 Pets
10 Sensitive Recollections 11 Over Phantom
12 Bombs Away
John Maus – Screen Memories
JOHN MAUS
Deniz HIZ
12 13
Sean McBride, bu ay Martial Canterel takma ismiyle minimal wave tarzındaki yeni LP’si “Lost At Sea”yi yayınlayacağını açıkladıktan sonra, “Giving Up” isimli ilk şarkısına çekilmiş bir videoyu da izleyicilere sundu. Videonun yönetmeni ise sürdürdüğü başarılı diğer projesi olan “Xeno and Oaklander”daki partneri Liz Wendelbo oldu.
Kayıt şirketi Dais Records’a göre sanatçının 2014 yılındaki
“Gyors, Lasso”dan sonra ilk LP’si olan “Lost At Sea”
McBride’ın hayatındaki geçiş dönemini yansıtıyor. Basın bültenine göre yeni albüm hala Martial Canterel’in melodik vokalli, yüksek ritimlerini ve ardışık dinamizmini sürdürüyor.
“Giving Up”; endüstriyel dünyanın soğuk, karanlık ve tekrar eden atmosferinin içinde, şu sıralar havalar itibariyle de işten hızla eve yürüyen umutsuzlar için güzel bir vazgeçiş şarkısı.
Martial Canterel – Lost At Sea
Deniz HIZ
Bu hafta Ekvator’un Güneyinden yükselen iki grupla tanışacağız.
İlki Alex Lahey:
Alex Lahey, Avustralya merkezli, “gelecek vaat eden” şarkıcı/söz yazarı. İlk albümünü geçtiğimiz hafta yayınlayan Lahey, “vaat eden” sanatçı ünvanına sıkıca sarılmış ve ona öyle alışmış görünüyor ki şimdiden uzun bir tur programı belirledi. Ve şarkı dinlenmeleri gayet verimli olan sanatçımız, bu konuda tutarlılığını koruyor. Son albümünün ismi “I Love You Like a Brother”
ve indie-pop ağırlıklı 10 parça mevcut. Yolun açık, geleceğin pek olsun.
Bir diğer grubumuz ise Alex Lahey’e yakın, bize ise çok uzak diyarlarda.
Yeni Zelanda’dan Yumi Zouma. Yumi Zouma‘yı 2014’ten beri takipteydim.
İlk teklisi “Alena” bir zamanlar gözbebeğimdi. Fakat grup bir süre sessiz kaldı. Onları çok özlemiştik ki geçen hafta ilk albümleri “Willowbank” i yayınladılar.
Albümdeki çoğu parça bana derinlikleri; bizi baş aşağı çeken ve sürekli koşuşturan insanların bitmek bilmeyen telaşını çağrıştırıyor..
Gerçekliğe ve kendi benliğimize tutkuyla sarılmaya çalışırken aslında boğulduğumuzu da anlatıyor.
Sanırım geç olmadan hepimi kendimiz için en iyisini bulmalıyız.
Ve Yumi Zouma bize bir kapı aralıyor-davet ediyor. Onu keşfet.
Ekvator’un Güneyinden Yükselen İki Grup:
Alex Lahey ve Yumi Zouma
Yağmur KOÇ
14 15
Bir diğer grubumuz Stuk Bambuka v XI Chasov ‘Belik Chert Landish’
Bugün kendinizi şımartmak adına girdiğiniz girişimlere ara verip sizlere 80’li yılların en sevilen grubunun unutulmuş bir parçası ile tanıştırıyoruz. Grup, enfes nota
dokunuşlarıyla bizi şımartmaya kendine adamış gibi.
Ve son grubumuz Dolphin – Shtempol Kışın her şeyi gri ve kendinizi yalnız hissettiğiniz zaman Dolphin’e kulak verin ve yanınıza davet edin. Eminim size de iyi gelecek.
Her ne kadar siyasi gerilimleri ile ülke adını bize önden duyursada, Avrupa sınırlarından Pasifik’e uzanan geniş ve taze sanat üretmeye çabalayan gençlerle dolu bu ülke. Yeni teknolojiyle beraber Y kuşağının da peşinden sürüklendiği bu sanat; yeraltı elektroniğini de geliştirdi. Bu alanda uluslararası bir ünlenme ile hayatımıza dahil olan Kedr Livansky’ın da listesinde olan 3 Rus elektronik grubu ele alacağız.
Bunlardan ilki Samci Drone – ‘Vsadnik Bez Golov
Bu parça Washington Iruing’in gotik romanından çıkmış da özenle kulağımıza yerleştirilmiş bir atmosfere sahip. Özellikle melodik olarak teması pek profesyonel ve de tutkulu.