/ - rt r i 1 A, ,: I w l * c / u / J o (X er Q f f / o-P ii; v ! * i û f i i c f t l n v i w i â i * e v K « L f/■ J 7~ *• v *■ - ' r'K.¡YE CWUKUffiitTi ;-¿ -i---£ ---T ... ---{ ^ 3 4 ---potei postalan Ouoj/C+L
S
c
±
j
L ¿ , A
OL<MS) / c CL*' $ CASLX. r r ) T o u L û~ d e \^ LAJo Z K
/S TAhJÛUL
neveser
1462 Sokak No: 37 A lsancak - İZM İR
Tel: (51) 21 5 6 61
neveser
P e n c e re le r / F e n ê tre s
18 Ş u b a t - 10 M a rt 1993
• Neveser Aksoy est née en 1953. Elle a com m encé à peindre très tôt. De 1962 jusqu'à 1973 elle a bénéficié d'une bourse spéciale de l'Etat Turc. Dans le cadre de cette bourse, elle a reçu des cours privés de peinture par des professeurs de l'Académie des Beaux-Arts d'Istanbul. En 1970, elle est envoyée à Paris. En 1972, elle a obtenu le diplôme de l'Ecole Nationale Supérieure des Beaux-Arts de Paris. En 1990 elle a term iné son doctorat d'arts plastiques sur le thème de "Fenêtre-Tableau" à l'Université de Paris I (Sorbonne).
Entre 1974-1993 elle a fait des expositions personnelles à Paris, Luxembourg, Lyon, Genève, Istanbul, Ankara, Izmlr et dans sept villes au Japon (Tokyo, Osaka, Hiroshima, Sapporo, Obihiro, Kushiro, Nigata). Elle a participé à plusieurs expositions collectives, aux Salons et Biennales.
Ses oeuvres se trouvent au Musée Daubigny, Musée de peinture et de sculpture d'A nkara, M u n icip a lité de Paris, M inistère des Flnance s(T u rqu le), M inistère de l'Extérieure(Turquie), Am bassade de Turquie(Paris), A m bassade de Turquie (Tokyo), Office de tourisme de Turquie (Paris), Attaché Culturel de Turquie (Paris), Turkish House (New York) et dans plusieurs collections privées.
N E V E S E R A K S O Y
1953 'te İzmit'te doğdu.
1962-1973 "Üstün yetenekli çocuklar kanunu" bursundan yararlandı.
1972 Paris Devlet Güzel Sanatlar Yüksek Oku lundan mezun oldu.
1975 İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yük sek Okulu Dekoratif resim bölümünden mezun oldu.
1990 Paris Sorbonne Üniversitesinde "Tablo- Pencere/Pencere-Tablo" konulu plastik sanatlar.doktora tezini verdi. Yaşamını ha len Paris'te sürdürmektedir.
KİŞİSEL SERGİLERİ
1974 Işık Sanat Galerisi (İstanbul) Galerie Jean Camion (Paris) 1975 Galerie Jean Camion (Paris) 1976 Galerie Louis Soulanges (Paris) 1977 Taksim Sanat Galerisi (Istanbul)
1978 İş Bankası Parmakkapı Sanat Galerisi (İs tanbul)
1980 Taksim Sanat Galerisi (İstanbul)
1984 Türk Turizm ve Tanıtma Bürosu Salonu (Paris)
1986 Théâtre des Capucins (Lüksemburg) 1987 Galerie Agnès Stacke (Auvers-sur-Olse) 1989 NDA Gallery (Sapporo-Japonya)
The Miyata Gallery (Kushiro-Japonya) Kobundo Gallery (Obihiro-Japonya) Bokushin Gallery (Tokyo-Japonya) Hitsuji Gallery (Nigata-Japonya) Azuchi Gallery (Osaka-Japonya) Bateaux-Mouches Gallery (Hlroslma-Japonya)
Türk Büyükelçiliği (Tokyo-Japonya) 1990 Emlak Bankası Sanat Galerisi (Ankara) 1991 Galerie Espace Floral Perraud (Lyon) 1992 Tuğray Sanat Galerisi (İstanbul)
ÖNEM Lİ GRUP SERGİLERİ
1964 7 Üstün yetenekli çocuk resim sergisi (İs tanbul)
1971-1972-1973 Salon des Artistes Français (Paris)
1974-1976-1978 Devlet Resim ve Heykel sergi leri (Türkiye)
1977 "Çağdaş Türk Resmi" sergisi, Türkevi (New York)
1978 “Meditterranean Import" Sanat Fuarı (Chicago)
1983 Gérard Philippe Kültür Merkezi (Paris) 1985 “Un instant de paix au Café de la Paix"
sergisinde yapıtı afişte yer aldı (Paris) 1987 Les Fontaines Kültür Merkezi (Paris) 1988 La Commanderle des Templiers de la Vil
ledieu Kültür Merkezi (Paris)
1990 Paris'te yaşayan Türk Sanatçıları sergisi (Paris)
1991 Paris'te yaşayan 7 Türk Sanatçısı sergisi Henri Bazin Kültür Merkezi (Nancy) 1992 1. Frankolon ülkeler Çağdaş Sanat Bienall
(Paris)
Yapıtları Doubigny Müzesi, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi, Paris Belediye si, Paris ve Tokyo'daki Türk Büyükelçiliği, Paris Türk Turizm Bürosu, Paris Türk Kül tür Ateşeliği, Türk Dışişleri Bakanlığı, Türk Maliye Bakanlığı, New York Türkevi, Ak bank, Emlak Bankası, iş Bankası'nın yanı- sıra yurtiçi ve yurtdışında pek çok özel koleksiyonda bulunmaktadır.
ÖDÜLLERİ
1961 ve 1962 Doğan Kardeş Resim Yarışması 1972 Salon des Artistes Français sergisinde
onur mansiyonu (Paris) 1973 Marie Bashirtseff ödülü (Paris)
Tuval üzerine karışık teknik akrilik 1991 89 x 130 Cm.
Tuval üzerine karışık teknik akriiik
Tuval üzerine akrilik
Tuval üzerine akrilik
Tuval üzerine akrilik
Tuval üzerine akrilik
Pres tuval üzerine karışık teknik
Tuval üzerine karışık teknik
Tuval üzerine akrilik
Tuval üzerine karışık teknik
Pres tuval üzerin e karışık te kn ik
..."Neveser, çokluk yitirdiğimiz ve bunlar dan belki de artakalanların evreninden kazana bildiklerimiz için, simgeleselliğini öneregeliyor. Yalnız bırakılmış yerler, şeyler, kapılar, pencere ler bir başka doğa demek de oluyor.
İnsanoğlu yapılar yapılar, bir caddeyi, bir bulvarı, bir sokağı bezeyen, değerlendiren bu boyatmalar nice zaman sonra eskir, onarılır, gene eskir, bazılarda da yalnızlığına itelenir, ya da yı kılır giderler. Neveser, burada bir doğa kuruyor, o evler, dükkanlar, benzeri yerleri bazı bazı tüme yakın, bazanda ayrıntılarından seslendiriyor, ko ruyalım, sahip çıkalım, benimseyelim diyor san ki"...
G ü lte k in ELİBAL
(Ankara Sanat, Sayı: 176, Aralık 1980)
..."Neveserin fotoğrafları ve desenleri, eski semtler ve onların güzel cepheli binalara göre daha çarpıcı bir şekilde sosyal gerçekleri yansı tan, çatlamış duvarlı, kapıları ve pencereleri ka patılmış harap binaları üzerine, eleştirmeli ve nostaljik bir bakış getiriyor"....
M a ria İV E N S
(Gérard Philippe Kültür Merkezi sergi katalogundan, 1-4 Mart 1983)
..."Neveser Aksoy'un yıllardan beri ara ver meden yaptığı pencerelerin arasında en anlamlı ları dışardan ve tıkalı görünenler. Pancurlarla de ğilde levhalarla, payandalarla, geçici yaşam ele manlarıyla tıkalı, kapalı olanlar. Bu yıkıma adan mış pencereler daha şimdiden harabeler"....
“Neveser Aksoy'un en kötü kapalı pencere leri bile daha çok güzel bir yapılışta göstermesi dikkate değer: Bu kendini yansıtma olabilir mi? Sonra pek çok pencere-objelerdeki büyük bo yutta N.A. grafitisinin ısrarı nasıl anlamlı buluna maz?
...Neveserin pencereleri görevlerini yapmı yorlar onlar objedir. Acı çekiyorlar ama özenle bakılmış, hoş dürümdalar. Sanatçının İmzasını taşıyorlar. İşte böylece penceresinde olmayan kadın ressam. Kendisi bizzat tablo oldu"...
R en e P asseron
(Emlak Bankası Sanat Galerisi'ndeki sergisinin katalog yazısından)
... "bu sergideki pencereler yalnızlığı, terk edilmişliği vurguluyor. Kırık camlar, kırık camlardan dışarıya uçuşan, uçuşmuş perde ka lıntıları bir yana, kimi pencerede cam bile yok. Birkaç tahta parçası çakılarak kapatılmış ya da kör gözler gibi derin bir karanlığı dışarıya yansıtı yor. Çoğu da örülmüş... Tıkanmış pencereler. Ni teliğinden kopmuş pencereler.
Pencereler kadar, pencereleri çevreleyen duvarlar da önemli kanımca. Önceki resimlerde, bir hayli düzgün, bir hayli bakımlı ahşaplar ya da tertemiz sıvalı, badanalı kâgir görünüyordu pen cerelerin çevresinde. Oysa, şu on yıl içinde yaptı ğı resimlerde, pencerelerin yalnızlığını perçinle yen kırık tahtalar, dökük sıvalar dikkat çekiyor. Tertemiz badanalar ya da boyalar yerini hoyratça yapılmış boyalara bırakmış. Kısacası, nostaljinin ılık romantizminin yerini çöküşün hoyrat yıkıntıları almış" ....
G Ü V E N T U R A N
..."Neveser'in resimleri psiko-anlatımlıdır. onun ruh halini açığa vurur. Kapalı pencerelerin resmini yapıyorsa da bu onun dış dünya ile tüm ilişkilerini kesmesi demek değildir. Tam tersine o pencereleri gözlemler, onlarda geçmişin ve bir zamanlar bu pencerelerden bakan insanların ru hunu arar, acılarından ve mutluluklarından izler bırakan ve artık orada olmayan insanların geçmiş yaşamını yakalamaya çalışır" ....
P E T K A N A R İZ O V A J A K İM İU K
•Paris'de Sorbonne Üniversitesi'nde verdiği "Türk resmi ve Paris'deki Türk ressamlar" adlı master tezinden
.... “Sıvası pul pul olmuş duvarlarda oluş muş dokuların, camsız kalmış pencerelere kimi zaman belirli bir gerekçeyle, çok zaman çıkarsa- namaz bir nedenle çakılmış ahşapların oluşturdu ğu düzenlemelerin taşıdığı görsel değerleri saptı yor. Ve bunları “tablolaştırıyor". Ama, ortaya çıkan tabloların, duvar, pencere gibi “nesneler"i mi yansıttıkları, yoksa kendilerinin mi birer “duvar" a ya da "pencere"ye dönüştükleri kesinkes söyle nemez" ....
....“Neveser resimlerinde pencere olgusu-Ö nder Ş E N Y A P IL I
"GÜNEŞ" Gazetesi 12 Aralık 1990
na farklı bir anlayışla yaklaşmış, pencereyi kendi sınırları içinde pencere-tablo olarak tasarlayıp, yeni kavramlar türetmiştir.
Neveser'in pencereleri içerik ve teknik ola rak üç ayrı dönemde incelenebilir. Teknik olarak ele alındığında ilk dönemleri için pentür, ikinci dönemi için kolaj, son döneminde ise assamblaj ağırlıklıdır diyebiliriz. Ancak bu teknik farklılıkların
daha çok ifadeyi kuvvetendirmek amacına yöne lik olduğunu ve birbirine destekleyerek olgunlaş tığını görüyoruz."
....“Her dönem çalışmaları onun psikolojik durumuyla yakından ilgilidir. Kendini saran çevre ve mekanla olan ilişkileri onlarla uyum ve çatış malardan doğan çelişkileri evrensel bir anlama oturtmaya çalışır."....
Ö Z A Y E R K IL IÇ
L IE U X IN V IS IB L E S
Il suffit de fixer un peu ses yeux, pour changer, le connu en Inconnu, la vie en songe, le moment en éternité.
Paul V a lé ry L'aspect de la fenêtre en art est connu uniquem ent par quelques spécialistes et même ceux-ci, n'en sont pas vé ritablem ent fam iliers en dehors de leurs propres recherches. Dans le domaine de la sym bolique chrétienne, on peut trouver la notion de fenêtre dans l'art chrétien primitif et ses bas-reliefs.
La fenêtre n'est pas seulement un motif formel, la fenêtre appartient â l'histoire de la littérature, du folklore et de l'art. La fenêtre est symbolique, allégorique et magique. A la fin du 19éme siècle, les peintres symbolistes vont faire ressurgir la tradition symboliste de la fenêtre, et les surréalistes développer largement ce thème, dont particuliérement le peintre Marcel Duchamp. Freud lui-même, dans ses enseignem ents analytiques va éclairer la fenêtre sous le sens d'une" représentation de la sexualité féminine". Ainsi la fenêtre reste le chemin de "la pénétration de l'être dans le sein fém inin". On la retrouve dans l'art assyrien, avec en son sein Astarté la grande déesse lune de Babylone. En fait, cette dernière peut se définir en deux points, le regard externe vers l'interne, interne vers l'externe, l'un est panoramique et l'autre voyeuriste. D'une part elle sym bolise le regard vers l'intérieur m agnifié par la loupe, rendant ainsi plus intimes les détails â travers un angle m iniaturisé, l'autre est un regard m agnifié sur le monde. André Breton, peéte surréaliste dira "La fenêtre plonge son regard â travers nos chairs ouvertes, jusqu'à notre coeur".
Mais quelle serait cette fenêtre opaque de Neveser? Muée dans son silence nul m oucharabieh, nulle transparence, intérieur-extérieur, quelle est cette fenêtre muraille? d'une ville témoin d'une civilisation disparue : où ne sont plus souvenirs intérieurs ou extérieurs. Seules demeurent les traces de la fenêtre : la mise en forme de la mémoire. D'où viennet ces obturations, ces accumulations aussi chatoyantes, suggestives ou parfois oppressantes? Traitées parfois comme des icônes ou des portes ouvrant sur d'autres terres â jamais obturées pour le lecteur. Ce temps d'"il était une fois" est â jamais révolu. Il n'y aura plus, il n'est plus, seul persiste ce signe, ce signe étrange, seule m arque d'un im possible tem ps enfui. Je ne sais? débouchant sur des grèves de bonheur ou de tendresses tapies au sein de douceurs familières. Nul besoin de laveurs de carreaux même symboliques, tout s'est figé, un événement innomable s'est déroulé. La tempête du tem ps s'est abattue ici, obstruant, cellant la transparence, la rendant objet en soi. Ici intervient le trouble, l'invisible se conjugue avec l'opaque, bétonnât l'intérieur, l'extérieur,
pour plus de sécurité peut- être. La fenêtre s'apparente â un mur, marque délimité. Elle est devenue muraille. On ne peut ni ouvrir, ni fermer, les pays des merveilles sont â jamais en allées. Tout est vanité. Nous sommes loin des fenêtres de Matisse des Flamands, ou des Italiens ou de Magritte, il n'y a plus d'om bres. La transparence s'est opacifiée, un léger souffle dans un des tableaux de Neveser s'est figé dans une attente où la dentelle s'est incrustée comme après une irruption volcanique ou un événement tellurique.
On pense a des fouilles archélogiques de la mémoire, des traces, beaucoup de traces, d'obturations, et parfois surgit le bleu cobalt, azuléen, le vert émeraude, jade, com me si Neveser avait d é cidé de reconstituer son passé, de lui donner les couleurs d'Izm ir, de son enfance du monde heureux avec sa soeur, si précoce artistiquement... C ertains tableaux flotten dans l'espace, a g rip p a n t un ciel recréé sur ces fenêtres aveugles.
Neveser de toute évidence préféré le non-dit. La vision, notre rêve, Neveser nous le retourne, rien n'est enseigné, dirigé, nous sommes aux frontières d'un monde disparu cellé... Notre enfance? nos amours? il faut visualiser l'invisible, décripter chez nous ce qui est enfouit, car trop heureux, beau, douleureux... La connaissance doit être cachée dans ce lieu fermé car trop d'ém erveillem ent peut être nocif! Alors, mettons la, la troisième dim ension de Neveser. Elle nous met en scène une vision bi- frontale de la fenêtre, opposition intérieur extérieur, est-ce l'opposition entre le corps féminin extérieur et le mystère interne, celui de la création, nul ne le sait, ce n'est qu'hypothése.
Nous sommes dans un ésotérisme intime dont Neveser est la gardienne, ici n'est plus le dom aine de la peinture, sculpture, bas-relief, installation, séparés. La fenêtre est la cristallisation de nos rêves, un support de méditation. Peut être l'entrée d'un sous-terrain aux sortilèges initiatiques où nous attend la "chose sacrée" la matière des merveilles. Neveser en est la gardienne, la vigilante poétesse, dem andons lui conseil, faisons lui confiance en ce monde actuel bien peu merveilleux où le grand rêve a fuit loin des dévastations.
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi