• Sonuç bulunamadı

TEŞRİNSANİ KÂNUNEVEL

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "TEŞRİNSANİ KÂNUNEVEL "

Copied!
33
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

MİMAR

A Y L I K M E C M U A

TEŞRİNSANİ KÂNUNEVEL

1 9 3 1 11-12

(2)

SENE : t SAVI : 11-12 TEŞRİNSANİ 1 Q a ı KÂNUNEVEL , y d 1 ANADOLU HAN No. 20

İ S T A N B U L

Telefon : 2 1 3 0 7

ııımjjıı k

i

"t(||P«

k i

lllllll

1 '*<

I..İİIİİ.. II »llall.. ııffllhı lııllkı

A Y L I K M E C M U A

NÜSHASI... \ LİRA ALTI A Y L I Ğ I . . . 6 LİRA SENELİĞİ 12 LİRA

Abone olanların adreslerine gönderilir

Mecmuada çıkan yazıların her türlü mesuliyeti imza sahiplerine aittir. Tahrir heyeti makalelerde ileri sürülen ilmî, meslekî içtihatlara hiç bir suretle karışmaz ve mes'uliyet kabul etmez.

Meslektaşlarıma

MİMAR muhterem okuyu- cularının yeni senelerini teb- rik vesilesile kıymetli alâka- larının temadisini temenni e d e r .

Bu çift sayı ile Mimar birinci sene neşriyatını tamamlayor. Bu ilk tecrübe senesi bize memlekette mimari mevcudiyet ve canlılığımızın ne kadar kifa- yetsiz olduğunu sarahatle anlattı. Umumî mesleki hareketlere karşı lâkaydîmizi, san'at bahsinde mem- leket menfaatma karşı alâkasızlığımız hem hayret, hem esefi mucip olacak bir şekildedir. İnsan olma- mız, medenî bir zekâ ve çalışma asrında yaşamamız münasebetile, çalışkan ve müterakki milletlerin gay- ret ve teknikile çalışmamız lâzımdır. Biraz enerji, biraz bugünün adamı olmak endişesi bizi lâkaydi- den kurtarmalıdıı-.Bu münasebetle ilim ve san'at sa- hasında neşriyatın ehemmiyetini meslekdaşlarımın tekrar nazarı dikkatına sermeyi faydalı buluyorum.

Garp medeniyetini sathi olarak bile gözden geçirsek en yeni, en mahdut ilim ve san'at şubelerine varın- caya kadar hepsinin ne kadar kuvvetli bir literatur'u olduğunu görürüz. Binaenaleyh bizde çalışıp öğren- diklerimizi kendimize saklamayalım, yazalım. Fert- ler ölür, eserler ise kalır. Yükselmek isteyen yeni nesillere çıkılmış bir kaç basamak olur. Bugünkü vazifemiz baş döndürücü bulut tarayanlar veya çapraşık seyrüseferi! muazzam şehirler inşası de-

Mimar Abidirl ğil; hasis düşüncelerin, gafil ve cahil zihniyetlerin, belki hüsnü niyet sahibi, fakat doğruyu bilmiyen, san'ati tanımayan yapı sahiplerinin farkında ol- mayarak bozdukları, çirkinleştirdikleri memleket parçalarına selâhiyetle müdahele ederek bugünün insanına, bugünün Türküne münasip olan muhiti göstermek, tanıtmak ve izah etmektir. Esasen bu maksatla teessüs etmiş olan Mimar Mecmuası yeni sene başından itibaren daha faydalı bir şekilde in- tişare çalışacaktır. Mecmuamız mesleğimizin neş- riyat boşluğunu doldurmak için kâfi bir mevcudi- yet telâkki edilemez: o ancak bu mühim ihtiyacı- mızı daima göz Önünde bulunduran ve o ihtiyacı tatmin imkânlarına bir zemin teşkil eden bir teşeb- büstür. Mimari mecmuaların medeniyet âleminde aldıkları mevki çok mühimdir. Yeni mimarinin bir çok beynelmilel vasıflar göstermesinde şüphesiz ki, müterakki memleketlerin, dünyanın her köşesinde ehemmiyetle takip edilen Mimari mecmuları âmil- dir. Bütün yeniliğine ve mütevazı varlığına rağmen meslekî bir memleket teşebbüsü kıymetini taşıyan mecmuamızın da beynelmilel medeniyet sergisinde lehimize bir unsur olarak çalışması mümkündür.

Onu yaşatmak ve yükseltmek hepimizin vazifesidir.

(3)

Burhan Arif—Urbanist Mimar.

Geçen sayımızdaki Edirnenin imarı serlevhalı yazımızı bu sahifadaki avan etütle tamamlayoruz.

Bu plânla şehrin daha ziyade Kiyık ve Sultan Selim mahalleleri tarafında inkişafı teklif edimiş- tır Aü Pc.şa çarşısının etrafı açılmıştır, Kiyık, Sa- raçhane, ve İstanbul yolları genişletilmiştir. Kaleiçi

mevcut yolların temadisi ile Tunca sahilinde düz çemenzarlar ile nihayet buluyor.

Belediye önünde iki platformdan müteşekkil düz tarhlar vardır, ikinci platformun ortasında murab- bai büyük bir havuz bırakılmıştır.

Edirnenin iman

(4)

İhCc. M

/

Mühendis İbrahim Galip B.

Apartmanı — Ayaspaşa.

Bütün teferrüatmda yapı sahibinin münevver arzulan ve mimarın san'a t kâr fikir ve kaleminin bir- leşmesile ikmal edilen bu bina İstanbulda esefle gör- düğümüz zevksiz birer menfaat mahsulü binlerce çir- kin ve acayip apartmanlardan büsbütün farklı olmuş- tur. Mühendis İbrahim Galip, yapısının mimari bir kıymet ve hususiyeti haiz ve konforlu olması için şa- yanı şükran fedakârlıklarda bulunmuştur.

Arsa Ayaspaşadan Kabataşa inen dik bir sırt üzerindedir. Sağlam zemini bulmak kolay olmuş, bi- na münferit sümeller üstüne inşa edilmiştir. Arsa vaziyetinin çok meyilli olması arka tarafa beton arme

bir istinat divan inşasını icap ettirmiştir. Binanın iskeleti beton armedir. Hesabatı mühendis Yakup (İnşaat idarei fenniyesi) yapmıştır. Proje ve detay- ları mimar Hüseyin (İnşaat idare, fenniyes) tatbik etmiştir. Döşemeler ses nakletmem için betoıı arme

kirişler arasına mücef bloklar konarak teşkil edil- miştir. Harici dolgu dıvarlar araları 10 santim boş bırakılmış iki sıra delikli tuğladan yapılmıştır. Bu iki ışıra tuğla 50 santimde bir bağlantı teşkil edecek surette örülmüştür. Yalnız radiyatör gelen kısım- lar yj\rım tuğla yapılmış ve dahilen tekibinde am- yant bulunan kireç harçla sıvanmıştır. Umum dahili sıva harcının içine az miktarda çimento ilâve edil- miştir. Temel dıvarları üzerine rütubetten tecrit için ruberoit konulmuş, bodrum katının toprak altında kalan taş divan sathı Dursit ile sıvanmıştır. Merdi- ven beton arme kademeler halinde inşa edilmiş, üze- rine yerinde mozayik dökülmüştür. Salon döşemele- ri parke, holler ksilölit, servis koridoru, banyo, mut- fak ve ofis zemini 10X10 eb'adında yerli mozayik çini döşenmiştir. Elektrik, kalorifer sıcak ve soğuk su te- sisatı ankastredir. Pençereler kanatlıdır ve içeriye açılırlar. Deniz cephesindeki büyük camlar yalnız sil-

(5)

• t Ö «M

Miih. 1. Galip B. apartmanı, Ayaspaşa. Bodrum katı plânı ve ön cephe — Mimar Hüsnii.

15==» <! " T " ' r -"*fT*n s=ı ı £5

i utj-;-* .

fli®-

' » H l V ' m fal ~ Sfi

i

W J T fL

İ Z İ

n - g r

1«

umu m »»

e n

1

— I

J

BB2ŞF i m s i j ? B E 7 i M ? T i a - '

•ANİ PROüLOıi eaû^s cerhe. raevt^so .

M&tİ&âd «.ü. İM W > —

(6)

Miih. I. Galip B. apartmanı. Ayaspaş:'. Ze- ' minkat plânı ve arka cephe— Mimar Ilüsnii.

t *-,<n

' •—

~~î -t' - r i

i u 1 •

(7)

ş^tifıatrBa _ A ( ' SXI -H5 S?..-?. • Wıı • M ' •

^ * ty/f/ltl

A/ii/ı. /. Guifp /i. Jpartmam. vlyaspaşo. Vîıroı- cf fcaf plöııı vc sol yon ccphc. Mimar Hüsnü.

» t sf^l

±

tfpıırrâl

/

\

(8)

mek için yukarıya doğru açılırlar. Kapılar içerisi çat- kılı ve iki tarafı düz kontrplak kaplıdır. Yağlı boyalar ripolindir. Yalnız beşinci kat çerçeve ve kapılarına elektrikli pistole ile Duco boyası tatbik olunmuştur.

Binanın harici kapısı meşedir. Kenarları mermer süveli ve arkasında gizli, renkli ışık tertibatı olan buzlu camlıdır. Asansör merdivenin ortasında ve çat- kısı nikel kaplamalı jivre camlı bir çerçeve ile mah- fuzdur. Çatı kısmen teras halindedir. Teraslar meyil betonu üzerine ruberoit konarak ve bunun üzerine de pirinçleri Bursa taşından yapılmış yerli mozayik çi- ni kaplanmıştır. Döşemelerin nivo farkı hafif olsun diye ciiruflu betondan yapılmıştır. Binanın sağır k:ş-

mı haricen Stop ve Bianko'lu çimento harcile sıvan- mıştır. Cephelerin sıvası Teranovadır. Bütün silme- ler ve (sokl) piyer artifisiyel yapılmıştır.

Yapı sahibinin ikametine mahsus olan beşinci kat detay itbarile diğer katlardan biraz farklıdır. Bu- rada kapı şanı br ani arı stuck'dur. Holde fonu stuck, kenarları ve zemini mermer olan bir havuz yapılmış- tır. Hol ve salon tavanlarında hususî ışık tertibatı vardır.

Bina caddeden biraz geride y&pıld'ğı için önds alçak bir dıvarla çevrili ufak bir bahçe bırakılmış- tır. Bahçenin küçük medhali çok sade ve çok güzel- dir. Binanın inşaatı 11 ayda ikmal edilmiştir

Mimar Abidin

Müh. /. Galip B. apartmanı. 5 inci kat pl 'nı. Mimar Uüsnii.

r t v i c Z ^ r rtiC/j-.- ğah» GEVİN

»gtfsz t^L.ı^.rı.'.-'O At&i&sı czecci»^

ISvA eî:tîCE« .Aftü^-f" A

r

- t ; - —

r — , i I

İ O - q

4

YVnr umhu

O IIP

w c? ; ti HOİ - JLAL&M

n

rs;

? T

- c i f i

Cjnvı} '

p^ M-

i - C - f } -

; ı t ft

ı n n ı 1

^ n- Jn n

U r

M 'il i

1 ı—™r F-

i « - i

I1 r~r

... |

J

5 rtkl im/ 10/911 NCJ lEJ?A-ır-i G^CJ&EVtOSTi

(9)

rüöüsK. «Harf.

Mil

ML •ît

s i H

iLJI

n a

n l

m ^ 1

E!

f Z -

« a

s •İT

. Jli i t

T5

il fflı

i* M m

i l

Mtib. 1. Calip B. apartıram. Ayaspaşa.

Makta ve inşaat sulha!m—Mi m tır Hüsnii

Uf

ı

(10)

Miih. İ. Galip B. apartmanı Ayaspaşa. Esas cephe tafsilâtı —Mimar Hüsnü,

Yukarı terastan cephe balkonlarının ve antre-.

nin görünüşü. Foto : Mimar Hüseyin.

(11)

Miih. /. Galip H. apartmanı. Ayaspaşa.

Muhtelif inşaat safhaları—Mimar Ilüsnİh

(12)

Müh. i. Galip B. apartmanı.

Ayaspaşa— Muhtelif inşaat safhaları — Minıar Hüsnü.

(13)

MİMAR

Müh. İ. Galip B. apartmanı, /lyas- poşâ. İnşaatın ikmaline doğru — Mimar llüsnii.

Miicei ti)k döşemelerin bu inşaatta tatbikine ait iki resim.

(14)

Türk mimarîsi ve beynel- milel mimarlık vasıfları

Burhan Arif Urbanist mimar

Geçen nüshamızda (Adlof Behne) den tercü- me edilmiş ve yeni mimaride milli ve beynelmilel vasıflar serlevhalı bir yazıdan serdedilen fikirler arasında bilhassa mimarın fikri hürriyetine hür- mete, ve ferdi kabiliyeti mütemayiz olan san'at- kârm eserinde, mimaride mevcut beynelmilel müş- terek vasıfların fevkinde olarak yaratıcı kuvvetle- re sahip olduklarına dair tahlilleri çok ehemmi- yetlidir.

(Behne) mimarinin beynelmilel ve mahalli şc- niyetlerini izah ederken muhtelif milletlerden aldı- ğı numuneler öyle tipik hususiyetlerile teşrih olun- maktadır ki; insan vehlei ulâöa önünden resmi ge- çit yapan bu muhtelif katagoride binaların teba- yününü görüyor, ve bunların kemali vüzuh ile bir neticeye toplanışından dolayı hayrete düşüyor.

MezkOr yazıya Türk inşaatçılarının nazarı dik- katini celp ve bu vesile ile Türk mimarlığının bu- günkü beynelmilel sahada ne gibi vasıf irtibat- ları olacağını tetkik etmek isteriz.

Bir tarifine göre yeni tarzı inşa eşkâlin tabia- tının aslına rücuudur, her hangi bir ebniye mefhu- munun kuvvei muhayyilemizdeki ilk mürtesemleri- nin harici aleme saf ve basit bir şekilde aksidir. Sırf tabiatı inşaiyenin mimarların faaliyet ve tatbiki kudreti üzerinde müsmir bir rol oynamasından do- layı Türk inşaatçısının mahalli bir çerçeve içinde mahsur kalmağa mecbur bulunması, vazifesinin her

hangi Avrupanın mütekâmil mimarından daha fark- lı bulunduğunu gösteriyor. Her ne kadar bir Türk mimarı beynlemilel teknik ile Avrupai bir inşa nü-

munesi yapmak istese malzemei inşaiyenin bir mecburiyeti olarak mimaride memleketin mahalli inşai bünye ve şekillerine bağlanmağa mecbur olu- yor.

Meselâ, düz çatı malzemesinin memleketimize girmemesi veya demir şerit pencerelerin bugün için kabili tatbik olamamasile Türk mimarisi daha 16- kal kalmağa mahkûm oluyor. Muayyen olan bir ihtiyaca cevap vermekle ve san'at metaı olarak yapılan eserleri muhakkak bir kimseye beğendirms- ğe çalışmakla Türk mimarları bütün dünya mimar- ları gibi ayni vaziyet karşısındadır. Meslek harici alem dünyanın her tarafında olan ayni alemdir ve (Behne >nin yazısında saydığı eşhas bu alemin ha- ricinde muhite hâkim olarak mevzuubahis eserleri yaratmışlardır.

Bu neviden olarak bizde de meselâ mimar Ve- dadın Yeni pcstahane binası ancak kendi devrinin ve muhitinin boşluğu içinde doğmuş bir eserdir.

Avrupada Yeni postahanenin inşasına tekabül eden devirlerde san'at telâkkileri ayni yolda yürüyordu.

Ankaranm kurulmasile ve inşa edilmesinden iti- baren Türk mimarlık tarihinde yeni bir devir açıl- mıştır. Bu devirde toplanan inşaat eserleri güzel san'atlar akademisinin 25 seneden beri verdiği mah- suller şeklinde ancak hulâsa olunabilir.

Fikri tekâmüller gibi mimari hareketlerin an- cak pek geç olarak avrupadan bize intikal etmesi ve milliyet talâkkilerimizin bu hususta sathiliği vs vuzuhsuzluğu ortaya bu asır ve medeniyette istisnai bazı eserlerden maada pek pahalı tecrübelere mal olan bir şehir acııbesi koymuştur. Beynelmilel mi-

(15)

marlık ve şehircilik alemlerinden ve her milleti alâ- kadar eden teknik mesailin cereyan ve tekâmülün- den ve bunlara verilen alâka ve ehemmiyetten şüp- hesizki Türkiyemiz çok az müteessir olmakta ve bun- ların aksi tesirleri bize gelmekte çok geçikmekte- dir. Bunlar, -inkişaf etmekte olan inşa san'atimizin fena nümunelerini ve feyizsiz mahsullerini yegân yegân ele alarak ve bunların mukabili olan Avru- pai- eserlerin vasıflarile mukayese etmek şüphesiz bir insaf olur. Mimaride milli cereyanlardan ziyade bu asırda bilzat san'atkâr mimarın şahsi san'at te- kâmülü ve kudreti mevzuu bahis olmalı onun ruhu- nun şeklü şemailden ibaret olan, (Le Corbüsier) nin bir kadın başında (Perruque) dediği üslubun ne de- rece fevkinde tesirsiz dolaştığı görülmelidir.

Zevk itibarilede şüphesiz Ankaranın imarında vücut bulmuş olan şivri kemerli, kubbeli, istalâktitli binalarla geçen devirlerin tekrar kabil- olamıyaca- ğı gibi bazı yapı sahiplerinin bir Türk üslubu sermestisi içinde Ankara, İstanbul, İzmir, Balıkesir, Bandırma gibi inkişaf etmekte olan şehirlerin mi- mari bünyelerini birer pasta kalıbına benzetmeleri ümran hayatımızda pek pahalıya mal olan acı tecrübeler imkânını bırakmıyacaktır.

O kanatteyimki bizde modern inşaatın sırf memleketimize mahsus ve mimarimize şeref vere- cek tecellilerini görmek ancak memleketimizin Türk mimarlarına ve mühendislerine itimat ve hür- metlerinin bakasile kabildir,

Türklerin zevki selimi şimdiye kadar çok de- falar Avrupa üslüplarile karşılaşmış ve bunîarın arasında çok muvaffakiyetli mübadeleler olmuştur:

Damat İbrahim Paşa devrinde «Empire» tarzının tecellisi gibi.

Bu tarzın Türkiyedeki derecei muvaffakiyetini görmekle beraber modern inşaatın muhtelif mil- letler ile ne suretle tezahür etmekte olduğunu tet- kik etmek faideden hali değildir.

İlk defa mobilya ve dekor üzerinde Fransada tecelli eden Empire tarzı Almanyada bizzat mimarî ve tarzı inşa şekilleri içine girdi ve meselâ, bir kapı- nın yapılışında, kabul salonlarına büyük dehlizlere be bizzat bina şekillerine verilen formada kenidini gösterdi. Aynı devrin Italyada tamamile lâkayıt ve sakin ve cüz'i tesirlerle anlaşılmak istenmeden geç-

diğini görüyoruz; bu tarz bize gelince Damat İbrahim Paşa devrinde, ana hatlarında, halim, vukur ağır başlı Türk mimarisi şuh, şatır bir fevvare haline gelmiştir. Saraylarımızdan, köprülerimizden mezar taşlarına kadar giren bu tarzın çok muvaffakiyetli eserlerle mimarimizde başka bir yoldan şevki tabiîle tamamile bizim malımız olarak kaldığını görürüz.

Aynı tarz Rusyada, Rusların kendilerine göre benim- sedikleri «Allegorique» bir hal almıştır.

Modern inşaatın Almanyada tamamile (Mate- riel, ve constructif» Fransada ise tamamen arızi ve binadan evvel yine ilk defa olarak «Art decoratif»

üzerinde ve «art nouveau» üslubunun bir istihalesi olarak kendini göstermiştir, Almanyada «populaire»

olan inşaatın Fransada ise «luxueux» olduğunu gö- rüyoruz.

Hiç unutamam, bir gün «Louvre»in bir kısmında açılan «Art appliquees> sergisini geziyordum.

Sergiyi tertip eden müessesatın mümessili ola- rak izahat veren zât:,,

«— Ben geçen sene Paris mobilyacılarının ve Darussenaalarının mümessili olarak «Kolonya» da- ki matbuat sergisini ziyaret etmekte iken, bir mü- zik salonu gördüm ki, bütün duvarlar fon olarak kabkara, ötede beride altın yaldızlı hatlarla musav- ver... Böyle bir salona buyrun dans ediniz. Bizim sergimizde gördükeriniz ile diğerlerin arasında el- bette büyük telâkki farkları bulacaksınız» dedi.

Türkiyede modern inşaatın inkişaf ve evsafı mümeyyizesinin tecellisi hakkında kanaatlarımızı şu yolda topluyoruz.

Yeni mimarî, her memlekette yeni hayatın ica- batına ve felsefesine vakıf güzide mimarların ve bilhassa yeni şehirlerin inkişaf ve tanzimini ve bas- tığımız kuru toprak üstünde, yığılan her fikir ve sai mahsulünün yeni zamanın heyeti içtimaiyesinin dileklerine uygun olmasını düşünerek çalışanların elinde, belki kurunu kadime sokaklarının klâsik gü- zelliğine gıpte verecek eserler çıkarıyor: (Martin Wagner)in, (Profesör Gropiustun (Zellendorf) da kcskoca mahahllelerine, (Perret D'autreiy)in Paris ci- varındaki (Sitel lerine baktıkça (Forum Romanun (Ostia Alamare) sokaklarını, antik Bergamayı ve en nihayet eski İstanbulun, som dıvarlı avlular arasın- da geçilen yeşil gölgeli sokaklarım görür gibi olu- yoruz..

(16)

Baytar Kâmil B. evi — Üsküdar. Esas cephe. Mimar Zeki Selâh

Baytar Kâmil bey evi — Üsküdar

Üsküdarda Divitçilerde, baytar Kâmil Beye ait olan bu ikametgâh, yanmış bir bina arsası üzerin- de ve köşe başında inşa edilmiştir. Bu suretle eski binanın bir kısım temellerinden istifade edilmiştir.

Vaziyet plânmda görüldüğü veçhile arkasında, meyve ve çiçek bahçesini havidir. Arsanın meyilli olmasından hasıl olan bodrum katının nısfından istifade edilmiş, ve diğer nısfı dolu o'arak bırakıl- mıştır. İki kattan ibaret olan binanın zemin katı dıvarları kâmilen taştan ve birinci kat tuğladan, döşemeler, beton arme olarak inşa edilmiştir. Ze- min kat: Tulâni cephe üzerinde olan antreden ufak bir hole girilir. Burada birinci kat merdiveni, ser- vis kısmı, yemek odası, ve diğer odaların medhal- leri toplanmıştır. Mutfak, kiler ve yemek odası ay- ni cihette tertip edilerek bu surette servis ayni yer- de toplanmıştır. Diğer tarafta holdan bir kabul odasına gidilir ve bu oda, yanındaki odaya bir ka-

Mımar Zeki Selâh

pı ile merbuttur. Yemek salonu, bahçe üzerinde, ve müdevver bir şekilde tertip edilmiştir. Merdiven sahanlığı altına tesadüf edilen bir kapıdan bahçe- ye çıkılır.

Birinci kat— Burada da bütün odaların med- halleri ufak bir sofa üzerine toplanmıştır.

Bu katta, üç yatak odası, bir salon, banyo ve helâ vardır. Bahçe üzerindeki cephede, yemek sa- lonunun üstünde, dairevi bir teras vardır. Bu te- ras cephe istikametinde tahdit edilmiştir. Teras- tan, Boğazın Dolma bahçe istikametinde, bir kısmı görülmektedir. Bu ikametgâhın inşasında tamami- le iktisadi hareket edilmiştir. Plân, sahası itibarile, mümkün olduğu kadar (ütiliser) edilmiştir. Mevcut taştan istifade edilerek zemin kat tamamen bu su- retle inşa edilmiştir. Birinci evsafta malzeme isti- mal edilmiştir. Binanın maliyet fiatı (6000) Türk lirasıdır.

(17)

âS8 — — - I - - - . — MİMAİİ

Baytar Kâmil B. evi, Uskiidar. Yukarıda yan ı»e arkadan görünüş, orta re aşağıda ön ve arka cepeler — Mimar Zeki Selâh.

ı

(18)

Baytar Kâmil B. evi

pilânhm. — Mimar '/eki

(19)

Meskenlerimizde tecdidi hava lüzumu ve usulleri

: A

İnsan tecemmüatmdan ve sanayi tesisatından arî bulunan mahallerin havası mikrop noktai na- zarından temiz ve terkibi kimyevisi de hemen he- men sabittir. Toparlak bir hesap ile böyle serbest bir hava müvellidülhumuza miktarı= % 21, azot=

% 78, hamızı karbon = % 0,03-0,04 dür.

İnsanlar, hayvanlar, sanayi müessesatı ve saire gibi muhtelif itrahat ve intişaratı ile havayi telvis eden müteaddit esbabın mevcudiyetine rağmen serbest havanın terkibinin sabit kalmasının sebep- leri, nebatatın chlorophyle aksamının tesirleri, şüaatı şemsiyenin tesiri, uzvi ve madeni tozların yağmurlar ve karlarla tersibi, hava ceryanlarının televvüs eden havayı karıştırarak muhteviyatını dilue etmesine atfedilir.

Tesirat ve şedaidi hariciyeden muhafaza olun- mak gayesile meskenlerin inşası mecburiyeti, in- sanların serbest havadan daha ziyade meskenlerde kapalı bulunmalarım intaç etmiş ve istimal ede- cekleri havanın miktarını tahdit etmiştir. Kapalı bir mahalde tesiratı hariciyeden masun olarak ya- şayan insanların istimal ve istihlâkine maruz ka- lan bu mahsur ve hareketsiz hava mahallin vüs'atine ve istimal ve istihlâkin derecesine göre az veya çok bir zaman sonra büyük tagayyürlere maruz kalır .Bu mah-

dut ve mahsur hava, havayi haricide cereyan eden binefsihı temizlenme şeraitinden mahrum ölü bir havadır. Aldığı muhtelif mülevessatı temizlemeği gayri muktedir bir havadır. Biz evvelâ havayi tel- vis ve evsafını tağyir eden esbabı mütalea edece- ğiz. Bundan sonra da bu tehlikenin izalesi usul- lerini sıhhi noktai nazardan tetkik edeceğiz.

Mesken havasını telvis eden esbabı üçe ayıra- biliriz:

1 = Kimyevi sebepler, 2 = hikemi sebepler, 3 = mikrobi sebepler.

1 — Kimyevi sebepler: bunlar:

A — Teneffüs suretile insanlardan çıkan ga- zat vasıtasile mahsur hava terkibinin tegayyür et- mesidir.

Dr. Zeki Faik

C.iilhane Askeri Ilıfzıssıhha muallimi ve İstanbul belediyesi hıf/.ıssilıha miitahassısı

Bir insan teneffüs için (0) (absorbe) eder ve buna mukabil (co2)ve su buharı itrah eder, vasati olarak saatte, (24) litre (0) alır ve (20) litre(co2) Çı- kartır. Bu suretle kapalı havadaki (0) miktarı git- tikçe azalır ve buna mukabil(co2) ziyadeleşir.

B — İnsan teneffüs ve bilhassa cilt tarikile sa- atte 50-80 gram su buharı ve bu su buharı vasıta- sile de ekserisi fena kokulu bir takım hamızatı şahmiye çıkartır. i

C — Enbubu hazmi dahilinde husule gelen in- dol, scatol, kükürtlü müvellidülma, hamızı karbon...

ilâhiri gazat da mahsur havaya ilâve olunmağa başlar.

D — Elbise, ayakkabı ve sair vesaitle hariçten getirilen mevaddı uzviye, oda derununda bilhassa bazı evlerimizde eksik olmıyan mevaddı gıdaiye bakayası, ifrazat, süprüntüler, kirli çamaşırlar ve bütün bunların fermantasyon mahsulü olan* tayyar mahsulâtı uzviyede odanın mahsur havasını tel- viste büyük birer hisse alırlar.

E — Gene bir çok evlemizde pek aşikâr hisse- dildiği gibi aptesanelerden, lağımlardan, mutbak faaliyetinden husuie gelerek mesken dahilinde ya- yılan kokular civardaki süprüntülüklerden gübre- lerden gelen mütefessih gazat da oda h wasma da- hil olur.

F — Bir çok meskenlerimizde t«shin ve tenvir için kullandığımız gayri sıhhi vesaitin mahsulâtı ihtirakiyesi olan semdar gazlerde mahsur havanın te- levvüsüne sebep olurlar.

Bundan sonra, oda havasını telvis eden bütün bu gazlar ayni zamanda ve ayni şeraitte husule ge- len su buharı uzun müddet havada muallâkta ka- lamazlar, gazatm ve su buharının mevadı sulbe sa- tıhlarında tekâsüf etmesi hikemi kanununa istina- den bu cisimler yavaş yavaş dıvarların sathında te- vazzu ederler. Tekâsüf eden su buharı diğer muhte- lif gazatı ve bilhassa amonyağı tesbit eder.

Bu suretle odanın aksamı süfliyesinde ve bil- hassa köşelerinde evvelâ sathi ve sonra gittikçe kalınlaşan isfenci ve çok fena kokulu bir tabaka

(20)

MIMAR _ .171 ile örtülür. Bu tabakadan intişar eden mütefessih

gazat da odanm havasını daha kütlevî olarak telvi- ' se başlarlar ki fena havalandırılmış kışlalarda,

mekteplerde, hastanelerde bu televvüsün nümune- vi kokusunu hissetmek mümkündür.

2 = Mikı-obî sebepler: Kapalı bir mahalde doğ- rudan doğruya insanlardan intişar eden ve diğer taraftan elbileser ve ayakkabılarile, tozlarla hariç- ten gelen mikroplar bu mahallin mikrop muhte- viyatını zenginleştirir. Serbest havada kurumak, şemsin bactırıcide şüaatma maruz kalmak sureti- le imhaya veya vasi hava tabakaları içinde dilue olarak miktarları azalmağa mrauz olan mikroplar mhsur havada bilâkis tekessür ederek hastalık tev- lit etmek imkânına daha ziyade maliktirler. Bu tehlike bilhassa hastaların bulunduğu oda hava- larında çok mühimdir.

3 = Fizik sebepler: Salim insanların bulunduk- ları muhitte kendi vücutleri için en muvafık his- settikleri derecei hararet effecitive hararetin kon- for mıntakasmda idare edilen hararettir. Bu da memleketimiz halkı için 18-20 dir.

Binaenaleyh meskenlerimizin harareti 18-20 derece arasında ve rutubeti de % 35-55 arasında bulunmalıdır.) Halbuki kapalı bir mahalde, içinde bir takım insanların bulunduğu mahsur bir vasat havaide bu fizik şeraiti (optima) derecesinde tu- tabilmek mümkün değildir. Çünkü hiç bir iş yap- mıyan bir insan bile saatte muhitine (100 ı kalori neşreder. O halde içinde insan bulunan kapalı bir mahalde, havanın derecei harareti teshin şeraiti- ne tabi olmıyarak ziyadeleşecektir. Ayni sebeplerle rutubet de fazlalaşacağından rutubetle meşbu, ha- rareti ziyadeleşmiş, kimyevi evsafı tegayyür etmiş, mikrop muhteviyatı çoğalmış bir hava hasıl olacak- tır. Bu evsafı taşıyan ve (aire coufine) yahut (vi-

—ç|ex denilen havanın sıhhat üzerindeki tesiri çok mühimdir. Havasız hayat olamıyacağı ne kadar katıi ise bö^lfr-hir havada da sıhhat olamıyacağı o kadar tabiidir.

Teshin ve tenvir cihazlarından veya di- ğer menşelerden intişar eden semdar gazat ile va- ki olan tesemmümatı bir tarafa bırakarak yalnız insanın bizzat kendisinin sebep olduğu mahsur ha- va tesirlerini had ve müzmin olarak ikiye tefrik ederek muhtasaran gözden geçirmek faidesiz ol- mıyacaktır:

Bu hadisattan had olanları bazan mevti intaç edecek kadar vahim olabilirler. Bu hususta kayde- dilmiş korkunç misallerde vardır.

Hindistanda 146 mahbus ancak iki küçük de-

lik ile hava alabilen çok dar bir bodruma hapse- dilmiş, (8) saat sonra bunlardan (23) ü ölü bulun- muştur. (Austerlitz) muharebesinde (300) Avustur- ya esiri bir mahzene kapatılmışlar az zaman son- ra arandıkları zaman bunlardan (260) ölmüş ola- rak bulunmuştur.

Müzmin avariz: Düşkünlük, solukluk, kuvvet- sizlik, iştihasızlık, baş ağırısı, bulantılar, bir çok emrazı intaniyeye ve bilhassa Tüberkülüze karşı bir istidat ile muttasif zaıftir. Mahsur hava ayni zamanda şahsın fizik ve dimağı mesaisini tenkis e- der. Bu hadisatı maraziyenin patojenilerini müta- lea etmek mevzuumuzdan hariçtir. Yalnız mülev- ves hava tehlikesinin hamızı karbon miktarının zi- yadeleşmesile husule gelmediğini zikretmek lâzım- dır. Havanın (viciation) mı ölçmek için hamızı karbona berbutat atfedilen ehemmiyet (co2) »ak- tarının havanın televvüs derecesini gösteren bir miyar olması itibariledir.

Kapalı bir mahal havasında husule gelen ve içinde yaşayan insanlar için derece bederece mah- zurlu veya tehlikeli bulunan (vicie) havayi izale ederek insanlara sıhhî manasında temiz bir hava temin edebilmek için alınması lâzım gelen tedbir- leri ikiye ayırabiliriz:

1 — Mahsur havanın televvüsüne sebep olan, kabili izale esbabı ortadan kaldırmak.

2 — Televvüs eden havayı temiz havayi harici ile değiştirerek tecdit etmek.

Bunlardan birinci sınıf tedbirler: Aptesaneler- den, lâğımlardan, süprüntülüklerden, mutbaklar- dan gelecek (emanation) lara mani olmak ve ten- vir ve teshin cihazlarının kusurlarından mütevel- lit semdar gazatın mesken dahilinde intişarına im- kân bırakmamak.

Bu mevzular üzerinde alınacak tedbirlerin be- heri ayrı ayrı birer hıfzıssıhha meselesi teşkil eder ki bizim bugünkü mevzuumuzun haricindedir. İn- sanlardan gayri kabili içtinap olarak çıkarak mah- sur havayi telvis eden esbabı izale için tatbik ede- ceğimiz bir tek vasıtamız var; mahallin havasının tebdil ve tecdidi = havalandırma (Aeration)dır.

Aeration ile ventilation tabirlerini birbirine ka- rıştırmamalıdır, Ventilation mihaniki vesait isti- malile havanın şiddetle tahrik edilmesi demektir ki tozları ayağa kaldırmak, havayi değiştirmeksi- zin yalnız şedit bir harekete getirmek ve bu suretle muzır cereyanlar yapmak cihetlerinden dolayı bu usulün hijyenin talep ettiği tecdidi hava ile alâka- sı yoktur.

(21)

Aeration: Fizik avamil ve şerait tahtı tesirin- de havanın tebdil ve tecdididir ve sıhhi bir aera- tion'ın atideki şartları ihtiva etmesi lâzımdır^

1 — Aeration mahallin havasını müstemirren temiz tutabilecek surette sabit ve devamlı olmalı-

dır. *"»

2 _ Otomatik olmalı, içinde oturanların irade ve arzularına tabi olmadan işleyebilmelidir.

3 — Mahallin havasını soğutmamalı ve içinde oturanları rahatsız edecek bir cereyan husule ge- tirmemeli, tozları ayağa kaldırmamalıdır. Tecdidi hava için odaya idhal edilecek havanın sür'ati da- kikada 0,50 metreyi tecavüz etmemelidir.

4 — Bu havanın kimyevi, hikemi, bakteriyolo- jik evsafı temiz olmalı, kokusuz ve evvelce istimal edilmemiş taze hava olmalıdır.

(Müstamel hava kullanılıyorsa bazı memleket- lerde ve bilhassa Amerikada yapıldığı şekilde, bü- tün mülevvesatından tecrit ve kendisine bütün ta- bii evsafı iade edilmiş olmalıdır.)

5 — Tecdidi hava tertibatının odaya idhal ede- ceği hava, mahallin vüs'atine, içind eoturanların adedine, ayni mahalde kaldıkları müddete, sıhhate veya hasta bulunduklarına, istirahatte veya bir iş ile meşğul olduklarına göre tanzim edilmelidir.

Bunlardan başka binanın inşası, oryantasyo- nu, teshin ve tenvir sistemi, iklim, harici harare- tin tahavvülâtı da hesaba katılmalıdır. A6ration için idhal edeceğimiz hava miktarı bü kadar müte- addit ve mütehavvil (facteurs) lere tâbi olduktan sonra bunu basit bir formül ile izah etmenin müm- kün olamıyacağı bedihidir.

!• akat pratikte bu ciheti nisbi olarak hal ve ifade etmek mümkündür. Bunun için yapacağımız hesap- ların tafsilâtından sarfı nazar ederek vasati bir ifa- ile: İstirahatı mutlakada bulunan bir şahsa saat- te 25 metre mik'abı, faaliyeti adaliyede bulunan bir insana saatte (50) metre mik'abı hava lüzumu- nu tesbit edebiliriz.

Şu halde bir insan (50) metre mik'aplik bir hacmi havide çalışıyorsa bir saat zarfmda bu ma- hallin havasını değiştirmeğe ihtiyaç yoktur, eğer (25) metre mik'aplık bir hacmi havaide çalışıyorsa o zaman bu havayi saatte iki defa değiştirmek ica- beder, fakat pratikte beher insana istirahat veya mesaide bulunduğuna göre bir saatte ihtiyacı ola- cak havayi temin edecek bir hacim temin etmek mümkün olmadığından, insanlara bulundukları

şeraite göre asgarî bir hava hacmi vermek ve fiz- yolojik ihtiyaca tekabül edebilmek için geri kalan miktarını aeration ile tamamlamak icabeder. Bu- nun için hastanelerde hasta başına asgarî (40), mektep ve kışla yatakhanelerinde (17), dersaneler, sinemalar, tiyatrolarda asgari (7) metre mikâbı ha- va hesap etmek ve mütebaki ihtiyacı tanzim edil- miş havalandırma usullerile telâfi etme"k lâzım- dır. Yalnız burada nazari dikkate alınması icabe- den mühim bir nokta, her hangi bir mahallin ha- vası hesap edilirken (4) metre fevkindeki irtifada hava tabakalarını bu hesaba idhal etmemelidir.

Çünkü bu irtifaın fevkindeki hava tabakaları pek az kabili istifadedir.

Aeration usulleri: Muhteliftir ve beherinin ay- rı ayrı faide veya kusurları vardır.

1 — Tabiî tecdidi hava: Kapı ve pencereler ve aralıklar vasıtasile havanın tebdilidir. Evlerimizde hemen yegâne tatbik edilen havalandırma usulü olan bu tarzın iki şekli vardır.

A = Kapı ve pencere aralıkları, çatlakları ta- rikile vaki olan binefsihi tecdidi havadır. Bu tarzda havalandırma bazan (dahil ve hariçteki hava ara- sını farkı hararetin az olduğu zamanlarda) tama- men gayri kâfidir. Bazan da bu çatlaklar ve imti- zaçsızlıklar büyük olduğu zaman ise odanın havası- nı soğutacak ve muzır bir cereyan yapacak kadar şedittir. Kapılar tarikile gelecek hava sofalarımı- zın, koridorlarımızın ekseriya bozulmuş havası ol- duğundan böyle havanın odaya girmesine sıhhi bir cevaz verüemez.

B = Pencereleri açmak suretile zaman zaman veya daimî havalandırma: Bu tarzda tamamen gay- ri muntazam, içinde oturanların arzularına ve ha- vanın bozulduğuna hükmetmek hususundaki ka- naatlerine kalmış bir şeydir. Bazan odayı birdenbi- re soğuturlar, gayri kabili tahammül şedit bir ce- reyan yaparlar. Bu cereyanlarla haricin toz, top- rak ve dumanlan da odaya dahil olabilir.

Pencere açmak ve bilhassa karşılıklı iki pence- re açmak suretile odanın havasını değiştirmek şek- li ancak içinde insan bulunmıyan mahaller için tatbik olunabilir. Tek pencere açmakla köşelerin durgun ve bozulmuş olan havası tebdil edilemez.

Onun içindir ki, son zamanlarda bir çok hıf- zıssıhha mütehassısları, (pencereler binanın yalnız ziya alan gözleridir, teneffüs etmek için burun de- likleri değildir) derler.

(Bitmedi)

•H,

t

(22)

Foto Coşkun. Adana

Arkadaşlarıma bir fotoğrafhanenin nasıl teşkil edilebileceği hakkında iptidai bir fikir verebilmek için bu satırları yazıyorum.

Bu fotoğrafhanenin bütün ışık tertibatı ve malzemesi yerli ve Adana malıdır.

Fotoğrafhane mevcut bir dükkânın içinde te- sis edildiğinden plânı bu dükkâna uydurmağa mec- buriyet vardı.

Tekmil bölmeler ve karanlık odaların dı- varları ahşap iskelet üzerine kaput bezi gerilerek ve üzerine yağlı boya vurularak yapılmıştır, bez- lerin temasla yırtılmaması için altlarına birer san- tim aralık ile mukavva çakılmıştır. Aralıktan mak- sat mukavvanın boyayı emerek leke bırakmaması içindir. Camekânın camları yekparedir. Sokağın va- ziyeti müsait olmadığından fotoğrafı çekilmemiş- tir. Kapıdan girince bir hol vardır. Diyarlarında

Mimar Aptullah Ziya

% ".-'t tw•• • •* * 'I1-- I resimler ve fotoğraf tarifesi asılıdır. Burada müş- teriler beklerler. Filim yıkatmağa gelen amatörler kişeye filimlerini verirler ve oradaki elektrikli san- dıkta yıkanan filimlerini muayene ederler. Bu ma- halde bir kişe memuru ve bir de fotoğrafları kar- tonlara yapıştıran, zarflara koyan memur vardır.

Bunun karşısında rötuş odası vardır. Camlar burada rötuş edilir ve renkli resimler müşterinin yanında boyanır.

Fotoğrafı çekilecek kimse bu iki hücrenin or- tasından geçerek asıl bekleme mahalline gelir bu- rada tuvaletini ikmal eder. Yanında arkadaşları var ise orada bırakır yalnız olarak atelyeye girer.

Atelyede sun'ı ziya tertibatı yapılmıştır. Tavan- da dört tane beş yüş mumluk fotoğraf için hususi yapılmış ampuller asılı bir reflektör vardır. Bu ref- lektör ışıklarını madeni mahfazasına verir bir nı-

^jmııwıııııı/ı/r/ııi)i/mnııi)>,ı„nj:,

><«•!> R.1 u n j u ö, c

kajıt î-tiın-e rttt i 'C-sıfl)

\ cjJkJU (Tf.Uh.

Cm< \l« tUg4|

-/eri

tutllut cı«.ek

(23)

i

sıf kat'ı zait münhanisinin maktamı haiz bulunan bu aksam ziyayı aksettirerek fotoğrafı çekilecek şahsın yüzünü bilvasıta aydınlatır.

Ampullerin müşteriye bakan cephesinde siyah bakır levhalar vardır. Bu levhalar müşteriye zi- yanın doğrudan doğruya gelmesine mani olur.

Bu reflektör Adanada Türk işçilerine yaptırü- mıştır.

Atelye küçük olduğundan grup resimlerini çek- mek için yan tarafta bir mahal açılmıştır. Grup resimlerinde operatör buraya kadar geriler.

Çekilecek cam hususi bir pençereden cam yı- kama dairesine verilir. Cam yıkama dairesinde üç muhtelif irtifalı bir masa vardır. Üst kısımda ilâç- lar tartılır ve cam şaseden çıkarılır, orta kısımda bulunan küvetlerde yıkanır. Cam üzerindeki resim izhar ve tesbit edilir. En alt/ kısımda bol su ile yı- kanır, ve derhal elektrikle kurutulur. Hususi pen- çereden kâğıt çekme kısmına verilir. İlâçlar her sabah hazırlanıp baş aşağı konulan şişelere dol- durulduklarından lüzumu halinde bu şişelerden kolaylıkla ve sür'atle alınır.

Kâğıt çekme odası bir az daha büyüktür. Bu odada resimleri tarafımdan çizilmiş iki kâğıt çek- me makinesile Avrupaya ısmarlanan bir agrandis- man makinesi vardır. Kâğıt çekme makinelerin-

den birisi amatör filimleri içindir. Diğeri fotoğraf- hanede çekilen camlar içindir.

Her ikisi de otomatik olarak yapılmışlardır.

Kâğıt tazyik görünce kol bir döğmeye basar elekt- rik kontak yapar ve beyaz lâmba yanar. Tazyik kalkınca lâmba söner, bu sebepten kâğıtların mun- tazam ve muayyen bir ziya Ue sür'atle çekilmesi kolaylaştırılmıştır. Masaların içinde kırmızı bir zi- ya mütemadi olarak yanar.

Resmi çekilen müşteri beş on dakiüa zarfında resmini görür, beğenmezse tekrar çekilir.

Amatör filimleri için ayrıca bir kurutma odası yapılmıştır. İki tarafta işleyen rüzgârın tesirile fi- limler kurutulur.

Bütün tesisatı, fotoğrafhanenin sahibi Coşkun Beyin tecrübe vc mümarese neticesi olarak edindi-

ği fikirlerin mimara anlatılması neticesi olarak yerli san'atkârlara, yerli mallar ile yaptırılmıştır. Bitta- bi bu şerait dahilinde mükemmel demlemezse de ziya ve kullanılış tertibatı itibarile İsnabuldaki fo- toğrafhanelerden daha mükemmel ve fennî bir fo- toğrafhane yapılabilmiştir. Çoşkun Bey bütün adamları fotoğrafhanede bulunmasa bile, sür'atle kendi kendine resim çekmekte, yıkamakta, kâğıt basıp müşteriye yetiştirmektedir. Bütün bir res- min çekildikten sonra müşterinin eline gelebilme- si azami on dakika sürer.

(24)

t

MiMAR — 375

(Hollanda)da yeni mimari.

I — Esas c e p h e ; B u c e p h e b i r k a - n a l ı n ü z e r i n d e d i r . B u s u r e t l e m a n z a r a - sı. eski ş a t o l a r ı n e t r a f ı n d a d o l a n a n s u h e n d e k l e r i n i a n d ı r m a k t a d ı r . S a ğ d a b ü y ü k m e d h a l l n y o l u k a d e m e l i k o r k u l u k l a r ı İle

ü s t ü k a p a l ı b i r galeri ile b i r l e ş m e k t e d i r . B i n a n ı n ü z e r i n d e belediye b i n a l a r ı m i - m a r i s i n i n a n a n e v i bir r u m u z u o l a n k u l e h â k i m bir s u r e t t e y ü k s e l m e k t e d i r . K u l e , eski a n a n e y e s a d ı k k a l ı n a r a k ve m o - d e r n m i m a r i y e t e v a f u k e d e n b i r ş e k i l d e i n - ş a e d i l m i ş t i r . B i n a n ı n m u h t e l i f p l â n l a r t e ş k i l e d e n k ü t l e l e r i n i ü z e r l e r i n d e k i İnce ve a h e n k t a r s i l m e l e r b i r l e ş t i r m e k t e ve b u s u r e t l e b i n a y a b i r v a h d e t h a s ı l e t m e k t e - d i r l e r . M a l z e m e n i n r e n k l e r i ve b i l h a s s a t u ğ l a n ı n s a r ı r e n g i , m ü t e a d d i t röllefler ile çok g ü z e l bir a h e n k v ü c u d e g e t i r m e k - t e d i r . Ş a y a n ı d i k k a t o l a n b i r c i h e t v a r d ı r kl. b u g ü n k ü H o l l a n d a m i m a r i s i n d e , t a - bii e l e m a n l a r y a n i a ğ a ç ve yeşillik b ü y ü k bir rol o y n a m a k t a d ı r . B i n a e t r a f ı n d a k i p e y z a j ile b e r a b e r bir k o m p o z i s y o n d u r .

Hilversum Belediye binası

M i m a r - W . M. Dut

(Hilversum) belediye binası, Hollanda mimarisi- nin mütekâmil bir nümunesidir. Binada muvaffaki- yetle tatbik edilmiş bariz bir hususiyet vardır. Bi- na Hollandanm lâtif manzaralı, ve yeşilliği bol bir mevkiinde inşa edilmiştir. Mimar eski belediye bi- nalarının şekline riayetkâr kalmış ancak bunu mo- dern ruh ile ve bilhassa şahsiyeti ile tebarüz ettir- miştir. Bina Protestan ruhunun esaslı bir timsalidir denilebilir.

Binanın esas malzemesini teşkil eden sarı renk- teki tuğla binanın girintili çıkıntılı satıhları üzerin- de husule getirdiği ahenk ve renk çok güzeldir. Bi- naya muhtelif cephelerden bakıldığı zaman birbi- rinden farklı, mikyaslı ahenktar bir siluet görül- mektedir.

Esas cephede (entree d'honneur ı teşrifat medha-

linin önünde, kanala doğru uzanmış olan teras' kl, merasimle:^ mahsustur, ve bahçede evlenme mera- simlerine mahsus olan geçit ve medhali, oraya gele- cek olan çiftlerin adeta ta ayaklarına kadar uzanan, çiçek tarhları çok ince, ve şairane bir buluşun, bir ibdam mahsulüdür. Buna yapılmamış bir kompozis- yon denilebilir.

Binanın esas cephesindeki havuzun vücude ge- tirilmiş olmasını, bahasus bir >£u memleketi olan Hollanda gibi bir memlekette buntın mahsus yapıl- masındaki zaruret nedir, varmıdır, sundan dolayı mimarı muahaza etmeli midir?

Malzemei inşaiye ve inşaatın tarzı; bi tekniğin tatbik edildiğini gösteriyor.

Binanın dahili de harici gibi muvaffak olmuş bir eserdir.

ugünkü

(25)

376

2 — P l â n ı n e s a s a c e p h e s i K a n a l ı n bir k e n a r ı n ı t e ş k i l e d i y o r . Diğer c e p h e l e r p a r k a ve d e n i z e n a z ı r d ı r . S o l d a m e y d a - n ı n e t r a f ı n d a b i n a k u ş a n m ı ş t ı r . S a ğ d a k i m e y d a n b i n a n ı n a l ç a k k ı s m ı ile m u h a t - t ı r ve bir ö r t ü l ü p a s a ] ile ç e v r i l i d i r . B u s u - r e t l e sol m e y d a n m o n u m e n t a l bir h a l k e s - b e t m i ş t l r . Sağ t a r a f d a h a z i y a d e bir b a h - çeye b e n z e m e k t e d i r .

Mimar: Bu yazıları ve resimleri Fransızca (La technique des travaux) mecmuasından iktibas edi- yoruz. (Dudok) Hollandada çalışan bir Fransız mi- marıdır. Hollanda'da son beş on sene zarfında he- men kamilen yeni inşa edilmiş (50,000) nüfuslu bir şehir olan (Hilversum)da bir çok güzel eserleri var- dır.

Hollandanm diğer meşhur mimarları gibi (Du- dok) un da belki Hollandanın bugünkü mimarisi üze-

rinde tesiri olmuştur. Belediye binası mimarın diğer eserlerinden daha çok kuvvetli değildir. Diyebiliriz ki, bundan daha çok güzel eserleri vardır. Bina çok faz- la oynanmış, sebepleri vazıh olmayan motifleri, ve insanı bazen lüzumsuzluğuna karar verdi- ren fazla tafsilâtı havidir. Bununla beraber bariz bir hususiyeti olduğundan bir fikir vermek için derc- ettik.

Dtpd dıı »rtj/ı

3 - B i r i n c i k a t p l f t m ; B u k a t s a l o n l a r a t a h - sis e d i l m i ş t i r . V a s a t t a , meclis s a l o n u , m ü c a v i - r i n d e . İ s t i r a h a t ve t e n e f f ü s o d a s ı ve.r - d ı r . s o l d a h u s u s î bir m e r d i v e n İle s a ğ d a b ü y ü k m e r d i v e n b u l u n u y o r . B ü y ü k m e r d i v e n m e r a s i m g ü n l e r i n d e h e y e t i n m e r a s i m s a l o n u n a ve içeri g i r m e s i İçin i s t i m a l e d i l i r . D ü ğ ü n m e r a s i m l e - r i n d e a y n i s u r e t l e b u m e r d i v e n d e n ç ı k a r a k , m e - r a s i m s a l o n u k a t c d i l e r e k geçilir. N i k â h s a l o n u ş i m a l c e p h e s l n d e d i r . N i k â h m e r a s i m i n d e n ç ı k - t ı ğ ı z a m a n a y n i y o l d a n d ö n ü l m e z , y a n d a k i u f a k m e r d i v e n d e n z e m i n k a t t a m e y d a n a inilir ve b u - r a d a n p a r k a ç ı k ı l ı r . Belediyeye a l t İş b ü r o l a r ı - n ı n m ü h i m bir k ı s m ı b u k a t t a t o p l a n m ı ş t ı r .

(26)

6 — B e l e d i y e n i n e v l e n m e m e r a s i m l e - r i n e m a h s u s o l a n p a s a j ve m e d h a l i

4 — B u r e s i m , a n a n e v i k u l e ile ş a r k t a r a f ı n d a k i m e y d a n ı g ö s t e r m e k t e d i r . M e y - d a n ı n e t r a f ı n d a b i n a g ü z e l ve a h e n k t a r

b i r ç e r ç e v e y a p ı y o r .

S — M e r a s i m m e y d a n ı b i n a n ı n çok k a r a k t e r i s t i k bir detaylcllr. S a ğ d a z e m i n k a t g a l e r s l n l n ü s t m e r a s i m s a l o n u n u n g e - n i ş ve u z u n p e n c e r e l e r i b u c e p h e n i n e s a - s ı d ı r . B u s u r e t t e b i n a n ı n h a r i c i , d a h i l i n çok v a z ı h ve m ü t e b a r i z b i r İ f a d e s i d i r ,

(27)

Bu memlekette mimar: Halkın kavlince (Mü- hendis), bir takım vatandaşlar indinde ıKalfa), Mühendislere sorulursa (Ressam), ve san'atkârlar, meselâ ressamlar veya tiyatrocular mabeyninde de Mühendistir.

Bugün bu memlekette on dört milyonluk beşe- ri bir kitlenin mimarı anlayan on dört binindeki itikat budut.

Hakikat halde mimar: Ne mühendis ne kalfa ve ne ressam olmamak lâzımgelir. Bu memleketin bugünkü bu itikadını esas alarak muhakkak bu üç sıfat dairesinde ifadei meram lâzımgelirse, şöyle bir tarif kullanmak hakikata muvafık olur: Mima- rî sahada mimar, müvellitleri mühendis, ressam ve kalfa olan bir ehramın resini teşkil eder.

Mimar, arz üzerinde beşeri iskân eden adam- dır. Ömrünüz müddetince içinde oturup gezeceği- niz aile ocağınız eğer bir (Mimar) elinden çıkmadı ise hayatta daimi bir rahatsızlıkla hal ve harşolup gi- deceksiniz.

Eğer memlekette iyi bir şehre malik değilse- niz, hiç değilse, gözünüz ve göynünüz daima başka memleketlerin tahassürünü hissedecek... Ancak bi- zim on dört milyonda, demek böyle yaşanırmış, di- yen bir hal var: Rahat ve huzur yüzü vermeyen ev- ler, medenî mazhariyetler berteraf, meselâ yolla- rında en basit hukukumuzu muhafazada güçlük çektiğimiz şehirler

Mimarı ve mimariyi tanımayan bir cemiyet için maalesef bunlardan daha tabii ve mukadder iztirap ve ceza tasavvur olunamaz

] V

Bu yazımla bu memlekette ressam veya mü- hendisi mimara rakip gösterenlere veya onun yeri- ne ikameye çalışanlara hitap ediyorum.

Mimari eser: İlim, fen ve san'at itibarile, dı- maği höceyrelerin ayni zaman zarfında, müşterek ve memzuç faaliyetlerinden meydana gelebilir. Mi- mari eser ne formüller cetveli, ne de bir tablo de- ğildir.

Bir ressamla bir mühendisin müşterek, danı- şıklı faaliyetlerinin mimari bir kıymet verebilece- ğine inanmayınız.

Mimar: Resmi de hesabı da bir gaye olarak de- ğil bir unsur, bir yardımcı diye kabul eder.

Eğer mimarî eser yalnız formüllerle halli mümkün bir mesele olsaydı mühendise mimar di- yebilirdik ve eğer gayesine sadık tabloların tatbik ve inşası düşünülebilir bir mesele bulunsaydı ressam mimar olabilirdi.

Fakat bunlar olamıyor. İşte bu sebeplerdendir ki, ressam ve mühendise rağmen bir de Mimar ün- vanı mevcuttur ve Mimari namile uçsuz; bucaksız ve o derece asil bir san'at: yaşadı, yaşıyor, yaşaya- caktır!

Mimar Şevki

(28)

Beton ve Asfalt

Betonu bir asfalt tabakasile örterek rutubet- ten ve hamızi tesirlerden muhafaza etmek usulü inşaatın muhtelif aksamında sahai tatbik bulmuş- tur. Bilhassa terasların tecridinde, ve künklerin muhafazasında betonu asfaltla kaplamanın pek çok faydaları görülmüştür. Bununla beraber be- ton ve asfaltın inbisat emsali birbirinden çok fark- lı olduğundan asfaltın betona yapışmasını temini pek güç olmaktadır. Evvelden beri betonu asfaltla kaplamak için tatbik edilen usul asfaltı kaynar de- recede sıcak bir halde betonun pürüzlü sathına dökmek ve tahta mala veya üstüvanelerle bastıra bastıra ütülemek idi. bilâhare bunun kâfi olma-

dığı görüldüğünden iki maddeyi bîribirinc daha iyi kaynatacak yapışkan bir madde Uâvesi düşü- nüldü. Halbuki sıcak ve soğuğun büyük farklarla daima değiştiği yerlerde daha cezri hareket et- mek icabediyordu. Bunun için şimdi Almanyada daha müsbet neticeler veren yeni bir usul tatbik olunmaktadır. Betonun üst tabakasının terkibine dövülmüş ve uf atılmış asfalt taneleri karıştırıla- rak beton dökülüyor. Sonra bu betonun sathına kaynar asfalt tatbik olunurken betonun içindeki as- fa't taneleri eriyerek mayi as:a"tla imtizaclı bir suret- te birleşiyor ve bu suretle beton ve asfaltın inbisat emsalleri mümkün olduğu kadar yaklaştırılmış olu- yor.

Evlerin su tesisatı

Ev, apartman ve sair mesken bloklarının su ihti- yaçları, şehrin umumî su tesisatından istifade su- retile temin olunmaktadır. Fakat çok defa ba umumi tesisatın tazyiki yüksek binaların üst katın- daki ihtiyacatına kâfi gelmemektedir. Bu takdirde, veya şehirde böyle bir tesisatın yokluğunda her bi- na kendi tulumbasile idare etmek mecburiyetinde- dir. Bu tulumbaların en müsait şekilde tesisi ve istimallerini izah edelim:

Ekseriya bir elektro motörle işleyecek olan tu- lumba santrfüjlü veya pistonlu bir tulumba ola- bilir. Bunlardan birincisi daha ucuz olmak dolayı- sile daha umumileşmiş ise de ceryan sarfiyatı faz- la olduğundan pistonlu tulumbalar az zaman zar- fında ceryan sarfiyatının azlığından dolayı fazla tesisi masraflarını telâfi etmektedirler.

Su almak için ekseriya bir sarnıçtan veya bir kuyudan istifade edilecektir. Suyun tulumba teme- linden (6) metreden daha derinde olduğu zamanlar aşağıda izah edileceği veçhile hususi bir tertibat daha lâzımdır. Su, tazyiki gayri kâfi bir tesisattan alınarak yukarıya verilecek, o zaman da tulumbayı doğrudan doğruya tesisata raptetmek doğru değil- dir. bu takdirde gelen su kontrol edilemediği gibi su akmadığı veya az olduğu zamanlar kuru kuruya işleyen tulumbanın bozulması tesri edilmiş olur.

Binaenaleyh küçük bir depoyu mutavassit olarak kullanmak şayanı tavsiyedir. Bu tertibatm, su ke- sildiği zamanlar için deponun ihtiyat olarak daima dolu bulunacağı cihetle, faydası aşikârdır.

Mühendis Bocking

»

Muhtelif su harcama noktalarının tulumbadan istifadesi atideki iki tarzda temin olunur.

(29)

1 — Su, tulumbadan bir boru tesisatlle en üst kattaki bir depoya sevkedilir ve kendi akıntısile muhtelif istimal noktalarına akar. (Şekil 1). Bu ça-A * lışma tarzı sabih bir şalter vasıtasile otomatik ya- pılabilir. Bu sabih şalter, depo dolduğu zaman mo- törü durdurur ve, su arzuya göre âyar edilebilen bir seviyeden aşağı inince, motörü işletir.

2 — Diğer bir tazyiki tezyit tertibatı, motör tu- lumbası, teçhizat!] tazyik ve muvazene kazanı ve tazyik şalterinden ibarettir. Tulumbadan gelen su, tulumbanın yanına konmuş olan tazyik ve muva- zene kazanından geçerek her katın musluk nokta- larına gider. (Şekil 2).

Yalnız tamamile temiz sular için müsait olan bu tertibatın otomatik yapılması doğru delildir. Tulum-

( Ş e k i l : 2 )

Tulumba, kazanda arzu edilen cereyanı katıa tazyiki hasıl oluncaya kadar çalışır. Bunu mütea- kip tazyik şalteri motörü otomatik olarak durdurur.

Muayyen bir asgarî tazyik hasıl oluncada tulumba grupu tekrar otomatik olarak işlemeye başlar. Taz- yik hudutları, suyu en yüksek istimal noktalarına isal edecek derecede intihap olunur. Suyu 6 met- reden daha derinde bulunan kuyularda tulumba te- sisatı güçleşir. Bir tulumba amelî olarak 6 metreden fazla ememediği için daha derinlerden su almak lâzım geldiği ahvalda ayrı bir tertibat icap etmek- tedir. (Şekil 3) Bu hususta kullanılan derin emme .aleti tazyik suyunun bir kısmından istifade ederek borularına taze su çekebilmektedir. Bu tertibat ile 40 metreden hatta daha derinlerden su alınabilir.

İ

( Şekil : 3 )

banın işletilmesini el ile tanzim etmek emniyet ica- batındandır.

İşleyen makinelerin gürültüsünden ev sakinle- rinin rahatsız olmaması boru tesisatı esnasında na- zarı dikkate alınmalıdır. Borular, fazla döşeme ve duvar delinmesine mani olmak üzere binanın hari- cinden, aydınlık mahallerinden düz hatlar teşkil ederek geçirilmelidir. Makine ihtizazının bütün borulara sirayetini men için borularla tulumbanın iltisak noktasına ayrı elâstiki boru parçaları İlâve etmelidir. Makine ile temeli araşma da, gürültüyü duvar aksamına nakletmemek için mantar veya sert lâstikten bir levha konmalıdır. Makinelerin ko- nacağı yerler mümkün olduğu kadar kalorifer yeri, çamaşırlık, kömürlük gibi rutubetli ve tozlu olma- malıdır. Malzemenin sağlam ve iyi olmasına ve tesisatın da mütehassıs işçiler tarafından yapılma- sına dikkat olunması ayrıca kayda şayandır.

(30)

M I M A R — Bibliografi

Yeni Mimarî

Muallim Celâl Esat 64 Sahife. Fi. 75 kuruş Agâh Sabri kütüphanesi

Mimarlık kütüphanesine şimdiye kadar müte- addit eserler vermiş oian Celâl Esat Beyin bu nam- da yeni bir eseri daha intişar etti. Eser heyeti umu- miyesi itibarile ilmi olmaktan ziyade umumî irfan seviyemizin bugünkü mimari cereyanları hakkında- ki bilgisizlik boşluğunu doldurmaya yarayan «vül- ger» bir kitaptır. Ansiklopedik malûmatının bu sa- hadaki boşluğunu doldurmak isteyen her vatandaşa tavsiyeye şayandır.

Celâl Esat Bey kitabına genç Fransız mimarı

«Andre Lurçat» nm L'architecture nammdaki küçük eserini esas ittihaz etmiştir. (Lurçat) (Le Corbüzier) gibi ideolog bir Fransız muharririnin tezlerini hu- lâsa etmiş bulunması itibarile böyle bir eser için cidden me'haz ittihazına her ne kadar elverişli isede muharririnin şahsi kanaatlarını ihtiva etmesi iti- barile bugünkü mimarideki asri cereyanları ve on- ların istinat ettikleri gerek fikri, ve gerekse fennî esasları hulâsa etmekten uzaktır. Eserine Yeni Mi- mari serlevhasını intihap etmiş olan Celâl Esat Beyin bugünkü mevcut diğer mimarî ekollerini de tetkik ederek daha etraflı ve daha ilmi esasları ih- tiva eden, ve muhtelif noktai nazarlarını bize bil- diren bir programla hareket etmesini isterdik. Bu gibi şumullü mevzular üzerinde programlarını çiz- miş ve bilhassa umumi seviyeye hitap eden eserlerin tanzimindeki müşkülât göz önündedir. Onları vücu- de getirmek her hangi bir tezin müdafaasından da- ha çok güçtür. Zira bu mevzu üzerinde o zamana

kadar tebellür etmiş kanaatları tahlil, tenkit ve mü- nakaşa ettikten sonra telhis etmek netice olarakta onları herkesin anlayabileceği bir lisanla ifade et- mek iyi bir malûmat hamulesi ile beraber ince bir meharete vabestedir. Celâl Esat Beyden böyle bir eser beklemek hakkımızdır. Zira böyle bir eser yaz- mak hiç şüphesiz ki, mimari tarihi ile uğraşan mü- tehassısların vazifeleri dahilindedir. Buna mukabil esere esas ittihaz edilen (Lurçat)nın noktai nazar- larında —bir ekolün noktai nazarları olmasma mu- kabil— esaslarının ihlâl edildiğini görmekteyiz. Mu- harrir eserin metni dahiline gerek kendi şahsi mü- lâhazalarını ve gerekse de memleket hakkında bazı bahisleri yeni mimarlık hakkında okuyucularına umumî bir fikir vermek için ilâve etmiştir.

Bilhassa, kitabının bir kısmını, -sahife 8-14- Yeni mimari bizede gelmiştir—Bizde mimarlık—Sa- nayii nefise mektebi ve mimarlar— Güzel san'atlar akademisi ve yeni tedrisat— mevzularma tahsis et- miştir. Bu mevzular hakkındaki kanaat ve düşün- celerimizi bir tarafa bırakarak, Celâl Esat Beyin fi- kirleri üzerinde biraz tevakkuf etmek istiyoruz. Bil- hassa yeni mimari cereyanlarından bahsederken ver- diği misaller maalesef, Türk mimarlarının eserlerin- den alınmamıştır. Fikirden de anlayoruz ki, diğer bir çok münevverlerimiz gibi; memlekette kabiliyet- li bir Türk mimar zümresinin mevcut olmadığı ka- naatındadır. Biz genç mimarları cidden müteessir eden nokta budur.

(31)

p

Kalorifer tesisatı

Bu tesisat tarzı teshin edilecek mahallere isal eden hararet nakiline göre muhtelif şekillerde tes- miye ve esas itibarile berveçhizir aksama tefrik olunur.

1 — Su ile teshin.

A — Alçak tazyikli sıcak su.

B — Kaynar su 2 — Buharla teshin.

A — Alçak tazyik buharı.

B — Yüksek tazyik buhari.

3 — Hava ile teshin.

Alçak tazyikli sıcak su teshin tesisatı 100 dere- ceden aşağı derecei hararetle çalışır. Bu tesisatın en pratik tarzı tertibini aşağıdaki şekil göstermek- tedir. Suyun teshini suretile elde edilen hacim tevsii

ı I

I

• I

A ile gösterilen bir inbisat kabı sayesinde tesisatın en yüksek noktasına isal edilebilir. Nakiller umumi- yet itibarile imlâ esnasında havanın K ile gösteri- len kazandan hurucunu temin içni bu inbisat ka- bına doğru yükselmelidirler. Suyun kaynama derecei harereti elde edilmediği cihetle A inbisat kabı açık kalır. Suyun teçhizat dolayısile zayiatı az olduğun- dan tesisat dahilinde daima ayni miktarda su kal- maktadır ki, bu da ya kaynayarak ve yahut yağmur suyu olarak doldurulduğundan kireç tekaşşuratına

Mühendis Böcking

meydan vermez, ufak tesisatta suyun devri daimi sırf sıcak ve soğuk suyun sikleti izafiyesi arasındaki fark sayesinde vaki olur.

Büyük ebniyede ise devri daim araya vazedile- cek bir tulumba vasıtasile tesri edilir. Bu tulumba doğrudan doğruya kazanın önünde suyun avdet nakili içine raptedilir ve bu suretle soğumağa başla- mış olan suyu tekrar kazana iade eder.

Bizzat teshin tulumbaları işleme gürültülerinin mümkün mertebe önüne geçilmesi ve bunların bo- ru nakillerine ve bina dıvaralarına sirayet etmesini imkânsız bırakacak surette imal ve tanzim edilir- ler. Bu hususu temin için en mühim tedabir adedi devrin azlığı, uskurlarda muayyen kuturlar intihabı, kaygan yataklı ve vasi yedekli gürültüsüz hususi

motörler intihabile ittihaz edildiği gibi temel plâ- kalarının ihtimamla betonlanması tulumba temeli- nin akustik tecridini ve tulumba ile boru nakilleri arasına elâstiki irtibat parçaları geçirilmesile elde edilebilir.

100 santigrattan yüksek derecei hararetle işle- yen bu tesisatın en elverişli tertibi 140-200 derece yani 3,5 ilâ 10 atmosfer ile çalışan tesisattır.

Radiyatörlerde hasıl olan yüksek derecei hara- ret dolayısile bu tesisat ancak sınaî hususatta istimal i J

(32)

edilebilir. Bu gibi tertibatın su devri daimi alel- umum araya tulumbalar vaz'ile elde edilir. Statik tazyik bermutat 5 atmosferden fazla olduğu için yüksek tazyikli tulumbalar ntihabı elzemdir.

Suyun teshini için normal buhar ka- zanları istimal edilirken bunların buhar hacmi ayni zamanda inbisat mahalli olarak da ifayı vazife ederler. Bu tesisatta tulumbalar mümkün mertebe kazanın arkasında ilk hareket nakiline bağlanırlar ve bu suretle umum boru tertibatı kazanın kendi tazyikinden biraz daha fazla bir tazyik altında kal- mış olur. Bu tarz tertip sayesinde hararet vermek- sizin tazyikin düşmesi sayesinde mücerret isale nak- linde buhar terkibatı ve bu terkibatın menfi netice- leri tamamile imkânsız bırakılmış olur.

Bu tertibat yeknesak bir vaziyette kapalı bulun- duğundan taze su ile tadile lüzum yoktur.

İkametgâhların teshini için radiyator derecei hararetin yüksekliği noktai nazarından ayni suret- le elverişli olmayan yüksek tazyikli buhar teshina- tmda buhar harareti radiyatörlerde temerküz eder.

Burada soğuyarak mayi haline geldikten sonra tek- sif kapları vasıtasile tağdiye suyu deposuna iade olunur.

0,05-0,2 atmosferlik tazyik ile çalışan alçak tazyikli buhar teshinatı ayni esas prensibine malik iseler de bu tesisatta buharm radiytörde birikmesi

* alelekser inbisat kaplarına nazaran daha basit va- sıtalarla elde edilir (boğum menfezleri) veyahut tamamile sarfınazar olunur. Bu meyanda faaliyet

buharı ya yüksek tazyikli buharm tenkis supapları vasıtasile boğulmasından ve yahut alçak tazyikli kazanlarla elde edilmesile temin olunur.

Hava ile teshin tertibatında ise hava ya ocak- lar önünden geçirilmek suretile (ateşli hava teshi- natı) veyahut buhar veya su radiyatörleri sayesinde (buharlı hava teshinatı, mayili hava teshinatı) ısı-

tılır ve dıvar kanalları vasıtasile teshin edilecek ma- hallere isale olunur.

Bu meyanda havanın tahriki ya zati tahrik tertibatile ve yahut vantilatörle elde edilir.

Muhtelif teshin sistemlerinin muhassanatı ve seyyiatı aşağıda kısaca zikredilmiştir: Buhar veya su ile yüksek tazyikli teshinatı boru kuturlarının kü- çüklüğü ve radiyatör eb'adının azlığı dolayısile te- sisatı masrafını ucuzlatırlar ise de radiyatörlerde hasıl olan yüksek derecei hararetten dolayı ikamet- gâh teshinatı için elverişli değildirler. Su ile yük- sek tazyikli teshin tertibatının buharla yüksek taz- yikli teshin tertibatına nazaran muhassanatı tek- sif kaplarının bertaraf edilmesi ve hararetten daha fazla istifade edilmesinde tecelli eder. Buhar teshi- natmda teksif edilecek olan su teksif kabından çı- kar çıkmaz tazyikin diişmesite tekrar tebahhür ede- rek 70-80 dereceye kadar soğur ki bu gibi zayiat umum tertibatın iade devrile birlikte tazyik altında bulunduğundan kaynar su tesisatı gayri kabildir.

İkametgâh teshinatı için sıhhî noktai nazar- dan yalnız alçak tazyikli teshin tesisatının istimali şayanı tavsiyedir. Bu meyanda mütemadi surette meskûn mahaller için su teshinatı radiyatör derecei hararetinin alçaklığı dolayısile tercih edilmeildir.

Tiyatro ve saire gibi muvakkat meskûn mahallerde ise ısıtma keyfiyetinin sür'ati dolayısile buharla teshin müraccahtır.

Hali hazırda su veya buharlı hava teshinatı şek- linde tertip edilen tesisatı esas itibarile büyük sa- lonlar ve sair gibi mahallerde teshin için kullanıl- maktadır. Bu tesisatın muhassanatı teshin edile- cek mahallerin radiyatör vazına lüzum olmaması ve aynı zamanda taze havada istimal edildiği cihetle tecdidi hava keyfiyetinin de birlikte temin edilmesi- dir, Seyyiatı ise mütemadiyen taze hava isalesi hu- susundaki yüksek işletme masrafından ibarettir.

(33)

MİMAR' ilk seııe neşriyatını bitirdi. Birinci sayıdan itibaren mahdut k o l e k - siyonlarımızı edinmek için adresimize müracaat ediniz.

MİMAR 1 9 3 2 senesinden itibaren daha mütekâmil bir şekilde ve dalıa faydalı miindericatla intişar edecektir. Fiat ve abone şeraitimiz bu senenin aynıdır. B u sayı içine ilâve ettiğimiz abone kartlarını doldurarak adresimize gönderiniz. Yeni senenin MİM AK ı tecrübe devresini atlatmış, her müşkülpesent kütüphanede iyi bir mevki almaya namzet, ilmî kıymeti haiz bir mecmua olacaktır.

MİMAR ı arkadaşlarınıza tavsiye ediniz.

A K Ş A M Çinkografi şubesi

Kınan

Türkiye'nin klişecilik sanatında en mütekâmil bir atelyesidir.

Çelik, Pirinç, Bakır, Çinko

ü z e r i n e renkli, r e n k s i z b i l u m u m k l i ş e İmalâtı

Siparişler sizi hayrette bırakacak bir sürat ve mükemmeliyette ihzar edilir

i z a h a t a l m a k İçin t e l e f o n e d i n i z , d e r h a l bir m e m u r gönderilir.

wm~ A K Ş A M matbaası fevkinde, telefon: >0113

mmmmm^mammammrnı^mmmmmmmmmm^mmk

un

A

•4

t

•4

•i

•4

•4

•4

tr

m a r a n g o z , m o b i 1 y a

C E V A T

d o ğ r a m a v e f a b r i k a s ı .

C e r r a h p a ş a o n ol d e s i N o . 1 3 - İ S - 1 7 T e l e f o n : 3 4 1 2 3

hr

G A R B İ S G Ü R E G Y A N

Her nevi elektirik lâmbaları ve pirinçten mamul her cins eşya müceddeden imal ve tamir olunur. • 9

Bey oğlunda caddei kebirde kumbaracı sokağının başında No. 131

İ m t i y a z s a h i b i : M i m a r \ . Z i y a N e ş r i y a t m ü d ü r ü : M i m a r A b l d i n . M a t b a a c ı l ı k v e N e ş r i y a t T ü r k A n o n i m Ş i r k e t i — İ s t a n b u l

Referanslar

Benzer Belgeler

çeşitli kısımlarının veya onlardan elde edilen etkili maddelerin dahilen veya haricen insan ve hayvanlarda görülen hastalıkların tedavisinde kullanılan bitkilere Tıbbi

Araştırmada bu sekiz ayaklı etçillerin, özellikle ormanlar- da ve çayırlarda sayısız zararlı böcek yakaladığı ortaya çıktı, Nyffeler ve Birkhofer daha önce

Bu, endişe ve korku halinin terde özel bir kimyasal işaret oluşturduğunu, bunun da kokuyu alanlarda bir tepkiye neden olduğunu gösteriyor.. Başka bir çalışmada ise

Alzheimer hastasında, sol burun deliğinin fıstık ezmesinin kokusunu alması için sağ burun deliğine göre fıstık ezmesine 10 cm daha yaklaşması gerekmiş. Bu durum

mekteplerde, hastanelerde bu televvüsün nümune- vi kokusunu hissetmek mümkündür. 2 = Mikı-obî sebepler: Kapalı bir mahalde doğ- rudan doğruya insanlardan intişar eden ve diğer

Meşrutiyet döneminde hâkim olan İslâmcı görüş sahibi fikir adamları ise her konuda olduğu gibi mekteplerdeki dinî eğitim konusunda da Batıcı aydınla- rın ileri

Anahtar Kelimeler: Bulanık k¨ume, sezgisel bulanık k¨ume, neutrosophic k¨ume, topo- lojik uzay, neutrosophic topolojik uzay, neutrosophic fonksiyon, neutrosophic biles¸ke

H: There is at least one significant interaction between school variables (region, minority percentage) and the student level variables (weekly amount of time