AHÎTtn
S A Y I : 1 4 3 - 1 4 4 Y A P I S A N A T I , Ş E H İ R C İ L İ K v e S Ü S L E Y İ C İ S A N A T L A R D E R G İ S İ S A H İ P L E R l : Y. M İ M A R A B İ D İ N M O R T A Ş v e Y. M İ M A R Z E K İ S A Y A R İ D A R E Y E R İ : A N A D O L U H A N N o . 3 2 - 3 3 İ S T A N B U L . T E L E F O N : 21307 B a ş yazıA n k a r a d a M e s k e n M e s e l e s i
Y. M i m a r A b i d i r , M o r t a şAnkaranın nüfusu, tahminleri geçen bir hızla arttı. Son yılların iktisadî güçlükleri yüzünden ve malzemesizlikten, hususî inşaat durunca, ikametgâh-lar işba haline geldi. Bugün mesken meselesi had dev-rinde bir hastalık, bir buhran şeklindedir, Kimse yap-tığı raari'dî fedakârlıkla mütenasip sayılabilecek bir yerde oturamıyor; kimse bu vaziyete bir tedbir bula-mıyor; herkes şahsım ve ailesini iyi kötü barındırmak kaygusiıle binbir tanıdığa baş vuruyor; en uygunsuz şartlarla bir kombinezon (bulunca katlanıyor-,; her gün mustarip ve her gün şikâyetçi olarak evinde oturuyor.
Fazla gelirli yabancılar Ankaranın kira piya-sasını, ev sahiplerinin ahlâk ve insaf telâkkilerini altüst edecek mikyasta yükseltti. Normal gelirli bir Türk ailesinin bu sahada yabancılarla bir arttırma-ya iştirake takati kâfi değildir. Hele evlerin mobil-yalı olarak kiraya verilmesi birçok kapıları Türk aile-lerine kapamıştır. Yalnız eskiden bir eve yerleşmiş kiracılar, ev sahiplerinin ekseriya gözüne batmakla beraber, normal şartlar altında sayılabilecek şekilde ikamet etmektedirler. Esasen bütün dert Ankaraya yeni ıtayin olunan memurların, 'herhangi bir vesile ile Ankarada yaşaması icap eden ailelerin
başında-dır.
Ankara Ticaret, veya ziraat merkezi değildir, devlet merkezidir. Onun için daha ziyade bir me-murlar şehridir. Memurun geliri muayyendir ve devlet tarafından ödenir. Memurun aylığı, yiyeceği ve giyeceği kadar mesken işi de kendisi için ibirinci plânda ehemmiyetli bir meseledir.
Büyük memurlar, gerek ailevî vaziyetleri, ge-rek tasarrufları sayesinde mesken işini halletmek hususunda nisbeten müsait bir halde olabilirler. Fa-kat küçük memurların bu hususta büsbütün perişan bir vaziyette oldukları muhakkaktır.
Ankaranın mesken buhranı halledilemez bir mevzu mudur? Halledilmeğe değmez bir mesele
midir? Kim, hangi makam bu işle alâkadar olmalı-dır? En faydalı, en âcil, en iktisadî, hülâsa en tat-minkâr hal şekli ne olabilir?..
Bakanlıklar arkasında memurlara ikametgâh mır.takası olarak ayrılan sahaya birkaç yıl evv-îi bir
ec-nebi mimara yaptırılan 500 dairelik apartmanlar projesi bugüne kadar birçok kereler ele alınmış, bir türlü tahakkuk ettirilmek imkânı bulunamamıştır. Mütevazı bir Türk ailesinin yaşayış şartlarına hiç. bir zaman uyınıyacak bir yabancı projesinin tatbik
edilmemiş olması bir bakımdan isabetli olmuşsa da, proje işi yeniden Türk mimarları arasında bir müsa-baka açılmak sureıtile halledilebilirdi. Devletin, yük-sek bir görüşle bu işlerin ehemmiyetini takdir etmiş ve maddî fedakârlığı memnuniyetle göze almış ol-masına rağmen ikinci ve üçüncü ellerin kâfi miktar-da bilgi ve enerji gösterememiş olması yüzünden böyle mühim bir dâvanın akamete uğramış olması-na esef etmemek kabil değildir.
Bu yıl yeniden teşkil edilen bir komisyon An-karanın mesken buhranını önlemeik ve icabında
bir-kaç bin mesken inşası çarelerini aramak üzere vazi-felendirilmiştir. Fakat bu komisyon da maalesef ne esaslı bir etüd hazırlayabilmiş, ne de ciddî bir şekil-de tatbikata geçebilecek bir faaliyet göstermiştir. Komisyon, içinde bir mimar bulunmayan âzalarının kanaat, bilgi ve salâhiyetile iktifa etmiş, bu hususta en ziyade <*örgü ve salâhiyet sahibi olduğu şüphesiz bulunan mimarların fikrine müracaata lüzum
görme-miştir. Mühim bir ihtisasa ihtiyaç gösteren bir işi ü-zerine alan bir komisyonda azalar kendi branşların-da ne kabranşların-dar kuvvetli olursa olsunlar, meslekleri ha-ricinde bir mevzula meşgul olmak vaziyetinde kal-dıkları zaman o sahada hakikî ihtisası olan bir mes-lek adamile beraber çalışmayı tabiî görmelidirler.
Bahusus ki bundan sonra da Ankaranm nüfusu günden güne artmaya, şehir büyük bir gelişme gös-termeye namzettir. Mesken meselesi dün olduğu ka-dar bugün de halledilmeye şiddetle muhtaçtır. Harp ortasında, binbir ağır şart altında inşaat yapan mem-leketlerden neyimiz eksiktir? Malzeme ve işçi eksik-liğinden şikâyete hakkımız yoktur. İcap eden tahsi-satı da devlet her zaman şayanı şükran bir fedakâr-lıkla bu işe ayırmayı kabul etmiştir. O halde bizde eksik olan, vtrholi ibir organizasyon fikri ile meslekî ve idarî bilgilere dayanan büyük salahiyetli bir e-nerjiden başka bir şey olamaz.
Mesken dâvasının hallinde bııgün geç kalmış vaziyetteyiz. Umumî bir ofis kurularak bütün inşa-atı bir elden idare etmek, Ankaraya birkaç bin ika-metgâh temin etmek bugün için belki aşırı bir te-mennidir. Fakat her vekâlet ve diğer resmî ve yarı resmî daire bütçesinden ortalama 400 bin lira ayır-mak suretile ve tutan 10 milyon lirayı geçmemek üzere en iktisadî bir tarzda inşaat imkânları araştırı-larak beheri on bin liralık bin ikametgâh temin et-mek halen de mümkündür.
Bu Cbin ikametgâhı ikişer, üçer ve dörder odalı olmak üzere üç tip üzerinden bir veya ikişer katlı sıra evler halinde bahçesile beraber 200 _ 250 met-re murabbalık arsalar üzerine tertiplemek iktisadî olur. Arsanın ucuz olduğu yerlerde münferit veya çift evler de yapılabilir. Ev şeklinin tesloiti, yerinde
yapılacak etüdün neticesine bağlıdır.
Yapılacak evler bodrumsuz olmalı, temelleri taş duvar; beden ve esas bölme duvarları bir tuğla; ara bölmeler yarım tuğla veya bağdadi; zemin kat döşemesi blokaj üzerine grobeton, onun üzerine de ımozayik; merdiven, çatı ve üst kat döşemesi beton arnıe hatıl üzeune ahşap kirişlemeli geçme tıhta ol-malıdır. Yalnız banyo döşemesi betonarme üzerine mozayik; tavanlar bağdadi üzerine kıtıklı kireç sıva yapılmalıdır. Pencere ve kapılar mahdut birkaç tip olarak ve ihtiyacı tam karşılayacak ebatta olmalıdır.
İnşaat en basit ve ucuz malzeme ile, fakat temiz ve titiz bir işçilikle yapılmalı; Ihiç bir lükse, hiç bir
fazlalığa müsaade edilmemeli ve eb'at, en mübrem ihtiyaçlar düşünülerek asgarî tutulmalıdır.
Bu sade ve iktisadî programı beğenmiyerek işin büyüğüne ve lüksüne kaçmak bu meseleyi çık-maza götürür. Yukarıda şartları kaba taslak yazılan ıbu evler ne kadar basii olursa olsun her halde bugün-memurlarımızın oturduğu bodrum, çatı katı, eski ve harap ahşap evler gibi barınaklardan çok daha güzel, temiz, sıhhî ve iç açıcı olacaktır. (
Bir masraf ihtiyar edilip bir teşkilât kurulduktan sonra daha esaslı, daha uzun ömürlü ve daha büyük ikametgâhlar yapılmalı düşüncesi bugün için yerinde değildir. Fiyatların, yaşayış tarzlarının ve istikbale ait tahminlerin normal olmadığı bir zamanda yaşıyo-ruz. Bugün için yalnız en âcil ihtiyaçları karşılamak vaziyetindeyiz, ve tedbirler daima içinde bulunulan şartlara uygun olmalıdır.
Son zamanlarda Ankaradaki şiddetli mesken ihtiyacı, günün sıkı ve zor şartlarına rağmen bazı hamleler yaparak biraz olsun ferahlamak temayülünü göstermiştir.
İş Bankası, memurları için Ibu yıl 50 ev yaptırdı. Evler nisan (başında tamamen ikmal edilmiş olacaktır. Bu teşebbüs, diğer banka ve resmi dairelere örnek o-lacak mahiyette güzel bir başarıdır. Yalnız bankanın
evleri iktisadî bir kontroldan geçmemiş, orta bir me-mura ağır gelecek bir şekilde büyük ve lüks tutul-muştur.
Maliye memurlarının kurduğu tasarruf (tasar-ruf) evleri kooperatifi, ağır faizlerle temin et-tiği karşılıklarla inşasına başladığı 60 evi ikmale ça-lışan hususî bir teşebbüstür. Bu kooperatifde de ikti-sadî hudut gözetilmemiş, normal zamanın inşa edile-bilecek zenginlikte müstakil villâlar inşa edilmiştir.
Bütün bu ve Ibuna mümasil teşebbüsler ufak mikyasta ve mevziî mahiyettedir. Esas büyük tedbir-leri bütçetedbir-lerinden memurlarının terfiine para ayıra-bilecek daire ve müesseselerden beklemeliyiz. Bu mü-esseseler ve daireler çok esaslı ve iktisadî bir