• Sonuç bulunamadı

Yıl: 3, Sayı: 6, Mart 2016, s

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Yıl: 3, Sayı: 6, Mart 2016, s"

Copied!
16
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Yıl: 3, Sayı: 6, Mart 2016, s. 351-366

Meher BAYRAMOĞLU1

20.YÜZYIL MODERN BATI RESİM SANATINDA GELENEKSEL TÜRK SANATI ÖRNEKLERİNİN ETKİSİ

Özet

20. yüzyılda değişen ve gelişen Batı sanat dünyası, 19.yüzyıla kadar egemen olan akademizm ve izlenimcilik ikileminden çıkış yolları aramıştır. Bu arayışın sonucunda, Batı sanatçıları, plastik değer açısından zengin olan Uzak Doğu ve geleneksel Türk sanatı örnekleri ve motiflerinden etkilenmiş ve çalışmalarına konu vermişler.

Türk kültürünün geleneksel maddi ve manevi değerlerinden olan damga, simge, kırkpare, kırkyama, yamalı bohça, hat ve kaligrafi gibi el sanatları örneklerinin Avrupa plastik sanatına etkileri yadsınamaz. Makalede geleneksel Türk sanat örneklerinin ve motiflerinin Batı sanatına etkileri araştırılmıştır.

20. yüzyıl modern Batı resim sanatı ile geleneksel Türk el sanatları arasında plastik dil ve üslup özellikleri açısından bağlantı kurmak mümkündür.

Özellikle modern Batı resminde Paul KLEE, Joan MIRO, A.R. PENCK, Hans HARTUNG, Piet MONDRIAN gibi ünlü ressamların eserlerinde eski Türk yazıtları, damgaları, minyatür, hat, kaligrafi ve süsleme sanatı ile benzeşen öğeler bulmak mümkündür. 20. yüzyıl Batı sanatçıları geleneksel Türk el sanatları örneklerini ve motiflerini de kendi sanatlarına katarak, özgün bir tarz yaratabilmişler.

Anahtar kelimeler: Çağdaş Resim, Geleneksel Türk El Sanatları, Soyut Resim, Motifle

1Yrd.Doç.Dr., Karadeniz Teknik Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü., [email protected]

(2)

352 AN EFFECT OF TRADITIONAL TURKISH ART SAMPLES

OF MODERN WESTERN PAINTING IN 20th CENTURY Abstract

Changing and evolving West art world in 20th Century, sought ways out of academicism and impressionism dilemma that has been prevailing until 19th Century. At the end of this quest, Western artists have been influenced from the Far East and traditional Turkish art samples and patterns whose plastic values were rich and they treated this topic in their works.

Symbol ornamentation, carpets and patchwork that are traditional material and sentimental values of Turkish Art have influenced the Europe plastic art. In this paper, influences of traditional Turkish art examples and patterns to West art are investigated.

It is possible to correlate between 20th Century modern West painting art and traditional Turkish art in terms of plastic language and style features. It is possible to find old Turkish scriptures and stamps, miniature, caligraphy and items that resembles to decorative arts especially in modern Western art in works of famous painters such as Paul KLEE, Juan MIRO, A.R PENCK, Hans HARTUNG and Piet MONDRIAN. The West artists of 20th

Century were able to create their own unigue styles including the traditional Turkish arts examples and patterns to their arts.

Keyword: Modern Painting, Traditional Turkish Art, Abstract Painting, Motive

GİRİŞ

20. yüzyıl Modern Batı Sanatının doğuşu her ne kadar bilim ve teknolojinin ilerlemesiyle ortaya çıkmışsa da yeni plastik ve estetik değerlerin çağdaş sanatsal ifade vasıtalarının keşfindeki önemli etkenlerden biri de eski çağ ve ilkel sanatlarının özellikle Doğu halklarının kültür mirasının değerlendirilmesi ile olmuştur.

İslam dünyasında Türklerin ulaştıkları medeniyetin Batı üzerindeki tesiri Batı müsteşriklerin, seyyahların eserlerine konu olmuştur. Türk minyatürleri, hat, kaligrafi, süsleme, kilim ve halı sanatı, Türk damga ve simge örnekleri, dünya sanat tarihini teşkil eden mühim koludur.

Geleneksel Türk sanatı örnekleri Avrupalı birçok sanatçının ilgisini çekmiştir. Birçok sanatçı çalışmalarında geleneksel Türk sanatı örnekleri ve motiflerini konu etmişlerdir.

Geleneksel Türk El sanatına olan ilgi 20.yüzyıl tasarım sanatının temellerini atan sanatçıların çalışmalarında açıkça görülmektedir. Bu arayışlar düzen, simetri, süsleme ve İslam kaligrafi sanatının yeniden incelenmesi gereğini ortaya çıkartmıştır.

“20.yüzyıl Modern sanatın öncülerinden Paul KLEE, Piet MONDRIAN, Joan MIRO, Hans HARTUNG. A.R. PENCK gibi büyük ustaların ortaya koydukları çalışmalarında, geleneksel Türk sanatı örnekleri ile plastik dili ve üslup özellikleri açısından bağlantı kurmak

(3)

353 mümkündür. Çalışmalarında süsleme, simetri kurgunun fonu ve figüratif değerlerin bölünmesi

gibi unsurlar en temel özellikler olmuştur.’’ (Kılıç 2012: 49-50)

Modern sanatın birçok öncüsünün ortaya koydukları eserlerde Doğu ve eski Türk el sanatı örneklerinde olduğu gibi, sadelik, aza indirgeme, çokta birlik, belirlilik içerisinde belirlisizlik gibi ilkelerin ön plana çıkmasıdır.

Modern sanat akımlarının sentez ve deneme yolu ile sonuca ulaşma çabaları, duygusal ve anlamlı eserlerin temelinde olması gereken bir özellik ve bir estetik değerdir.

Bu bakımdan resim sanatın gelişim süreçlerinde etkili olduğunu, bu öğelere yakın durma ve onlara yakından bakmak gerektiği düşünülmektedir.

20. Yüzyıl Modern Batı Resim Sanatı

“Şüphesiz Modern Sanatın geniş çatısı altında, her toplumun kendine haslığını ve kültürel rengini koruyarak farklı seçenekler sunabilmesi olağan bir durumdur.” (Lynton 2004:

52-57)

20. yüzyıl başlarında Batıda açılan Türk ressamlarının eserlerinin ve İslam sanatları sergileri geleneksel resim kurallarını yıkan ve yenilik peşinde koşan çoğu Avrupa sanatçıları için görsel iletişimde yeni bir boyut kazandırmış onlar için büyük bir ilham kaynağı olmuştur.

Geleneksel Türk sanat örnekleri minyatür, kırkyama süsleme, hat ve kaligrafi sanatı kilim motiflerine olan ilgi bireysel üslup arayışı içinde olan sanatçılar yepyeni sanat üsluplarının yaratıcısı olarak evrensel sanat anlayışını araştırmışlardır.

“20. Yüzyıl başlarından itibaren ortaya çıkan ve Çağdaş sanatın yolunu açan kübist ve fovist ressamlardan Joan MIRO, Paul KLEE, Piet MONDRIAN, Hans HARTUNG, A.R.

PENCK gibi çok sayıda Batı sanatçılarının ortaya koydukları eserlerde geleneksel Türk minyatür, halı-kilim motifleri, hat ve kaligrafi sanatı arasında plastik açıdan bir paralellik görülmektedir.” (Kılıç 2012: 49-50)

İslam minyatürlerinin yüzeysel ve dekoratif olma özelliği Batılı ressamlardan bazılarının dikkatini çekmiş ve bireysel çalışmalarında ilham kaynağı olmuştur. Minyatürlerde olduğu gibi sanatçılar doğayla bağlılığı hiç bir zaman koparmadan doğanın süslemeci perspektiften uzak dekoratif bir anlayış içinde renkler saf ve yalın biçimler her türlü gölgelendirmeden uzak olarak vermişlerdir.

Batı Sanatçıları eserlerinde yüzeysel biçimler oluşturmada İslam minyatürlerinden örnek alarak gölgeyi ve hacimlendirmeyi tamamen ortadan kaldırıp parlak renkler kullanmışlardır.

Sadece renk ve çizgiye dayalı yüzeysel dekoratif resim arayışında Doğunun kilim ve halı motiflerinden esinlenerek resmi arabesk çizgilere ve lekelere indirgemişlerdir. Çizginin plastik ifadelendirilmesi de İslam kaligrafisinden nasıl etkilendiklerini gösterir. Batı sanatçıları doğayı en yalın ve saf biçimde resmetmişlerdir.

Hans HARTUNG, Paul KLEE, Joan MIRO, gibi ressamların eserlerinde kaligrafinin ve noktanın fonksiyonlarını tamamen plastik maksatlara yöneltmişler. Bu ressamlar hattatlar gibi nokta, çizgi ve lekeyi resim sanatının temel unsurları olarak başka bir şeye feda etmeden yalnız kendi plastik maksatlarına uygun olarak kullanmışlardır.

(4)

354 20. yüzyıl başlarında sanatında yeniliği ve özgürlüğü arayan Batılı Sanatçılar yeniliği

yeni konu ve üsluplar sunan Doğu sanatlarında aramaya başlamışlar ve büyük ölçüde Doğu sanatından ilham alarak kendi özgün ve yetkin sanatlarını oluşturmuşlardır.

“Dolayısıyla Çağdaş Batılı ressamların eserlerinde eski Türk sanat örneklerinden hat ve kaligrafi sanatı, kırkyama, minyatür, kilim, halı, simge ve damga motiflerinin direk etkisinden söz edilmese de, Paul KLEE, Joan MIRO, Hans HARTUNG, Piet MONDRIAN, A.R. PENCK gibi ünlü ressamların birçok çalışmalarında plastik dil ve üslup özellikleri açısından bağlantı kurmak mümkündür.” (Kılıç 2012 :49-50)

20. Yüzyıl Modern Batı Resim Sanatında Geleneksel Türk Sanat Örneklerinin Etkisi 20. yüzyıl Modern resim sanatının öncülerinden Paul KLEE, Doğu kültürü etkisini eserlerinde yansıtan ressamlardandır. Gençliğinde bir süre resim ve müzik arasında seçim yapmakta kararsız kalan KLEE, tavrını resimden yana koyarken akademik resim kurallarına aykırı bir yol izlemiştir. Bu süreçte farklı yönelimler içerisinde bocalayan sanatçının, 1914’de yaptığı Tunus yolculuğu hayatında ve sanatında dönüm noktası sayılmaktadır. Bu gezi esnasında sanatçı, Doğunun saf ve parlak renklerini, ritim ve geometri ağırlıklı süslemelerini keşfeder. Ayrıca 1929’da yaptığı Mısır gezisi KLEE’nin tüm sanat yaşamında etkili olduğu görülmektedir.

20. yüzyıl başlarında KLEE gibi çok sayıda Batı sanatçılarının ortaya koyduğu eserlerde Türk ve İslam sanatlarından minyatür, halı, kilim ve hat sanatı arasında plastik açıdan benzer bir paralellik görülmektedir.

Resim-1. Paul KLEE, Gül Bahçesi, 49x42.5cm, Karton Üzerine Yağlıboya, Almanya, Münih,1920.

“KLEE son dönemlerinde plastik sistemlerin ve elementlerin karmaşık sentezini bulmaya çalışırken çalışmalarında simgeler ve işaretler üzerine yoğunlaşmıştır. Bunun için, monokrom veya renkli geometrik parçalanmalarla oluşturulan fonları, siyah çizgiler ve işaretlerle düzenlemiştir .” (Lynton 2004: 220-221)

(5)

355 Resim- 2. Paul KLEE, Cesaret, 100x130 cm, Karton Üzerinde Yağlıboya, Bern, İsviçre,

1939.

Bu çalışmaların hepsinin esin kaynağını sanatçının Mısır gezisi sırasında gördüğü taşlara kazınmış labirentler ve Mısır hiyeroglifleri oluşturmaktadır. Bundan başka KLEE, hiyerogliflerle beraber her zaman merakında olduğu piktogramlara yönelerek natüralizme ve doğa taklitçiliğine tepkisini ifade eder. Simgeler ve işaretler dilini kullanarak sanatçı kendi alegorik dünyasını resim yüzeyine yansıtır.

Resim- 3. Paul KLEE, İnsula Dulcamara, 80x176cm, Karton Üzerine Yağlıboya, Bern, İsviçre,1938.

“Paul KLEE Türk ve İslam sanatını tanımış olan Avrupalı sanatçıların tümünden farklı bir yere sahiptir. Eserlerinde kullandığı simgelere varıncaya kadar doğu sanatından esinlendiği açık bir şekilde görülmektedir. Sanatçının birden çok etkileşimle kişiliğinin oluşması doğaldır.

KLEE Türk ve İslam sanatlarından etkilenerek eserler yaratmıştır.”

(Kılıç 2012: 60-61)

(6)

356 Paul KLEE’in çalışmalarındaki çizginin hareketleri birbiri ile örtüşmektedir, dokunun

ritminde güzele ulaşma amacında olduğu görülmektedir.

Paul KLEE‘nin çalışmalarında çağdaş resimsel değerler açısından İslam kaligrafisi ile paralellikler vardır. Hat sanatı ve kaligrafideki hareket ve çizgiler Paul KLEE’nin çalışmalarında görülmektedir. Hat sanatındaki yatay, dikey ve diyagonal çizgiler ile KLEE’nin çalışmalarındaki çizgi ve biçimsel hareketler birbiri ile örtüşmektedir. KLEE, yazıyı başlı başına plastik bir öğe durumuna getirme çabasındadır.

Çizginin, lekenin ve noktanın simgelere dönüştüğü yazılardan İslam sanatındaki harflerden önemli ölçüde faydalanmıştır. KLEE’nin yazı ve simgelerden oluşturduğu kompozisyon düzeni hattatlarımızın çizgi, nokta ve lekelerden oluşan istifleri ve kompozisyonları arasında benzer bir paralellik görülmektedir. KLEE yazıyı başlı başına plastik bir öğe durumuna getirme çabasındadır.

Resim- 4. Paul KLEE, Nil Efsanelerinden, 69x61cm, Çuval Üzerinde Pastel boya, Bern, İsviçre 1937.

“Bu çok ilkel ve eski yolun yeniden canlandırılması Çağdaş resim sanatına KLEE’nin bir armağanıdır. Çağdaş Türk ressamlarının eski Türk damgalar ve yazıtlardan yeni düzenlemeler ortaya koymasında KLEE’nin dolaylı etkisinden söz edebilinir.” (Kılıç 2012: 60-61)

Türk Hat Sanatı, büyük bir uygarlığın tüm görkemini ve inceliklerini yansıtırken, çağdaş resim sanatının büyük ustalarından KLEE’ye mağrip halk sanatının özellikleri açısından çalışmalarına yansıtma çabasındadır.

KLEE kadar eski yazıtlara ve işaretlere merak duyan ve çağımızın büyük ressamlarından biri sayılan Joan MIRO’da (1883–1993) benzer özellikleri yakalayabilmek mümkündür.

MIRO’nun ilk dönem resimlerinde minyatürlerdeki renklerin ve biçimlerin gölge etkisi vermeden görsel plastik etkisinden istifade ettiği açıkça görülmektedir. Sonraki çalışmalarında MIRO, kaligrafi’nin, çizgi gücünden faydalanarak yeni çalışmalar ortaya koymaktadır. İslam

(7)

357 hat sanatından etkilendiği ve hat sanatından esinlenerek yaptığı figürlerden ve çocuksu

çizgilerinden anlaşılmaktadır.

MIRO eserlerinde lirizmi hepten bırakmış soyut ve figüratif işaretler ve hat sanatındaki çizgiler onun sanatının özgünlüğü olmuştur.

Resim- 5. Joan MIRO, Mayıs 1968, 200x200cm, Tuval Üzerinde Akrilik, Berselona, İspanya,1973.

Joan MIRO, hat sanatında çizginin dinamizmini ve mağrip sanatındaki coşkulu renkleri bulmuştur. Kompozisyonlarındaki dokusal ve hareketli bir yüzey görünümünü leke gücüne dayanarak başarmıştır.

“MIRO hat sanatının çizgi gücünden faydalanarak yeni bir espas ve sonsuz boşlukta çizgilerin devinimi ve koyuluk basamaklarının en aza indirgemiş ve haliyle güzel eserler vermiştir.” (Erden 2012:118)

Resim -6. Joan MIRO, Soyut Kompozisyon, 60x90cm.

(8)

358 MIRO simgelerle, işaretlerle konuşan bir sanatçıdır. Bu anlamda sanatçının

resimlerinin algılanmasında simgelerin rolü büyüktür. MIRO, güneş, ay, yıldız, burçlar gibi kozmogonik varlıkların yanında insan, kuş vb. hayvanların çeşitli organlarını simgeleştirerek eserlerinde kullanmıştır.

İlkel insanların ve kabile sanatçılarının kullandıkları simgeler diline benzer bir yöntem izleyen sanatçı, kendi alegoriler dünyasını basite indirgemiş çizimler ve biçimlerle ifade etmektedir.

Resim- 7. Joan MIRO, Seven Bir Bayandaki Rakam ve Yıldızlar, 46x38cm, Karton Üzerinde Guaj, Chicago, Amerika,1941.

“Çizgi, leke ve noktanın simgelere dönüştüğü modern resimde MIRO modern resmin öncülerinden biri olarak şematik resimlerden, sembolik anlamları olan yazıtlardan ve özellikle simgesel anlamları olan Türk sanatındaki harflerden önemli ölçüde faydalanmıştır.” (Kılıç 2012:

61)

MIRO hat sanatındaki çizginin dinamizmini ve mağrip sanatındaki coşkulu renkleri bulmuştur. MIRO’nun bu çalışmasında noktanın fonksiyonu, tamamen plastik maksatlara yönelmiştir. Çizgi gücünden faydalanarak bir espas ve sonsuz boşlukta çizgilerin devimini ve koyuluk basamaklarını en aza indirgemiştir.

(9)

359 Resim -8. Joan Miró, Kırlangıç-Aşk,199.3x247.6cm, Tuval Üzerinde Yağlıboya,

New York, Amerika, 1934.

“Bu bağlamda MIRO, eski Türk damgalarının yaratıcıları gibi evren, doğa ve insan üçlüsünden hareketle yeni bir simgeler dili oluşturmaktadır. Bu dil aynı zamanda çağımızın karmaşık ve girift yapısının algılanmasında da önemli bir araçtır. Sanatçı bu gerçeği kendi sezgileri ile yakalamakta ve ifade etmektedir.” (Erden 2012:118)

Resim-9. Joan MIRO, Oturan Kadın II, 162x130 cm,Tuval Üzerinde Yağlıboya, 1938.

Çağın bir başka ünlü ressamı A. R. PENCK’de çalışmalarında tıpkı eski Türk damgalarına benzer bir simge dili kullanmaktadır.

“Onun resimlerinde görünen soyutlama, indirgeme, işaret ve simge dili vb. ifade biçimlerini yukarıda ele aldığımız kimi sanatçıların yapıtlarında da bulunur. Örneğin KLEE ve MIRO’nun kendi dünya görüşleri doğrultusunda adım adım gelişen bir simge dili oluşturdukları bilinmektedir. Her iki sanatçıda benzer ve farklı yönler bulmak mümkündür. Fakat her ikisinde

(10)

360 de çağdaş sanat dilini en eski uygarlıkların ve ilkel kabilelerin sanatlarından gelen esinlerle

beslendiğini söylenebilir. PENCK de bu yolu takip ederek kendine has bir dünya görüşü ve simge dili oluşturmaktadır. Rengi hiçe sayan bir anlayışla neredeyse siyah-beyaz denecek bir türde resimler yapmaktadır.” (İpşiroğlu 2000: 74-77)

Resim-10. A. R. PENCK, Kompozisyon, 150x200cm, Karton Üzerine Akrilik, 1982.

KLEE ve MIRO’nun düşsel dünyalarından farklı olarak PENCK günümüz dünyasını ilgilendiren toplumsal ve siyasi olayları simgeler ve sembollerle anlatmaktadır. İlginçtir ki, sanatçı bunu yaparken de tıpkı eski Türk damgalarının simgesel diline benzer bir grafik dili kullanmaktadır.

Resim- 11. A.R PENCK, Kompozisyon, 200x280 cm, Tuval Üzerinde Akrilik Boya,1981.

Sanatçı, içinde bulunduğu Sosyalist sistemin ve devletin güdümlü sanatına uymayan çöp adamlarla, bir takım işaret ve sembollerle sistem resimleri oluşturmaktadır. Bunun için de mağara resimlerini çağrıştıran bin yıllardan bu yana süregelen en yalın ve basit insan simgesini, çöp adamları kullanmaktadır.

(11)

361 Resim- 12. A. R. PENCK, Kompozisyon, 70x110cm, Tuval Üzerine Akrilik,1981.

Çağdaş Batı sanatında ilkel sanatlara ve Doğu estetiğine yönelen birçok sanatçıda da benzer öğelerle karşılaşılır. Modern sanata etkisinden söz ederken şunları söyler: “İlkelcilik aynı zamanda hem eski, hem yeni olan kaynaklara bir uzanma, kültürel dengeyi sağlamak için zamanla kayıtlı olmayan bir dünyayı arama anlamına gelir. İlkelciliğin bir özelliği de temel ilkelerin yeniden değerlendirilmesini gündeme getirmesidir.”

“Salt soyut sanatın ilk uygulayıcılarından biri sayılan Hans HARTUNG, kalın siyah çizgiler ve mürekkep lekelerini anımsatan lekelerle kendine özgü kaligrafik bir soyut anlatım geliştirmiştir. Boyayı fırçadan başka başparmağıyla, ucuna bez sarılı bir sopayla da uyguladığı görülür. HARTUNG, bu çalışmalarıyla serbest biçimli sanatın en önemli öncülerinden biri sayılır.’’(Butler 2010: 327 )

Resim-13. Hans HARTUNG, Kompozisyon, 97x162cm, Tuval Üzerinde Yağlıboya,1951- 1954.

Hans HARTUNG eserlerinde bir kaynaktan fışkıran son derece hareketli lekeleri ile İslam hat sanatının bazı örnekleri arasındaki bağı görmemek olanaksızdır. Hans HARTUNG’un serbest sıkışık çizgilerle oluşturduğu eserlerinde hat sanatında da görülen güç ve enerji hissedilmektedir.

(12)

362 Soyut sanata yönelen HARTUNG, kaynağa dahi bilinçli yaklaşmış Doğu sanatı

felsefesiyle kavramış ve bunu kendi kişiliği ile bütünleştirmiş sanatçılardandır.

“Dikey çizginin yuvarlak ve oval çizgilerle ritmini İslam hat sanatındakine benzer bir şekliyle görülebilir.” (Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi 1997: 664)

Hat sanatından yararlanarak HARTUNG’un bu kaynaklardan son derece hareketli lekeleri ile Hat sanatının bazı örnekleri arasındaki bağı görmemek imkansızdır. Çizgi desenin, renk lekenin tadını verir. Çoğu kez nakkaş, renk bağlamında bir çeşit his coşkuluğuna ve sembolizme giderek renklerin en saf hallerini kullanır.

Resim-14. Hans HARTUNG, Kompozisyon, 81x100 cm, Tuval Üzerinde Yağlı,1947.

Resim sanatının temel elemanları nokta, çizgi, leke ve renktir. Hans HARTUNG eserlerinde noktanın fonksiyonu tamamen plastik maksatlara yöneliktir. Sanatçı, hattatlar gibi nokta, çizgi ve lekeyi resim sanatının temel unsurları olarak tasvire feda etmeden yalnız kendi plastik maksatlarına uygun olarak kullanmışlardır.

Resim-15. Hans HARTUNG, Kompozisyon, 97x130 cm, Tuval Üzerinde Yağlıboya,1953.

(13)

363 20. yüzyıl başlarında sanatında yeniliği ve özgürlüğü arayan sanatçılar, onlar için

yepyeni konu ve üsluplar sunan doğu sanatlarında aramaya başlamışlardır. Büyük ölçüde doğu sanatlarından ilham alarak kendi özgün ve yetkin sanatlarını oluşturmuşlardır.

“20. yüzyıl başlarında ressamlar Geleneksel İslam ve Türk sanatında olduğu gibi dekoratif bir anlayışla yaptıkları resimlerinde rengi ve çizgiyi yalın anlatımlarıyla kullanmışlardır. Biçimsel sorunlara karşı gittikçe büyüyen ilginin soyut sanat alanındaki deneylerin yeni bir biçimde ele alınışına yol açması hemen kaçınılmazdı.” (Kılıç 2012:49)

Hollandalı ressam MONDRIAN, kendi terimi olan Neo-Plastik akımın öncüsüdür.

Sadece dik açılar ve üç temel renk olan kırmızı, mavi ve sarının kullanıldığı akımdır. Bu akım sadece Neo-Plastik sanatlara yer vermesi dışında mimari tasarımları da içeriğine konu edinip daha geniş kitlelere tanıtmasıdır. MONDRIAN, birçok akımla ilgilendi. Bunlar içinde SEURAT’ın noktalama tekniğinden, MATISSE’in parlak renkli Fovizm’ine kadar pek çok akım vardı. Daha sonra Teozofi ile ilgilenmeye başladı. Teozofi’nin ilkelerini benimsedi; insan ayrımcılığı yapmamak, bilinen kuralların dışında çalışabilmek ve keşfedilmemişi araştırmak.

“Resim sanatında simetri denince İslam süsleme sanatında olduğu gibi tüm yapılarda aynı parçaların aynı tarzda tekrarlanması anlaşılmaktadır. Piet MONDRIAN simetri ve ızgara biçimli resimlerinde ana renk mavi, kırmızı ve sarı bloklarının eklendiği beyaz olmayan bir arka plan üzerine siyah düşey ve yatay çizgilere dayanır. Yatay ve düşey çizgiler çoğu kez birbirine zıt güçlerin yarattığı bir durağanlık ve asılı kalma halini akla getirir.” (Lynton 2000 :75)

Resim-16. Piet MONDRIAN, Kompozisyon, Mavi, Kırmızı, Sarı, 60.3x55.4cm Tuval Üzerinde Yağlıboya, 1937.

Renk çeşitlerini azaltarak resimlerini daha çok çizgesel yapılar olarak düzenlenmeye başladı ve böylece bir yandan ele aldığı konunun temel niteliğini belirterek bir yandan da resmin yüzeyini ritmik bir çizgi ağıyla kaplamayı denemiştir.

(14)

364 Resim-17 Piet MONDRIAN, Kompozisyon, 57.1x55.2cm, Tuval Üzerinde Yağlıboya, 1937.

MONDRIAN’nın bazı resimlerinde halı ve kilimin aynı kompozisyon özelliğini vurguladığı görülmektedir. MONDRIAN, objeleri daha salt ve sade biçimleriyle gölge etkisi bırakmadan bir yüzey üzerinde gösterme çabası taşıyan modern resmin öncüllerden birisidir.

MONDRIAN bir yüzeyi tamamen kare ve dikdörtgenlerle bölerek biçimleri ve renklerin birbiriyle olan ilişkisini estetik açıdan irdelemiş ve yüzeyi tamamen geometrik şekillere bölmüştür.

Resim-18. Piet MONDRIAN, Kompozisyon V,54.8x85.3cm, Tuval Üzerinde Yağlıboya, 1914.

MONDRIAN, dünyayı yaşadığımız haliyle ayakta tutan asıl tinsel yapıyı ortaya çıkardığı inancıyla çalışmaktaydı. Sanatçı, resmi mimari yapı gibi ele almanın mümkün olup olmadığını tablolarını en basit öğelerle kurmak düz çizgiler ve saf renkler kullanarak evrenin nesnel yasalarını bir şekilde yansıtabilecek açık ve disiplinli bir sanatın özlemini ve değişen biçimlerin ardında yatan değişmez gerçeği ortaya çıkarmasını istemiştir.

(15)

365 SONUÇ

20. yüzyılın başlarında, eserlerinde yeniliği ve özgürlüğü arayan Batılı sanatçılar farklı konu ve üslup arayışları içerisindeydiler. Bu ressamlar büyük ölçüde Doğu ve Türk el sanatı örnekleri ve motiflerinden ilham alarak, kendi özgün tarzlarını oluşturmuşlar.

Modern sanatın geniş çatısı altında her toplumun kendine haslığını ve kültürel rengini koruyarak, farklı seçenekler sunabilmesi olağan bir durumdur. Bu açıdan bakılırsa Doğu kültürlerinden esinlenen Batılı ressamların da bu kültürlerdeki verileri taklide varmadan farklı bir boyuta taşıyabildikleri görülmektedir.

Geleneksel Türk el sanatları örnekleri ve motiflerinin 20. yüzyıl çağdaş Batı resminde kullanılması üzerinde durulması gereken sanatsal ve sosyokültürel bir olgudur. 20. yüzyıl modern Batı resim sanatında eski Türk el sanatı örnekleri ve motiflerinin yoğun bir etkisi olduğunu belirtilebilir. Ayrıca bu etki gelenekten yararlanma sürecinde yeni bir evre olarak tanımlanabilinir.

Çağdaş toplumların birçoğunda geleneksel sanatlardan yararlanarak yeni yorumlar ve sonuçlara ulaşma çabası görülmektedir. Modern sanat öncülerinin, geleneksel sanat anlayışına yöneldikleri ve bu kaynaklardan yenilikçi ve yaratıcı bir biçimde faydalandıkları bilinen bir gerçektir. Eski damga ve simgelerin anlatım dili arasındaki koşulluğun ortak özelliği olan, karmaşık öğeleri basite indirgeme, sadeleştirme, sembolize etme gibi değerler çağdaş sanatçıları bu tarz yaklaşıma yönlendirmiştir.

Çağımızın ünlü sanatçılarından Paul KLEE, Hans HARTUNG, Piet MONDRIAN, Joan MIRO, A.R. PENCK’nin eserlerinde geleneksel Türk sanatı örneklerinden halı, kilim, hat ve kaligrafi sanatı, minyatür ve eski simgelerle kesişen plastik ve estetik değerler bulmak mümkündür.

Bu sanatçıların, ortak yanlarından biri de ilkelcilikle çağdaşlığı bir arada yürütebilmeleridir. Tarihin alacalı dönemlerinden günümüze intikal eden çeşitli simgeler ve işaretlerle yeni anlamlar ve plastik değerler kazandırmak kavramı, hem modern Batı ressamlarının, hem de Türk ressamlarının yaratıcıklarının esasında duran ortak bir amaçtır.

Modern Batı resim sanatında geleneksel Türk el sanatları örneklerinin plastik unsurların kullanılması el sanatlarımızın biçim zenginliğinin bir ifadesidir. Zengin kültür değerlerimizden olan geleneksel Türk el sanatı örnekleri modern dünyanın anlayışıyla bütünleşerek yeni bir yorum ile kimlik arayışı sürdürme amacı taşımaktadır.

Modern Batı Resim sanatı, incelendiğinde eski kaynaklardan yararlanma anlayışının etkin olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu yararlanma, doğrudan bir alıntı değil özde saklı olan bir düşüncenin yeniden yorumlanması şeklinde olmuştur.

Çağdaş sanat ve geleneksel el sanatları örneklerini, bir ekolü yansıtan toplu sanat ürünlerini sanatseverlerin izlenimlerine sunmak her sanatçının başlıca görevidir.

Sonuç olarak eski Türk el sanatları örneklerinin ve motiflerinin çağdaş Türk ve Batı resminde kullanılması üzerinde durulması gereken sanatsal ve sosyokültürel bir olgudur.

(16)

366 KAYNAKLAR

ECZACIBAŞI SANAT ANSİKLOPEDİSİ, (2008), Yem Yayın, Ankara.

ECZACIBAŞI SANAT ANSİKLOPEDİSİ, (1997),Yem Yayın, Ankara.

ERDEN, Osman, (2012), “Çağdaş Sanat Hakkında Bilmeniz Gereken Her şey”, Tempo Dergisi, Boyut Matbaacılık, İstanbul.

ERDEN, Osman, (2012), “Modern Sanat Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey”, Tempo Dergisi, Boyut Matbaacılık, İstanbul.

GOMBRİCH, E. H., (2012), “Sanatın Öyküsü”, Remzi Kitabevi, Beşinci Basım, İstanbul.

İPŞİROĞLU, Nazan, (2000), “Algılama Boyutları ve Çeşitlemeleri”, Resim, İstanbul.

KILIÇ, Erol, (2012), “Çağdaş Resim Sanatının Oluşumunda Doğu ve İslam Sanatlarının Etkisi”, Güzel Sanatlar Fakültesi Dergisi, Erzurum.

LITTLE, Stepen, (2008), “İzimler, Sanatı Anlamak”, Yem Yayın, 2. Baskı, İstanbul.

LYNTON, Norbert, (2004 ), “Modern Sanatın Öyküsü”, Remzi Kitabevi, Üçüncü Baskı, İstanbul .

MEMMEDOV H.,C., AMİRASLANOV, İ.P., NECEFOV, H., N., MURSALİYEV, A., A., ( 1981),“Günümüzde Kristalik Ornamentler,’’ Azerneşir, Baku.

BUTLER, ADAM, (2010), 500 Sanatçı 500 Sanat eseri, Sanat Kitabı, İstanbul.

Referanslar

Benzer Belgeler

Hazırlanan tez çalışmasında oryantalist ressamların eserlerinde görülen çini sanatının uygulandığı mekânlar ile Doğulu bir oryantalist ressam olan Osman

Resmi okullarda çalıĢan öğretmenlerin okul nöbetine iliĢkin görüĢlerinin ortalaması özel okullarda çalıĢan öğretmenlere göre daha yüksektir.. Bu bulgu

Vefa Bey, kitapta son yılların barlarından köşe taşı niteliğinde olan Divan Bar'a ve dolayısıyla rahmetli Orhan Kutbay'a, geçenlerde yitirdiğimiz Mösyö George'un

Küme- nin yo¤un merkezinde nötron y›ld›zlar› ve beyaz cüce içerenlerin d›fl›nda, normal y›ld›zlar›n olufltu8rdu¤u ikili sitemler de var.. Ancak bunlar›n

Çocuk ceza adalet sisteminin temel taşı olan eğitim ve sağlık hizmetlerinin ne ölçüde ve hangi yasal çerçevede sunulduğu, suça sürüklenen çocukların kendi

Tam yargı davalarının tümüne yönelik olarak, uyuşmazlık konu- su her olayın oluş biçiminin ve özelliklerinin birbirinden farklı olması nedeniyle, AYİM tarafından

Gerek biyografik tezlerde gerekse genel konulu tezlerde olsun tezlerin çoğu, erkek sahâbîlerle ilgilidir. Kadın sahâbîlerle ilgili tez sayısı oldukça azdır. Bu nedenle kadın

Ama ertesi yıl, 1971’in 3 Kasım günü yine çıkış nedeni anlaşılamayan ikinci bir yangın, o güzelim binayı bir kez daha alevler içinde bıraktı. Bir