DİL VE KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ
Batman Rehberlik ve Araştırma Merkezi
Dil ve konuşma güçlüğü; dil gelişiminde beklenen aşamalarda gecikmeler olması, konuşmanın, dikkati konuşana çekecek kadar normalden farklılık göstermesi ve iletişimin bozulduğu, koptuğu durumlardır. Konuşmanın akışında, ritminde, tizliğinde, vurgularında, ses birimlerinin çıkarılışında, eklemlenişinde, artikülasyonunda, anlamında bozukluk
bulunmasıdır.
DİL KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ NEDİR
Konuşma Bozukluğunun Türleri Gecikmiş Dil ve Konuşma
Artikülasyon(sesletim-eklemleme bozukluğu)
Kekemelik Ses bozukluğu
Motor konuşma bozukluğu (dizarti, apraksi)
Dil Konuşma Güçlüğü Nedir... 1
Dil Konuşma Güçlüğü Türleri... 3
Dil ve Konuşma Bozukluğu Nedenleri... 5
Dil ve Konuşma Bozukluğu Eğitimleri... 6
Öğretmenlere Öneriler... 7
Anne Babaya Öneriler... 8
Dil ve Konuşma Terapisinin Otizmde Rolü... 10
Down Sendromu ve Dil Gelişimi ... 11
İÇİNDEKİLER
The kids love being comfortable and able to easily identify themselves as
one of our community.
Bireyin dil becerilerinin anlama ve ifade etme yönünden yaşından beklenen seviyede gelişim göstermemesi ile tanımlanır.
Gecikmiş Dil ve Konuşma:
Bireyin sesleri, heceleri ve sözcükleri normalden dikkat çekici
derecede farklı ve anlaşılması zor şekilde konuşmasıyla görülür.
Artikülasyon ve Fonolojik Bozuklukları:
Akıcılık Sorunları (Kekemelik):
Konuşma sırasında konuşmanın akışını etkileyen ses ve sözcüklerin
yinelenmesi, tıkanma, duraklama, heceleri uzatarak konuşma gibi nedenlerden dolayı konuşmanın
akıcılığının engellenmesi olarak tanımlanabilmektedir.
Sesin bazı sebeplerden dolayı istenilen şekilde üretilmemesidir.
Sesin şiddet perde ve rezonansında meydana gelen bozukluklardır. Ses şiddetinde düşüş, ses kalitesinin bozulması, nefes koordinasyonun sağlanamaması ses bozukluğu belirtileri arasında yer alır.
Ses bozukluğu;
Motor konuşma bozuklukları;
Merkezi ve preferik sinir sisteminin hasara uğraması sonucu ortaya çıkan konuşma bozuklukları olarak tanımlanabilmektedir.
Dizartri ve apraksi olarak ikiye ayrılır.
DİL VE KONUŞMA
BOZUKLUĞU NEDENLERİ
A.Konuşma organlarının yapı bozuklukları ( Dudak ve damak yarıklığı, işitme düzeneği sorunları, ağız ve gırtlak yapısındaki bozukluklar, dişlerdeki yapı bozuklukları vb.)
B.Merkezi sinir sistemi bozuklukları ( Beyin felci, öğrenme güçlüğü, söz yitimi vb.)
C.Nörolojik bozukluklar (parkinson hastalığı, serebral palsi, spina bifida vb.)
D.Duyusal yetersizlik ( İşitme kaybı, görme kaybı )
E.Olumsuz çevre etmenleri ve taklit Güdüleme, uyarım ve teşvik eksikliği Travmalar Bilişsel bozukluklar ( Zekâ geriliği, down sendromu vb.)
F. Duygusal-sosyal-psikolojik problemler ve ilgisizlik (Ciddi duygusal sosyal problemi olan anne-baba ya da çocuk, utangaçlık, dikkat çekme isteği, otizm vb.)
G. Bilingualizm (İki lisanlılık)
DİL VE KONUŞMA PROBLEMLERİ BİRÇOK NEDENDEN DOLAYI GÖRÜLEBİLİR. BU NEDENLERİ ŞÖYLE
SIRALAYABİLİRİZ:
Dil ve konuşma problemi olan çocuklarda öncelikle bozukluğun türü ve derecesi bir uzman tarafından belirlenmelidir. Aile ve öğretmen, uzmanla işbirliği içinde olmalıdır. Bozukluğun nedeni belirlenmişse bu neden ortadan kaldırılmalı ya da mümkün olan en az düzeye indirilmelidir. Neden tıbbi bir sorundan kaynaklanıyorsa tıbbi müdahalenin yapılması sağlanmalıdır. İşitme kaybından kaynaklanan dil ve konuşma bozukluklarında KBB (Kulak Burun, Boğaz ) uzmanından yardım alınmalı ve işitme cihazı kullanılmalıdır. Eğitime geçmeden önceki bir diğer önemli nokta ise çocuğun probleminin farkına vardırılmasıdır. Çocuk problemini bilir ve terapiye istekli hale gelirse başarı oranı artacaktır. Dil ve konuşma bozukluğu olan çocukların bazıları, uzmanların uygun görmesi haline, engelinin türü ve derecesine göre normal çocukların eğitim aldığı kurumlarda eğitimlerine devam edebilirler.
DİL VE KONUŞMA BOZUKLUĞU EĞİTİMLERİ
Hatalı çıkan sesleri hemen düzeltmek, uyarmak ve suçlamaktan kaçınılmalıdır.
Hatalı sesleri doğru telaffuz ederek örnek olunmalıdır.
Öğrenci mutlaka dinlenmeli, dinlendiği hissettirilmelidir.
Doğru model olunmalıdır.
Doğal ve hecelemeden konuşulmalıdır.
Öğrencinin konuşmaları taklit edilmemelidir.
Öğrencinin konuşmak için gösterdiği çaba ödüllendirilmelidir.
Öğrencininçıkardığı hatalı sesler duymazlıktan gelinmelidir.
Ona sorulansoruları başkasının cevaplamasına izin verilmemelidir.
Aileziyaretleri yapılıp, aile ile iş birliği yapılmalıdır.
ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER:
Anlaşılabilir telaffuz ile konuşulmalıdır.
Çocuk doğru konuşmadığı zaman ısrarcı olunmamalıdır.
Yanıt alınmadığı zaman yorumsuz kalınmalıdır.
Sabır ve ilgi ile dinlenilmelidir.
İyi bir model olmak için açık, yavaş,anlaşılabilir konuşulmalıdır.
Konuşurken beden dilini ifade eden mimikler kullanılmalıdır.
Oyun oynayarak konuşmaya uygun ortamlar yaratılmalıdır.
Çocuğun duyabileceği ortamlarda konuşma bozukluğu hakkında bir başkası ile konuşulmamalıdır.
Dil altı bağı olan çocuklar doktora götürülerek tedavileri yaptırılmalıdır.
Küçük yaşlardan itibaren resimli kitaplarla çocuk konuşturulmaya teşvik edilmelidir.
Anlatırken konuşması kesilmemeli, hatası düzeltilmemeli ve hevesi kırılmamalıdır.
ANNE BABAYA ÖNERİLER:
Çocuk konuşması hakkında eleştirilmemelidir.
Hatalı konuştuğu zaman konuşmanın düzeltilmesi istenilmemelidir.
Çocuktan her zaman mükemmel olması beklenmemelidir.
Erkek çocuklar kız çocuklarından daha geç konuşmaktadır. Erkek çocuklar 3 yaşına kadar konuşmadılarsa bir uzmana başvurulmalıdır.
Küçük yaştaki çocuklara mümkün olduğunca televizyon izletilmemelidir.
Bebeksi konuşmalar pekiştirilmemelidir.
Konuşurken onun yerine cümle tamamlanmamalı ya da konuşması kesilmemelidir.
Konuşmasına ilişkin yaşanılan kaygı çocuğa yansıtılmamalıdır.
Evde farklı şive ve lehçelerle konuşulmamalıdır.
ANNE BABAYA ÖNERİLER:
Otizmde karşılaşılan sorunlardan en önemlisi otizmli bireyin sosyal iletişimidir. Sosyal iletişimi en etkili gerçekleştirmenin yolu sözel ve sözel olmayan biçimleriyle dil kullanmaktan geçer. Dili başkalarını
anlamak ve kendimizi anlatmak için kullanırken dilin ses sistemi, dilbilgisi sistemini bilmemiz gerektiği kadar, dili nerde, ne zaman, kime, nasıl kullanacağımızı belirleyen sosyal boyutunu da öğrenmemiz önemlidir. O halde, dil-konuşmanın, sosyal etkileşime girmenin de en temel unsuru olduğu göz önüne alındığında dil ve konuşma terapisinin önemi ve gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle de, ileri ülkelerde dil ve konuşma terapistleri ayırıcı-tanı sonrasında da eğitim müdahalelerine yönelik bireyselleştirilmiş program geliştirme ve uygulama ekibinde yer almakta ve gerek terapi/öğretim yaparak gerekse danışmanlık hizmetleri vererek ilgili öğretmenler, aileler ve uzmanlar ile işbirliği içinde çalışmaktadır.
DİL VE KONUŞMA TERAPİSİNİN OTİZMDE ROLÜ
Down sendromlu bebekler ve çocuklar çok güzel iletişim kurar ve jestlerle, yüz ifadeleri ile istediklerini anlatırlar.
Fakat konuşma becerileri özellikle geç gelişir. Genelde anlaşılır kelimeler 2 buçuk yaşından sonra çıkar ama bu zamana kadar çocuk zaten beden jestleri ile yarım yarım söylediği heceler ile kendisini ifade edecektir. Çocuğun beden dilini anlamazlıktan gelmek bu yaşlarda doğru değildir çünkü iletişim çabasından vazgeçmesine sebep olabilir. Onun yerine Konuşma ve Dil Bozukluğu Uzmanlarının verdiği alıştırmaları yapmak, hafızalarını kuvvetlendirmek için işaret dili ve resimler kullanmak yararlı olacaktır. Her Down sendromlu çocuğun mutlaka Konuşma ve Dil Terapisi alması zorunludur. Bu terapi çocuk doğduğundan başlar ve gerek görüldükçe hayatı boyunca devam eder. Bunun planlaması aile ve konuşma uzmanı tarafından yapılacaktır.
DOWN SENDROMU VE DİL GELİŞİMİ
S E P T . 2 0 2 0 , I S S U E 7