• Sonuç bulunamadı

Ankara, 2019 Yüksek Lisans Tezi Serdar ÖZGÜR BANKACILIK SEKTÖRÜNDE KREDİ RİSKİ VE KREDİ TÜREVLERİ: AMPİRİK BİR UYGULAMA – Finans Bilim Dalı İşletme Anabilim Dalı Muhasebe Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2023

Share "Ankara, 2019 Yüksek Lisans Tezi Serdar ÖZGÜR BANKACILIK SEKTÖRÜNDE KREDİ RİSKİ VE KREDİ TÜREVLERİ: AMPİRİK BİR UYGULAMA – Finans Bilim Dalı İşletme Anabilim Dalı Muhasebe Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü"

Copied!
167
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı

Muhasebe – Finans Bilim Dalı

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE KREDİ RİSKİ VE KREDİ TÜREVLERİ:

AMPİRİK BİR UYGULAMA

Serdar ÖZGÜR

Yüksek Lisans Tezi

Ankara, 2019

(2)

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE KREDİ RİSKİ VE KREDİ TÜREVLERİ:

AMPİRİK BİR UYGULAMA

Serdar ÖZGÜR

Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Ana Bilim Dalı

Muhasebe – Finans Bilim Dalı

Yüksek Lisans Tezi

Ankara, 2019

(3)
(4)
(5)
(6)

TEŞEKKÜR

Çalışmamın hazırlanma sürecinde ilgi ve desteklerini esirgemeyen değerli hocam ve tez danışmanım Prof. Dr. Semra KARACAER’e, üzerimizdeki emekleri ve bilgi dağarcığımıza katkılarından dolayı Prof. Dr. Mehmet Baha KARAN, Doç. Dr. Göknur BÜYÜKKARA ve Doç. Dr. Cevdet Yiğit ÖZBEK’e, tez çalışması ile ilgili fikirlerini ve ekonometri alanındaki birikimlerini paylaşan Prof. Dr. Tarkan ÇAVUŞOĞLU, Prof. Dr.

Adalet HAZAR ve Doç. Dr. Özge Sezgin ALP’e, tez çalışmasıyla ilgili fikirlerini paylaşan ve bana destek olan denetim grup başkanım Bankalar Yeminli Başmurakıbı Ömer Faruk KARA’ya ve sevgili dostum Mehmet SAĞLAM’a teşekkürlerimi sunarım.

Akademik çalışmalarımda desteklerini eksik etmeyen, sabır ve güleryüz gösteren eşim Merve İMAMOĞLU ÖZGÜR, annem Satı ÖZGÜR, babam Cemil ÖZGÜR ve kardeşim Görkem ÖZGÜR’e minnet borcumu ifade etmek isterim.

(7)

ÖZET

ÖZGÜR, Serdar, Bankacılık Sektöründe Kredi Riski ve Kredi Türevleri: Ampirik Bir Uygulama, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019.

Bankalar hem taraf oldukları işlemler hem de sahip oldukları varlıklardan kaynaklı olarak kredi riskine maruz kalmaktadır. Kredi riski, fon aktarım sürecinde kredilendirme işlemlerinden kaynaklandığı gibi bankaların portföyünde yer alan varlıkların temerrüt veya değer düşüklüğü ihtimalinden dolayı da ortaya çıkmaktadır. Kredi riski, bir taraftan varlıkların değerinin azalmasına yol açarken diğer taraftan ilave sermaye gereksinimi doğurmakta ve yeni kredilendirme işlemlerinin kısıtlanmasına yol açmaktadır. Kredi riskinin etkin bir biçimde yönetimi ve azaltımı, bankaların varlıklarının kalitesi ve sermaye gereksinimlerinin ayarlanması bakımından oldukça önemlidir. Kredi riskinin azaltımına ilişkin yaygın bir biçimde kullanılan kredi türevleri ise; Kredi Temerrüt Swapları (CDS), Toplam Getiri Swapları (TRS), Krediye Bağlı Tahvil (CLN), Kredi Spread Opsiyonu (CSO), Teminatlı Borç Yükümlülükleri (CDO) şeklindedir.

Bu çalışmada kredi işlemlerinin tanımlanması ve sahip oldukları özelliklere göre çeşitli sınıflara tabi tutulması, kredi riski kavramının tanımı, kredi riskinin unsurları, kredi riskinin ölçümü yaklaşımları, kredi riskinin ölçümüne ilişkin değişkenler, kredi portföyü risk ölçüm modelleri, kredi riskinin yönetimi ve Basel uzlaşılarında kredi riski yaklaşımı, Türk bankacılık sektöründe kredi riskinin büyüklüğü, kredi türevinin tanımı, kredi türevi türleri ve bankaların taraf olduğu kredi türevi işlemleri örnekleri konularına yer verilmiş olup çalışmanın üçüncü kısmında Norden ve Wagner (2008) tarafından ABD’de gerçekleştirilen çalışmada yer alan CDS primleri ile kredi faizleri ve diğer makroekonomik değişkenler arasındaki ekonometrik ilişki; Türkiye’ye ait göstergeler üzerinden test edilmiş, ekonometrik modelde Türkiye’nin 5 yıllık CDS primleri ile Türkiye’nin önemli faiz göstergeleri olan Türkiye’deki bankalar tarafından açılan TL ticari kredilerin faizleri, TR 2 yıllık devlet tahvilleri ve TL/USD 5 yıllık swap faizleri arasındaki ekonometrik ilişki analiz edilmiştir.

(8)

Çalışmada kullanılan veriler, 2006 Haziran-2019 Şubat dönemlerine ait aylık veriler olup söz konusu veriler sırasıyla durağanlık (birim kök), eşbütünleşme, vektör hata düzeltme (VECM) ve Granger Nedensellik; ekonometrik model ve testlerine tabi tutulmuştur.

Gerçekleştirilen testlerin ve modelin çıktılarına göre değişkenler arası eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiş, daha sonra VECM’e dayalı nedensellik ilişkisi ortaya konulmuştur.

Anahtar Sözcükler

Kredi Riski, Kredi Türevleri, Kredi Temerrüt Swabı (CDS), Faiz Oranları, Granger Nedensellik Testi.

(9)

ABSTRACT

ÖZGÜR, Serdar, Credit Risk and Credit Derivatives In The Banking Sector: An Empirical Application, Master’s Thesis, Ankara, 2019.

Banks are exposed to credit risk arising from both the transactions to which they are a party and the assets they have. Credit risk arises from the possibility of default or impairment of the assets in the portfolio of the banks as a result of the lending transactions in the fund transfer process. Exposure to credit risk leads to a decrease in the value of assets on one hand, it also causes additional capital requirements and limits the new lending transactions. The effective management of credit risk and the reduction of credit risk are very important in terms of the quality of assets and adjustment of capital requirements.Credit derivatives that are widely used in credit risk mitigation are; Credit Default Swaps (CDS), Total Return Swaps (TRS), Credit Linked Notes (CLN), Credit Spread Option (CSO), Collateralized Debt Obligations (CDO).

This study includes the definition of credit transactions and classifying them based on their characteristics, definition of credit risk, factors of credit risk, approaches to measurement of credit risk, parameters related to measurement of credit risk, credit portfolio risk measurement models, credit risk management and credit risk approach in Basel compromises, the size of credit risk in the Turkish banking sector, the definition of credit derivative, types of credit derivatives and examples of credit derivative transactions to which banks are a party. Furthermore, in the third part of the study, the econometric relationship between the CDS levels and loan rates (and the other macroeconomic variables) in the study conducted by Norden and Wagner (2008) is tested in terms of the indicators of Turkey. In econometric model the relationships between Turkey's 5 year CDS and Turkey's important interest rate indicators which are TL commercial loans dropped in interest rates by the banks in Turkey, TR 2-year government bonds and TL / USD 5 year swap rates are analysed.

The data used in the study are monthly from June 2006 to February 2019 and are subjected to econometric models and tests respectively for stationarity (unit root), co-integration,

(10)

vector error correction (VECM) and Granger Causality. According to the results of the tests and models, the co-integration relationship between the variables is determined and then applied Granger causality test, which is based on the vector error correction model.

Keywords

Credit Risk, Credit Derivatives, Credit Default Swap (CDS), Interest Rates, Granger Causality Test.

(11)

İÇİNDEKİLER

KABUL VE ONAY ... i

YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI ... ii

ETİK BEYAN ... iii

TEŞEKKÜR ... iv

ÖZET... v

ABSTRACT ... vii

KISALTMALAR DİZİNİ ... xii

TABLOLAR DİZİNİ ... xiv

GRAFİKLER DİZİNİ ... xv

ŞEKİLLER DİZİNİ ... xvi

GİRİŞ ... 1

1. BÖLÜM ... 5

BANKACILIKTA KREDİ VE KREDİ RİSKİ ... 5

1.1.BANKACILIKTA KREDİ KAVRAMI VE TANIMLANMASI ... 5

1.1.1. Kredinin Unsurları ... 7

1.1.2. Kredilerin Sınıflandırılması ... 8

1.1.2.1. Nitelikleri Açısından Krediler ... 9

1.1.2.2. Vadeleri Açısından Krediler... 9

1.1.2.3. Teminatları Açısından Krediler ... 10

1.1.2.4. Kullanım Amacı Açısından Krediler ... 10

1.2. KREDİ RİSKİNİN TANIMI VE UNSURLARI ... 11

1.3. KREDİ RİSKİNİN KAYNAKLARI ... 15

1.4. KREDİ RİSKİNİN ÖLÇÜMÜ ... 17

1.4.1. Beklenen Zarar ... 19

1.4.1.1. Temerrüt Olasılığı (PD) ... 24

1.4.1.1.1. Kredi Derecelendirmesi ... 25

1.4.1.1.2. Hisse Senedi Fiyatlarına Dayalı Merton Yaklaşımı ... 28

1.4.1.1.3. Müşteri Kredi Skorlaması ... 31

1.4.1.1.4. Vade Yapısından Kaynaklı Kredi Riskini Ölçen Modeller ... 35

1.4.1.2. Temerrüt Halinde Kayıp (LGD) ... 35

1.4.1.3. Temerrüde Maruz Tutar (EAD)... 37

1.4.2. Kredi Portföyü Risk Ölçümü ... 39

(12)

1.4.2.1. Credit Metrics (Kredi Ölçümleri) ... 40

1.4.2.2. Credit Risk+ (Kredi Riski +) ... 45

1.4.2.3. Credit Portfolio View (Kredi Portföyü Görünümü) ... 47

1.4.2.4. KMV Portfolio Manager (KMV Portföy Yöneticisi) ... 49

1.5. KREDİ RİSKİNİN YÖNETİMİ ... 51

1.5.1. Basel Uzlaşılarında Kredi Riski Yaklaşımı ... 55

1.5.1.1. Standart Yaklaşım ... 57

1.5.1.1.1. Kredi Riski Azaltımı... 60

1.5.1.2. İçsel Derecelendirmeye Dayalı Yaklaşım (IRB) ... 64

1.5.2. Türk Bankacılık Sektöründe Kredi Riski ... 66

2. BÖLÜM ... 68

KREDİ TÜREVLERİ VE BANKACILIK SEKTÖRÜNDE KULLANIMI ... 68

2.1. KREDİ TÜREVİNİN TANIMI ... 68

2.2. KREDİ TÜREVİ TÜRLERİ ... 73

2.2.1. Kredi Temerrüt Takası (CDS) ... 74

2.2.1.1. Endeks Kredi Temerrüt Takası ... 78

2.2.1.2. Sepet Kredi Temerrüt Takası ... 80

2.2.2. Toplam Getiri Takası (TRS) ... 82

2.2.3. Krediye Bağlı Tahvil (CLN) ... 84

2.2.4. Kredi Spread Opsiyonu (CSO) ... 86

2.2.5. Teminatlandırılmış Borç Yükümlülükleri (CDO) ... 87

2.2.5.1. Nakit Teminatlandırılmış Borç Yükümlülükleri ... 90

2.2.5.2. Sentetik Teminatlandırılmış Borç Yükümlülükleri ... 92

3. BÖLÜM ... 95

ÇALIŞMANIN AMACI, VERİLER VE LİTERATÜR TARAMASI ... 95

3.1. ÇALIŞMANIN AMACI VE ÖNEMİ ... 95

3.2. LİTERATÜR TARAMASI ... 97

3.2.1. Modelde Yer Alacak Değişkenler İle İlgili Çalışmalar ... 97

3.3. ÇALIŞMANIN VERİ SETİ, DEĞİŞKENLERİ VE TANIMLAYICI İSTATİSTİKLER... 104

4. BÖLÜM ... 107

YÖNTEM, MODEL VE BULGULAR ... 107

4.1. ÇALIŞMANIN YÖNTEMİ VE MODEL TAHMİNİ... 107

(13)

4.1.1. Durağanlık Analizi ... 108

4.1.2. Eşbütünleşme Testi ... 111

4.1.3. Hata Düzeltme Modeli ... 115

4.1.4. Nedensellik Testi... 118

SONUÇ ... 122

KAYNAKÇA ... 126

EKLER ... 141

EK 1. TEST SONUÇLARI ... 141

EK 2. ORİJİNALLİK RAPORU ... 147

EK 3. ETİK KURUL İZİN MUAFİYET FORMU ... 148

ÖZGEÇMİŞ ... 149

(14)

KISALTMALAR DİZİNİ

ABS : Asset Backed Securities (Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler) ADF :Genişletilmiş Dickey-Fuller Testi

BCBS : Basel Bankacılık Denetim Komitesi

BDDK : Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu CDS : Credit Default Swap (Kredi Temerrüt Takası)

CDO : Collateralized Debt Obligations (Teminatlı Borç Yükümlülükleri) CLN : Credit Linked Notes (Krediye Bağlı Tahvil)

CSO : Credit Spread Option (Kredi Spread Opsiyonu) EAD : Temerrüde Maruz Tutar (Exposure at Default) EDF : Beklenen Temerrüt Olasılığı

EL : Beklenen Zarar (Expected Loss) EVDS : Elektronik Veri Dağıtım Sistemi

IRB : İçsel Derecelendirmeye Dayalı Yaklaşım (Internal Rating Based) ISDA : Uluslararası Swap ve Türev Kurumu (International Swaps and

Derivatives Association

KDK : Kredi Derecelendirme Kuruluşu (Credit Rating Agency) KGK : Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu LGD : Temerrüt Halinde Kayıp (Loss Given Default)

MBS : Mortgage Backed Securities (İpotek Teminatlı Menkul Kıymetler) OECD : Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (Organization for Economic Cooperation and Development)

PD : Temerrüt Olasılığı (Probability of Default) PP : Phillips-Perron Testi

SPK : Sermaye Piyasası Kurulu

SPL : Sermaye Piyasası Lisanslama ve Sicil Eğitim Kuruluşu SPE : Special Purpose Entity (Özel Amaçlı Varlık)

SPV : Special Purpose Vehicle (Özel Amaçlı Kuruluş) SYO : Sermaye Yeterliliği Oranı

TBS : Türk Bankacılık Sektörü TBB : Türkiye Bankalar Birliği

TBY : Teminatlandırılmış Borç Yükümlülükleri

(15)

TCMB : Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

TRS : Total Return Swap (Toplam Getiri Swapları) TÜFE : Tüketici Fiyatları Endeksi

TFRS : Türkiye Finansal Raporlama Standartları UL : Beklenmeyen Zarar (Unexpected Loss)

UMS : Uluslararası Muhasebe Standartları (International Accounting Standards) USD : Amerika Birlesik Devletleri Para Birimi (United States Dollar)

VaR : Riske Maruz Değer (Value at Risk) VAR :Vektör Otoregresyon Modeli VECM : Vektör Hata Düzeltme Modeli

YP : Yabancı Para

(16)

TABLOLAR DİZİNİ

Tablo 1: Kredilerin Sınıflandırılması ... 9

Tablo 2: Kredi Riski Kaynakları ... 16

Tablo 3: Kredi Derecelendirme Kuruluşları Not Sistemi... 27

Tablo 4: Ticari Müşterilerin Derecelendirme Kriterleri... 32

Tablo 5: Bireysel Müşterilerin Derecelendirme Kriterleri ... 32

Tablo 6: Riske Maruz Değer Hesaplamaları ... 41

Tablo 7: Bir Yıllık Geçiş Olasılıkları ... 42

Tablo 8: Ortalama Kümülatif Temerrüt Oranları ... 43

Tablo 9: İleri Tarihli İskonto Oranları ... 44

Tablo 10: Basel II’ye Göre Risk Hesaplama Yaklaşımları ... 57

Tablo 11: Derecelendirme Kuruluşlarının Notlarının Eşleştirilmesi ... 58

Tablo 12: Kredi Riski Ağırlıkları- Basel II Standart Yaklaşım ... 59

Tablo 13: Basel-II İçsel Derecelendirme Sistemi Standartları ... 64

Tablo 14: Tanımlayıcı İstatistikler ... 105

Tablo 15: Değişkenlerin Korelasyon Matrisi ... 105

Tablo 16: Birim Kök Testi Sonuçları ... 110

Tablo 17: Birinci Derece Farkları Alınmış Serilerin Birim Kök Testi Sonuçları ... 111

Tablo 18: Johansen Eşbütünleşme Testi Sonuçları ... 113

Tablo 19: VEC Granger Nedensellik Testi Sonuçları ... 119

(17)

GRAFİKLER DİZİNİ

Grafik 1: Poisson Sıklık Dağılımı ... 47

Grafik 2: Türk Bankacılık Sektöründe (TBS) 2018/12 Dönemi İtibarıyla Risk Ağırlıklı Varlıkların Dağılımı ... 67

Grafik 3: Teminatlandırılmış Borç Yükümlülükleri Hacmi ... 89

Grafik 4: Çalışmada Yer Alan Değişkenler ... 106

Grafik 5: AR Karakteristik Polinomunun Ters Kökleri ... 114

Grafik 6: Eşbütünleşme İlişkisi ... 114

(18)

ŞEKİLLER DİZİNİ

Şekil 1: TFRS 9’a Göre Beklenen Kredi Zararı ... 21

Şekil 2: Beklenen ve Beklenmeyen Kredi Zararları ... 22

Şekil 3: Beklenen Kredi Zararı Bileşenleri ... 23

Şekil 4: Derecelendirme Süreci ... 26

Şekil 5: Temerrüde Olan Uzaklık... 30

Şekil 6: Azaltılmış Kredi Riski Hesaplaması... 61

Şekil 7: Kredi Riski Transfer Enstrümanları ... 72

Şekil 8: Kredi Türevi Türleri ... 73

Şekil 9: Kredi Temerrüt Swabının İşleyişi ... 76

Şekil 10: Sepet Kredi Temerrüt Swabı ... 81

Şekil 11: Toplam Getiri Swabı ... 83

Şekil 12: Krediye Bağlı Tahvil ... 85

Şekil 13: Nakit Teminatlandırılmış Borç Yükümlülükleri ... 91

Şekil 14: Sentetik Teminatlandırılmış Borç Yükümlülükleri ... 93

Şekil 15: VEC Granger Nedensellik Testi Sonuçları ... 119

(19)

GİRİŞ

Bankalar faaliyet gösterdikleri alanlara ve sundukları hizmetlere göre mevduat bankası, katılım bankası, kalkınma ve yatırım bankası gibi çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulurlar.

Mevduat bankaları, mevduat toplama yetkisine haiz tek sınıf olarak ayrımlanırken, katılım bankaları katılma hesabı ve özel cari hesap açma yetkisine sahiptir. Fon kullandırımı, menkul kıymet işlemleri, sermaye piyasası işlemleri ve döviz işlemleri gibi hizmetler ise kalkınma ve yatırım bankaları tarafından da gerçekleştirilebilen ortak hizmet alanlarıdır.

Bankaların en temel işlemleri arasında yer alan fon kullandırımı ağırlıklı olarak kredi işlemleri aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Banka aktiflerinin birçok kalemi bulunmasına rağmen, krediler yaklaşık %621 ile en önemli paya sahip kalemdir. Sektörde bu derece önemli paya sahip krediler kaleminin gelişimi finans çevrelerince makroekonomik göstergeler arasında takip edilmektedir.

Kredi riski, bankaların alım satım portföyü ve bankacılık portföyünde yer alan kalemlerden kaynaklı olarak ortaya çıkabilmektedir. Bankaların bilanço yapıları itibarıyla maruz kaldıkları en önemli risk kredi riskidir. Kredi riski en temel tanımıyla borçlu tarafından borcun zamanında ya da tam olarak ödenmemesine bağlı olarak zarar oluşması ihtimalidir. Kredi riskine maruz kalmak, bankalar için portföyde kayba yol açmanın yanı sıra ilave sermaye gereksinimi de doğurmaktadır. Kredi riskinin sayısal formu kredi kayıpları yaklaşımına göre beklenen ve beklenmeyen kredi kayıpları aracılığıyla hesaplanır. Beklenen kayıpta, kredi portföyünün veya tek bir kredinin doğurabileceği zarar hesaplanırken, beklenmeyen kayıpta, beklenen kayıptaki oynaklığın tahmini hesaplanmaktadır. Bu ikisinin toplamı ile kredi portföyüne ya da bir kredi işlemine ilişkin kredi riskine maruz değere ulaşılmaktadır.

1990'lardan bu yana, finansal riskleri ölçmek ve kontrol etmek için geliştirilen yeni teknolojilerle risk yönetimi alanlarına daha fazla odaklanılmış, bu durum risk yönetimi uzmanları tarafından yönetilen kurumsal alanların büyümesine neden olmuştur. 1990’lı

1 2018/12 Dönemi BDDK Aylık Bankacılık Sektörü Verileri.

(20)

yıllar öncesi kredi değerlendirme yöntemleri firma temerrüt ihtimallerinin tahmine dayalı Altman (1968) tarafından önerilen finansal rasyolara dayalı Z-Skor modeli ve Merton (1974) tarafından önerilen opsiyon fiyatlama modellerinden oluşurken, 90’lı yıllarla birlikte kredi riski portföy modelleri yaygınlaşmıştır. Kredi riski portföy modelleri, özellikle piyasa riski portföy modellerinin en önemlileri arasında kabul edilen riske maruz değer (Value at Risk) yaklaşımından etkilenmiştir. Kredi riski portföy modelleri kredi riskinin temel kaynağı olarak kabul edilen borçlunun temerrüdü olayı öncesi, temerrüt ihtimalini doğuran ve kredi değerliliğinin yitirilmesine sebep olan değişkenlere odaklanmıştır. Kredi portföy modellerinin en önemlileri arasında “Moody’s KMV”,

“Credit Portfolio View”, “CreditRisk+” ve “CreditMetrics” yer almaktadır.

Finansal kuruluşlar açısından kredi riskinin yönetimin arkasındaki en büyük itici güç Basel Komitesi tarafından yayımlanan dokümanlar olmuştur. Basel Komitesi tarafından 2000 yılında yayımlanan “Kredi Riski Yönetimi Prensipleri (Principles for the Management of Credit Risk)” isimli tavsiye dokümanında bankaların kredi portföyleri ile birlikte çeşitli finansal araçlar, döviz işlemleri, bankalar arası işlemler, bonolar, finansal vadeli işlemler, takaslar, hisse senetleri, türev yükümlülükler ve taahhütler gibi çeşitli finansal araç ve yükümlülükler nedeniyle, giderek artan bir şekilde kredi riskiyle (ya da karşı taraf riskiyle) karşı karşıya kaldığı ifade edilmiştir. Ayrıca kredi riskinin etkin bir biçimde yönetimine ilişkin dört noktaya vurgu yapılmıştır: Uygun kredi riski ortamının oluşturulması, sağlam kredilendirme alt yapısının oluşturulması, kredilerin uygun şekilde yönetimi, ölçümü ve izleme sürecinin oluşturulması, kredi riski üzerinde yeterli kontrolün sağlanması. Dokümanların oluşturduğu temel çerçevenin yanında finansal kurumlar uygulayacağı risk yönetimi sistemini geliştirmeden önce kredi portföyünü sağlam bir şekilde anlaması gerekmektedir. Bir sistem uygulanmadan önce, modellerin geçerliliği ile ilgili güvenilir ampirik sonuçların türetilmesiyle birlikte bir takım uygun modellerin seçilmesini gerektirir. Ayrıca, kredi riski transferindeki ürün yeniliklerinin pratikteki sağlam uygulamaları için bir temele ihtiyacı vardır.

Finansal bir yenilik olarak sunulan kredi türevleri, kredilendirme işleminin ortaya çıkışı, kredinin fonlanması ve kredi riskinin bölüşümü aşamalarında meydana gelmektedir.

Kredi türevleri aracılığıyla kredi riski transferi gerçekleşmekte dolayısıyla kredi riskinin

(21)

bölüşümü ve kredi arzı unsurları etkilenmektedir. Bankaların kredilendirdikleri kuruluşlarının kredi risklerini, türev işlemler aracılığıyla taşımalarına gerek kalmazken, kredi riskini üstlenen finansal kuruluş veya taraflarında türev aracın dayanağında yer alan kredinin finansmanını sağlamak zorunluluğu bulunmamaktadır.

Kredi türevlerinin risk çeşitlendirme potansiyeli literatürde geniş çapta tartışılmış ve kabul edilmiştir. Ancak daha sonraki soru, bankacılık endüstrisi ve diğer finansal kuruluşlar arasında daha fazla risk çeşitliliğinin, kredi arzında bir artışa yol açıp açmadığıdır. Kredi riskini bankacılık sistemi dışına yayma kabiliyeti bankaların daha fazla kredi açmalarına imkân sağlasa da, bankaların üstlenebilecekleri riskler sermayeleri ile sınırlandırılmıştır. Ancak bankalar, kredi türevlerini, genel risklerini azaltmak veya kredi portföylerini genişleterek risk azaltımı amacıyla kullanmışlardır.

Kredi türevleri, bir tarafın (koruma alıcısı) bir dayanak varlığın, hesaplanan bir değere göre tanımlanan kredi riskini transfer etmesine imkan sağlayan sözleşmeler olarak tanımlanabilir. Kredi türevleri, klasik türev araçlara benzer biçimde çok sayıda türden oluşmasına rağmen piyasalarda yaygın bir biçimde kullanılan ve yüksek hacme sahip olarak; Kredi Temerrüt Swapları (CDS), Toplam Getiri Swapları (TRS), Krediye Bağlı Tahvil (CLN), Kredi Spread Opsiyonu (CSO), Teminatlı Borç Yükümlülükleri (CDO) sayılabilir. Hacmen en yüksek büyüklüğe sahip kredi türevleri özellikle 2008 küresel ekonomik krizinin bu derece yayılmasının kaynağı olarak kabul edilen kredi temerrüt swapları (CDS) ve teminatlı borç yükümlülükleri (CDO)’lardır.

Kredi türevi işlemlerinin temel amacı kredi riski azaltımıdır. Bankalar açısından sermaye, değerli bir pasif kalemi olması sebebiyle düşük kredi riskine sahip, etkin kredilendirme işlemleri ve getirili aktif kalemlerde kullanılmalıdır. Ancak portföy oluştururken her ne kadar etkin yaklaşılsa da kredi riskine maruz kalınmaktadır. Maruz kalınabilecek riskler ise kredi riski azaltımı ile sınırlandırılmaktadır. Bankalar bu anlamda kredi türevi sözleşmelerinin en yaygın tarafları olmaktadır. Basel II’de kredi türevleri bankaların kredi riski azaltımı ile birlikte sermaye ihtiyaçlarını azaltan işlemler olarak kabul edilmiştir.

(22)

CDS sözleşmeleri aracılığıyla, bir kuruluş tarafından ihraç edilen dayanak varlığın temerrüde düşme olasılığından doğan risk, belirlenen prim karşılığında riski üstlenmek isteyen tarafa aktarılmaktadır. Bu işlemle referans varlığın riski bilanço dışına çıkarılmakta ve kredi riskinin yönetimi sağlanmaktadır. CDS’lerin önemi temel işlevlerinin yanında bir finansal varlığa veya bir ülkenin finansal varlıklarına ilişkin risk göstergesi olmalarından kaynaklanmaktadır. Kredi derecelendirme kuruluşları tarafından atanan notlar piyasada gerçekleşen anlık değişikliklere CDS primlerinde yaşanan değişiklikler kadar hızlı aksiyon gösteremedikleri için CDS primlerindeki değişiklikler ülke risk göstergeleri arasında önem arz etmektedir. Bu anlamda CDS primleri bir varlığın ya da kuruluşun temerrüt ihtimali hakkında gösterge niteliğindedir.

“Bankacılık Sektöründe Kredi Riski ve Kredi Türevleri: Ampirik Bir Uygulama” başlıklı bu çalışmada bankaların maruz kaldıkları en yaygın risk olarak kabul edilen kredi riskine ilişkin teorik ve pratik altyapıyı incelemek, kredi riskinin azaltımı ve diğer amaçlar için kullanılan en yaygın kredi türevlerini tanımlanmak ve kullanımına ilişkin bankaların taraf oldukları işlemler aracılığıyla örnekler sunmak ve ülke risk göstergeleri arasında yaygın bir biçimde kabul edilmiş; Türkiye’nin CDS primleri ile Türkiye’nin önemli faiz göstergeleri olan Türkiye’deki bankalar tarafından açılan TL ticari kredilerin faizleri, TR 2 yıllık devlet tahvilleri ve TL/USD 5 yıllık swap faizleri arasındaki ekonometrik ilişki analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan veriler sırasıyla durağanlık (birim kök), eşbütünleşme, vektör hata düzeltme (VECM) ve Granger Nedensellik; ekonometrik model ve testlerine tabi tutulmuştur.

Bu çerçevede çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kredi kavramının tanımı ve unsurları, krediler sınıflandırılması, kredi riskinin tanımı ve unsurları, kredi riskinin kaynakları, kredi riskinin ölçümü ve kredi riskinin yönetimi kavramlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde kredi türevlerinin tanımı, kredi türevi türleri ve bu başlıklar altında kredi türevlerinin bankalar tarafından kullanımı örneklerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde çalışmanın amacı ve önemi, literatür taraması, çalışmanın veri seti, değişkenleri ve tanımlayıcı istatistiklere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise çalışmada kullanılacak yöntem ve modelin belirlenmesi ile ekonometrik çalışmalara, model çıktılarına ve yorumlara yer verilmiştir.

(23)

1. BÖLÜM

BANKACILIKTA KREDİ VE KREDİ RİSKİ

Bankalar, finansal sistemin en önemli aktörlerinden biri olarak (Günal, 2007), temel işlevleri çerçevesinde fon fazlası olan ile fon talep eden taraflar arasında aracılık faaliyetlerini yerine getirirler. Fon fazlası olan taraflar, fon talep eden taraflar hakkında değerlendirme yapabilecek yeterliliğe ve uzmanlığa sahip olmamayla birlikte detaylı bilgiye de sahip olmamaları nedeniyle güvenilir bir aracı kuruma ihtiyaç duymaktadırlar (Delikanlı, 2011).

Bankalar fon aktarım faaliyetlerini ağırlıklı olarak kredi işlemleriyle gerçekleştirmektedir. Bankalar gerçekleştirdikleri finansal aracılık faaliyetleri ile ülkedeki sermaye birikiminin ve atıl fonların verimli bir biçimde değerlendirilmesinin yanı sıra ekonominin gelişimine ve refah düzeyinin yükselmesine de katkıda bulunmaktadırlar. Ayrıca ulusal ve uluslararası ödeme ve tahsilat işlemleri, kaydi para yaratımı aracılığıyla para arzı büyüklükleri, fiyat istikrarını ve finansal istikrarı etkilemeleri, tasarruf sahiplerinin servetlerinin birikimi ve saklanması hizmetlerinin yerine getirilmesi nedenleriyle ekonominin en önemli aktörlerin biridir.

Bu bölümde bankaların en temel işlemleri olan kredilerin tanımlanması, sınıflandırılması, temel unsurları ile kredilerden kaynaklanan riskler ve bu risklerin kaynakları, ölçümü ve yönetimine ilişkin hususlara yer verilecektir.

1.1.BANKACILIKTA KREDİ KAVRAMI VE TANIMLANMASI

Kredi kavramı Latince’de güvenme, inanma anlamına gelen “credere” sözcüğünden gelmekte ve itibarı, saygınlığı ifade etmektedir. Kredi belirli bir süre sonra ödeme vaadi ile para, mal veya hizmet cinsinden satın alma gücünün sağlanması veya satın alma gücünün anapara ile birlikte fer’i haklarının geri alınmak koşulu ile başkasına devredilmesidir (Parasız, 2007). Bankalar haklarında elde ettiği bilgileri gerçek ve tüzel kişilere, mevzuata, banka içi prosedürlere ve kurallara uygun olmak koşulu ile teminatlı veya teminatsız olarak para, teminat veya kefalet verme şeklinde hizmet sunması kredi olarak tanımlanmaktadır (Parasız, 2005).

(24)

Bankacılık uygulaması bakımından kredi; krediyi veren (alacaklı), krediyi alan (borçlu) belirli bir ivaz (faiz, komisyon, ücret) ve süre (vade) karşılığında sağlanan satın alma gücü veya garanti gibi unsurları barındırmaktadır. Kredi nakdi ve gayrinakdi olabilir ancak üstlenilen taahhüt bakımından nakdi kredi para ödüncü biçimindeyken, gayrinakdi kredide ödünç konusu bankanın itibarıdır.

Kredi işleminin belirlenen sözleşme çerçevesinde faiz ve/veya komisyon ya da kar payı karşılığında ve geri ödenmek suretiyle gerçekleştiriliyor olması söz konusu işlemi diğer işlemlerden farklı kılan özelliklerdir. Kredinin nakdi olarak tanımlanması için müşterine mutlak bir biçimde nakit veya benzerinin tevdi edilmesi şart değildir. İşlemin mahiyeti bakımından müşterinin belirli bir nakdi, belirlenen vadede ödeme yükümlülüğü altına girmesi ve bu işlemin bilanço içinde muhasebeleştirilmesi kredinin nakdi olması sonucunu doğurur. Diğer taraftan gayrinakdi kredi işleminde kredi komisyonu hariç olmak üzere ileriki bir vadede bankanın nakdi ödeme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı belirsizdir. Bankalar gayrinakdi kredi işleminde belirli bir komisyon karşılığında müşterisi lehine, kredinin muhatabı taraflara yönelik kefalet veya garanti verir. Müşteri muhataba ya da bankaya olan yükümlülüğünü belirlenen vadede yerine getirmezse, gayrinakdi kredi nakde tahvil olur. Gayrinakdi kredinin bir başka özelliği ise nakde tahvil olana dek bilanço dışı hesaplarda izleniyor olmasıdır (Altıntaş, 2012).

Türkiye’de yürürlükte bulunan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu (Kanun)’nda kredi tanımına detaylı bir biçimde yer verilmiştir. Kanun’un “Krediler” başlıklı 48’inci maddesinin birinci fıkrasında; İzlendikleri hesaba bakılmaksızın,

 Bankalarca kullandırılan nakdi krediler,

 Teminat mektubu, kontrgarantiler, kefaletler, aval, ciro, kabul gibi gayrinakdî krediler ve bu niteliği haiz taahhütler,

 Satın alınan tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları,

 Tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekil ve suretle verilecek ödünçler,

 Varlıkların vadeli satışından doğan alacaklar,

 Vadesi geçmiş nakdî krediler,

 Tahakkuk etmekle birlikte tahsil edilmemiş faizler,

(25)

 Gayrinakdî kredilerin nakde tahvil olan bedelleri,

 Ters repo işlemlerinden alacaklar,

 Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler nedeniyle üstlenilecek riskler,

 Ortaklık payları,

 Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nca kredi olarak kabul edilecek işlemler,

birinci fıkrada belirtilen hususlara ilave olarak ikinci fıkrada;

 Kalkınma ve yatırım bankalarının finansal kiralama yöntemiyle sağladığı finansmanlar,

 Katılım bankalarına özgü fon kullandırma yöntemlerinden olan taşınır ve taşınmaz mal ve hizmet bedellerinin ödenmesi suretiyle veya kâr ve zarar ortaklığı seklinde yapılan yatırımlar, taşınmaz, ekipman veya emtia temini veya mal karşılığı vesaikin finansmanı, ortak yatırımlar veya benzer yöntemler ile sağlanacak finansmanlar,

Kanun uygulaması bakımından kredi sayılmaktadır.

1.1.1. Kredinin Unsurları

Kredinin tanımlanması dört temel unsur ile sağlanmaktadır (Gülmüş ve Çiftçi, 1991).

Bunlar: Zaman, güven, risk ve gelir unsurlarıdır.

A. Zaman Unsuru: Bankalar tarafından müşterilere açılan kredilerin belirli bir süre içerisinde geri ödenmesi gerekmektedir (Balkaş, 2004). Kredi sözleşmeleri başlangıç ve bitiş sürelerini içermelidir. Kredi işlemlerinde gerçek veya tüzel kişiler kredinin belirli bir vadesi olduğunu bilirler. Zaman unsurunun bulunmadığı işlemler ise kredi olarak değerlendirilmez (Delikanlı, 2011).

(26)

B. Güven Unsuru: Krediyi tahsis eden banka ile kredi kullanan kişi arasında bir güven ilişkisinin bulunması gerekir (Delikanlı, 2011). Krediyi kullanan gerçek veya tüzel kişinin bankalar açısından kredibilitesinin ve güvenilirliğinin bulunması çok önemlidir (Doğanay, 2003).

C. Risk Unsuru: Bankacılıkta kredi riski borç alan tarafın yükümlülüğü zamanında ve tam olarak yerine getirmemesidir. Bankanın zarara uğraması, sermayesinde ya da gelir kalemlerinde azalış, gider kalemlerinde artış şeklinde ortaya çıkabilir (Altıntaş, 2012). Bankalar, karlılığa ve likiditeye ilişkin karar verirken geleceğe ilişkin tahminde bulunurlar. Tahminler ile gerçekleşenler arasında fark olması durumu riski doğurur (Babuşçu, 2005). Bankalar açısından risk taraflarca beklenen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, beklenmeyen olayların veya durumların ortaya çıkması ile birlikte zarara uğrama ihtimalidir (Delikanlı, 2011).

D. Gelir Unsuru: Bankalar, karlılığını ve sürekliliğini sağlamak için aracılık ettikleri işlemlerden faiz, komisyon ve masraf ve benzeri gelir elde etmek zorundadır (Delikanlı, 2011). Bankaların kredilerden elde ettiği gelirler genel itibarıyla toplam gelirlerinin en önemli kısmını oluşturur (Aras, 1996).

1.1.2. Kredilerin Sınıflandırılması

Krediler taşıdıkları özellikler bakımından farklı başlıklarda sınıflandırılabilirler.

Sınıflandırmada dikkate alınan bazı özellikler: Kredinin niteliği, vadesi, kullanım amacı, kullanıldığı sektör, teminatlandırılması vb. olabilir.

(27)

Tablo 1: Kredilerin Sınıflandırılması

Not: Yazar tarafından oluşturulmuştur.

1.1.2.1. Nitelikleri Açısından Krediler

Niteliklerine açısından krediler ikiye ayrılmaktadır:

Nakdi Krediler: Belirlenen miktarda nakdin faiz, komisyon, masraf veya herhangi bir karşılık ile kredi müşterisine ödünç verilmesidir. Nakdi kredilere, borçlu cari hesap, açık kredi, kefalet karşılığı kredi, iskonto, iştira kredileri örnek olarak gösterilebilir.

Gayrinakdi krediler: Bankanın bir gerçek veya tüzel kişi lehine bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi ile ilgili komisyon karşılığı garanti vermesi ya da taahhütte bulunmasıdır. Gayrinakdi kredilerde müşteriye ödünç nakit veya efektif verilmesi söz konusu değildir; fakat banka tarafından garanti veya taahhüt verilen üçüncü kişiye sözleşmede belirlenen tutarların ödenmesi riski üstlenilmektedir. Gayrinakdi kredilere, teminat mektubu, aval, kabul, akreditif örnek gösterilebilir.

1.1.2.2. Vadeleri Açısından Krediler

Kredinin zaman unsuru bakımından sınıflandırılmasında vade kavramı dikkate alınmaktadır. Krediler vadeleri açısından kısa, orta ve uzun vadeli olarak sınıflandırılırlar.

(28)

Kısa Vadeli Krediler: 12 aya kadar (dahil) vadeli olan krediler.

Orta Vadeli Krediler: 12 aydan 5 yıla kadar (dahil) vadeli olan krediler.

Uzun Vadeli Krediler: 5 yıldan uzun vadeli olan krediler.

1.1.2.3. Teminatları Açısından Krediler

Kredinin güvence ve risk unsuru bakımından değerlendirilmesinde kredi kullandırılan gerçek veya tüzel kişinin kendisinden ya da üçüncü bir kişiden teminat alınıp alınmaması, alındıysa teminatları açısından sınıflandırılması söz konusudur (Delikanlı, 2011).

Teminatsız Krediler: Krediye yönelik herhangi bir teminat alınmaksızın (açık) ve müşterinin kredi değerliliğine güvenilerek, bir imza karşılığı kullandırılan kredilerdir.

Teminatlı Krediler: Kredi müşterisinin imzasının yanında kredi değerliliği bulunan en az bir kişi tarafından verilen kefalet veya garanti ya da maddi teminat ile kullandırılan kredilerdir. Kredi müşterisi dışında kredi değerliliği bulunan en az bir kişinin imzası ile alınan kefalet veya garanti karşılığı kullandırılan krediler şahsi teminatlı, kredinin güvencesi olarak maddi bir varlığın karşılığında, Nakit, devlet tahvil, veya bonosu, gayrimenkul ipoteği, menkul kıymet rehni, emtia rehni vb. kullandırılan kredilerdir.

1.1.2.4. Kullanım Amacı Açısından Krediler

Kullanım amacına göre kredileri tüketici (bireysel) krediler ve ticari krediler olarak sınıflandırılabilir.

Tüketici Kredileri

a) İhtiyaç Kredileri: Ticari amaçlı olmayan ve gerçek kişilere yönelik mal ve hizmet alımı amacıyla kullandırılan krediler.

(29)

b) Taşıt Kredileri: Gerçek kişilere, ticari amaçlı olmamak kaydıyla sıfır veya ikinci el araç alımına yönelik kullandırılan krediler.

c) Konut Kredileri: Gerçek kişilere yönelik konut edindirme amacıyla işleme konu taşınmazın finansmanı amacıyla kullandırılan krediler.

Ticari Krediler

a) İşletme Kredileri: İşletmelerin çalışma sermayesi ihtiyaçlarına ve üretim faaliyetlerinin desteklenmesine yönelik kullandırılan krediler.

b) Yatırım Kredileri: İşletmelerin yeni yatırımlar gerçekleştirilebilmeleri veya var olan tesis ve teçhizatlarının yenilenmesi, genişletilmesi ve modernizasyonuna yönelik kullandırılan krediler.

c) İhracat Kredileri: İhracatın veya döviz kazandırıcı faaliyetlerin finansmanı amacıyla kullandırılan krediler.

d) Tarım Kredileri: Tarımsal üretim faaliyetleri ve hayvancılığın finansmanına yönelik kullandırılan krediler.

1.2. KREDİ RİSKİNİN TANIMI VE UNSURLARI

Kredi riski, kredi işleminin karşı tarafının yani müşterinin sözleşme ile belirlenen yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmemesi sebebiyle bankayı zarar uğratması ihtimalidir (Bielecki ve Rutkowski, 2013). Krediye ilişkin zarar etme olasılığı tarafların sözleşme ile birbirini bağlayan ticari işlem türünü ifade etmektedir. En temel anlamı ile doğrudan ve koşullu bir biçimde oluşturulan bir borç yükümlülüğü karşılığı anapara ve faiz ödemesinin gerçekleştirilmemesidir. Kredi zararı, ekonomik değeri olan bir sözleşme şartının borçlu tarafından yerine getirilmemesi nedeniyle ortaya çıkabilir. Borçlunun kredi değerliliği veya kalitesindeki bir azalma kredi kaybına yol açabilir. Kredi riski, krediler ile birlikte sermaye piyasası ürünleri ve tüm iş faaliyetleri açısından sağlanan her türlü mal ve hizmetin bir unsurudur. Kredi riskinin önemi kredilendirilen kuruluş açısından kredi portföyünün genelinin etkilenebilmesi bakımından önemlidir (Colquitt, 2007).

(30)

Kredi riskinin tanımlanmasında borçlunun temerrüde düşmesini temel alan yaklaşım kredi riskini açıklamada kabul görmekle birlikte kredilendiren kuruluş açısından vadede borçlu temerrüde düşmese bile kredi vadesi içerisinde borçlunun temerrüde düşme ihtimalindeki artış değerleme kayıtlarında zarara yol açabilir. Bankalar muhasebe ve raporlama standartları gereğince piyasa değeri ile değerlenen alım-satıma konu finansal varlıkları (kredi, tahvil, bono) borçlunun kredi değerliliğindeki düşüş ile birlikte değerleme farklarından dolayı kayıpla karşılaşabilirler (Altıntaş, 2012). Kredi sözleşmesine konu olan işlemin vadesi gelmeden önce müşterinin kredi değerliliğindeki durumundan kaynaklı risk, piyasa kaynaklı olarak adlandırılmakta işlemin borçlu tarafında ise yükümlülüğünü yeni piyasa fiyatlarına göre gerçekleştirmek zorunda kalması ile sonuçlanmaktadır (Laurent ve Schmit, 2007).

Kredi riski, finansal aracın taraflarından birinin yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle diğer tarafta finansal bir kayıp oluşması riskidir. Kredi riski yönetimi kredi kalitesinde ortaya çıkabilecek kredi zararlarını asgari düzeye indirgemeyi amaçlar (TFRS 7). Finansal aracın sözleşmede yer alan haliyle beklenen ömrü boyunca nakit akışları öngörülmektedir. Nakit akışının tahmininde mevcut teminatlar ile birlikte sözleşme ile oluşan diğer tüm teminatlardan sağlanacak nakit akışları kredi zararında dikkate alınır.

Bir işletme tarafından ihraç edilen ve işletmenin yükümlülüğü olarak izlenen bir kalem aynı işletme tarafından ihraç edilmiş olsa da teminatı bulunan yükümlülüğün kredi riski teminatı bulunmayan yükümlülüğün kredi riskinden daha az olacaktır (TFRS 9, 2017).

Borçlunun kredi değerliliği ile birlikte üstlenilen borca karşılık teminatın özelliği risk seviyesini belirleyen değişkenlerdendir. Bankalar çok yüksek kredi değerliliğine sahip ve nispeten daha güçlü olarak kabul edilebilecek nakit ve benzeri teminatlar ile çalışarak yeterince az düzeyde kredi riskini üstlenebilirler. Ancak kredi riskini olabildiğinden çok düşürmeye çalışmak ya da kredi riski üstlenmemek bankalar için optimal olmayabilir (Altıntaş, 2012).

Bankalar, portföyünde yer alan bireysel krediler de dahil olmak üzere riske duyarlı tüm kredileri ve işlemleri yönetmekle birlikte kredi riski ile diğer riskler arasındaki ilişkileri de dikkate almalıdır. Kredi riskinin etkin bir biçimde yönetilmesi için risk yönetimine kapsamlı bir yaklaşım gerekmektedir. Bankaların çoğunda krediler, kredi riskinin en

(31)

belirgin kaynağı olmakla birlikte bankaların faaliyetleri içerisinde yer alan bankacılık hesapları ve alım satım hesaplarından kaynaklanan bilanço içi ve dışı işlemler kredi riskinin kaynağı olabilir (Basel, 2000).

Kredi riski kapsam olarak geleneksel anlamda krediler hesaplarının toplamının bakiyesinden oluştuğu kabul görmekteydi. Ancak kredi hesapları dışında kredi riskini doğuran alım-satım hesapları, bankacılık hesapları ve bilanço içi ve dışı hesaplarda yer almaktadır. Dolayısıyla bankalar kredi hesapları dışında, kabuller, kefaletler, sermaye piyasası işlemleri, türev işlemler gibi kalemlerden kaynaklı olarak kredi riskine maruz kalabilmektedir.

Geleneksel olarak, bankacılar ve diğer borç verenler, kredi değerlendirmesini, tıpkı terzilerin bir kıyafet siparişine yaklaştığı gibi, müşterinin finansmana uygun olduğundan emin olmak için ihtiyaçlarını ve kapasitelerini dikkatlice ölçerek ele aldılar. Bankalar müşterilere kredi tahsisinde artan yoğunlaşma riskini dikkate almadılar. Citibank’ın 1980’lerin sonlarında yoğunlaşan inşaat sektörüne yönelik kredileri ve bunların bankaya olan etkileri örnek gösterilebilir. Bankalar kredilendirme açısından geleneksel yaklaşımın kredi riskinin yönetimi ve fiyatlandırma açısından olumsuz sonuçlara yol açtığını yaygın bir biçimde kabul ettiler. 1980’li yıllardaki krizler sonrası ABD bankaları kredi riskine ilişkin yaklaşımlarının doğru olmadığını kabul etmişlerdi. Günümüzde küresel ölçekte büyüklüğe sahip finansal kuruluşlar ve ilgili ikincil kuruluşlar kredi riskini yönetmeye ilişkin otoriteler tarafından belirlenen yöntemleri izlemektedir. Çoğu ülkede bankacılık düzenlemelerinin gereği Basel II uzlaşısının bir parçasıdır. Finansal kuruluşlar tarafından maruz kalınan risk ve yeniden fiyatlandırmanın güncel ve etkin bir biçimde izlenebilmesi için sürekli olarak güncellenen kredi riski bilgi sistemleri geliştirilmiştir. Bankalar geleneksel yaklaşımlardan uzak bir biçimde kredi riski yönetimini bir “sanat” olarak kabul edip yeni yaklaşımlar geliştiriyorlar (Caouette vd., 2008).

Basel II’de kredi riskinde artışa ilişkin göstergelere yer verilmiştir (BDDK, 2007). Buna göre;

 Bankanın kredi alacağını tahakkuk etmemiş statüde izlemesi,

 Kredi kalitesindeki düşüş dolayısıyla krediye karşılık ayrılması,

(32)

 Önemli seviyede bir zarara katlanılarak kredinin bilançodan çıkarılması (satılması),

 Anapara, faizler ya da ilgili masraflarda bir feragat ya da ertelemenin yol açtığı ekonomik anlamda borcun azalmasına yol açması ihtimalinin bulunduğu durumlarda, bankanın kredi borcunun yeniden yapılandırılmasına başvurması,

 Borçlunun bankaya ve bankanın ait olduğu gruba olan kredi borcundan kaynaklı müflis ilan edilmesi amacıyla banka tarafından başvuru yapılması,

 Borçlunun iflas erteleme talebinde bulunması.

Kredi riskinin analizinde birden farklı faktör bulunmaktadır. Belirli bir faktörün kredi riskine ilişkin olup olmadığı faktörün özellikleri ile birlikte borçluya ve finansal araca ait özelliklere de bağlı olacaktır. Kredi riski bütünsel bir analizdir ancak bazı faktör ve göstergeler finansal araç düzeyinde tanımlanamayabilir. Kredi riskine ilişkin değişikliklerin değerlendirilmesinde dikkate alınabilecek bazı göstergeler (TFRS 9, 2017):

 Aynı şartlara ve aynı karşı tarafa sahip benzer ya da belirli bir finansal araç eğer raporlama döneminde yeniden ihraç edilmiş olsaydı oluşacak kredi marjı dahil, başlangıçtan itibaren kredi riskinde meydana gelebilecek değişikliklerin sonucu kredinin iç fiyat göstergelerindeki değişiklikler,

 Finansal araç raporlama tarihinde yeniden ihraç edilseydi ilk defa finansal tablolara alınmasından itibaren finansal aracın kredi riskinde meydana gelen değişiklikler dolayısıyla önemli ölçüde farklılık gösterecek olan mevcut bir finansal aracın oranlarında veya şartlarındaki diğer değişiklikler,

 Faydalı ömürleri aynı olan belirli bir finansal aracın kredi riskinin dış piyasa göstergelerindeki önemli değişiklikler;

 Kredi marjı,

 Borçlu açısından kredi temerrüt swabı fiyatları,

 Finansal varlığın gerçeğe uygun değerinin itfa edilmiş maliyetinden ne kadar az olduğu ya da ne kadar süredir az olduğu,

 Borçlunun borçlanma aracının veya özkaynak aracının fiyatlarındaki değişiklikler gibi borçluyla ilgili diğer piyasa bilgileri.

(33)

 Finansal aracın kredi derecelendirme notunda ortaya çıkmış ya da çıkabilecek önemli bir değişiklik,

 Borçlunun, işletme içi kredi derecesinde ortaya çıkmış ya da çıkabilecek azalış ya da davranış skorunda azalış,

 Borçlunun yükümlülüğünü yerine getirme gücünde, faaliyetlerinde, finansal ve ekonomik şartlarda önemli bir değişikliğe yol açabilecek olumsuz değişiklikler,

 Borçlunun faaliyetlerinde gerçekleşen ya da gerçekleşebilecek değişiklikler.

Borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmesi açısından önemli bir değişikliğe yol açacak biçimde, hasılatta ya da marjlarda azalış, işletme sermayesi noksanlığı, finansal kaldıraçta yükseliş, varlık kalitesinde düşüş, likiditede düşüş, yönetim problemleri ya da organizasyon yapısında değişiklik,

 Borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmesi açısından etkili olacak biçimde teknolojik, ekonomik ya da mevzuat ile ilgili gerçekleşen ya da gerçekleşebilecek olumsuz değişiklikler,

 Borçlunun, sözleşmeye ile ödeme planına bağlanmış ödemelerini yapma isteğini azaltması öngörülen önemli değişiklikler (ana ortağın desteğininin azalması),

 Sözleşmedeki sınırlamalara, muafiyet ya da değişikliklere, faiz ödemelerinin ertelenmesine, faiz oranı artışlarına, ilave teminat ya da garanti talep edilmesine yol açabilecek, kredi sözleşmesinde beklenen değişiklikler ya da finansal araç sözleşmesindeki diğer değişiklikler.

1.3. KREDİ RİSKİNİN KAYNAKLARI

Kredi riskinin kaynakları içsel-dışsal faktörler olarak ikiye ayrılabilir. İçsel faktörler bankaların kontrolünde olan ve risk yönetiminde etkinliğin sağlanması ile yönetilebilecek faktörlerdir. Dışşal faktörler ise meydana gelmeleri bankaların veya müşterilerin kontörlünde olmayan faktörlerdir (Altıntaş, 2012).

(34)

Tablo 2: Kredi Riski Kaynakları

İÇSEL FAKTÖRLER DIŞSAL FAKTÖRLER

Kredi Müşterisine Özgü Faktörler Politik, ekonomik, sosyal faktörler Ürün yaşam döngüsü Ekonomi politikalarındaki değişiklikler, Yönetim becerisi Politik yapıdaki değişiklikler,

Rekabet gücü Yasal düzenleme değişiklikleri,

Tedarik, üretim ve pazarlama yapısı Oynaklık, şok ve krizler Bankaya Özgü Faktörler Doğal Faktörler

Risk-Teminat dengesi Doğal afetler, kuraklık vs.

Karar alma kriterleri Diğer

Mali Tahlil-İstihbarat yapısı Müşteri tercihleri Risk değerlendirme kabiliyeti Teknolojik gelişmeler

Kaynak: İskender, 2014.

Kredi riskinin kaynaklarına ilişkin içsel ve dışşal faktörler ayrımının temelinde sistemik risk (Pazar riski) ve borçludan kaynaklı olan; spesifik risk (sistematik olmayan) kavramları bulunmaktadır.

Spesifik risk, bankaların alım satım portföylerinde bulunan varlıklarla ilgili, piyasadaki beklenen hareketler hariç olmak üzere finansal varlığın tarafı olan veya ihraç ya da garantör olarak ödeme yükümlülüğünü üstlenen tarafların yönetiminden ve mali bünyelerinden kaynaklanan sorunların yarabileceği zarar ihtimalini ifade etmektedir (BDDK, 2015). Spesifik risk portföy çeşitlendirerek azaltılabilmektedir. Sistemik risk kavramı ise genel ekonomik, politik ya da firmadan kaynaklı olmayan herhangi bir nedenden oluşmaktadır. Sistemik riskin spesifik riskten temel farkı, sistemik riski portföy çeşitlendirerek ortadan kaldırmanın mümkün olmayışıdır (Karan, 2004). Tablo 2’de yer alan kredi riski kaynakları riskinin sistematik ve spesifik risk ile ilişkili olarak kredi müşterisine özgü faktörler spesifik risk, dışşal faktörlerin ise sistematik risklerdir (İskender, 2014).

Kredi riski kavramı takas öncesi riski ve takas riskini içerir. Takas öncesi risk işlemin vadesine kadarki dönemde karşı tarafın temerrüt ihtimali dolayısıyla oluşabilecek potansiyel kayıptır. Takas öncesi risk kredi müşterisinin temerrüt ihtimali ile birlikte borçlunu yerleşik olduğu ülkenin temerrüt etmesi halinde de ortaya çıkabilir. Söz konusu

(35)

durum ülke transfer riski şeklinde adlandırılır. Takas riski ise ödemenin doğrudan bankaya olmayıp bir ya da birden çok banka aracılığıyla gerçekleşip bunların takasında temerrüt dolayısıyla meydana gelebilir (İskender, 2014). Takas riskinde, bir varlığın öngörülen fiyattan vadede teslimini ve karşı tarafın yükümlülüğünü yerine getirmesi beklenirken, vadede tarafların yükümlülükleri sözleşmede belirtildiği gibi yerine getirmemesi durumunda işlemin konusunu oluşturan varlığın fiyat değişimleri zararın kaynağı olabilir.

Kredi riskine ilişkin tanımlanması gereken bir başka unsur karşı taraf kredi riskidir. Karşı taraf kredi riskinde karşılıklı yükümlülük içeren bir türev finansal araç sözleşmesinde iki tarafa da yükümlülük getirmesine rağmen karşı tarafın yükümlülüğünü yerine getirmemesinden kaynaklanan zarar etme olasılığıdır (Altıntaş, 2012). Her iki tarafa da yükümlülük doğurmasına rağmen karşı tarafın, işlemin nakit akışındaki son ödeme öncesi temerrüde düşme riskidir (BDDK, 2015). Karşı taraf kredi riski, finansal işlemin vadesinden önce karşı tarafın temerrüde düşme ihtimalinden kaynaklanan özel bir risktir.

Karşı taraf kredi riskine maruz araçlar, özellikle tezgah üstü (OTC) türev araçlar ve menkul kıymet finansman işlemleridir (örneğin repo işlemleri) . Bir finans kurumu ile bir karşı taraf arasında bir vadeli işlem veya takas işlemi gibi bir finansal sözleşmeyi düşünelim. Karşı tarafın sözleşmenin vadesinden önce t zamanında temerrüde düşmesi durumunda, kurum yasal düzenlemeye ve temerrüdü sırasındaki işlemin değerine bağlı kayıp yaşayabilir (Witzany, 2017).

1.4. KREDİ RİSKİNİN ÖLÇÜMÜ

Kredi riskinin etkin bir biçimde yönetilebilmesi için kredi riskinin ölçümü önem arz etmektedir. Kredi riski yönetimi kapsamında maruz kalınan risklerin kabul edilebilir düzeyde olup olmadığının, çeşitli senaryo analizleri ile kırılganlık seviyelerinin ve risk yoğunlaşmalarının tespit edilmesi gerekmektedir. Dahası söz konusu risklerin daha hassas bir biçimde yönetilmesi kredi riskinin sayısallaştırılmasını gerektirmektedir.

Çünkü ölçülemeyen riskin yönetimi mümkün değildir. Ayrıca Basel Komite tarafından kredi riskinin ölçümüne ilişkin basit ölçüm yöntemlerinin yanında, kredi riski modellerinin ve bu modellerin yasal sermaye yükümlülüğü hesaplamalarında

(36)

kullanılabileceği ifade edilmektedir. Uluslararası bankacılık çevrelerince kredi riskinin yönetimi ve ölçümünün yapılabilmesi için riskin sayısallaştırılması gerektiğine vurgu yapılmaktadır. Basel komite tarafından yayımlanan dokümanlarda uluslararası düzeyde faaliyet gösteren büyük bankalar arasında standart oluşturmak amacıyla kredi riski modellerinin temel yapısını dikkate alan ölçüm yöntemlerine yer verilmiştir.

Kredi riskinin yönetimi, finansal kurumlarda geçtiğimiz birkaç yıl boyunca önemli bir gündem haline gelmiştir. Finansal kurumlar kredi portföyüne yönelik yaklaşımlarında proaktif bir yaklaşım sergilemektedir. Basel II uzlaşısından kaynaklanan düzenleyici değişiklikler tarafından motive edilmesi ile birlikte kredi riskinin yönetimi küresel anlamda güçlü finansal sistemi sürdürmek için kritik hale gelmiştir. Bu durumun nedenlerinden biri, finansal kuruluşlar zamanla giderek daha karmaşık finansal riskler ile karşılaşıyorlar. Bu sebeple maruz kaldıkları büyük finansal kayıplara neden olabilecek potansiyel risk risklerin ölçerek ve yönetmeleri gereği doğmaktadır. Kredi riski diğer tüm risklerde olduğu gibi doğrudan veya dolaylı olarak ortaya çıkabilecek potansiyel maruz kalma kayıpları ölçülerek belirlenir. Kredi verenler, doğabilecek bir zararı azaltmak amacıyla kredi riskine maruz kalma sınırlarını belirlemek için işlemi teminatlandırarak ya da yükümlülükleri sözleşme çerçevesinde genişleterek kredi riskini azaltmaya çalışırlar (Colquitt, 2007).

Kredi riskinin maliyeti, temerrüt kaybına ilişkin beklenti ve belirsizliğe dayanmalıdır.

Temerrüde düşme olasılığı olmadan, kredi araçları sadece risksiz getiri eğrisi temelinde fiyatlandırılır. Kredi portföyünden kaynaklı kayıpların olasılık dağılımının elde edilebilmesi için olasılık dağılımının ortaya konulması gerekmektedir. Kaybın ortalaması ise beklenen zarar (EL) olarak adlandırılır (Allen, 2013). Beklenen zarar, kredi riskine maruz pozisyonun değerinde zaman içerisinde oluşabilecek ortalama zararken, Beklenmeyen zarar (UL) gerçekleşen zarar tutarının beklenen zararı aşan kısmıdır (Ong,1999). Beklenen zarar, aşağıdaki gösterildiği gibi üç bileşenden oluşur (Allen, 2013):

Kredi Riskine Maruz Değer (KRMD) = Beklenen Kayıp (EL) + Beklenmeyen Kayıp (UL)

(37)

ELi = Temerrüt Olasılığı (PDİ) x Temerrüde Maruz Tutar (EADİ) x Temerrüt Halinde Kayıp Oranı (LGDİ)

ELp = ∑𝑖

𝑗 𝐸𝐿𝑖 = ∑𝑖

𝑗 𝑃𝐷𝑖 𝑥 𝐿𝐺𝐷𝑖 𝑥 𝐸𝐴𝐷𝑖

Risk literatüründe tek bir işlem için (i), portföy için ise (p) şeklinde gösterim yaygındır.

Beklenen zararın modellenmesini düzenlemenin en iyi yolu üç ayrı bileşeni ayrı ayrı modellemektir. Temerrüt borçlunun bir fonksiyonu olma ihtimaliyle, enstrümandan bağımsız olarak belirlenir. Beklenen zararın modellenmesinde kredi çalışmalarında tecrübe sahibi olan bankalar belirli bir firma veya sektöre yönelik temerrüt olasılığına ilişkin en iyi bilgi sahibi olan taraflardır (Allen, 2013).

1.4.1. Beklenen Zarar

Kredi riskine ilişkin maruz kalınabilecek zarar, tek bir işlemin temerrüdünden kaynaklı ortaya çıkabilecek kayıp tutarını oluşturur. Beklenen zarar (EL), temerrüde düşme durumunda meydana gelebilecek kredi zararı olasılığını veya olasılığının bir risk ölçüsüdür. Belirli bir zaman veya risk ufku süresi içinde beklenen ortalama zarar tutarı bir borç yükümlülüğü üzerindeki kredi zararı olasılığına ilişkin ortalama zarar ölçüsüdür.

EL, genellikle bir yıl veya daha uzun bir süre boyunca meydana gelebilecek tahmini bir zararı ifade etmektedir. Bu tahmini zarar, benzer kredibiliteye sahip borçlulardan, borçlanma araçlarından ve kredi yapılanması içeren ürünlerden kaynaklanabilir.

Bankacılık hesaplarında kredi riskinin ölçülme süresi tipik olarak bir yıl olmasına rağmen, krediler daha kısa veya daha uzun risk ufku gerektirebilir (Colquitt, 2007).

Beklenen zarar, zarar dağılımının (koşulsuz) ortalamasına eşittir; yatırımcının belirli bir süre içinde (genellikle bir yıl) kaybetmeyi bekleyebileceği tutarı temsil eder. Diğer taraftan, beklenmeyen zarar beklenen zarardan sapmayı temsil etmekte ve fiili portföy riskini ölçmektedir (Caouette vd., 2008). Beklenen zarar, t zamanındaki ve değerindeki temerrüt olasılığının bir fonksiyonu olarak kredinin değerinin mevcut şartlarla hesaplanan belirli bir anda teminat değerini aşması miktarının bir fonksiyonudur (Wagner, 2008).

(38)

Beklenen kredi zararları, bir finansal aracın beklenen ömrü boyunca finansal araca ilişkin temerrüt risklerinin ağırlıklandırılmış tahminidir. Beklenen kredi zararına göre ödemelerin tutarları ve zamanlaması dikkate alınan unsurlar olması bakımından kredi verenler açısından ödemenin tamamı veya bir kısmının vadede tahsil edilememesi durumundan kredi zararı oluşur. Beklenen kredi zararlarının tahmininde geçmiş kredi zararlarına ilişkin tarihsel veri kullanılırken, kredi zararlarının oranları ile ilgili bilgilerin tutarlı bir biçimde gruplara ayrılması önemlidir. Modelde finansal varlıkların bulunduğu sınıfa göre gruplandırılmış geçmiş kredi zararları deneyimlerini ve güncel bilgilerini yansıtan verilerin kullanılması önerilmektedir. Beklenen kredi zararları tahmin edilirken işletme kendi beklentileri yansıtmanın yanında aşırı maliyete katlanmaksızın önemli ve makul olarak değerlendirdiği bilgileri modeline yansıtır. Ayrıca ilgili finansal araca ilişkin piyasa bilgilerini de dikkate alır (TFRS 9, 2017).

Bir finansal varlığa ilişkin değer düşüklüğü veya temerrüt gerçekleşmeden önce genellikle kredi riskinde artış aşama aşama izlenir. Örneğin bir finansal varlık kurumsal ve bireysel portföy olarak izleniyor ve bireysel portföye ilişkin kredi riskinde önemli artış yaşanacağına dair desteklenebilir ve makul bir bilgi varsa bireysel portföye ilişkin ömür boyu beklenen kredi zararı hesaplaması yapılabilir. Finansal kuruluşlar kredi riskinde yaşanan artışı analiz etmek ve izlemek amacıyla finansal varlıkları çeşitli özelliklere göre sınıflayabilirler. Sınıflandırmaya konu olabilecek bazı ortak özellikler ise;

i. Finansal aracın sınıfı, ii. Kredi riski puanı, iii. Teminat cinsi, iv. Riskin oluşma tarihi,

v. Vadeye kalan sure, vi. Sektör,

vii. Borçlunun coğrafi konumu,

viii. Temerrüt riskinde etkisi varsa teminatın değeri.

(39)

Şekil 1: TFRS 9’a Göre Beklenen Kredi Zararı

Kaynak: PWC Yayınları Sayı:2, 2017

Bir işletme herhangi bir finansal araca ilişkin beklenen kredi zararını ölçerken aşağıda yer alan değişkenleri modele yansıtır (TFRS 9, 2017):

i. Belirlenen olasılıklara göre ağırlıklandırılmış tutar, ii. Paranın zaman değeri,

iii. Tarihsel veri, gelecekteki beklentilere ilişkin öngörüler ve raporlama tarihi baz alınarak aşırı çaba ve maliyet üstlenilmeden ulaşılabilecek makul ve desteklenebilir bilgiler.

(40)

İşletme beklenen kredi zararlarını ölçerken kredi zararının gerçekleşme veya gerçekleşmeme ihtimali arasındaki olasılık ve riskleri değerlendirir. Beklenen kredi zararını hesaplarken dikkate alınacak azami süre riske maruz kalınabilecek işlemin sözleşme süresinden ibarettir. Ancak bazı finansal araçlara özgü, bir kredinin kullanılmamış taahhüt bileşenini içeren bir geri ödemeyi talep etme kredi zararına maruz kalma dönemini sözleşmeye ile ilgili bildirim süresi ile sınırlayamaz. Ancak ilgili duruma özgü kredi riskine maruz kaldığı süre boyunca sözleşme süresinin üzerinde olsa bile ölçer (TFRS 9, 2017).

Şekil 2: Beklenen ve Beklenmeyen Kredi Zararları

Kaynak:TBB, 2006b

Bankalar belirli periyotlarda kredi, operasyonel ve piyasa risklerine bağlı olarak beklenen veya beklenmeyen zararlarına maruz kalmaktadır. Zararların beklenen kısmı bankaların yıllık gelirlerden karşılanmalıdır. Beklenmeyen kısım, gelirlerden karşılanamıyorsa sermayeden karşılanması durumunda kalınabilir. Bankalar mali yapılarının güçlü ve karlılıklarının yüksek olduğu dönemlerde sermaye koruma tamponuna göre ayırdığı sermayeye kötü olarak nitelendirilebilecek dönemlerde başvurabilir. Bir kredi için, mutlak zarar, kredinin temerrüdü halinde dönem sonunda hesaplanan karşılık tutarı olarak tanımlanmakta ve TFRS’e göre kredi zararlarına ilişkin karşılık tutarları kredinin değerliliğine göre hesaplanmaktadır. Temerrüt halinde, hükümler temerrüt sırasında maruz kalınan ekonomik zarar, beklenen geri kazanım nakit akımlarını ve teminatın piyasası değerini yansıtacak şekilde tahmin edilmelidir (Witzany, 2017).

Bir kredinin beklenen kredi zararına etki eden üç değişken bulunmaktadır;

(41)

I. Temerrüt olasılığı (PD)

II. Temerrüt Halinde Kayıp (LGD) III. Temerrüde Maruz Tutar (EAD)

Şekil 3: Beklenen Kredi Zararı Bileşenleri

EL = (PD) x (LGD) x (EAD)

Not: Yazar tarafından oluşturulmuştur.

Beklenen kayıp, tek bir kredi ya da kredi portföyünün toplamının belirli zaman içerisinde alabileceği ortalama değer ile beklenmeyen kayıp ise kredi ya da kredi portföyünün aynı periyotta göstereceği dalgalanma ile ilgilidir. Parametrik bir hesaplamada dağılımın standart sapması beklenmeyen kaybı ortalaması ise beklenen kaybı göstermektedir.

Beklenen Zarar

(EL)

Temerrüt Olasılığı

(PD)

Temerrüt Halinde Kayıp

(LGD)

Temerrüde Maruz Tutar

(EAD)

Karşı tarafın temerrüde düşme

olasılığı ne kadardır

Temerrüt olayı yaşandığında kaybımız ne olur

Temerrüt olasılığının yaşandığında riskteki tutar ne

kadardır

Karşı tarafla ilişkili

Kredi işlemi ile ilişkili

(42)

Beklenmeyen kaybın oluşumu beklenen kayıptaki bir sapma olasılığıdır. Beklenen kayıp tek bir işlem olarak değerlendirildiğinde borçlunun genelde bir yıl kabul edilen bir vadede temerrüde düşme olasılığının, temerrüt halindeki muhtemel borç toplamı ve temerrüt halindeki kayıpla çarpımıdır. Kredi portföyüne ilişkin beklenen kayıp tutarı ise işlem bazlı olarak hesaplanan beklenen kayıp tutarlarının toplamına ya da ortalama değerlerinin çarpımına eşit olmaktadır (Altıntaş, 2012).

1.4.1.1. Temerrüt Olasılığı (PD)

Bankaların müşterilerinin kredi değerliliğini her bir işlem bazında ölçmektedir. Kredi riskinin tahmini amacıyla geliştirilen modellerde temerrüt olasılığı (PD), temerrüt olayının gerçekleşmesi ihtimaline ilişkin değişkendir. Temerrüt olasılığı, kredi riski modellemesinde gelecek yıl içinde kayıpları tahmin etmek için kullanılan ve yükümlülüklerin ne kadar gecikebileceği olasılığını ölçen en önemli değişkenlerden biridir. Temerrüt olasılığının tahmin edilmesinin önemi müşterinin kredi değerliliğinin ortaya konulması bakımından kaynaklıdır. Temerrüde ilişkin reel durumların ve tahmine ilişkin değişkenlerin karşılaştırılarak iş modelinde yer alması gereken değişkenlerin belirlenmesi sağlanmaktadır (Gobeljic, 2012).

Borçlunun temerrüt olasılığı birçok faktöre bağlıdır; Zayıf mali yapıya, yüksek borç seviyesine sahip ya da istikrarsız gelir düzeyi bulunan borçlular nispeten yüksek PD değerlerine sahiptir. Nicel faktörler hariç sektörel raporlar, yönetim bilgileri ya da genel ekonomik bilgiler gibi niteliksel verilerde borçlunun temerrüt olasılığını belirlemek bakımından önemlidir. Bazı müşteriler ana ortağın fonlaması veya devlet destekli girişimler olması bakımından daha düşük PD’lere sahip olabilir (İskender, 2014). Kriz dönemlerinde daha yüksek oranda temerrüt olasılığı değeri ortaya çıkarken ekonominin genişleme dönemlerinde daha düşük değerler üretilmesi doğaldır. Makroekonomik koşullar ve veriler PD’yi etkileyen değişkenler arasında olabilir ancak tüm makroekonomik koşullar göz önünde bulundurulursa, yani model ağırlıkla bu değişkenlerden beslenirse temerrüde düşen borçluların çoğunun neredeyse aynı PD’ye sahip olacağı söylenebilir (Gobeljic, 2012).

(43)

Borçlunun temerrüt olasılığı, 0 ile 1 arasında değişim göstermekte ve bu değerle ifade edilmektedir. Diğer taraftan belirli bir süre içerisinde borçlunun temerrüde düşme olasılığı (y) ise, temerrüde düşmeme olasılığı (1-y)’dir. Borçlunun temerrüt olasılığının tahmininde değerlendirilebilecek başlıca dört yaklaşım bulunmaktadır (Altıntaş, 2012);

 Kredi derecelendirme sistemlerinden ya da diğer kaynaklardan elde edilebilecek tarihsel temerrüt oranları,

 Kredi skorlarına dayalı ekonometrik uygulamalar,

 Piyasa kredi (tahvil) spreadlerini esas alan yaklaşımlar,

 Firmanın piyasa (hisse) değerine dayalı Merton Yaklaşımı.

1.4.1.1.1. Kredi Derecelendirmesi

Tarihsel temerrüt oranlarına ulaşılabilecek en sağlam kaynak, kredi derecelendirme sistemleridir. Kredi derecelendirmesi içsel ve dışsal olarak ikiye ayrılabilir. Dışşal derecelendirme, derecelendirme kuruluşlarının borçlunun kredi değerliliği ve ilgili finansal varlığa ilişkin yaptıkları değerlendirmedir. Kredi derecelendirmesi uzmanları tarafından objektif ya da sübjektif, nicel veya nitel olmak üzere birçok farklı unsuru dikkate almakta ve çalışmaya ilişkin ortaya bir not koymaktadır. Derecelendirme sonucu ortaya çıkan notun ifade ettiği temerrüt olasılığı ilgili nota ilişkin istatistiki olarak kanıtlanabilir olmalıdır (Altıntaş, 2012).

Kredi değerlendirme sürecinin temel amacı, müşterinin veya finansal aracın kredi değerliliğini ortaya koyarak kredi başvurularını onaylamak, gelecekte muhtemel temerrüde düşecek müşterileri reddetmek ve tahsil edilecek kredi zararlarını kredi marjları ile kapsanacak şekilde kredi fiyatlandırmasını ayarlamaktır Bu mutlaka bir derecelendirme sistemi ile gerçekleştirilmek zorunda değildir. Ancak her müşteriye sonlu bir ölçekte kredi notu verilmesi modern kredi riski yönetimi sürecinin önemli bir noktası haline gelmiştir. Derecelendirme içsel olarak, bankalar tarafından dahili olarak birçok farklı yolla (deneyimli kredi analistleri, istatistiksel ve hatta yapay zeka yöntemleri veya insan ve makine değerlendirmesinin bir kombinasyonu) üretilebilir. Uzun yıllardan beri

Referanslar

Benzer Belgeler

Çalışmanın amacı, Türk bankacılık sektöründe yeniden yapılandırma prog- ramı sonrasında asimetrik bilginin, sektörde kredi tayınlamasına sebep olup

“Halk kütüphanelerinin yenilikçi olmaları ancak örgütsel yapılarını ve işleyişlerini yenilikçiliği sağlayacak şekilde düzenlemeleri ile mümkün

Deyimlere benzeyen ancak mecazi anlam taşımayan anlam yoğunluğu bulunan kelime grupları (Göktürk, 1997, s. Üçüncü kavram ise mekan’dır. Mekân, toplumsal ve

Ġsviçre‟de düzenlenen çikolata kapsamındaki faaliyetler ve „Cailler Maison‟ fabrikası Ġsviçre kültür belleğinde yer alan geleneksel lezzete sahip çıkmanın

Zorlama konusunda düşüncesini dile getiren Özdarendeli (1955: 154), dil devriminde “cebir” anlamında bir zorlama olmadığını, dil devriminin hiçbir zaman

AY’nın 22 nci maddesiyle koruma altına alınan haberleşme hürriyetine müdahale yetkisini barındıran ve niteliği itibariyle bir gizli koruma tedbiri olan telekomünikasyon

Bu tez çalışması, Türkiye‟de zorunlu göç ve yerinden etme ile ilgili literatüre bakıldığında iki sebepten ötürü özgün bir çalışmadır: Diyarbakır

Bu doğrultuda, Konya ili, Beyşehir ilçesinde yer alan Eflatun Pınar Kutsal Su Havuzu ve Anıtı ile höyüğünün, etrafındaki kültür varlıkları ve sosyal dokusu