Halkla İlişkilerde Profesyonellik
ve Yaratıcı Emek
iletişim : araştırmaları • © 2016 • 14(2) • 2017 • 15(1): 49-74 Erman M. Demir
Özet
Halkla ilişkiler yazını son otuz yıldır yeni teknolojilere ve değişime büyük yer verir. Güncel bazı araştırmalar dijitalleşmenin getirdiği etkileşim potansiyeli nedeniyle mesajın kontrolünü ve bilgiyi yaymadaki ayrıcalıklı konumunu kaybeden bir halkla
ilişkiler portresi çizer. Süre gelen yakınsama/bütünleşme eğilimi tartışması halkla ilişkiler ile pazarlama, reklam ve gazeteciliğin dijitalleşmesi bağlamında hız kazanır.
Yeni beceri ihtiyaçlarına eğilen az sayıda çalışma dışında görece az tartışılan konu başlığı ise bu değişim ile profesyonelleşme arasındaki ilişkidir. Yaratıcı emek kavramı
profesyonel standartlar ve/veya mesleki kimlik temelinde meşruluk kazanma taleplerini etkileme potansiyeli taşır. Yaratıcı ekonomide sabit mesleki kimlikler yerine
taşınabilir beceriler, bireysel yaratıcılık gibi özellikleri barındıran gevşek bir yetenek setine dayanan profesyonellik teşvik edilir. Bireyler işlere, kurumlara, ortamlara hızla girip çıkabilen serbest yaratıcı çalışanlar olarak tanımlanır. Bu çalışma biçimi özgünlük ve kendini gerçekleştirme imkânları yanında iş-yaşam dengesini altüst eden ve işi
güvencesizleştiren belirsizliği de barındırır. Çalışmada halkla ilişkiler uzmanlarına yükseköğretim açısından atfedilen özelliklerde bu yeni istihdam anlayışının izlekleri
sorgulanacaktır. Anahtar Sözcükler:
Professionalism and Creative Labor
in Public Relations
iletişim : araştırmaları • © 2016 • 14(2) • 2017 • 15(1): 49-74 Erman M. Demir
Abstract
For the past thirty years public relations literature has given new technology and related change a great deal. In some recent researches, there is a portrait of public relations that lost privileged position of disseminating information and control of the
message the portrait of a the people to the because of the potential for interaction brought by digitalization. The ongoing convergence/integration discussion of public relations and marketing, advertising and journalism gained momentum in the context
of the digitalization. Less mentioned subject is the relationship between this change and professionalism, except for a few studies devoted to new skill needs. The concept of creative labor carries the potential to influence legitimacy demands on the basis of professional standards and/or professional identity. In the creative economy,
professionalism is promoted based on a loose set of skills that include features such as portable skills, individual creativity rather than fixed professional identities. Individuals are defined as freely creative workers who can quickly enter and leave
jobs, institutions, or environments. This form of work has the ambiguity of overcoming the work-life balance and loss of job security as well as the authenticity and self-realization possibilities. The theme of this new concept of employment will be questioned in terms of features attributed to public relations specialists in the
study in terms of higher education. Key Words:
Yeni iletişim teknolojilerinin getirdiği değişim halkla ilişkiler yazının-da büyük yer alırken beceri ihtiyacına değinen bazı çalışmalar dışınyazının-da profesyonelleşme ile dijitalleşme ilişkisi yeterli düzeyde incelenme-miştir. Dijitalleşmenin getirdiği etkileşim potansiyeli nedeniyle halkla ilişkilerin mesajın kontrolünü ve bilgiyi yaymadaki ayrıcalıklı konu-munu kaybettiği tartışılırken uzmanların işe ilişkin pratiklerindeki değişim de tartışmaya açılmalıdır. Halkla ilişkilerin komşu alanlarla yakınsama/bütünleşme yaşadığı ve iletişim alanında araç temelli sınıflamanın geçerliliğini yitirmeye başladığı düşünülür. Özellikle yaratıcı emek kavramı halkla ilişkilerin profesyonelleşmesini standart-lar ve/veya mesleki kimlik temelinden uzaklaştırma potansiyeli taşır. Çünkü yaratıcı ekonomide sabit mesleki kimlikler yerine taşınabilir beceriler, uyum becerisi ve bireysel yaratıcılık gibi özellikleri barındı-ran gevşek bir yetenek setine dayanan profesyonellik teşvik edilir.
Yaratıcı Emek
Dünya Ekonomik Forumu'nun 2017 raporunda yer alan Küresel İnsan Sermayesi İndeksi’nin ardındaki temel düşünce “yeteneği yaşam dön-güsü boyunca eğitim ve istihdam yoluyla geliştirmenin insan serma-yesine zenginlik katacağı” şeklinde ifade edilir. Bu bağlamda istihdam koşullarını ve emeğin tabi olduğu etkileri değiştiren küresel eğilimlere değinilir. Bunlar arasında en önemli sosyo-ekonomik değişim kaynak-ları çalışma ortamının dönüşmesi ve esnek çalışma düzenlemeleridir. Uzaktan çalışmayı mümkün kılan teknolojiler, ortak çalışma alanları ve telekonferans imkânlarının yaygınlaşmasıyla karakterize olur. Şirketler az sayıda tam zamanlı çalışan ile kalıcı sözleşmeler
yapmak-ta, diğer işleri kısa vadeli sözleşmeli danışman ya da yükleniciler ile yürütmektedir (WEF, 2016: 6).
Güncel kariyer kuramları ve istihdam politikalarında yer verilen bağımsız, geçici ya da esnek çalışma pratikleri ile ilgili genellikle olumlu bir portre çizilir. Huws’a (2014: 35-36) göre günümüzde iş dün-yası retoriği belirli bir mesleki kimlikle ilişkili beceri seti yerine farklı teknik ve genel beceriler, esneklik ve öğrenmeye açıklığın permütas-yonlarını arar. Yazara göre bu günümüzün karmaşık üretim sistemiyle ilişkili olarak uzmanlıklara bölümlenen iş gücü piyasasında kolaylıkla yerinden edilebilir işçi düşüncesinin küresel ölçekte uygulanmasıdır. Küresel “bilgi işçileri” rezervinin AB ya da Dünya Bankası gibi ulus üstü örgütlerce desteklenmesinin temel nedenlerinden biri işçinin belirli bir yetenek setine erişerek iş gücü piyasasında kazandığı avan-tajları (emeğinin değeri üzerine pazarlık edebilmek gibi) yok etmektir.
Örgütlenme ihtimalini zayıflatacak şekilde “bireysel yaratıcılık ve yeteneği” odağa alan (DCMS, 2001) bu yeni tür çalışma anlayışı eme-ğin kültürel ve yaratıcı endüstrilerdeki koşulları açısından eleştirilir (Hesmondhalgh ve Baker, 2011). Küresel ekonomik retoriğin ortak noktası belirli bir aidiyet üzerinden örgütlenmek yerine kendi işlevsel faydalarını geliştiren ve pazarlayarak istihdam ilişkilerini bireysel düzeyde yöneten bir çalışandır. Özellikle küresel ekonomik söylem ile ilişkili olarak emeğin tabi olduğu koşulların benzerlik gösterdiği düşünülür. Standing (2014: 21-25) bu yeni tip çalışma biçimini “güven-cesizlik” ve sürekli değerini, yeteneğini, faydasını ispatlama ihtiyacı ile karakterize ederek “prekarya” ifadesiyle tanımlar. Prekaryanın mesleki kimlik ya da statü ile ilişkisi oldukça zayıftır.
Bilgi ekonomisi, bilginin etkin kullanımına ek olarak girişimci, yetenekli, esnek ve yaratıcı insanlardan oluşan bir toplum oluşturul-masını özendirir (Uçkan, 2006: 27). Ekonomi politik açıdan ele alındı-ğında yaratıcı endüstrilerin yalnızca bilgi toplumu politikaları içerisin-de anlamlı hale geldiği (Garnham, 2005) düşünüldüğüniçerisin-de yaratıcı endüstrilerde emeğin nasıl tanımlandığı bu araştırma ile ilişkili hale gelir. Bireyin yaratıcı potansiyelini odağa alan yaratıcı endüstriler düşüncesine göre yaratıcı çalışan "değer ile yaratıcılığı" bir araya
geti-ren kişidir (Hartley, 2005: 29). Bireylerin çaba göstermek ve yenilikler üretmek yoluyla mevcut tüm engelleri aşabileceği ve istediği başarıya ulaşabileceği varsayımına dayanan bu düşüncenin arka planındaki ekonomik düşünceye göre insanın yaratıcılığı tükenmez bir büyüme kaynağıdır (Hesmondhalgh ve Baker, 2011: 3). Taylor ve Kent’in tanı-mına göre (2016: 132) yaratıcı çalışmanın öznesi ideal neoliberal piyasa koşullarında “esnek ve tatmin edici bir portföy kariyer” sürdüren; iş gücü talebine “yaratıcı becerilerini ve ürünlerini satarak” karşılık veren işçidir. Endüstri sonrası toplumda geleneksel doğrusal kariyer anlayışı yerini kendin yap kariyere bırakmaktadır. İstihdamın sürekli-liği yerine istihdam edilebilir olmayı iş güvencesinin odağına alan bir kariyer yönetimi anlayışını ifade eder (Bridgstock, 2005).
Yaratıcı emek düşüncesi örgütsel bağlam içerisinde ve yönetsel işlevini yerine getiren halkla ilişkiler çalışanı ile iki açıdan ilişkisiz görülebilir. İlk olarak yaratıcı emek genellikle telif hakları üzerinden gelir getiren işler yaparken halkla ilişkiler çalışanları uzmanlıklarını kurum bünyesinde kullanarak telif hakkı almamaktadır. İkincisi ise örgüt mensubu olarak yürütülen halkla ilişkiler uzmanlığının yaratıcı emeğin proje tipi, bağımsız, geçici ve esnek çalışma koşullarından uzak görülmesidir. Halkla ilişkiler uzmanlığının yaratıcı emeğe ne ölçüde yakın olduğunu ispat etmek bu çalışmanın kapsamı dışındadır. Buna karşın özellikle iletişim süreçleri ve içerik üretimi açısından halk-la ilişkiler görevleri ile yaratıcı emeğin benzerlikleri, takip eden başlık-lar altında sorgulanmaya çalışılmıştır.
Halkla İlişkiler Uzmanları Yaratıcı Emeğin Bir Parçası mıdır?
Yaratıcı endüstriler ya da kültür endüstrileri kavramlarının sınırları belirgin değildir (Demir, 2014). Yapılandırmacı bir bakış açısıyla yara-tıcı endüstriler politik söylem ile üretilen ya da bir araya getirilen bir özne haline gelir (O’Connor, 2011: 25). Bu özneleştirme sürecindeki temel motivasyon küresel ekonomik retorik ile uyumlu şekilde, kapi-talist üretimin yaratıcı ekonomi adlı yeni ve maddi olmayan dönemine atıfla emeğin verimliliğini artı değer ile ilişkilendirmektir (Bulut, 2014: 236). Bu açıdan halkla ilişkilerin ilk dönemlerdeki kapitalist üretim ilişkilerindeki “modern toplumsal, politik ve ticari bir işlev” rolü
(Hutton, 1999: 199) ya da dijital teknolojiler nedeniyle iddia edildiği gibi kuralları yeniden yazılan (Scott, 2015) iletişim süreçlerinin önemli rolü yadsınamaz.
Halkla ilişkiler uzmanları semboller, ürünler ya da iletişim ritü-ellerini ayrıcalıklı kılan kültürel aracılar arasında yer alır (Walden ve Parcha, 2017). Böylece kültürel üretimi sanat ve ilişkili alanlar ile sınır-lı olarak yorumlayan (Hesmondhalgh ve Baker, 2011) yaratıcı emek tanımlamaları ile kesişen bir görev alanı tanımlanmış olur. Her ne kadar telif endüstrisinin tanımladığı ticari yaratıcı ürünler yerine genellikle mensup olduğu kurumun mesajlarını üretse de halkla ilişki-lerin iletişim süreçleri yoğun kültürel ve yaratıcı etkileşim içerir. Dijital dönüşümün getirdiği koşullarda halkla ilişkilerin pazarlama ya da reklam ile yakınsama ya da bütünleşme eğilimindeki artış (Smith, 2013; Jeffrey, 2015; Scott, 2015; Verčič vd. 2015; Supa, 2016: 416) ile hakla ilişkilerde yakınsamanın hâkim olduğu yenilikçi (Paskin, 2013) ya da daha bütünleşik (Newsom, 2009: 474) eğitim programı talepleri dikka-te alındığında, halkla ilişkiler uzmanlık alanını diğer yaratıcı sektörler-den ayırmak zorlaşır. Halkla ilişkiler yazınının bu yakınsama
(conver-gence) konusunda ilgi çekici derecede sessiz olması (Verčič vd. 2015:
146) çalışma koşulları ve çalışanların gündelik pratikleri açısından konuyu tartışmayı güçleştirir. Tüm makro ekonomik etkilerine rağmen yaratıcı ekonomi dinamiklerine çok yakın olan paylaşım ekonomisi konusunda halkla ilişkiler alan yazınında “katkı kıtlığı” yaşanması da (Gregory ve Halff, 2017: 4) benzer bir eğilime işaret eder.
Literatürdeki tek yönlülük, yaratıcı ekonominin istihdam anlayışı-nın getirdiği değişimi profesyonellik tartışmasına eklemlemeyi zorlaş-tırır. Buna karşın bazı çalışmalarda benzer eğilimlere değinilir. Örneğin Almanya'da serbest çalışan gazetecilerin yarıya yakını ikinci bir iş yapmakta, bunların da büyük çoğunluğu halkla ilişkiler alanında bağımsız çalışmaktadır (Koch ve Obermaier, 2014). Yazarın da ifadesiy-le sınırları bulanıklaştıran bu durum sektörifadesiy-ler arasındaki ayrımı belir-sizleştirdiği gibi iş yapma biçimlerini de değiştirmekte, geleneksel iş tanımlarının ötesinde sektörlerin iç içe geçmesini sağlamaktadır. Bu genel eğilimler ve yukarıda değinilen kültürel üretim yönü nedeniyle
halkla ilişkiler uzmanlığının yaratıcı emeğin koşullarına yaklaştığı ifade edilebilir. Çünkü yönetim işlevi vurgusuyla görev tanımını örgü-tün kilit çalışanları olarak adlandırma çabası karşısında, daha güçlü ve genel bir eğilim işin gerektirdiği yetenekleri elde etme sorumluluğunu ve işin yaratıcı yönünden kaynaklanan duygusal yükü bireyin özerk alanına itmektedir. Özellikle iletişim süreçlerinin tasarlanması ve içe-riklerin üretilmesi açısından bu etkilerin daha yoğun olması muhte-meldir.
Halkla İlişkilerde Profesyonellik
Halkla ilişkilerin sosyal rolünün toplumsal ve örgütsel faydalar içerdi-ğini kabul ettirebilmek için profesyonel statü kazanması gerektiği iddia edilir (Grunig, 2000: 23). Profesyonelleşme önemli ve gerekli görülür (Meyer ve Leonard, 2014). L’Etang ve Pieczka’ya göre (2006: 272) halk-la ilişkilerde uzmanhalk-laşma ile ilgili literatür genellikle ABD’de üretilen gelişimsel modeli izler. Uzmanlık alanının benzer evrelerinden geçtiği varsayılarak tümdengelimli muhakeme ile Gruning ve Hunt’ın mode-lindeki yerine yerleştirilir. Buna karşın yazarlar halkla ilişkilerde uzmanlaşmayı evrimsel bir yaklaşımla kültürel, politik ve ekonomik bağlamla yakından ilişkili biçimde incelemeyi savunur. Bu çalışmanın böylesine iddialı bir hedefi olmasa da benzer bir bakış açısı benimsedi-ği düşünülebilir. Halkla ilişkilerde profesyonelleşme alanın meşruluğu ile yakından ilişkili olarak ele alındığı (Taylor ve Kent, 2016) için bu eğilime karşı çıkmak cesaret isteyen bir eylem haline gelebilecektir. Çünkü profesyonelleşmeyi savunmak doğal olarak alanın gelişme çiz-gisini desteklemek, profesyonelleşme iddialarına yapıcı da olsa eleştiri getirmek, alanın gelişmesine engel olmak olarak okunabilecektir.
Eleştirilere değinmeden önce alan yazında halkla ilişkilerde pro-fesyonelleşme ve profesyonellerin yetkinlikleri üzerine ifade edilen nitelikler aktarılacaktır. Broom (akt. Sha, 2011: 188) halkla ilişkilerde profesyonel statünün beş işaretini sayar: (1) alana özgü eğitim ile hazırlık yapılması, (2) kuramsal bilgi külliyatı, (3) etik kodları ve per-formans standartları, (4) uygulama özerkliği ve uzmanların bireysel sorumluluğu, (5) alanın toplumda “özgün ve köklü/gerekli bir hiz-met” olarak görülmesidir.
Halkla ilişkiler uzmanlarının sergilemesi beklenen beceri ve yete-nekler arasında yazma becerisi, yöneticilik ve “canlı sorgulayıcı bir zihin” (Skinner vd. 2004: 12); uyum sağlayabilme, entelektüel merak ve hayat boyu öğrenme eğilimi, farklı şeyler arasında ilişki kurma, içerik üretme ve öykülendirme (Moss vd. 2017: 7-8); elektronik ortam-larda içerikleri izleme ve yönetme (Trammell, 2006); yazma ve kurgu ile stratejik planlama ve danışmanlık (De Bussy ve Wolf, 2009); giriş düzeyi çalışanlar için yazma becerisi, eleştirel düşünme ve problem çözme becerileri, olumlu tutum, uygulama deneyimi ve kamusal ileti-şim ile üst düzey çalışanlar için medyayı profesyonel olarak kullana-bilme (DiStaso vd. 2009: 262); yeni iletişim teknolojilerini kullanma (Todd, 2009); uyum sağlama becerisi, esneklik ve öğrenmeye istekli olma (Jeffrey ve Brunton, 2010); iletişim becerileri, medya ve yönetim bilgisi, problem çözme becerileri, motivasyon, entelektüel merak, bilgi iletişim teknolojilerini ve yeni medyayı kullanabilme (Broom’dan akt. Sha, 2011: 188); çevrimiçi topluluğu yönlendirme (Phillips ve Brabham, 2012: 10); inovatif ve yaratıcı olma (Tench vd. 2013: 21); esnek bir çalış-ma temposuna uyum sağlaçalış-ma (Lahav, 2014); sorgulaçalış-ma ve tahayyül etme, gelişmekte olan durumu öngörebilme (Miller, 2014: 307, 311); ikna etme, insanları düşünmeye ve eylemeye sevk etme (St. John III, 2014: 332); akademik ortam dışında öğrenmek ve deneyim kazanma (Todd, 2014); on altıdan fazla farklı türde (basın bildirisi, haber maka-lesi, yıllık rapor, konuşma, web sitesi içeriği, broşür, sosyal medya içerikleri gibi) ve 104 farklı taktik kullanarak yazma becerisi (Lane ve Johnston, 2017: 318); giriş düzeyi pozisyonlardan stratejik düşünme, yazılı ifade etme ve sunum yapma, araştırma ve değerlendirme ile müzakere becerileri; orta düzeyden başlayarak liderlik etme ve bağım-sız karar alabilme becerisi (Manley ve Valin, 2017: 58) yer alır.
Yukarıda ifade edilen özellikler yaratıcı çalışmayı tanımlayan merak ve öğrenmeye açıklık ile esneklik ve sorun çözme becerilerini odağa alırken içeriğin üretilmesine ve sürecin yönetilmesine ilişkin becerileri destekleyici olarak sunar. Bu genel tanımlama eğilimi Broom’un (2009) ifade ettiği profesyonel mesleğin gerektirdiği beceri setinin eksikliği olarak okunabilir. Ancak Refahı Yaratmak: İngiltere’nin
(Ashton, 2015: 390) tanımlanan şekliyle dar bir beceri seti yerine yara-tıcılık ve uyum özelliklerine sahip mezunlar düşüncesine uyar.
Profesyonel bakış açısı “pozitivist yöntem ve tekniğe olan tutkula-rı” nedeniyle eleştirilirken (Keskin, 2010: 120-123) bu yeni tip profesyo-nellik öznelliğe daha çok alan açıyor gibi görünür. Profesyonelleşme (uzmanlaşma) kavramı modern endüstriyel toplumun yükselişi ile ilişkili olarak toplumsal iş bölümü, araçsal rasyonelite ve kurumsal yapılar ile derinden ilişkilidir (L’Etang ve Pieczka, 2006: 266). Bu açı-dan yaşadığımız küresel değişim ışığında modernist perspektife daya-nan halkla ilişkilerin profesyonelleşme talebinin en hafif ifadeyle yeni-den değerlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü alan yazında belirtilen beceri seti ve yaratıcı ekonomide yükseköğretime biçilen rol, uzman-laşma rolünün belirli bir mesleğin uygulayıcısı yerine dağınık bir sis-temde ekipler içinde işlevini sürdüren farklı bireylere doğru kaymasıy-la değişmektedir.
Sosyal medya başta olmak üzere dijitalleşmenin halkla ilişkilere büyük etki ettiği, hatta geleceğini oluşturduğu (Taylor ve Kent, 2010) düşünülür. Benzer şekilde Türkiye’deki halkla ilişkiler çalışanları da sosyal medyaya yüksek önem atfeder (Alikılıç ve Atabek, 2012). Dijitalleşmenin getirdiği yeniliklerin halkla ilişkileri değiştirdiği tartışı-lır. Örneğin Solis ve Breakenridge’e göre (2009: 93-94) “yeni etki odak-ları” olarak tanımlanan blog yazarları halkla ilişkilerde bilginin ve haberlerin akışına ilişkin pratikleri değiştirme potansiyeli taşır. Halkla ilişkiler süreçlerini yeniden düşünme ve sıklıkla elden geçirmeye ihti-yaç duyulacak bu değişim “tüm doğru nedenler için nasıl iletişim, etkileşim ve diyalog yaratacağını bilen tutkulu ve becerikli” (93) pro-fesyoneller gerektirir. Bu oldukça geniş ve belirsiz tanımlama sektörde-ki değişim ihtiyacını işaret eder. Fakat çalışanların bu dramatik deği-şimle baş etmek için nasıl bir beceri setine sahip olacaklarına, çalışma koşullarının nasıl değiştiğine değinmekten kaçınır. Benzer bir durum halkla ilişkilerdeki genel değişime geniş yer veren literatürün çalışan-lar konusundaki suskunluğunda da (Wright ve Hinson, 2008) görülür. Bunun sebeplerinden biri dijital teknolojiler ve sosyal medya gibi deği-şim kaynaklarını araçlar ve araçların işlevlerine ağırlık vererek ele almak olabilir. Duhe’nin (2015) iletişim teknolojileri üzerine 34 yıllık
araştırma sonuçlarını gözden geçirdiği çalışması araçların kullanılabi-lirliği ve algılanma biçimlerine ağırlık veren araştırma eğilimini gözler önüne serer. Yeni iletişim teknolojilerinin, sosyal ve mobil medyanın önemine vurgu yapan çalışmalar çoğunlukla bunları iletişim hedefleri-ne ulaşmak için kullanılacak araçlar olarak tasarlar (Verčič vd. 2015). Bu bakış açısı sosyal medya ve dijitalleşme gibi köklü değişimlerin halkla ilişkiler uzmanlarının gündelik pratiklerinde yarattığı değişimi gözden kaçırır.
Halkla ilişkilerin yönetim işlevi rolü kurum bünyesinde çalışma halini öne çıkarsa da klasik ekonomik birim olarak görülen örgütlerin yerini geçici projeler almakta ve klasik örgüt yapısı arası etkileşimle karakterize olan bir ekolojiye dönüşüm görülmektedir (Grabher, 2002). Ekonomik sistem örgütleri dönüştürürken örgüt içindeki rolleri önem derecesine göre sınıflayarak iş güvencesi üzerinden düzenler. Çalışanlar çekirdek ve periferik olarak iki ana gruba ayrılır. Çekirdek grubun öne çıkan özelliği sahip olduğu yeteneklerin kolayca istihdam piyasasında elde edilememesi nedeniyle örgütün geniş işgücü piyasasından ayırmak zorunda olduğu kişilerdir. Periferik gruptaki çalışanlardan bazıları örgütün tam zamanlı bazıları ise geçici çalışanlarıdır. Tam zamanlı peri-ferik çalışanların en önemli farkı ise örgüte mensup olmakla beraber çekirdek çalışanlardan daha zayıf bir iş güvencesine sahip olmasıdır. Diğer periferik çalışanlar ise dış kaynaktan ve geçici sürelerle elde edilen yetenekleri oluşturur. Bu insan gücü stratejisi sayesinde örgüt, piyasada-ki belirsizlikler karşısında “esneklik” düzeyini arttırırken çalışanların “iş güvenliği” ve “kariyer gelişimi” sorumluluklarını azaltır (Atkinson, 1984: 4-5). Bu bağlamsal gelişmeler ışığında halkla ilişkiler organizas-yonlara ilişik (embedded) bir “meta-yetkinlik” haline gelmektedir. İletişim meta-yetkinliği sadece anlamın birlikte üretimi açısından yapılandırma-cı bir değer yanında sosyal ve ekonomik değer içerir. Kasıtlı arayapılandırma-cısızlık bağlamında halkla ilişkiler için çıkarılan ders şu şekildedir:
Halkla ilişkiler için alınacak dersler buradadır. İşlevin, kısmen profesyo-nel sınırları belirleme ihtiyacından kaynaklanan geleneksel eşik bekçisi ve korumacı konumundan uzaklaşması gerekir. Aksine, diğer örgütsel üye-lerini çoğunlukla taktik düzeyde iyi iletişim kurabilme yetenekleriyle donatma, kendisine kolaylaştırıcı bir işlev olarak bakma fırsatına sahiptir.
Bunun karşılığında elde ettiği kaynak, organizasyonun anlatısını (bu keli-menin en geniş anlamıyla - iletişim temelli anlatılar yanında evrimleşen amaçları, kaynak dağıtımını; sistemlerin, süreçlerin, mimarilerin tasarlan-masını içerir) inşa etmek üzerine daha fazla stratejik düşünebilmek için kazandığı zaman, bilgi ve veridir (Gregory ve Halff, 2017: 7-8).
Halkla ilişkiler için önerilen yeni konum çalışanlara daha fazla zaman, bilgi ve veriye sahip özerk bir alan oluşturacak gibi görülebilir. Özellikle dijital ekonomi bağlamında emeğin yeni tür metalaşması bilgi işçilerinin rolünü daha önemli kılar. İş süreçlerinde otomatikleşme ile işgücü kaybı yaşanırken özellikle değişimi yönetme ve sorun çözme becerilerinin önemi artar. Klasik Marksist eleştiride sermaye ile emek arasındaki ayrımda beceri çeşitliliğine yeterince önem verilmediği iddia edilebilir. Günümüzde karmaşıklaşan teknik iş bölümü nedeniyle işgücü becerileri çeşitlenmiştir. Böylece homojen emek sınıfının yerin-den edilebilir ve kolaylıkla değiştirilebilir olduğu düşüncesi kısmen geçerliliğini yitirir. Ancak yine de mesleki kimlikler ve becerinin oyna-dığı ayırt edici rolü farklılaştırarak yerinden edilebilirliği günümüz işgücü piyasası düşüncesine uygulamak da mümkündür. İşgücü piya-sasının pek çok toplumsal faktör nedeniyle özgür olması mümkün olmazken serbest rekabeti engelleyen en önemli unsur beceridir (Huws, 2014: 26-28). Bu durumda Hesmondhalgh ve Baker’ın ifadeleriyle (2011: 41) “sorumlu özerklik” firmanın çıkarlarını koruyacak şekilde işçilere rahat hareket edecekleri alanlar sağlayarak ve değişen durumlara uyum sağlamaya teşvik ederek uyum düzeylerini arttırmayı hedefler. Daha açık bir ifadeyle istihdam piyasasında var olmak için yetenekleri-ni kullanan görece özerk çalışanlar, önceleri örgütün üstlendiği bazı sorumluluk ve risklere bu özerklik söylemi yoluyla ortak edilir.
Bu gelişmeler ışığında bir yandan değişimin yarattığı sarsıntıları paydaş ilişkileri açısından yönlendiren bir yandan da emeği güvence-sizleştiren süreçlerin hedefinde yer alan hakla ilişkiler uzmanları, özel-likle iletişim üzerine iletişim kuran meta rol açısından ilgi çekici bir profesyonel alanda konumlanır. Çünkü bu rolün barındırdığı özerklik iması ve yetenek vurgusu yaratıcı emek tartışması ile kesişirken halkla ilişkiler çalışanlarının sorumluluklarını ve dolaylı olarak karşılaştıkları riskleri artırma potansiyeli taşır.
Araştırma
Araştırma kapsamında 2017- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda yer alan halkla ilişkiler bölümlerinin adları ve bağlı bulunduğu fakülteler çeşitlidir. Bölümlerin %40’ının adında reklamcılık ile halkla ilişkiler kavramlarını beraber kullanılmıştır. Fakülte bağlantıları açısından ise iletişim fakülteleri ağırlıktadır. Bölüm adları ve fakülte bağlantıları aşağıdaki tablolarda sunulmuştur.
Tablo.1: 2017-Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda Yer Alan Halkla İlişkiler Bölümleri
Sıra No Bölüm Adı Adet
1 Halkla İlişkiler 6
2 Halkla İlişkiler ve Tanıtım 32
3 Halkla İlişkiler ve Reklamcılık 25
4 Reklamcılık ve Halkla İlişkiler 1
TOPLAM 64
Tablo.2: 2017-Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda Yer Alan Halkla İlişkiler
Bölümlerinin Bağlı Bulunduğu Fakülteler
Sıra No Fakülte Adet
1 İletişim Fakültesi 52
2 İşletme Fakültesi 3
3 Açıköğretim Fakültesi 2
4 İletişim Bilimleri Fakültesi 1
5 Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi 1
6 İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi 1
7 Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi 1
8 Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi 1
9 İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi 1
10 Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu 1
Araştırma kapsamı 64 halkla ilişkiler bölümünün web sitelerinde-ki profil, tanıtım, genel bilgiler ya da hakkında başlıklarından biri altında bölüm ile ilgili ulaşılabilen dış paydaşlara dönük tanıtım mesajlarıyla sınırlıdır. Araştırmada içerik analizi tekniği kullanılmıştır. İçerik analizi, metin sistematik olarak analiz edilmesini ve araştırma-cının çıkarımlar yapmasını amaçlar (Krippendorff, 2004: 22-24). Tanıtım mesaj metinleri web sitesinden kopyalanarak kaydedilmiş ve içerik analizine tabi tutulmuştur.
Araştırmada nitel ve nicel içerik analizi birlikte kullanılmıştır. Öncelikle kodlanan ifadelerin sıklığı ile bilgiler verilmiş sonrasında derinlemesine analiz için alıntılar yapılarak araştırmacının yorumla-rı sunulmuştur. Macnamara (2005: 4-5) nicel ve nitel içerik analizinin birlikte yapılmasını tavsiye eder. Çünkü içerik analizi metindeki bazı anahtar kelimelerin sıklığının sayısal ifadesi şeklinde nicel olabileceği gibi yorumsamacı bir perspektifle nitel de ele alınabilir. İkincisi metnin çoklu anlamlarını mümkün görerek araştırmacının ‘okumasına’ ve yo-rumuna dayanır. Bazı açılardan eleştirilse de nitel içerik analizi derin anlamların ortaya çıkarılması için gerekli görülür.
İçerik analizinde metnin birden fazla anlamı olduğu kabul edilebi-lir. Metnin doğası içerik analistinin metnin tamamından seçilmiş bağ-lama göre çıkarımlar yapmasını gerektirir. Bu bakışa göre okur metnin sundukları arasından seçim, analist ise sistematik çıkarımlar yapar. Metin analisti kendi araştırma sorularına uygun olarak metnin bazı kısımlarına odaklanır. İdeal olarak diğer okuyucuların bu çıkarımları metinde doğrulayabilmesini sağlar (Krippendorff, 2004: 22-24). Araş-tırmada müteakip araştırmacıların doğrulayabilmesi için tüm metinler tek bir dosyada kaydedilmiş, bölümler sıralanmış ve anonimliği sağ-lamak için B1-B64 arasında numaralanmış, bölüm kodları alıntılanan ifadeler ile birlikte sunulmuştur. Bölüme ait web sayfası olmayan ya da sayfasında bölüm tanıtımı bulunmayan 1, 15, 24, 42 ve 63 numaralı bölümler değerlendirmeye dâhil edilmemiştir.
İçerik analizinde kod listesi ya da kod kitabından oluşan kodlama sistemi kullanılarak araştırma tasarımı (a priori design) yapılır.
Araştır-mada dikkate alınacak değişkenler (analiz birimleri) tutarlı bir araş-tırma uygulama çerçevesi sağlar. Araşaraş-tırma birimleri kelimeler ya da ifadeler biçimindeki mesajlardır (Macnamara, 2005: 9). Bu araştırmada kullanılan önceden belirlenmiş kod listesi aşağıdadır:
KOD1 - Belirli Nitelik: Halkla ilişkiler alanında öğrencilere kazan-dırılan ya da mezunlardan beklenen özellikleri somut beceriler, tek-nikler ya da uzmanlık bilgisi ile ilişkili olarak tanımlayan kelime ya da ifadelerdir.
KOD2 - Belirsiz Nitelik: Niteliklerin belirli bir bilgi, beceri, yetenek ya da işlev ile ilişkili şekilde sınırları belirlenmeden daha genel ve belirsiz ifade edilmesidir.
KOD3 - Sektör: Halkla ilişkiler eğitimi ile sektör ilişkisini tanımla-yan ifadelerdir. Sektörün insan kaynağı ihtiyaçlarını öne çıkaran ifade-ler ile uygulamaya ilişkin deneyim kazandırmaya odaklanarak dolay-lı olarak sektöre hazır öğrenciler yetiştirmeyle ilişkili ifadelerdir.
KOD4 - Başarı: Sektörde başarılı olmayı tanımlayan ifadelerle iliş-kilidir.
KOD5 - Yakınsama: Halkla ilişkiler profesyonel pratikleri açısın-dan diğer alanlar ile ilişkilerin tanımlanması hakkındadır. Verilen eğitimi ayrı bir disiplin ve hitap ettiği sektörü ayrı bir sektör olarak tanımlayan ile yakın disiplin ve sektörler arasında ayrım gözetmeyen ifadeler kodlanmıştır.
İçerik analizi paylaşılan sosyal amaç ve araçların birlikte inşa edil-diği ve aktarıldığı kaynak olarak görülen internetteki metinlerin araş-tırılması için kullanılan yöntemler arasında sayılır (Consalvo ve Ess, 2011: 47-48). Araştırmada içerik analizine tabi tutulan web sitelerinde-ki bölüm tanıtım metinleri halkla ilişsitelerinde-kiler bölümlerinin kapsayıcı bir özeti değil dış paydaşlar, sektör, politika yapıcılar ve toplumun gene-linin beklentileri ışığında yükseköğretimin kendini paydaşlarına anlatma çabası olarak görülmektedir. Bu anlatının bölümü ne ölçüde temsil ettiği araştırmanın kapsamı dışındadır. Metinler bölüm ile dış paydaşların etkileşim potansiyelinden doğan birlikte inşa edilen birer anlatı olarak ele alınmıştır.
Bulgular ve Yorum
Öğrenci nitelikleri ile ilgili 94 adet ifade kodlanmıştır. Bunlar “yetişmiş eleman” (B36) gibi kısa sıfat tamlamaları ya da “sektördeki temel iş süreçlerinde görevlendirilecek bilgi ve beceriye sahip eleman” (B30) gibi uzun cümle parçalarıdır. Kodlanan 94 ifadeden 33 tanesi (%35)
belirli nitelik ve 61 tanesi (%65) belirsiz nitelik ile ilişkilidir. Belirli nitelik
ile ilişkili kodların işaret ettiği niteliklere göre sıklıkları şu şekildedir: Etik (18), yaratıcılık ve problem çözme (14), teknoloji kullanma bece-rileri (11), güncel gelişmeleri yakından izlemek (7), strateji ve planlama (6), yazılı ve/veya sözel ifade becerisi (6), tasarım (3), ekip çalışması (3), iletişim becerileri (2), müşteri ilişkileri (1). İletişim becerileri disip-linin tanımı, ders içerikleri ve genel tanımlamalarda açık veya örtük olarak çok daha fazla yer alır. Burada ifade edilen sayı ayrıca bir nitelik olarak ifade edildiği iki farklı bölüm metnidir. Yaratıcılık, farklılık, sorun/problem çözme ve uyum sağlama becerisi kavramlarına metin-lerde sıkça karşılaşılmıştır.1 Bu kavramlar yaratıcı ekonomi
bağlamın-da bireyden beklenen gevşek yetenek setinin önemli bileşenleridir.
Belirsiz nitelik kodlarıyla ilişkili ifadelerden neredeyse tamamı
eğitimin yetiştirmeyi hedeflediği bireyi tanımlar: Örneğin “uzman iş görenler” (B53); “uzmanlaşan iletişim profesyonelleri” (B10); “liderlik rolü üstelenecek iletişim profesyonelleri ve danışmanlar” (B27); “sek-törün ihtiyacı olan tüm bilgi birikim ve deneyimleri kazanmış çağdaş yönetim yaklaşımları benimsemiş uzman iletişimciler ve yöneticiler” (B32); “güçlü meslek insanları” (B55); “rekabet ortamında başarılı, iletişim becerilerine, takım çalışmalarına ve liderlik özelliklerine tam anlamıyla sahip, özgüveni yüksek bireyler” (B60); “çok yönlü halkla ilişkiler uygulamacıları” (B49) ve “sektördeki temel iş süreçlerinde görevlendirilecek bilgi ve beceriye sahip eleman” (B30); “yetişmiş işgücü” (B6, B40); “teknik anlamda donanımlı personel” (B30; B47). Bazıları ise “gelecekteki kariyerleri için gerekli olan en ileri pratik becerileri ve bilgiler” (B64); “elde ettikleri bilgi, becerileri ve donanım-lar” (B60) gibi kazandırılan becerilere atfedilir.
Genel olarak belirsiz nitelik kodu halkla ilişkiler görevlerinin ihti-yaç duyduğu örtük niteliklere atıf için kullanılır. Halkla ilişkilerde
ihtiyaç duyulan ya da başarı getirdiği öne sürülen bu nitelikler belir-gin şekilde tanımlanmaz. Örneğin iletişim uygulamaları üretebilecek donanıma sahip olmak gibi muğlâk biçimlerde profesyonellikle ilişki-lendirilir. Metinlerde donanım/donanımlı, nitelik/nitelikli ve kalifiye ifadeleri sıkça (52 kez) yer alır. Bu ifadeler mezunlara kazandırılan nitelikleri örtük olarak aktarmanın en yaygın araçlarıdır. Mezunlar yetkin birer halkla ilişkiler uzmanıdır ancak uzmanlıkları kapsamında neler yapabildikleri açık değildir. Bu sonuç halkla ilişkilerin ne olduğu yaygın kabul görse de halkla ilişkiler uzmanlarının rollerinin hala kesinlikten uzak kalmasını eşsiz bir paradoks olarak yorumlayan Manley ve Valin’in (2017: 57) eleştirileriyle uyumludur. Ancak bunun yaratıcı emek bağlamında yeniden sorgulanması tartışmayı meslek standartlarını aşan bir perspektife genişletmeye olanak tanır.
Becerilerin örtük ifade edilmesi yaratıcı ekonomi ya da bilgi eko-nomisi bağlamında emeğe yüklenen kendi kendini yetiştirme göreviy-le ilişkili olarak da okunabilir. Bu açıdan bölüm tanıtımlarındaki belirsiz
nitelik ifadeleri farklı teknik ve genel beceriler, esneklik ve öğrenmeye
açıklığın permütasyonları (Huws, 2014: 35-36) ile istihdam edilebilir olmayı hedefleyen (Bridgstock, 2005) çalışan tanımıyla uyumlu görün-mektedir.
Bölümlerin tanıtım metinlerindeki2 “tercih edilebilir”,
“donanım-lı”, “çağdaş”, “kalifiye” ya da “uluslararası standartlar(da)” birer halkla ilişkiler çalışanı yetiştirme iddiaları Readings’in (akt. Williams, 2006: 31) “çağdaş üniversitelerde mükemmelliğin ‘tekno-bürokratik kurumsallaşması açısından’ ölçülmesi mümkün olmayan varlıklar ölçüm üzerinden nasıl yarıştırılabilir?” sorusuna cevap olarak içi boş gösteren üretme eğilimi teşhisine benzerdir. Halkla ilişkilerde neyin gerçekten başarı getirdiği üzerine uzlaşma olmaması başarıyı aracısız biçimde niteleyen genel ve belirsiz ifadelerden oluşan boş gösterenle-rin kaynağı olarak görülebilir.
Başarı kodlu ifadeler öğrencilerin dahil olduğu süreçler açısından
“adını duyur(mak)” (B2), “iletişim sektörlerindeki çeşitli kuruluş ve örgütler tarafından ödüllendiril(mek)” (B3); “yarışmalarda alanlarının uzmanı kişilerce de değerlendirilerek ödüllere layık görülme(k)”
(B10); “göz önünde olan çalışmalara imza atma(k)” (B13); “ sektördeki rekabet şansını artır(mak)” (B14); eğitimi “çeşitli yarışmalarda pekiştirme(k)” (B16); "çeşitli yarışmalara hazırlanmak" (B19); “giderek artan rekabet koşullarında öğrencilerini her türlü reklam ve halkla ilişkiler sektörüne hazırlamak” (B28); “ öğrencilerimizin profesyonel yaşamlarında başarıya ulaşmalarına ve topluma yön veren, göz önün-de olan çalışmalara imza atmalarına temel oluşturmak” (B35); “halkla ilişkiler alanındaki değişimlerde söz sahibi olacak konuma gelmek” (B52); “yurt içi ve yurt dışı etkinlikler ve ödüllerle başarılarını sürdür-mek” (B57); “ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekleşen çeşitli yarışmalar(dan) … ödüllerle dönmek” (B59); "rekabet ortamında fark yaratma(k)” (B61) şeklindedir. Buradaki genel vurgu başarının rekabet üzerinden anlamlandırılmasıdır. Bu durumda ne yapıldığından bağımsız olarak başkalarını geçmek temel başarı ölçütü haline gelir.
Benzer başarı anlamlandırması eğitim kadrosu ya da sektör bağ-lantılarının kalitesini ifade etme çabasında da görülür. Bu ifadeler “uluslararası saygın üniversitelerde öğrenim görmüş akademisyenler ile sektördeki uzmanlardan oluşan güçlü bir kadro” (B38); “alanda söz sahibi olmuş tecrübeli yerli, yabancı öğretim üyeleri ve uzmanlar” (B45); “Türkiye’de isim yapmış şirketlerin üst düzey yöneticileri(n) öğrencilere kendi tecrübelerini aktarmaları" (B45); “sektörde faaliyet gösteren önemli temsilciler” (B47); “sektörün önde gelen kurumları ve başarılı yöneticileri” (B48); “Kendilerini ulusal ve uluslararası düzey-de kanıtlamış akadüzey-demisyenlerdüzey-den ve sektörün öndüzey-de gelen isimlerin-den oluşan kadro” (B57); “sektörün önde gelen uzmanları” (B57); “İletişim sektöründe övünülecek konumlarda çalışan, hedeflerimizi yükseklere taşıyan mezunlarımız” (B57); çok sayıda mezunun “... oldukça saygın halkla ilişkiler ve reklamcılık şirketlerinde, kamu ve özel kuruluşların halkla ilişkiler ve reklamcılık departmanlarında iş bul(ması)” (B59); “uzmanlar ve saygın isimler” (B62) şeklindedir.
Başarı kodlu ifadelerin ortak noktası başarıyı saygın ve tanınmış olmak
üzerinden anlamlandırma eğilimidir.
Bu ifade eğilimi yaratıcı endüstrilerin düşünceleri ya da biçimleri kullanarak yüksek talep görecek ürünler yaratma eğilimi ile örtüşür. Talebe odaklanan yaklaşıma göre oluşturulan çeşitli tanımlar ticari
değer ile yaratıcı aktiviteleri doğrudan ya da dolaylı olarak buluşturan bu merkezi tema etrafında konumlanır (Potts vd., 2008). Sektörde başarıyı tanınmak, ödül almak, saygın yerlerde yer almak olarak ifade etme eğilimi yaratıcı ekonominin talep odağı ile örtüşür. Talep vurgu-su başarı kriteri belirlemeyi imkânsızlaştırır. Çünkü başarı yapılan şeyler kitleye arz edildikten sonra şekillenen tepkiler ve taleplerden doğar.
Sektör kodlu ifadelerde belirsiz nitelik anlamlandırmasına benzer
bir eğilim yorumlanabilir. Sektör kodu ile kodlanan ifadeler genel ola-rak insan kaynağı ihtiyacına ve uygulama deneyimi kazandırılmış sektörde çalışmaya hazır çalışanlara ilişkindir. Tanıtım metinlerinden 48’inde (%81) sektör bağlantıları, sektör ihtiyacı ya da öğrencilere uygulama deneyimi kazanılmasına değinilir. Metinlerde doğrudan sektörün yetişmiş personel ihtiyaçlarına değinen ifadeler 23 (%38), deneyim kazanma ve bağlantı kurma üzerinden dolaylı olarak sektöre hazırlanmaya değinen ifadeler 29 (%49) yer almaktadır.3 Dört metinde
her ikisine birden değinilmiştir.
Sektör kodlu ifadeler arasında deneyim kazanma ve profesyonel
bağlantılar kurmayı bir olanak ya da şans olarak sunanlar ilgi çekici-dir. Bu eğilim “gerçek vakalar üzerinde” çalışma imkânı (B10), “teorik bilgilerini pratik alanda geliştirme ve alt yapı kazanma imkânı” (B16), “öğrencilere pratik yapma olanağı sunularak, iş yaşamına hazırlanma(sı)” (B35); “öğrencilere kendi ürettikleri halkla ilişkiler ve reklam projeleriyle öğrendiklerini uygulamaya geçirme şansı vermek” (B40); “sektörün önde gelen kurumları ve başarılı yöneticileri ile bir-likte olma, iş yaşamı ve kariyer olanaklarıyla ilgili fikir ve tecrübe edinme imkânları” (B48); “uygulama yapma imkânı” (B54) gibi ifade-lerle örneklenebilir. Bu ifade eğilimi öğrencilerin profesyonel ağ ile tanıştırılması ve sektör uygulamalarına hazırlanması üniversitenin eğitim içeriğine fazladan eklenmiş olanaklar şeklinde anlamlandırdığı düşünülebilir. Ayrıca yapılandırılmamış beceriler (belirsiz nitelik) ve tanımlanmayan başarı kriterleri (başarı) nedeniyle öğrenme sorumlu-luğunu öğrencilere ve deneyim kazanılan yere aktarma çabası olarak da yorumlanabilir.
Doğrudan ve açıkça sektör ihtiyaçlarına değinen ifadeler yanında “insan kaynağı” (B7, B11, B41), “nitelikli insan gücü” (B30, B47), “kali-fiye işgücü” (B18, B23), “yetişmiş işgücü” (B6), “insanlara işgücü kazandırma(k)” (B13), “yetişmiş eleman” (B36) “teknik anlamda dona-nımlı personel” (B30), “uzman eleman” (B45) ve “güçlü meslek insan-ları” (B55) gibi genellikle mesleki eğitim alanında yaygın kullanılan ifade biçimleri bulunur. Bu ifadeler uzmanlığın detayları yerine istih-damı ve insan sermayesinin sektör için önemini vurgular.
Macnamara’ya göre (2014: 23) halkla ilişkiler alanında akademi-nin örtük gönül rahatlığı, tüm cevapların Mükemmeliyet Çalışması başta olmak üzere kuramlarda yer aldığı ve sektörün bunları uygula-ması gerektiği varsayımına dayanır. Kuram ile uygulama arasındaki köprülerin sektör ile bağlar kurmaktan geçtiği düşünülebilir. Ancak tanıtım metinlerinden elde edilen yoruma göre bu etkileşim daha çok deneyimin doğrudan öğrencilere aktarılması ve/veya öğrencilerin başarılı sektör profesyonelleri ile karşılaştırılması halinde sunulur. Bu durumda akademinin bu etkileşimi eğitim işlevine bütünleştirmek yerine iki tarafı buluşturmak ile yetindiği yorumuna ulaşılabilir. Doğal olarak öğrenciler de kuramsal bilgi ile sektör pratikleri arasında ilişki kurmak için derinleşmek yerine neoliberal esnekliğin talep ettiği akış-kan beceriler ile donanmayı tercih edebilecektir. Böylece yükseköğre-tim halkla ilişkilerin profesyonelleşmesi yerine üst düzey işlevlerde görülen parçalanmasına (Hutton, 1999: 203) benzer şekilde parçalan-mayı destekleyen bir ekosistem oluşturabilecektir. Çünkü sektör ve sektör adaylarının pragmatik ihtiyaçlarının alanın bilgisini derinleştir-me ihtiyacından daha ağır basması kuvvetle muhtederinleştir-meldir.
Yakınsama kodlu ifadeler halkla ilişkiler alanının komşu alanlar ile
sınırlarının belirsizleşmesine işaret eder. Bu açıdan bazı ifadelerde bu sınırın tamamen yok sayıldığı görülür: “Halkla ilişkiler ve reklamcılık bir iletişim disiplinidir.” (B4, B40); “Halkla İlişkiler ve Reklamcılık alanı” (B8); “Halkla İlişkiler ve Reklamcılık ... bir bilim dalı ve meslek” (B9); “Bir iletişim bilimi disiplini olarak ... halka ilişkiler ve reklamcı-lık” (B46); “Bütünleşik pazarlama iletişimi odaklı halkla ilişkiler ve reklamcılık uzman(ı)” (B59). Metinlerin çoğunluğunda (41 adet, %70) örtük ya da açık olarak yakınsama ifade edilir. Yakınsama kodlu ifadeler
metinlerde öğrencilerin çok yönlü profesyoneller olarak yetiştirilmesi ve gelecekte birden fazla alanda iş bulmalarının sağlanmasıyla yakın-dan ilişkili olarak anlamlandırılır.
Sonuç
Yeni ekonomide şirketlerin çalışanlarına daha fazla alan açtıklarını düşündüren açıklık, işbirliği ya da bireyin kendi kendini yönetmesi gibi kavramlar uzun çalışma saatlerine ve iş-eğlence arası sınırların bulanıklaşmasına neden olur. Kültürel ve ilişkili diğer endüstrilerde dijitalleşme arttıkça profesyonellik yüksek düzeyde "özerklik, yaratıcı-lık ve oyun" ile karakterize edilirken bir yandan da "aşırı çalışma, geçicileşme (casualization) ve prekerleşme (precariousness)” içerir (Hesmondhalgh, 2010: 270). Bu açıdan tanımlan(a)mayan bir profes-yonel alan olarak halkla ilişkiler uzmanlığı ve becerilerinin boş göste-rene dönüşmesi ilgi çekicidir. Bölüm tanıtım metinlerinde öğrencilere kazandırılacak yetkinlikler ağırlıklı olarak örtük ifade edilmesi, sektör ihtiyaçları detaylandırılmadan aktarılması ve başarı için kriter belirtil-memesi gibi eğilimler yaratıcı ekonominin dayandığı politik söylem ile uyumlu görülebilir. Yaratıcı emek söylemi farklı teknik ve genel beceriler, esneklik ve öğrenmeye açıklığın permütasyonları (Huws, 2014: 35-36) ile istihdam edilebilir olmayı hedefleyen (Bridgstock, 2005) çalışan tanımlar. Bölüm tanıtımlarındaki belirsiz nitelik, sektör ve
başarı kodlu ifadelerde yeteneği ve profesyonel gerekliliklerin dolaylı
ya da örtük anlamlandırılması yaratıcı emek söylemi ile benzerlikler taşır. Bu yeni bağlamda halkla ilişkiler eğitiminde akademinin sektörle işbirliği içinde bütünleşik bir öğrenme ortamı inşa etmek yerine dene-yimi öğrencilere sunulan ilave bir fırsat olarak sunma eğilimi ilgi çeki-cidir. Özellikle sektörle bağlantı kurma fırsatlarının sunulma biçimi akademinin sektördeki gelişmeleri izleyerek eğitimi güncelleştirme sorumluluğundan uzaklaşması olarak yorumlanabilir.
Araştırma sonucuna göre yakınsama düşüncesi bölüm tanıtımla-rında yaygındır. Halkla ilişkilerin meşruluğu ile yakından ilişkili görü-len profesyonelleşmenin mesleki kimlik talebi olarak sürdürülmesi yakınsama bağlamında zorlaşır. İlave olarak mesleki kimliklerin günümüzün preker istihdam koşulları içerisindeki durumuna ilişkin
tartışma da gündemdedir. İletişim teknolojilerinde yaşanan değişim mesajın kaynağı ile alıcısı arasındaki doğrusal ilişkiyi ve güç dengesiz-liğini örselerken halkla ilişkilerin mesaj üzerindeki kontrolünü zayıfla-tır. İletişimin beklenmedik ve öngörülemez sonuçlarının sorumluluğu halkla ilişkiler uzmanlarının iletişim pratiklerini oldukça derinden etkiler. Çalışma koşullarını dönüştüren bu etkilerin aracın işlevlerini aşan daha geniş bir perspektifle ele alınması faydalı olabilecektir. Bu bağlamda halkla ilişkilerde profesyonelleşme konusunda yaratıcı emek üzerine yapılan kapsamlı tartışmaya kulak vermek makul görünmektedir.
Küresel ekonomik söylem, bilgi işçisi retoriği ve buna eşlik eden uyum ve esneklik vurgusu yaparak mesleki kimlikleri örseleyen genel koşulları destekler. Halkla ilişkiler uzmanlık alanının sınırları gün geçtikçe belirsizleşmektedir. Tüm bu gelişmeler ışığında halkla ilişki-ler bir meslek olarak kabul ettirme çabasının ve ilişkili olarak halkla ilişkiler eğitiminin yeniden gözden geçirilmesi teklif edilebilir.
Kaynakça
Alıkılıç, O. ve Atabek, U (2012). “Social Media Adoption Among Turkish Public Relations Professionals: A Survey of Practitioners.” Public Relations Review 38(1): 56-63.
Ashton, D (2015). “Creative Work Careers: Pathways and Portfolios for the Creative Economy.” Journal of Education and Work 28(4): 388-406.
Atkinson, J (1984). “Manpower Strategies for Flexible Organisations.” Personnel Management 16(8): 28-31.
Bridgstock, R (2005). “Australian Artists, Starving and Well-nourished: What Can We Learn From The Prototypical Protean Career?” Australian Journal of Career Development 14(3): 40-47.
Broom, G.M (2009). Cutlip ve Center’s Effective Public Relations (10th ed.), Prentice Hall. Englewood Cliffs. NJ.
Bulut, E (2014). “Yaratıcı Ekonomiyi Tanımlamak.” Bilişsel Kapitalizm: Eğitim ve Dijital Emek (der.) M. A. Peters ve E. Bulut. Ankara: Nota Bene Bilişim. 221-240. Consalvo, M., ve Ess, C (2011). The Handbook of Internet Studies (14). West Sussex: John
Wiley ve Sons.
DCMS (2001). Creative Industries Mapping Document. London: DCMS. De Bussy, N. M., ve Wolf, K (2009). “The State of Australian Public Relations:
Professionalisation and Paradox.” Public Relations Review 35(4): 376-381. Demir, E. M (2014). "Yaratıcı Endüstriler." İLEF Dergisi 1(2): 87-107.
DiStaso, M. W., Stacks, D. W. ve Botan, C. H (2009). “State of Public Relations
Education in the United States: 2006 Report on a National Survey of Executives and Academics.” Public Relations Review 35(3): 254-269.
Duhé, S (2015). “An Overview of New Media Research in Public Relations Journals from 1981 to 2014.” Public Relations Review 41(2): 153-169.
Friedman, A (1977). Industry and Labour: Class Struggle at Work and Monopoly Capitalism. London: Macmillan.
Garnham, N. (2005). “From Cultural to Creative Industries.” International Journal of Cultural Policy 11(1): 15-29.
Grabher, G (2002). “The Project Ecology of Advertising: Tasks, Talents and Teams.” Regional Studies 36(3): 245-262.
Gregory, A., ve Halff, G (2017). “Understanding Public Relations in the ‘Sharing Economy’.” Public Relations Review 43(1): 4-13.
Grunig, J. E (2000). “Collectivism, Collaboration, and Societal Corporatism as Core Professional Values in Public Relations.” Journal of Public Relations Research 12(1): 23-48.
Hartley, J (2005). Creative Industries. West Sussex: John Wiley ve Sons.
Hesmondhalgh, D (2010). “User-generated Content, Free Labour and the Cultural Industries.” Ephemera 10(3/4): 267-284.
Hesmondhalgh, D. ve Baker, S (2011). Creative Labour. London: Routledge.
Hutton, J. G (1999). “The Definition, Dimensions, and Domain of Public Relations.” Public Relations Review 25(2): 199-214.
Huws, U (2014). Labor in the Global Digital Economy: The Cybertariat Comes of Age. NewYork: NYU Press.
Jeffrey, A (2015). “The New Frontier: Public Relations and Advertising Working Together.” http://www.themeasurementstandard.com/2015/03/the-new-frontier-public-relations-and-advertising-working-together/ Erişim tarihi: 21.4.2018.
Jeffrey, L., ve Brunton, M (2010). “Identifying Competencies for Communication Practice: A Needs Assessment for Curriculum Development and Selection in New Zealand.” Public Relations Review 36(2): 202-205.
Keskin, F (2010). Politik Profesyoneller ve Uzmanlar. Ankara: De Ki.
Koch, T., ve Obermaier, M (2014). “Blurred Lines: German Freelance Journalists with Secondary Employment in Public Relations.” Public Relations Review 40(3): 473-482.
Krippendorff, K (2004). Content Analysis (2nd ed.). London: Sage. L’Etang, J., ve Pieczka, M (2006).”Public Relations and the Question of
Professionalism.” Public Relations: Critical Debates and Contemporary Practice. (der.) J. L’Etang ve M. Pieczka New Jersey. Psychology PressLaxrence Erlbaum Associates Publishers. 265-278.
Lahav, T (2014). “Public Relations Activity in the New Media in Israel 2012: Changing Relationships.” Public Relations Review 40(1): 25-32.
Lane, A. B., ve Johnston, K. A (2017). “Bridging the Writing Gap Between Student and Professional: Analyzing Writing Education in Public Relations and
Journalism.” Public Relations Review 43(2): 314-325.
Macnamara, J (2014). “Emerging International Standards for Measurement and Evaluation of Public Relations: A Critical Analysis.” Public Relations Inquiry 3(1): 7-29.
Macnamara, J (2005). “Media Content Analysis: Its Uses, Benefits and Best Practice Methodology.” Asia Pacific Public Relations Journal 6(1): 1-34.
Manley, D., ve Valin, J (2017). “Laying the Foundation for a Global Body of Knowledge in Public Relations and Communications Management.” Public Relations Review 43(1): 56-70.
Meyer, A. L., ve Leonard, A (2014). “Are We There Yet? En Route to Professionalism.” Public Relations Review 40(2): 375-386.
Miller Russell, K (2014). “Arthur Page and the Professionalization of Public Relations.” Pathways to Public Relations Histories of Practice and Profession. (der.) B. St. John III, M. O. Lamme, ve J. L’Etang. London: Routledge. 306-320.
Moss, D., Likely, F., Sriramesh, K., ve Ferrari, M. A (2017). “Structure of the Public Relations/Communication Department: Key Findings from a Global Study.” Public Relations Review 43(1): 80-90.
Newsom, D (2009). “Public Relations and Integrated Communication”. Integrated Approach to Communication Theory and Research (2nd Ed.). (der.) D. W. Stacks ve M. B. Salwen. London: Routledge. 473-489.
O’Connor, J (2011). “The Cultural and Creative Industries: a Critical History.” Ekonomiaz 78(03): 24-47.
Paskin, D (2013). “Attitudes and Perceptions of Public Relations Professionals Towards Graduating Students’ Skills.” Public Relations Review 39(3): 251-253.
Phillips, L., ve Brabham, D. C (2012). “How Today’s Digital Landscape Redefines the Notion of Power in Public Relations.” PRism 9(2): 1-17.
Potts, J., Cunningham, S., Hartley, J., ve Ormerod (2008). “Social Network Markets: a New Definition of the Creative Industries.” Journal of Cultural Economics 32(3): 167-185.
Scott, D. M (2015). “The New Rules of Marketing and PR: How to Use Social Media, Online Video, Mobile Applications, Blogs, News Releases, and Viral Marketing To Reach Buyers Directly”. West Sussex: John Wiley ve Sons.
Sha, B.-L (2011). “2010 Practice Analysis: Professional Competencies and Work Categories in Public Relations Today.” Public Relations Review 37(3): 187-196. Skinner, C., von Essen, L., ve Mersham, G (2004). Handbook of Public Relations. Oxford:
Oxford University Press.
Smith, B. G (2013). “The Public Relations Contribution to IMC: Deriving Opportunities from Threats and Solidifying Public Relations Future.” Public Relations Review 39(5): 507-513.
Solis, B., ve Breakenridge, D. K (2009). Putting the Public Back in Public Relations: How Social Media is Reinventing the Aging Business of PR. New Jersey: FT Press. St. John III, B (2014). “The Good Reason of Public Relations.” Pathways to Public
Relations Histories of Practice and Profession. (der.) B. St. John III, M. O. Lamme, ve J. L’Etang. London: Routledge. 321-339.
Supa, D. W (2016). “Do You See What I See? An Examination of Perceptions Between Advertising and Public Relations Professionals.” Public Relations Review 42(3): 408-417.
Taylor, M., ve Kent, M. L (2010). “Anticipatory Socialization in the Use of Social Media in Public Relations: A Content Analysis of PRSA’s Public Relations Tactics.” Public Relations Review 36(3): 207-214.
Taylor, M., ve Kent, M. L (2016). “Towards Legitimacy and Professionalism: A Call to Repeal the Gillett Amendment.” Public Relations Review 42(1): 1-8.
Tench, R., Zerfass, , Verhoeven, A., Vercic, P., Moreno, D., ve Okay, A (2013). Communication Management Competencies for European Practitioners. Leeds: Leeds Metropolitan University.
Todd, V (2009). “PRSSA Faculty and Professional Advisors’ Perceptions of Public Relations Curriculum, Assessment of Students’ Learning, and Faculty Performance.” Journalism ve Mass Communication Educator 64(1): 71-90. Todd, V (2014). “Public Relations Supervisors and Millennial Entry-Level Practitioners
Rate Entry-Level Job Skills and Professional Characteristics.” Public Relations Review 40(5): 789-797.
Trammell, K. D (2006). “Blog Offensive: An Exploratory Analysis of Attacks Published on campaign Blog Posts from a Political Public Relations Perspective.” Public Relations Review 32(4): 402-406.
Uçkan, Ö (2006). “Bilgi Politikası ve Bilgi Ekonomisi: Verimlilik, İstihdam, Büyüme ve Kalkınma.” Bilgi Dünyası (7): 23-48.
Verčič, D., Verčič, A. T., ve Sriramesh, K (2015). “Looking for Digital in Public Relations.” Public Relations Review 41(2): 142-152.
Walden, J. A., ve Parcha, J. M (2017). “This is a stage’: A study of public relations practitioners’ imagined online audiences.” Public Relations Review 43(1): 145-151.
World Economic Forum (2016). The Future of Jobs Employment, Skills and Workforce Strategy for the Fourth Industrial Revolution. Geneva: WEF.
World Economic Forum (2017). Global Human Capital Report 2017. Geneva: WEF. Williams, B. T (der.) (2006). Identity Papers: Literacy and Power in Higher Education.
Logan: Utah State University Press.
Wright, D. K., ve Hinson, M. D (2008). “How Blogs and Social Media are Changing Public Relations and the Way It is Practiced.” Public Relations Journal 2(2): 1-21.
Sonnotlar
1 Metinlerde yaratıcılık kavramına B16, B28, B29, B32, B35, B37, B46, B54, B56 ve B59; farklılık kavramına B8, B9, B16, B23, B36 ve B61; sorun/problem çözme kavramlarına B7, B18, B34, B38, B49, B50, B52, B54 ve B59; uyum sağlama becerilerine B29 ve B50 kodlu bölüm tanıtımlarında değinilmiştir.
2 Metinlerde tercih edilebilir kavramına B30, B35 ve B47; donanımlı kavramına B36, B47 ve B60; çağdaş kavramına B32, B43, B46, B49 ve B62; kalifiye kavramına B18 ve B23; uluslararası standartlarda kavramına ise B33 ve B46 kodlu bölüm tanıtımlarında değinilmiştir.
3 Doğrudan sektörün yetişmiş personel ihtiyaçlarına değinen 23 ifade B2, B6, B7, B10, B13, B16, B17, B18, B23, B26, B28, B30, B32, B34, B38, B39, B41, B45, B47, B48, B52, B55 ve B59 kodlu; deneyim kazanma ve bağlantı kurma üzerinden dolaylı olarak sektöre hazırlanmaya değinen ifadeler ise B3, B6, B9, B10, B12, B13, B14, B16, B19, B20, B21, B25, B27, B33, B35, B36, B37, B40, B46, B49, B50, B51, B54, B56, B57, B58, B61, B62 ve B64 kodlu bölüm tanıtımlarında yer almaktadır.