/İstanbul. Prof. Dr. Semih BASKAN Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Tam metin

(1)

Prof. Dr. Semih BASKAN Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

(2)

Tarih Öncesi Çağlar

M.Ö. 2700’lü yıllarda  Çin’de tiroid bezinin  büyümesi goitre olarak  tanımlanmış ve M.Ö. 

1600’lü yıllarda da 

tedavisinde   deniz yosunu  ve yanmış süngerlerin 

kullanıldığı bildirilmiştir. 

24.04.2011/İstanbul

(3)

Tarih Öncesi Çağlar

Hindistan’da M.Ö. 1400  yıllarından başlayarak 

Ayur Veda tıbbında goitre  hastalığının tanımından ve  tedavisinden 

bahsedilmektedir. 

(4)

Tarih Öncesi Çağlar

 Eski Mısır’da M.Ö. 69‐30  bulunan bir röliefle 

Kleopatra’nın goitre’li  bir görüntüsünden  bahsedilmektedir. 

24.04.2011/İstanbul

(5)

Tarih Öncesi Çağlar

 Franc Merk’in “History and lconography of Endemic  Goiter and Cretenism” isimli eserinde eski Yunan’da  ne Hippokrat’ın yazdıklarında ne de bir başkasının  goiter ile ilgili bir referansına rastlanmadığını

yazmaktadır. (Lancaster, England MTP Press, 1984).

(6)

Tarih Öncesi Çağlar Hippokrat 

 Bununla beraber Hippokrat  

“DeGlandulis” isimli  eserinde bezlerle ilgili 

olarak “Boyundaki bezler 

hastalanırsa  tüberküler olur  ve struma oluşur”

demektedir. 

 “Struma” tanımı halen  Avrupa’da Avusturya ve  İtalya’da sıklıkla 

kullanılmaktadır. 

24.04.2011/İstanbul

M.Ö. 460‐M.Ö.377

(7)

M.S. 1. yüzyılda Celcus  Roman Ansiklopedi’sinde  kistik goitre’ların 

görünümünü ve cerrahi  tedavisini tanımlıyordu. 

Cornelius Celsus (M.Ö. 42 ‐ M.S. 37)

(8)

Abu al‐Qasim al‐Zahrawi

Kayıtlarda mevcut olan ilk  başarılı tiroidektomi 

ameliyatı M.S. 952  senesinde İspanya’da 

kurulu bir Arap şehri olan  Cordoba’da Fas’lı bir 

cerrah olan Abul Kasım  tarafından 

gerçekleştirilmiştir. 

24.04.2011/İstanbul

Abu al‐Qasim al‐Zahrawi

(9)

Abu al‐Qasim al‐Zahrawi

Abul Kasım beceri sahibi ve cesur bir hekim idi. 

Tıp alanındaki fikirlerini “Al‐Tasrif” isimli kitabında  toplamıştır. 

Bu eser daha sonraları Latince, Fransızca ve İbranice’ye  çevrilmiştir. 

Bugün tıp tarihinin Arapça kaynaklı en değerli  eserlerinden biri kabul edilir. 

Abul Kasım’ın cerrahi alanında bir çok yenilikleri ilk kez  uygulayan kişi olduğu sanılmaktadır. 

Bunlar arasında kat küt ve pamuk dikiş materyalleri  kullanılması bilhassa önemlidir. 

(10)

Al‐Tasrif.

La Chirurgia24.04.2011/İstanbuldi Albucasis tradotta da Gherardo da Cremona. 

(11)

Salerno Tıp Okulu (12. ve 13. Yüzyıllar)

 Büyük goitre’ların tedavi amacıyla çıkarılmalarında  seton uygulanmasının veya kurutulmuş deniz yosunu  kullanılmasını öneriyordu. 

 Roger Frugardi 1170 yılında ilk güvenilir goitre  ameliyatının yapıldığını bildirmiştir. 

(12)

Marko Polo (1254‐1324)

Ünlü gezgin Marko Polo  babası ve oğlu ile 1271 

yılında Türkistan’a yaptığı seyahatinde o bölgenin  insanlarında içtikleri 

suyun kalitesi ile bağlantılı olarak ayaklarda şişlik ve  boyunda tümörlerin 

görüldüğünü belirtiyordu.

24.04.2011/İstanbul

(13)

Paracelcus (1453‐1541)

Alman orijinli kimyacı ve  hekim  olan Paracelcus  goitre’ın içilen sularda  mineral eksikliğine bağlı olduğunu ileri sürmüş ve  herediter bir faktörün 

hastalığın oluşmasında rol  oynadığını ortaya atmıştı. 

(14)

Bartholomaeus Eustachius (1505‐1574)

Adrenal bezleri de tarif  eden Eustachius lobları birbirine bağlayan bir 

istmusa sahip olan tek bir 

“tiroid bezini” (Latince  kalkan şeklinde) 1543  yılında tanımlamıştır. 

Fakat çalışması 18. yüzyıla  kadar basılmamıştır. 

24.04.2011/İstanbul

(15)

Leonardo Da Vinci (1452‐1519)

(16)

Leonardo Da Vinci (1452‐1519)

Floransa’da Santa Maria Nuova Hastanesi’nde kadavralar  üzerinde inceleme yapmasına müsaade edildi.

Milano’da Maggiore Hastanesi’nde ve Roma’da Santo 

Spirito Hastanesi’nde kadavralar üzerinde çalışmalar yaptı.

30 yılda farklı yaş gruplarında 30 kadın ve erkek kadavrası üstünde çalıştı. 

200’ün üstünde çizim hazırladı.

Ölümünden sonra “Resim Üzerine Tezler” adı altında 1580  yılında tamamladı.

Tiroidi globüler 2 loblu bir yapı olarak çizmiş ve boyunda  boşlukları dolduran 2 bez şeklinde tanımlamıştır. 

24.04.2011/İstanbul

(17)

Leonardo Da Vinci

(18)

24.04.2011/İstanbul

Andreas Vesalius (1514‐1564)

(19)

Andreas Vesalius (1514‐1564)

 Tıp tarihinin en ünlü eserlerinden biri olan “De 

Humanı Corporis Fabrica” isimli kitabını yayınladı.

 Tıp tarihinde ilk anatomi kitabı olarak kabul edilen  663 sayfalık bu eserde dönemin ünlü sanatçılarından  Titian ile birlikte  çalışarak 277 adet anatomi 

çiziminde bulundu.

 Bu eserini tamamladığında 29 yaşında idi.

 İsviçre‐Basel’de basılan bu eserinde tiroid bezini  tanomladı ve “Glandes Laryngis Racidi Adnatae”

ismini verdi.

(20)

24.04.2011/İstanbul

De Humanı Corporis Fabrica

(21)

Wilhelm Fabricius Hildanus (1560‐1634)

 Wilhelm Fabricius 

bisturinin kullanıldığı ilk  tiroidektomi ameliyatını yayınlamıştır.

(22)

Wilhelm Fabricius Hildanus 

24.04.2011/İstanbul

(23)

Thomas Wharton (1614‐1673)

 Adenographia isimli  eserinde pek çok bezi  tanımladı. 

 Bu bezede modern ismi  olan “thyroid” tanımını yaptı. (1656’da)

Thomas Wharton (1614‐1673)

(24)

Pierre Joseph Dessault (1744‐1795)

İlk başarılı parsiel 

tiroidektomiyi 1791 yılında  Fransa’da gerçekleştirdi.

Tiroid’deki 4 cm’lik bir 

nodülü vertikal insizyondan  çıkardı, üst ve alt tiroid 

arterlerini bağladı ve daha  sonra bezi trakea’dan 

ayırdı.

İltihaplanan ancak 1 ay  içerisinde iyileşen yarayı tamponlamıştır. 

24.04.2011/İstanbul

(25)

Guillaume Dupuytren (1777‐1835)

 1808 yılında ilk total 

tiroidektomi ameliyatını gerçekleştirmiştir.

(26)

Bernhard Rudolph Conrad Langenbeck  (1810‐1887)

 Ünlü cerrah Langenbeck  cerrahları tiroid bezi 

cerrahi girişimlerinden  uzak tutmak için 

uyarılarda bulunuyordu. 

24.04.2011/İstanbul

(27)

Genel Anestezinin Bulunması

16 Ekim 1846 Massachusetts  General Hospital Boston 

Doktor John Collins Warren  eter anestezisi altında genç bir hastanın boynunun sağ tarafındaki bir vasküler  tümörü çıkartıyordu.

Bu ameliyattan sonra 16 

Ekim tarihi her yıl Boston’da 

“Eter Günü” olarak kutlana  gelmektedir.

(28)

Joseph Lister  (1827‐1912)

Joseph Lister deri 

bütünlüğünün bozulmadığı tüm kemik kırıklarının 

iyileştiğini buna karşın 

kemiklerin deriden dışarıya  çıktığı, açık kırıklarda ise 

enfeksiyonun geliştiğini fark  etti.

Lister bakterileri yarada 

büyümeden önce öldürmek  amacıyla ameliyat esnasında  hastanın üzerine karbolik asit  serpti.

1867’de Lancet isimli tıp  dergisinde ilk gözlemlerini  yayımladı.

Joseph Lister  (1827‐1912)

24.04.2011/İstanbul

(29)

Nikolai Pirogoff (1810‐1881)

19. yüzyıl genel 

anestezinin ve aseptik  tekniğinin başlangıcıyla  tüm cerrahi alanlarda bir  devrime damgasını

vurmuştur.

1849’da Rusya’da St. 

Petersburg’lu Nikolai  Pirogoff trakeaya bası yapan guatrı olan 17 

yaşındaki bir kıza yaptığı tiroid ameliyatında eter  kullanmıştır. 

(30)

Fransız Tıp Akademisi

 Tiroid ameliyatlarının yapılmasını 1850 yılında ülke  çapında yasakladı.

 Nedeni bu ameliyatlarda  %40’lara varan mortalitenin  olması idi.

24.04.2011/İstanbul

(31)
(32)

24.04.2011/İstanbul

(33)
(34)

Muhteşem Yediler

 19. yüzyılın ortalarında Avrupa’da gözü pek girişimler,  Amerika’da kaba saba kasaplık, İngiltere’de anlamsız  bir işlem olarak tanımlanan tiroidektomiler 20. 

yüzyılın ortalarında ise en etkili ve güvenilir  ameliyatlardan biri haline geldi. 

 Yaklaşık 100 yılda modern cerrahiye geçişte bu 7  cerrahın rolü çok büyüktür. 

 İzninizle bizler bu üstatları “Muhteşem Yediler”

olarak hatırlayalım ve analım. 

24.04.2011/İstanbul

(35)

Theodore Billroth (1829‐1894)

(36)

Theodore Billroth (1829‐1894)

 Larinjektomi, özofajektomi, gastrektomi ve 

tiroidektomi 19. yüzyılda Theodor Billroth ile başlar.

 Billroth ilk kez 1860 yılında Zürih’te üniversiteye  girdi.

 Kendisi Alpler yöresindeki endemik goitre hastaları ile ilgileniyordu. 

 Cerrahisi daha ziyade kompresyonun ortadan  kaldırılması ile ilgiliydi. 

 Ameliyat ettiği 20 hastanın 8’inin kaybedilmesi  üzerine bu girişimlerini bir süre erteledi (1883).

 Aslında mortalitenin nedeni tetani idi.

24.04.2011/İstanbul

(37)

Theodore Billroth (1829‐1894)

 Tahminen 6 yıl sonra bu kez anestezinin  bulunması,  asepsis ve antisepsi kurallarının ortaya konulması ve  hemostaz konusundaki çalışmalar Billroth’a yeniden  bu girişimlere başlama cesaretini verdi.

 Mortalitesini %10’un altına düştü.

 Sadece üstad bir cerrah değil aynı zamanda saygın bir  eğitimci idi. 

 Asistanlarından Wolfer ilk kez 1879’da ameliyat  sonrası tetaniyi tanımladı. 

 Aynı şekilde 1880’de de Rekurren Laringeal sinirinin  tehlikeli konumunu tanımladı. 

(38)

Theodore Billroth (1829‐1894)

 Asistanlarından Sandstrom insanda ilk kez paratiroid  bezleri tanımladı.

 Eiselsberg deneysel olarak ilk kez tiroid ve paratiroid  dokularının transplantasyonunu gerçekleştirdi.

 Bugün tiroid cerrahisinin babası olarak anılmaktadır. 

24.04.2011/İstanbul

(39)

Theodor Kocher (1841‐1917)

(40)

Theodor Kocher (1841‐1917)

1841 yılında İsviçre’de Bern’de dünyaya geldi. 1872’de Bern  Üniversitesi’nde göreve başladı. 

Billroth’un öğrencisi olan Kocher 1878 yılında 13  tiroidektomi olgusunu yayınladı. 

Sadece 2 hastası ölmüştü. 

1912 yılına gelindiğinde 5.000 üzerinde tiroidektomi  olgusunu gerçekleştirmişti. 

1870’lerde %20 oranındaki mortalitesini, 1898’de %0.2’ye  düşürüyordu. 

Bu yıl kendi ismi ile anılacak Kollar insizyonu ortaya  çıkarıyordu.

24.04.2011/İstanbul

(41)

Theodor Kocher (1841‐1917)

 Theodor Kocher ameliyatlarında total tiroidektomi 

uygulamaya idi. Ameliyat sonrası dönemde hastalarda  görülen ve günümüzde ağır hipotiroidism olarak 

bilinen tabloya “Cachexia Strumipriva” adını koydu. 

 Bu tespitin üzerine girişimlerde unilateral yöntemi  uygulamaya başadı. 

 1909 yılında tiroid bezinin anatomisi, fizyolojisi,  patolojisi ve cerrahisi alanındaki çalışmalarından  dolayı Nobel Tıp Ödülü’nü kazandı. 

(42)

24.04.2011/İstanbul

(43)
(44)

24.04.2011/İstanbul

(45)
(46)

Theodor Kocher (1841‐1917)

Maria Richsel’in küçük kız kardeşi ile çocukluk fotoğrafı,  hemen yanında tiroidektomiden 9 yıl sonra iki kardeşin fotoğrafı

(Kısa boylu olan Maria)

24.04.2011/İstanbul

(47)

William Halsted (1852‐1922)

(48)

William Halsted (1852‐1922)

20. yüzyılın başlarında A.B.D. Bilimsel tıp gelişmeye  başladığında Amerikalıların ilgisi Almanya ve İsviçre  Üniversiteleri’nin klinikleri üzerinde yoğunlaşmıştı.

Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi Alman Tıp 

Okullarının çizdiği yoldan ilermiş ve buranın ilk cerrahi  profesörü olan William S. Hasted buralara ziyaretler   yapmıştır. 

Bu kliniklerde Billroth ve Kocher’in ameliyatlarına  katılmış, her iki cerrahın teknikleri arasındaki farkları yakından tespit etme olanağına kavuşmuştur. 

Bu izlenimlerinden yararlanarak kendi yöntemini  geliştirmiştir.

24.04.2011/İstanbul

(49)

William Halsted (1852‐1922)

Yaptığı araştırmaları “The Operative Story of Goitre”isimli  eserinde kaleme almıştır (1920).

Bu eser günümüzde dahi cerrahi düşünceye bir model  teşkil edecek olan yüksek derecede bir bilimsel yapıttır.

Tiroid cerrahisinde mortalitenin başlıca nedenleri olan  postop sepsis ve operatif kanamalar konularında 

çalışmalar yaptı.

Bir lastik firmasına ameliyatlarda kullanılmak üzere  eldiven siparişi verdi.

Kanamaları önlemek için geliştirilen hemostatik pensleri  daha da mükemmel hale getirerek ameliyatta oluşan 

komplikasyonları azaltmak açısından büyük mesafeler  katetti.

(50)

24.04.2011/İstanbul

Charles Mayo (1863‐1939)

(51)

Charles Mayo (1863‐1939)

 Charles Mayo dramatik bir şekilde tiroid cerrahisinin  içine 1890 yılında girdi. 

 Kardeşim William ile birlikte bir çiftçiyi ameliyat  ettiler. 

 Ameliyatta kanama fazla idi.

 Bu bölgeyi tamponladılar, sonra da deriyi diktiler.

 Günler sonra bu tamponları çıkardılar ve hasta tekrar  çiftliğinde eski yaşantısına döndü.

 Bunun üzerine Minnesota’da Charles Mayo önemli bir  tiroid cerrahı haline geldi.

(52)

Charles Mayo (1863‐1939)

 Önceleri çok yüksek olan ameliyat mortalitesi  sonraları erken dönemde hastaların cerrahına 

başvurmaları ve ameliyat tekniklerindeki ilerlemeler  sonucu düşmeye başladı. 

 Hiper tiroidism tanımını ilk kullanan hekim oldu. 

 Kocher’in metodunu adapte ederek uygulamaya  başladı.

 1912 yılında 278 Graves hastasını başarılı bir şekilde  ameliyat etti.

24.04.2011/İstanbul

(53)

Charles Mayo (1863‐1939)

 Plummer’in ekzoftalmik hastaların ameliyata hazırlık  döneminde iodun yararlarını ortaya koyması

Mayo’nun Graves Hastalığı’ndaki ameliyat  mortalitesini %1’in altına düşürdü.

 Kendisine yaptığı yüzlerce ameliyat nedeniyle 

“Amerikan Tiroid Cerrahisinin Babası” ünvanı layık  görüldü. 

(54)

24.04.2011/İstanbul

George Crile (1864‐1943)

(55)

George Crile (1864‐1943)

 Crile’in ilgi alanı şok olup, bunun üzerine bir bölüm  yazmıştı.

 Bu deneyimle Cleveland’da başladığı çalışmalarına  yardımcı oldu. 

 İlk kez “tiroid krizi” tanımını yaptı.

 Anestezisti ile birlikte hastayı ameliyat öncesi 

dönemde dikkatli bir şekilde hazırladıklarında postop. 

Dönemde hiçbir sorun ile karşılaşmadıklarını fark  ettiler. 

 Bazen günde 20 tiroidektomi ameliyatı yaptığı bilinmektedir.

(56)

George Crile (1864‐1943)

 Cleveland Klinik’te kariyerinin sonunda 25.000 ameliyat  yaptığı operatif mortalitenin ve tetani görülme 

sıklığının %1 civarında olduğu ifade edilmiştir.

24.04.2011/İstanbul

(57)

Frank Lahey (1880‐1953)

(58)

Frank Lahey (1880‐1953)

 Frank Lahey Bazal metabolizma oranının 

yükselmesinin hipertiroidisim olgularında ameliyat  öncesi bir belirteç olduğunu ortaya koydu.

 Hastaların bazal metabolizmaları normale düşürmek  için iod kullandıktan sonra yaptığı ameliyatlarda bir  sorun ortaya çıkmadığını fark etti.

 Sternokleidomastoid kasın içine paratiroit oto‐

transplantasyonunu uyguladı ve tanımladı. 

 Bunun yanı sıra N. Laringeus Rekürrensür  korunmasını ortaya attı.

24.04.2011/İstanbul

(59)

Frank Lahey (1880‐1953)

 İnferion tiroid arterinin lateral bağlanmasının  önemini vurguladı. 

 Serisindeki tetani oranı %0.3’lere kadar indi.

 Kendi kariyeri süresince 10.000 tiroidektomi ameliyatı yaptı.

 Aynı dönemde kendi kliniğinde ise 40.000’nin  üzerinde tiroidektomi ameliyatı gerçekleştirildi.

 Bu hastaların ¼’ü Graves Hastalığı’ndan muzdarip  idiler.

 Ameliyat mortalitesi sadece %0.1 idi.

(60)

24.04.2011/İstanbul

Thomas Dunhill (1876‐1957)

(61)

Thomas Dunhill (1876‐1957)

 Bu Avusturalya’lı cerrah diğer meslektaşları gibi  tirotoksik hastalar ile ilgilenmekte idi.

 Problem postoperatif dönemde ortaya çıkan tiroid  krizi idi.

 Bu komplikasyonun çoğu fatal idi.

 Dunhill başarının anahtarının yeterli dokuyu  çıkarmak olduğunu fark etti.

 4 yıllık bir dönemde ekzoftalmik hastalarda 230  tiroidektomi ameliyatı yaptı.

 Sadece 4 ölüm vakasına rastlandı.

(62)

Thomas Dunhill (1876‐1957)

 1912 yılında Dunhill çalışmalarını Londra’da sundu.

 O yıllarda İngiliz cerrahların bu hastalardaki cerrahi  mortaliteleri ise %33’idi.

 İngilizler bu sonuçlara pek inanmadılar.

 Daha sonra Amerika’ya giderek bu sonuçlarını onlarla  paylaştı. 

 Sonunda “Tiroid Cerrahisi’nin Unutulmaz İsmi”

unvanını aldı.

24.04.2011/İstanbul

(63)

Thomas Dunhill (1876‐1957)

 British Jr. Of Surgery’de yayınladığı “Some  

considerations on the operation for exopthalmic  goitre” bugün bile pek çok açıdan doğru olan 

tiroidektomi tekniğinin detaylı açıklamasını yaptığı ufuk açıcı bir makale olarak kabul edilmektedir.

Dunhill TP. Br J. Surg. 1919; 7: 195‐210.

(64)

Thomas Dunhill (1876‐1957)

 Kraliyet Tıp Akademisi’ndeki sunumunun yapıldığı dönemde bu akademinin Başkanı Larinskse giriş noktasına yakın olan rekürren laringeal sinirinin  üzerini kaplayan ve kendi ismini verdiği ligamanı tanımlayan James Berry idi. 

 Sonraları “Dunhill İşlemi” olarak tanımlanan bir tarafa  total tiroidektomi ile diğer tarafa subtotal 

tiroidektomi tekniğini ortaya attı.

 Bu yöntemin taşi‐aritmi ve kardiak yetmezlik 

olgularında da başarılı sonuçlar verdiğini kanıtladı. 

24.04.2011/İstanbul

(65)
(66)

Endokrinoloji’de Gelişmeler  (20. Yüzyıl)

1912: Hashimoto tiroitin otoimmun özelliklerini  ortaya koydu.

1914: Kendall thyroxine’i izole etti.

1920: Henry Plummer iyod ve iyodürlerin 

hipertiroidizmde tiroid hormonunun aşırı yapımını engellediğini gösterdi.

1923: Bazal metabolizma hızını ölçmek için  kalorimetrik metod geliştirildi.

24.04.2011/İstanbul

(67)

Endokrinoloji’de Gelişmeler  (20. Yüzyıl)

1924: Hansor Parathyroid hormonu ekstrakte etti.

1942: Radyoaktif iod tedavisi gündeme geldi. 

1943: Antitiroid ilaçlar tedavide yerlerini aldılar.

1965: Beta blokürler devreye girdi.

(68)

Günümüz Tiroid Cerrahisi

 Kocher’in kolye insizyonu tiroidektominin kalite  işareti olarak yerini korumaktadır.

 Kalifornia, San Fransisko’da 200 hastaya yönelik bir  araştırmada rutin insizyonun ortalama uzunluğu;

 Total tiroidektomi olgularında 5.5 cm.

 Lobektomi olgularında  4.6 cm olarak bulunmuştur.

24.04.2011/İstanbul

Clark OH et al. Arch Surg, 2003; 138: 1140‐1143.

(69)

Günümüz Tiroid Cerrahisi

 Almanya’da 45 hastanede 5846 hasta üzerinde yapılan  bir çalışmada: 

Geçici hipoparatiroidism  %7.3 Kalıcı hipoparatiroidism    %1.5  olarak bulunmuştur. 

Thomush O. Et al. Surgery 2003; 133: 180‐185.

(70)

Günümüz Tiroid Cerrahisi

 Çok sayıda ameliyat yapan cerrahlar benign 

hastalıklardaki tiroidektomilerde üçte bir, tiroid 

kanseri olgularında ise üçte iki oranında daha az yan  etki oranlarına sahiptirler.

24.04.2011/İstanbul

Mc Henny Cr. Patient Volumes and Complications in Thyroid  Surgery.

Br. J. Surg 2002; 89: 821‐823.

(71)

Minimal İnvaziv Cerrahi

 Theodor Kocher’den (1841‐1917) bu yana tek veya çift  taraflı lobektomi tiroid cerrahisinde altın standart  kabul edilmektedir. 

 Konvansiyonel olarak 6‐8 cm uzunluğunda bir  insizyonla yapılan bu girişimlere alternatif olarak 

endoskopik, videoassisted ve minimal access teknikler  tarif edilmiştir.

 Yöntemler öncelikle paratiroid patolojilerine yönelik  girişimlerde denenmiştir.

(72)

Video Yardımlı Tiroidektomi

 Miccoli ilk olarak 1997’de 6 primer hiperparatiroidi  hastasına gaz kullanarak video‐assisted 

paratiroidektomi yapmış ve ardından 1998’de gaz 

kullanımının komplikasyonlarını ortadan kaldıran bir  yöntem olarak videoassisted yöntemi tarif etmiştir.

 Miccoli yöntemi (minimal invasive video assisted  thyroidectomy / paratyhroidectomy‐MİVAT / 

MİVAP) tüm dünyada bir çok merkezde uygulanan,  lobektomi veya total tiroidektomi açısından 

güncelliğini koruyan bir tekniktir.

24.04.2011/İstanbul

(73)

Video Yardımlı Tiroidektomi

 Bu sternal çentiğin üzerindeki 15 mm’lik santral  insizyondan gerçekleştirilen tamamen gazsız bir  işlemdir.

 Deride açılan insizyona 5 mm kalınlığındaki 30  derecelik endoskop yerleştirilir.

 Geleneksel ve endoskopik araçlar kullanılarak 

endoskopik görüş altında diseksiyon gerçekleştirilir.

(74)

24.04.2011/İstanbul

MIVAT için gerekli cerrahi ekipman: 

Harmonic Scalpel, teleskop, aspiratör ve dissektörler.

(75)

Minimal İnvaziv Girişimler

 Marsilya’da Henry minimal invaziv 

paratiroidektomiye benzer lateral yaklaşımı baz alan  endoskopik tiroidektomiyi geliştirmiştir.

 Bir yılda 38’i (%5.1) endoskopik olmak üzere 742  tiroidektomi gerçekleştirilmiştir.

 İki hastada açık tiroidektomiye dönülmesi  gerekmiştir. 

 Otoriteler uygun biçimde eğitilmiş cerrahların elinde  bu tekniğin güvenilir ve etkili olduğunu 

bildirmektedir.

Henrry JF. Et al. Surg Endosc, 2006; 20: 339‐342.

(76)

Minimal İnvaziv Girişimler

 Sydney’de Delbridge minimal yaklaşımlı tiroidektomiyi  (MYT), minimal invazif paratiroidektominin bir 

uzantısı olarak tanımlamaktadır.

 Doğrudan nodül üzerinde veya tiroid lobunun 

ortasında SKM kasının medyal kenarına denk gelen  mesafede gerçekleştirilen 2,5 cm’lik yana doğru 

uzatılan enine bir insizyon yapılmaktadır. 

24.04.2011/İstanbul

Delbridge et al. Langenbecks Arch Surg 2005; 390: 230‐235.

(77)

Minimal İnvaziv Girişimler

 MYT yapılmış 50 hastada gerçekleştirilen araştırmada  ortalama nodül boyutu 18.5 mm olarak gözlenmiştir.

 Yazarlar bu tekniğin, seçilmiş olgularda açık tiroid 

cerrahisine alternatif oluşturacak güvenli ve uygun bir  işlem olduğunu düşünmektedirler.

Delbridge et al. Langenbecks Arch Surg 2005; 390: 230‐235.

(78)

Gelecek;

 RET protoonkojen mutasyonu taşıyıcısı hastalarda  profilaktik tiroidektomi ve santral kompartman 

nodülü disseksiyonu minimal invaziv yöntemler için  yeni ve umut verici bir endikasyondur. 

 Minimal invaziv yöntemler için komplikasyon 

oranları konvansiyonel cerrahideki komplikasyon  oranları ve tipi ile benzerlik göstermektedir.

24.04.2011/İstanbul

(79)

“Sadece geçmişin bilim ve sanatına alışık, geçmişten ders  alan kişiler geleceğin geliştirilmesine 

yardımcı olacak yeteneklerdir”.

Theodor Billroth

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :