• Sonuç bulunamadı

EGE ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ (DOKTORA TEZİ)

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "EGE ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ (DOKTORA TEZİ)"

Copied!
217
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

(DOKTORA TEZİ)

YARDIMCI HAVA AKIMLI HİDROLİK PÜLVERİZATÖRLE BAĞ İLAÇLAMASINDA TOPRAK YÜZEYİNE SÜRÜKLENMEYİ AZALTMAYA YÖNELİK EN UYGUN

KULLANIM KOŞULLARININ BELİRLENMESİ Öncül Kaangün CANER

Tarım Makinaları Anabilim Dalı Bilim dalı kodu : 501.08.00 Sunuş tarihi : 24 / 09 / 2007

Tez Danışmanı : Prof. Dr. Müjdat TOZAN

Bornova – İZMİR

(2)
(3)

Öncül Kaangün CANER tarafından Doktora Tezi olarak sunulan

“Yardımcı Hava Akımlı Hidrolik Pülverizatörle Bağ İlaçlamasında Toprak Yüzeyine Sürüklenmeyi Azaltmaya Yönelik En Uygun Kullanım Koşullarının Belirlenmesi” başlıklı bu çalışma E.Ü. Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği ile E.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Eğitim ve Öğretim Yönergesi’nin ilgili hükümleri uyarınca tarafımızdan değerlendirilerek savunmaya değer bulunmuş ve 24 Eylül 2007 tarihinde yapılan tez savunma sınavında aday oybirliği/oyçokluğu ile başarılı bulunmuştur.

Jüri Üyeleri: İmza

Jüri Başkanı : Prof. Dr. Müjdat TOZAN ...

Raportör : Doç.Dr. Sakine ÖZPINAR ...

Üye : Prof. Dr. Abdülkadir YAĞCIOĞLU ...

Üye : Prof. Dr. Nafiz DELEN ...

Üye : Prof. Dr. Ediz ULUSOY ...

(4)
(5)

ÖZET

YARDIMCI HAVA AKIMLI HİDROLİK PÜLVERİZATÖRLE BAĞ İLAÇLAMASINDA TOPRAK YÜZEYİNE SÜRÜKLENMEYİ AZALTMAYA YÖNELİK EN UYGUN KULLANIM KOŞULLARININ

BELİRLENMESİ CANER, Ö. Kaangün

Doktora Tezi, Tarım Makinaları Bölümü Tez Danışmanı: Prof. Dr. Müjdat TOZAN

Eylül 2007, 189 Sayfa

Bu araştırmanın amacı; Türkiye ekonomisinde önemli bir katkıya sahip olan ve Ege Bölgesi’nde geniş alanlarda tarımı yapılan bağların ilaçlama çalışmalarında, pestisitlerin toprak yüzeyine olan sürüklenmesini azaltmaya yönelik olarak, değişik pülverizasyon parametrelerinin etkilerini ortaya koymak ve bağlarda yaygın olarak kullanılan yardımcı hava akımlı hidrolik pülverizatörün en uygun kullanım koşullarını belirlemektir.

Bu amaç doğrultusunda öncelikle kapalı alanda, üç farklı meme tipi (Lechler standart yelpaze hüzmeli, Lechler hava emişli ve yerli içi boş konik hüzmeli), iki farklı hava hızı (27,25 ve 32,41 m/s) ve üç farklı işletme basıncında (4, 8 ve 16 bar), hazırlanan yapay asma bitkileri üzerinde ön denemeler yapılmış, bu faktörlerin bitki üzerinde sağladıkları kaplama oranlarına, iz maddesi dağılım düzgünlüğüne ve yere sürüklenen iz maddesi birikim miktarlarına olan etkileri araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar ışığında optimum sonuçları veren üç farklı sistem belirlenerek, çiftçi koşullarında uygulanan geleneksel sistemle beraber

(6)

telli terbiye sistemine sahip bir bağda, çiçeklenme, koruk ve olgunlaşma olmak üzere üç farklı dönemde denemeler yapılmıştır.

Toprak yüzeyine olan sürüklenme miktarını ölçmek için 93 farklı noktadan ve ayrıca bitki üzerindeki dağılımı tespit etmek amacıyla 6 farklı yerden örnek alınmıştır. Denemelerde Sodium Fluoroscein iz maddesi kullanılmış, iz maddesi birikim miktarları spektrofotometrede belirlenmiştir.

Asma bitkilerinin çiçeklenme ve koruk dönemlerinde gerek hedef yüzey üzerindeki kaplama oranı ve iz maddesi dağılım düzgünlüğü ve gerekse toprak yüzeyine sürüklenme açısından en uygun sonuçlar standart yelpaze hüzmeli meme ile 32,41 m/s pülverizatör hava hızında ve 16 bar basınçla çalışma durumunda elde edilirken, olgunlaşma döneminde optimum sonucu hava emişli memelerle aynı hava hızında 4 bar basınç uygulaması vermiştir.

Anahtar sözcükler: Sürüklenme, Dağılım düzgünlüğü, Bağ ilaçlaması, Yardımcı hava akımlı pülverizatör, İz maddesi birikim miktarı, Görüntü analizi, Damla çapı ölçümü.

(7)

ABSTRACT

DETERMINATION OF THE OPTIMUM CONDITIONS TO REDUCE GROUND DRIFT FROM AIR ASSISTED SPRAYERS USED IN

VINEYARDS CANER, Ö. Kaangün

Ph.D. Thesis in Agricultural Machinery Supervisor: Prof. Dr. Müjdat TOZAN

September 2007, 189 Pages

The objective of this study was to determine the effects of pesticide spraying parameters on ground drift and to find out the optimum spraying conditions when air assisted sprayer was used in vineyards which are common in the Aegean region and a significant share in the Turkish economy from the point of production.

In order to meet the above objectives, three different types of nozzles (Lechler standard, flat fan, Lechler air induction, and domestic type hollow cone), two different air velocities (27.25 and 32.41 m/s) and three different system pressures (4, 8 and 16 bar) were used on artificial vineyards for the initial experiments in the laboratory and the effects of these variables on coverage, spraying uniformity and ground drift were investigated. Using the results of the experiments conducted in the laboratory, three different systems that yielded the optimum conditions were determined and applied on a vineyard in situ during blossom, ripening and full vegetation period besides the conventional system used by the farmers.

(8)

Ground drift and the distribution on vineyard were measured by sampling at 93 and 6 locations, respectively. Sodium Fluoroscein was used as tracer dye during the experiments and spraying deposits were found by spectrophotometer.

The optimum conditions in terms of coverage, tracer dye deposition and ground drift in situ experiments were obtained when the standard flat fan nozzles were used for the blossom and ripening period at 32.41 m/s air velocity and 16 bar system pressure while the optimum spraying condition was achieved at 4 bar system pressure when the air induction nozzles were used during the full vegetation period.

Key words: Drift, Spraying uniformity, Vineyard spraying, Air assisted sprayer, Spraying deposits, Image analyze, Droplet measurement.

(9)

TEŞEKKÜR

"Yardımcı Hava Akımlı Hidrolik Pülverizatörle Bağ İlaçlamasında Toprak Yüzeyine Sürüklenmeyi Azaltmaya Yönelik En Uygun Kullanım Koşullarının Belirlenmesi" konulu tez çalışmamın gerçekleştirilmesindeki değerli düşünce, öneri ve katkılarıyla bana ışık veren hocam Prof. Dr. Müjdat TOZAN'a, çalışmanın kalitesinin arttırılması yönünde yaptıkları çok değerli katkıları için Prof. Dr. Abdülkadir YAĞCIOĞLU’na ve Prof. Dr. Nafiz DELEN’e, yapay asma bitkilerinin yapımı sırasında bilgi ve deneyimleriyle yardımcı olan Prof.Dr. Ertan İLTER’e ve Prof. Dr. Ahmet ALTINDİŞLİ’ye, denemelerin ve analizlerin yapılmasında yardımcı olan Dr. Hüseyin GÜLER ve Arş. Gör.

Erkan URKAN’a, Bölüm fiziki imkanlarından yararlanmamı sağlayan Bölüm Başkanımız Prof. Dr. Ediz ULUSOY’a, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları Bölümü değerli çalışanlarına, yapay asma bitkilerinin yapımında yardımcı olan Yrd. Doç. Dr. Erdal ÖZ’e ve Yrd. Doç. Dr. Hülya ÖZ’e, istatistik analizlerin yapımı ve değerlendirilmesi aşamalarındaki değerli katkılarından ötürü Prof. Dr. Adnan DEĞİRMENCİOĞLU’na,

Çalışmalarım sırasında Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü olanaklarından yararlanmamı sağlayan Dr. Mehmet Ali GÖVEN’e, deneme arazisi ve traktör tahsisinde bulunan sayın Haşim AKÇURA’ya, çalışmalarımın sürdürülmesi ve bitirilmesinde hiçbir desteğini esirgemeyen ve çalışma ortamımın güzelleştirilmesi için büyük özveride bulunan eşime, mesleki kariyerimde bu noktalara gelmemde büyük pay sahibi olan aileme,

Ayrıca bu çalışmamı destekleyen ve deneme materyallerinin yurt dışından teminini sağlayan TOYMAN Plastik, Petrol ve Petrol Ürünleri, Tanıtım ve Makina Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. yetkililerine teşekkürü bir borç bilirim.

(10)
(11)

İÇİNDEKİLER

Sayfa ÖZET ... V ABSTARCT ...VII TEŞEKKÜR ... IX ŞEKİLLER DİZİNİ...XVII ÇİZELGELER DİZİNİ... XXIII

1. GİRİŞ ... 1

1.1 Konunun Önemi ... 1

1.2 Çalışmanın Amacı ... 6

2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR ... 9

2.1 İlaç Sürüklenmesine Etkili Faktörler Konusunda Yapılan Çalışmalar ... 10

2.2 Pülverizatör Memeleri Konusunda Teknolojik Gelişmeler ... 12

2.3 Yardımcı Hava Akımlı Pülverizatörlerin Test Edilmesiyle İlgili Çalışmalar... 13

2.4 Laboratuvar ve Arazi Testlerinde Esas Alınan Yöntemler, Standartlar ve Kullanılan Materyaller... 18

3. MATERYAL VE YÖNTEM ... 25

3.1 Materyal ... 25

3.1.1 Yapay asma bitkisi ... 25

3.1.2 Deneme bağı ... 28

3.1.3 İlaçlama makinası ve traktör ... 29

3.1.4 Meme tipleri ve plakaları ... 31

(12)

İÇİNDEKİLER (devam)

Sayfa

3.1.5 Suya duyarlı kağıtlar, filtre kağıtları ve tutturucular ... 35

3.1.6 İz maddesi ve çözücü ... 37

3.1.7 Ölçüm cihazları... 37

3.1.7.1 Anemometre ... 37

3.1.7.2 Dijital alan ölçer ... 38

3.1.7.3 Sıcaklık ve bağıl nem ölçüm cihazı... 38

3.1.7.4 Hava şartları gözlem istasyonu ... 39

3.1.7.5 Spektrofotometre ... 40

3.1.8 Görüntü analiz programı ... 42

3.1.9 Diğer malzemeler ... 42

3.2 Yöntem ... 43

3.2.1 Kapalı alan denemeleri ... 43

3.2.2 Arazi denemeleri ... 49

3.2.3 Yaprak alan indeksi... 53

3.2.4 Analiz yöntemleri... 54

3.2.4.1 İz maddesi analizleri... 54

3.2.4.2 Damla analizleri ... 56

3.2.4.3 İstatistiksel analizler ... 57

4. SONUÇLAR ... 59

4.1 Kapalı Alan Denemelerine Ait Sonuçlar ... 59

4.1.1 Meteorolojik veriler ... 59

4.1.2 Bitki üzerinde saptanan kaplama oranı değerleri ve bu değerlere ait istatistiksel analiz sonuçları ... 59

(13)

İÇİNDEKİLER (devam)

Sayfa

4.1.3 Bitki üzerindeki iz maddesi dağılım düzgünlüğü ... 67

4.1.4 Yere sürüklenen iz maddesi birikim miktarı değerleri ve bu değerlere ait istatistiksel analiz sonuçları ... 69

4.2 Arazi Denemelerine Ait Sonuçlar ... 91

4.2.1 Çiçeklenme dönemine ait deneme sonuçları... 91

4.2.1.1 Meteorolojik veriler... 91

4.2.1.2 Yaprak alan indeksi ... 91

4.2.1.3 Bitki üzerinde saptanan kaplama oranı değerleri ve bu değerlere ait istatistiksel analiz sonuçları ...92

4.2.1.4 Bitki üzerindeki iz maddesi dağılım düzgünlüğü... 95

4.2.1.5 Toprak yüzeyine sürüklenen iz maddesi birikim miktarı değerleri ve bu değerlere ait istatistiksel analiz sonuçları ...95

4.2.2 Koruk dönemine ait deneme sonuçları ... 98

4.2.2.1 Meteorolojik veriler... 98

4.2.2.2 Yaprak alan indeksi ... 99

4.2.2.3 Bitki üzerinde saptanan kaplama oranı değerleri ve bu değerlere ait istatistiksel analiz sonuçları...99

4.2.2.4 Bitki üzerindeki iz maddesi dağılım düzgünlüğü... 102

4.2.2.5 Toprak yüzeyine sürüklenen iz maddesi birikim miktarı değerleri ve bu değerlere ait istatistiksel analiz sonuçları ...102

4.2.3 Olgunlaşma dönemine ait deneme sonuçları ... 105

4.2.3.1 Meteorolojik veriler... 105

4.2.3.2 Yaprak alan indeksi ... 106

(14)

İÇİNDEKİLER (devam)

Sayfa 4.2.3.3 Bitki üzerinde saptanan kaplama oranı değerleri ve bu değerlere

ait istatistiksel analiz sonuçları...106 4.2.3.4 Bitki üzerindeki iz maddesi dağılım düzgünlüğü...109 4.2.3.5 Toprak yüzeyine sürüklenen iz maddesi birikim miktarı değerleri

ve bu değerlere ait istatistiksel analiz sonuçları ...109 5. TARTIŞMA ... 113 5.1 Kapalı Alan Denemelerine Ait Sonuçların Değerlendirilmesi ... 113 5.1.1 Yelpaze hüzmeli memelerle yapılan denemelere ait sonuçların

değerlendirilmesi... 114 5.1.2 Hava emişli memelerle yapılan denemelere ait sonuçların

değerlendirilmesi... 116 5.1.3 Konik hüzmeli memelerle yapılan denemelere ait sonuçların

değerlendirilmesi... 117 5.2 Arazi Denemelerine Ait Sonuçların Değerlendirilmesi ... 119 5.2.1 Çiçeklenme döneminde yapılan denemelere ait sonuçların

değerlendirilmesi... 119 5.2.2 Koruk döneminde yapılan denemelere ait sonuçların

değerlendirilmesi... 123 5.2.3 Olgunlaşma döneminde yapılan denemelere ait sonuçların

değerlendirilmesi... 125 6. GENEL SONUÇ VE ÖNERİLER... 131 KAYNAKLAR DİZİNİ... 137

(15)

İÇİNDEKİLER (devam)

Sayfa

EKLER ... 147

Ek 1 Kapalı alan denemelerine ait istatistiksel analiz sonuçları... 147

Ek 2 Arazi denemelerine ait istatistiksel analiz sonuçları... 168

ÖZGEÇMİŞ... 189

(16)
(17)

ŞEKİLLER DİZİNİ

Şekil Sayfa

Şekil 3.1 Yapay asma bitkisi için imal edilen çatının şematik görünümü

ve ölçüleri ... 25

Şekil 3.2 Polietilen sera örtü malzemesinden yapılan yapraklar, plastik yaprak sapları ve sürgünlerin montajında kullanılan ara parçalar .... 27

Şekil 3.3 Yapay asma bitkilerinin farklı yönlerden çekilmiş fotoğraf görüntüleri ... 28

Şekil 3.4 Büyük T tipi terbiye sisteminin şematik görünümü... 29

Şekil 3.5 Yardımcı hava akımlı hidrolik pülverizatörün farklı açılardan görünüşü ...30

Şekil 3.6 Kanat açıları ayarlanabilir fan ... 31

Şekil 3.7 Lechler standart yelpaze hüzmeli memeler ... 32

Şekil 3.8 Lechler standart yelpaze hüzmeli memeye ait teknik ölçüler... 32

Şekil 3.9 Lechler hava emişli memeler ... 33

Şekil 3.10 Lechler hava emişli meme kesiti ve teknik ölçüleri ... 33

Şekil 3.11 Yerli tip içi boş konik hüzmeli meme plakaları ... 34

Şekil 3.12 Stoplu tip meme bağlantı parçası ve meme gövdesi... 35

Şekil 3.13 Suya duyarlı kağıt ve filtre kağıtları ... 35

Şekil 3.14 Kıskaçlı ahşap takozlar ... 36

Şekil 3.15 Örnekleme kağıtlarının bitki üzerine asılması için kullanılan tutturucu ... 36

Şekil 3.16 Hava hızının ölçümünde kullanılan anemometre ... 37

Şekil 3.17 Dijital alan ölçer ... 38

Şekil 3.18 Sıcaklık - bağıl nem ölçüm ve kayıt cihazı... 39

(18)

ŞEKİLLER DİZİNİ (devam)

Şekil Sayfa

Şekil 3.19 Hava şartları gözlem istasyonu ... 39

Şekil 3.20 Spektrofotometre ... 41

Şekil 3.21 Spektrofotometrenin temel elemanları ve çalışma prensibi... 41

Şekil 3.22 Image Tool program tanıtım görüntüsü ... 42

Şekil 3.23 Deneme alanının üstten görünüşü ve örnekleme noktalarının dağılımı...44

Şekil 3.24 Yapay asma bitkisi üzerinde oluşturulan örnekleme noktaları...45

Şekil 3.25 Kapalı alan denemelerinin yapılışı ... 49

Şekil 3.26 Çiçeklenme döneminde asma bitkileri üzerinde oluşturulan örnekleme noktaları ...50

Şekil 3.27 Arazi denemelerine ait test alanı şeması ve örnekleme noktalarının dağılımı...51

Şekil 3.28 Arazi denemesinden bir görünüş ... 53

Şekil 3.29 Spektrofotometre kalibrasyon grafiği... 55

Şekil 4.1 Yelpaze hüzmeli memelerle 27,25 m/s pülverizatör hava hızında yapılan uygulamalarda bitki üzerinde saptanan kaplama oranı değerlerinin bölgelere göre dağılımı (%)... 61

Şekil 4.2 Yelpaze hüzmeli memelerle 32,41 m/s pülverizatör hava hızında yapılan uygulamalarda bitki üzerinde saptanan kaplama oranı değerlerinin bölgelere göre dağılımı (%)... 61

Şekil 4.3 Hava emişli memelerle 27,25 m/s pülverizatör hava hızında yapılan uygulamalarda bitki üzerinde saptanan kaplama oranı değerlerinin bölgelere göre dağılımı (%)... 62

(19)

ŞEKİLLER DİZİNİ (devam)

Şekil Sayfa

Şekil 4.4 Hava emişli memelerle 32,41 m/s pülverizatör hava hızında yapılan uygulamalarda bitki üzerinde saptanan kaplama oranı değerlerinin bölgelere göre dağılımı (%)... 62 Şekil 4.5 Konik hüzmeli memelerle 27,25 m/s pülverizatör hava hızında

yapılan uygulamalarda bitki üzerinde saptanan kaplama oranı değerlerinin bölgelere göre dağılımı (%)... 63 Şekil 4.6 Konik hüzmeli memelerle 32,41 m/s pülverizatör hava hızında

yapılan uygulamalarda bitki üzerinde saptanan kaplama oranı değerlerinin bölgelere göre dağılımı (%)... 63 Şekil 4.7 Yelpaze hüzmeli memelerle yapılan uygulamalarda bitki

üzerinde saptanan ortalama kaplama oranı değerleri (%)... 64 Şekil 4.8 Hava emişli memelerle yapılan uygulamalarda bitki üzerinde

saptanan ortalama kaplama oranı değerleri (%) ... 65 Şekil 4.9 Konik hüzmeli memelerle yapılan uygulamalarda bitki üzerinde

saptanan ortalama kaplama oranı değerleri (%) ... 65 Şekil 4.10 Yelpaze hüzmeli memelerle 27,25 m/s pülverizatör hava hızında

yapılan denemelerde yere sürüklenen ortalama iz maddesi birikim miktarlarının mesafelere göre dağılımı (∝g/cm2)... 70 Şekil 4.11 Yelpaze hüzmeli memelerle 32,41 m/s pülverizatör hava hızında

yapılan denemelerde yere sürüklenen ortalama iz maddesi birikim miktarlarının mesafelere göre dağılımı (∝g/cm2)... 71

(20)

ŞEKİLLER DİZİNİ (devam)

Şekil Sayfa

Şekil 4.12 Hava emişli memelerle 27,25 m/s pülverizatör hava hızında yapılan denemelerde yere sürüklenen ortalama iz maddesi birikim miktarlarının mesafelere göre dağılımı (∝g/cm2)... 71 Şekil 4.13 Hava emişli memelerle 32,41 m/s pülverizatör hava hızında

yapılan denemelerde yere sürüklenen ortalama iz maddesi birikim miktarlarının mesafelere göre dağılımı (∝g/cm2)... 72 Şekil 4.14 Konik hüzmeli memelerle 27,25 m/s pülverizatör hava hızında

yapılan denemelerde yere sürüklenen ortalama iz maddesi birikim miktarlarının mesafelere göre dağılımı (∝g/cm2)... 72 Şekil 4.15 Konik hüzmeli memelerle 32,41 m/s pülverizatör hava hızında

yapılan denemelerde yere sürüklenen ortalama iz maddesi birikim miktarlarının mesafelere göre dağılımı (∝g/cm2)... 73 Şekil 4.16 Yelpaze hüzmeli memelerle yapılan denemelerde yere

sürüklenen toplam iz maddesi birikim miktarları (∝g/cm2)... 74 Şekil 4.17 Hava emişli memelerle yapılan denemelerde yere sürüklenen

toplam iz maddesi birikim miktarları (∝g/cm2) ... 75 Şekil 4.18 Konik hüzmeli memelerle yapılan denemelerde yere sürüklenen

toplam iz maddesi birikim miktarları (∝g/cm2) ... 75 Şekil 4.19 Çiçeklenme döneminde yapılan uygulamalarda bitki üzerinde

saptanan kaplama oranı değerlerinin bölgelere göre dağılımı (%) ... 92 Şekil 4.20 Çiçeklenme döneminde yapılan uygulamalarda bitki üzerinde

saptanan ortalama kaplama oranı değerleri (%) ... 93

(21)

ŞEKİLLER DİZİNİ (devam)

Şekil Sayfa

Şekil 4.21 Çiçeklenme döneminde yapılan denemelerde toprak yüzeyine sürüklenen ortalama iz maddesi birikim miktarlarının mesafelere göre dağılımı (∝g/cm2)... 96 Şekil 4.22 Çiçeklenme döneminde yapılan denemelerde 0-3,90 m arasında

toprak yüzeyine sürüklenen toplam iz maddesi birikim miktarları (∝g/cm2) ... 97 Şekil 4.23 Koruk döneminde yapılan uygulamalarda bitki üzerinde

saptanan kaplama oranı değerlerinin bölgelere göre dağılımı (%) ... 99 Şekil 4.24 Koruk döneminde yapılan uygulamalarda bitki üzerinde

saptanan ortalama kaplama oranı değerleri (%) ... 100 Şekil 4.25 Koruk döneminde yapılan denemelerde toprak yüzeyine

sürüklenen ortalama iz maddesi birikim miktarlarının mesafelere göre dağılımı (∝g/cm2)... 103 Şekil 4.26 Koruk döneminde yapılan denemelerde 0-3,90 m arasında

toprak yüzeyine sürüklenen toplam iz maddesi birikim miktarları (∝g/cm2) ... 104 Şekil 4.27 Olgunlaşma döneminde yapılan uygulamalarda bitki üzerinde

saptanan kaplama oranı değerlerinin bölgelere göre dağılımı (%) . 106 Şekil 4.28 Olgunlaşma döneminde yapılan uygulamalarda bitki üzerinde

saptanan ortalama kaplama oranı değerleri (%) ... 107 Şekil 4.29 Olgunlaşma döneminde yapılan denemelerde toprak yüzeyine

sürüklenen ortalama iz maddesi birikim miktarlarının mesafelere göre dağılımı (∝g/cm2) ... 110

(22)

ŞEKİLLER DİZİNİ (devam)

Şekil Sayfa

Şekil 4.30 Olgunlaşma döneminde yapılan denemelerde 0-6,90 m arasında toprak yüzeyine sürüklenen toplam iz maddesi birikim miktarları (∝g/cm2) ... 110 Şekil 5.1 Geleneksel sistemle çalışmada havaya olan sürüklenme... 123

(23)

ÇİZELGELER DİZİNİ

Çizelge Sayfa

Çizelge 1.1 Dünyada ilk 10 ülkenin bağ alanı ve üzüm üretim değerleri ... 4 Çizelge 2.1 Yardımcı hava akımlı ve hava akımsız uygulamalarda damla

hızı ... 11 Çizelge 3.1 Oluşturulan tam ve yarım bitkilerdeki yapraklara ait sınıf orta

değerleri ve her sınıf aralığındaki yaprak sayıları ...26 Çizelge 3.2 Hava şartları gözlem istasyonuna ait teknik özellikler ... 40 Çizelge 3.3 Kapalı alan denemelerine ait parametre ve uygulamalar ... 46 Çizelge 3.4 Kapalı alan denemelerinde kullanılan meme tipleri ve

numaraları ...46 Çizelge 3.5 Arazi denemelerine ait uygulama parametreleri ... 52 Çizelge 3.6 Stok çözelti miktarlarına bağlı olarak absorbans değerleri ... 55 Çizelge 4.1 Bitki üzerinde saptanan kaplama oranlarına ilişkin varyans

analizi sonuçları ...66 Çizelge 4.2 Basınç değerlerinin gruplandırılması... 66 Çizelge 4.3 Meme tipi*basınç*hava hızı interaksiyonuna ilişkin

gruplandırma ... 67 Çizelge 4.4 Kapalı alan denemelerinde farklı meme tiplerinin iki farklı

hava hızı ve üç farklı çalışma basıncında elde edilen pülverizasyon karakteristikleri... 68 Çizelge 4.5 0,35 m mesafeye sürüklenen ortalama iz maddesi birikim

miktarlarına ilişkin varyans analizi sonuçları ...76 Çizelge 4.6 Meme tipi*basınç interaksiyonuna ilişkin gruplandırma

(0,35 m)... 77

(24)

ÇİZELGELER DİZİNİ (devam)

Çizelge Sayfa

Çizelge 4.7 0,90 m mesafeye sürüklenen ortalama iz maddesi birikim miktarlarına ilişkin varyans analizi sonuçları ...77 Çizelge 4.8 Meme tiplerinin gruplandırılması (0,90 m) ... 78 Çizelge 4.9 Meme tipi*basınç interaksiyonuna ilişkin gruplandırma

(0,90 m)... 78 Çizelge 4.10 Basınç*hava hızı interaksiyonuna ilişkin gruplandırma

(0,90 m)... 79 Çizelge 4.11 Meme tipi*basınç*hava hızı interaksiyonuna ilişkin

gruplandırma (0,90 m) ... 79 Çizelge 4.12 2,40 m mesafeye sürüklenen ortalama iz maddesi birikim

miktarlarına ilişkin varyans analizi sonuçları ...80 Çizelge 4.13 Meme tiplerinin gruplandırılması (2,40 m) ... 80 Çizelge 4.14 Basınç değerlerinin gruplandırılması (2,40 m) ... 81 Çizelge 4.15 Basınç*hava hızı interaksiyonuna ilişkin gruplandırma

(2,40 m)... 81 Çizelge 4.16 Meme tipi*basınç*hava hızı interaksiyonuna ilişkin

gruplandırma (2,40 m) ... 82 Çizelge 4.17 3,35 m mesafeye sürüklenen ortalama iz maddesi birikim

miktarlarına ilişkin varyans analizi sonuçları ...82 Çizelge 4.18 Meme tiplerinin gruplandırılması (3,35 m) ... 83 Çizelge 4.19 Basınç değerlerinin gruplandırılması (3,35 m) ... 83 Çizelge 4.20 Basınç*hava hızı interaksiyonuna ilişkin gruplandırma

(3,35 m)... 84

(25)

ÇİZELGELER DİZİNİ (devam)

Çizelge Sayfa

Çizelge 4.21 3,90 m mesafeye sürüklenen ortalama iz maddesi birikim miktarlarına ilişkin varyans analizi sonuçları ...84 Çizelge 4.22 Meme tiplerinin gruplandırılması (3,90 m) ... 85 Çizelge 4.23 Basınç değerlerinin gruplandırılması (3,90 m) ... 85 Çizelge 4.24 Basınç*hava hızı interaksiyonuna ilişkin gruplandırma

(3,90 m)... 86 Çizelge 4.25 Meme tipi*basınç*hava hızı interaksiyonuna ilişkin

gruplandırma (3,90 m) ... 86 Çizelge 4.26 5,40 m mesafeye sürüklenen ortalama iz maddesi birikim

miktarlarına ilişkin varyans analizi sonuçları ...87 Çizelge 4.27 Meme tiplerinin gruplandırılması (5,40 m) ... 87 Çizelge 4.28 6,35 m mesafeye sürüklenen ortalama iz maddesi birikim

miktarlarına ilişkin varyans analizi sonuçları ...88 Çizelge 4.29 Meme tiplerinin gruplandırılması (6,35 m) ... 88 Çizelge 4.30 Basınç değerlerinin gruplandırılması (6,35 m) ... 89 Çizelge 4.31 Yere sürüklenen toplam iz maddesi miktarlarına ait varyans

analizi sonuçları ...90 Çizelge 4.32 Meme tipi*basınç interaksiyonuna ilişkin gruplandırma... 90 Çizelge 4.33 Çiçeklenme döneminde yapılan denemelerde ölçülen

ortalama meteorolojik değerler ... 91 Çizelge 4.34 Çiçeklenme döneminde bitki üzerinde saptanan kaplama

oranlarına ilişkin varyans analizi sonuçları ...94

(26)

ÇİZELGELER DİZİNİ (devam)

Çizelge Sayfa

Çizelge 4.35 Uygulama sistemlerinin gruplandırılması (çiçeklenme dönemi) (üst-orta-alt bölgeler) ... 94 Çizelge 4.36 Çiçeklenme döneminde farklı sistemlerle çalışmada elde

edilen pülverizasyon karakteristikleri ... 95 Çizelge 4.37 Çiçeklenme döneminde toprak yüzeyine sürüklenen ortalama

iz maddesi birikim miktarlarına ait varyans analizi sonuçları ...97 Çizelge 4.38 Uygulama sistemlerinin gruplandırılması (çiçeklenme

dönemi) (2,40 m) ... 98 Çizelge 4.39 Koruk döneminde yapılan denemelerde ölçülen ortalama

meteorolojik değerler ... 98 Çizelge 4.40 Koruk döneminde bitki üzerinde saptanan kaplama

oranlarına ilişkin varyans analizi sonuçları ...101 Çizelge 4.41 Uygulama sistemlerinin gruplandırılması (koruk dönemi) (üst

-alt bölgeler)... 101 Çizelge 4.42 Koruk döneminde farklı sistemlerle çalışmada elde edilen

pülverizasyon karakteristikleri... 102 Çizelge 4.43 Koruk döneminde toprak yüzeyine sürüklenen ortalama iz

maddesi birikim miktarlarına ait varyans analizi sonuçları ...104 Çizelge 4.44 Uygulama sistemlerinin gruplandırılması (koruk dönemi)

(0,90 m)... 105 Çizelge 4.45 Olgunlaşma döneminde yapılan denemelerde ölçülen

ortalama meteorolojik değerler ... 105

(27)

ÇİZELGELER DİZİNİ (devam)

Çizelge Sayfa

Çizelge 4.46 Olgunlaşma döneminde bitki üzerinde saptanan kaplama oranlarına ilişkin varyans analizi sonuçları ...107 Çizelge 4.47 Uygulama sistemlerinin gruplandırılması (olgunlaşma

dönemi) (üst-orta-alt bölgeler) ... 108 Çizelge 4.48 Olgunlaşma döneminde farklı sistemlerle çalışmada elde

edilen pülverizasyon karakteristikleri ... 109 Çizelge 4.49 Olgunlaşma döneminde toprak yüzeyine sürüklenen

ortalama iz maddesi birikim miktarlarına ait varyans analizi sonuçları...111 Çizelge 4.50 Uygulama sistemlerinin gruplandırılması (olgunlaşma

dönemi) (2,40, 3,90, 5,40 ve 6,35 m)... 112 Çizelge 6.1 Uygulama sistemlerinin asma bitkisinin farklı gelişme

dönemlerinde üst, orta ve alt örnekleme bölgelerinde elde edilen kaplama oranlarına etkileri... 133 Çizelge 6.2 Uygulama sistemlerinin asma bitkisinin farklı gelişme

dönemlerinde bitki üzerinde elde edilen iz maddesi dağılım düzgünlüğüne etkileri ... 134 Çizelge 6.3 Uygulama sistemlerinin asma bitkisinin farklı gelişme

dönemlerinde toprak yüzeyine sürüklenen toplam iz maddesi birikim miktarlarına etkileri ... 134

(28)
(29)

1. GİRİŞ

1.1 Konunun Önemi

Teknolojik gelişmelerin ve yeniliklerin baş döndürücü bir hıza ulaştığı 21. yüzyılda dünyanın en önemli sorunlarından birisi de hızla artış gösteren insan nüfusudur. Öyle ki, 2000’li yılların ortalarında dünya nüfusunun 10 milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir (Ulusoy, 2001). Nüfus artışına bağlı olarak yetersiz beslenme ve açlık sorunları da gün geçtikçe artacaktır. FAO’nun raporlarına göre dünya nüfusunun % 40’ı yeterince beslenememekte, hatta açlığa bağlı nedenlerden dolayı her yıl 20 milyon insan ölmektedir. Yine FAO’ya göre, her yıl insanlara 15 – 20 milyon ton gıda maddesi gerekmektedir (Dağ vd., 2000). Bu ihtiyacın karşılanabilmesi için birim alandan daha fazla verim alınması ve ürünlerin korunması gerekmektedir.

Birim alandan daha fazla ürün alma isteği tarımsal üretimde entansif yöntemlerin kullanılması sonucunu doğurmuş, bu yöntem başlangıçta verim ve üretim potansiyelini artırmış, ancak kısa dönemde olumlu gibi görülen bu sürecin, uzun dönemde bazı olumsuzluklara yol açabileceği gözlenmiştir. Tek yönlü kullanım biçimi ve yoğun girdi uygulaması sonucunda aşırı yüklenme;

toprak yapısının bozulması, zararlı kimyasalların toprağa ve yer altı sularına karışması gibi sonuçlar doğurmakta, doğal dengeler onarılamaz biçimde bozulmakta ve toprak verimliliği sürdürülememektedir (Ulusoy, 2001). Bu olumsuzluklarının önüne geçilebilmesi için modern tekniklerin ve girdilerin kullanılması bir zorunluluktur.

Bitkisel üretimde verim düşüklüğünün en büyük nedenlerinden birisi de bitki hastalık ve zararlılarından kaynaklanan kayıplardır. Hastalık ve zararlılarla

(30)

mücadelede kültürel, fiziksel ve biyolojik mücadele yöntemleri kullanılsa da, en fazla uygulanan yöntem, tarım ilaçlarının kullanıldığı kimyasal mücadeledir.

Çünkü kimyasal mücadele yüksek etkinliğe sahiptir, hızlı sonuç verir, bilinçli ve kontrollü kullanıldığında ekonomiktir (Doğuş vd., 1984; Toros ve Maden, 1985).

Bu avantajlar, kimyasal mücadelenin modern bitki korumada uygulanması gerekli bir yöntem olma özelliğini günümüzde de sürdürmesinin en önemli nedenidir. Ancak, tarım ilaçlarının bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımı sonucu, zararlı organizmalarda dayanıklılık oluşturabilme riskleri ve kalıntılar yoluyla insan sağlığına ve çevreye olumsuz etkileri kesinlikle göz ardı edilmemelidir (Delen vd., 2005). Bununla beraber yanlış uygulamadan kaynaklanan kayıplar nedeniyle ilaç israfı ortaya çıkmakta ve maliyet artmaktadır.

Pestisitlerin büyük bir kısmı uygulandıkları bitki, toprak ve su ortamında uzun süre bozulmadan kalabilen, canlıların bünyesinde birikebilen zehirlerdir.

Belirli bir alana uygulanan pestisitler; bitki tarafından alınabilir, buharlaşabilir, sürüklenebilir veya böcek, mikroorganizma vb. canlılar tarafından alınabilirler.

Kullanılan pestisitler toprak partiküllerine yapışabildiği gibi sulama veya yağmur suyuna karışabilir, yıkanma ile toprağın derinliklerine veya yer altı su tabakasına ulaşabilirler. Özellikle toprağa bulaşan pestisitlerin, kimyasal, fotokimyasal ve biyolojik ayrışmaları, yıkanmaları, adsorbsiyonları ve buharlaşmalarıyla toprak faunası ve florası olumsuz yönde etkilenmektedir. Topraktaki mikroorganizmaların zarar görmesi, asalak ve avcı böceklerin ölmeleri ve bal arılarının zehirlenmeleri doğal dengenin bozulmasına neden olmaktadır. (Delen vd., 2005; Çelen, 2001; Ulusoy, 2001).

Günümüzde çevre koruma, insan ve toplum sağlığı bilinci ülkelere göre farklı düzeylerde olmakla birlikte önemli gelişmeler göstermiş ve tarım sektöründe son yıllardaki araştırmalar ekonomik, çevre dostu ve sürdürülebilir

(31)

tarımsal üretim yöntemleri üzerinde yoğunlaşmıştır. Tarımsal faaliyetler sonucu meydana gelen çevre kirlenmesine karşı Türkiye’de başlatılan bilinçlendirme ve uygulama çalışmaları ümit verici bir şekilde sürdürülmektedir. Türkiye’de polikültür tarımın yapıldığı Ege ve Akdeniz bölgelerinde kimyasal girdiler yoğun olarak uygulanmaktadır. Bu uygulamaların kontrollü ve bilinçli olarak yapılması için gereken önlemlerin alınması ve araştırmalara hız verilmesi ülkemiz ekonomisi ve çevre bilinci açısından büyük önem taşımaktadır.

Türkiye bağcılık için çok elverişli bir iklim kuşağı üzerinde yer almaktadır.

Hem ekolojik açıdan hem de üzümün birçok değerlendirilme olanaklarına sahip olması yönünden ülkemizde bağcılık önemli bir üretim dalıdır.

FAO’nun 2005 yılı verilerine göre dünyada toplam 7.326.080 ha alanda bağcılık yapılmaktadır. Aynı yıla ait toplam yaş üzüm üretimi ise 65.951.090 tondur. Kıtalar yönünden bağ alanları ve üretim değerleri incelendiğinde Avrupa kıtası birinci sırayı almakta, Avrupa kıtasını Asya ve Amerika kıtaları takip etmektedir. 530.000 ha’lık bağ alanıyla Türkiye; İspanya, Fransa ve İtalya’nın ardından 4. sırada yer almakta, Türkiye’yi ABD izlemektedir. Üzüm üretim değerleri incelendiğinde Türkiye, 3.650.000 ton değeriyle dünya üretiminde 6. sırada yer almaktadır (Çizelge 1.1) (Anonymous, 2007).

Türkiye’de toplam tarım alanının % 2,14’ü, bahçe bitkileri tarımı yapılan alanların ise % 15,6’sı bağlarla kaplıdır. Elde edilen ürün ise toplam meyve üretiminin % 29,3’ü dolayındadır. Tarım bölgeleri itibarıyla Ege Bölgesi bağcılıkta % 33 ‘lük alan ve % 43,3’lük üretim payıyla birinci sıradaki yerini devam ettirmektedir. Ülkemiz yıllık 350.000 – 400.000 tonluk üretimi ile

dünyanın en büyük kuru üzüm üreticisidir. Bu değer dünya üretiminin

% 40 – 50’sine denktir. Çekirdeksiz kuru üzüm üretimi yönünden ise yaklaşık

(32)

250.000 tonla, ABD’den sonra ikinci sıradadır. Üretimin yaklaşık % 75 – 80’i ihraç edilmektedir. Çekirdeksiz kuru üzüm üretiminin tamamı, Ege bölgesinin Manisa, Denizli ve İzmir illerinde yetiştirilen Sultani ve Yuvarlak Çekirdeksiz üzüm çeşidine aittir. Ülkemiz yaş üzüm üretiminin yaklaşık olarak % 40’ının çekirdeksiz ve çekirdekli kurutmalık, % 30’unun sofralık, % 28’inin şıralık,

% 2 – 3’ünün ise şaraplık olarak değerlendirildiği kabul edilmektedir (Çelik vd., 2005).

Çizelge 1.1 Dünyada ilk 10 ülkenin bağ alanı ve üzüm üretim değerleri (Anonymous, 2007)

Sıra Ülkeler Alan (1000 ha) Üretim (1000 ton)

1 İspanya 1170,63 6066,80

2 Fransa 853,91 6793,25

3 İtalya 837,85 8553,58

4 Türkiye 530,00 3650,00

5 ABD 378,32 7099,18

6 Çin 452,60 6616,00

7 İran 275,00 2800,00

8 Romanya 170,98 496,10

9 Portekiz 210,00 1000,00

10 Arjantin 208,00 2708,18

Türkiye’de bağcılık yapılan bölgelerde sık olarak görülen hastalıklar, Külleme, Mildiyö, Ölü kol, Kurşuni küf; zararlılar ise, Salkım güvesi, Maymuncuk, Trips, Yaprak uyuzu, Yaprak pireleri, Unlu bit, Kahverengi koşnil ve İki noktalı kırmızı örümcek olarak sıralanabilir (Çelik vd., 1998). Ege Bölgesi’nde söz konusu hastalık ve zararlılarla mücadelede asmanın farklı gelişme dönemlerinde yoğun bir ilaçlama programı uygulanmakta ve aşırı derecede pestisit tüketilmektedir.

Dünyada pestisit tüketimi yılda yaklaşık 3 milyon tondur. Gelişmiş ülkelerde ve Türkiye’de son 30 yılda tarım ilacı kullanımında önemli artışlar

(33)

olmuştur. Ülkemizde preparat olarak yılda ortalama 30.000 – 35.000 ton arasında pestisit tüketilmektedir. Etkili madde yönünden ise hektara ortalama 0,63 kg ilaç kullanılmaktadır (Anonymous, 2000). Bu değer dünyada gelişmiş ülkelerdeki etkili madde tüketimine oranla 7 – 28 kat daha düşük düzeydedir. Ancak Türkiye’de birçok gelişmiş ülkenin aksine, bölgeler ve iller arasında pestisit kullanımı yönünden heterojen bir yapı gözlenmektedir (Delen vd., 2005).

Türkiye’de ilaç kullanımı daha çok polikültür tarımın yapıldığı Akdeniz ve Ege Bölgeleri’nde yoğunluk göstermektedir. Yıllık pestisit tüketiminin % 65’i bu bölgelerde gerçekleşmektedir. Türkiye’de pestisit kullanımı ürünlere göre değerlendirildiğinde, kullanılan toplam ilaç miktarının % 7’si bağ alanlarında tüketilmektedir (Anonymous, 2006a). Araştırmacılar 2020 yılında dünyada 5 milyon tondan fazla, Türkiye’de ise 54.000 tonun üzerinde pestisit kullanılacağını tahmin etmektedir (Gürler ve Kurtaslan, 2007). Bu durum insan sağlığı ve doğal kaynakların ciddi şekilde tehdit altında olduğunu ve pestisit tüketiminin azaltılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Türkiye’de bağlarda yapılan ilaçlamalarda yardımcı hava akımlı hidrolik pülverizatörler, püskürtme tabancalı hidrolik pülverizatörler ve pnömatik pülverizatörler yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle yardımcı hava akımlı hidrolik pülverizatörle yapılan uygulamalarda bitki üzerindeki ilaç birikiminin yetersiz olması ve sürüklenme yoluyla meydana gelen ilaç kayıpları nedeniyle ilaçlama maliyeti artmakta ve çevre kirliliği meydana gelmektedir. Son 20 yıl içerisinde ilaçlama etkinliği, pülverizatörlerin çalışma koşulları ve sürüklenme üzerine araştırmalar yoğunluk kazanmıştır. Bağlarda yardımcı hava akımlı hidrolik pülverizatörlerle yapılan uygulamalarda asmaların çiçeklenme döneminde % 64 – % 94, koruk ve olgunlaşma dönemlerinde ise % 44 – % 67 oranında ilaç kayıplarının olduğu saptanmıştır (Pergher et al., 1997).

(34)

Kimyasal ilaç uygulamaları yapılırken kullanılan ekipmanın özelliği, hava koşulları ve ilacın kimyasal yapısına bağlı olarak hedef dışı alanlara ilaç sürüklenmektedir. Sürüklenme, pestisitlerin uygulama sırasında veya uygulamadan hemen sonra meteorolojik faktörler ve damla karakteristik özelliklerinden etkilenerek, hedef dışına, komşu tarlalarına, su kanallarına ve yaban hayatına doğru hareketi olarak tanımlanmaktadır (Anonymous, 2003).

Meteorolojik faktörler içerisinde ilaç sürüklenmesine etkili en önemli faktör, rüzgar hızı ve yönüdür (Matthews, 1992). Pülverizasyon sonucu oluşan damlaların çapı, uygulama basıncı, fan hava hızı ve uygulama hacmi de sürüklenmeye etki eden ana faktörlerdendir (Ozkan, 1991; Çilingir ve Dursun, 2002).

Pestisit kullanımının ve sürüklenmenin azaltılması ve bitki üzerindeki dağılım düzgünlüğünün iyileştirilmesi için en etkin yol uygulama parametrelerinde yapılacak olan değişikliklerdir. İlaçlama çalışmalarında hedef bitkiye göre doğru meme seçimi sürüklenmenin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Küçük çaptaki damlalar kolaylıkla sürüklenebilmektedir.

Meme teknolojisinde son yıllarda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Modern meme teknolojisi ile üretilmiş olan ve daha iri damlalar üretebilen memeler kullanılarak daha efektif ilaçlamanın yapılması sağlanabilir (Yıldız vd., 2005;

Bozdoğan ve Bayat, 2001) 1.2 Çalışmanın Amacı

Türkiye ekonomisinde önemli bir katkıya sahip olan ve Ege Bölgesi’nde geniş alanlarda tarımı yapılan bağlarda verimi ve kaliteyi artırmaya yönelik yapılan çalışmalar içerisinde kimyasal mücadele önemli bir yer tutmaktadır.

Bağlarda yapılan ilaç uygulamalarında ilacın hedefe yeterince ulaşamadığı ve

(35)

biyolojik etkinliğin sağlanamayacağı kaygısı, ilaç uygulaması yapan çiftçilerin ilaç dozunu artırma yolunu tercih etmelerine neden olmaktadır. Yapılan bu bilinçsiz uygulama ile bitki tacı ilaçla adeta yıkanmakta ve bitki üzerinde tutunamayan damlalar toprağa akmaktadır. Ayrıca pülverizatör ayarlarının yapılmaması, yanlış meme seçimi, uygulama parametrelerinin yanlış belirlenmesi gibi uygulama hataları sonucunda çevre kirliliği oluşmakta ve birim alana fazla ilaç atıldığı için ilaçlama maliyeti artmaktadır.

Bağlarda ilaç dağılım tekdüzeliği ve sürüklenmeyle ilgili problemlerin çözümüne yönelik Dünya’da ve Türkiye’de birçok çalışma yapılmış olup halen bu çalışmalar sürdürülmektedir. Son yıllarda pülverizatör memesi üreten firmalar özellikle sürüklenme sorununun çözümüne yönelik olarak farklı tipte memeler imal etmişlerdir. İlaçlama çalışmaları meteorolojik faktörlerden kolay etkilenmesi ve uygulama başarısının birçok parametreye bağlı olması nedeniyle oldukça hassas çalışmalardır. Sürüklenme nedeniyle oluşan ilaç kayıplarının çözümüne yönelik çalışmaların ülkemiz koşullarında, farklı bölgelerde yürütülmesine yönelik çalışmaların hızlandırılması gerekmektedir.

Bu çalışmada Türkiye’de meyve bahçesi ve bağ alanlarında yaygın olarak kullanılan yardımcı hava akımlı hidrolik pülverizatör ele alınmıştır. Projenin amacı, uygulama sırasında toprak yüzeyine olan ilaç sürüklenmesini azaltmaya yönelik olarak bazı pülverizasyon parametrelerinin etkilerini ortaya koymak ve makinanın en uygun kullanım koşulları hakkında öneriler sunmaktır.

Denemelerde yelpaze hüzmeli, konik hüzmeli ve hava emişli memeler, yapılan kalibrasyona göre 3 farklı işletme basıncında, asma bitkisinin 3 farklı gelişme döneminde, her döneme uygun olarak belirlenen uygulama normlarında ve pülverizatör fanının sağlamış olduğu 2 farklı hava hızında kullanılmıştır.

(36)
(37)

2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR

Tarımsal mücadele; verimliliğin ve kalitenin artırılması için üretimi olumsuz yönde etkileyen hastalık ve zararlılara karşı yapılan uygulamaları kapsar.

Gelişmekte olan ülkelerde bitki hastalık ve zararlıları nedeniyle ürün kaybı hasat öncesi % 30 – 50, hasat sonrası ise % 5 – 15 dolayındadır (Çelik, 2000).

Tarımsal mücadele çevreye zarar vermeden uygulanmalıdır. Özellikle aşırı dozda, bilinçsiz ve zamansız olarak yapılan pestisit uygulamaları, tarımsal üretimi olumsuz etkilediği gibi çevreyi ve insan sağlığını da tehdit eder duruma gelmiştir (Ülger vd., 2006).

Dünyada gelişmiş ülkelerin çevre koruma kurumları, tarımsal üretimde kullanılan kimyasal ilaçların oluşturduğu problemlerin çözümü üzerinde hassasiyetle durmaktadır. Tarımsal savaşta kullanılan pestisitlerin uygulanması sırasında meydana gelen kayıplar, gereğinden fazla ilaç kullanımıyla birlikte maliyeti de artırmıştır. Bunun yanı sıra yeterli biyolojik etkinlik sağlanamaması ve çevre kirliliğinin artması, araştırmacıları son 25 yıllık süreçte mevcut ekipmanların çalışma koşulları ve etkinlikleri üzerine çalışmalara yönlendirmiş ve bu konulardaki çalışmalar ağırlık kazanmıştır.

Bağlarda yapılan ilaçlama çalışmalarında pestisitlerin asma bitkilerinin iç kısımlarına işlemesinde birbiriyle ilgili birçok faktör etkili olmaktadır. Bunlar;

pülverizatör dizaynı, damla büyüklüğü, fan büyüklüğü, hava debisi, hava hızı ve yönü, uygulama oranı, pülverizatör memelerinin yönlendirilmesi, ilerleme hızı, hedef bitkinin yapısı, uygulama sahası, rüzgar hızı, yönü, hava sıcaklığı ve bağıl nem ile operatörün becerisi ve tutumu olarak sıralanabilir (Landers and Farooq, 2004a).

(38)

2.1 İlaç Sürüklenmesine Etkili Faktörler Konusunda Yapılan Çalışmalar Pestisit uygulamaları sonucu oluşan sürüklenme konusu oldukça karmaşık bir sorundur. İlaç sürüklenmesinin azaltılması ve hedef üzerindeki ilaç dağılım düzgünlüğünün iyileştirilmesine yönelik olarak birçok çalışma yürütülmüştür.

Farklı araştırıcılar tarafından yapılan araştırmalar, ilaç sürüklenmesinin meteorolojik koşullara, uygulama parametrelerine, pülverizatör ile ekipman tipine ve ilacın fiziksel özelliklerine bağlı olarak değiştiğini ortaya koymuştur (Ozkan et al., 1997; Hofman and Solseng, 2001).

Wolf (1997), ilaç sürüklenmesini belli sınırlar içerisinde tutmak için, ekipman, uygulama metodu ve damla çapı ile rüzgar hızı ve yönü, hava sıcaklığı, bağıl nem ve inversiyon gibi meteorolojik koşulların değerlendirmeye alınması gereken en önemli faktörler olduğunu bildirmektedir.

Bayat (1993), ilaçlama makinasının tipi, üretilen damlanın büyüklüğü, doğal rüzgarın hızı ve yönünün sürüklenme üzerinde önemli faktörler olduğunu vurgulamıştır. Damla büyüklüğünün püskürtme memesinin ölçülerine, sıvıya kazandırılan basınca ve hava hızına bağlı olduğunu, ayrıca damlaların bitki üzerinde tutunmasına bitki tacının yapısı ve yaprak alanının etkili olduğunu bildirmektedir. Araştırıcı damla çapı ile damla hızı arasındaki ilişkiyi incelemiş, damla çapı büyüdükçe damlaların hızının da arttığını, yardımcı hava akımlı uygulamalardaki artışın, hava akımsız uygulamalara göre daha fazla olduğunu belirtmiştir (Çizelge 2.1).

Çapı 150 ∝m’den küçük olan damlalar bitki tacı üzerindeki hava akımını izlemeye eğilimlidir. Daha kuvvetli rüzgarlarda daha fazla damla rüzgar akımını izlemekte ve böylece damlalar ilaçlanan alanın dışına sürüklenebilmektedir.

(39)

Çizelge 2.1 Yardımcı hava akımlı ve hava akımsız uygulamalarda damla hızı

Damla çapı (∝m) Damla hızı (m/s) (Meme ucundan 0,5 m uzaklıkta) Hava akımsız uygulama Hava akımlı uygulama

100 1,6 4,3

200 2,4 6,2

300 5,7 9,7

400 7,9 11,3

500 11,7 12,8

Landers and Farooq (2004a), bağlarda farklı gelişme dönemlerinde bitki yaprak yoğunluğunun ilaç sürüklenmesine olan etkilerini araştırdıkları çalışmada dört farklı tarihte denemeler yapmışlardır. Pülverizatör ilerleme istikametine dik olacak şekilde asma bitkilerinin sıra aralarına farklı yüksekliklerde suya duyarlı kağıtlar yerleştirilmiştir. Püskürtme noktasından olan mesafe arttıkça suya duyarlı kağıtlar üzerinde kaplama oranının azalma eğilimi gösterdiği belirtilmiştir. Asma bitkisinin erken gelişme döneminde (18 Haziran) püskürtme sıvısı dördüncü bitki sırasına kadar ulaşırken, 26 Haziran’da yapılan denemelerde ise en fazla ikinci sıraya kadar ulaştığı gözlemlenmiştir. Yaprak alan indeksinin daha fazla olduğu 2 ve 10 Temmuz tarihlerinde yapılan uygulamalarda ise yalnız birinci sıradaki suya duyarlı kağıtlarda kaplamaya rastlanmıştır.

Bayat (1991), ilaç uygulamaları sırasında hava sıcaklığının 32 oC’yi geçmesi durumunda ilaçlama etkinliğinin olumsuz yönde etkilendiğini, buharlaşma ve damla çapındaki küçülme nedeniyle rüzgarla sürüklenme riskinin arttığını ifade etmiştir. İlaç sürüklenmesinde bağıl nem ve rüzgar hızı değerlerinin de etkili olduğuna değinmiş ve ilaçlama çalışmaları sırasında nem değerinin % 30 – 80 arasında, rüzgar hızının ise 12 km/h’ten az olması gerektiğini belirtmiştir.

(40)

2.2 Pülverizatör Memeleri Konusunda Teknolojik Gelişmeler

Pülverizasyonun başarısında ve sürüklenmenin azaltılmasında püskürtme memeleri önemli düzeyde etkilidirler. En üstün teknoloji ile üretilen bir pülverizatörde başarı, en düşük maliyete sahip ve ilacın son çıkış noktası olan memelere bağlıdır (Zeren ve Bayat, 1995).

Dünyada pülverizatör memesi imalatı yapan önemli firmalar son yıllarda sürüklenmeyi azaltmaya yönelik özel memelerin üretimi üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırmışlardır. Firmaların geliştirdikleri düşük sürüklenmeli memeler, pülverizasyon içerisindeki küçük çaplı damlaların oranını azaltarak, sürüklenme potansiyelini azaltmaktadır (Ozkan et al., 1993; Wolf, 1997).

Düşük sürüklenme potansiyelli pülverizatör memelerinden biri olan hava emişli (air induction) memelerde, meme gövdesi üzerindeki bir hava giriş kanalından içeriye emilen hava ile sıvı birbirleriyle karışmakta ve sıvı meme ucundan çıkarken hava kabarcıklı damlalar meydana gelmektedir. Damlalardaki hava, damla büyüklüğünü bir dereceye kadar artırarak damla hızında da bir artış sağlamaktadır.

Soysal ve Bayat (2006), düşük sürüklenme potansiyelli memeler (Drift Guard, Turbo Teejet, Air Induction, Air-jet) ile standart yelpaze hüzmeli memeleri püskürtme tekniği açısından değerlendirdikleri çalışmalarında, memenin püskürtme paternindeki damlaların çaplarının ölçülmesi ve kaplama oranlarının saptanabilmesi için suya duyarlı kağıtlarla örnekler almışlardır. Suya duyarlı kağıtlar üzerindeki damla örnekleri, bir tarayıcı yardımıyla bilgisayar ortamına aktarılmış ve elde edilen görüntüler Image Tool 3,0 görüntü işleme programı ile analiz edilerek damla karakteristikleri ve pülverizasyon kalitesi belirlenmiştir. Denemeler sonucunda artan işletme basıncı ile tüm memelerde

(41)

sürüklenme riski içeren damlaların (<100∝m) oranı artış göstermiş, standart yelpaze hüzmeli, drift guard, turbo teejet ve air induction memelerde en yüksek kaplama oranı değerleri, 015 numaralı meme ucunun 4 bar basınçta işletilmesiyle sağlanmıştır.

2.3 Yardımcı Hava Akımlı Pülverizatörlerin Test Edilmesiyle İlgili Çalışmalar

Bağların ve meyve ağaçlarının ilaçlanmasında yardımcı hava akımlı pülverizatörler yaygın olarak kullanılmaktadır. Pülverizasyon sonucu oluşan damlaların hedefe taşınmasında hava akımının hızı ve yönü etkili olmaktadır.

Pülverizatör fanının sağlamış olduğu hava hızı ve üfleme yönleri, işletme basıncı ve traktör ilerleme hızının pülverizasyonun başarısı üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik çok sayıda araştırma bulunmaktadır.

Pülverizasyondaki başarının ifade edilmesinde kimi araştırmacılar damla sayısı ve dağılım düzgünlüğü (Furness and Pinczewski, 1985; Pergher and Gubiani, 1995; Gil et al., 1998; Güler, 2000) kriterlerini kullanırken; kimileri ise kaplama oranı (Pergher and Gubiani, 1995) ve birikim miktarı (Gil et al., 1998) kriterlerini kullanmışlardır. Araştırmacılar pülverizasyonun başarısında, dağılım düzgünlüğünün iyileştirilmesi kadar, ilaç kayıplarının azaltılmasının da hedeflenmesi gerektiğini ifade etmektedirler.

Bayat ve Tangolar (1994), yardımcı hava akımlı pülverizatörlerle püskürtülen ilacın ancak % 33’ünün asma yaprakları üzerinde tutunabildiğini belirtmektedir.

Miralles et al. (1996), hava akımlı meyve bahçelerinin ilaçlamasında kullanılan hidrolik pülverizatörlerin karakteristiklerinin belirlenmesinde

(42)

kullanılan yöntemlerin karşılaştırılması için bir araştırma yapmışlar; hava debisi, hava hızı ve dağılımı ve sıvı dağılımları üzerinde çalışmışlardır. Denemeler sonucunda en düşük varyasyon katsayısı değerinin 300 min-1 traktör kuyruk mili devrinde % 0,38; 540 min-1 kuyruk mili devrinde ise % 0,19 değeri ile 5 delikli pitot tüpüyle yapılan ölçümlerde elde edildiğini ve hava hızı ölçümünün hemen çıkış ağzında yapılmasının daha iyi olacağını belirtmişlerdir.

Pergher and Gubiani (1995), bağlarda çiçeklenme dönemi sonunda ve olgunlaşma döneminde hava akımlı pülverizatörle yürüttükleri denemeler sonucunda, hava debisindeki artışın bitki üzerindeki kaplama oranını azalttığını ve toprak yüzeyine olan kayıpları arttırdığını belirlemişlerdir. Toprak yüzeyine giden iz maddesinin 313 – 391 l/ha uygulama hacminde % 34,5 – % 36,8;

648 – 782 l/ha uygulama hacminde ise % 41,3 – % 48,9 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Aynı çalışmada hava debisinin sürüklenmeye olan etkileri de araştırılmış, düşük hava debisinde sürüklenmeden dolayı oluşan kayıplar

% 6,5 – % 10,5; yüksek hava debisinde ise % 7,8 – % 19,8 olarak bulunmuştur.

Hedef yüzey üzerindeki en yüksek birikim miktarını düşük ilaç normu ve düşük hava debisi kombinasyonlarında elde etmişlerdir. Araştırmacılar iz maddesi olarak BSF kullanmış ve iz maddesi birikim miktarı ölçümlerini fluorometre ile yapmışlardır.

Randal (1971), elma ağaçlarında, hava akımlı bahçe pülverizatörleri ile ilaç uygulamalarında, hava debisi ve basınç ilişkileri ile ilaçlama sırasında ilerleme hızı ve rüzgarın ilaç dağılım düzgünlüğüne etkilerini araştırdığı çalışmasında, düşük ilerleme hızlarında ilaç dağılım düzgünlüğünün daha iyi olduğunu belirtmektedir.

(43)

Göhlich et al. (1996), bağ ve meyve bahçesi ilaçlamasında hedef yüzey üzerinde optimum düzeyde dağılım düzgünlüğünün sağlanmasının yeterli bir hava akımı ile sağlanabileceğini ve damlaların hedef dışına gitmemesi için damlaya kazandırılan enerjinin düşürülmesi gerektiğini bildirmişlerdir.

Araştırmacılar ayrıca hava akımlı makinaların çok karmaşık ihtiyaçlara gereksinim duyduğunu ve bu ihtiyaçların karşılanabilmesi için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini vurgulamışlardır.

Bayat ve Zeren (1990), meyve bahçesi ilaçlamalarında kullanılan yardımcı hava akımlı pülverizatörlerde damlanın hedefe etkin olarak taşınabilmesi için damla taşıma enerjisinin artırılması gerektiğini ve bunun için de hava akımı miktarının ve hava hızının artırılması gerektiğini söylemektedirler. Bunun yanı sıra hava hızının 35 m/s’den daha büyük olduğu durumlarda bitkinin yapraklarının zarar gördüğünü ve genellikle hava hızının 20 – 35 m/s arasında olmasının istendiğini belirtmişlerdir.

Planas et al. (1998), meyve, bağ ve turunçgillerde yardımcı hava akımlı uygulamalarda ilaç kayıplarının azaltılması ve bitki üzerindeki ilaç birikiminin artırılmasına yönelik yaptıkları çalışmada meyve ve turunçgil ağaçlarından farklı olarak bağlarda çıkış hava hızının azaltılmasının daha üniform bir dağılım sağlayacağını belirtmişlerdir.

Pezzi and Rondelli (2000), bağlarda açıları ayarlanabilir dikey hava çıkışlı pülverizatörle iki farklı üfleme açısının (90o ve 120o) ve üç farklı fan devrinin (1500, 2000 ve 2500 min-1), bitki üzerindeki ilaç birikimi ile kayıplara olan etkilerini incelemişlerdir. Araştırma sonucunda, fan hızının etkisinin hava akımı yönüne oranla daha etkili olduğunu, fan hızındaki artışın, havaya ve toprağa olan ilaç kayıplarını iki misli artırdığını ve uygulama alanının dışında sürüklenme

(44)

meydana geldiğini bildirmişlerdir. Araştırmacılar ayrıca bitki üzerindeki kaplama oranı değerlerini de saptamışlar ve kaplama oranı yönünden en iyi sonucun daima asma bitkisinin üst seviyelerinde oluştuğunu belirtmişlerdir. Denemelerde en yüksek fan hızı (2500 min-1) ve geriye doğru 120oüfleme açısı kombinasyonu ile en iyi kaplama oranı ve penetrasyon elde edilmiştir.

Landers and Farooq (2004b), elma bahçesinde yardımcı hava akımlı pülverizatörle yaptıkları çalışmada pülverizatör fanının sağlamış olduğu hava akımının hızındaki değişimin sürüklenme ve kalıntı üzerindeki etkilerini araştırmışlardır. Denemeleri Haziran ayı boyunca elma ağaçlarının tam vejetasyon döneminde gerçekleştirmişlerdir. Denemelerde 540 min-1 kuyruk mili devrinde (2076 min-1 fan devrinde) ve 405 min-1 kuyruk mili devrinde (1557 min-1 fan devrinde) olmak üzere 2 farklı devirde çalışılmıştır. Denemeler sonucunda fan devrinin 2076 min-1 olduğu durumda hedef bitki sırasından 24,4 m mesafede suya duyarlı kağıtlar üzerinde % 10’luk kaplama oranı değeri saptanmış, 1557 min-1 fan devrinde çalışmada ise, hedef bitki sırasından 6,1 m ve 12,2 m mesafelerde sırasıyla % 16 ve % 0,20 ‘lik kaplama oranı değerleri tespit edilmiştir. Fan devrindeki % 25’lik azalma ile birlikte hedef bitki sırasından olan sürüklenme mesafesi ve değeri belirgin şekilde düşüş göstermiştir. Fan hızının bitki üzerindeki kaplama oranına etkisi incelendiğinde 540 min-1 fan devrinde kaplama oranı % 36,1 olarak tespit edilmiş ancak 405 min-1 fan devrinde hedefteki kaplama oranı % 27,5 değerini almıştır. Fan hızındaki azalma hacimsel ortalama damla çapının artmasına neden olmuştur. 2076 min-1 devirde 360 ∝m olarak saptanan hacimsel ortalama damla çapı değeri, 1557 min-1 devirde 460 ∝m’ye yükselmiştir.

Güler ve Tozan (2004), bağlarda yaygın olarak kullanılan yardımcı hava akımlı hidrolik pülverizatör üzerinde modifikasyonlar yaparak, pülverizatörün

(45)

sahip olduğu hava debisi, hava yönü ve çalışma basıncının ilaçlama başarısına ve kayıplara olan etkilerini incelemişlerdir. Denemeler sonucunda, basınç artışının genel olarak kaplama oranını artırdığını ancak dağılım düzgünlüğünü bozduğunu, hava debisindeki artışın ise kayıpları artırdığı gibi dağılım düzgünlüğünde de olumsuz etki oluşturduğunu ifade etmişlerdir. Araştırmacılar bağlarda, nispeten düşük basınç değerlerinde (6 bar) ve denemelerde en iyi sonucu veren 30473 m3/h hava debisinde çalışılmasının uygun olacağını önermişlerdir. Ayrıca hava debisini ayarlayabilme imkanı sunan makinaların tercih edilmesinin doğru olacağını bildirmişlerdir.

Vannuci et al. (1998), bağlarda hava akımlı pülverizatörle iki farklı formülasyon ve 25 ile 40 bar olmak üzere iki farklı basınçta çalışarak, bu faktörlerin sürüklenmeye olan etkilerini araştırmışlardır. Sonuçta, çalışma basıncı azaldıkça, formülasyondan bağımsız olarak, sürüklenmenin de azaldığını belirtmişlerdir. Araştırıcılar arazi denemelerinde ASAE standartlarında (ASAE S387.2) (Anonymous, 1995) belirtilen ortalama 32 ºC sıcaklık ve % 70 nem sınır değerlerinde çalışmışlar, rüzgar hızı ve yönünü yerden 2,5 m yükseklikte belirlemişlerdir..

SDTF (Spray Drift Task Force) (1997), hava akımlı pülverizatörlerle yapılan çalışmaların sonuçlarına göre, sürüklenme potansiyelinin damla büyüklüğü ile bitki yeşil aksamı arasındaki etkileşime bağlı olduğunu belirtmiştir. İlaç karışımının fiziksel özellikleri; ekipman parametreleri, uygulama tekniği ve hava koşullarının birlikte olan etkilerine oranla sürüklenme üzerinde daha az bir etkiye sahiptir (Anonymous, 1997).

Gil et al. (1998), bağlarda ilaçlama uygulamalarının iyileştirilmesine yönelik olarak yaptıkları çalışmada, üç farklı makina ve üç farklı uygulama

(46)

normunda (100, 200, 300 l/ha), Cu2++ iz maddesi kullanarak birikim homojenliğini, toprağa giden kayıpları belirlemişlerdir. 4,5 ve 6,4 km/h ilerleme hızlarında yapılan denemeler sonucunda, 6,4 km/h ilerleme hızında yapılan ilaçlamada daha iyi bir dağılım elde edildiğini ve toprağa giden ilaç miktarının da az olduğunu belirtmişlerdir. İlerleme hızı artışı iş kapasitesini de artırdığından, bu sonuç daha da önem kazanmaktadır. Ayrıca düşük hacimli uygulamada toprağa giden kayıp miktarı daha az olmuş ve hedef üzerindeki kalıntı miktarı artmıştır.

Salyani and Whitney (1990), turunçgil ağaçlarında, hava akımlı pülverizatörle yaptıkları çalışmada ilerleme hızının bitki üzerindeki ilaç birikimi üzerine etkilerini araştırmışlardır. Denemeler 1,6, 2,8, 4,0 ve 6,4 km/h ilerleme hızlarında yapılmıştır. Çalışma sonucunda ilerleme hızının bitki üzerindeki ilaç birikimi yönünden istatistiksel olarak önemli bir etkiye sahip olmadığını saptamışlar ancak ilerleme hızının artmasıyla kalıntıdaki değişkenliğin arttığını vurgulamışlardır. Ayrıca örnek yüzeylerinin bitki üzerindeki konumlarının ilaç birikimi üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu ve ilerleme hızıyla etkileşim gösterdiğini belirtmişlerdir.

2.4 Laboratuvar ve Arazi Testlerinde Esas Alınan Yöntemler, Standartlar ve Kullanılan Materyaller

Sürüklenme miktarının tespit edilebilmesi için araştırıcılar laboratuarda ve arazi koşullarında sürdürdükleri denemelerinde iz maddesi birikim miktarının tespit edilebilmesi için plastik veya kâğıt levhalar, selülozik kâğıtlar, filtre kâğıtları; damla büyüklüğü ve yüzey kaplama oranının tespiti için farklı ebatlarda suya ve yağa duyarlı kâğıtlar kullanmışlardır. Araştırıcılar denemelerde iz maddesi olarak, tartrazine, brillant sulfo-flavine ve sodium fluoroscein gibi

(47)

maddeler kullanmışlar ve yıkama sonrası absorbans değerlerini spektrofotometre veya fluorometre cihazları ile belirlemişlerdir. (Balsari and Marucco 2004;

Pergher 2003; Fox et al., 1998).

Salyani and Whitney (1988), arazi koşullarında yapılan ilaçlama çalışmalarında, ilaçlama etkinliğinin göstergelerinden birinin kalıntı analizi olduğunu belirtmişlerdir. Araştırıcılar, ilaç kalıntı miktarlarını belirlemede kullanılan farklı yöntemleri ele aldıkları çalışmalarında, fluorometrik ve kolorimetrik yöntemlerden yararlanıldığını ve uygulamalarda floresans iz maddelerinin kullanılabileceğini bildirmişlerdir. İz maddesi birikim miktarını tespit etmek amacıyla doğrudan yapraklardan örnek alınabileceği gibi, filtre kağıtları yardımıyla da örnek alınabilir.

Raffel (1989), bağ ilaçlamasında farklı hava yönlendirme sisteminin elektrostatik yüklemeyle birlikte etkisini araştırmış, çalışmasında iz maddesi olarak BSF (Brillant Sulfo flavine) kullanmıştır.

Bayat (1991), turunçgil ilaçlamasında klasik püskürtme yöntemleri ve elektrostatik yükleme yöntemi etkinliğinin belirlenmesi üzerinde yapmış olduğu çalışmada birim bitki yüzeyinde tutulan ilaç miktarı ve ilaç kayıplarının ölçümünde Stardust ve BSF iz maddeleri kullanmış, örneklerin değerlendirilmesinde fluorometrik yöntemden yararlanmıştır.

Koçer vd. (2002), bağda düşük hacimli ilaçlama makinaları üzerinde yapmış oldukları araştırmada bitki üzerindeki ilaç dağılım düzgünlüğünü saptamak için parsellerin ortasında bulunan ve parseli temsil edebilecek özellikte bir omcayı yatay düzlemde dikey olarak üç bölgeye ayırmışlardır. 2,54 x 5 cm boyutlarındaki suya duyarlı kağıtlar bu bölgelere salkımların yanındaki yapraklara ve yere yakın gövde üzerine zımba ile tutturulmuş, ilaçlama sonrası

(48)

en az 2 – 3 dakika kurumaya bırakılan suya duyarlı kağıtlar, önceden numaralanmış zarflara ayrı ayrı konulmuş ve daha sonra laboratuvarda görüntü analizleri yapılmıştır.

İlaçlama uygulamalarında hedef üzerindeki ilaç dağılımının düzgünlüğü ve ilaç kayıplarına etki eden faktörlerden birisi de hedef bitkinin gelişme dönemine bağlı olarak değişiklik gösteren yaprak yoğunluğudur. Araştırmacılar denemelerinde her uygulama öncesinde yaprak sayımları ve yaprak alan ölçümleri yaparak yaprak alan indeksi değerini belirlemişlerdir (Vercruysse et al., 1999; Gil, 2002).

Tücer ve Güler (1998), meyve bahçesi ve bağlarda kullanılan pülverizatörlerin performanslarının belirlenmesi için yapılan deneylerde kullanılan metot ve standartlar üzerine yaptıkları incelemelerde, hedef üzerindeki ilaç dağılımının saptanması amacıyla fluoresent iz maddesi kullanıldığını ve iz maddesinin en fazla 1,5 g/l konsantrasyonunda hazırlanmasını ve uygulamadan önce 20 dakika süre ile karıştırılması gerektiğini belirtmişlerdir. Uygulamadan sonra örnek alma yüzeylerinin (kollektörler) mümkün olduğunca kısa sürede toplanması ve fotokimyasal degradasyondan kaçınmak için derhal karanlık kutulara konması gerekmektedir. Araştırmacılar drift (sürüklenme) ölçümlerinde, rüzgar hızının yerden en az 2 m yükseklikte ölçülmesi gerektiğini, rüzgar yönünün ilaçlama doğrultusunda 90o±30o tolerans sınırları içinde kalması gerektiğini belirtmişlerdir.

Balsari and Marucco (2004), bağlarda toprak yüzeyine olan sürüklenme miktarını belirlemeye yönelik bir dizi denemeler yapmışlardır. Denemeler iki farklı özellikteki bağda ve iki farklı gelişme döneminde yapılmıştır. Geleneksel yardımcı hava akımlı pülverizatör, üç farklı hacimsel ortalama damla çapıyla, iki

(49)

farklı hava debisinde kullanılmıştır. Sonuçlar bitki karakteristiklerinin yere olan sürüklenme miktarında önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Yoğun vejetasyona ve daha az boşluğa sahip olan bağlarda, geniş boşluklara sahip ve yaprak yoğunluğu az olan bağlara göre sürüklenme miktarı daha az olmuştur.

Küçük damlalar ve yüksek hava hızı kullanımı sürüklenme değerini artırmıştır.

Araştırmacılar denemelerinde ISO (DIS 22866) standartlarında belirtilen deney yöntemlerini esas almışlar ve çalışmalarını 50 m’lik bir mesafede, yaklaşık 50x20=1000 m2’lik bir alanda yürütmüşlerdir. Drift kollektörleri son asma bitkisi sırasından itibaren 5, 10, 15 ve 20. metrelere yerleştirilmiştir. Kollektörler aynı ölçülerdeki ağaç dayanaklara tutturulmuş ve yere paralel olacak şekilde yerleştirilmiştir. Uygulama yapıldıktan sonra ve örnekler kuruduktan sonra kollektörler toplanmış ve etiketli plastik kutularda muhafazaya alınmıştır. Sonra laboratuvarda spektrofotometre cihazı ile analizleri yapılmıştır. Uygulama süresince hava sıcaklığı ve bağıl nem bir higro-termometre ile ölçülmüş, rüzgar hızı ve yönü her 5 saniye aralıklarla açı ölçerli anemometre (taco goniometer cup anemometer) ile yerden 3 m yükseklikte ölçülerek kaydedilmiştir.

Hardi firması’nın ilaç sürüklenmesini saptamaya yönelik olarak belirlediği deney yönteminde, ilaçlama makinasının gideceği doğrultuya dik olacak şekilde ölçümlerin yapılacağı bir çizgi belirlenir. Filtre kağıtları, ilerleme istikametine dik ve aralarında 1 m mesafe olacak şekilde yerleştirilir. Ölçümlerin yapılacağı çizgi üzerinde 1, 2, 3, 4, 5, 7,5, 10, 15, 30 ve 50. metrelere yer kollektörleri yerleştirilir. Havaya yükselen ilaç miktarının ölçümü için dikey olarak yerleştirilmiş kolektörler kullanılır. Bu kollektörler 6 m’lik direk üzerinde 0,5, 1, 2, 4 ve 6. metrelere yerleştirilir. Meteorolojik ölçümleri yapacak cihazlar 6 ve 10 m yüksekliğindeki iki direğe yerleştirilir. Bütün ölçümler bir datalogger tarafından kaydedilir. Toplam 5 ilaçlama 5’er dakikalık aralıklarla yapılır.

(50)

Çalışma basıncı, traktör hızı ve sıvı debisi bir elektronik kontrol birimi tarafından sürekli olarak kaydedilir. Floresans boya formundaki bir iz maddesi 0,1 g/l konsantrasyonunda ilaçlama sıvısına karıştırılır. İlaçlama mesafesi, ölçüm çizgisinin yaklaşık iki katı olarak alınır. Uygulama tamamlandıktan sonra kollektörler zaman geçirmeden toplanır ve karanlık bir ortamda muhafaza edilir.

Örnekler fluorometre cihazında analiz edilir (Anonymous, 2006b).

Tarımsal ilaçlama konularında yapılan araştırmalarda pülverizatörler tarafından oluşturulan damlaların fiziksel özelliklerinin, sayılarının ve bitki üzerindeki kaplama oranının belirlenmesinde bilgisayar ortamında kullanılan görüntü analiz programlarının kullanımı giderek yaygınlaşmıştır. Özellikle geniş kapsamlı çalışmalarda çok sayıda damla örneğinin mikroskop altında analiz edilmesi oldukça yorucu ve zaman alıcı bir iştir. Bu nedenle son yıllarda birçok araştırmacı görüntü analiz programlarını tercih etmektedirler.

Deligönül ve Sağlam (1991), damla karakteristiklerinden hacimsel ortalama çap değerinin, damlaların alan ve hacim büyüklüklerini birlikte ifade etmesi yönünden, damla dağılımını daha iyi karakterize ettiğini ve diğer çaplara oranla daha gerçekçi olduğunu belirtmektedirler.

Pülverizatör memeleri tarafından oluşturulan damlaların çaplarının ve sayılarının belirlenmesinde, mikrometreli mikroskop, leke yöntemi, yağ banyolu yöntem, fotoğraflama ve lazerli optik gibi yöntemler kullanılmaktadır. Son yıllardaki çalışmalarda suya duyarlı kağıtlar üzerindeki damlaların çözümlenmesinde bilgisayarda görüntü analiz programlarının kullanıldığı görülmektedir. Yöntemin hızlı olması ve kabul edilebilir sınırlar içerisinde hata payında çalışabilmesi araştırmacılar tarafından tercih edilmesini sağlamıştır.

(51)

Karahan ve Sağlam (1997), damla dağılımının farklı yöntemlerle saptanması üzerine yaptıkları çalışmada, örnekleme yüzeyi olarak suya duyarlı kağıtlar kullanmışlardır. Fiziksel damla analizi için, mikrometreli mikroskop, tepegöz ve bilgisayarda çalıştırılan bir görüntü analiz programından yararlanmışlardır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda mikrometreli mikroskopla yapılan ölçüm ve analizlerin daha güvenilir olduğu ortaya çıkmış, tepegözle büyütme ise fotokopiden dolayı hassas bir ölçüm sağlayamamıştır.

Görüntü analiz programı ile bilgisayarda yapılan analizler ise oldukça kısa sürede tamamlanabilmekte ve suya duyarlı kağıdın tüm yüzeyi hakkında karakteristik değerler elde edilebilmektedir. Bu durum diğer iki damla çözümleme yöntemine göre avantaj sağlamaktadır.

(52)

Referanslar

Benzer Belgeler

6) lgili mevzuatlarda belirlenen kullanım ömrü süresince malın azami tamir süresi 20 iş gününü, geçemez. Bu süre, garanti süresi içerisinde mala ilişkin arızanın

uzunluğundaki boru boyunca N 2 gazı içinde eş molar karşılıklı olarak yayınmaktadır, sıcaklık 25°C ve toplam basınç ise 101.32 kPa olarak verilmiştir. Amonyağın

Kısa basış Uyku Modu İyon üretici, kablosuz şarj, PM2.5 sensörü, Bluetooth, fan ve gece lambası normal çalışıyor; fan hızı uyku ayarındadır. Kısa basış Fan hızı

- Daha düşük işletme masrafı , çünkü MIDES® VALF daha fazla deşarj oranına sahip olduğu için yaptığı iş artar ,ayni iş için daha az hava harcar, dolayısıyla

• Açık havaya oranla %25 kadar daha fazla CO 2 bulunan sisli havalarda bitkilerin belli sürede, belli fotosentez alanında yapmış oldukları kuru madde

Hipertansif hastalarda ise hastan›n antihipertansif tedavi kullan›p kullanmamas›ndan ba¤›ms›z olarak günlük en düflük s›cakl›k de¤eri ile intraserebral kanama

Kabul edilebilir iç hava kalitesi oluşturmak için CO 2 hissedicileri iklimlendirme ve havalandırma sistemlerinde kullanılarak, gerekli temiz dış hava iç ortama sevk

Çünkü kişinin sahip olduğu gerçek kullanım değeri de de­.. ğişir, algı alanındakiler