II
T.C.
İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
İLETİŞİM ANABİLİM DALI
MEDYA VE İLETİŞİM SİSTEMLERİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI
SURİYE’Lİ TÜRKMEN TOPLUMUNUN YAŞADIKLARI VE ARAP MEDYASININ
TÜRKMENLERE BAKIŞ AÇISI
Yüksek Lisans Tezi
Kadriye AYRIK 100025874
Danışman: Doç. Dr. Oya ŞAKI AYDIN İstanbul, 2017
III
SURİYE’Lİ TÜRKMEN TOPLUMUNUN YAŞADIKLARI VE ARAP MEDYASININ TÜRKMENLERE BAKIŞ AÇISI
ÖZET
Medyanın süregelen çatıĢmaları ve kültürel yapıyı sunmakta önemli iĢlevleri olduğu aĢikârdır. Tarihi ve coğrafi Ģartlar gereği Türkmenler kendilerini Suriye‟de devam eden krizin ortasında bulmuĢlardır. Özellikle de Türkiye‟nin Rus uçağını Türkmen Dağı‟nda düĢürmesi sonucu gözler Türkmenlerin üzerine çevrilip gündeme gelmiĢlerdir. Suriye ve bölgedeki son geliĢmeler neticesinde Türkmenler medyada da büyük ölçekte yer almaktadırlar. Bu çerçevede farklı yayınların Türkmenlere karĢı nasıl bir bakıĢ açıĢı oluĢturduğunu çalıĢmamızda ele almaya çalıĢtık. Bu tezin bir diğer amacı da Türkmen toplumunu çeĢitli yönleriyle tanıtabilmektir. Toplumların tanıtılmasında ve kültürün aktarılmasında medyanın büyük bir payı olduğunu düĢünerek, tez kapsamında Arap Medyasının Türkmen meselesini nasıl yansıttığı örnek haberler üzerinden ele alınacaktır.
ÇalıĢmada Suriye‟li Türkmenlerin kim oldukları, nereden geldikleri, Suriye‟de coğrafi olarak nasıl dağıldıkları, bu toplumun Suriye‟de neler yaĢadıkları, Suriye devrimindeki rolleri ve Ģu anki durumları da ele alınmaktadır. Türkmenlerin Suriye‟de yaĢadıkları ile ilgili Arap Medyasında (Suriye sahil Ģeridindeki Türkmenler etnik temizlik tehdidiyle karĢı karĢıya”, “Türkmen azınlığını göçe zorlamak, projeler ve hayaller”, “Türkmen Dağı, Stratejik önem ve bölgesel bahisler”, “Lazkiye kırsalındaki çatıĢmaların Ģiddetlenmesi sonucu Türkmenler Türkiye sınırına akın ettiler”, “Ġki defa bedel ödeyen mağdurlar, Suriye Türkmenleri”, “Esad rejimi taraftarları Türkmenlere toplu katliam uygulama çağrısında bulundular ) gibi yer alan baĢlıklar çalıĢmada inceleme konusu olmuĢtur.
ANAHTAR KELİMELER: Suriye Türkmenleri, Arap Medyası, Türkmen Dağı, etnik temizlik.
IV
THE EXPERIENCE OF SYRIAN TURKMEN SOCIETY AND THE ARAB MEDIA’S VIEWS ON THE TURKMENS
ABSTRACT
It is clear that the media has an important function in presenting continuing strifes and the cultural structure. Turkmen‟s in Syria found themselves in the middle of the ongoing conflict due to the historical and geographical conditions. Especially, Turkmens came under the light when Turkey shoot down the Russian war plane on Turkmen Mountain. Also, with ongoing war in Syria and the region, Turkmens became more visible in news. This study is trying to analyze different views on Turkmens through the related news in media. Another objective of this study is to introduce Turkmen society in Syria from different dimensions. Having in mind that media has a great role in presenting societies and cultures, this paper will be analyzing how Arab media portraited the Turkmen society from the related sample news.
This thesis tries to answer who are the Syrian Turkmens, where are they coming from, how they are located geographically, what did they went through in Syria, what is their role in Syrian revolution and what is their current situation. Some of the headlines from the Arab media that were researched are including; “Turkmens on the Syrian shores are facing ethnic cleansing threat”, “Forcing Turkmen minority to exile, projects and dreams”, “Turkmen Mountain, Strategic Importance and Regional Issues”,
“Turkmens Rushed to the Turkish Border Due to Escalating Clashes in Lazkiye Country Side”, “Syrian Turkmens; Victims Who Paid Double Price”, “Esad Regime Supporters Called for Massacre to Turkmens”.
KEY WORDS: Syrian Turkmens, Arab Media, Turkmen Mountain, ethnic cleansing.
V
İÇİNDEKİLER
SURĠYE‟LĠ TÜRKMEN TOPLUMUNUN YAġADIKLARI VE ARAP
MEDYASININ TÜRKMENLERE BAKIġ AÇISI ... III ÖZET ... III ABSTRACT ... IV ġEKĠL LĠSTESĠ ... VIII KISALTMALAR ... IX
GĠRĠġ ... 1
1. SURİYE ... 4
1.1. Suriye‟nin tarihteki konumu ... 4
1.2. Suriye Ġsminin Kökeni ... 5
1.3. Tarih ... 6
1.3.1. Eski Tarih ... 6
1.3.2. Emeviler ve Abbasiler ... 7
1.3.3. Osmanlı Suriye‟si ... 9
1.3.4. Krallık, Manda, Birinci Cumhuriyet ... 10
1.3.5. Ġkinci Cumhuriyet ... 11
1.3.6. Suriye Krizi ... 12
1.4. Coğrafya ... 13
1.4.1. Konum ve Arazi ... 13
1.4.2. Ġklim ... 14
1.4.3. Sular ... 15
1.4. 4. Bitki Örtüsü ve Hayvan ÇeĢitliliği ... 15
1.5. Nüfus ve YerleĢme ... 16
1.5.1. Etnik ve Dine Dayalı Gruplar ... 17
1.5.2. Dil ... 17
1.6. Siyaset ... 18
1.6.1. Devlet Sistemi ... 18
1.6.2. DıĢ ĠliĢkiler ... 19
VI
1.6.3. Silahlı Kuvvetlerin Durumu ... 19
1.7. Ekonomi ... 20
1.8. Kamu Hizmetleri ... 22
1.8.1. Eğitim ... 22
1.8.2. Sağlık ... 23
1.9. Kültürel Yapı ... 24
1.9.1 Medya ... 26
1.9.2. Edebiyat ... 27
2. TÜRKMENLER - SURİYE TÜRKMENLERİ ... 28
2.1. Türkmen Deyiminin Kökeni: ... 28
2.2. Tarih ... 29
2.2.1 Türkmenlerin bölgeye hicret tarihleri (ġam‟a hicret): ... 29
2.2.2. Türkmenlerin Selçuklu, Abbasi ve Emevilerle gelmeleri: ... 31
2.2.3. Osmanlı dönemi ... 32
2.3. Kavrama Hamleleri ... 33
2.3.1. AraplaĢtırma ... 33
2.4. Nüfus ... 34
2.4.1. Suriye Türkmenlerinin nüfus sayımı ... 34
2.4.2. Suriye Türkmenlerinin coğrafi nüfus dağlımı ... 35
2.5. Türkmenlerin Toplumsal ve Kültürel Yönleri ... 37
2.5.1. Aile Hayatı ... 38
2.5.2. Türkmen Halkının Nesebi ve Kökleri ... 39
2.5.3. Suriye‟deki Köklü Türkmen Olan Ünlü Arap Aileleri ... 40
2.6. Suriyeli Türkmen Toplumunun YaĢadıkları ... 43
2.7. Eski ve Yeni Dönemde Arap Ġslam Medeniyetinin ĠnĢasında Türkmenlerin Rolü ... 47
2.8. Suriye Türkmenlerin, Suriye Devrimindeki Rolleri ... 49
3. ARAP MEDYASININ TÜRKMENLERE BAKIŞ AÇISI ... 52
3.1. Türkmenler ile İlgili Haberlerin Çıkan Başlıklar ... 52
3.1.1. El-cezire’de Çıkan Haberler ... 53
3.1.2. El-arabiya’da Çıkan Haberler ... 69
3.1.3. Oryent’te Çıkan Haberler ... 73
3.1.4. Es-suriyye’de Çıkan Haberler ... 76
VII
3.1.5. El-mağrib’te Çıkan Haberler ... 79
3.1.6. France 24’te Çıkan Haberler ... 81
3.1.7. Syria news’de Çıkan Haberler ... 83
3.1.8. El-vatan’da Çıkan Haberler ... 85
3.1.9. El-ittihad’ta Çıkan Haberler ... 86
3.1.10. En-nahar’da Çıkan Haberler ... 88
3.1.11. Enab Beledi’de Çıkan Haberler ... 89
3.1.12. Mısır El-arabiyye’de Çıkan Haberler ... 92
3.1.13. El-haliç’te Çıkan Haberler ... 94
3.1.14. El-yaoum24’te Çıkan Haberler ... 96
3.1.15. You Tube’ta Türkmenlerle İlgili Yayınlanan Bazı Haberler ... 97
SONUÇ ... 100
EKLER ... 103
KAYNAKÇA ... 118
VIII
ŞEKİL LİSTESİ
Şekil 1. Suriye Türkmenlerin Coğrafi Nüfus Dağılımı ... 35
Şekil 2. El-cezire Sloganı ... 53
Şekil 3. Suriyeli Türkmenler Genel Olarak Kendi Bölgeleri Dışına Çıkmaktan Uzak Duruyorlar Esad Rejiminin Şabbiha Diye Adlandırılan Militanların Eline Düşmemek amacıyla. ... 54
Şekil 4. Ali Cemmal Mahallesi ... 55
Şekil 5. Türkmen Mültecileri ... 57
Şekil 6. Türkmen Mültecilerin Kamplarından Biri ... 58
Şekil 7. Rejimin Türkmen Dağı'nı Ele Geçirmesiyle Birlikte Aşırı Yoğunluk Yaşayan Yamadı Kampı ... 60
Şekil 8. Rejim, Halkı Başından Beri Devrimi Destekleyen Türkmen Dağı Ormanlarını Yakıcı Maddelerle Bombalayarak %70'ini yok Etmiş ... 63
Şekil 9. El-cezire Kanalında Yayınlanan El-vaki El-arabi Programı ... 65
Şekil 10. Rusya'nın İstanbul Başkonsolosluğu Önünde Türkmen Dağı'nı Hedef Alan Bombardıman Protesto Edildi ... 67
Şekil 11. Suriye Kuvvetleri Türkmen Dağı'nda Burc El-kasab ve Tel Zahiye Bölgelerini Bombalıyor ... 68
Şekil 12. Türkmen Dağı'na Bombardıman ... 68
Şekil 13. El-arabiyye Sloganı ... 69
Şekil 14. Suriye Türkmenleri Kimlerdir ... 70
Şekil 15. Esad Rejimi Suriye Türkmenlerine Karşı Kışkırtma Yapıyor ... 72
Şekil 16. Oryent News Sloganı ... 73
Şekil 17. Suriye Türkmenleri ... 73
Şekil 18. Esad Taraftarlarından Türkmenleri İmha Etme Çağrıları ... 75
Şekil 19. Es-suriyye.net Sloganı ... 76
Şekil 20. Erdoğan: Suriye’ye Giden Tırlar Türkmenlere Yardım Taşıyor ... 76
Şekil 21. Rus Savaşı Karargahı Türkmen Dağı'ndaki Rebia'yı Kontrol altına Alıyor ... 78
Şekil 22. El-mağrib Sloganı ... 79
Şekil 23. Türkmen Dağı'na Yoğun Rus Bombardımanı ... 80
Şekil 24. France Sloganı ... 81
Şekil 25. Türkiye Rusya'yı Suriye'de Etnik Temizlik Yapmakla Suçluyor ... 82
Şekil 26. Lazkiye Kırsalında Şiddetlenen Çatışmaların Ardından Türkmenler Sınıra Akın Etti ... 83
Şekil 27. 3000'den Fazla Türkmen Suriye'den Türkiye'ye Sığındı ... 85
Şekil 28. El-ittihad Sloganı ... 86
Şekil 29. Putin: Daha Önce Türkmenler Bölgesi Diye Bir Şey Duymadım... 87
ġekil 30. En-nahar Sloganı ... 88
Şekil 31. Davutoğlu: Daiş Bahanesiyle Türkmenler Hedef Alınmaz... 88
Şekil 32. Enab Beledi Sloganı ... 89
IX
Şekil 33. Suriye Türkmenleri ... 90
Şekil 34. Esad Kuvvetleri Lazkiye Kırsalındaki Türkmen Köylerine Yönelik Operasyonları Genişletmektedir ... 92
Şekil 35. El-haliç Onlayn Sloganı ... 94
Şekil 36. Esad Kuvvetleri Türkmen Dağı'nı Kontrol Altına Alıyor ... 94
Şekil 37. El-yaoum Sloganı... 96
Şekil 38. Türkmen Dağı Şiddetli Kara, Hava ve Deniz Bombardımanı Altında ... 96
Şekil 39. Ebu Halit Türkmen Dağı'nda Yaşayan Bir ... 97
Şekil 40. Türkmenlerin Hikayeleri ... 98
X
KISALTMALAR
BM: BirleĢik Milletler
Bt: bilinmeyen tarih
C: cilt
Çev: çeviren
DAİŞ: (IġĠD) Irak ve ġam Ġslam Devleti
GSYH: Gayri Safi Yurtiçi Hasıl
H: hicri
KM2: kilometre kare
M: miladi
MM: milimetre
M.Ö: milattan önce
M.S: milattan sonra
NATO: (North Atlantic Treaty Organizatiyo) Kuzey Atlantik AntlaĢması Örgütü
ÖSO: Özgür Suriye Ordusu
XI
S: sayfa
T.C: Türkiye Cumhuriyeti
TSK: Türk Silahlı Kuvvetleri
YPG: Kürtçe “Yekineyen parastina gel”, Türkçe‟de “halkçı koruma birlikleri”.
1
GİRİŞ
Medeniyetlerin beĢiği ve çeĢitli halkların buluĢma noktası olan Suriye‟de farklı ırk ve etnik kökenlerin buluĢmasını net bir Ģekilde görebiliriz. Zira Âramiler bu toprakların Alfabesinin ilklerini teĢkil etseler de daha sonra bu medeniyet, sonraki medeniyetlerle birleĢmiĢ veya onları etkilemiĢtir. Ayrıca Suriye‟deki farklılık ve çeĢitlilik kanıtlarını ġam, Halep, Humus, Lazkiye, Kunaytıra ve Ġdlip gibi Ģehirlerin mahallelerinde ve sokaklarında tüm belirginliğiyle görebiliriz. Bu sokak ve mahallelerden geçerken kendinizi sanki zaman tünelindeymiĢ ve tüm halkların tarihleri önünden geçiyormuĢ gibi hissedersiniz. Bu halk ve medeniyetler arasında Türkmenleri de görebilirsiniz. Türkmen toplumunun tüm siyasi, askeri, sanatsal, bilimsel ve kültürel alanda büyük rolleri olmakla beraber hakkında çok az Ģey bilinmektedir.
Suriye demografisinden bahseden mutlaka ama mutlaka Türkmenlere değinmek zorundayız çünkü Suriye‟nin tarihi ve kültürünün Ģekillenmesinde büyük önem ve role sahip olan Türkmenler Tolonlar, Selçuklular, Zengiler, Memluklar ve Osmanlı devletlerinde payları olmuĢtur.
Türkmenler, Araplardan sonra Suriye‟de ikinci milliyettirler. Ancak birleĢik coğrafyada olmayıp Suriye‟nin geneline dağılmaları, aĢiretlerine ve milliyetlerine karĢı fanatik olmamalarından dolayı azınlıkmıĢ gibi görünmekteler. Ancak gerçekte hiç öyle değiller ki, sayıları 3,5 milyonu aĢmıĢ durumdadır.
Türkmenler kavmiyeti, Suriye kavmiyetinde ve medeniyetinde önemli bir yere sahip olup Suriye bileĢenlerinin önemli bir kısmını teĢkil etmektedir. Her iki tarafın dili ve medeniyetine hâkim olmalarından dolayı Türkler ile Araplar arasında medeniyet köprüleri olma potansiyeline sahiptirler.
Toplumlar, tarih sahasındaki varlıklarını din, dil ve tarihi duygular aracılığıyla devam ettirmektedirler. Çünkü dil, hak ve hakikati dillendirme vesilesidir, tarih ise,
2
toplumların geleceğini aydınlatan meĢaledir. Ancak bizler Türkmence olan dilimizi kurtaramadığımızdan dolayı Türkmenleri kurtarmamız imkansız olacaktır, çünkü insanlar kelimelerle düĢünür ve kelimelerin de, anlamların da düzensiz ve eksik olan bir dil ile hiçbir topluma veya kesime açılım sağlanamaz.
Türkmenlerin gerçek kültürel belleklerine kavuĢması ve kendi öz varlıklarını keĢfetmesi gerekmektedir. Ayrıca gelecek nesiller kendi geçmiĢini ve tarihlerini bugünün insanlarından daha iyi bir Ģekilde tanırlarsa, o zaman geleceğimizden endiĢe etmemize hiç gerek kalmayacaktır. Çünkü geçmiĢi olmayan bir gelecek asla ve asla güvenli olmaz. Bu yüzden köklerimiz geçmiĢe, dallarımız da geleceğe uzanmak zorundadır.
Bu anlamda hâlihazırdaki Türkmenlerin yoksulluk ve bilgisizlik içinde oldukları, kimliklerini korumak adına bu alanlarda bilimsel çalıĢmalara çokça ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde, tarihimiz ve ecdadımızın geçmiĢleri ile ilgili çokça okuma ve araĢtırmalar yapmamız icap etmektedir. Böylece insanları gönüllerimizde ve hafızalarımızda canlı tutup Türkmenlerin askeri, bilim, sanat, ahlak ve irfan alanlarında nasıl bir yere sahip olduklarını anlatmaya çalıĢacağız.
Bu düĢüncelerle yola çıkan çalıĢmamızın konusu genel olarak “Suriye‟li Türkmen Toplumunun YaĢadıkları ve Arap Medyasının Türkmenlere BakıĢ Açısı”
baĢlığını taĢımaktadır. Bu araĢtırmada öncelikle Suriye Türkmenleri‟nin, ulusal ve uluslararası toplumlarda çok bilinmeyen önemi üzerinde durulacaktır. Bu noktadan hareketle, Suriye Türkmenlerini tanıtarak çalıĢmamıza baĢlanılmaktadır. Bunun nedeni gelecek nesillerin de kültürel birikimimize ulaĢabilmesini sağlayabilmektir. Gençlerin aktarılmıĢ kültürü öğrenmesi, gelecekte bunlar hakkında araĢtırma yapması, çeĢitli bilim ve sanat dallarında kullanabilmesi açısından büyük önem taĢımaktadır. Bu alanda yapılmıĢ çalıĢmaların yeterli olmaması, bu çalıĢmayı hazırlamamızda önemli bir etken olmuĢtur.
Bu çalıĢmanın temel amacı ise, bu kültürel birikimi ve tarihi aktarmada medyaya düĢen iĢlevleri incelemek ve özellikle Arap medyasının buradaki rolünü araĢtırmaktır. Ayrıca Türkmenler konusu ile ilgili bütün çalıĢmalar veya haberler hemen hemen Arap Baharından sonra baĢladığını görmekteyiz. AraĢtırmada yöntem olarak
3
araĢtırmacının kendi gözlemeleri, ağırlıklı bir Literatür ve internet taraması kullanılmıĢtır. Ayrıca, özellikle son bölümde Türkmenlerle ilgili Arap Medyasında çıkan haberler ve söylem açısından ele alınıp analiz edilmiĢtir.
ÇalıĢmaya aĢağıdaki hipotezle baĢlanılmıĢtır:
Arap medyası Türkmen toplumunu ve bu kimliğin neler yaĢadığını aktarmakta yeterince etkili olmuĢmudur.
Tezimizin birinci bölümünde genel olarak Suriye tarihi ve sosyal açıdan ele alınmıĢtır. Ġkinci bölümde özellikle tezin konusunu oluĢturan Suriye Türkmenleri ve bu toplumun tarih içinde geçirdiği dönüĢüm ve diğer topluluklarla iliĢkisi ele alınmıĢtır.
Üçüncü bölümde ise Arap Medyasının Türkmenlere bakıĢ açısı televizyon kanalları;
(El-cezira, El-arabiyye, El-mağrip, Mısır El-arabiyye ve France24), Gazeteler; (El- ittihad, En-nahar, Ġnab beledi ve El-yaoum24), birçok internet siteleri (Oryent, Es- suriyye, Syria news, El-vatan ve El-haliç onlayn) gibi ve you tube üzerinden örnek haberler alınarak analiz edilmiĢtir “konuda yer alan medya haberleri ve tarihleri üçüncü bölümde zikredilmiĢtir.”
4
1. SURİYE
1.1. Suriye’nin tarihteki konumu
Resmi adı, 1961‟den beri Suriye Arap Cumhuriyeti‟dir. Suriye, yönetim Ģekli cumhuriyet olup, 14 Ģehirden müteĢekkil, merkezi yönetim Ģekline sahiptir. BaĢkenti ise ġam‟dır. Suriye Orta Doğu bölgesinde, Asya kıtasının batısında yer alır. Suriye‟nin çevresi, kuzeyinde Türkiye, doğusunda Irak, güneyinde Ürdün, batısında ise, Filistin, Lübnan ve Akdeniz yer almaktadır (Ebadi, 2009, s. 773). Yüzölçüsü, 185180 km2 olup, engebeli arazilere, ÇeĢitli bitki örtüsüne ve farklı canlılara sahiptir. Kuruya yakın ve mûtedil bir iklime de sahiptir. Suriye bugünkü Irak toprakları ile birlikte insanlığın en eski medeniyetine ev sahipliği yapmıĢtır. Suriye adı akademik teorilerin pek çoğuna göre AĢûr kelimesinden türemiĢtir. Her halükarda Suriye bölgesi, yüzölçümü ve sınırları açısından bugünkü Suriye Devleti‟nden çok farklıdır. Suriye bölgesi denildiği zaman bugün Mezopotamya ya da El-Hilalul-hasib „Bereketli Hilal‟ adı verilen bölge kastedilmektedir.
Suriye‟de yaklaĢık bir milyon yıl öncesine ait insanlığa dair kalıntılar bulunmuĢtur. ġam dünyadaki en eski Ģehir sayılmaktadır ve taĢ devrinden beri buraya yerleĢen pek çok ülkeye ev sahipliği yapmıĢtır. Eski çağlarda da toprağının verimli olmasından, ordu ve ticaret kafilelerinin yolu olmasından dolayı bu bölgede parlak medeniyetler ve arka arkaya güçlü imparatorluklar kurulmuĢtur. Bunların pek çoğu ise Mezopotamya bölgesinin tümünü kontrol altına almıĢtır. Milattan önce 11. Yüzyılda bu bölgede Ârami medeniyeti kurulmuĢ ve M.S. 11. Yüzyılın girmesiyle birlikte bu bölgenin büyük bir kısmının AraplaĢmasına kadar bu toprakların sembolü olarak kalmıĢtır.
Bu bölge antik çağlarda ise Seleukos Ġmparatorluğu‟nun, daha sonra ise Roma ve Bizans‟ın bir parçası olmuĢtur. Orta Çağ‟da ġam‟ın fethedilmesinden sonra Emevi Devletinin baĢkenti olmuĢtur. Emevi Devleti Ġslam tarihindeki en geniĢ sınırlara sahip
5
devlettir. Abbasiler zamanında etkili pek çok devlet ve emirlikler ve Bunların arkasından birinci dünya savaĢına kadar devam eden Osmanlı Suriye‟si ortaya çıkmıĢtır.
SavaĢtan sonra da 8 Mart 1920 tarihinde Genel Suriye Kongresi‟nden önce bağımsızlığını ilan etmiĢtir. Ancak Fransa bu kongreyi tanımayı reddetmiĢtir. 1920‟nin Eylül ayında ise aĢamalı olarak Suriye‟yi bölme kararları yayınlamıĢtır. 1936 yılında ise Suriye Cumhuriyeti adı altında birleĢmiĢtir. Suriye tam bağımsızlığına 1946 yılında ulaĢmıĢtır. Pek çok krizin sekteye uğrattığı, kısa sürmüĢ olan demokratik parlamento dönemine son vermek için 1963 yılında Sosyalist tek partili sistem yürürlüğe girmiĢtir.
2011‟de ülkede büyük yıkımlara yol açan Suriye krizi patlak vermiĢtir. Modern dönemde Suriye‟nin karĢılaĢtığı en büyük felaket olarak anılmıĢtır. ġuan ki kanun 2012‟de yayınlanmıĢ ve 1973‟de yayınlanan önceki kanun gibi cumhuriyetçi baĢkanlık sistemini yasalaĢtırmıĢtır (Ebadi, 2009, s. 773).
1.2. Suriye İsminin Kökeni
Suriye‟nin resmi olarak yazılması yuvarlak „te‟ harfiyleydi )ةٌروس(. Suriye kelimesinin yazım Ģeklindeki ihtilafın sebebi Arap harfleri kullanan Osmanlı Türkçesidir. Bu bölge M.Ö. 3. Asırda Seleukos zamanında Suriye olarak isimlendirilmiĢ ve sonu elif harfi ile yazılmıĢtır )اٌروس(. Buna rağmen eski Arap edebiyatında bu isim hiç kullanılmamıĢtır. Bu ismi ilk içeren kitap Yâkût el-Hamavî‟nin Mucmelul--Buldan isimli eseridir. Yunan edebiyatında ise Heredot ve Homeros bu bölgeyi „Suriye‟ olarak isimlendirmiĢlerdir (El-hamavi, 1996, c.5, s.88) .
Suriye isminin köküne dair çok farklı iddialar bulunmakta olup en meĢhurları Ģunlardır:
Bu bölgeye Suriye isminin verilmesi Mezopotamya bölgesinden geniĢ bir kültür ve medeniyet kuran ÂĢur imparatorluğuna nispet edilmesinden dolayıdır. Ancak „Ģin‟ harfi „sin‟ harfine dönüĢmüĢtür. Samî dillerinde bu Ģekildeki dönüĢümlere rastlanmaktadır.
Akdeniz kıyısında yer alan eğikliğe nispetle bu isim verilmiĢtir. Ġki taraf arasındaki yaygın ticari faaliyetler neticesinde yunanlar bu bölgeyi bu isimle tanırlar.
6
Araplar bu bölgeye ġam diye isimlendirir. Bu isim bu Mezopotamya bölgesindeki Ģehirler için kullanılır. Ancak Suriye‟deki konuĢulan dillerde ġam denildiği zaman DimaĢk kastedilir.
ġam isminin kökü konusunda da pek çok görüĢ ileri sürülmüĢ olup, en meĢhurları Ģunlardır: ġam ismi Hz. Nuh‟un oğlu Sam‟a nispet edilmiĢtir. Nitekim bu tarihi bölgenin dili Âramice olup, onun oğlu Âram‟a nispet edilmiĢtir. ġam Sam‟a nispet edilirken sin harfi Ģin harfine dönüĢtürülmüĢtür. Ancak bu durum Sami dillerinde olağandır. BaĢka bir görüĢe göre ise ġam ismi ile Arapçada sol kastedilir. Hicaz bölgesine göre coğrafik açıdan sol tarafta yer aldığı için bu isim verilmiĢtir. Aynı Ģekilde Yemen ismi de sağ anlamındaki kelimeye, ġam da sol anlamındaki kelimeye nispet edilmiĢtir. Kuzey kelimesine nispet edildiğini söyleyenler de vardır.
(https://sites.google.com/site/sorya1789/home/asl-altsmyte-wmwq-wtdarys-swrya).
1.3. Tarih
1.3.1. Eski Tarih
Bugün Suriye topraklarının yer aldığı bu coğrafyada M.Ö. 750.000 yıl öncesine ait insanlığın yaĢadığına dair izler bulunmuĢtur. Bu izler ilk insan türü olduğu düĢünülen Australopitekus ve Neandertal türlerine aittir (BeĢĢur, 1996, s.66).
YerleĢik hayat ve ziraatla uğraĢma yaklaĢık M.Ö. 12.000 yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Buraya yerleĢmiĢ pek çok sayıda topluluk bulunmaktadır. TaĢ devrinden beri 700 topluluk burayı vatan edinmiĢlerdir. Irak toprakları ile birlikte bu bölge medeniyetin beĢiği haline gelmiĢtir. Medeniyetin oluĢması M.Ö. üç bin yıl öncesine kadar gitmektedir. Fırat nehri kıyısında kurulan ve Halep‟e kadar uzanan Mari Ģehri gibi pek çok parlak ülkeler kurulmuĢtur (AyyaĢ, 1996, s.49). Bunlardan bir diğeri ise bugünkü Ġdlip Ģehrinde kurulan Ebla Ģehridir. Aynı Ģekilde diğer bir örnek te sahil kenarında kurulan Ugarit kentidir. M.Ö. üçüncü yüzyılın ortalarında Akkad kralı Sargon‟dan itibaren Mezopotamya bölgesinde ademi merkeziyetçi yönetim anlayıĢa sahip büyük imparatorluklar çıktı (BeĢĢur, 1996, s.78-79).
7
M.Ö. 23. Asırda Akkad imparatorluğunun yıkılmasının ardından Ken‛an medeniyeti kurulmuĢtur (Ed-dünya, 2008, s. 7). M.Ö. 18. Yüzyılda Mezopotamya bölgesini, Babil Ġmparatorluğu adı altında ikinci defa birleĢtiren Hammurabi ortaya çıkmıĢtır. Babil ise M.Ö. 16. Yüzyılda çökmüĢtür. 11. Yüzyıla kadar geçen asırlar
“karanlık çağlar” olarak bilinmektedir. Bu çağlarda Suriye‟ye Hind ve Avrupa imparatorlukları hakim olmuĢtur. Bunlardan bazıları KaĢiye ve Hititlerdir. Hatta Eski Mısır medeniyeti de bunlardan biridir. Bu imparatorlukların yıkılmasından sonra M.Ö.
11. Yüzyılda Ârami Medeniyeti kurulmuĢtur. M.Ö. 9. Yüzyılda Bereketli Hilal bölgesini ÂĢur Ġmparatorluğu adı altında üçüncü kez birleĢtiren III. ġalmanezer ortaya çıkmıĢtır. Daha sonra onun halefi Buhtunnasr Keldani Ġmparatorluğu adı altında bu bölgeyi tek yönetim altında M.Ö. 531‟e kadar koruyabilmiĢtir. Bu tarihten sonra Suriye Selçuklu tarafından fethedilinceye kadar Pers‟lerin kontrolünde idi (BeĢĢur,1996, s.
101). Bütün bu aĢamalarda baĢta geometri ve astronomi olmak üzer ilimler, bayındırlık Akdeniz aracılığı ile deniz ticareti, Persler, Mısır, Ermenistan ve Ön Asya ile ticaret, sanat, sosyal değerler ve edebiyat gibi muhtelif alanlarda geliĢme görülmüĢtür (AyyaĢ, 1989, s. 52).
1.3.2. Emeviler ve Abbasiler
Suriye Ģehirlerinin büyük bir kısmı 636 yılında Ömer bin Hattab‟ın hilafetinde, Ebu Ubeyde bin Cerrah komutanlığında barıĢ yolu ile fethedilmiĢtir. Fetihten kısa bir süre sonra Suriye, Ġslam tarihindeki iç kargaĢa zamanlarında önemli merkezlerden biri haline gelmiĢtir. Daha sonra ise 661 yılında Emevi devleti kurulmuĢ ve baĢkenti ġam Ģehrine taĢımıĢlardır. Emeviler Suriye‟de 132 yıl hüküm sürmüĢlerdir. Onların zamanında Ģehir parlak günler yaĢamıĢtır. Günümüze kadar ulaĢan yapılardan ve tarihçilerin yazdıklarından anlaĢılacağı üzere Ģehirde iktisadi ve fikri hareket ve canlanma görülmüĢtür.
749 yılında Abbasi devrimi meydana gelmiĢ ve bu devrim bu bölge ve eski devletin baĢkenti olmasından dolayı özellikle ġam Ģehri aleyhine sonuçlanmıĢtır. Buna mukabil Abbasi halifeleri devletin en güçlü olduğu zamanlarda Fırat vadisinde ve
8
özellikle doğu bölgelerine önem vermiĢtir. Nitekim pek çok halife, komutan ve emirler eğlence için ve güzel manzarasından dolayı bu bölgeye yerleĢmiĢlerdir. Abbasi devletinin zayıflamasından sonra devletin yanında pek çok sayıda yarı bağımsız devletler kuran hanedanlar ortaya çıkmıĢtır. Hemedanlılar gibi bazı devletlerin zamanlarında bu bölge parlak zamanlar da yaĢamıĢtır. Mutlak anlamda bu bölgedeki en önemli devlet Selçuklardır. Bu bölge uzun süre Fatimiler idaresinde kaldıktan sonra Selçuklular tarafından Abbasi idaresine iade edilmiĢtir. Selçukluların zayıflamasının neticesinde devlet, farklı Ģehir ve bölgelerde pek çok bağımsız emirliklere bölünmüĢtür.
Bu emirlikler çok hızlı, kısa zaman içinde birbiri ile savaĢır hale geldi. Aynı zamanda iktisadi iĢler ihmal edildi, pek çok tabi afet patlak verdi. Bütün bunlara rağmen bu bölge Ģairlerin, filozofların, fakihlerin hicret ve yolculuk yaptığı önemli bir merkez olma özelliğini korudu. 11. Asrın sonlarında Suriye sahilinin kenarında krallık kurmak için 1.
Haçlı seferi meydana geldi. 2. Haçlı seferinde ise ġam Ģehri muhasara altına alındı ancak Ģehre girmeyi baĢaramadılar. Daha sonra Zengiler bu bölgenin kuzeyini tek idare altında birleĢtirmeyi baĢardı. Onlarda idareyi devralan Selahattin Eyyubi ġam ve Mısır‟ı tek otorite altında toplamayı baĢardı ve Kudüs‟ü geri aldı. Ancak onun savaĢları Antaky a ve Trablus emirliklerini almak içindi. Bu savaĢlar vurkaç taktiği ile sınırlı kaldı. 1268 yılında Antakya ve 1285 yılında ise Trablus‟tan Haçlıları çıkarmak suretiyle Eyyubilerin halefi olan Memlüklere bu bölgeyi tek bir otorite altında toplanmıĢ olarak bırakmayı amaçlıyordu (BeĢĢur, 1996, s. 142-155-165-175-252).
Ne var ki aynı dönemde ġam Ģehri ve Halep Hülagu komutanlığındaki Moğol istilaları sonucunda yakıldı ve yıkıldı. Moğollar Memlükler tarafında Ayn-ı Calut savaĢından sonra çıkarılabilmiĢtir. Bu yıkımdan bir asır sonra bu iki Ģehir ve diğer Ģehirler 1400 ve 1401 yıllarındaki istilası sonucunda tekrar umumi olarak yıkılmıĢtır.
Memlükler zamanında ihmaller, yaygın açlık ve salgın hastalıklar, iktisadi çöküĢler, askeri darbeler, Suriye Ģehirlerindeki Memlüklerin valilerinin ihtilalleri ve cehalet ortaya çıkmıĢtır. Bütün bunların neticesinde yaklaĢık üç asır süren idarelerin sırasında burada oturanların sayısı üçte bire düĢmüĢtür. Ancak bütün bunlardan ġam Ģehri müstesnadır (Ferit, 1981, s. 95). Zira Memlükler ġam‟ı Kahire‟den sonra ikinci baĢkent olarak görmüĢ ve özel olarak önem vermiĢlerdir ( Ziyadeh, 1966, s. 73).
9
1.3.3. Osmanlı Suriye’si
Suriye‟deki Osmanlı hâkimiyeti Sultan 1. Selim‟in 24 ağustos 1516‟da Halep‟in kuzeyindeki Merc-i Dabık savaĢında Memlük ordusunu yenmesiyle birlikte baĢlayarak yaklaĢık 4 asır sürmüĢtür. Bundan sonra da baĢta ġam Ģehri olmak üzere pek çok Ģehri 26 eylül 1516 tarihinde barıĢ yolu ile almıĢtır (Hitti, 1950, s. 306-307). Osmanlı‟nın Suriye‟den çekilmesi ise Ekim 1918‟d Birinci Dünya SavaĢı ve Büyük Arap Ġhtilali‟inden sonra olmuĢtur.
ġam bölgesi Osmanlı devletinin idaresine geçtiği ilk yıllarda, Osmanlı bütün ġam bölgesini tek bir idari bölüm olarak ele almıĢtır. Daha sonra Osmanlı burayı idari açıdan taksime tâbi tutmuĢ ve bu vilayetler bazı coğrafi bölgeleri kapsamaktadır. Bugün de bu bölgedeki devletler bu taksime göre ayrılmıĢtır, yani bu ülkeler Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün‟dür. Bunun yanında bazı bölgeler iki defa Türkiye‟ye eklenmiĢtir(Avad, 1914, s.70). Söz konusu 3 vilayet 19. Asırda “Osmanlı Suriye‟si ġehirleri” diye isimlendirilirdi (Bazili, 1989, s. 44).
ġam Ģehri ve Halep 16. ve 19. Yüzyıllarda iktisadi ve refah alanında çok parlak olarak bilinirdi. Bunun böyle olmasında ġam‟dan Hicaz‟a hareket eden kafilelerin burada toplanmasının payı vardır. Aynı Ģekilde Körfez ülkeleri, Ġran ve Irak‟a giden kara ticaret kervanları da Halep‟ten geçerdi. 1831 yılında bu bölgeler Mehmet Ali PaĢa‟nın idaresine girmiĢtir. Mehmet Ali PaĢa burada idari, iktisadi ve eğitim alanında reformcu bir yönetim anlayıĢına sahipti. Ancak zorunla askere alma siyaseti de uygulamıĢtır. Bu siyaset Suriye halkını bıktırmıĢ ve onun aleyhine 1833 ve 1837 yıllarında peĢ peĢe ihtilale kalkıĢmıĢlardır. Daha sonra Sultan 1. Abdülmecid Rusya Çarlığı, Britanya ve Avusturya‟dan askeri destek alarak 1840 yılında Suriye‟yi geri almayı baĢarmıĢtır (Bazili, 1989, s. 28).
Osmanlı devletinin son olarak idaresi altına girdiği 1840 ve Birinci Dünya SavaĢının patlak verdiği 1914 yılları arasında bu bölge parlamıĢ ve hızla iktisadi gücü artmıĢtır. Bu bölge, Humus gibi orta büyüklükteki ve bazı büyük Ģehirlerde siyasi ve iktisadi parlaklıkla tanınmıĢtır. Arap uyanıĢının bir kanadı ise problemlidir.
Matbaaların, yayınevlerinin, dergilerin, gazetelerin, yerli ve yabancı okulların,
10
üniversitelerin, yerli siyasi ve ilmi kuruluĢların tesisi her halükarda bu bölgenin en bariz yönlerinden biridir. Ancak uyanıĢ aĢaması sadece büyük ve orta Ģehirlerle sınırlı kalmıĢtır. Köylere ulaĢamamıĢ ve köylerin büyük bir çoğunluğu ihmal edilmiĢ ve Suriye bölünmeden önce de baĢkaları tarafından kontrol edilmiĢtir. Suriye Osmanlı idaresinden çıkmasına rağmen çarĢılar, dükkanlar, camiler, hamamlar ve saraylar gibi eserleri ile büyük Ģehirlerde Osmanlı izleri ayaktadır. Nitekim pek çok âdet, kelime ve Türk yemekleri Suriye halkının kültürünün bir parçası olmuĢtur (Yarut, 1994, s. 22).
1.3.4. Krallık, Manda, Birinci Cumhuriyet
Arap uyanıĢı Osmanlı devletinde idari reformların gerekli olduğunu gösterdi.
Nitekim bu istekler devletten önce reddetme ve erteleme ile karĢılaĢıyordu. Bunlar taraflar arasında uzaklık oluĢturdu. 1915 yılındaki açlık ve Cemal PaĢa‟nın yeni bölgelere göçe zorlama ve Birinci Dünya SavaĢı esnasında zorunlu askere alma siyasetinden sonra bu reform isteği sonra arttı. Nitekim bu olaylar 1916 yılındaki büyük Arap ihtilaline sebebiyet vermiĢtir (Yarut, 1994, s. 9). Daha sonra bağımsızlığını ilan etmiĢ ve Suriye Arap Krallığı‟nı kurmuĢtur. Ancak Ġhtilaf devletleri bu yeni devleti tanımayı reddetmiĢtir. Temmuz 1920‟deki Meyselun SavaĢı‟ndan sonra Fransız Mandası dönemini baĢlatmak için Fransa karar yayınladı. Buna göre bu bölgeyi kapsayan Krallığın topraklarını 10 müstakil devlete ayırdı. Daha sonra Fransa kendi siyasi görüĢüne göre 1922‟de ilan ettiği bir kararla burayı daha kolay yönetmek için bu 10 devletten beĢini birleĢtirdi. Böylece bugünkü Suriye devleti oluĢtu. Daha sonra 1925 yılında Suriye devleti olarak değiĢtirdi. Bu yıl aynı zamanda 1927 yılına kadar devam edecek olan Suriye büyük ayaklanmasının olduğu yıldır. Gelecek yıl ise ayaklanmanın dolaylı sonucu olarak 1930 yılında Cumhuriyet Anayasasını yapacak olan Anayasa Meclisi seçimleri yapıldı. 1932 yılında Muhammet Ali Abid Cumhuriyetin ilk baĢkanı seçildi.
Gelecek yıllarda mandaya karĢı 1936 anlaĢmasını, vatan topraklarının HaĢim el- Atasi‟nin yönetimi altına girmesini, Ġskenderun bayrağının ayrılmasından sonra 1939 protestolarını, Ġkinci Dünya SavaĢı sırasında Behiç el-Hatip yönetimindeki iktisadi krize karĢı yapılan 1941 protestolarını kapsayan mücadele baĢladı. Ġhtilaf devletleri Suriye‟nin bağımsızlığını ilan etti ve ġükrü Kuvvetli‟nin BaĢkan seçildiği 1943
11
seçimlerini yaptılar. Ġkinci dünya savaĢından sonra 1946 yılında bu bölgeye tam bağımsızlığını kazandıracak bağımsızlık uyanıĢı meydana geldi (Akıl http://archive.org/
2F107.pdf).
1948 yılındaki hezimet ve protestolar bağımsız siyasi sistem için yeni krizlere, askeri darbeler silsilesine yol açmıĢtır. 1950 yılında “bağımsızlık anayasası” adı verilen anayasa yazıldı. 1952 yılındaki Çiçekli darbesi, kendisine 1953 protestoları ve 1954 darbesine kadar yönetimi tek baĢına ele geçirmesine imkân tanımıĢtır. 1958 yılına kadar geçen zaman “demokrasi baharı” ismi ile bilinmektedir ve bu dönem Türkiye‟yle kötü iliĢkiler ile temeyyüz etmiĢtir. Aynı zamanda bu dönemde Nasıri‟nin etkisi artmıĢtır.
Daha sonra 1958 yılında askerin yaptığı baskısı ile Mısır‟la birlikte birleĢik Arap cumhuriyeti ilan edilmiĢtir. Aynı kiĢi birliğin hataları neticesinde 1961 darbesi ile Suriye ile aradaki bağların çözüldüğünü ilan etmiĢtir. Bu ayrılıktan sonra 1961 seçimleri yapılmıĢ ve Nazım el kudsi BaĢkan seçilmiĢtir (Dib, 2012, s. 126-159-208).
1.3.5. İkinci Cumhuriyet
1963 darbesiyle ordudaki Baas grupları 8 Mart‟ta hükümete darbe yaptılar. Bu da olağanüstü hal ilanından öte anayasanın ilgasına, yürütme, yargı ve yasama erklerinin yok edilmesine ve yetkili siyasi güçlerin ülke dıĢına sürülmesine sebep oldu.
Sonraki yıllarda Baas‟ın farklı kanatlarının içerisinde iki tane daha darbeye sebep olan çatıĢmalar baĢ gösterdi. Birincisi 1966 darbesi, ikincisi ise savunma bakanı Hafız Esad‟ın yönetime geldiği 1970 düzenleyici harekettir. Bu iki darbe arasında 1967 savaĢı sırasında Golan Tepeleri kaybedildi. 1973 senesinde ülke için tek parti sistemi vaad eden ve Baas‟ı “devletin ve toplumun lideri” sayan yeni anayasa yapıldı. 1975 senesinde Lübnan iç savaĢı sırasında Suriye Lübnan‟a 2005 yılına kadar devam edecek olan askeri müdahalede bulundu. 1979 senesinde Ġhvânü‟l-müslimîn önderliğinde askeri çatıĢma haline dönüĢen ve 1982 yılında sona eren büyük Hama katliamı olarak bilinen Ġntifada patlak verdi. Ülke ayrıca 1985 - 1990 yılları arasında ekonomik kriz ve piyasalarda durgunluk yaĢadı. 1991 yılında Suriye Golan Tepelerinin iadesi karĢılığında Ġsrail ile barıĢ antlaĢmasının yapıldığı Madrid konferansına katıldı. Bunun yanında özellikle 2000 yılında anayasa değiĢikliği ile cumhurbaĢkanlığına babasının yerine
12
BeĢar Esad‟ın geçmesinden sonra kademeli olarak açık pazara yönelerek sosyalist ilkelerden vazgeçmeye baĢladı. Sonuç olarak “DimaĢk baharı” ismiyle bilinen kısa dönem istisna tutulursa, siyaset ve basın özgürlükleri düzeyi, siyasi parti ve sivil toplum faaliyetleri, insan hakları, güvenlik sisteminin kontrolü alanlarında tek parti sisteminde önemli bir değiĢiklik ortaya çıkmamıĢtır (Dib, 2012, s. 545).
1.3.6. Suriye Krizi
2011 yılının Mart‟ında Arap Baharının bir parçası olarak mevcut rejim karĢıtı protestolar patlak verdi ve hızla ülkenin tamamını kapsayacak Ģekilde yatay ve dikey olarak geniĢledi. Bunun üzerine yönetim iĢkence, göstericilere karĢı gerçek mermi kullanılması ve olayları bastırmak için Suriye ordusunun kullanılması da dâhil olmak üzere insan haklarını çiğneyerek karĢılık verdi. Bu da 2012 yılından bu yana “Özgür Suriye Ordusu” denilen, düzenli ordudan ayrılanlardan ve sivil gönüllülerden oluĢan düzensiz silahlı direniĢin doğmasına sebep oldu. Bunun neticesinde protestolar Ģiddetlenerek Ģehir savaĢına ve ağır silahların kullanıldığı savaĢlara dönüĢtü. Hizbullah gibi yabancı savaĢçıların ve kuruluĢların katılmasıyla hükümet bir dizi reformu onayladı. Örneğin 2012 anayasasında “Baas‟ın devlet ve toplum liderliği” maddesini teori olarak kaldırdı. Olayların çözümü için yapılan diplomasi giriĢimlerinin baĢarısız olması ve askeri bir zaferin de gerçekleĢememesi neticesinde kriz baĢladığından bu yana ölü, yaralı, sakat, tutuklu, kaçırılan ve kaybolanların sayılarının devamlı artması dıĢında Suriye‟nin birçok Ģehrinin alt yapısında tahribata, içerde ve dıĢarıda Suriye mülteci krizinin ortaya çıkmasına, tarihi yerlerin yok olmasına ve ekonominin çökmesine sebep olmuĢtur ( http://www.france24.com).
Suriye insan hakları gözlemevi Suriye krizinin baĢlangıcı 18 Mart 2011 tarihinde Dera‟da ilk kiĢinin ölümünden 05.02.2015 tarihine kadar yaĢanan olaylarda ölü sayısının 210060 kiĢiye ulaĢtığı bilgisini vermiĢtir ve Ģu Ģekilde dağılımını yapmıĢlardır, aralarında 10664‟ü çocuk, 6783‟ü 18 yaĢının üstünde kadın olmak üzere toplam 100973 sivil kiĢi; Ġslam savaĢçılarının savaĢ tugayından 35827; savaĢçı muhaliflerden ise 2498 kiĢi ( https://arabic.cnn.com/middleeast/2015/02/07/syria-number- deaths-revolution-starts).
13
1.4. Coğrafya
1.4.1. Konum ve Arazi
Suriye Asya kıtasının güney batı bölgesinde yer almaktadır. Suriye Akdeniz kıyısı boyunca uzanır ve sahil uzunluğu 193 km‟dir. Kuzeyde Türkiye, doğuda ve güneyde Irak, güneyden Ürdün komĢuları olmak üzere toplam sınırların 2253 km‟dir.
Batı tarafında Akdeniz‟e, Lübnan ve Filistin‟e dayanır. 32-37.5 kuzey enlemi ile 35.5- 42 Greenwich doğu boylamı arasında yer alır. Yüzölçümü 185000 km2dir.
Ülkenin arazisi de çeĢitlidir. Güneyde volkanik Golan tepeleri, verimli Horan ovası bulunmaktadır. Devamında bazalt kayalardan oluĢan Arap dağı ve Kuzeye doğru batı Lübnan sınırında Lübnan dağları bulunmaktadır. Ülkenin en yüksek tepesi de burada bulunur ki buna ġeyh ya da Haramon dağı adı verilir. Rifi-ġam kuzeyindeki, Nebek‟teki ve Kalmun sıra dağlarındaki alan kurak, çorak, dağlık alana dönüĢmeden önce verimli ovalar bulunur ve bunlar ġam Guta (vaha‟yı) oluĢturmaktadır. Ğab ve Suriye sahilleri ovasındaki tekrar yayılmıĢtır. Bu ovayı, Türkiye sınırından Lübnan sınırına kadar sahil sıra dağları bölmektedir. Zaviye dağları da bu dağların devamı sayılır. Ülkenin en kuzeyinde, Seman gibi bazı dağlarla birlikte, verimli ovalarla çevrili ve verimli yaylalar üzerine kurulu Halep Ģehri yer almaktadır. Halep, verimli topraklara sahip Irak sınırına kadar uzanan Fırat vadisi ile bitiĢiktir. Ülkenin en kuzey doğusunda Cezire bölgesi bulunmaktadır. Bu bölge bu ismi çevresinde çokça bulunun nehirlerden almıĢtır. Nitekim burası ülkenin en verimli bölgesi sayılır. Fırat vadisi ve Ğab ovası arasında, Tedmüriye sıra dağları gibi bir kısım dağların içinde bulunduğu kurak ve kumdan oluĢan ġam çölü bulunmaktadır. Suriye‟de bir tane ada vardır, o da Tartus‟un karĢısında yer alan Arvad adasıdır. Nasara Vadisi, Berede Vadisi gibi çok sayıda vadi bulunmaktadır ( http://www.rp-syria.com/syria/geography).
14
1.4.2. İklim
Suriye‟de iklim, iki büyük sınıfa ayrılır. Bunlar; Kıyı ve kıyıya yakın bölgelerde orta iklim, diğer bölgelerde sıcak iklim. Birbirine girift olan ilkbahar ve sonbahar bulunmakla birlikte, Orta iklim yazları sıcak ve kurak, kıĢları soğuk ve yağıĢlı olarak ortaya çıkar. Kuru iklime gelince; kıĢın yağmuru az, soğuğu keskindir. Öyle ki, kıĢın geçici sıcaklık sıfırın altına düĢmektedir. Yazın ise sıcaklığı çok Ģiddetlidir. Dağlık ve yüksek bölgelerde ise, yüksek yerlerin iklimine göre, yazın normal bir iklim hüküm sürer. ġiddetli yağıĢlar genellikle Eylül ile Mayıs ayları arasında her gün olur. Batı kesimdeki yüksek yerlere kar yağar. ġiddetli yağıĢlar genellikle Ocak ayında en yüksek seviyeye çıkar. YağıĢ dağılımı konusunda iç kesim ile kıyı bölgeler arasında uyum olmadığı göze çarpmaktadır. Yıllık yağıĢ ortalamalarının bölgelere eĢit dağılımı noktasında da aynı Ģey söz konusudur. Bunu üç bölgeye ayırmak mümkündür:
Yüksek oranda Ģiddetli yağmur alan kıyı bölgesi.
Kıyı bölgesine komĢu olan iç bölge ne burada yağıĢlar azalır.
Çöl arazisi olan bölge. Bu bölge ülkenin %60‟ını oluĢturmaktadır, yağıĢ ortalaması yıllık 150 mm‟yi geçmez.
Kıyı bölgeleri dıĢında nemlilik yönüyle Suriye‟nin tüm bölgelerinde havanın genel özelliği nem oranının kıĢ mevsiminde yüksek, yaz mevsiminde düĢük olmasıdır.
Kıyı bölgesinde ise yaz mevsiminde denizin etkisiyle nem oranının yüksek olmasıdır.
Çöl olan bölgelerle çöl ortası alanlar nem oranı az olan yerlerdir. Yaz mevsiminde Fırat Vadisi bölgesi ve ġam‟da esen çöl fırtınası dıĢında ülkede rüzgarlar normaldır (El- mausuâ El-marifiyye EĢ-Ģamileh, www.marefa.org) .
15
1.4.3. Sular
Suriye; gerek nehir, gerek göl ve gerekse yer altı suları olmak üzere su kaynakları yönünden zengindir. Suriye‟den geçen nehirlerin en büyüğü, ülkeye Türkiye‟den girip, Irak tarafına geçen „Fırat‟ Nehri‟dir. Suriye topraklarındaki uzunluğu 675 km‟dir. Yine kuzeydoğu tarafında Irak sınırlarına paralel uzanan ve uzunluğu 50 km. olan „Dicle‟ Nehri, Suriye‟den geçmektedir. Suriye‟nin uzunluk bakımından üçüncü nehri, ülkeye Lübnan‟dan giren 325 km. uzunluğundaki „Asi‟ Nehri‟dir. Asi, düz arazilerdeki ekili bölgelerin ana damarını oluĢturmaktadır. Kıyı bölgesinde kısa olan dağ nehirleri öne çıkmaktadır. En belirgin olanları Sinn ve Büyük Kuzey Nehirleridir. Lübnan‟ın doğudaki sıradağlarından çıkan „Berede‟ Nehri ġam‟a uğrayarak çöldeki Uteybe Gölü‟ne dökülmeden önce araziyi ikiye bölmektedir.
Güneyin en önemli nehri, Ölü Deniz‟e dökülmeden önce batıda Ürdün Nehri ile birleĢen Yermuk Nehri‟dir. Suriye Devleti, ülkeden geçen nehirlerin muhtelif yerlerine çok sayıda baraj inĢa etmiĢtir, bunların en önemlileri Fırat Barajı, Asi Nehri üzerindeki Resten Barajı ve Büyük Kuzey Nehr‟in üzerindeki TeĢrin Barajı‟dır.
Suriye birçok doğal ve sed göllere sahiptir. Bu göllerin en büyüğü Esad Gölü‟dür. Lazkiye yakınlarında Yedi Göller, Afrin Nehr‟in üzerinde Nisan Gölü, Asi Nehr‟in üzerinde Resten Gölü sed göllerdendir. Suriye‟deki doğal göllerin en gözdeleri, Humus yakınlarındaki Kattina Gölü, Zabadani yakınlarındaki Zarzar Gölü, Golan yakınlarındaki kükürtlü suyuyla meĢhur olan Mes‟ade Gölü‟dür (http://www.startimes.com/f.aspx?t=35693918).
1.4. 4. Bitki Örtüsü ve Hayvan Çeşitliliği
Suriye‟nin bitki örtüsü orta ve batı bölgelerde çeĢitlidir. Bu durum ġam çölleri ve doğu bölgelerin genelinde azalmaktadır. Suriye otuz tane doğal koruma alanına sahiptir. Lazkiye vilayeti, ülkenin tamamının %31‟ine sahip olduğu orman ve doğal bitki örtüsü bakımından diğer illerin en zenginidir. Lazkiye‟yi %12 ile Sehl-i Ğâb bölgesi takip etmektedir.
16
Hayvan topluluklarına gelince, hayvanlar Suriye‟de çeĢit çeĢittir. Ne var ki; bazı hayvanların çok azı Suriye‟de yaĢıyordu, fil ve aslan gibi. Aslanın nesli tamamen tükenmiĢtir. ÇölleĢme, Suriye‟de hayvan neslinin ve doğal bitki örtüsünün yok olmasında önemli rol oynamaktadır. Toplam yüzölçümünün %18‟ini tehdit etmektedir (https://www.babonej.com/forum/viewtopic.php?t=77203).
1.5. Nüfus ve Yerleşme
2013 nüfus sayımı sonuçlarına göre Suriye‟nin nüfusu 22 milyon 500 bin kiĢiye ulaĢmıĢtır. Nüfus artıĢ oranı %0,15‟tir. Vilayetlerin tamamlanan oranlarına göre ölen 3.67 kiĢiye karĢılık 23.01 doğum gerçekleĢmiĢtir.
Genel nüfusun %56.1‟i Ģehirlerde yaĢıyor. En çok nüfusu ġam toplamıĢ iken, Halep de Suriye Ģehirlerinin en büyüğü sayılmaktadır. Toplam nüfusun %44‟ü bu iki bölgede yaĢamaktadır. ġehirler, köyden Ģehire göçü desteklemek suretiyle ġam ve Halep gibi büyümek için çaba gösteriyorlar. Bu durum kalkınmayı olumsuz etkilemektedir. Genel olarak nüfus yoğunluğu kıyı bölgede, düz orman arazilerinde, ekilebilen dağlarda, ġam ve köylerinde ve Halep‟te yüksek; Cezire bölgesi ve Fırat vadisinde az; ġam çöllerinde ise tükenmiĢ haldedir.
Suriye eski zamanlardan beri çeĢitli göçlere sahne olmuĢ, 19. Asırda Çerkesler gibi bazı ırklara alternatif vatan olmuĢ veya Türkmenler ve Arnavutlar örneğinde olduğu gibi bazı askeri ve ticari gruplar ise orada nihai olarak kalmaya karar vermiĢlerdir. Bunlardan bazı aĢiretler 17. Yüzyılın sonunda Necd‟ten Fırat vadilerine göçler gerçekleĢtirmiĢtir. 1. Dünya savaĢı esnasında Ermeni göçü ve 1948 ve 1967 savaĢların akabinde Suriye‟ye Filistin göçü, yine 1967 savaĢından sonra Golan‟dakilerin göçü, 2003 gazvesinden (istila) sonra Iraklıların göçü bunlardan sayılabilir ( Hitti, 1950, s. 95).
17
1.5.1. Etnik ve Dine Dayalı Gruplar
Suriye halkı, 7 farklı ırktan ve Hristiyan kiliseleri bir taife (mezhep) kabul edersek toplamda 9 taifeden teĢekkül etmiĢtir. Fakat Hristiyanları kendi içindi farklı taife kabul edersek Suriye halkı 19 taifede oluĢur. Suriye anayasası inanç ayrımı olmaksızın bütün Suriyeliler arasında hak ve ödevler konusunda eĢitlik olduğunu açıkça ifade eder.
Ġslam, ehl-i sünnet ve‟l-cemaate göre, özellikle de Hanefi mezhebine göre yaĢanır. Hanefi mezhebi % 74 oranında Suriyeliler arsında en yaygın mezheptir.
Anayasa Ġslam‟ın devlet baĢkanının dini ve yasama organının ana kaynağı olduğunu açıkça belirtir ve ahval-i Ģahsiyye hususunda diğer taifelerin kendilerine özgü kanunlarını da güvence altına alır. Keza, din hürriyetini de “Dünyadaki Din Özgürlüğü”
raporuna göre bazı açılardan sınırlı da olsa güvence altına almıĢtır. Devlet vakıflar bakanlığı eliyle Ġslam dinine bağlı bölgeleri denetim ve gözetim altında tutar. Hristiyan müesseseleri ise bağımsızdır. Irka dayalı topluluklar nazara alındığında ülkenin AraplaĢmasından sonra Araplar, %86 ile ülkenin demografik yapısının esasını teĢkil ederler. Suriye belli bölgelerdeki azınlık oranlarının yükseliĢi ve bu azınlıkların o bölgedeki sayısal çoğunluğu teĢkil etmesiyle temayüz eder. Örneğin Suriye sahili ve Asinin batı vadisi alevi; Cezire Kürt ve Süryani; Cebel-i Arap ise Dürzi yoğunlukludur (http://www.marefa.org).
1.5.2. Dil
Ülkenin AraplaĢmasından önce hatta 11. ve 12. Asırdan önce Suriye köylerinin çoğunluğuna nispetle denilebilir ki, Suriyelilerin lügatı, ülkede ki günlük dil, araĢtırmacıların ifadesine göre kavmi yerel dildir. KonuĢma dili olarak Arapça yaygın olmakla beraber, Suriye lehçesi ve gerek kelime gerekse telaffuz bakımından özelliklede Ceziredeki Süryani dilinden oldukça etkilenen ve müteakiben sınırlı Ģekilde Türkçe ve Fransızcadan da etkilenen lehçeler ortaya çıkmıĢtır. Necd lehçesinin bedeviler arasında genel kabul görmesine karĢın Suriye lehçeleri, meharic-i huruf ve
18
teleffuz açısından farklılık arz eden birkaç kısma ayrılır. Etnik gruplar, günlük muamelelerinde Suriye lehçesinin yanı sıra Kürtçe, Süryanice, Ermenice, Çerkezce, Türkçe ve (malule‟de) Aramice gibi kendi ana dillerini de kullanır.
Resmi devlet dili ise Arapçadır. Okul müfredatı ve programı ise iki dili Ġngilizce hem de Fransızca öğrenmeyi gerekli kılmaktadır (http://www.marefa.org).
1.6. Siyaset
1.6.1. Devlet Sistemi
ġu an yürürlükte olan Suriye anayasası 27 Ģubat 2012 de ilan edilmiĢtir. Anayasa devletin yönetim Ģeklini cumhuriyetçi baĢkanlık sistemi olarak belirlemiĢtir.
CumhurbaĢkanı'nın yönetimde ve yürütmede geniĢ yetkileri bulunmaktadır. BaĢkan tarafından, 250 seçilmiĢ üyeden oluĢan halk meclisi seçimlerinde belirlenen bakanlar kurulu baĢkana vazifesinde yardım eder. Seçimler seçim bölgesi yani il merkezli ve 4 yıllığına yapılır. Yasamanın görevleri hükümetin iĢlemlerini kontrol etmek, devletin genel bütçesini ve anlaĢmalarını onaylamaktır. Ancak CumhurbaĢkanının kanun hükmünde kararname çıkarma hakkı vardır. Bu durum meclisin toplanmadığı zamanlar için geçerlidir. Meclisin il oturumunda bu kararları görüĢme hakkı vardır. Anayasa mahkemesinin tüm yasama iĢlemlerini kontrol eder. Mahkeme, devlet baĢkanını yargılama ve belirleme ye yetkisi vardır. Daha sonra baĢkan halk tarafından 7 yıllığına seçilir.
Suriye'de iktidar partisi sosyalist Arap diriliĢi partisidir. Tamamı solcu diğer sekiz parti ile birlikte birliktelik oluĢturmakta ve vatani ilerleme cephesi olarak isimlendirilmektedir, ve bu cephe parlamentonun üçte bir oranında koltuğa sahiptir.
Siyasi sistem 1973 Anayasası‟nın kendisini toplumun ve devletin yöneticisi olarak tanımladığı Baas partisine bağlıdır. Ancak 2012 anayasası ülkedeki siyasi çoğulculuğun önünü açmıĢtır (http://www.marefa.org/).
19
1.6.2. Dış İlişkiler
Suriye, 1963 yılında Baas partisi yönetimi aldıktan sonra Arap âlemindeki bölgesel siyasette özellikle komĢu ülkeler arasında önemli bir rol oynamaktadır. Rusya ve 1979 yılında Ġslam Cumhuriyetini ilan eden Ġran ile stratejik ortaklığa girmiĢtir.
Uluslararası Örgütler düzleminde Suriye BirleĢmiĢ Milletlerde kurucu üyedir. BM Güvenlik Konseyine iki defa üye seçilmiĢtir. Arap Devletleri Birliğinin ve Ġslam konferansı örgütünün kurucu üyesidir. Batı Asya BirleĢmiĢ Milletler Ekonomik ve Sosyal Komisyonunun, imar ve inĢa için kurulan Dünya Bankasının, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü, Gıda ve ziraat örgütü, ve Bağlantısızlar Hareketinin üyesidir. Aynı zamanda iktisadi ve sosyal geliĢim için kurulan Arap Sandığı, Özgür Büyük Arap Ticareti Bölgesi gibi ve baĢka Arap Devletleri Birliğinin kurduğu örgütlerde de üyedir (El-mahmut, 2011, s. 371).
1.6.3. Silahlı Kuvvetlerin Durumu
Suriye silahlı kuvvetleri Suriye ordusundan, Suriye hava silahı ve deniz silahından oluĢmaktadır. Anayasaya göre devlet baĢkanı Suriye silahlı kuvvetlerin genel komutanı sayılır, ve silahlı kuvvetler Suriye Savunma Bakanlığının olağan durumlarda yaptığı yüksek savunma meclisi ile baĢkanın emirlerini yerine getirir. Suriye ordusu bağımsızlıktan sonra 1946 yılında kurulmuĢtur. Suriye, kara kuvvetleri açısından dünyadaki 16. ülke ve Araplar arasında ise Mısır ordusundan sonra ikinci ülkedir.
Suriye'de zorunlu askerlik süresi bir buçuk yıldır. Suriye ordusu sistem ve silahlanma açısından Rus stiline dayanmaktadır (El-mahmut, 2011, s. 33).
20
1.7. Ekonomi
Hâlıhazırda geliĢme sürecinde olan Suriye ekonomisi, 2013‟te %20 gerileme, altyapıdaki büyük hasarların oluĢması, halk arasında yoksulluk seviyesinin %50‟yi aĢması, iĢsizlik seviyesinin özellikle de gençler ve üniversite mezunları arasında %39‟u aĢması gibi sebeplerin yanında iç savaĢ nedeniyle daha da kötü duruma düĢmüĢ, ve bu sonuçları dünya çapındaki en düĢük rakamlar olarak kayda geçmektedir.
Ayrıca tüm bunlara bir de Suriye‟nin yerel parasının 2012-2013 yılları arasında
%200 değer kaybetmesi ve enflasyonun yükselmesiyle alım gücünün azalması da eklenince iĢ daha da vahim boyuta girmiĢtir.
Suriye devleti, 1963 yıllarından beri sosyalist ekonomi politikasını uygulamıĢtır.
2000‟li yıllardan sonra ise reformlara giderek açık Pazar ekonomisine yönelmeye baĢlamıĢ ve bunun sonucunda yüksek ekonomik büyüme kaydetmiĢ, ve komĢu ülkelere nispeten düĢük olmasına rağmen gelir seviyesinde iyileĢmeler yaĢanmıĢtır. Genel olarak Suriye‟de yolsuzluk yüksek boyutlarda yapılmaktadır ki, ülke dünya çapında en çok yolsuzluk yapan ilk 10 ülke sıralamasında yer almaktadır, ayrıca ülke ekonomisindeki yeni fırsatlar yaratamamazlığı özellikle üniversiteli gençlerini diğer ülkelere özellikle de körfez ülkelerine göç etmeye sevk etmiĢtir. ġam, Halep, Humus, Lazkiye illeri ve El- Atareb veya Teftenaz ilçelerinde olduğu gibi ülke illeri ve ilçeleri arasında büyük oranda eĢitsizlik yaĢanmaktadır. Ancak 2011 yılında yapılan bir istatistiğe göre, Suriye halkının %4.7‟si yaĢadıkları hayattan “memnun” olduklarını bildirmiĢlerdir.
Geleneksel olarak Suriye tarımsal bir ülke olup milli gelirin %26 tarımdan gelmektedir. Tarımsal faaliyet yanında da hayvancılık devam ettirilmektedir. Dünya çapında zeytinyağı üretiminde Suriye 6. Sırada, pamukta ise 10. Sırada yer almaktadır, Suriye‟de sanayi henüz geliĢmekte olup sanayi tesislerin %85‟i küçük ölçekte olmakla birlikte çalıĢma gücünün sadece %12.5 oluĢturmaktadır.
Sanayi sektörü, gıda ve tekstil gibi orta ölçek, çimento, gübre, petrol arıtma, inĢaat malzemeleri ve elektrik üretimi ile bir araba üretim fabrikası gibi ağır sanayilerle sınırlıdır. Bunun yanında ülke büyük çoğunluktaki sanayi ve elektronik ihtiyaçlarını dıĢarıdan ithal etmektedir (Halil, 2002, s. 34-35).
21
Ticaret ve hizmet sektörüne gelince, bu iki alan GSYH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıl)‟nin %42‟sini oluĢturmakta ve çalıĢma gücünün %39‟zu büyük Ģehirlerdedir.
Döviz hizmetleri, tranzit, ġam borsası, uluslararası ġam fuar alanı ve yabancı dövizin
%31. oluĢturan turizm hizmetleri gibi hizmetler, hizmet sektörünün omurgasını teĢkil etmektedir. 2010 yılında Suriye‟yi ziyaret eden dıĢ turist sayısı 6 milyonu bulmuĢtur, ülke içi turizm ve memleket ziyareti için gelen gurbetçiler bu sayı dıĢındadır. Doğa ve tarihi açıdan zenginliğiyle bilinen Suriye, dünya genelinde en iyi turistlik yerler arasında seçilmiĢtir ancak yaĢanan son olaylar ülkedeki turizm sektörünü yok etme derecesine kadar etkilemiĢtir (http://www.marefa.org/).
Tabii kaynaklar açısından dünya petrol üretiminde Suriye 27. sırada yer almaktadır. Üretilen petrolün bir kısmı yerel tüketime ayrılmıĢken geriye kalan kısmı ülke dıĢına ihraç edilerek onun yerine türevleri ithal edilmektedir. Ve tabii kaynaklar alanında ikinci kaynak yerel tüketimde kullanılan doğal gazdır. Üçüncüsü ise Humus ilinde üretilen ve önemli kısmı ülke dıĢına ihraç edilen fosfattır, Suriye dünya fosfat üretiminde 9. sırada yer almaktadır.
Enerji üretimi alanında ise Suriye elektrik sektöründe 2002 yılında kendine yetinme seviyesine ulaĢtı, ancak son olayların etkisiyle enerji alanındaki üretim büyük ölçekte gerilemiĢ ve Suriye illerinde ortalama elektrik kesintisi günde 6-9 saat arasındadır.
Aynı zamanda Suriye, Irak, Türkiye ve Ġran ile serbest ticaret anlaĢmaları vardır.
Avrupa ortaklık müzakereleri son yıllarda yaĢanan olaylar sebebiyle durdurulmuĢtur (http://www.marefa.org/).
22
1.8. Kamu Hizmetleri
1.8.1. Eğitim
Suriye anayasasında, eğitim, ilkokula kadar zorunlu ve diğer tüm seviyelerinde bedava olmakla birlikte, her Suriye vatandaĢının tabii bir hakkıdır diye geçmektedir.
Devletin eğitim bakanlığı aracılığıyla yönettiği okulların yanında, resmi müfredatın geçerli ve zorunlu olması Ģartıyla, özel sektörde de eğitim kurumları bulunmaktadır.
Suriye üniversite öncesi eğitim iki bölüme ayrılır, ilk ve ortaokul seviyelerini kapsayan ve 6 – 15 yaĢ arası olan temel eğitim ve 15-18 yaĢları arasını kapsayan lise eğitimi. Lise eğitimi de kendi içinde üç bölümde ayrılır, bunlar: sosyal, fen ve ilahiyat lise, ayrıca mesleki liselerde de Sanayi, tarım, ticaret, turizm, biliĢim ve sanat bölümleri bulunmaktadır. Bir lise öğrencisi, lise aĢamasındaki okulundan mezuniyet diplomasını almakla birlikte mezun olur, daha sonra Yükseköğretim Bakanlığı‟nın belirlediği puanlara göre öğrencinin ortalaması ile üniversitedeki bölümü belirlenir. Suriyelilerin büyük çoğunluğu devlet üniversitelerini tercih etmekte olup ülkenin en eski üniversitelerinden biri ġam Üniversitesidir (El-aĢkar, 2005, s. 32-33-34) .
Ülkede her yıl birden çok kültürel etkinlik ve programlar düzenlenmekte, bunların en önemlisi “ġam Kitap Fuarı” faaliyetleridir. Ayrıca devlet birkaç kütüphane ve araĢtırma salonlarını da yönetmektedir, bunlardan en önemlisi Esad Milli Kütüphanesidir. Aynı zamanda Suriye‟nin diğer illerinde de Kültür Bakanlığının yönettiği ve içerisinde küçük ölçekte kütüphaneler barındıran kültür ve tiyatro merkezleri bulunmakta ve Ġller genelinde de kültür günleri yapılmaktadır (https://omar9908hotmailcom.wordpress.com).
23
1.8.2. Sağlık
Sağlık sektöründe özel ve devlet giriĢimleri mevcuttur. Cumhuriyet genelinde çoğu yüksek uzmanlıklar içeren 85 hastaneyi devlet yönetmekte, bunun yanında kırsal kesimde 800 sağlık ocağı bulunmaktadır. Ayrıca Yükseköğretim Bakanlığına ait 12 eğitim ve araĢtırma hastanesi ile Savunma Bakanlığına ait 18 askeri hastane mevcuttur.
Özel hastanelerin sayısı ise 2008 yılında 400 hastane civarında olduğu bilinmekte olup bu özel hastaneler sağlık hizmetlerinin %25‟ini karĢılamaktadır. Bunun yanında Suriyeli doktorların iĢlettiği ve Sağlık Bakanlığının denetimine tabii olan birçok özel muayenehaneler vardır.
Devlete bağlı sağlık kurumlarında çalıĢan memurların maaĢlarında devlet belli bir miktar sağlık sigortası olarak kesmekte, yasalar uyarınca gerek özel gerek kamu kurumlarında olsun, Ģirket sahipleri çalıĢanlarına sağlık sigortası uygulamak zorundadır.
Suriye vatandaĢlarının yaĢ ortalaması 74, bu yaĢ ortalaması diğer bölge ülkelerindeki oranlara benzemektedir
Ġlaç endüstrisine gelince, çoğu RifiĢ-ġam ile Halep‟te yer almak üzere ülke genelinde 65 ilaç fabrikası vardır. Böylece Suriye, Arap ülkeleri arasında ilaç üretimi alanında ikinci sırada gelmekte olup dıĢ ülkelere de bu alanda ihracat yapmaktadır.
Fakat yerel fabrikaların üretmediği ve %20 teĢkil eden bir kısım ilaçları dıĢarıdan ithal edilmektedir (http://www.rp-syria.com/syria/health).
24
1.9. Kültürel Yapı
Suriye‟deki birçok geleneksel kültür unsurları, Âramiler zamanından beri Suriye‟de yaĢayan medeniyetlerin birikiminden oluĢmaktadır. Ancak 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren modern çağın etkisiyle Suriye geleneksel kültürü gerileme yaĢamıĢtır. Gerilemeye farklı oranlarda maruz kalan kültürel etkinlikler arasında Hacivat ile Karagöz, ġam gösterileri (Arada), kılıç ile kalkan oyunları, yerel halk atıĢmaları, (zecel), (Seyardin), geleneksel kahvehaneleri ziyaret ederek nargile içmek, gece sohbet ve muhabbetleri, doğum ve sünnet günlerinde yapılan programlar ve aile değerleridir.
Suriye geleneksel mimarisinin ana çizgisini mekan geniĢliği ile güneĢ ıĢığını, yeĢilliği ve suyu bir arada bulunduran ve mobilyalarında yoğun bir Ģekilde iĢleme olan Arap evleri oluĢturmaktadır; ayrıca Suriye mimarisinin önemli ve üstün sanatlarını yansıtan eserlerden biri de Halep‟in kuzeyinde yer alan Aziz Simon Katedrali 19.Yüzyılın sonundan itibaren apartmanlar ve gökdelenler gibi artık yeni mimari modelleri yaygınlaĢmaya, dolayısıyla bu modern değiĢim ülkenin bazı kuzey ve doğu bölgeleri kırsalı hariç diğer tüm bölgelerde mimariden giyime kadar bu alanlarda geleneksel anlayıĢın yerini tutmaya baĢlamıĢtır.
Ancak doğu ve kuzey kırsalı bölgelerdeki giyim geleneği ise erkekler için genelde Ģarval, gömlek, yelek veya abaye, fes veya Ģapkadan oluĢurken, evli kadınlar koyu renkli, bekar kızlar da pembe veya açık renkli ve çoğu zaman süslü olan uzun abaye ile baĢa takılan sargıdan oluĢmuĢtur. Kırsal giyim tarzı 20. Yüzyılın ikinci yarısından sonra yerini modern giyim tarzı olan kot pantolon gibi modalara yerini bıraktı.
Çizim, resim ve heykeltıraĢın geleneksel yöntemleri yanında bu alanlarda modern sanat okulları da ortaya çıkmıĢtır.Geleneksel müzik ve türküler “el Kudud el Halebeiyye” olarak bilinmekte, halen de yaygındır. Suriye‟de önde gelen geleneksel sanatçılardan biri Sabah Fahri‟dir. Ayrıca yerel ve Arap dünyasından sanatçıların
25
modern Ģarkı ve türküleri de yaygındır. Bu anlamda bazı Suriyeli sanatçılar Arap dünyası genelinde öne salmıĢlardır. Ülke de diğer sanatsal faaliyetlerden biri Suriye Orkestrasıdır
Modern oyun tarzlarının yanında halay, Es-Semah dansı ve ġark dansı gibi geleneksel oyun tarzları da halen yaygındır. Suriye mutfağı, aslında ülkenin tarım çeĢitliğini ve zenginliğini yansıtmaktadır. Et içeren yemek türleri arasında dolma, mensef ve kebap, bakliyatlı yemekler arasında ise fette ve felafil gibi yiyecekler vardır.
Bunların yanında muluhiye ile fasulye yemekleri gibi pirinç içeren yemekler bulunur.
Salata çeĢitlerinin arasında en yaygını ve meĢhuru da fettüĢ ile tabbule dir. Ve Arap tatlıları olarak bilinen Suriye tatlıları Türk mutfağında etkilindekini görüyoruz.
Suriye Futbol Federasyonu‟nun 1936 yılında kurulmasından itibaren, ülkedeki en popüler spor futboldur, her yıl Suriye futbol ligi düzenlenmektedir. Ayrıca Yüzme, Binicilik, Tenis ve Basketbol gibi diğer spor türleri ülkede sınırlı bir Ģekilde rağbet görmektedir. Suriye sporcuları, ortalama her olimpiyatta bir ödül ile olimpiyatlarda baĢarılara imza atmıĢlardır; bölgesel spor faaliyetleri konusunda ise Suriye, 1987 yılında Akdeniz oyunlar, 1992 yılında da Arap Dünyası oyunlarını düzenlemiĢtir.
Ülkede kutlanan bayram ve özel güneler genelde farklı dini grupların inançları esas alınarak yapılmaktadır. Ramazan bayramı gibi diğer özel gün ve bayramlardan önce piyasalarda hareketlilik artar, mezarlar ve akraba ile dostlar ziyaret edilir, piknik amaçlı Ģehir dıĢına da gidenler vardır. Suriye devletinin tanıdığı ve benimsediği 27 dini ve milli bayram ve özel gün vardır. Bu günlerde resmi tatil edilir. Haftalık resmi tatil ise Cuma ve Cumartesi‟dir. Ülkedeki milli günleri, Ģehitler bayramı, Suriye‟nin milli günü olan kurtuluĢ bayramı. Tüm bunların yanında, her yıl ülke genelinde farklı Ģehirlerde sosyal ve kültürel faaliyet ve etkinlikler de yapılır. Suriye kültürel mirasını korumak ve tanıtmak adına ülke genelinde birden fazla müze vardır, bunların en önemlisi ġam‟daki Milli Müze, ayrıca daha küçük alan müzeleri de vardır. Louvre müzesi gibi dünya müzelerinde sergilenen birçok Suriye eserleri de bulunmaktadır.
2008 yılında Suriye‟nin baĢkenti ġam, Arap Kültür baĢkenti, 2006 yılında Halep ise Ġslam Kültür baĢkenti olarak seçilmiĢtir (Kasatili, 2004, s. 51-53-80).