• Sonuç bulunamadı

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY Prof. Dr. Duran Canatan İbradı-Antalya

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "PROF.DR. MUZAFFER AKSOY Prof. Dr. Duran Canatan İbradı-Antalya"

Copied!
35
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

1915 - 2001

Prof. Dr. Duran Canatan 24.09.2012

İbradı-Antalya

(2)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

 Muzaffer Aksoy 1915'de Antalya

IBRADI 'da doğdu.

 Babası Avukat sonradan

milletvekili olan Numan Bey,

 Annesi Nadire

Hanımdır.

(3)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

 1934 yılında İstanbul Erkek

Lisesi’nden mezun olduktan sonra

eğitimine İstanbul

Üniversitesi Tıp

Fakültesi’nde

devam eder.

(4)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

 1940 yılında Istanbul Tıp Fakültesinden mezun olur.

 Deniz ve Kara

kuvetlerinde dört yıl

askerlik yap ar .

(5)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

 Şişli Çocuk ve Vakıf Gureba

Hastanelerinde iç hastalıkları

uzmanlığı eğitimini

tamamlar.

(6)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

 1947 Mersin Memleket

Hastanesine tayin olur, 1952 yılına kadar bu hastanede çalışır.

Mersin talasemi ve orak hücreli anemi

bölgesiydi.

Bu nedenle, Aksoy çalışmalarında bu

konulara ağırlık vermeye

başlar.

(7)
(8)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

 1952-1953 yılları

arasında uzmanlık için ABD'ye giderek

Boston'da 'Blood'

dergisinin kurucusu ve başyazarı Prof. Dr.

William Dameshek' in klinik ve

laboratuvarında kan

alanında çalışmalar

yapar.

(9)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

 1957'de Beyoğlu İlk Yardım Hastanesi’ne transfer olan Aksoy, sonra İstanbul

Üniversitesi Tıp Fakültesi II. İç Hastalıkları

Kliniği’nde ve hematoloji grubu ile tekrar

çalışmaya başladı.

(10)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

 1959'da İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları

Kliniği'nde doçent

oldu.

(11)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

 1960 yılından itibaren benzenin sebep olduğu kan hastalıkları ve özellikle lösemi sorunu üzerinde

çalışmaya başlayan Prof. Dr. Muzaffer Aksoy'un bulguları, birçok ülkede yayınlandı.

 1966 yılında Profesör olan Aksoy çalışmalarını

benzen-lösemi ilişkisi üzerine, talasemi ve anormal

hemoglobinler üzerine sürdürür.

(12)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

 1984 emekli olmasına karşın Istanbul Tıp F Çapa hematoloji

kliniğinde ve Esnaf Hastanesinde haftada birer gün giderek

çalışmalarına devam

eder.

(13)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

 Nedime Aksoy ile evli

olan ve uzun yıllar her

konuda eşinden destek

gören Aksoy, üç çocuk

babası idi.

(14)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

Aksoy’un çalışmalarını 3 grupta sınıflandırabiliriz:

a. Talasemi çalışmaları, klinik tanı ve farklı anormal hemoglobinlerin kombinasyonları.

 Akdeniz anemisi üzerine araştırmalar yaparken yeni bir hemoglobin türü bularak buna Hemoglobin

İstanbul adını verdi. Yeni bir anormal Hb “Hb-

İstanbul”

(15)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

b. Orak hücre anemisi ve HbS, klinik ve laboratuar değerlendirmeleri ve kombinasyonları.

 Bu çalışmalar, en büyük HbS grubunun beyaz ırkta

olduğunu gösterdi.

(16)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

c. Benzene bağlı ortaya çıkan toksik hemopatilerin aplastik anemiye ve özellikle lösemiye neden

olduğunu göstermesi

 Bu mücadelesiyle, benzen intoksikasyonu bir

meslek hastalığı olarak kabul edildi.

(17)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

 Prof. Aksoy’un Türkçe ve İngilizce 150’den fazla bilimsel makalesi yayımlandı.

 Aksoy’un en önemli özelliklerinden birisi de

çalışmalarını İngilizce’nin yanı sıra Türkçe olarak yayımlamaya çalışmasındaki üstün çabaları idi.

Onun Türkçe konusundaki bu ısrarlı çabaları

Atatürk’ün dilediği gibi Türkçe’nin bir bilimsel dil

olması yönünde gelişmişti.

(18)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

 Prof. Aksoy’un Türkçe ve İngilizce 150’den fazla bilimsel makalesi yayımlandı.

 Aksoy’un en önemli özelliklerinden birisi de

çalışmalarını İngilizce’nin yanı sıra Türkçe olarak yayımlamaya çalışmasındaki üstün çabaları idi.

Onun Türkçe konusundaki bu ısrarlı çabaları

Atatürk’ün dilediği gibi Türkçe’nin bir bilimsel dil

olması yönünde gelişmişti.

(19)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

(20)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

(21)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

(22)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

(23)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

(24)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

(25)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

(26)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

(27)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

 Kendi adına yazılmış,

"Bilime Adanmış Bir Ömür: Muzaffer

Aksoy" adlı bir kitap

bulunmaktadır.

(28)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

Bazı ödülleri

 TÜBİTAK'ın ilk tıp ödülü: Anormal hemoglobinler ve anormal hemoglobinler patolojisi araştırması, 1969

 Sedat Simavi Ödülü; Sağlık Bilimleri, 1981

 Eczacıbaşı Ödülü

 Dr. Ramazzini Bilim Onur Ödülü, 1984

 Sedat Simavi Sağlık Bilimleri Ödülü, 1981

(29)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

Bazı eserleri

 Antitefal Hemoglobin Serum İstihsali ve Orak Hücre Anemi Vakalarında Kullanılması, 1959

 Homozigot Hemoglobin S-alfa Thalassemi Hastalığının İlk Müşahedesi, 1965

 Benzen (Benzol) Zehirlenmesi ve Hematopoietik Sisteme Etkileri, 1965

 Hematoloji I, Eritrosit Hastalıkları, Anemiler ve Polisitemiler, 1975

 Benzen, Sağlığa Etkileri ve Önleme Yolları, 1980

(30)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

Basından

21-12-2001 tarihli Radikal Gazetesi'nden:

Kunduralardaki lösemi

Prof. Dr. Aksoy'un benzenin lösemiye yol açtığını saptaması da ayakkabıcılar üzerindeki istatistiki çalışmaları sonucu ortaya çıktı.

Aksoy'un dikkatleri 1960'lı yılların başında kullanımı yaygınlaşan benzene yönelmişti. Nitekim, kullanılmaya başlandıktan beş, altı yıl sonra kan hastalıklarının ortaya çıkması dikkatini çekti. İçeriğinde 30 ile 650ppm (1 ppm=milyonda 1) oranında benzen bulunan kauçuk, lastik, boya ve organik çözeltilerin kullanımından birkaç yıl sonra apilastik anemi ve akut lösemi görülmeye başlandığını belirledi.

Türkiye'de kunduracılarda kan kanserine yakalanlanların çokluğu,

Aksoy'un dikkatlerini yapıştırıcılarda bulunan benzene çekti. Terlik ve

ayakkabıcılar üzerinde yaptığı istatistiki çalışmaları, 1974'te ABD'deki

Blood dergisinde yayımlandı.

(31)

21.12.2001

SON DAKİKA EDİTÖR YAZARLAR HABER İNDEKS

EKONOMİ FİNANS MARKET

TÜRKİYE DÜNYA POLİTİKA SPOR GALOP MAGAZİN SAĞLIK KAMPÜS İSTANBUL NET YORUM

HYDEPARK ANKETLER

ŞAMDAN GOOOOL DİYET TATLILAR SAMANYOLU CİNSELLİK TELE ŞAMDAN WEEKEND

MELODİ ASTROLOJİ

SARI SAYFA

Löseminin umut ışığını kaybettik

Tıp dünyasında yaptığı birbirinden başarılı çalışmalarla "Lösemi'de umut ışığı Türk hekim" olarak tanınan Prof. Dr.

Muzaffer Aksoy, 86 yaşında hayata veda etti

Tıp dünyası, yaptığı çalışmalarla dünya çapında yankı uyandıran büyük bir duayenini kaybetti. Adı tıp literatürüne 'Lösemi'de umut ışığı Türk hekim'i olarak geçen Prof. Dr. Muzaffer Aksoy dün İstanbul'da 86 yaşında hayata veda etti. Özellikle ayakkabı yapıştırıcılarının içinde bulunan 'benzen' maddesinin lösemiye yol açtığını dünyada ilk kez kanıtlayan Prof. Aksoy, "Anormal hemoglobinler" konusundaki çalışmaları ile uluslararası tıp dünyasında büyük yankı uyandırmıştı.

Ekibiyle bulduğu hemoglobin türüne 'Hemoglobin İstanbul' adını veren Prof.

Dr. Muzaffer Aksoy bu çalışmasıyla hep akıllarda kalmıştı.

AĞABEYİ ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ

Milletvekili Numan Aksoy'un oğlu, reklam dünyasının duayeni Atilla

Aksoy'un babası, Ankara'da suikaste kurban giden öğretim üyesi Muammer Aksoy'un ise ağabeyi olan Muzaffer Aksoy, 1940 yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. 1986 yılında emekli olan, iki kez askerlik yapan ve pek çok hastanede görev alan Prof. Muzaffer Aksoy, lösemi hastalığına karşı sürdürdüğü çalışmalar ile Batılı ülkeler tarafından dikkatle takip ediliyordu.

60'LI YILLARDA TANINDI

1994 yılının Ekim ayında Bilim ve Teknik dergisinde dönemin TÜBA Başkanı Ayhan Çavdar, Muzaffer Aksoy hakkında şunları yazıyordu:

"Muzaffer Aksoy, Türkiye'nin adını bilimsel platformda en fazla vurgulayan ve öne çıkaran büyük bir bilimadamıdır.

Ben Muzaffer Hocayı, Amerika'da 1960'lı yıllarda ne zaman kütüphaneye gitsem, kan ile ilgili ciddi dergilerde yaptığı İngilizce yayınları görme suretiyle şahsen tanımadan önce ismen tanıdım."

Eski başasistanlarından Turhan Akgün de hocası Aksoy için "Sevgili hocam, sizden iyi bir insan, iyi bir hekim olmanın sırlarını öğrendik" demişti...

TÖREN BUGÜN YAPILACAK

Prof. Dr. Muzaffer Aksoy için bugün İstanbul Çapa Tıp Fakültesi önünde saat 09.00'da meslektaşları ve ailesinin de katılımı ile bir tören

düzenlenecek. Aksoy'un cenazesi, bu törenin ardından Teşvikiye Camii'ne getirilecek ve öğle namazından sonra toprağa verilecek.

EDİTÖR'e mail

(32)

23 Aralık 2001 Pazar

BİZE ULAŞIN HABER İNDEKSİ

ARŞiV YARDIM KÜNYE

·

SON DAKİKA

·

ANA SAYFA

·

GÜNCEL

·

SİYASET

·

EKONOMİ

·

YAZARLAR

·

SPOR

·

DÜNYA

·

YAŞAM

·

MAGAZİN

·

SAĞLIK

·

KADIN & MODA

·

ASTROLOJİ

·

OTOMOBİL

·

ÇİZERLER

·

BİLİM & TEKNİK

·

TV'DE BUGÜN

·

İŞ YAŞAMI

·

OMBUDSMAN

·

HAVA DURUMU

·

CUMARTESİ

·

PAZAR

Bir insan, bir bilim adamı: Muzaffer Aksoy...

Gözlerimin içi kırık jiletlerle dolu. Gözünü bir an kırptın mı, yandın. İğneli fıçıya düşüyorsun. Kafamın içinde Afrika tam tamları. Öylesine güm güm vuruyorlar ki, beynim her an dışarı fırlayabilir. Çelikten kalemlerin ipince sivriltilmiş uçları etimin bir orasına, bir burasına sokuluyor.

Ateş, dalga dalga yükseliyor. Üşüme, titreme, terleme. Düşle gerçek birbirine karışıyor. Hoş geldin ürkütücü kabuslar dünyasına...

Bir Yalnız Adam!

Kendime geldikçe, Mario Levi'nin Jacques Brel kitabını okuyorum.

"Kendisini Paris'e, yeni bir yazgıya götürecek bir trendedir şimdi. Gitarını almıştır yanına, umudunu ve birkaç kuruşunu almıştır. Evler, ayrılıklar, ıslak sokaklar. Bir bir geride bırakır ülkesinin duraklarını, kasabalarını..."

Telefon:

"Bir saat önce kaybettik."

Çok sevdiğim bir insanın ölüm haberiydi gelen. Çeyrek yüzyıl boyunca beni evlatlarından hiç ayırt etmemişti. Ailemizin 12 Mart'lı, 12 Eylül'lü en sıkıntılı zamanlarında desteğini hiç esirgememişti.

Prof. Dr. Muzaffer Aksoy.

İnsan adamdı.

Kan kanseri, Hematoloji alanındaki bilimsel çalışmalarıyla adını dünya tıp tarihine yazdırmış bir Türk bilim adamıydı. Tüm yaşamını insan sağlığına ve tıp bilimine adamıştı.

Bir fotoğraf karesi gözümün önünden gitmiyor. Muzaffer Aksoy'un kişiliğini en iyi anlatabilecek karelerden biri de olabilir.

1971'de bir Türk gencinin kanında ilk kez çok değişik bir hemoglobin tipi

bulmuştu. Kendi alanında büyük önem taşıyan bu bulguya kendi adının

(33)

Dr. Muzaffer Aksoy'un 14 Mart 1940 Tarihinde

Mezunlar Adına Yaptığı Konuşma

19 Aralık 2001 tarihinde bilim ve hekimlik ortamının bir büyük değerini, Prof. Dr. Muzaffer Aksoy'u yitirdik. Tıp Dünyası'nın ikinci sayısında (Nisan 1991) yer alan bir yazısını tekrarlayarak saygıyla anıyoruz.

"Senelerden beri tıp bayramı bu salonda en gösterişsiz ve alaysız bir merasimle kutlanır. Eğer yüzyıllardan beri tıbbın insanlığa yaptığı sayısız hizmetler hatırlanırsa, ona İstanbul Üniversitesi'nde bir gün ayrılması çok görülmez.

Tıp öyle bir bilim dalı ki, konusu doğanın en eksiksiz eseri olan insanın maddi ve manevi acılarını dindirmek ve ona çare bulmaktır. Tıp bu asil amaca yaklaşabilmek ve hatta erişebilmek için, onun evlatları doktorlar yalnız akıllarıyla değil, hayatları pahasına çalıştılar. Bu uğurda vatan ve hürriyet için ölenler kadar takdis edilmeye layik şehitler verdiler. Fakat asil olduğu kadar, çok tehlikeli bu yoldan vazgeçmediler.

Başlarında Hipokrat, İbni Sina, Harvey, Pastör, Virchow gibi dev insanların bulunduğu tıp öncüleri çok daha cehaletin,

taassubun egemen olduğu cemiyet ve çevrelerde, esatiri kahramanları bile gölgede bırakacak cesaretle, doğanın binbir sırrını çözmek için savaştılar.

Ünlü İngiliz düşünürü Thomas Carlyle'ın "Kahramanlar ve Kahramanları Takdis" eserinde, "Allahın insanlara en büyük hediyesi diye isimlendirdiği hakiki kahramanlar, ilahi kudreti sinesinde taşıyan insanların maddi ve manevi eserlerinin seyri bile, fanilerin hiçliğini ve küçüklüğünü hissettiren üstün insanlar". İşte bu vasıfta binlerce kahraman, nice yüzlerce yıl zekadan, akıldan, azimden ve iradeden yoğrulmuş çekiçlerini bu uğurda salladılar ve insan zekasının ve hayret verici ürünlerinden biri olan tıp ilmini meydana getirdiler.

Acılı insanlığın ona ebedi minnet ve şükranlarından örnekler mi istiyorsun. Git biraz önce ızdırap ve ağrıların en can

alıcısından kıvranan annenin, serumuyla çocuğunu kurtaran köy hekimine duygusunu ilkel fakat içli sözlerle anlatırken dinle.

Git, yarım saat önce ameliyat masasına yarı ölü terk ettiği babasının operatörün ameliyatıyla tekrar hayata döndüğünü görerek saadetlerin en yücesini duymakta olan oğlun sözlerini dinle.

Sayısız başarılarına ve emsalsiz ilerlemelerine rağmen tıp bugün hala ulaşmak istediği hedeften uzaktır. Uzun sözlere ne lüzum var. Bunu bir buçuk sene önce, insanlık tarihinin en övülecek şahsı, hastalandığı zaman bütün bir millet bu gerçeği en acık bir biçimde duymadı mı? Kendilerini milletlerinin kurtarıcısı diye ilan eden yalancı peygamberlerin insanlığı uçurumlara sürüklediği şu anlarda, bu duygular derecesini buluyor ve onun sınırsız değeri belirli bir biçimde anlaşılmıyor mu?

14 Mart, burada tıp kafilesine her sene katılanların günüdür. Bugün yaşam gayesini çalışmada görenler ve sorumlu

bulunduğu görevleri yerine getirenler içindir. Demek ki bizim de hakiki hayatımız, top ve uçak gürültülerinin dünyaya eğemen

olduğu şu günlerde başlıyor demektir. Nasıl ki varlığımızı belli eden ilk ağlayışımızın Birinci Cihan Savaşı'nın bomba ve silah

seslerinin gürültüsünde gayp olduğu gibi."

(34)

TUBA

Bir Yıldız Kaydı

Çalışmaları dünya capında yankı uyandıran TÜBA Şeref Üyesi Prof. Dr. Muzaffer Aksoy 19 Aralık 2001'de vefat etti.

Benzenin lösemiye yol açtığını kanıtlayarak ABD'de bu kimyasal maddenin yasal değerinin 1 ppm'e düşürülmesini sağlayan Prof. Dr. Aksoy, thalessemia ve anormal hemoglobinler konusundaki çalışmaları ile uluslararası tıp literatürüne geçmişti.

TÜBİTAK Tıp Ödülü, Sedat Simavi, Eczacıbaşı, Devlet ve Ramazzini ödüllerine layık görülen Prof. Dr. Aksoy, İstanbul Tıp Fakültesi Hematoloji Dalı'nın da kurucusuydu.

Hemotoloji uzmanlığını ABD'de, Prof. Dr. William Dameshek'in klinik ve laboratuvarında yapan Prof. Dr. Muzaffer Aksoy, burada "anti-fetal serum üretimi" yaparak Beta-thalassemia ve orak hücre sendromlarında saptanan fetal hemoglobini incelemeyi amaçlamıştı. Deney hayvanı olarak da tavşanları seçmisti. Ürettiği serumu 6 Cooley anemisi olgusunda kullanan Aksoy, bu deneyle olgulardaki alkali ezistan hemoglobinin fetal hemoglobini olduğunu kanıtladı. Bu araştırmayla ilgili makalesi 1955'te İsviçre'de "Acta Haematologica" dergisinde yayınlandığında uluslararası tıp camiasında büyük yankı yaratmıştı.

Türkiye'ye döndükten sonra yaptığı çalışmalarla Eti-Türkleri'nde %13.5 oranında orak hücre taşıyıcılığı saptayan Prof. Dr. Aksoy'un bu buluşu ünlü Lancet dergisinde yayınlandı. Prof. Dr. Aksoy, Prof. W.Dameshek'in önerisi ile iki kez araştırmaları için toplam 6.500 dolarlık yardım oldu. Bu yardımlarla Güney-Doğu Anadolu, Lübnan ve Türkiye'nin bazı bölgelerinde anormal hemoglobinler, thalassemik sendromlar ve G-6 fosfat eksikliği ile ilgili araştırmalarda bulundu ve bu kan hastalıklarını sıklıkla tayin etti.

1960 yılından itibaren "Benzen"in sebep olduğu kan hastalıkları ve özellikle lösemi sorunu üzerinde çalışmaya başlayan Prof. Dr. Muzaffer Aksoy'un bulguları, birçok ülkede yayınlandı. 1974'de ünlü Blood dergisinde çıkan

"Leukemia in Shoeworkers Exposed Chronically to Benzene" isimli yazısı ABD'de bu kimyasal maddenin yasal değerinin 1 ppm'e düşürülmesini sağladı. Bununla ilgili olarak Washington'da bir bilimsel mahkeme kuruldu ve Prof. Dr. Muzaffer Aksoy, bilimsel tanık olarak çağrıldı.

Uzun tartışmalar sonucu 1977'de ABD'de benzenin yasal değeri 1 ppm'e düşürüldü. 1987 yılında ABD'deki CRC Press adlı yayınevi Prof. Dr. Aksoy'dan benzenin karsinogenetisi ile ilgili bir kitap yazmasını istedi. Bu eser 1988'de CRC Benzene Carcinogenecity adıyla yayınlandı. 158 sayfalık bu yapıtın 3/2'si Prof. Dr. Muzaffer Aksoy tarafından yazıldı. Diğer bölümleri M. İkada, T.T. Okino ve C.A. Cnyder tarafından tamamlandı.

Prof. Dr. Aksoy'un Türkiye'de de benzenle ilgili yayınlanmış 2 kitabı bulunuyor.

Prof. Dr. Muzaffer Aksoy'un Hayat Hikayesi

Muzaffer Aksoy 1915'de Antalya'da doğdu. 1934'te İstanbul Erkek Lisesi'ni ve 1940'ta İstanbul Tıp Fakültesi'ni bitirdi. İkinci İç Hastalıkları Kliniği'nde uzman oldu ve Mersin Devlet Hastanesi'nde uzman doktor olarak çalıştı.

1952-53 yılları arasında Boston'da ünlü Prof. Dr. W. Dameshek'in kliniğinde araştırma asistanı olarak bulunan Prof. Dr. Aksoy, bu klinikte tavşanlarda "Anti-fetal hemoglobin serum" üretti. Bunun fetal ve adult hemoglobinlerle olan ilişkisini saptadı.

Türkiye'ye döndükten sonra Mersin Devlet Hastanesi'nde çalıştı. 1957'de İlk Yardım Hastanesi'ne atandı. 1959'da doçentlik sınavını tamamlayan Aksoy, İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Kliniği'nde eylemli doçent oldu.

1986'da emekli olan Muzaffer Aksoy, 3 çocuk babası idi

(35)

PROF.DR. MUZAFFER AKSOY

Ben doktorluğun bir menfaat kapısı haline gelmesine katiyyen taraftar değilim.

Bu meslek belki de para üzerine kurulmayacak tek meslektir.

Bu nedenle bizler paradan çok bilimin kendisi ile uğraşmayı seçtik…

Prof. Dr. Muzaffer Aksoy

Referanslar

Benzer Belgeler

Türkiye de Japonya Çalışmaları II, Bölüm adı:(Turizmin İçindeki Gündelik Hayat) (2015)., AKSOY SUGIYAMA CEREN, Boğaziçi Üniversitesi, Editör:Selçuk Esenbel,

Bu yazıda, daha önce farklı zamanlarda dört kez ameliyat edilen, parotis bezi derin lobundankaynaklanan ve parafarengeal alana da uzanan dev lipom olgusu sunulmuştur..

Köylüler tarafından bulunarak an­ tikacılara satılan ve onların da Burdur Müzesine sat­ tıkları heykellerin bulunduğu bina meydana

Ondan sonra «Benliyan» «Vefalı Emin Bey» isminde bir zatın maddî yardımıyla yine «Kirkor Çuhacıyan»m en meşhûr eseri olan «Leblebici Horhor Ağa»yı

Oysaki sunulan çalışmada, kan biyo- kimyasal parametreleri cinsiyete göre incelendiğin- de, genç erkeklerde genç dişilere göre plazma GGT aktivitesi ve albumin

Çünkü gençlere yol açmak kendini de hazırlamak için bir desisedir zannederlerdi ben ço­ cukken. Bu hikâyeleri hep bu minval üzere naklolunur du­ yardım. Bir

Mersin’den Mısır’a gitmek üzere yola çıkmış, fakat karaya oturduğundan dolayı pusulasının bile ayarsız olduğu anlaşılan Sümer şilebi rezaleti haberi

ğimiz, daha düşük egzersiz perfermans ına sahip yüksek risk grubunda, bu üç kan örneğine göre iske- mi sonrası TnT düzeyinde anlamlı yükselme görme- dik. Ayrıca