• Sonuç bulunamadı

1 — 1961 s nruı 4

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "1 — 1961 s nruı 4"

Copied!
50
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

M İ M A R L I K , Ş E H İ R C İ L İ K VE B E L E D

m

• M ! [i l|!i il t tıı

i l - ' I î f | P ^ . ı ı u t ı

n r u ı

4 s

j

5

1 — 1961

XXXI n e i Y i t İ S T A N B U L Fİ ATI : 1 0 T . l

(2)
(3)

M İ M A R L I K , Ş E H İ R C İ L İ K V E B E L E D İ Y E C İ L İ K D E R G İ S İ

f t e v ı ı e t r i m e s t r i e l l e D'arcfcitecture- 1 | Q u a r t e r l y p u b l i c a t i o n on A r c b i t e c - D r e i m o n a t s z e i t s c h r i f t für D ' ı ı r b a u i s m e et dı s a r t s d e c o r a t i f s ' t u r e c i t y p l a ı ı n i n g a n d d e c o ı a t i o n bau k u n s t . s t a e d t e b a u und d e k o r a t i o n

İ M T İ Y A Z S A H İ B İ V E B A Ş Y A Z A R I : Z E K İ S A Y Â K . U. N E Ş R İ Y A T M Ü D Ü R Ü A B İ D İ N M O R T A Ş A D R E S • A R I C İ T E K T A N A D O L U H A N N o . 33 E M İ N Ö N Ü , İ S T A N B U L T E L E F O N : 2 2 1 3 0 7

K U R U L U Ş U : 1931

Cilt: 30 No. 302

A b o n e ş a r t l a r ı :

Yıllığı 3 0 — T.L.

A l t ı aylığı 17.50 T.L.

B u sayı 10.— T.L.

Y a b a n c ı m e m l e k e t l e r için: 35.— T.L.

A R K I T E K T ' i n K O L L E K S İ Y O N L A R I : 1931 — 1935 beher cildi 3 0 — T.L.

1936— 1940 » » 3 0 — T.L.

1941 — 1945 » » 3 0 — T.L.

1946— 1960 => » 2 5 — T.L.

İlân tarifemiz talep üzerine gönderilir.

Yazı; f o t o ; r e s i m ve a b o n e b e d e l l e r i ARKITEKT'in adresine posta ile gönderil- melidir. Basılmıyan yazılar iade edilir.

Adreslerini değiştiren abonelerin en geç iki ay içinde idarehanemizi haberdar etme- leri lâzımdır. Aksi takdirde kaybolan der- g i l e r d e n M ü d ü r l ü ğ ü m ü z m e s ' u l i y e t k a -

b u l e t m e z .

Pour tout payement et demande des ren- seignements; ainsi qııe poıır tout envoi des documents, tels que photos, articles, annon- ces bibliographie â inserer, s'adresser â la

Direction.

Ali subscriptions. letters, photos, articles, advertisements ete. shoııld be addressed T o :

A R K İ T E K T N o . 33, A n a d o l u h a n E m i n ö n ü , İ s t a n b u l

T u r k e y İ T A L Y A M U H A B İ R İ M İ Z :

B a r a n ÇAĞA İSVİÇRE M U H A B İ R İ M İ Z : Y. Müh. Mimar

G Ü N E R İ D U T İ P E K

M e s l e k P o l i t i k a s ı :

B E Y A Z I T ( H Ü R R İ Y E T ) M E Y D A N I !

II Z E K İ 3AYÂR

Bıı sütunlarda, evvelce de Beyazıt mey- danından bahsetmiş, o zaman yapılanlardan, gelecek için ders almamız icabettiğini yaz- mıştık!

Belediye, Hürriyet Anıtını vesile ede- rek, Beyazıt meydanını ikinci defa tanzime başlamıştır. Bilindiği gibi meydan için üç mütehassısa proje hazırlattırılmış, bunlar- dan Dr. Turgut Cansever'in projesinin tatbi- kına karar verilmiştir.

Üç ay önce, 7 Mart 1961 de İstanbul Vali ve Belediye Reisi, bu projeyi Üniversi- teler mensupları, Mühendis ve Mimarlar Odası temsilcileri ve gazetecilerden müte-

;:'<!<,il yüz kadar seçkin bir topluluğa takdim etmiş, bu suretle proje üzerinde fikir teatisi yapılmıştır.

Toplantıda. Dr. Turgut Cansever, mey- danın teşekkül tarihinden bugüne kadar ge- çirdiği istihaleleri ve projesinin ana hatlarını anlatmış, meydan ve çevresindeki mimarî ve tarihî değer taşıyan binaların teşkil ettiği manzumenin zamanla, bilhassa son tatbika- tiyle bozulmuş olduğunu izah etmiştir.

Cansever, Beyazıt'm taşıdığı mâna ve değere uygun olarak yeniden düzenlenme- sinde karşılaştığı müşkülleri ve meseleleri hal için projesinde, tarihî ve mimari tesirler altında belki fazlaca geriye ve eskiye yönel- miştir.

T. Cansever'in projesinin daha ziyade

mimari tesir bakımından Piccinato ve Högg projelerine tercih edilmiş olduğu anlaşılmak- tadır.

Ancak, bu hisli, fakat teferruatlı kom- pozisyonun fazla eski hattâ 1850- 1900 an- layışı kadar klâsik olduğuna kani olanlar da vardır. Bu proje hakkında Belediyeye veril- miş bir rapordan, aşağıda aldığımız satırlar, projenin karakteristiğini belirtmesi bakımın- dan dikkate şayandır :

«Meydan kompozisyonunun mihrakı ve-

«ya belkemiği vaziyetinde hâkim unsurlar

«yoktur. Meydan sarih bir şekilde gözle ihata

«edilerek büyük ve sade hatlardan mahrum-

«dur. Bilâkis birbirine eklenmiş birçok ele-

«manlar vardır ve bunlar sanki bir sarsıntıya

«uğramış, yerlerinden oynamış ve gelişigüzel

«bir vaziyette donakalmışlardır. Görünüşte

«karmakarışık, bina ve duvarlar arasında la-

«birent şeklinde yollar vardır. Bu sun'î karı-

«şıklık belli ki, ince ve uzun bir etüdün mah-

«sulüdür. Bu muayyen bir estetiğin ve incel-

«miş bir zevkin tezahürü olabilir. Hattâ müel-

«lifin şahsî temayüllerinin ifadesidirler. Fa-

«kat bu derece hususiyeti olan bir mimarî

«görüşün böyle bir meydana tatbik edilmek

«istenmesi doğru mudur? Böyle bir mevzuda

«müellifin, cami ve medresenin teşkil ettikleri

«manzume karşısında şahsî temayüllerini ar-

«ka plânda bırakması, daha çekimser davran- Devaını (21) sahifede

(4)

Kesit

(5)

Dr. Cansever projesine ait maket

(6)

Foto : H A M Z A RÜSTEM

B İ R A P A R T M A N « İ Z M İ R »

Y. M i m a r : Fahri NİŞLİ ' >..

Bina İzmirin büyük bulvarlarından biri .mektedir. Bulvarın ..mukabil tarafında Kül- Sokak,istikameti deniz ve imbat istikame- plan Şükrü Kaya bulvarı üzerinde inşa edil- türpark vardır. Köşebaşı olan arsanın 1382 tidir. Denizi görmek ve İzmir ikliminde öne-

(7)

mi çok büyük olan imbat rüzgârını alabilmek için bina bu cephesinde dişli olarak düşü- nülmüştür.

Binanın bodrum katında kalorifer, ça- maşırlık ve her daire için bir depo, kapıcı dairesi tertiplenmiştir. Çatı katı çocuklara

tahsis edilmiştir. Burada çocukların rahat oynayabilecekleri ve ebeveynleri ile birlikte oturabilecekleri iki kapalı salon vardır.

(8)

Zemin kat plânı 1 — Giriş 2 — Salon 3 — Ofis 4 _ Mutfak 5 — W. C L 6 — Banyo 7 — Yatak odası

Normal k a t l a r d a ikişer daire mevcuttur, nülmüş, yatak odaları da daha sakin olan Yaşama kısımları manzara ve hareket bakı- arka cephede tertiplenmiştir,

ramdan daha zengin olan ön cephede düşü-

N o r m a l kat plânı 1 — Hol 2 — Salon 3 — Ofis 4 — Mutfak 5 — W. CL 6 — Banyo 7 — Yatak odası

(9)

EMİNÖNÜ - TAHTAKALE'DE BİR İŞ HANI

Site Mimarlık bürosu Y. Müh. Mimar Doğan T E K E L İ

» » Sami SİSA

Metin H E P G Ü L E R Vaziyet plânında görüldüğü gibi arsa şehrin en kesif iş ve ticaret bölgesinde, Tah- takale caddesi ile Tomruk sokak arasındadır.

Bütün civar; zemin ve birinci katlarda kü- çük dükkânları, daha üstlerde, komisyoncu ve ticaret erbabına kiralanmış büroları olan iş hanları ile son derece sıkışıktır.

Verilen program kısaca, bütün katları küçük dükkânlara tahsis edilen ve maximum rantabiliteyi temin edecek bir iş hanı inşa etmekti. Arsanın yüzleri bulunan iki yol ara- sındaki kot farkı ile, imar durumu 6 katlı bir yapıya imkân veriyordu.

Proje çalışmaları esnasında bu nispeten küçük arsada çok sayıda katta dükkânların işleyebilmesi bunların müstakil katlara tak- siminden ziyade merkezi bütün bir mekân etrafında toplanmaları ve bu mekânın da iki yola açılarak yaya trafiğini sağlaması ile mümkün olabileceği göz önünde tutulmuştur.

Alttaki iki kat Tahtakale caddesine ya- rım nivolarla bağlanmakta, bir üstteki kat T o m r u k sokağa nazaran zemin kat olmakta-

dır (kesit). Bu suretle üç katı içine alarak iki yolu birbirine bağlayan bir yaya arteri kurul- muş olup binaya girildiğinde bütün iç hacım

"kavranabilmekte, üst katların da hayatiyete

İçerden Yenicamiye bakış

1/20OO

Vaziyet plânı

(10)

iştiraki temin edilmektedir. Dairevî galeri, merkezi boşluk ve merdivenin merkezi boş- luktan katları birbirine bağlayarak çıkma- sının meydana getirdiği espas devamlılığı dükkânları ve önlerindeki galerileri cazip hale koymaktadır. Dükkânların yol cephe- leri zeminin üstündeki katlarda betonarme prefabrike bir grille ile kapanmıştır. Bu şe- kilde içteki bütünlük fikri cephede tebarüz ettirilmiş, aynı zamanda dükkânların vitrin ve girişleri iç yüzde oldukları için arka yüz olan sokak cephelerinin istenildiği şekilde kullanılması mümkün kılınmıştır.

Bilhassa Tomruk sokakta grille'ler ce- nubu-garbî güneşinden de korunmayı temin etmektedirler ki, aksi halde civarda benzer binalarda görüldüğü gibi üst kat dükkânları- nın yola bakan cepheleri bazan gazete kâ- ğıtları ile bazı defa yer yer kutu yığınları ile kapatılmış olacaktı.

Bu düşünceden hareketle, cephelerin kısmen veya tamamen sağır yapılması düşü- nülebilirse de isteyen dükkân sahibinin so- kak görüşünden fakat bilhassa iç mekânın normal gün ışığından mahrum edilmemesi için bu yola gidilmemiştir.

İnşaatta baştan sona ekonomi faktörü göz önünde tutulmuş ucuz ve alışılmış mal-

zeme kullanılmıştır. Bilûmum doğramalar ahşap, zemin 40 X 40 karo mozaik grille'ler beyaz çimentodan, teçhizat! ı olarak imal edilmiştir.

Malzeme ve m- maliyeti bakımından- emsaline nazaran çok daha ucuza malolan yapı şimdiden geniş alâka ve rağbete m a z h a r olmuştur.

(11)
(12)

Fotoğraflar :

L'architecture d'aujourd'hui ve Byggekunst dergilerinden

G U G G E N H E I M M Ü Z E S İ , F A Y D A V E S A N A T

5 nci caddeye Bakan cephe

«Fayda ve güzellik, hisarlarda ve insanlarda görüldüğü gibi olamaz.'»

Leonardo da Vinci

Yazan : ŞEVKİ V A N L I

F. L. Wright, çok önem verdiği Gug- genheim Müzesi için Bruno Zevi'ye:

«—... Büyük bir yapı olacak, mimarî tari- hinde ilk defa, üstüste koyarak cansız ve devamsız inşa etme geleneğini kıracağız.

Nihayet devamlı iç mekânı her yönde hare- ket eden bir yapı kuracağız...» demekte ve genel olarak yaptığı gibi düşüncelerini elle- riyle tarif etmekteydi. Bütün yapılar için el- lerini üstüste koyarak ve bunu t-ekrar eder- ken, müze için bir eliyle helezon şekli çizi- yordu. Nitekim Wright sanatını mekân dü- şüncesinden ayıramayız, mimarî meselelerin- deki en zorlu yön olan mekânı görme, duy- ma, yaşama ve değerlendirme işlemini yeri-

(13)

ne getirmeden onu anlıyamayız. ancak onun fantastik söyleyiş şekilleriyle ilgileniriz.

1946 (Zevi'ye göre 1942, CarpanellF'ye göre 1946) da projelerini hazırlamış olduğu ve inşaatı 1959 da sona eren Newyork Gug- genhelm müzesi de, fotoğraflardan da gö- rülebileceği gibi, beklenmiyen şekillere, ola- ğanüstü plâstik değerlere sahiptir. Bu yön- den ehramlar ve şark mabetlerinin, bir güzel- liği ortaya koyuş kuvveti ile yarışıyor dene- bilir. Fakat bu yapının en önemli yönü, Wright'in modern mimarîye verdiği, mekân devamlılığı anlamının en ileri ifadesinin bu- lunmasıdır. 1907 Roberts evindeki (İllinois A.B.D.) hayat ve mekân serbestliği, müzede en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Esas olarak helezon şeklindeki bir rampanın doğurduğu bir mekân şeridinin, orta boşluğun etrafın- daki üç istikametteki gelişmesi ve kendi için- de başladığı gibi bitmesidir. Bu, bilhassa çok katlı yapılardaki, katlarla birlikte ayrılan mekânların birleşmesi, daha doğrusu arala- rındaki kesikliğin ortadan kaldırılması ol- maktadır. Bu üç yönlü gelişmenin temin et- tiği dört butlu mekân, zaman ve mekân ilgisinin en kuvvetli söyleyişlerinden birisidir.

Fakat bu bir müze olmasaydı Wright aynı şeyi bu seviyeden yapabilecek miydi? Barok mimarîden Aaltoya kadar görülen tecrübeler bizi şüpheye götürmektedir. Wright'in Gun- genheim tecrübesini takibeden dene.meleri de bizi bu şüphede haklı çıkarabilir. Fakat bü- tün bu geriye bakışın düşündürdükleri ne olursa olsun bu yapı, yepyeni ve ümit verici bir deney olma özelliğinden hiçbir şey kay- betmemeKtedir.

Bu müze Kandisky'den 180, Klee'den 170, ChagalI, Delaunay, Gleizes, Leger, M a r c tabloları yanında; Seurat, Cezanne, Rous- seau, Derain, Bonnard, Picasso, Braque, Mo- digliani, Miro, Mondrian ve en yeni Ame- rikalı ve Avrupalı ressamların tablolarını içinde bulundurmaktadır. Yani dünyanın en zengin koleksiyonlarından biri için yapılmış- tır. Gelen haberlere göre, halk bu müzeyi gezmek için sıraya girmektedir. Fakat diğer taraftan müzeyle ilgili olanlar yapıdan şikâ- yet etmekte ve hattâ müze müdürünün işini terkettiği söylenmektedir. Biz bu söylentiye inanmaktayız. Müzeye gelenlerin, resimleri görmeye gelmiş olsalar bile, onları seyret- meden çıktıklarını tahmin ediyoruz.

Müzennin toplantı salonu

Lconardo'r.un, yukarıya aldığımız sözü- ne tamamen inanıyoruz. Yani bir yapının gö- revini yapması, yani görevsel (fonctionelle) olması, bir sanat eseri olması için yeterli de-

ğildir. Nitekim, bunun en açık bir örneği olan makina, tam görevsel iken, sanat eseri olamamaktadır.

Fakat, diğer yönden Wright'ın yapısı,

Son kattan zemin kat holünün görünüşü

(14)

Kesit 4 üncü k a t :

1 — Diğer binanın çatısı 2 — Montşarj

3 — Asansör 4 — Depo 5 — Boşluk

3 üncü k a t :

1 — İdarecilere ait salon 2 — Teras

3 — Kabul 4 — Müdür bürosu 5 — Montşarj 6 — Asansör 7 — Depo 8 — Teras 9 — Boşluk 2 nci kat :

1 — Büro 2 — Teras 3 - 4 — Montşarj 5 — Asansör 6 — Depo 7 — Bekçi dairesi

8 — Büyük galerinin üst kısmı 9 — Boşluk.

' c c c o : h f t

(15)

sergilenmeleri için yapıldığı resim ve heykel- leri ezmekte, varlıklarını ortadan kaldırmak- tadır. Eserler, yapının çok kuvvetli hayatı içinde erimekte, ortadan silinmektedir. Bir tablo, bu dinamik mekân içinde bütün sesini kaybetmekte; bir heykel, büyük bir heykelin içinde, süs eşyası durumlına düşmektedir.

Resim sevenlere göre, bıı yapı bir fiyas- kodur. Wright ise, müzeye konacak olan eserleri gördüğü zaman deliye dönmüş, bas- tonunu önündeki tablonun tualine geçirerek hiçbir şey söylemeden bırakıp gitmiştir. Bu- rada yapının mimarî değerini şüpheye düşü- recek bir şey söyliyemeyiz. Bu yönden, eski- den beri yerleşen görüş, yapının çok önemli bir sanat eseri olduğu düşüncesidir. Fakat, modern mimarînin herhangi bellibaşlı bir yapısının varlık sebebi olduğu konuya hiz- metinin bu derece aksi bir sonuç verdiği de görülmüş değildir. Ortada bir olay var.

Meselenin içine biraz daha girmek için Wright diğer yapıları ile toplumun ilgisini ele alalım. Bilindiği gibi anonim yapılar, hele bir araç gibi maksadına uygun olursa, her seviyede, her düşüncedeki kişilerin ihtiyacını kolayca karşılayabilir. Hemen her zaman faydalıdır. Fakat bir dünya görüşüne, bir hayat anlayışına sahip olan hakikî bir sanat unsurunu içinde yaşayabilmek için. aynı an- layışa sahip olmasa bile onu tanıması, anla- ması ve kabul etmesi gerekmektedir. Aksi halde, yapıyı ortaya koyacak sanatçının seçi- min, seçicinin, bir sanat olayına toplumun iştirakinin hiçbir önemi kalmıyacaktır. Baş- ka bir deyimle, bir sanatçının seçimi bir ha- yat görüşünün seçimi olup. bunu tesadüflere bırakmak, toplumun belirli bir dünya görü- şüne sahip olmadığına işarettir.

Wright, asrımızın, kişisel ifadesi en güçlü mimarı olarak, yapıları özel, katî ve kuvvetli bir düşünceye dayanmaktadır. Bu

K I S A H A B E R L E R :

I i Maarif Bakanlığı Güzel Sanatlar U m u m Müdürlüğüne ressam Halil Dikmen tâyin edil- miştir.

Halil Dikmen İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Y. Resim Bölümü hocası ve sene- lerdenberi Resim ve Heykel Müzesi Müdürü bulunmakta idi. Kendisine yeni görevinde başarı dileriz.

Son kattan hole bakış

ı •

düşünce ve zevkte olmıyan kişilerin, onu çevrelerinin tâyinine çağırmaları büyük bir gaf olacaktır. İşlerinin görülmemesi, maddî zararları bir yana, kültürlerinin zayıflığını ilân etmiş olurlar. Bunun gibi, bu kadar bü- yük ve pek önemli bir kolleksiyonun sorumlu- luğunu yüklenmiş kişilerin yerlerinin sahibi olmadığı ortaya çıkmıştır. Mimarın seçi- minde sorumluluğu, müzenin m ü d ü r ü yük- lenmiş ise, istifa etmekle en doğru hareketi yapmış olmaktadır.

«•Guggenheim» müzesinin sonunun ne olacağı konusunda bir şey söylemek çok zor!

Onıı boşaltarak, tarihin bu çok önemli yapı- sını ölüme mahkûm etmek veya, yine resim ve heykel sanatının çok değerli eserlerinin harcanmasına göz yummak yollarından han-

! I Paris'te «Rodin» müzesi bahçesinde, Ha- ziran ayı içinde açılacak olan 2 nci Çağdaş Milletlerarası Heykel sergisine memleketi- mizden, Hâdi Bara, Zühtü Müridoğlu, Sadi Çalık, Zerrin Bölükbaşı ve İlhan K o m a n eserleriyle, iştirak etmektedirler. Sergide Türkiyeyi temsilen Zühtü Müridoğlu, Paris'e hareket etmiştir.

[~1 15 Eylül 1961 de, Brezilya'da Sao - Pau- Io'da 4 üncü Milletlerarası plâstik Sanatlar

»

gisi seçilecektir bilinemez. Biz müzenin oldu- ğu gibi saklanmasını istiyoruz. Böylece, yir- minci asır toplumunun mimarî denen ve in- sanların çevrelerini tanzim eden sanattan bir şey anlamadıklarını, işbaşında bulunanların kültür sorumluluğundan habersiz olduklarını ve nihayet bugünün toplumunun duygu ve düşünceden mahrum, rahat ve sonucu rahat- lık olan toplum meseleleri ardından koşmak- tan başka her türlü gayeyi kaybetmiş oldu- ğunu gösteren bir âbide olarak kalmalıdır.

Şevki V A N L I

Bu yazının yazılmasında; Sele Arte'nin 45. sayısı, Zervi'nin F . L. Wright adlı kitabı, Vanlı'nrn F. L. Wright - İnsana D ö n ü ş adlı kitabından yararlanılmıştır.

sergisine memleketimizden 10 ressam ve heykeltraş iştirak etmektedir. İsimleri H â d i Bara, Z ü h t ü Müridoğlu, Kuzgun Acar. Re- simden Nuri İyem, Zeki Faik İzer, Adnan Çöker, Şükriye Dikmen, Ercüment Kalmuk ve Ferruh iştirak edeceklerdir.

| i İstanbul Sanat Festivali Resim ve Heykel Sergisi jürisi resim m ü k â f a t ı birinciliğe Ad- Çoker, ikinciliğe Nevin Demiryol, Heykel birinciliğine Mme Vivette, ikinciliğe Günseli Aru'nun eserleri seçilmiştir.

(16)

«Medina» eski şehirde bir sokak

(M.Ö. 12. ci As.) Finikeliler tarafından kurulan, kısa zamanda kudretli bir deniz ti- careti memleketi seviyesine ulaşan Kartaja Cumhuriyeti, gemileri ile Şimal Atlantik Ok- yanusuna kadar uzanmıştır. Merkez hükümeti Kartaja şehri bugünkü Tunis şehrinin az şima- linlinde bulunuyordu. O zamanlar Tunis ve- ya «Tunes» merkez şehrin az cenup kıyısın- da mevcut ufak bir kasaba idi. İspanya tari- kiyle rakibi Roma'ya karşı çetin harblere gi- rişen Kartaja, nihayet 2 ci Pön Harbinde Milâttan evvel (M.Ö.) 202 de ve 3 cü Pön

T U N U S

Mimar Şehirci Heyet raportörü E R T U Ğ R U L M E N T E Ş E D. P. L. G.

Harbinde (M.Ö. 1 4 9 - 1 4 6 ) tamamen ezil- miş ve tarla haline getirilmiştir. Roma dev- rinde 1 ci ve 6 cı asra kadar tekrar inşa edi- len Kartaja m a m u r bir devre içerisinde Ro- ma'nın mümbit Afrika topraklarının baş- şehri olmuştur.

Kartaja 698 senesinde garba yayılan Müslüman orduların işgaline uğramıştır. O zamandan beri Arap İslâm âdet ve ananele- rine tâbi olan Tunus halen «Magrib'in» en kıymetli, en önemli şehirlerinden biri olarak tanılır. «Magrib» kelimesi, Şarktan gelen Garba doğru yayılmış İslâm muhtelif Arap memleketleri camiasının, ayrı hudutlara rağ- men bir bütünlük arzettiğinin ifadesidir.

Tunusun ilk Arap Fatihi Hafsid sülâle- sinden Hassan'dır (7 ci asır). 16 cı asırda Osmanlı İmparatorluğunun en geniş devrin- de (1533) Barbaros Kardeşler Cezayir Tunus Beyliğini kurmuşlardı. Hayreddin Barbaros, Kanunî'nin vesayetine girince Kaptanı Derya unvanını almıştır.

Cezayir, Tunus ve Trablus gibi, Afrika- da bulunan üç beylik, fiilî olarak Türk gar- nizonunu teşkil ederdi. Cezayir ve Tunus'da

«Dayı» unvanını taşıyan seçimle idareye ge- len Yeniçeri şefler idare ederdi. Son zaman- lara kadar idarede «Dey» sistemi hüküm sürmüştür.

Bir ara Şarlken ve Don Juan tarafından 1569 ve 1573 de İspanya himayesine giren

Tunus Beyliği 1574 de tekrar Türk hâki- miyetine girmiştir.

Tedricen zayıf düşen idare 1881 de Fran- sızların kolonyal gayelerine kurban olmuş ve 1956 senesinde enerjik vatanperver bir şahsiyet olan Destur partisi lideri Habib Burgiba'nın uzun mücadeleleri sonunda istik- lâline kavuşmuştur.

Bugün Tunus Devleti 4 milyon nüfuslu bir Cumhuriyettir.

Tunus şehri iki göl arasında bir berzah üzerindedir. Nüfusu 400.000 kadardır.

«Keruan» vaktiyle Tunus Devletinin merkez şehri idi. Fakat Akdeniz ticareti ve Tunus'un askerî üs olarak müstesna bir mevkide olu- şu daima Tunus'u Keruan'a tercih ettirmiş- tir. Araplar Tunus şehrinin önündeki El Bahıra gölünü gemilerin muhafazası bakı- mından inşa edince Medine eski Kale şehri bir kalkan gibi El Bahıra gölü tarafından korunmuş oldu. Denizden gelen taarruzlara karşı bu şekilde korunmuş olan şehir IX cu asrın sonlarına doğru merkezi hükümet ilân edildi. XIII cü Asırda ekonomik bakımdan en mamur zamanlarını yaşayan Tunus şeh- rinde 100.000 kişi bulunuyordu. O zaman Kahire'den daha kalabalıktı. İşte tarihî

«Suklar» o zamanın eseridir.

1270 de şehir Haçlıların taarruzuna uğ- ramıştır. St. Louis Fransız Kiralı Tunus'u alamadan burada hastalanarak ölmüştür. H a -

(17)

'.W ® ••»!•• •

•; • ıi' •fi İL •! v

| K i ^ - ; " "

• . « M » | | f

İt?. î e»

-R- - ••.M FFIAV.-

M 1 ^ " ^ v M

Sidi - Bcu - Sa'id Yazar ve sanatkârlar şehri

len K a r t a j a sırtlarında Beyaz Papazlar Ma- nastırı bahçesindeki mezarında yatar.

XVT cı asır başlarında v a k a n ü v i s b ı i n naklettiklerine göre T u n u s Afrika'nın en ka- rakteristik ve ihtişamlı şehirlerinden biri idi.

Haritaya bir göz attığımız zaman Ak- deniz havzasında Tunus topraklarının mute- na mevkii derhal anlaşılır. Sicilya adası ile Tunus arasındaki mesafe gayet kısadır (138 km). Bu sebeple yelkenli gemiler devrinde başlıca uğrak olan T u n u s bilâhare 1869 da Süveyş Kanalı açılınca ticarî bakımdan daha büyük değer kazanmıştır.

Yukarıda kısaca sıralanan tarihî ve coğ- r a f î bilgilere nazaran ekonomik ve tarihî de- ğeri yüksek bulunan başşehirlerinin imarı yolunda Tunuslu kardeşlerimizin uluslararası bir şehircilik yarışması açmakla ne kadar isabetli hareket ettikleri açıkça anlaşılır.

Çekoslovak, İtalyan, Belçikalı, Frangız.

Bulgar, Hollanda, Polonyalı 52 adet 15 devlet teklifleri arasında Türk mimarlarının proje- sinin milletlerarası jüri önünde başta gelen 3 proje arasında yer alması biz Türk mimar- ları için iftihar vesilesi olmuştur.

Kendilerine teşekkür eder, daha büyük başarılar temenni ederiz.

Esasen ziraî olan memleketin ekonomik durumda bütün sahilleri mümbittir. Sahille- rin geri kısımları çorak ve kısmen çöldür.

(Zeytincilik ve şarapçılık çok ileri gitmiştir.) Tunus bölgesinde km2 başına 167 kişi var- dır. Cenupta çöl kısımlarda k m - başına 5 kişi düşer. Ortalama olarak km- de 27 kişi vardır.

Hükümet, merkez cenup bölgesinin su- lama işlerini hız vererek ziraî kapasiteyi artırmak yoluna girmiştir.

Tunus, «potasse» ve «phosphates» «ex- plcitaticn»un artırılarak kimyevî gübre ihraç memleketi haline girecektir.

Turizm, memleketin başlıca gelir kay- naklarından biridir. Ecnebiler için en cazip sahillerde oteller kurulmuştur. Cerba adasın- dan turistler Cennet Adası diye bahsederler.

Ucuz mesken ve okul inşaatına süratle de- vam edilmektedir.

Bir berzah üzerinde kurulu T u n u s şeh- rinin şehircilik problemi krokiden anlaşıla- cağı veçhile radyokonsantrik kapalı sistem- den uzaklaşmasına elverişli bir tarzdır.

Tarihî Medina şehrinin doğusunda F r a n - sızlar bir Avrupa bölgesi inşa etmişlerdir.

19 cu asır şehircilik sistemine göre inşa edil- miş bu yeni kısımlar süratle büyümüştür.

Bir taraftan cenuptan gelen akın Medi- na nüfusunu hektar başına 800 kişiye yük- seltmiştir.

Kolcny?! zihniyetle A r a p şehri ve Av- r u p a ' l a r ı n bölgesi istiklâle kadar ayrı yaşa- mıştır.

Bu ayırmayı silmek, ve aynı zamanda eski ve yeni şehri kaynaştırmak gayesiyle yeni şehir baş arteri Bourgiba Caddesinin Medina bölgesini katederek batıdan dolaşan çevre yoluna irtibatlandırmak arzusu müsa- bakanın başlıca donelerinden birisi idi.

Müsavi gelen Türk, Polonya ve Bulgar projelerinde, Bulgar müellifi, Medina bölge- sini ikiye bölerek (hemzemin) bir arter aç- mıştır.

Polonya projesi eski şehir üzerinden bir viyadük geçirerek tarihî bölgeyi korumuştur.

Mimarlarımız bağlantıyı tünel arterle bu meseleyi halletmişlerdir. Tünelin tepe- sinde yer yer bırakılan büyük aydınlıklar

kenarlarından, tarihî şehre ramplarla ulaşıl- maktadır. Takriben 300 hektarlık eski şeh- rin etrafında 2 kuşak yol mevcuttur. Bu yollardan eski mahallelere nüfuz eden yaya ve motorlu trafik penetrasyonlan sayesinde Medinâ'nın eski ölçüsü korunmak şartiyle sıhhîleşiirme teklifleri yapılmış ve bunda genç nıeslekdaşlarımız fevkalâde muvaffak olmuşlardır.

Şimal ve cenuba inkişaf imkânları olan müstakbel Tunus şehrinin sanayi, liman ve mesken bölgeleriyle turistik hususiyetler çok ince düşünüşlerle proje diğer projelere na- zaran üstün vasıftadır.

Müsabaka sonunda Tunus hükümeti bir kollokyum tertiplemiştir. Hükümetimizi mü- elliflerle birlikte ilgili mütehassıslardan m ü - teşekkil bir heyet davet edilmiştir. 2 müste- şarımız, Paris Basın Ataşemiz ve 8 değerli ş:hirci mimarımız, Kollekyum'a iştirak et- mişler ve Tunuslu kardeşlerimizle eski bağ- lar tekrar teessüs etmiştir.

Tunustan ayrılmadan evvel Sayın N a f i a Nazırı Ncureddine beyle yapılan son veda görüşmesinde hükümetlerince hazırlıklar ikmal edilir edilmez tatbikat için Türk mü- elliflerinin fikir ve mesailerinden istifade edileceği vaadini aldık.

Diğer taraftan, yine T u n u s salahiyetli- leri Kurtuluş anıtı inşaatı "cin ödenek sağlan- dığı yaman, ki bunun 2 - 3 ay süreceğini tah- min ediyorlar, en iyi proje olan bizim proje- nin tatbiki için müelliflere malûmat verile- ceğini söylediler.

Türk heyeti olarak vazifemizi yaptığımız kanaatindeyiz.

T u n u s şehri imarına yardıma Türk mi- marları hazırdır.

(18)

i'muiı -

Vaziyet plânı ve siluet

M A L İ Y E S İ T E S İ P R O J E M Ü S A B A K A S I

Maliye Bakanlığı, Divanı Muhasebat, Mer- kez Bankası, Amortisman ve Kredi Sandığı, Devlet Malzeme Ofisi ve Maliye Meslek Okulu Proje Müsabakası Jüri Raporu.

Müsabaka şartnamesinin hazırlanması anından itibaren, Ankara'da B.M.M.nin ya- nında, onunla yakın irtibatlı fakat umumi tesirini bozmıyacak bir Maliye Bakanlığı binası ile onunla beraber olması lüzumlu di- ğer binalardan müteşekkil bir mahallenin gerek şehircilik ve gerekse mimarlık bakı- mından çözülmesi zor problemler ihtiva et- tiği jürimizce kabul edilmiş bulunuyordu.

Müsabakaya iştirak eden 20 projenin büyük ekseriyetinin bu zorluğu yenebilmiş olması, büyük bir anlayışla mevzuu müsabakaya çı- karan mal sahiplerinin istihdaf ettikleri gaye- ye ulaşmalarına imkân vermiş ve müsabaka- d a karşılaşılan olgun seviye jürimizce zikre

şayan bulunmuştur.

11 sıra No.lu ve 61738 rumuzlu ve 14 sıra No.lu 65453 rumuzlu iki proje, gerek münferit ve gerekse toplu olarak yapılan tet- kikler neticesi vâki müzakere ve münakaşa- 4?.to

+ 5.23

1 inci M ü k â f a t : İlhami U R A L Fikret C A N K U T Çetin U R A L Jüri Raporu :

- v /

- > f t o

VEUL Blouunoan Uesh

(19)

lar sonunda; mevzuu gerek şehircilik ve umu- mi vaziyet plânı tertibi bakımından ve ge- rekse plân tertibi ve mimarî ifade bakımın- dan bu müsabakada aranan seviyeye ulaşa- mamış telâkki edilerek ittifakla birinci ele- mede çıkarılmışlardır.

1 sıra No.lu ve 41925 rumuzlu, 5 sıra No.Iu ve 17371 rumuzlu, 6 sıra No.lu ve 12971 rumuzlu, 8 sıra No.lu ve 12959 ru- muzlu, 10 sıra No.lu ve 21123 rumuzlu, 13 sıra No.lu ve 15327 rumuzlu, 16 sıra No.lu ve 18900 rumuzlu, 17 sıra No.lu ve 28967 rumuzlu, sekiz proje umumi vaziyet plân- larında ayrı ayrı binaları maksat ve çalışma-

Vaziyet plânı

larına uygun mahallere yerleştirmemek, he- yeti umıımiyede nispetli bir bütünlük ve ahenk elde edememek, Meclis binası ile re- kabete girişecek yüksek blokları bu binaya yakın yerleştirmek, trafiği iyi halletmemek veya ihmal etmek, arsanın tabiî şeklini na- zarı itibaıe almamak, plânlarda fonksiyonel olmayan tertipler teklif etmek gibi kusur ve noksanları topluca veya ayrı ayrı ihtiva ettik- lerinden ve geri kalan projelere nazaran da- ha aşağı bir seviye arzettiklerinden ittifakla ikinci elemede çıkarılmışlardır.

Geri kalan proielerden 4 sıra No.lu ve 08243 rumuzlu proje :

1. mük.

Bütün arsayı umumi bir yeşil saha ha- linde mütalâa ederek, binaları bunun içinde tabiata yakın ve arsanın özelliğine ve bina- ların maksat ve çalışma tarzlarına uygun bir şekilde yerleştirişi, Maliye Bakanlığı hariç, diğer bütün binaları mümkün olduğu kadar alçak tutarak Meclisin silüetine zarar vermi- yecek bir mesafede yerleştirdiği Maliye yük- sek bloku ile heyeti umumiyeye bir ifade verişi, ayrı ayrı veya büyük monimantal bir meydandan kaçınarak arazi içine yerleşti- rilmiş her binanın muhtelif zaman ve safha-

(20)

Iarda inşa edildikleri halde dahi manzume- nin ahenginin bozulmamasını temin edişi, bütün sahada yaya ve vasıta trafiğini iyi bir şekilde halledişi ile jüriyi vaziyet plânı ba- kımından en fazla tatmin eden bir proje ola- rak kabul edilmiştir.

Maliye Bakanlığını yüksek bir blokla yerleştirmeyi teklif eden projeler arasında, programın katlara taksiminde, konstrüksiyon sisteminin intihabında ve haricî tesirde if- rata kaçmadan tahammül hudutları içinde kalmayı bilmiştir.

Mevzuun hallinde kabul ettiği prensibe uyarak bütün binaları mümkün olduğu ka- dar alçak tutarak, Maliye Bakanlığında ayrı- ca makam ve temyiz -komisyonu için esas büro bloku ile irtibatlı alçak ve küçük kitle- ler yaparak ahenkli bir kontras temin edil-

M A L İ Y E BAKANLIĞI Mikyas 1/1000

(21)

AMORTİSMAN VE K R E D İ S A N D I Ğ I

BıcÎMc! ICXT mesi de iyidir. Binalardaki bazı program yer-

leştirilişinde görülen hata ve noksanlara rağmen umumi plân tertibi ve bilhassa Ma- liye Bakanlığı büro blokunda muhtelif eb'adda hacımlar temin eden büro sistemi başarılıdır.

Yüksek blokun şakulî sirkülâsyonu iyi bir tarzda temin edilmiş ve bu katlar ma- kam bloku ve katı ile iyi bir şekilde bağlan- mıştır. Büro odaları cihet bakımından da iyi yerleştirilmiştir. Binaları alçak tutmak endişesi ile teşkil edilen iç avluların mah- zurları, bir taraflarının ve mümkün olduğu kadar açık tutulması ile önlenmiştir. Vergi Temyiz Komisyonu blokunun altına yerleş- tirilen büroların (levazım, muhasebe, emekli işleri gibi) makam bloku ile uzaklığı ve irti- batsızlığı, okul blokunda sınıflar önünde bı- rakılan biraz mübalâğalı sahalar ve Divanı Muhasebat binası grup odalarının çalışma tarzına uygun şekilde (ayrı, kapalı ve buna rağmen aydınlık) tanzim ve tertip edilme- miştir. Müracaat kısmının ihtiyaca cevap ve- recek şekilde halledilmemiş oluşu, Devlet Malzeme Ofisi binasında muhtelif kısımların yerleştirilişlerinin ve işleme tarzına ve idare ihtiyaçlarına uymaması gibi kusurlarına rağ- men yukarıda belirtilen iyi vasıfları, kaliteli ve olgun mimarisî, kabul ettiği yapı şekli ile bu noksanları, heyeti umumiyenin bilhassa kontras vasfını bozmadan, iç mimarî ve kitle hacımlarında tadilât yapmak suretiyle iza-

Baş tarafı 3 üncü sahifede

«ması, daha isabetli olurdu. Belki, bu rastgele

«dağıtılmış binalar ve teşkil ettikleri gruplar

«ile mahallî ve pitoresk bir karakter elde

«edilmeğe çalışılmıştır. Fakat bu pitoresk

«nizam sun'îdir ve herhangi bir Türk şehir-

«ciliğiyle münasebetli değildir. Kalıyor ki,

«zaten meydanın etrafında eski mahalleler

«ve siteler mevcuttur. Bunlara mübalâğalı

«bir eda taşıyan . yenilerini ilâveye lüztım

«yoktur.

«Projenin mimarî ifadesi, böyle bir ye-

«rin icabettirdiği sadelik, asîllik ve tarafsız-

«Iığı taşımamaktadır. Yalnız Beyazıt külli-

«yesi gibi yüksek mimarî kıymeti ve kuvvetli

«bir sanat ifadesi olan eserler değil, kendine

«göre devrinin karakteristiklerini taşıyan

«ve artık İstanbul simasında yer almış olan

«eski Serasker kapısı muvacehesinde bile, ye-

«ni yapılacak meydan tanzimindeki mimarî-

«nin daha sakin ve iddiasız olması gerekir.»

Diğer yandan, tenkidlere yol açan tra- fik meselesi arterlerin meydan ile olan bağ- lantısı halledilmemiştir.

Lâleliden, Beyazıt'a kadar çıkan Bulvar meydanın önünde birdenbire 12 m. geniş- liğe kadar daralmaktadır. Lâleli caddesinin Fuat Paşa konağına doğru sert bir dirsek ile kıvrılması, burada, Vezneciler caddesi ile bir- leşmesi, Üniversite kapısı önünde yolun Ba- kırcılar caddesi ile bağlanması için bir tünel- den geçirilmesi eski meydan fikrine ve lehine yapılan fedakârlıklardır ki, bugün meydan ve çevresinde toplanmış olan seyrüsefer için bir sureti hal ve çözüm teşkil etmemekte bi- lâkis trafik meselesini daha muğlâk bir şekle sokmaktadır. Meydanın trafiği belki Högg projesinde daha realist halledilmiştir.

Dr. Cansever projesinin kat'î maliyeti de belli değildir. Her ne kadar meydanın tes- viye ve sedlerinin yapılması 3 - 3,5 milyon liraya mal olacak ise de, meydanın çevresiyle beraber kaç milyon liraya tamamlanacağı belli değildir. Esasen meydanın çevre plân- larının etüdü de bitmemiş ve kat'î projesi de henüz yapılmamıştır.

Saydığımız bu iki mesele T. M. Mi-

marlar Odaları temsilcilerinin haklı itirazla- rına yol açmıj, İstanbul'un bir nâzım plânı ve bu plâna esas teşkil edecek bilgiler mev- cut olmadan Beyazıt meydanının tanzim edilmemesi gerektiği fikrini savunmuşlardır.

Bu iddiaya mukabil bazı İ. T. Üniversi- tesi ve G. S. Akademisi profesörleri de, mey- danın nâzım plâna tesir edecek bir varlık ol- duğunu, nâzım plân mevcut olmasa bile, meydanın yeniden tanzim edilebileceği fik- rini ileri sürmüşlerdir.

Şurası muhakkaktır ki, Dr. T. Cansever projesinde meydanın mimarî ve estetik bir hüviyet kazanmasına mukabil, seyrüsefer meselesi ve parkingler halledilmemiş, çeşitli hal yolları söylenmek suretiyle bir tercih ya- pılmadığından bu mesele âdeta askıda bıra- kılmıştır.

Onun için diyebiliriz ki, bütün konular incelenmeden, bir sonuca bağlanmadan ve meydana son şekli verilmeden tatbikata baş- lamakta Belediye acele etmiş, ilgililer büyük bir sorumluluk yüklenmişlerdir.

(22)

divoaıı muhasebat

Mikyas 1/800

leye en müsait bir teklif olması dobyısiyle.

ittifakla birinci seçilmiştir.

12 sıra No.lu ve 52500 rumuzlu proje : 2. Mük.

Mevzuu normal irtifalı bloklarla hal imkânını araması ve umumi kompozisyona ithal ettiği üç bina ile (Maliye, Merkez Ban- kası, Divanı Muhasebat) yeşil, geniş bir hac- mi çerçevelerken, her binanın, bunları alçak tutmak için programında ayrılmasında mümkün kısımları ihtiva eden küçük blok- larla hudutlandırılmış küçük meydancıklar teşkil etmesi, böylece Meclis ile yakın mü- nasebeti olan Divanı Muhasebat ve Maliye binalarını mümkün olduğu kadar Meclis ta- rafında toplaması, yaya ve vasıta trafiğini her binanın ihtiyacını göz önünde tutarak halletmesi ile iyi -ve bilhassa alçak bloklarla hal yolu arayan bir teklif olarak kabul edi- miştir. Devlet yolu ile arsa arasında bugün boş olan sahanın bir yeşil saha olarak yapı- lacak binalara kadar boş bırakılması teklifi de gerek bu projeye ve gerekse şehrin bu

•kısmına büyük değer kazandıracak bir tek- liftir.

Plân tertibi, bazı tatminkâr olmayan çözümlerine rağmen, ihtiyaç programının ve

büroların çalışma tarzınjn isteklerine uy- gundur.

Umumi mimarîsi vaziyet plânında görü- len olgunluğa ulaşmamakla beraber seviye- lidir.

Bu proje ekseriyetle ikinci seçilmiştir.

20 sıra No.lu ve 71417 rumuzlu proje:

3. Mük.

Umumi vaziyet plânı tertibinde Maliye Bakanlığı blokunu ölçülü bir meydan üze- rine yatık bir blok olarak yeıleştirişi ve bu meydanı diğer binalarla da çevreleyip kıy- metlendirmesi, buna rağmen oldukça geniş bir aks ile bu topluluğu Meclis ile bağlaması ve bir irtibatın Meclise yakın tarafına ora ile sıkı irtibatı olan Divanı Muhasebatı yer- leştirmek, yaya ve vasıta trafiğini bilhassa çok iyi bir şekilde halletmesi ile temayüz etmiş bir projedir. Meydan teşkilindeki nis- petli başarısı, ona bağlanan aile üzerinde gö- rülmemektedir. Vaziyet plânı tanziminde ve Maliye Bakanlığı binası projesinde görülen üstün seviye diğer binalarda derece ve kud- retinden çök kaybetmektedir.

Mimar bütün projelerde aynı seviyeyi muhafaza edememiştir.

Bu proje ekseriyetle üçüncü seçilmiştir.

7 sıra No.lu ve 45019 rumuzlu proje:

Umumi vaziyet plânını her türlü tefer- ruatı kaldırarak, vazıh ve ölçülü bloklarla, Meclise müteveccih bir uzun meydan halin- de tanzim etmesi, bu aksı Meclisten uzak olan ucunda yine her türlü teferruattan kur- tarılmış, yüksek bir blokla tamamlaması ile en sade ve olgun bir şekilde halleden bir projedir. Buna rağmen teşkil edilen uzun meydanın Meclisle irtibatı tatminkâr değil- dir. Yüksek blokta Ankara ölçüsünün dışına çıkıldığı tesiri uyanmaktadır. Vaziyet plâ- nındaki bu teferruattan tecerrüt anlayışı, plân tertibi ve dış mimarî teşkilinde de göz önünde tutulmuş ise de bunun iç bünyeye inikâsı tatmin edici değildir.

Bu meyanda büro odalarının aşırı derin- likleri, dar odaların konstrüksiyon unsur- larının rahatsız edilişi zikredilebilir. Mer- kez Bankası binasında muamelât holü üstün- deki konferans salonunun verilen ölçüler içinde tahakkukuna imkân olmadığı gibi bu hacımları kare bir blokun içine yerleştirme arzusu da anlaşılamamıştır.

Bu proje böyle büyük bir mevzuu fev- kalâde sadeleştirerek halletmek şeklinde ge-

(23)

merkez bankası

.1 ıj.

7 i£MisyCTJ vc vczr c seovı&t

Mikyas 1/500 tirildiği fikri dolayısiyle ekseriyetle birinci

mansiyon olarak seçilmiştir.

2 sıra No.lu ve 07070 rumuzlu proje:

Umumi vaziyet plânı tertibinde, ne mev- zuu ne de arazinin icabettirdiği 'kuvvetli hendesî bir nizam içinde Maliye Bakanlığı binasını Eskişehir Devlet yolu üzerine ve o civarda yapılan umum müdürlük binalarının karşısına, diğer binaların hüviyet ve istiklâl- lerini kaybettirecek şekilde arkaya, ikinci plâna ve sebebi anlaşılamıyan bir aks üze- rine almak gibi jürice kabul edilmeyen bir hal yoluna gitmekle beraber temsil ettiği umumi mimari seviye ve bu müsabakaya

verdiği ciddî ehemmiyet ile tebarüz etmiş bir projedir. Bütün mesaisindeki karakteristik ve konstrüktif vasfı tebarüz ettirmeye değer bulunmuştur. Bazı binaların ve bu arada Merkez Bankasının ve Divanı Muhasebatın sureti tertibi tatminkâr değildir. Tek taraflı koridor ve on metreden fazla derin odalar uygun görülmemiştir. Maliye binasının da geniş ve ferah olmakla beraber karanlık ve havasız koridorları iyi bulunmamıştır. Bu- nunla beraber mevzuu sanatkârane ele alışı bakımından bu proje ekseriyetle ikinci man- siyonluğa seçilmiştir.

15 sıra No.lu ve 42424 rumuzlu proje:

Umumi vaziyet plânını binaları şimal cenup istikametinde teşkil ettiği bir meydan üzerine toplamak suretiyle tanzim etmiştir.

Arsanın Meclise nazaran en uzak köşesine çekilmiş bu meydana yerleştirdiği yüksek blok cihet bakımından isabetli değilse de umumi mimarî tesiri bakımından iyidir.

Meclis ile yeni Sitenin arasında büyük bir sahayı yeşil olarak bırakması iyi olmakla beraber Meclisle sıkı münasebeti olan (Di- vanı Muhasebat gibi) blokların d a h a uzak kalmasına sebep olmuştur. Yüksek blokla intihap ettiği konstrüksiyon sisteminin bu

(24)

MÜ AVI

MUAVİN

utovt r*xUE (2 Avîfjı

MUAVİN MUAvikjI

|ÇTIB5U&r MuAvihl

MJAVI^

IDACE MECLİSİ UMUM MU&URLU4

Vser

malzeme ofisi

&11214 CePM&î»

ı ı » n„ı INŞAiT MUDUCİUSU

Mikyas 1/400 sistemde inşa edilmiş binaların ulaştığı iç

ve dış bünye olgunluğuna erişecek bir şe- kilde geliştirilemediği için nispetler bakımın- dan tatminkâr olmayan bir kitle elde edil- diği görülmektedir. Merkez Bankası projesi.

Konferans salonu müstesna olmak üzere en iyi halledilmiş projedir. Bu proje ekseriyetle üçüncü mansiyonluğa seçilmiştir.

9 sıra No.lu ve 15705 rumuzlu proje:

Umumi vaziyet plânını bir yeşil saha

içinde tanzim eden bir projedir. Tabiat ölçü- lerini aşmamak endişesi müellifi, binaları kitlelere ve kitleleri de girinti çıkıntı ve kol- lara bölmek kararına vardırmıştır. Ancak bu tutumunu Divanı Muhasebat arşivini hattâ Vergi Temyiz Komisyonu dairelerini ayrı ayrı binalara yerleştirmeye gidecek kadar mübalâğalandırmıştır.

Bu anlayışta yapılan binalarla elde edi- len kompozisyonun tesiri umumi olarak tat-

min edici bulunmamıştır.

Umumi plân tertibi ve haricî mimarîsi, parçalanmaktan doğan bazı mühim aksak- lıklara rağmen kullanışlı ve başarılıdır.

Ele aldığı fikri sonuna kadar işleyen, hassas bir mimarın teklifi olduğu kanaati hâsıl olan bu proje de ekseriyetle dördüncü mansiyonluğa seçilmiştir.

19 sıra No.lu ve 44314 rumuzlu proje:

Umumi vaziyet plânını büro binalarının

(25)

1 « II llyl PEKOfteLvS ÇOS>aL ukmetleo muducuuğu

2£min kxrı

i l/Sll III (l/'iuil ''11 ((M 1 i H i 1 (n |l f I i » { liıııııııHuifiıin

! 1

Mikyas 1/400 cihetlendirilmesi esasına göre tanzim eden ve

böylece elde edilen kitlelerle doğu batı isti- kametinde uzunca bir meydan teşkil eden ve

bu meydanın batı kenarına yüksek bir blok koyarak kompozisyonunu tamamlıyan bir tekliftir. Bu meydanın Meclisle irtibatı iyi

olmadığı gibi yüksek kitle de yerini bula- mamıştır. Bununla beraber bina kitleleri ara- sında umumi bir ahenk ve tertip vardır.

(26)

I

a 2 n n n n n n

UUUUUÜ

nn nnn nn

t&ÇU

-DOÖ

(27)
(28)

Plân tertibi ve dış mimarîsi nispetli ve tat- minkârdır.

Maliye Bakanlığı makam katını yüksek blokun ortasına koyması uygun bulunma- mıştır. Devlet Malzeme Ofisinin ve Amor- tisman Sandığının yerleştirilişi tesadüfi his- sini vermektedir. Bu proje de ekseriyetle be- şinci mansiyonluğa seçilmiştir.

3 sıra No.lu ve 16823 rumuzlu proje:

Umumi vaziyet plânını çok yüksek olma- yan bloklarla tanzim etmiş bir projedir.

Umumi tertip ve ahenk başarılı olmakla be- raber bütün ölçülerde mübalâğa görülmek- tedir. 190 M. uzunluğunda Maliye Bakanlığı binası 160 M. uzunlukta Divanı Muhasebat binası önündeki yeşil saha ile beraber 110 M.

ye 300 M.lik meydan bu kanaate vardıran ölçülerdir.

Bununla beraber sıhhatli yer tanzimi kendini göstermektedir. Merkez Bankasının, Divanı Muhasebat ve Maliye Bakanlığının yerleri isabetlidir.

Plân tertibi ve haricî mimarîsi tatmin- kâr bulunmamıştır.

18 sıra No.lu ve 12312 rumuzlu proje:

Umumi vaziyet plânı Maliye Bakanlığını Meclise yakın yerleştirmek ve bütün büroları iyi cihetlendirmek yolunda tanzime çalışmış bir tekliftir. Bu takdirde Maliye Bakanlığını üç bloka taksim etmek suretiyle Meclisle rekabetini azaltmış ise de diğer binaları maksada uygun yerlere yerleştirememiştir.

(Divanı Muhasebat Meclisten çok uzak) ve kendi aralarında bir ahenk de kuramamıştır.

Vaziyet plânındaki bu noksanlara rağ- men projenin plân tertibi ve mimarîsi kali- teli bulunmuştur.

Bu sebeplerden bu iki proje üçüncü ele- meye kalmışlardır.

Jürinin mütalâası ve k a n a a t i :

İttifakla birinci seçilen 4 sıra No.lu ve 08243 -rumuzlu proje plân tertibindeki nok- sanları mal sahiplerinin isteklerine uygun bir şekilde tashih edildiği takdirde kabili tatbik bir projedir.

Maliye Sitesi Proje Müsabakası:

Mükâfatlar :

1. İlhami UR AL, Fikret C A N K U T , Çeti,ı U R A L .

2. Kâmil BAYUR, Niyazi D U R A N A Y , Orhan ŞAHİNLER, Cihat F I N D I K O Ğ L U , Tarık AKA, İsmet G Ö R G Ü N .

3. Halûk BAYSAL, Sedat G Ü R E L , Yılmaz T U N C E R .

edi sandığı

MUoAoLUGti

Mansiyonlar :

1. Teoman D O R U K . 2. Tuğrul DEVRES.

3. Doğan T E K E L İ , Sami SİSA, M e - ':n H E P G Ü L E R .

4. Lâmi ESER.

5. Hurşit T A K M A N .

(29)
(30)

2 nci Mükâfat Vaziyet plânı

U N K T A K I thuMajf

ARK. 23

(31)

ı ı ı ı ı M s n ı y 4 n ı t r n T L i r ^ n j j . i ! i ; B f f l f f l B f f l B B I j f f l m i T O l f f l

[ [ i ; ı ı i i ! i ! ; 4 i ; ı ; , ! ! ; i ; ! u . ı n i ü i : i i i i j ! n ı ı . ı m g n ; r i ; i i m r n m

h h i h

n n s m s f f l a S l

2 nci Mükâfat Mimarları:

Kâmil BAYUR Niyazi D U R A N A Y Orhan ŞAHİNLER Cihat F I N D I K O Ğ L U Tarık A K A

İsmet G Ö R G Ü N

t

divani muhasebat

(32)

{

— OBGANİZASVON MUSAVİttÜGİ -j-

MtMUd KÜTÜPHANE RESIMHANE

MESIEIC KÛM IAKOM M. 1COM. M.(OM M. HOM M. KÛM. TOPLANTV SALONU ETUD ÛUH03U MUDUR İDARİ.

# #

KONFERANS S.

Mikyas 1/500

4-

STANDAOOİZASVON OÜttOSU

D E V L E T M A L Z E M E OFİSİ

O . U . . I U V » MÜStv.iLİCI - I -

r

GENtL

" " " " " • 1

İ l

wiz. MÜSAVIB CTÜT Vt PK NES. EĞİTİ M BEKLEME

J ı ı o E

'

Ul rTT

GENEL SEK.

BÜRO

İ l o

E

BÜRO QCIS o A 7 At AS O 10ABC MEC. TOPLANTI S. M BÜROSU M. MUAVİN, MÜDÜR SEK. TOPLANTI O. BÜRO

1 D A QC MECLİS. "4" OINCU MUOURLIJk

Mikyas 1/500

(33)

||

4 - - -

|

| i

I 1 4

+

4 - I

ÎVl'lVlVlV ıVıVı'ı'ıVn1

ı j i,,

|t|ljlV VlVlVljlVl'l

•'.m'ıVıV

mm

I!ı!'!ı!'l 1!1!1!1! i ,1.1,1.1

4 î =

- H

1

~ E ^fîi

1 — « ^ ş f

t 4 f - 4

E E

MERKEZ BANKASI Mikyas 1/500

33

(34)

t M» MÜAW»tfLfR. l&fcvifî A > 4 "Ç K tf 01 LG R S6CV/UI * >

Di; MU«MWL£( SCAVİji MÛP. M».

Illllllll

Lııııııııı n

kKCDİieK. srsviîi

oı$ JGCIİI IVUP. (VW. TAMJClC*. İCUVlV' TAHSISCCK. StKVLSİ MU». MV. İÇ ICft£PI MO Ml

< Oıy MUAMCİCLCK. JfiRvm 6 tahsiîlgr: JCHVİSİ

<j IAMK/1 KACPllCM TAKZIM KOMiT£tl> f«UHA $€ 0 f JCKVIİI

İMARCA I. ifi «.VI II <IVM«l(OC 5 C R VI 5ı

TAM. İ««.VİJİ <?AfKAN yCofic 1 ARŞ İ V Hrt VMflOfltC S6KV. MUU/HCU6S6KV

• 1

H

U f

Man.[<iL S6R.vıVı MflftJflL.MV ^P «V momASFiSC JfJtvıj-/ tali M. M" M T61CN * cü/ro

KAT Ç

4 TC ICMI K MÜI OVIHLIC AMttlYÛ MUMUMU 40

L İ İ a H f

l «MOIVÖ S£*VI S I

TffTi/ Hcven RCİ, Muf.vjMv rcFnj Mcyfn HUKUK te^vıfı MÛÇ M» Mİ>}.Av MÜ> Av AVUKATLIK SCHV/fİ kÖt'uPHUNC

Ttf T'f MfVfp K.EISUÖ-İ

^ MA U

* u k u K a V'rz c ' 11 p- Kftr 3

4 MllOİRON üOrttftRı p

MAL! T£X*IKAT SCUVlSl

L U H H T

hl! t S t k k b t tSAv/jt ropta^n Saiohu -roPLAw*ûı>ıhah rso co mp uçk-

#

• i 1 1 1 İ L "

ö f f l

MUİUVltlLIK A/J U0ıR.f>N OOFILGK.I

</MUM MU 0 UH. LU K

umu

(WJ\/. IHTİ W

UMUM MUDUC

ı ûrt/tff M CCLISI t«3 UMUVı rsı u o û*. LU l< K4T -

1111=

3 BHE

IHİh+IrH1

2 nci M ü k â f a t

Z <

< «

«S "-1

03 «i W :=

>• S

< C

«e rt

(35)
(36)

3 üncü Mükâfat Mimarları :

71417 Halûk BAYSAL

Sedat G Ü R E L , Yılmaz T U N C E R

ARK. 24

(37)

\

w

- © h t • 1

1

M M

/

T

Maliye Meslek Okulu

p"

— —

rn+r-n EA- ^ ^ r ...

11! 1 I1

Kafeterya

(38)

Muhasebat U: Müdürlüğü

(39)

MAHVI VIK ftACIC Ctp

M. B. Bakan Kısmı

(40)

H a v a d a n görünüş

JAPONYA'DA BİR YÜKSEK OKUL

(The J a p a n Architect'den 1960. Sayısından)

Çeviren : Y. Müh. M i m a r Doğan T E K E L İ

Kolejler, yüksek okul ve üniversitelerle talebe yurtları, son senelerde açı- lan bir çok müsabaka dolayısiyle; memleketimizde mimarlığın aktüel konuların- dan oldu.

Japon Architect (SHİNKENCHİKU) in Kasım 1960. sayısında Tokyo'da inşaatı yeni biten bir yüksek okul ve iki japon mimarının tenkitleri takdim olun- maktadır.

Modern mimarî tatbikatı bakımından bizden çok fazla tecrübe sahibi bir memlekette bu münasebetle ileri sürülen kritikleri bizim için de ilgi çekici bul-

dum. D.T

«Tokyo Peers» o k u l u üniversite- sinde iki yıl önce başlıyan ilâve in- şaat p r o g r a m ı n a dahil çalışmalar 1960.

T e m m u z u n d a sona erdi. KONİO MAE- KEWA F i r m a s ı n ı n mimarlığını yaptı- ğı; Taiser Constr. Comp. t a r a f ı n d a n inşa edilen bu te'sisler başlıca 4 bina- d a n ibarettir.

Dört k a t l ı bir yapıda siyasal bilgiler, iktisat ve edebiyat ö ğ r e t m e n l e r i n i n çalışma ve a r a ş t ı r m a odaları ile h e r b i r i 250 kişilik iki k o n f e r a n s salonu, diğer bir dört k a t l ı yapıda teorik fizik, o r g a n i k kimya, l â b o r a t u a r l a r ı b u l u n - m a k t a d ı r . İ k i k a t l ı bir i d a r e binası ve yedi yüz kişilik bir k o n f e r a n s salonu

ile te'sisler t a m a m l a n m a k t a ayrıca iki bağlantı k o r i d o r u b u l u n m a k t a d ı r .

Arazi bir k e n a r ı 120 m e t r e olan bir k a r e d i r . G ü n e y ' d e b i r koru, k u - zeyde eski üniversite b i n a l a r ı y e r alır.

İki dört katlı b l o k u n yeri, eski bina- l a r d a k i ilgili b ö l ü m l e r dolayısiyle k e n - diliğinden tesbit edilmiş o l m a k t a d ı r . Diğer y a n d a n k o n f e r a n s salonu b ü t ü n b ö l ü m l e r i n f a y d a l a n m a s ı düşüncesi ile merkezî bir y e r e k o n u l m u ş t u r .

İ d a r e bloku da iki dört k a t l ı blo- k u n arasına yerleştirilerek k a p a l ı ge- çitlerle bağlanmıştır.

Binaların en şayanı d i k k a t olanı e k s a n t r i k piramit biçimindeki k o n f e - r a n s salonudur. Bu alışılmamış biçim bilhassa salona daha iyi bir ışıklanma temin ettiği ve içinde b u l u n d u ğ u av- luyu daha r a h a t b ı r a k t ı ğ ı için seçil- miştir. Bu sebepler; binanın y e r i ışık b a k ı m ı n d a n u y g u n olmadığı v e n o r m a l biçimli b i r k o n f e r a n s salonu diğer binalarla arasında gölgeli kısım- lar y a r a t a c a ğ ı cihetle anlaşılır sebep- lerdir. ( F a k a t k r i t i k l e r e bakınız..)

(41)

Vaziyet plânı

K o n f e r a n s salonu üç cihette uzun havuzlarla çevrilmiş kuzey ve doğu- da ise m o d e r n J a p o n stilinde entere- san bir bahçe tertiplenmiştir. (Resim- ler... plânlar..)

İÇE TEVCİH EDİLMİŞ K İ T L E İLE İLGİLİ ŞÜPHELER!..

G a k u j i YAMAMATO P e e r s okulu üniversitesinin yeni tesisindeki p i r a m i d i n plânı daha ta- m a m l a n m a d a n geniş ölçüde ilgi topla- dı. Başlangıçta bu nevi bir f o r m u n te- sirinin ne olacağını görmeği çok m e r a k ediyordum. F a k a t binaları g ö r d ü k t e n sonra tek tek f o r m l a r ı n hiç de m ü h i m olmadıkları, asıl meselenin m e y d a n ve binalarla çevrelenen toplam m e k â - nı ilgilendirdiği neticesine v a r d ı m .

P i r a m i d i n kitlesini pek k u v v e t l e hissetmeme r a ğ m e n binanın mail sa- tıhlarının vücude getirdiği y u k a r ı doğ- r u genişlemeyi (dış m e k â n ) k u v v e t l e hissettim.

Maekewa b ü r o s u n d a n İchiro K a - w a h a r a b u r a d a m a k s a d ı n sadece alışıl- m a m ı ş bir f o r m ortaya k o y m a k değil, f a k a t nisbeten k ü ç ü k avluya bir f e r a h -

lık ilâve etmek, aynı zamanda konfe- r a n s salonunun iç m e k â n ı n ı ve f o n k - siyonu gözöııünde t u t m a k olduğunu ifade etmektedir.

P i r a m i d ; meselenin yegâne m u h - temel çözümü o l m a m a k l a b e r a b e r ta- bii bir çözümdür.

Plastisizm üzerinde i f r a t a kaçıl- mamıştır. Ayrıca b i n a l a r ı n g u r u p ola- r a k belirli bir k a r e k t e r i v a r d ı r . P i r a - midin precast p l â k y a n cephelerinin sadeliği çevresindeki m e k â n ı n ayrıca rahatsız olmamasını s a ğ l a m a k t a d ı r .

K a n a a t i m c e b ü t ü n tesisi insan öl- çüsünde tek bir m e k â n o l a r a k ele al- m a k d o ğ r u bir çözümdür. Ancak bu k a d a r sıkı kapalı bir m e k â n ı t e r e d d ü t - le karşıladım.

Esas k a p ı d a n i d a r e binasına; spor sahasına ve kuzey batıda teklif edilen öğrenci sitesine giden akslar d ü ş ü n ü - lürse b u g ü n ortaya çıkan g r u b u n p e k sıkışık olduğu görülür.

Otomobil t r a f i ğ i n d e n âzade; şu veya b u şekilde dışardan gelenler az çok kapalı bir m e k â n ve otomobil t r a - fiği ile yaya t r a f i ğ i n i kesin o l a r a k ayı- r a n plânlama şüphesiz iyidir. Ancak burada yapılan dışa karşı çok sert bir

k a p a n m a ister istemez orta çağ ma- n a s t ı r l a r ı n ı yad'a eski d u v a r - şehirleri akla getiriyor.

Blokların birini a k a d e m i k çalışma- ya bir diğerini talebelere tahsis e t m e k sonra b u n l a r ı h e m b i r i b i r l e r i n e h e m spor sahalarına b a ğ l a m a k şeklindeki u m u m î t e m a y ü l güzel o l m a k l a bera- ber, a y r ı k blokları b i r i b i r i n e bu k a d a r yakın y a p m a k için ciddî bir sebep y o k t u r .

Dışarıdan içe doğru çok daha ta- bii bir akış olmalı v e yeni g r u b u n et- r a f ı n d a k i diğer sahalar k a d a r ; i d a r e b l o k u n u n giriş t a r a f ı n d a k i a v l u n u n da t a m a m i y l e iç avlu etrafına tevcih edil- miş olup; iç a v l u n u n olması icabettiği gibi; b ü t ü n b i n a l a r ı n faydalandığı bir merkezî avlu olmasına m a n i o l m a k - t a d ı r l a r . Bu konuda iyi davranışa v e - rebileceğim misal Mies V a n Der Rohe' nin İllinois İnstitute of technology tan- zimidir.

Orada h e r birinin hususiyet ve b ü t ü n l ü ğ ü olan birçok avlu e t r a f ı n d a tertiplenen b i n a l a r ı n bir kısmı içe, bir kısmı da dışa tevcih edilmişlerdir. Kı- sımdan kısma tabii bir akışla birlikte b ü t ü n m e k â n d a Mies ü s l u b u n d a bir

(42)

t e r t i b e k a v u ş m a k t a d ı r . K a n a a t i m c e P e e r s okulu üniversitesi için benzer bir t e r t i p daha iyi olabilir, hiç değilse ida- r e ve bilim b i n a l a r ı n ı n daha kolay k a v r a n a b i l m e s i için, bir şeyler yapıla- bilirdi.

YENİ BİR FORM AMA!...

KİYOSHİ HİGUCHİ T a k r i b e n 6 ay k a d a r önce «ARCHİ- TECTURAL RECORD» m u a s ı r J a p o n m i m â r i s i üzerine acı bir m a k a l e ya- yınladı. Bunda J a p o n y a ' d a Le Corbu- sier ü s l û b u n u n taklitleri m a h k û m ediliyordu. Le Corbusier'in a v r u p a l ı m ü p t e l â l a r ı d u v a r d a k i ayna gibi J a - pon mimârisine b a k m a ğ a dâvet edili- y o r l a r ve mecmua, neticede bazı yüz- lerin kızaracağını iddia ediyordu.

Bu neviden bir şey y a p m a k lâzım- gelirse P e e r s üniversitesi binaları da meselâ İ t a l y a ' n ı n Casabellâ sınıfından sayılıp bir k e n a r a bırakılabilirler.

F a k a t k a n a a t i m c e bu yeni binalar, ne Le Corbusier mukallidi ne de Ameri- k a n ticarî ü s l u b u n u n t e k r a r ı sayıla- mayacak yepyeni biçimleri temsil ederler.

Marsilya ve A h m e d a b a d ' d a n ge- len pencereler bir yana J a p o n y a ' d a biz R o n c h a m p ve C h a n d i g a r h ' d a n da hissemizi k â f i derecede aldık. Bir Av- r u p a l ı b u n u anlamasa bile, k e n d i he- sabıma b e n b u n d a n en aşağı A m e r i k a n mecmuası k a d a r y o r u l d u m . Diğer yan- d a n an'anevî ahşap m a b e t l e r i n beton versionlarını yapan, d o ğ r u d a n doğru- ya turistlere hitab eden, p a g o d a l a r ı n ahşap k o r k u l u k l a r ı n ı precast betonla t a k l i d e k a l k a n ve adına J a p o n m i m â - risine dönüş denen cereyana da t a h a m - m ü l ü m yok.

Hülâsa; kısaca biraz japonluğu olan bir seri eksteriyör inşa etmenin k â f i olmadığını d ü ş ü n ü y o r u m . Şahsen bir çok m o d e r n h e y k e l t r a ş ı n m i m â r î yaratışa y a r d ı m c ı ve destekleyici ol- duğu İ t a l y a d a k i t e m a y ü l ü t a k d i r edi- y o r u m . Orada m i m â r l a r Mies Van- der Rohe ya da Le Corbusier'e aldır- m a d a n fonksiyonel m i m â r i y e insanlık ve hususiyet ilâveye çalışıyorlar. İna- n ı y o r u m ki bizde de yeni P e e r s üni- versitesi b i n a l a r ı İtalya'da h ü k ü m sü- r e n bu davranışa benzer bir davranışı ortaya k o y m a k t a d ı r l a r .

Eğer, piramidin t a b a n ve tepesin- deki gülünç t e r t i p l e r bir k e n a r a bıra- kılırsa, görülür ki m i m â r l a r basit in-

şai m o t i f l e r d e n m i m â r î bir f o r m y a r a t - mağa ve bu f o r m vasıtasiyle, dikdört- gen beton b i n a l a r ı n donuk mas'ların- dan kaçınmağa gayret etmektedirler.

Malzeme cinsi asgariye indiril- miştir. Betonarme, ahşap, çelik

G ö r ü l ü y o r ki, sırlı tuğla y a h u t brise - soleil gibi cazip malzeme- den y a r d ı m umulmamış, m i m â r l a r zaaflarını abstre resimler ve (objets d ' a r t ) ile k a p a t m a ğ a çalışmamışlardır.

X şeklindeki kirişleri sınıflarda oldu- ğu k a d a r bağlantı k o r i d o r l a r ı n d a ve p i r a m i d d e k u l l a n a r a k ve k ü ç ü k kiriş- lerin karışık görünüşlerini k a p a t m a k için çift döşeme k u l l a n a r a k ellerinden geldiği k a d a r s t r ü k t ü r ü düzeltmek istemişlerdir. Bu gibi şeyleri y a p a r a k , k o r k u l u k l a r ı p a r a p e t şeklinde inşa ederek s t r ü k t ü r ü n b ü t ü n l ü ğ ü n ü temi- ne çalışmışlardır. B u r a d a ayrıca; ya- bancı m i m â r l ı k m e c m u a l a r ı n d a n ak- tarılmış bazı süsler veya moda olan aksesuvar'da görülmez. Aksine doğ- r u d a n doğruya s t r ü k t ü r ' d e n doğan bir f o r m y a r a t m a k hususunda arzu ve gençlik dolu bir gayret v a r d ı r .

İlâveten bir seri çıplak çerçeve teşhirine kalkışılmayıp balkon ve kor- k u l u k l a r civarında k ü ç ü k açılışlar, kolonlarda oluklar ve pencere çıkma- ları gibi meselelere itina edilmiştir ki, neticede sıkıcı düz satıhlarla karşıla- şılmamaktadır.

B ü t ü n b u n l a r l a b e r a b e r idare blo- k u n u n mübalâğalı çatısı, p i r a m i d i n te- a t r a l pencereleri bir k e n a r a bırakıla- r a k tek tek b i n a l a r m u v a f f a k i y e t l i sa- yılsalar bile maalesef ne b i n a l a r gru- bu, ne de onları k a v r a y a n plâza mimâ- rî bir b ü t ü n l ü k intibaı vermezler.

A.vrupanın gothic b i n a l a r ı n ı av- lular e t r a f ı n d a toplayıp birleştiren va- sıftan eser olmadığı gibi, bunca zah- metle meydana getirilen piramit te or- tada kalakalmıştır.

Plaza talebelerin gezip konuşa- cakları, eğlenip istirahat edecekleri bir y e r olmak mecburiyetindedir. Bu- rada olduğu gibi şekil aşkına şekil ya- r a t m a ğ a çalışılırsa sonunda lüzumsuz b i r şekil doğar. Böyle olmasa piramid enteresan olabilir ve şimdi olduğu gibi m e k â n ı yiyen bir beton yığını olmaz- dı.

Yaşanacak yer yok :

J a p o n y a ' d a m o d e r n okul yapıla- r ı n d a n p e k azı f a b r i k a y a h u t b ü r o l a r a benzer. Bu b i n a l a r her ne k a d a r bu

m u v a f f a k i y e t s i z l i k derecesinde değil- lerse de, okula da pek benzemiyorlar.

B u n u n l a bu beton yapıların eski ki- remit çatılı yapıların k u v v e t ve sami- miyetinden m a h r u m olduğunu söyle- m e k istemiyorum. F a k a t bu binalarda içte ve dışta kendilerini k u l l a n a c a k öğrencilerin hayatını pek az düşün- d ü k l e r i n i ortaya k o y m a k t a d ı r l a r . U- m u m i y e t l e b ü y ü k d i k k a t enteresan bir yerleşme şeması ve dış biçim üze- r i n e teksif edilmiştir.

Halbuki; içinde talebelerin r a h a t - ça gezecekleri geniş bir p a r k - b a h ç e vasıtasiyle b i n a l a r b i r b i r i n e bağlana- bilselerdi, b u g ü n olduğu gibi beton yığınları g a l i n d e k a l m ı y a c a k l a r , açı- l a r a k kendilerini daha iyi gösterebi- leceklerdi. M ü n f e r i t b i n a l a r d a biribir- lerine daha iyi bağlanabilirler, bağla- yıcı k o r i d o r l a r ı n k u r u l u ğ u n d a n sakı- nabilinir v e m u h t e m e l e n k o n f e r a n s salonu girişi kolay b u l u n a c a k hale ge- tirilebilirdi.

Çeşmeler ve b a h ç e d e k i sun'î tepeler sadece p i r a m i d i n eteğinde tez- yini u n s u r l a r olarak kalmaz, talebele- r i n istirahat z a m a n l a r ı n ı k ı y m e t l e n - d i r m e ve zenginleştirmede kullanıla- bilirdi. Açık sahalar ancak b u suretle m ü h i m bir m i m â r î eleman olabilirdi ki, b u n u n için de işi tâ başlangıçtan böyle b a ş l a m a k lâzımdı.

Eğer p i r a m i d plâzadan kaldırılıp da yeri ağaçlandırılacak olursa, b u k a m p u s ' u n k a l a n kısmına daha çok u y m a k l a k a l m ı y a c a k çevredeki yapı- ların pilotilerini de m â n â l a n d ı r a c a k - tır.

B u r a d a arazisini tıka basa dol- d u r m u ş bir a k a d e m i k f a b r i k a y a ihti- yaç y o k t u r . Bol ağaçlar, güzel bir manzara, geniş arazi ve serbestçe inşa e t m e k i m k â n l a r ı v a r k e n , niçin m ü - k e m m e l açık bir sahayı betonla doldu- r a r a k basit bir geçit haline getirmeli?

B ü y ü k beton kitlelerin de k e n d i güzellikleri olabilir, f a k a t b u n l a r ı n talebeye cazip gelecek bir okul yapısı haline getirilmesi p e k kolay değildir.

Bana P e e r s üniversitesinde ele geçen bir fırsat ziyan edilmiş gibi geliyor.

P i r a m i d i n içine b i r bakış, haki- k a t t e dışa içten çok daha fazla ehem- m i y e t verildiğini ortaya k o y a r .

M u h a k k a k ki NERVİ'den sonra kat- lanmış dilimlerle yapılmış bir a r a n j - m a n veya NOWİCKİ'den sonra bir k a b u k araştırmasına girişilmemesi ho- şa gider. F a k a t p i r a m i d ' d e k o n f e r a n s salonu için u y g u n bir biçim değildir.

Referanslar

Benzer Belgeler

Madde 22 — Sipariş veren makamla san'atkâr arasında çıkacak ihtilâf ihtisas ve teknik isine taallûk ettiği takdirde Akademi meclisi hükümlüğüne mü- racaat edilir. Madde

• Altın oran gibi daha çok resim, fotoğraf ve tasarımda kullanılan bir kompozisyon kuralıdır. Bu kurala göre çerçeve 2 yatay ve 2 dikey çizgi ile 9 eşit

(45) Bu tanımlamalara bağlı olarak fotovoltaik sistem, rüzgar türbini, hidrojen üretim sistemi ve entegre sistemin ekserji verimliliği aşağıdaki gibi yazılabilir...

Projeler aşamalarına göre; ön tasarım değerlendirme (Pre-design assessment), tasarım değerlendirme (Design assessment), İnşaat değerlendirme (Construction assessment),

Tablo 1 ve 2’deki değerlendirme ölçütleri birlikte incelendiğinde, LEED sertifika sisteminin sürdürülebilir alanlar (21 puan), enerji ve atmosfer (38 puan) ve iç ortam

Bir binanın yeşil olarak tanımlanabilmesi için yapı- mı sırasında ekolojik malzeme kullanılması, bina içi su ve enerji verimliliği planlamasının yapılması, atık

Manuel veya kesintisiz çalışma ayarlama menü yönlendirmeli olarak MANUEL veya (otomatik göstergede) tuş kombina- syonu ile (şekle bakınız) ayarlanabilir. •

√ “Davalı borçlunun aynı günde 19 adet taşınmaz sattığı bu taşınmazlardan üçünü davalıya, beşini davalı ile aynı soyadını taşıyan kişilere satıldığı,