T.C.
SAKARYA ÜN VERS TES SOSYAL B L MLER ENST TÜSÜ
SON DÖNEM OSMANLI LM HALLER NDEN VESÎLETÜ’N-
NECÂT, MUSAHHAH DÜRR- YEKTÂ VE LM HAL’ N
DE ERLEND RME VE LAT N ZES
YÜKSEK L SANS TEZ
Nur lkay CERRAH
Enstitü Anabilim Dalı: Temel slam Bilimleri Enstitü Bilim Dalı: slam Hukuku
Tez Danı manı: Doç. Dr. Muharrem KILIÇ
T.C.
SAKARYA ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ
SON DÖNEM OSMANLI ĠLMĠHALLERĠNDEN VESÎLETÜ’N-
NECÂT, MUSAHHAH DÜRR-İ YEKTÂ VE İLMİHAL’ĠN
DEĞERLENDĠRME VE LATĠNĠZESĠ
YÜKSEK LĠSANS TEZĠ
Nur Ġlkay CERRAH
Enstitü Anabilim Dalı: Temel Ġslam Bilimleri Enstitü Bilim Dalı: Ġslam Hukuku
Bu tez 10/02/2010 tarihinde aĢağıdaki jüri tarafından oybirliği ile kabul edilmiĢtir.
Prof. Dr. Recep KAYMAKCAN Doç. Dr. Muharrem KILIÇ Doç. Dr. Murteza BEDĠR
BEYAN
Bu tezin yazılmasında bilimsel ahlâk kurallarına uyuldu unu, ba kalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel normlara uygun olarak atıfta bulunuldu unu, kullanılan verilerde herhangi bir tahrifat yapılmadı ını, tezin herhangi bir kısmının bu üniversite veya ba ka bir üniversitedeki ba ka bir tez çalı ması olarak sunulmadı ını beyan ederim.
Nur lkay CERRAH 06.02.2010
ÖNSÖZ
Bu çalı ma, fıkıh literatüründe ilmihal kavramının ortaya çıkı sürecini ve tanıtımını, günümüze kadar olan süreçte ortaya konmu belli ba lı eserlerin hangileri oldu unu genel hatlarıyla ortaya koymaktadır. Tez husûsiyetle, Osmanlının son dönemine ait ilmihal çalı malarından olan Vesîletü’n-Necât, Musahhah Dürr-i Yektâ ve lmihal adlı eserlerin tanıtım, Latinize ve de erlendirmelerini; ayrıca bu eserlerin müellifleri olan Ahmed Ziyâüddîn, mâmzâde Es‘ad Efendi ve Süleyman Hüsnü Pa a’nın biyografileri hakkında kısaca bilgi vermeyi konu edinmektedir.
Tezimle ilgili çalı malarımda, danı manlı ının ilk anından itibâren görü , yönlendirme ve tavsiyelerini esirgemeyen, çalı ma tempomun devamlılı ı açısından moral deste ini eksik etmeyen, tez hazırlık sürecinde bir danı man hocadan beklenebilecek her türlü etkin ve yetkin tutumu samimiyetle ortaya koymu olan pek kıymetli hocam Doç. Dr. Muharrem KILIÇ Beyefendi’ye; tezimin kapsadı ı konuların olası eksiklerden arınmasında tavsiyelerinden istifâde etti im de erli hocalarım Doç. Dr. Murteza Bedir, Prof. Dr.
Recep Kaymakcan ve Yrd. Doç. Dr. Abdullah Özcan Beylere; tez çalı malarım esnasında döküman temini hususunda yardımlarını ve desteklerini esirgemeyen Cahit Suba ı Bey’e;
huzurlu, nezih bir çalı ma ortamı ve ilmî verilere kolayca ula ma imkânı sa layan SAM’ın de erli yetkili ve çalı anlarına; e itim hayatım boyunca maddî ve mânevî destekleriyle her zaman yanımda olan, dinî, millî ve ilmî tüm dinamiklerimin kayna ını borçlu bulundu um ve haklarını asla ödeyemeyecek oldu um muhterem babacı ım ve anneci ime; tezin teknik noktalarında katkılarını ve deste ini esirgemeyen pek sevgili karde ime en kalbî ükranlarımı sunmayı bir borç bilirim.
Nur lkay CERRAH 06.02.2010
Ç NDEK LER
KISALTMALAR L STES ...III ÖZET...V SUMMARY ... VI
G R ... 1
BÖLÜM 1: LM HAL KAVRAMI ve SON DÖNEM OSMANLI LM HAL L TERATÜRÜ...3
1.1. lmihal Kavramı ...3
1.1.1. lmihal Bilgisinin Önemi, Gereklili i ve Faydaları ...4
1.1.2. lmihal Kitaplarının Tarihî Seyri ...6
1.2. Son Dönem Osmanlı lmihal Literatürü ...11
BÖLÜM 2: AHMED Z YÂÜDDÎN, MAMZÂDE ES‘AD EFEND ve SÜLEYMAN HÜSNÜ PA A’NIN HAYATLARI, LMÎ K L KLER ve ESERLER ...13
2.1. Ahmed Ziyâüddîn ...13
2.1.1. Biyografisi ve lmî Ki ili i ...13
2.1.2. Eserleri ...14
2.2. mâmzâde Es‘ad Efendi ...16
2.2.1. Ailesi, Do umu ve Soyu ...16
2.2.2. ahsiyeti ve lmî Ki ili i ...16
2.2.3. Ö renim ve Çalı ma Hayatı ...17
2.2.4. Eserleri ...17
2.3. Süleyman Hüsnü Pa a ...19
2.3.1. Ailesi, Do umu ve Soyu ...19
2.3.2. ahsiyeti ve lmî Ki ili i ...19
2.3.3. Ö renim ve Çalı ma Hayatı ...21
2.3.4. Eserleri ...22
BÖLÜM 3: VESÎLETÜ’N-NECÂT, MUSAHHAH DÜRR- YEKTÂ ve LM HAL’ N TANITIMI ve DE ERLEND R LMES ...26
3.1. Vesîletü’n-Necât’ın Tanıtımı ve De erlendirilmesi ...26
3.2. Musahhah Dürr-i Yektâ’nın Tanıtımı ve De erlendirilmesi ...33
3.3. lmihal’in Tanıtımı ve De erlendirilmesi ...39
BÖLÜM 4: VESÎLETÜ’N-NECÂT, MUSAHHAH DÜRR- YEKTÂ ve LM HAL’ N LAT N ZE ED LMES ...43
4.1. Vesîletü’n-Necât’ ın Latinize Edilmesi ...43
4.2. Musahhah Dürr-i Yektâ’ nın Latinize Edilmesi ...126
4.3. lmihal’ in Latinize Edilmesi ...180
SONUÇ ...206
KAYNAKÇA ...211
ÖZGEÇM ...214
KISALTMALAR L STES a.g.e. : Adı geçen eser
a.g.md. : Adı geçen madde
AÜ FD : Ankara Üniversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi b. : Bin, bn
bkz. : Bakınız d. : Do umu
D A : Türkiye Diyanet Vakfı slâm Ansiklopedisi h. : Hicrî
Hz. : Hazreti hzr. : Hazırlayan
SAM : Türkiye Diyanet Vakfı slâm Ara tırmaları Merkezi ktp. : Kütüphane, kütüphanesi
n r. : Ne reden m. : Miladî ö. : Ölümü ör. : Örnek
r.a. : Radıyallâhu anh, Radıyallâhu anhâ s. : Sayfa
s.a.v. : Sallallâhu Aleyhi ve Sellem SBE : Sosyal Bilimler Enstitüsü sdl. : Sadele tiren
s.y. : Sayı
trc. : Tercüme, Tercümesi thk. : Tahkîk eden
t.y. : Tarihi yok v.b. : Ve benzeri v.d r. : Ve di erleri
Yay. : Yayını, Yayınları, Yayınevi y.y. : Basım yeri yok
SAÜ, Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tez Özeti Tezin Ba lı ı: Son Dönem Osmanlı lmihallerinden Vesîletü’n-Necât, Musahhah Dürr-i Yektâ ve lmihal’ in De erlendirme ve Latinizesi
Tezin Yazarı: Nur lkay CERRAH Danı man: Doç. Dr. Muharrem KILIÇ Kabul Tarihi: 10/02/2010 Sayfa Sayısı: VI (ön kısım) + 214 (tez) Anabilimdalı: Temel slam Bilimleri Bilimdalı: slam Hukuku
Bu tez, fıkıh literatüründe ilmihal kavramı, Osmanlının son döneminde ortaya konan ilmihallerden Vesîletü’n-Necât, Musahhah Dürr-i Yektâ, lmihal’ in tanıtım, de erlendirme ve Latinizesi ve müellifleri hakkında bilgi sunmaya dayalı bir çalı madır.
Çalı ma, dört temel bölümden olu maktadır. Birinci bölümde, ilmihal kavramı, ilmihal bilgisinin önemi, gereklili i ve faydaları, ilmihal kitaplarının tarihî seyri, son dönem Osmanlı ilmihal literatürü hakkında kısa ve genel bilgi verilmi tir.
kinci bölümde, Ahmed Ziyâüddîn, mâmzâde Es‘ad Efendi ve Süleyman Hüsnü Pa a’ nın hayatları, ilmî ki ilikleri ve eserleri hakkında kısa bilgi verilmi tir.
Üçüncü bölümde, Vesîletü’n-Necât, Musahhah Dürr-i Yektâ ve lmihal adlı eserlerin tanıtım ve de erlendirilmesi yapılmı tır.
Eserin dördüncü ve son bölümünde ise Vesîletü’n-Necât, Musahhah Dürr-i Yektâ ve lmihal adlı eserler Latinize edilmi tir.
Anahtar kelimeler: Osmanlı, lmihal, Vesiletü’n-Necât, Musahhah Dürr-i Yektâ, lmihal
Sakarya University Institute of Social Sciences Abstract of Master’s Thesis Title of the Thesis: Evaluations and Latinizations of The Last Period Ottoman Catechisms’
Books which are Vesîletü’n-Necât, Musahhah Dürr-i Yektâ and Ilmihal.
Author: Nur lkay CERRAH Supervisor: Assoc. Prof. Muharrem KILIÇ
Date: 10/02/2010 Nu. of pages: VI (pre text) + 214 (main body) Department: Fundamental Islamic Sciences Subfield: Islamic Law
This thesis is a study that providing information about of the concept of catechism in fiqh literature; presentation, assessment, latinization and author of catechisms that named Vesîletü’n-Necât, Musahhah Dürr-i Yektâ, Ilmihal which laid down in the last period of Ottoman.
The study consists of four essential sections. In the first section, brief and general informations about the concept of catechism, importance, necessity and benefits of the catechism knowledge, historical process of catechism books, the last period Ottoman catechism's literature, are given.
In the second section, brief informations about the Ahmed Ziyâüddîn, mâmzâde Es‘ad Efendi and Süleyman Hüsnü Pa a's lifes, scientific personalities and works, are given.
In the third section, the presentation and assessment of books which named Vesîletü’n-Necât, Musahhah Dürr-i Yektâ and Ilmihal, has been done.
In the fourth and final section of the study, the books named Vesîletü’n-Necât, Musahhah Dürr-i Yektâ and Ilmihal, has been latinized.
Keywords: Ottoman, Ilmihal, Vesilet’ün-Necât, Musahhah Dürr-i Yektâ, Ilmihal
G R
Sözlükte “durum bilgisi” mânâsına gelen “ilmihal”, Fıkıh literatüründe önemli yere sâhip kavramlardan birisidir. Bu önemi; Müslümanların, inançlarıyla aynı paralelde bir hayat biçimi ortaya koymalarıyla, ilmihal kavramının terim anlamının kesi mesinden kaynaklanmaktadır.
Kavramın sâhip oldu u bu önem, zaman içinde, bu kavramın alanı üzerine eserler kaleme alınmasını ve bir “ilmihal gelene i”nin olu ması sonucunu do urmu tur. Bu gelene in ürünü olarak ise çok sayıda ilmihal kitapları yazılmı , Müslümanların istifâdesine sunulmu tur ve günümüzde de sunulmaktadır.
Çalı manın Amacı
Bu çalı ma, Fıkıh literatüründe önemi hâiz olan ilmihal kavramının tanımı, ortaya çıkı süreci, bu alanda verilen ba lıca eserlere yönelik bilgileri peki tirmeyi; Osmanlının son döneminin önemli ahsiyetlerinden olan Ahmed Ziyâüddîn, mâmzâde Es‘ad Efendi ve Süleyman Hüsnü Pa a’nın tanınmasına katkı sa lamayı; bu zâtlara âit üç ilmihal çalı ması olan Vesîletü’n-Necât, Musahhah Dürr-i Yektâ ve lmihal’i ilim dünyasına daha yakın bir ekilde tanıtmayı ve ara tırmacıların bu eserlerden istifâdelerini kolayla tırmayı hedeflemektedir.
Çalı manın Önemi
Bu çalı ma, ilmihal kavramı hakkında bilgi sunmasının yanı sıra, Ahmed Ziyâüddîn, mâmzâde Es‘ad Efendi ve Süleyman Hüsnü Pa a hakkında bilgi vermektedir.
Çalı manın altı çizilmesi gereken esas önemli yönü ise, Vesîletü’n-Necât, Musahhah Dürr-i Yektâ ve lmihal adlı eserlerin günümüz Türkçesine aktarılması yani Latinizesinin yapılmasıdır. Ayrıca, adı geçen eserler incelenmi , tanıtım ve de erlendirmeleri de yapılmı tır.
Çalı manın Yöntem ve Kaynakları
Çalı mamızda, öncelikle ilmihal kavramı ele alınmı tır. Tanımı, ortaya çıkı süreci, ilmihallerin önemi, gereklili i ve faydaları, günümüze kadarki süreçte ortaya konmu belli ba lı ilmihaller hakkında kısaca bilgi verilmi tir.
Çalı mamızın esas ve en önemli kısmı olan üç eserin tanıtım, de erlendirme ve Latinizesinde ise; öncelikle eserler genel hatlarıyla incelenmi tir. “ Tanıtım”
bölümlerinde eserler hakkında genel bilgi akabinde metin bölümlerinde yer alan mevzular zikredilmi tir. Latinizeleri yapıldıktan sonra metinler, yazım ve imlâ, terminolojik ve kavramsal tercihler bakımında incelenmi tir. Eserlerdeki eksik noktalar tespit edilmi tir. Bu hususlar çalı mamızdaki “ De erlendirme” bölümlerinde zikredilmi tir.
Eserlerde kullanılan dipnotlar, çalı mamızda da ilgili yerlerde verilmi tir. Metinlerdeki âyet-i kerîmelerin sûre ve âyet numaraları tarafımızdan tespit edilmi ve çalı mamıza dipnot olarak eklenmi tir. Metinlerdeki âyet-i kerîmeler ve hadîs-i erîflerden Arapça metni ve Türkçe mânâsı verilenler, çalı mamızda aynen yer bulmu ; Arapça metni ve Türkçe mânâsı verilmeyenler, çalı mamızda da yer almamı tır.
Eserlerinin Latinizesi esnasında, metinlerin kaleme alındı ı dönemde yaygın kullanılan ancak günümüzde artık güncelli ini korumayan ifâdeler, o günün telâffuzu ile yazılmı tır. Bugün hâlâ kullanılmakta olan ifâdeler ise günümüz Türkçesiyle kaydedilmi tir.
Müelliflerin eserlerde genel olarak takip ettikleri metod hakkında da çalı mamızda bilgi verilmi tir.
Çalı mamızda, ilmihal kavramı hakkında bilgi sunumu için konuya dair makaleler ve eserlerden istifâde edilmi tir. Hayri Kırba o lu’nun “ lmihal Dindarlı ının mkânı Üzerine” adlı makalesi, Hatice Kelpetin’in D A’ da yer alan “ ilmihal” maddesi, yine Kelpetin’ e âit olan Osmanlı Halkının Geleneksel slâm Anlayı ı adlı eseri ve Hayrettin Karaman’ ın slâm’ın I ı ında Günün Meseleleri adlı eserleri bu cümleden olarak zikredilebilir.
Çalı mamıza konu olan müelliflerin hayatlarına dair bilgi sunumu için ise, aralarında Mu‘cemu’l-Müellefîn, Osmanlı Müellifleri, Sicill-i Osmânî, Huzûr Dersleri eserlerinin de bulundu u çok sayıda kaynak kullanılmı bulunmaktadır.
BÖLÜM 1: LM HAL KAVRAMI VE SON DÖNEM OSMANLI
LM HAL L TERATÜRÜ
1.1. lmihal Kavramı
“ lmihal” kelimesi “ ilim” ve “ hâl” kelimelerinin biraraya gelmesiyle olu mu tur ve
“ durum bilgisi” , “ durum ve hâl bilgisi”1 mânâsına gelir. Arapça bir isim tamlamasıdır.
lmihal kelimesinin terim mânâsı ise “ Her Müslümanın yapmak ve ö renmek mecburiyetinde oldu u itikad, ibâdet ve ahlâka âit lüzumlu dinî bilgileri ö reten ilim” ;
“ nanılması icap eden esaslarla yapılması veya sakınılması lâzım gelen amelleri gösteren dinî hâl ilmi”2; “ Bir Müslümanın günlük ya antısında lâzım olan, kul ile Allah ve kulların kendi aralarındaki ili kilerini düzenleyen ve herkesin bilmesi gerekli olan bilgileri ihtiva eden ilm”3; “ nanç, ibâdet, muamelât (günlük ya ayı ), ahlâk konuları, yer yer büyük peygamberler, ayrıca Rasûl-i Ekrem’ in hayatına dair özlü bilgileri içeren el kitabı”4 eklindedir. “ lmihal kitabı” ise, bu bilgilerin yer aldı ı eserlere denir.
lmihal; her Müslüman’ ın dini bilgi ve uygulama açısından hâllerinin birle ti i, kesi ti i bir ortak sahanın varlı ı gerçe inden hareketle, bu ortak sahanın bilgisine verilen isimdir.
lmihal kavramı daha çok Arap olmayan Müslümanlarda yaygındır. Araplar ise bunun yerine “ ed-darûrâtu’d-diniyye” ve “ fıkhu’l-ibâdât” gibi ifadeler kullanmaktadırlar.5
“ lmihal tabiri bir bilim adı olarak yalnız Türkçe yazılan eserlerde kullanılmı tır; lm- i kelâm ve lm-i akaid tabirlerinden daha ihatalı ve maksadı ifâdede daha elveri lidir.”6
lmihaller, inanç esasları ve ibâdetler öncelikli olmak üzere, slâm’ ın fert ve toplum hayatına dair ortaya koydu u prensipleri, emir, yasak ve tavsiyeleri ile Müslümanların
1 Karaman, Hayrettin, slâm’ ın I ı ında Günün Meseleleri, z Yay., stanbul, 2001, III, 132.
2 Yörükan, Yusuf Ziya, “ slam lmihali” , AÜ FD, Millî E itim Basımevi, stanbul, 1952, sy. I, s. 5.
3 Erdo an, Mehmet, “ lmihal” , Fıkıh Terimleri Sözlü ü, Ra bet Yay., stanbul, 1998, s. 194.
4 Kelpetin, Hatice, “ lmihal” , D A, Türkiye Diyanet Vakfı, stanbul, 2000, XXII, 139.
5 Kurt, Hasan, lmihal Kitaplarında man Esasları., Ra bet Yay., stanbul, 2005, s. 23.
6 Yörükan, a.g.m., s. 5.
tarih boyunca bu kurallar etrafında kazanmı oldukları örf, anane ve âdetlerini; bunun yanısıra slâm âlimlerinin yorum ve önerilerini öz olarak sundukları için, Müslüman bir ferdin ba ucundan eksik edemeyece i el kitabı mahiyetindedir.
mâm Muhammed’ in “ Kitâbu’l-Kesb” i ilmihal kelimesinin ilk kullanıldı ı yer olarak kar ımıza çıkmaktadır. mâm Muhammed, ilim ö renmenin di er farzlara önceli i olan bir farz oldu unu ifâde etmi ; bunu ise Efendimiz (s.a.v.)’ in “ lim talep etmek her Müslüman’ a farzdır”7 hadîs-i erifîne dayandırmı tır.8 Buradaki ilimden kasıt
“ durum bilgisi” (ilmihal bilgisi)dir.
lmihallere dair zikredilebilecek ilk örnek olarak ise kar ımıza mâm-ı A‘zam Ebû Hanîfe ve el-Fıkhu’l-ekber eseri çıkar. Bu yüzden adı geçen eser büyük önemi hâizdir.
Esere bakıldı ında, ilmihalin akaid ile ilgili kısmını içerdi i gözlenir. Yine bu hususta ilk örnekler arasında sayılabilecek bir di er eser ise, Ahmed b. Hanbel’ in “ Kitâbu’s- Salât” ıdır. Bu eser, ilmihalin ibâdet ve amel kısmına ait ilk deneme mâhiyeti ta ımaktadır.9
Bundan sonraki süreçte ilmihal hususunda verilen eserlere bakıldı ında, akaid ve ibâdetlerin bazen ayrı bazen aynı kitaplar içinde yer almı oldu u; kimi zamanda
“ ahlâk, siyer, âdâb” bahisleri de eklenerek ortaya konuldu u görülür. Amaç, ihtiyaca cevap verebilmek olmu tur. “ urûtu’s-salât, Necâtü’l-mü’minîn, eski Amentü erhi, Mızraklı lmihal, Halebî tercümesi Babada î, kısmen Ni’metü’l- slâm, Büyük slâm
lmihali” bunlara örnek olarak sayılabilir.10
lmihal kitaplarındaki inanç, ibâdet ve ahlâkla ilgili konu ba lıklarının ise Cibrîl hadîsi11’ ndeki açıklamalara göre belirlenmi oldu u görülür.
1.1.1. lmihal Bilgisinin Önemi, Gereklili i ve Faydaları
lmihal bilgisinin ne denli önemli oldu u; tanımı, konu bakımından kapsam alanı ve yapılan çalı malar dikkate alındı ında açı a çıkmaktadır.
7 bn Mâce, es-Sünen, “ Mukaddime” , 17.
8 eybânî, Ebû Abdullah b. Muammed b. Hasan b. Ferkat el-Hanefî, Kitâbu’l-Kesb, thk. Abdulfettah Ebû Gudde, Mektebetu’ l-Matbaati’ l- slamiyye, Haleb, 1997, s. 148.
9 Karaman, a.g.e., III, 134.
10 Karaman, a.g.e., III, 134.
11 Buhârî, “ man” , 37.
nsanın yaratılı amacı Rabb’ e kulluktur.12 Kullu un ne oldu u, nasıl ifâ edilece i ise yine Rab tarafından belirlenmi tir. Ki i, yaratılı amacına uygun biçimde ya am sürmek istedi inde, kulluk alanının sınırlarını, “ kulluk” biçimini, bu hususta üzerine dü en sorumlulukları, kaçınmak durumunda oldu u hâlleri bilmekle kar ı kar ıya kalır.
Yüceliklerle, a kın olanla ba kurma özlemini gidermek, kendisinin tüm be eriyetine ve fânîli ine ra men Yaratan ile diyalog kurmak için, söz varlı ını, semanti ini ilâhî vahyin ve rahmânî örgünün kurdu u özgün, a kın Tanrısal dili kulanmak durumunda kalır.13 Ancak do ru bir yol ki iyi do ru sonuca ula tırır. Bu bakımdan insan, Rabb’ in rızasına çıkacak do ru yola muhtaçtır. Yani “ Kullu umu do ru biçimde nasıl ifâ edebilirim?” sorusunun cevabını bulmalıdır. Bu sorunun temel cevap kayna ı Kur’ ân-ı Kerîm ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’ in Sünnet’ idir. Kulluk, bu iki kaynakla ortaya konmu , açıklanmı tır. Ancak herkesin her zaman kapasitesi, bu iki temel kayna ı olması gerekti i gibi tahlile, kavrayı a yetmez. Bu noktada da, bu kapasitenin ortaya konamadı ı durumlarda, muhtaç olunan do ru yolu öz, sade, kolay biçimde aktarabilecek bir aracıya ihtiyaç duyulabilmektedir. te ilmihaller bu noktada devreye girmektedir.
Müslüman için ilmihal, muhtaç oldu u do ru yolu; yani Rab rızasına ula mak için yerine getirmesi gereken görev ve sorumluluklarını, kaçınması gereken hususları ö renebilece i kaynaklardır. Ki i, hem inanç, hem ibâdet, hem de muamelâta dair ihtiyaç duydu u bilgileri ilmihaller vasıtasıyla ö renmekte, anlamakta, kavramakta ve uygulamaktadır. lmihallerin bu önemi, ilmihallerin kapsamının, içerdi i bilgileri do ru ve ihtiyaca cevap verecek biçimde ortaya koymasının da ne denli büyük ehemmiyet ta ıdı ını gözler önüne sermektedir. Aktardıklarını do ru biçimde sunamayan yahut sunarken gerekli etkinlik ve yetkinli i ortaya koyamayan ilmihaller;
Müslümanların kulluk bilgilerinin yanlı veya eksik olu masına neden olacaktır ki bu, ortaya çıkmaması için çaba sarfedilmesi gerekli bir durumdur. Dolayısıyla, dinin istedi i yöndeki davranı de i ikli ine vesile oldukları sürece ilmihallerin faydalı; aksi yöndeki geli meleri besleyici olmaları hâlinde ise zararlı olabilecekleri söylenebilir.14
lmihallerin birbirinin tekrarı mâhiyeti ta ıması, din kuralları ve dini hükümlerin a ırı
12 ez-Zâriyât, 51/56.
13 Kılıç, Muharrem, Oruç Kitabı, Ensar Ne riyat, stanbul, 2007, s. 15.
14 Kırba o lu, Hayri, “ lmihal Dindarlı ının mkânı Üzerine”, slamiyat, V/4 (2002), s. 109-124.
derecede katı gösterilmesi, asıl ilkelere ilaveler yapılarak dinin ya anması zor bir ekle sokulması ise, ilmihâl gelene inin hedefleri arasında yer almamaktadır.
Yetkin bir biçimde hazırlanan ilmihaller, do ru ve temel dini bilgiye topluca ula ılmasına; mükelleflerin üzerlerine dü en görevleri, yapmaları ve yapmamaları gereken eyleri ö renmelerine; meselelere uzun, detaylı tartı malardan, yo un delil zikirlerinden ve ihtilaflardan arınmı biçimde vâkıf olunmasına; farklı ya ve bilgi düzeyine sahip ki ilerin herbiri için gerekli ortak eyleri kolay, pratik bir biçimde ö renip hayatlarına tatbik etmelerine; yazıldıkları dönemlerin artlarına, öncelikli meselelerine ve din anlayı ına dair fikir sahibi olunmasına; slâmî bilginin bid’ at ve hurâfelerden arınmasına; halkın dini hayatının yön bulup ekillenmesine; dinin tebli ve ir âdına katkı sa lar.
Önemine binaen köklülük ve devamlılık arz eden ilmihal çalı malarının ülkemizde hâli hazırda iyi temsil ve icra edildi i hususunda ise ciddi boyutta menfî kanaat sahipleri mevcuttur.15 Tüm muhatapların ihtiyacına cevap verebilecek etkinlik ve yetkinlikteki ilmihallerin azlı ı ikâyet sebebidir. Bu alanda atılan adımlara örnekler zikredilse de yeterli olmadı ı hususu vurgulanmakta, bu alana e ilinmesi, gelene in “ ihya ve tecdîd” edilmesi gerekti i ifâde edilmektedir.16
1.1.2. lmihal Kitaplarının Tarihî Seyri
Peygamber Efendimiz zamanından itibaren insanların ilmihal bilgisine duydukları ihtiyaçları kar ılama biçimlerine bakıldı ında, Hz. Peygamber döneminde ya ayanların ya Allah Rasûlü’ ne bizzat danı tıkları, onun söz ve yaptıklarını dikkate aldıkları ya da Allah Rasûlü’ nün ta raya gönderdi i ö retici ki iler vesilesi ile sorularına cevap buldukları görülmektedir. lk halîfeler dönemi ve hemen akabinde ise bu ihtiyacın sahabe ve onlardan beslenen ikinci nesil âlimler vasıtasıyla kar ılandı ı, bunun da
ifâhi a ırlıklı oldu u mü ahede edilmektedir.
lmihallere dair zikredilebilecek yazılı ilk örnek olarak ise kar ımıza mâm-ı A‘zam Ebû Hanîfe ve el-Fıkhu’ l-ekber eseri çıkar ve bu yüzden adı geçen eser büyük önemi hâizdir. Esere bakıldı ında, ilmihalin akaid ile ilgili kısmını içerdi i gözlenir. Yine bu
15 Bunlardan birisi Hayrettin Karaman’ dır. Karaman’ ın bu görü ü için bkz. Karaman, a.g.e., III, 135.
16 Karaman, a.g.e., III, 135.
hususta ilk örnekler arasında sayılabilecek bir di er eser ise, Ahmed b. Hanbel’ in
“ Kitâbu’s-Salât” ıdır. Bu eser, ilmihalin ibâdet ve amel kısmına âit ilk deneme mâhiyeti ta ımaktadır.17
Müctehid imâmlar döneminde ictihad faaliyetlerinin yaygınla tı ı eser teliflerinin ba ladı ı görülmektedir. mâm Muhammed, Ebû Yûsuf, mâm âfi’ î, mâm Mâlik ilk müellifler olarak sıralanabilir. Akabinde ihtisar ve erhler gelmi , fıkıh alanındaki tedvin sürmü tür. lmihal konularının fıkıh kitaplarının ilgili bölümlerinde yer aldıkları görülmektedir.
slâmın yayılma alanının geni lemesi; nelerin slâm esaslarına dâhil olup olmadı ını Kur’ ân kaynaklı ortaya koymak, farklı milletlerin bunlara vâkıf olmasını temin için de onların dillerine göre yazıp tanıtmak gere inin ifâ edilememesi sonucunda, Tabiîn devrinde, sıfatların ezelili i, Kelâmullâh’ ın mahlûk olup olmadı ı, hürriyet, kaza- kader, hayır- er meseleleri; Kaderiyye, Cebriyye, Mu’ tezile, Mü ebbihe gibi mezhepler ortaya çıkmı tır. Bu mezhepler kendi görü lerini yazmı ; Ehl-i sünnet ve‘l- cemâat da onlara kar ı akaidi müdafaa etmek durumunda kalmı lardır. Bu müdafaalar elimizdeki en eski ilmihallerdir.18 Bu süreç ise tekfiri gündeme getirmi tir. Bu süreçten yararlanmak isteyenler çıkmı tır.
Halkın, ihtiyaç duydu u bilgileri sade, yalın, kolayca elde etmek ve tatbîk etmek talebi içinde olması ise; yo un konu içeri ine sâhip, meseleleri müctehid bazında ve delilleri ile tartı arak i leyen eserleri halka hitap eder olmaktan uzakla tırmı tır. Halkın talebi, zamanla ilmihal alanına yönelik çalı maların tarzını belirlemi tir. Halk, temel konularda özlü bilgiler içeren, sade bir dile sahip, basit anlatımlı, ezberlenmeye müsait eserler talep etmi tir. Bu sebeple Osmanlılar döneminde ilk ilmihaller ortaya çıkmı tır.
Gelenek seyrinde önce Arapça yazılmı eserlerden bazıları Türkçeye çevrilmi , eksik kısımlar tamamlanmı tır. Ebu’ l-Leys es-Semerkandî (983)’ nin el-Mukaddimetü fî’s- salât adlı namaz risâlesinin Türkçeye çevrilmi 19, inanç, ibâdet ve ahlâka dair konuların eklenmi hâli olan ve Kutbüddin znikî (ö. 821/1418)’ ye ait Kitâbu’l-
17 Karaman, a.g.e., III, 134.
18 Yörükan, “ a.g.md.” , s. 5.
19 Cici, Recep, “ Klâsik Dönem Osmanlı Hukuk Dü üncesi: Belli Ba lı Hukukçular ve Çalı maları” , Türkler, Yeni Türkiye Yay., Ankara, 2002, XI, 372.
Mukaddime bunun ilk örne idir.20 znikî’ nin eserinin dil ve muhteva bakımından oldukça iyi bir örnek oldu u, Hanefî Mezhebinin görü leri esas alınarak yazılan ilmihalde, di er mezhep görü lerine de atıflar yapıldı ı ve fıkhî konuların yanında ahlâki konulara da de inildi i söylenmektedir.21 znikî bu eseriyle Türkçe ilmihal gelene ini ba latmı ve Türkçenin ilim dili olmasına da katkı sa lamı tır.22 znikî’ nin aynı zamanda bir mutasavvıf olması ise fıkıh ile tasavvufun meczedilmesini sa lamı tır.23
Abdurrahman Aksarâyî’ nin mâdü’l- slâm’ ı, Mehmed b. Bâlî’ nin Güzîde’ si, Muhammed bn Bîr Ali Birgivî’ nin Vasiyetnâme (Risâle-i Birgivî)’ si bu alandaki ilk örnekler arasında zikredilebilir.
“ lmihal” adının kullanıldı ı ilk kitap XVI. yüzyıldan sonra yazıldı ı tahmin edilen ve zamanımıza kadar etkisini sürdüren Mızraklı lmihâl’ dir.24 Eserin, bir dönemin en fazla kullanılan ve okutulan ilmihali oldu u görülür. Bu hususta Kelpetin; “ Mızraklı lmihal’ in sıbyan mekteplerinde, camilerde köy odalarında ve evlerde yaygın olarak okunması sebebiyle halkın din anlayı ını etkiledi i bilinmektedir. Bu yüzden modernle me döneminde adı zikredilerek çokça tenkide konu olmu tur.”25 aktarımını yapmaktadır.
Kadızâde stanbûlî’ nin Cevhere-i Behiyye-i Ahmediyye fî erhi’l-vasıyyeti’l- Muhamediyye’ si de ilk ilmihaller arasında zikredilir.
Tanzimat öncesi, Müslümanlar gayr-ı Müslimlere “ davet ümmeti” gözüyle bakmı ; Tanzimat’ tan sonra ise zamanla kendilerini ve gayr-ı Müslimleri algılayı ları de i mi tir. Batı’nın ön plana çıkan de erleri kar ısında kapılıp gidenlerin artmasıyla ise zamanla nesiller arası kopmalar, farklı de er sistemlerinin hâkimiyeti zuhûr etmi tir. Bu ise, ilmihal alanındaki çalı maların da metod ve muhteva bakımından birbirine göre farklılıklar içermesi sonucunu do urmu tur. Zamanla farklı konuların
20 Kelpetin, “ a.g.md.” , D A., XXII, 139-140.
21 Akku , Süleyman, “ Kültürlerin Bulu ma Noktasında Uluslararası znik Sempozyumu Üzerine” , Sakarya Üniversitesi lahiyat Fakültesi Dergisi, Sakarya, 2005, XII, 262.
22 Cici, “ a.g.md.” , Türkler, XI, 372.
23 Cici, “ a.g.md.” , Türkler, XI, 379.
24 Kelpetin, “ a.g.md.” , D A., XXII, 140; Arpagu , Hatice Kelpetin, Osmanlı Halkının Geleneksel slâm Anlayı ı, Ensar Ne riyat, stanbul, 2006, s. 43.
25 Kelpetin, “ a.g.md.” , D A., XXII, 140.
aynı eser içinde i lendi i, farklı ya gruplarına aynı anda hitap eden, bilgilendiren, savunan, ihtimallere hazırlayan karaktere sahip eserler olu turma zorunlulu u zuhûr etmi tir.
Eyüp Necâti’ nin Felsefeli Din Dersleri, ehbenderzâde Ahmed Hilmi Bey’ in Üss’i slâm (Yeni lm-i Akaid)’ ı, Ahmed Hamdi Akseki’ nin slâm Dini, Prof. M.
Hamidullah’ ın slâma Giri ’ i bu hususta örnek olarak zikredilebilir.26
Tanzimat’ tan sonraki duruma bakıldı ında, açılan okullarda din derslerinin programda yer almasının ilmihal yazımını hızlandırdı ı görülür. Mevcut kitapların din ö retimi ihtiyacını kar ılamaktan uzak, hurafeler ve hikâyelere dolu, iyi tasnif edilmemi , giderek dini hayatın zayıflamasına zemin hazırlayıcı oldu u dü ünüldü ü için yeni ilmihal kitaplarının telifi gündeme gelmi tir.27 Birgivî’ nin Vasiyetnâme’ si, Mustafa Bey’ in Telhîsü’l-Mülahhas, Mülahhas lmihal, Mufassal lmihal’ i; Mesud Mahmud’ un Muhtasar lmihal’ i yeni kurulan ibtidaiye ve rü tiye mekteplerinde okutulan eserlerdendir.
kodralı Lutfi Pa a’ nın Sual ve Cevaplı lmihal’ i, Abdulhamîd b. Mustafa Re îd’ in Zübde-i lmihâl’ i, Süleyman Hüsnü Pa a’ nın lmihâl-i Kebîr ve lmihâl-i Sagîr’ i, Fâtih Ahmed Hamîdî’ nin lmihal’ i, Mehmed Üstüvânî’ nin lmihal’ i, Rûmî Efendi’ nin lmihal’ i, Ahmed Akhisârî’ nin lmihal’ i, Oflu Mehmed Emin Efendi’ nin Necâtü’l- mü’minîn’ i, Mehmed Zihni Efendi’ nin Ni’met-i slâm’ ı, mâmzâde Es‘ad Efendi’ nin Dürr-i Yektâ’ sı, Halim Sabit ( ibay)’ in Amelî lmihal’ i, skilipli Mehmed Âtıf’ ın slâm Yolu - Yeni lmihal’ i bu dönemde telif edilen ilmihaller arasında zikredilebilir.28
lmihal yazımının II. Me rutiyet’ le hızını sürdürüp Cumhuriyet döneminde de devam etti i ve zamanla daha düzenli bir telif türü hâlini aldı ı görülmektedir. 1928 harf inkılâbından sonra dinî bilgilerin ö renilmesi için yeni alfabeyle yazılmı eserlere ihtiyaç duyulmu tur. Bu husustaki zorluk halkın Osmanlıca ve Arapçadan uzakla ması; mevcut eserlerin ise bu iki dil a ırlıklı olması nedeniyle olmu tur. Ortaya çıkan ivedi ihtiyacı kar ılamak için yazılan ilk eser A. Hamdi Akseki’ ye ait olan
“ slâm Dini” isimli eserdir. 1933 yılında yazılan eserde itikad, ibâdet, ahlâk konuları
26 Karaman, a.g.e., III, 135.
27 Kelpetin, “ a.g.md.” , D A., XXII, 140.
28 Kelpetin, “ a.g.md.” , D A., XXII, 140.
i lenmi ; eser daha sonra Diyanet leri Ba kanlı ı’nca basılmı ve mam-Hatip Okulları’nda da okutulmu tur. Genellikle temel kaynaklara dayanan Cumhuriyet dönemi ilmihallerine bakıldı ında duâ, vaaz ve ir ad mâhiyeti ta ıyan bölümler içerenlerin sayısının; sadece inanç, ibâdet, ahlâk ve günlük ya ayı bilgilerini ihtiva edenlere oranla az oldu u görülmektedir.
Ahmet Hamdi Akseki’ nin slâm Dini, Numan Kurtulmu ’ un Yeni Âmentü erhi, Ömer Nasuhi Bilmen’ in Büyük slâm lmihali, Mustafa Âsım Köksal’ ın lmihal’ i, Ali Fikri Yavuz’ un Geni slâm lmihali - slam Fıkhı ve Hukuku, Süleyman Ate ’ in Muhtasar slâm lmihali, Celal Yıldırım’ ın Hanefî ve âfi’î Mezheblerine Göre Büyük lmihal’ i, Hamdi Döndüren’ in Delilleriyle slâm lmihali bunlara örnektir. 1963 yılında basılan Saadet-i Ebediyye de bu örnekler arasında zikredilebilir.
lmihallerin konularına göre tasnif edilmelerinin yanısıra hacimleri gözönünde bulundurularak ansiklopedik, mufassal, muhtasar ilmihal ve cep ilmihali tarzında da gruplandırıldı ı olmu tur. Ayrıca manzum olarak yazılanlar da mevcuttur. Akaid ve ibâdet konularının özetlendi i “ otuz iki farz” ; ilmihal bahislerini kısaca içeren “ elli dört farz” adlı el kitapları da yaygındır.
Mehmet Söymen’ in Cep lmihali, Asım Köksal’ ın lmihal’ i, Ali Özek’ in slâm’da bâdet lmihali, Manastırlı Mehmed Rıfat’ ın Manzum lmihal’ i, Ali Efendi’ nin Manzum lmihal’ i bunlara örnek verilebilir.
Ahmet Tabako lu ile smail Kara’ nın Ansiklopedik Büyük slam lmihali, brahim Kâfi Dönmez’ in slâm’da nanç, bâdet ve Günlük Ya ayı Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı slâm Ara tırmaları Merkezi’ nin yayımladı ı lmihal de Cumhuriyet dönemi eserlerindendir.
Selâmi Ali Efendi’ nin Tarikat lmihali, Mehmed Zihni Efendi’ nin Hanımlar lmihali, Ahmed Cûdî’ nin Yeni lmihal – Akaid Dersleri, Hüseyin Hıfzî’ nin Kızlara Küçük lmihal’ i, Abdurrahim Hûyî’ nin mâmiyye lmihali, Uryânîzâde Ali Vâhid’ in Asker lmihali ve Köy Hocası, Ahmet Hamdi Akseki’ nin Askere Din Kitabı, Muallim Cevdet’ in Askerî Din Dersleri, Cemal Ö üt’ ün Kadın lmihali, Muharrem Kılıç’ ın Oruç Kitabı, Murteza Bedir’ in Kurban Kitabı, Haydar Kaya’ nın Bekta î lmihali, Halil Gönenç’ in Büyük afi’î lmihali adlı eserleri ise akaid, ibâdet, insanlar arası münâsebet
gibi konulardan yalnız birini veya sadece bir mezhebin, bir tarikatın esaslarını yahut bir zümreyi ilgilendiren bilgileri ihtiva eden özel ilmihallere örnektir.29
1.2. Son Dönem Osmanlı lmihal Literatürü
Osmanlının klasik dönemine âit ilmihaller incelendi inde Arapça ve Farsça’ dan tercümeler yapıldı ı, bunlara ilâve kısımlar dahil edildi i görülmektedir. Bu ilmihallerde yer yer tarihî ve ilmî gerçeklere uymayan birgiler yer almı tır. Konuların anlatımında kullanılan delillerden güvenilirlik arzetmeyenler de bulunmaktadır.30 Ba lıca konuları arasında imân, küfür, ibâdetler, haklar, âdâb, kıyâmet ve alâmetleri, âhiret ahvâli, peygamberlerin sıfatları, meleklere ve kitaplara imân, Allah’ ın sıfatları, elli dört farz, ahkâm-ı er‘iyye, evliyânın kerâmeti, kabir azâbı, kazâ-kader, organların âfetleri, fazîletler, ölüm, v.b. yer alır. Genellikle Hanefî mezhebinin görü leri esas alınmı , di er mezheblerin görü lerine yer verildi i de olmu tur. Mütercim veya müelliflerin tasavvufla olan ilgileri, Fıkıhla tasavvufun meczedilmesine de etki etmi tir. Klasik dönem eserlerinin Osmanlı halkının dinî kültürünün olu masında etkisi büyüktür. çlerinde okunmakla kalmayıp ezberlenenleri de olmu , yaygın e itimin yanısıra örgün e itim kurumlarında din bilgisine ba langıç kitabı olarak okutulmu lardır.31
Tanzimat’ tan sonraki süreçte Müslümanların gayr-ı Müslimleri algılayı larındaki de i iklik, Batı’nın ön plana çıkan de erlerinden etkilenme dozajının artması sonucu, nesiller arası kopmalar zuhûra gelmi , bu da önceki döneme âit ilmihallerden farklı tarzda ilmihaller ortaya çıkmasına neden olmu tur. De i im, farklı konuları aynı eserde i leyen, farklı ya gruplarına aynı anda hitap eden, yeni problemlere çözüm sunan ilmihalleri olu turmu tur.
Cumhuriyet dönemi ilmihallerinde ise itikad ve ahlâk konuları çok az i lenir. Genelde temel kaynaklara dayanmalarına ve güvenilir bilgiler sunmalarına ra men, kaynak gösterimi hususunda eksikliklere sâhip olanlar da vardır. Ele alınan bölümlerin bazıları di erlerine oranla daha detaylı i lenmi tir. Âyet-i kerîme ve hadîs-i erîflere yer verilmi , çok fazla teferruata girmek yerine konular sade olarak ele alınmı tır.
29 Kelpetin, “ a.g.md.” , D A., XXII, 141.
30 Arpagu , a.g.e., s. 42.
31 Arpagu , a.g.e., s. 43-44.
Osmanlının son dönemlerinde ortaya konmu olan ilmihal çalı malarının ba lıcalarını u ekilde zikretmek mümkündür:32
Sual ve Cevaplı lmihal; kodralı Lutfi Pa a Zübde-i lmihâl; Abdulhamîd b. Mustafa Re îd
lmihâl-i Kebîr ve lmihâl-i Sagîr; Süleyman Hüsnü Pa a lmihal; Fâtih Ahmed Hamîdî
lmihal; Mehmed Üstüvânî lmihal; Rûmî Efendi lmihal; Ahmed Akhisârî
Necâtü’l-mü’minîn; Oflu Mehmed Emin Efendi Ni’met-i slâm; Mehmed Zihni Efendi
Dürr-i Yektâ; mâmzâde Ahmed Es‘ad Efendi Amelî lmihal; Halim Sabit ( ibay)
slâm Yolu - Yeni lmihal; skilipli Mehmed Âtıf Vesîlet’ün-Necât; Ahmed Ziyâüddîn
32 Kelpetin, “ a.g.md.” , D A., XXII, 140.
BÖLÜM 2: AHMED Z YÂÜDDÎN, MAMZÂDE ES‘AD EFEND
VE SÜLEYMAN HÜSNÜ PA A’NIN HAYATLARI,
LMÎ K L KLER VE ESERLER
2.1. Ahmed Ziyâüddîn
2.1.1. Biyografisi ve lmî Ki ili i
Muhammed hsan O uz’ un Vesîletü’n-necât slâm lmihali adlı eserinde ismi,
“ Ziyâeddîn” diye yazılmaktadır.33 Bursalı Mehmed Tahir’ in Osmanlı Müellifleri adlı eserinin günümüz harfleriyle olan baskısında ise “ Ziya Efendi Evliyazâde Ahmed Ziyaeddin Efendi” diye geçmektedir.34
Muhammed hsan O uz’ un eni tesi ve hocası olan Ahmed Ziyâüddîn, Kastamonu’ da dünyaya gelmi tir. Ancak ara tırmamız esnasında ba vurdu umuz kaynaklarda, do um tarihi hakkında bir kayıta rastlanamamı tır. Ömrünün büyük bölümünü Kastamonu’ da geçirdi i anla ılan Ahmed Ziyâüddîn, yine burada h. 1233 / m. 1817 tarihinde genç ya ta35, ansızın vefât etmi tir.36
Kaynaklar; ilme olan dü künlü ü, azmi, gayretli ki ili i37 ile tanınan Ziyâüddîn Efendi’ nin, büyük bir âlim ve müderris oldu unu aktarmaktadır.38 Kastamonu Rü tiyye-i Askeriyye’ si Lisân-ı Osmânî havâcesi müderrislerindendir. Ders halkasında birçok talebe yeti tirmi , onlarda derin izler bırakmı tır. Zira bu durum, Ahmed Ziyâüddîn Efendi’ nin vefâtının talebeleri üzerinde uyandırdı ı derin teessürden anla ılmaktadır.39 Aynı zamanda tasavvufî yönü de bulunan Ziyâüddîn Efendi’ nin
eyh Vefâ Hazretleri’ ne intisabı oldu u bildirilmektedir.40
33 O uz, Muhammed hsan, Vesîletü’ n-Necât slâm lmihali, O uz Yay., stanbul, 1995, 4. baskı, s. 7.
34 Bursalı Mehmed Tahir, Osmanlı Müellifler 1299-1915, sdl. A. Fikri Yavuz - smail Özen, Meral Yay., stanbul, t.y., I, 474.
35 O uz, a.g.e., s. 7.
36 Bursalı Mehmed Tahir, Osmanlı Müellifleri, Matbaa-i Âmire, stanbul, 1333, I, 345.
37 Bursalı Mehmed Tahir, a.g.e., I, 474.
38 O uz, a.g.e., s. 7.
39 O uz, a.g.e., s. 7.
40 Bursalı Mehmed Tahir, a.g.e., I, 345.
2.1.2. Eserleri 1. Hülâsatü’l-efkâr
Eser, muhtasar Menar erhidir.
2. Vesîletü’s-Saadet Eser, muhtasar tecviddir.
3. Vesîletü’n-Necât
Eser, Müslümanların, özelikle de etfâl-i mü’ minînin istifâdesi için41 hazırlanmı ; amel, itikad ve cihâda dair mesâil-i mühimme-i dîniyyeyi kapsayan bir ilmihaldir. Uzun yıllar askerî rü tiyelerde okutulmu tur. Tertibi açısıdan ilmî kıymeti haiz bir çalı madır. Konular ihtiyaca cevap verecek nitelikte, sade ve anla ılır bir dille i lenmi tir.
4. Âdabü’l-Evsıya
Fıkhın furu’ undan (Âdabü’l-Evsıya) ismindeki risâlesi h. 1300 senesinde iki cilt üzerine Mısır’ da basılan (Câmi’u’l-Fusûleyn)’ de yazılı bulunmaktadır.42
Vesîletü’n-Necât Adlı Eserle Aynı smi Ta ıyan Eserler
Ara tırmalarımız esnasında, Ahmed Ziyâüddîn’ in Vesîletü’n-Necât adlı ilmihal eseriyle aynı ismi ta ıyan, bu nedenle bu eserle karı tırılma ihtimali bulunan ba ka eserlerle de kar ıla tık. Bunlar:
1. Vesîletü’n-Necât – slâm lmihali
Eser, Muhammed hsan O uz’ a âittir. Ahmed Ziyâüddîn, O uz’ un eni tesi ve hocasıdır. Muhammed hsan O uz’ a âit bu eser, Ahmed Ziyâüddîn’ e âit olandan farklı bir eserdir. O uz, eserini kendisi kaleme almı tır. Bunu bizzat kendisi eserin önsözünde ifâde eder.
41 Ziyâüddîn, Ahmed, Vesîletü’ n-Necât, irket-i Mürettebiye Matbaası, Dersaadet, 1319, s. 3.
42 Bursalı Mehmed Tahir, a.g.e., I, 345.
“ Uzun zamandır bir ilmihal yazmak dü üncesinde idim. Son zamanlarda bu dü üncemi gerçekle tirme arzusu kuvvetlenerek “ Vesîletü’ n-Necât – slâm lmihali” adını verdi im bu eser Allah’ ın lütuf ve yardımıyla meydana geldi.”43
Eserin, O uz Yayınları’nca birden fazla baskısı yapılmı tır. Bizim inceledi imiz ise stanbul, 1995, 4. baskısıdır.
2. Vesîletü’n-Necât Seâdet Yolu
Derleme bir eserdir. Abdürre îd Avano lu’ na aittir. Farklı eserlerden istifâde edilerek hazırlanmı 10 risâlenin biraraya getirilmesiyle olu mu tur. Bunu bizzat yazar eserinin önsözünde ortaya koyar.
“ bu Vesîletü’ n-Necât kitabı gerçekten sonsuz kurtulu a vesile olacak bir Seâdet Yolu ve felah anahtarıdır. çerisinde yüzlerce eserden istifâde edilerek hazırlanmı on risale bulacaksınız. De i ik, lüzumlu ve önemli konuları ihtiva eden bu on önemli meclisin her biri ayrı ve doyurucu bir risaledir.”44
Eser, 1972 yılında stanbul’ da Berekât Yayınevi’ nce basılmı tır.
3. Vesîletü’n-Necât (Mevlîd)
slâmî Türk Edebiyatı’nın önemli örneklerinden olan, Süleyman Çelebi’ ye âit bu manzûme, Müslümanlar arasında daha ziyâde Melîd-i erîf diye bilinmekte ve çokça okunmaktadır. Süleyman Çelebi’ nin mevlîd husûsunda bir çı ır açan, XV. yüzyılda ortaya koydu u bu eseri, ele aldı ı mevzûları samîmi, inandırıcı bir tarzda ifâde etmekte, hem halk hem de kültürlü zümreye hitab eder bir mâhiyet arzetmektedir.45 Eserde, Allah’ ın sıfatları, büyüklük ve kudreti, fıtratu’ l-âlem, rûh-u Muhammedî, Hz.
Muhammed’ in do umu ve kıymeti, özellikleri, mucizeleri, Mirâc hâdisesi, Hz.
Muhammed’ in vefâtı, duâ gibi konular yer almaktadır.
43 O uz, a.g.e., s. 23.
44 Avano lu, Abdürre îd, Vesîletü’ n-Necât Seâdet Yolu, Berekât Yay., stanbul, 1972, s.6.
45 Pekolcay, Neclâ, slâmî Türk Edebiyatı, Kitabevi Yay., stanbul, 1996, s. 233.
2.2. mâmzâde Es‘ad Efendi 2.2.1. Ailesi, Do umu ve Soyu
Musahhah Dürr-i Yektâ adlı eserin kapa ında ismi mâmzâde Ahmed Es‘ad Efendi diye geçmektedir.46
mâmzâde Es‘ad Efendi’ nin do um yeri stanbul diye belirtilmi ; fakat do um tarihi, çocuklu u ve ö renimi hakkında bilgi verilmemi tir.47 Babası, Zeyrek Câmiî imâmlarından Abdullah isimli Konyalı bir zâttır. Bazı kaynaklarda ise ismi Ahmed diye geçmektedir.48 Es‘ad Efendi, babasına nisbetle “ mâmzâde” diye bilinmektedir.49 Es‘ad Efendi, 3 Cemâziye’ l-evvel 1267 (7 Mart 1851) tarihinde, bir gece Meclis-i Vâlâ reisi Rif’ at Pa a’ nın kona ında hastalanıp evine dönü ünde50 vefât eylemi tir.51 Ölüm tarihi bazı kaynaklarda 1276 (1859) olarak gösterilir.52 Ancak mezar ta ındaki kitâbede 1267 tarihi kayıtlıdır.53 Kabri, Süleymâniyye Türbesi haziresinde bulunmaktadır.
O lu Mehmed Mesud Efendi, Yeni ehir ve Filibe kadılı ı yapmı tır.
2.2.2. ahsiyeti ve lmî Ki ili i
Es‘ad Efendi, II. Mahmud devri âlimlerindendir.54 Dersiam ve müderris olarak görev yapmı ; kadılık, mekâtip müdürlü ü, kazaskerlik görevlerinde bulunmu tur. Muhatap ve mukarrir olarak Huzûr Dersleri’ ne katılmı tır.
Do ru sözlü, sözünü sakınmayan,55 güzel konu an56 bir ki i oldu u ifâde edilmektedir.
Pâdi âh nezdinde de itibar gören bir ki idir. Yeniçerili in kaldırılması sırasında pâdi âhın yanında yer aldı ı bilinmektedir.
46 mamzâde, Ahmed Es‘ad Efendi, Musahhah Dürr-i Yektâ, Bâb-ı âlî Caddesi’ nde 38 Numaralı Matbaa, stanbul, 1318.
47 Cici, Recep, “ mâmzâde Es‘ad Efendi” , D A, Türkiye Diyanet Vakfı, stanbul 2000, XXII, 211.
48 Mardin, Ebu’ lulâ, Huzûr Dersleri, n r. smet Sungurbey, stanbul Üniversitesi Yay. - smail Akgün Matbaası, stanbul, 1966, II-III, 155; Kehhâle, Ömer Rıza, Mu‘cemu’ l-Müellefîn, Beyrut-Lübnan, t.y., I, 49.
49 Cici, “ a.g.md.” , D A, XXII, 211.
50 Süreyya, Mehmed, Sicill-i Osmanî Yahud Tezkire-i Me âhir-i Osmâniyye, hzr. Ali Aktan- Abdulkadir Yuvalı-Metin Hülagü, Sebil Yay., stanbul, 1996, II, 492.
51 Kehhâle, a.g.e., I, 49.
52 Bursalı Mehmed Tahir, a.g.e., I, 244.
53 Cici, “ a.g.md.” , D A, XXII, 211.
54 Mardin, a.g.e., II-III, 155.
Halvetiyye tarikatının Yi itba ı ubesine mensuptur.57 2.2.3. Ö renim ve Çalı ma Hayatı
Kaynaklarda, Es‘ad Efendi’ nin çocuklu u ve ö renimi hakkında bilgi verilmemi tir.
Es‘ad Efendi, dersiam ve müderris olarak görev yapmı ; Ramazan 1232'de (Temmuz 1817) Kudüs, Rebîü’ l-âhir 1239'da (Aralık 1823) Mısır, 1243'te (1827) Medine, 1245'te (1829) Halep kadılıklarına getirilmi tir. Aynı yıl Mekke kadılı ı pâyesi almı , daha sonra evkaf müfetti li i yapmı tır. Bir müddet sonra da stanbul kadılı ı pâyesi almı tır. 1256 (1840) senesinde Rumeli pâyesi almı tır. 1265 senesinde (1849) Edebiyye ve rfaniyye mekteplerinin mekâtip müdürlü üne havale edilmi , kendisine Meclis-i Vâlâ âzalı ı görevi verilmi tir. 1226–1240 seneleri arasında muhatap, 1241- 1251 senelerinde ise mukarrir olarak Huzûr Dersleri’ ne katılmı tır.58
2.2.4. Eserleri 1. Dürr-i Yektâ
Eser, Türkçe bir ilmihaldir. Hanefî fıkhında sahîh kabul edilen görü lerden derlenerek kaleme alınmı tır. Rü diyye mekteplerinde ders kitabı olarak okutulmu tur. Çe itli baskıları yapılmı tır. Daha sonra üzerinde bazı düzeltmeler yapılarak Musahhah Dürr-i Yektâ adıyla da basılmı tır.
2. Dürr-i Yektâ erhi
Es‘ad Efendi’ nin Dürr-i Yektâ adlı kendi eserine yazdı ı erhtir. Çok sayıda baskısı bulunmaktadır. Latin harfleriyle de yayımlanmı tır.
3. erhu's-Sirâciyye fi'l-ferâiz
Eser, Secâvendî'nin ferâize dair eserinin Türkçe erhidir. Bu erh, Bahr-i faiz fî ilmi'l- ferâiz veya Cerîdetü'l-ferâiz adlarıyla da anılmaktadır. 1249'da (1833) tamamlandı ı anla ılmaktadır.
55 Cici, “ a.g.md.” , D A, XXII, 211.
56 Süreyya, a.g.e., II, 492.
57 Cici, “ a.g.md.” , D A, XXII, 211.
58 Mardin, a.g.e., II-III, 155.
4. Feth-i Kostantıniyye
Sultan II. Mahmud, stanbul’ da medfûn bulunan ashâb-ı kirâmın kabirlerinin yerlerine dair çalı malar yaptırmı tır. Bu eser de bu vesileyle kaleme alınmı tır. Eserde, fetihle ilgili hadîs-i erîf açıklanmakta, Emevî ve Abbasî döneminde stanbul'u almak amacıyla düzenlenen seferler hakkında kısaca bilgi verilmektedir. stanbul'un Fâtih Sultan Mehmed tarafından fethi, Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin kabrinin yerinin bulunması, ashaptan stanbul'da medfun olan di er zevatın mezar yerleri hakkındaki malumât da eserde yer almaktadır.
5. Es‘ad Efendi'nin Bakara Sûresi 212. âyet-i kerîmesinin Türkçe tefsiri ve Mülteka'l- ebhur'da süt akrabalı ı konusundaki istisnaları açıklamak için kaleme aldı ı iki risâlesi mevcuttur.
6. Tenkid-ü mâmzâde Es‘ad Risâle fî telhisi'l-ma'nâ ve tashihi'l-i’râb, Risale fi'l- ebvâb, Risale fî tefrîkı'l-kaziyye ve't-ta dîk, Risale fi'l-hisâb, Risale fî vaz’ i'l-kadem ve ref’iha fi's-sücûd, Es'ile ve ecvibe adlı risâleleri mevcuttur.
7. Es‘ad Efendi’ nin mantık ilmi ve Arap gramerine ili kin temel bilgiler için hazırladı ı tablonun Mecmû'atü'r-resâ’il adı altında tıpkıbasımı mevcuttur.
8. Es‘ad Efendi, Hat sanatıyla da me gul olmu tur. Kendi el yazısıyla bir me k murakkaı mevcuttur.59
mâmzâde Es‘ad Efendi’ye Âidiyet Atfedilen Eserler
Güzelhisârî'nin Hilyetü'n-nâcî adlı eserinin ise bazı müelliflerce60 Es‘ad Efendi’ ye ait sanıldı ı, ancak ona ait olmadı ı; baskıya esas alınan nüshanın ba ına Es‘ad Efendi’ nin yazdı ı takrizden dolayı bu karı ıklı ın ya andı ı ifâde edilmi tir.61
59 Cici, “ a.g.md.” , D A, XXII, 211-212.
60 Bursalı Mehmed Tahir, a.g.e., I, 244.
61 Cici, “ a.g.md.” , D A, XXII, 212.
2.3. Süleyman Hüsnü Pa a 2.3.1. Ailesi, Do umu ve Soyu
Süleyman Hüsnü Pa a h. 1254 / 9 Ekim 1938’ de stanbul’ da, Süleymaniye civarındaki Molla Gürâni Mahallesi’ nde do mu tur. Babası, Yeniçeri A ası torunu olan es-Seyyid Halid Efendi’ dir. Süleyman Hüsnü Pa a’ nın soyu baba tarafından Emir Sultan’ a, anne tarafından Tosya’ da türbesi bulunan eyh Pınar’ a dayanmaktadır.62
Mebâni’l- n â adlı eserinin Dibace kısmında kendisini tanıtırken “ Seyyid” ifâdesini kullanmı tır; Târih-i Âlem adlı eserinin Davet bölümünde de bu ünvanı kullandı ı bilinmektedir. Sorgulanması esnasında ve Divân-ı Harb’ deki ilk celsede yapılan kimlik saptamasında da kendisinin ve babasının isimlerini “ es-Seyyid” ünvanıyla kullanmı tır. Tüm rütbe ve ünvanları geri alındıktan sonra sürgünde iken imzalarını ve
ahsî mührünü “ es-Seyyid Süleyman Hüsnü” olarak kullandı ı aktarılmaktadır.63
1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi’ nin sona ermesinden sonra yenilginin ba sorumlusu olarak gösterilmi , yapılan muhakemenin ardından 20 ubat 1879’ da Ba dat’ a sürgün edilmi tir. Buradaki sürgün esnasında sa lı ı bozulmu , sürgün cezasının 14. yılında 7 A ustos 1892 tarihinde vefât etmi tir. Kabri, Ba dat’ taki mâm Mûsâ Kâzım Câmiî haziresinde bulunmaktadır.
O lu, Sami Süleyman Pa azâde (Süleyman Nesib); kızı, Mediha Gezgin babalarının eserlerinin yeni dile ve yeni harflere çevrilerek yayımlanmasında etkin olmu lardır.
Ayrıca, babalarının hayatına dair eserler yayımlamı lardır. Torunu, Mühendis Semûhi’ dir.
2.3.2. ahsiyeti ve lmî Ki ili i
Süleyman Hüsnü Pa a, 1871 yılında Yemen’ den stanbul’ a döndükten sonra Mekteb-i Harbiye’ de “ mün eât muallimli i” ne ba lamı , Tarih dersleri de vermi tir. 1873’ te Mekâtib-i Askeriye Nâzır-ı Sânili i’ ne ve Ders Nâzırlı ı’na tâyin edilmi , 1874’ te Mekâtib-i Askeriye Nâzır’ ı olmu tur. Bu görevi esnasında Askerî Rü tiyeleri kurmaya
62 Süleyman Pa azâde, Sami, Süleyman Pa a Muhakemesi, Matbaa-i Ebuzziya, stanbul, 1912, s. 3.
63 Özbilgen, Erol, Osmanlının Balkanlardan Çekili i Süleyman Hüsnü Pa a ve Dönemi, z Yayıncılık, stanbul, 2006, s. 310-311.
muvaffak olmu tur. am’ da, Ba dat’ da birer, stanbul’ da dokuz tane Askerî Rü tiye açılmasını sa lamı tır. Süleyman Hüsnü Pa a aynı zamanda Daru afaka’ nın kurucularındandır. Bu kurumun e itim faaliyetleri içinde, telif ve çeviri eserlerinin yazılması da vardır. Süleyman Hüsnü Pa a’ nın bu konuda te vik edici çalı maları olmu tur. lm-i Sarf-ı Türkî, lmihal-i Sagîr ve lmihal-i Kebîr adlı eserlerini yazıp yayımlaması buna örnek verilebilir.
Süleyman Hüsnü Pa a’ nın Türkçülük açısından büyük bir de er oldu u kanaati mevcuttur. Türkçülük tarihinin mihenk ta larından birisidir. Türkçülü ün önderleri arasında görülmektedir. Namık Kemal’ den sonra, askerî okullardan yeti enler ba ta olmak üzere nesiller üzerindeki etkisi en çok görülen isimdir. Hüseyin Namık Orkun, Süleyman Hüsnü Pa a’ yı “ Millî tarihimizi ilk defa yazarak mekteplerimizde okutan ve bu sûretle millî uurun uyanmasına mühim bir hizmette bulunan ahsiyet” olarak sunmaktadır.64 Geni kültürü, vatanperverli i, milliyetçili i ile tanınmı olan Süleyman Hüsnü Pa a, Türkçenin gâyet zengin ve müstakil bir dil oldu unu, devletin adının Osmanlı Devleti, fakat dilinin Osmanlıca de il Türkçe bulundu unu ilk savunup yazan ki i olarak gösterilmektedir.65
Süleyman Hüsnü Pa a dürüst, temiz, inkılâpçı, açık sözlü bir asker ver iyi görü lü, muvaffakiyetli bir kumandan olarak tanımlanmı tır. Zaman zaman alıngan, üpheci, kuruntulu, kibirli, hırçın ve saldırgan, kinci, inatçı, sanılarıyla davranan bir ki i oldu una dair bilgiler de aktarıldı ı olmu tur.66 Siyasi entrikalara ve saray siyâsetine yatkın olmadı ı için bazen mütalaalarını açık etti i, bunun ise bazı ileri gelenleri gücendirdi i söylenmektedir.67
Süleyman Hüsnü Pa a, Arapça’ dan Türkçe’ ye eser tercüme etmi , ilmihaller kaleme almı , dilbilgisi üzerine eser yazmı , Türk Tarihi ve önemli dönemler üzerine eserler ortaya koymu tur. Bildi i diller arasında Arapça, Farsça, Fransızca yer almı tır.
bâdetlerini yerine getirmeye dü kün bir ki i oldu u, millet ve ümmet kavramlarını slamî anlayı içinde de erlendirdi i, ıpka Geçidi’ nde yaptı ı ba arılı gece
64 Orkun, Hüseyin Namık, Türkçülü ün Tarihi, Berkalp Kitabevi, stanbul, 1944, s. 48.
65 Çankaya, Ali, Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler, Mars Matbaası, Ankara, 1968-1969, s. 381.
66 Özbilgen, a.g.e., s. 316.
67 Uzunçar ılı, smail Hakkı, ıpka Kahramanı Süleyman Hüsnü Pa a’nın Menfa Hayatına Dair Bazı Vesikalar, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1948, s. 211.
baskınında parola olarak “ Ka’ be” yi seçti i, dindarlı ının Sultan Abdülhamîd tarafından da övüldü ü bildirilmektedir.68
2.3.3. Ö renim ve Çalı ma Hayatı
Süleyman Hüsnü Pa a, çe itli Mekâtib-i btidâiyye ve Dâru’ l-Maarif’ te ilkö renimini tamamladıktan sonra bir süre de Beyazıt Câmiî’ nde, Mudurnulu smail Efendi’ den din dersleri almı tır. 1863–1866 yılları arasında Eyüp Mahkemesi Reisi ehrî Ahmed Nüzhet Efendi’ nin “ Ulûm-ı Arabiyye ve Diniyye” derslerine katılmı tır ve Arapça ve Din Bilgisinden icâzetnâme almı tır. 1854’ te, Maçka’ da bulunan Mekteb-i dâdî-i Askerî’ ye girmi , 1856’ da buradan mezun olmu , akabinde Mekteb-i Fünûn-ı Harbiyye’ ye geçmi tir. 1861 yılında buradan mülazım-ı sâni rütbesiyle mezun olup Bosna-Hersek’ teki kinci Ordu-ı Osmanî’ nin 5. Talia Taburu’ nun 4. Bölü ü’ nde göreve ba lamı tır. 1862’ de “ mülâzım” , sonra da “ kola alı ı” na terfi etmi tir. Daha sonra ise stanbul’ daki Rikâb-ı Hümâyûn-u Sâf Bölü ü’ ne atanmı tır. 1863 yılında bu bölüklerin Umûr-ı Tahririyye’ sine memur edilmi tir. 1865’ te “ sol kola ası” , akabinde
“ silâh orân sa kola ası” olmu tur. 1867’ de Karahisar-ı Sâhib Redif Taburu’ na
“ binba ı” rütbesiyle tâyin edilmi ve akabinde taburuyla Girit’ e gönderilmi tir. Girit muharebelerinde gösterdi i ba arılardan dolayı 1870’ te “ kaymakamlı a” terfi etmi tir.
1871’ de Yemen’ de iken “ miralay” rütbesine yükselmi tir. Aynı yıl hastalanınca izinli olarak hava de i imi için stanbul’ a gönderilmi tir. Üç aylık dinlenme izni bitiminde Mekâtib-i Harbiye’ de “ mün eât muallimli i” ne ba lamı , Tarih dersleri de vermi tir.
1873’ te “ mirlivalı a (tu general)” yükselmi , Mekâtib-i Askeriye Nâzır-ı Sânili i’ ne ve Ders Nazırlı ı’na tâyin edilmi tir. 1874’ te Mekâtib-i Askeriye Nâzır’ ı olmu tur.
1876’ da “ ferik” li e terfi etmi , akabinde Mü âvir-i Harp olarak Sırp Muharebesi’ ne katılmak için Sofya’ ya gönderilmi tir. Daha sonra ehirköy (Purut) Ciheti Komutanlı ı’na atanmı ve büyük ba arılar kazanmı tır. Sırp muharebelerinin ardından yapılan barı antla masından sonra stanbul’ a dönmü tür. Mithat Pa a ba kanlı ında toplanan Kanûn-i Esâsi’ nin bütünü üzerine inceleme yapan komisyona da ba kanlık etmi tir. Aynı yılın sonunda padi ah tarafından “ mü îr” rütbesiyle Bosna-Hersek Komutanlı ı’na tayin edilmi tir. Ünlü “ ıpka Geçidi” harekâtına giri mi tir. 1877’ de Tuna Umum Komutanı olmu tur. Daha sonra ünvanı Umum Rumeli Harp Orduları
68 Özbilgen, a.g.e., s. 307-309.
Komutanlı ı’na çevrilmi tir. 1877’ de emir üzerine Umum Komutanlı ı’ndan istifâ etmi , görev yeri de i mi tir. Sonraki süreçte Bolayır Mevki Komutanlı ı’na tâyin edilmi tir. 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi’ nin sona erip Ayastefanos Barı Antla ması’nın imzalanmasından sonra, yenilginin ba sorumlusu olarak Süleyman Hüsnü Pa a gösterilmi ve 16 ubat 1878 tarihinde Gelibolu’ da tutuklanmı tır. Önce Çanakkale’ ye nakledilmi , bir ay sonra stanbul’ a getirilerek Ta kı la’ da hapsedilmi tir. Bir yıl süren muhakemenin ardından rütbelerinin alınmasına ve Ba dat’ ta altı yıl süreyle ikâmete mahkûm edilmesine karar verilmi tir. 20 ubat 1879’ da Ba dat’ a sürgün edilmi , aynı yıl kendisine Mazuliyet Maa ı ba lanmı tır.
Sürgünde sa lı ı bozulmu , daha mutedil iklimli bir yere nakil müracaatları kabul görmemi tir. Süleyman Hüsnü Pa a, sürgün cezasının 14. yılında 7 A ustos 1892 tarihinde vefât etmi , Ba dat’ taki mâm Mûsâ Kâzım Câmiî haziresine gömülmü tür.
Yeni Osmanlılar Cemiyeti’ nde 35. Yedi’ nin ba ı olarak69 çe itli siyasal faaliyetlerde bulunmu olan Süleyman Hüsnü Pa a, Sultan Abdülaziz’ in hal’ inde de çok önemli rol oynamı tır.
Süleyman Hüsnü Pa a, hayatı boyunca, büyüklü küçüklü 84 muharebeye katılmı tır.
2.3.4. Eserleri
Süleyman Hüsnü Pa a’ nın sa lı ında basılmı yapıtları rade-i Cüz’iyye Risâlesi, lmihaller, Mebani’l- n a, lm-i Sarf-ı Türkî ve Tarih-i Âlem’ dir.
1. râde-i Cüz’iyye Risâlesi
Osmanlı din âlimi Akkermanî Mehmed Efendi’ nin, Efalü’l-ibad ve’l-irâdetü’l-cüz’iyye adlı Arapça eserinin Türkçeye çevrilmi durumudur. Süleyman Hüsnü Pa a bu çeviriyi kola ası iken yapmı tır. Eserin sekiz bölümü mevcuttur ve her bölüm tanınmı filozofların “ râde-i Cüz’iyye” hakkındaki görü lerini içermektedir.70 Eser, 1866’ da Maarif-i Umûmiyye’ ce, Matbaa-i Âmire’ de basılmı tır.
69 Ebuzziya, Tevfik, Yeni Osmanlılar Tarihi, stanbul, 1973, I, 85.
70 Özbilgen, a.g.e., s. 350.
2. lmihal-i Kebîr
Süleyman Hüsnü Pa a’ ya ait “ lmihal” ler dizisinin ilkidir. Eser, liselerde okutulmak için, Süleyman Hüsnü Pa a’ nın kola ası oldu u dönemde kaleme alınmı tır. lk kez 1286 (1869) yılında bastırılmı tır. lmihal-i Kebîr, üzerine “ Dârü afaka’ da okutulmak üzere Cem’ iyyet-i Tedrîsiyye-i slâmiye tarafından seçilmi ve onanmı tır” ,
“ Süleyman Hüsnü Pa a’ nın eseridir” yazısı konularak üç kere basılmı tır. Eser, 124 sayfadır.
3. lmihal-i Sagîr
lk ilmihâlin kısaltılmı ıdır. 54 sayfadır. Eser, daha basit, didaktik bir uslûp ve sâde bir dille yazılmı tır. Bu özelli i sayesinde de ö rencilerin yanı sıra halk tarafından da aranır olmu tur.
4. lmihal
lmihal-i Kebîr’in Daru afaka’ da ve rü tiyelerde okutulmak üzere içeri i üçte iki oranında azaltılarak basılmı hâlidir. Yedi kez baskısı yapılmı tır.
5. Muhtasar lmihal
lmihal-i Sagîr’ in, Süleyman Hüsnü Pa a’ nın ölümünden yirmi yıl sonra 1329 (1913)’ da yapılan son baskısıdır. Kapa ına “ Ma’ arif-i Umûmiye Nezâret-i Celîlesi’ nce umûm mekâtib-i ibtidâiye programınca kabul edilmi tir” , “ Merhum Süleyman Hüsnü Pa a’ nın yapıtıdır” , “ Her hakkı Darü afaka’ ya aittir” , “ Mekteb mühürünü hâvi olmayan nüshalar sahtedir” notları konularak ve bazı terimlerin öztürkçeleri bulunup eskileriyle de i tirilerek, ilkokullarda okutulmak için hazırlanmı tır.
Yukarıda ismi geçen ilmihaller çok açık ve yalın bir Türkçe ile yazılmı tır. Yusuf Akçura’ nın ifâdeleri bunu ortaya koymaktadır:
“ Sagîr lmihal’ ini ben daha Rü diye-i Askeriye’ de iken ders olarak okumu ve ezberlemi tim.
Bu mini mini ilmihâl, çok açık ve sâde bir Türkçe ile yazılmı tır. Bu risâlede Arapça, Acemce kelimelerden, bile imlerden çekinilmi tir. Örne in, Allah-u Teâlâ’ yı târif ederken: Bir’ dir, kendisinin hiç orta ı ve hiç yardımcısı ve benzeri yoktur; dünyâda gördü ümüz ve bildi imiz eylerden hiçbiri O’ na benzemez. Anadan, babadan, o uldan, kızdan, karıdan, uykudan,
uyuklamakdan, yemeden, içmeden, gülmeden, a lamadan, sevinmeden, yerinmeden berîdir der.”71
Süleyman Hüsnü Pa a’ nın Daru afaka’ da nezareti zamanında tanzim etti i Ders Programı’nda “ lmihal-i Sagîr” ikinci sene ve “ lmihal-i Kebîr” de üçüncü sene dersleri içinde bulunmu tur.72 lmihal’ lerin Süleyman Hüsnü Pa a sürgünde iken de, ölümünden sonra da baskıları yapılmı tır.73
6. lm-i Sarf-ı Türkî
Eser, 64 sayfalık küçük bir dilbilgisi kitabıdır. sim, sıfat, fiil gibi çe itli dilbilgisi konularını içermektedir. Bu eser, Süleyman Hüsnü Pa a’ nın “ Türkçü” yönünü göstermesi bakımından önemlidir.
7. Tarih-i Âlem
Süleyman Hüsnü Pa a bu eseri Askerî Mektepler Nâzırı iken yazmı tır ve 1874 yılında yayımlanmı tır. çeri i, bir mukaddime ve on üç fasıldan ibârettir. Kâinatın ve dünyanın yaratılı ı, tarihten önceki devirler ve ilk ça anlatılmı tır. Eser, 1875 Paris Co rafya Kongresi’ nde ikincilik ödülü de almı tır. Süleyman Hüsnü Pa a’ nın Türkçülük yönünün en önemli örne ini olu turması ve “ Tavaif-i Türk” ba lı ı atında
“ bütün Türklük” hakkında ilk kez bilgi verilmesi ise bu eserin en önemli yanlarıdır.74 8. Mebani’l- n a
Süleyman Hüsnü Pa a bu eseri Mekteb-i Fünûn-ı Harbiye’ de Edebiyat ö retmenli i yaparken kaleme almı tır. Eser, 1872’ de iki cilt olarak yayımlanmı tır. Birinci ciltte kelâm, mecaz-ı mürsel, istiare, kinaye, fesahat, belâgat konuları ve bunlara ait örnekler verilmekte; ikinci ciltte ise “ Sanayi-i Manevîyye” ba lı ı altında edebî sanatlar ve mânâ ile ilgili konular ele alınmaktadır. Süleyman Hüsnü Pa a’ nın bu eserini, Türk dilinin özel durumunu az çok belirleyen ilk eser olarak gösterenler vardır.75
71 Akçura, Yusuf, Türk Yılı, Türk Oca ı Yay., stanbul, 1928, s. 319.
72 Süleyman Pa azâde, a.g.e., I, 17.
73 Özbilgen, a.g.e., s. 351-353.
74 Sevük, smail Habip, Tanzimat Devri Edebiyatı, stanbul, t.y., s. 190.
75 Dani mend , smail Hami, Tarihî Hakikatler, Tercüman Tarih ve Kültür Yay., stanbul, 1979, s.538.