Bitkilendirme Tasarımı
Prof.Dr. Yahya AYAŞLIGİL Yrd.Doç.Dr. Doğanay YENER
Tekstür
Objelerin görülebilen veya dokunabilen yüzey ortamı tekstürü oluşturur. Dokunarak algılanan dokular gerçek dokulardır. Tekstür, dokunma duyusuyla algılandığı gibi gözle de algılanır. Elle algılanan tekstür, göz algılamasının verdiği estetik, heyecan ve hissi vermez. Çünkü tekstürün en önemli yönü estetik ve gözle algılanır olmasıdır. Bu nedenle tekstür, görsel bir tasarım bileşenidir.
Tekstür; bir bitkiyi oluşturan elemanların bütünü,
ölçü ve biçim tarafından ortaya konan fiziksel yüzey özelliklerinin görsel ve dokusal karakteri, yaprakların, dalların ya da sürgünlerin büyüklük ve dizilişi veya kabalık, incelik, sertlik, yumuşaklık, ağırlık, hafiflik, kalınlık gibi mevsime göre değişen özellikler olarak tanımlanabilir.
Tekstür yani doku, her hangi bir bitkinin gözle görülebilen veya hissedilebilen yüzey kalitesidir.
Tekstür; parçaların, şekil ve büyüklüklerinin bir sonucu olarak ortaya çıkar.
Tekstür, kullanıldığı alanda algısal ve görsel heyecan oluşturur. Tekstür, çizgi ve form gibi kendine ait görsel etkiye sahiptir ve kompozisyonda önemli rol almaktadır.
Bir bitkinin tekstür özelliği ise onun yapraklarının biçimi, boyutu, rengi, yaprak yüzeyinin (alt-üst) dokusu, sürgün ve dalların şekli ile kabuk yapısına ait özelliklerinin tümünün birden meydana getirdiği bir sonuçtur.
● Yaprak ve dalların büyüklüğü
● Yaprak ve dal aralıkları
● Yaprakların şekil ve parçaları
● Yaprakların yüzey nitelikleri (yaprak rengi ve parlaklığı)
● Yaprak saplarının uzunluk ve esnekliği
● Çiçek ve meyve tipi
● Sürgün ve dalların kalınlığı, inceliği ve dallanma yapısı
● Gövde ve kabuk durumu
● Büyüme şekli (habitus)
Sık bitki sıraları, her bir yaprağın ölçüleri, şekli, yüzeyi ve dallardaki dizilişi tekstürü etkileyen dikkate değer faktörlerdir.
Aynı zamanda dalların yoğunluğu ve bitkinin genel büyüme özelliği de bitkiyi uzaktan bakıldığında onun genel bütünlüğü içinde tekstürü etkileyen niteliklerdir.
Buna ek olarak yaprak döken bitkilerde tekstür mevsime göre değişir. Bu bitkilerde tekstür kış boyunca farklıdır. Kışın yaprak döken bir ağacın tekstürü, sürgün ve dalların konumu, sayısı ve ölçülerine göre belirlenir. Ağaç yapraklı olduğu zaman ise tekstür, yaprakların ölçüsü, biçimi, sayısı ve düzenine göre belirlenir.
Yaz aylarında tekstürü oluşturan en önemli unsur, özelliklede kışın yaprağını döken bitkiler için, yaprak örtüsüdür.
Kışın ise yaprak döken bitkilerin tekstürü, ağacın büyüklüğü, gövde ve dallanma yapısı ile tanımlanır.
Örneğin, yazın yapraklı iken ince bir tekstüre sahip olan bir bitki, kışın yaprakları döküldüğünde dallanma yapısı nedeniyle daha kaba bir tekstüre sahipmiş izlenimi verebilir veya bunun tam tersi bir durum söz konusu olabilir.
Gymnocladus dioicus
Herdem yeşil bitkiler ise yaz-kış yapraklı olduklarından her daim aynı kalan bir tekstüre sahiptirler.
Kimi zaman da bitki yaz ve kış aynı tekstür yapısını korur ki, bu daha çok küçük yapraklara ve ince bir dal yapısına veya büyük yaprak ve kalın dallara sahip olanlarda görülür.
Magnolia x soulengiana
Peyzajda tekstür; gözlemci tarafından gözlenen bitkinin uzaklığına bağlıdır. Çünkü mesafe, tekstürün algılanmasında etkili olan önemli bir faktördür. Yakın mesafeden tekstür, yaprağın büyüklüğü ve şekline, yaprak yüzeyinin özelliğine, yaprak ve sürgünler arasındaki mesafeye ve yaprak sapının uzunluğuna bağlı olarak ortaya çıkarken, mesafe arttıkça görülen bu detaylar kaybolur. Uzak mesafeden ise tekstür, ışık ve gölge etkisinin ortaya çıkardığı bir nitelik olarak görülür ve bitkinin daha çok büyüme şekli ve dallanma tipi algılanabilir .
Mesafeye göre tekstürün algılanma şekilleri
Eğer görüş mesafesi; sadece tüm bitkiler ya da ağaç topluluklarıyla çalıların arasındaki bitki örtüsü farklılıklarının görülebileceği kadar uzaksa, tekstür; tek tek çalıların, ağaçların ya da ağaç topluluklarının kapladıkları alana, hacimlerine bağlı olacaktır.
Farklı tekstürlerden oluşan bir bitki grubu gözlemciye daha canlı ve daha ilginç gelebilir ancak çok fazla çeşitlilikte, karmaşa ve fazla hareketlilik oluşturur.
Uzak mesafeden göze fazla çarpmayan ve karanlık ve büyük bir kitle
Tekstür, bitkisel tasarımda birlik, çeşitlilik, uzaktan algılama, renk tonu, görsel ilginçlik, gibi konuları içeren pek çok faktörü etkiler.
Bitki tekstürü özelliklerine ve peyzajdaki kullanımlarına göre; ince, orta ve kaba tekstür olarak üç sınıfa ayrılır.
Tekstür tipleri
İnce Tekstür:
İnce tekstür; çok sayıda küçük yaprak, ince dal ve sürgün ve/veya sıkı, dar dereceli habitus olduğunda söz konusu olur.
Bu bitkiler; kaba tekstürlü bitkilerin tersi özelliklere, tasarım kapasitesine ve içeriğine sahiptir.
İnce tekstürlü bitkiler görünüm açısından yumuşak ve naziktir. Sonuç olarak peyzajda daha az bellidir.
Bu bitkiler genelde bir kompozisyonda en son fark edilen ve algılayıcı ile kompozisyon arasındaki mesafe arttıkça görsel açıdan ilk kaybedilen bitkilerdir.
Acer palmatum
Parkinsonia aculeata
İnce tekstürlü bitkilerin kompozisyonda; sakin ve yumuşak bir yüzey karakteri yaratmak, kaba ve orta tekstürle tamamlandığında görsel çeşitlilik eklemek, daha heyecanlı dokulara arka fon oluşturmak için kullanılması uygun olabilir.
İnce tekstürlü bitkilerin genellikle açıkça tanımlanabilen bir silueti vardır. Küçük yaprakları ve sık dallarının miktarına bağlı olarak yumuşak, keskin, belirgin bir sınır çizgisine sahiptir. Hatta bazı ince tekstürlü bitkilerin doğal yapısı kesilmiş, budanmış görünümü verir. Sonuç olarak bu bitkiler; düzenli, kesin, belirli, formal karakterler oluşturmak için kullanılır.
İnce tekstürlü bitkiler algılayıcıdan uzaklaşıyormuş hissi verir. Bununla beraber dış mekanda belirli miktarda bulundukları zaman, mekanın daha geniş ve büyük algılanmasını sağlarlar. Bu özelliklerinden dolayı ince tekstürlü bitkiler küçük, dar alanlarda kullanılabilir.
İnce tekstürlü bitkileri özellikle; görsel olarak daralmanın değil yalnızca genişlemenin algılanmasının istendiği ve böyle izlenimler alınmasının arzu edildiği küçük ve sıkışık mekanlarda yararlı kılar.
Orta Tekstür:
Orta büyüklükte yaprak, gövde ve dalların oluşturduğu tekstürdür.
Orta tekstürlü bitkiler, bitkiler arasındaki çoğunluğundan dolayı tasarımlarda daha geniş oranda yer alır. Orta tondaki yeşil renk gibi, orta tekstürlü bitkiler de tasarımın temel dokusunu oluşturur.
Kaba tekstürle karşılaştığında orta tekstürlü bitkiler daha şeffaftır ve siluetleri daha kuvvetlidir.
Kaba ve ince tekstürlü bitkiler arasında bir geçiş elemanı gibidir. Orta tekstür, tasarımı birleştiren bir zincirdir.
Kompozisyonlarda genelde nötr bir topluluk oluşturmada kullanılırlar.
Quercus robur
Kaba Tekstür:
Kaba tekstür; geniş yapraklar, kalın, iri dallar ve gevşek bir habitus var olduğunda ortaya çıkar.
Kaba tekstür oldukça fark edilebilir ve koyu bir görünüm verir. Orta ve ince tekstür arasında yer aldığında algılayıcının dikkatini çeker ve ilk olarak göze çarpar.
Pürüzlü, kaba tekstürler kullanıldıkları alanda informal bir hava oluştururlar ve görsel olarak diğer dokulara göre daha baskındırlar. Bu sebeple kaba tekstür bir tasarımda bir odak olarak dikkati çekmek ya da güç hissini vermek amacıyla kullanılabilir.
Ficus carica
Magnolia grandiflora
Lauracerasus officinalis
Aesculus hippocastanum
Kaba tekstürlü bitkiler insanlar üzerinde daha çok etkilidir.
Yoğun gölge etkisine sahip oldukları için, insanlar tarafından daha çok tercih edilirler.
Kış mevsimindeki görünüşleri, ince tekstürlülere göre daha çok dikkat çeker.
Mekanda güçlü ve baskın olmalarından dolayı insanlara daha yakın görünürler ve mekanın olduğundan küçük algılanmasına sebep olurlar.
Küçük mekanlar insana sıkışmışlık hissi verebileceğinden, kaba tekstürlü bitkiler komposizyonda dengeli miktarda kullanılmalıdırlar.
Fakat aynı zamanda insan konforu için çok büyük fiziksel ölçülere sahip olan bir mekanda da ölçeği küçültmek açısından arzulanan bir durum yaratabilir.
Kaba tekstürlü bitkiler, ince tekstürlü bitkilere göre sınır çizgileri net olarak belirgin değildir.
Bu özelliklerinden dolayı informal tasarımlarda daha rahat kullanılırlar. Belirgin biçimlerin ve keskin çizgilerin yer aldığı formal mekanlarda ise kullanımı daha zordur.
Yaprak Özelliklerinin
Tekstüre Etkisi
Bitkilerin Yaprak
Özellikleri
Tekstür etkisi Açıklama
Büyük yapraklar
O K
Büyük boyutlu birimler veya parçalar daha kaba tekstüre doğru gider.
Büyük yapraklar (geniş aralıklı)
O K
Yapraklar arasındaki mesafe arttıkça, kaba tekstür etkisi yaygınlaşır.
Büyük yapraklar
(dar aralıklı) K O
Yakın aralıklı olma daha uniform bir etki bıraktığından kaba tekstür etkisi azalır. Yüzey özelliği tekstür üzerinde daha belirleyici bir role sahip olur.
Bitkilerin Yaprak Özellikleri
Tekstür etkisi Açıklama
Küçük yapraklar
İnce tekstür
Küçük boyutlu birimler veya parçalar genel olarak ince tekstür olarak ifade edilir.
Küçük yapraklar (geniş aralıklı)
İnce tekstür
Aralığın çok olması yaprakların daha da görülebilir olmasını sağlar.
Bu durumda küçük yaprak etkisi daha da artar. Böylelikle ince tekstür etkisi de artar.
Küçük yapraklar (dar aralıklı)
İ O
Aralığın azalması ile daha katı bir yaprak yüzeyi algısı oluşur.
Yapraklar arasında çok az ışık ve gölge etkisi oluşur. Bu durum tekstürün inceden ortaya doğru geçisini sağlar.
Bitkilerin yaprak
özellikleri Tekstür etkisi Açıklama
Küçük/Büyük yapraklar (parlak yüzey)
İnce tekstür
Parlak yüzey ışığın yansımasına neden olur. Bu durum yaprak etkisinin daha küçük olmasına yol açar. Tekstür etkisinin ise daha da ince olmasını sağlar.
Küçük/Büyük yapraklar (mat yüzey)
Kaba tekstüre geçiş
Yüzeye çarpan ışık absorbe edildiğinden, yaprak yüzeyi daha kaba tekstürlü olarak algılanır.
Küçük/Büyük yapraklar (parçalı, derin
loblu)
İnce tekstür
etkisi artar Yaprak yüzeyi küçülür ve tekstür etkisi daha da ince olur.
Küçük/Büyük yapraklar (uzun saplı)
İnce tekstür etkisi artar
Uzun yaprak sapı en ufak bir esintide bile yaprağın hareket etmesine neden olur. Bu durum yaprak üzerinde ışık oyunlarının artmasını sağlar. Böylelikle ince tekstür etkisi artar.
Küçük/Büyük yapraklar (kısa saplı)
Kaba tekstür etkisi artar
Yaprak sapının kısa olması durumunda yaprak daha az hareket eder. Böylelikle ışık ve gölge oyunları azalır. Tekstür etkisi kabalaşır.
Küçük/Büyük yapraklar (yaprak arka yüzü beyaz veya
çok açık renk)
İnce tekstür etkisi artar
Yaprak arka yüzünün açık renkli oluşu ışık ve gölge kontrastlarını arttırır. Böylelikle tekstür etkisi daha da ince algılanır.
Komposizyonda Tekstür
Tekstür bitkilerin en az kullanılan tasarım öğesidir, ancak görsel ilgi yaratma bakımından en fazla potansiyele sahip olanıdır. Yaprağını döken yazın yeşil ve herdem yeşil bitkilerde, form ve yaprak rengi çeşitliliğinden çok daha fazla tekstür çeşitliliği vardır. Tasarımcı tekstüre hakim olması halinde, olağanüstü anlamlı, his ve duygu bakımından tatmin edici, doyurucu kompozisyonlar yaratmak için kullanılabileceği bir araca sahip olur.
Tekstür ustaca kullanıldığında, gözleyen kişinin ilgisi belli yerlere çekilebilir, çünkü göz komşu, bitişik tekstürler arasındaki farkları ve zıtlığı inceler, ölçer. Tekstür, tedrici bir ilerleme yapacak şekilde (progresyon) kullanıldığında, tasarımcı gözleyen kişinin dikkatini, istediği yere çekebilir. Tipik bir progresyon yani tedrici ilerlemeye örnek olarak kaba tekstürlüden orta tekstürlüye doğru olan değişmeler verilebilir.
Özelliği olan bir bitkinin önemini arttırmak istiyorsak, tekstürde yapılacak ani değişiklik, gereksinim duyulan görsel gücü sağlayacaktır. Aşırı derecede tekstürel özelliğe sahip iki obje yan yana getirildiğinde, bunlar kompozisyonun dramatik niteliğini arttırıp, kompozisyona canlılık verirler.
Aynı şekilde, bitki tekstürleri, diğer peyzaj elemanlarının önemini arttırmada kullanılır. Örneğin, bir heykel orta-ince tekstürlü bir bitkilendirmenin ön tarafına yerleştirilirse, nötr tekstür heykele fon olarak hizmet edecektir.
Tekstür gözleyicinin mesafeyi algılaması üzerinde yanıltıcı perspektif yaratarak etkili olur. İnce tekstürler, görsel güçleri düşük olduğundan uzaklaşıyormuş gibi görünürler. Tasarımcı ince tekstürleri kullanarak mekanın görünen büyüklüğünü daha da arttırabilir. Bunun tersine, kaba tekstürlerin görsel enerjisi yüksektir ve görsel olarak gözleyene doğru ilerliyormuş gibi görünürler. Bir mekanın çok büyük ve çok derin göründüğünde buraya kaba tekstürleri getirmek suretiyle alanın görünen büyüklüğü küçültülebilir.
Kabadan inceye doğru olan bir sıra, kompozisyonda uzaklaşıyor gibi görünerek genişliyor hissi verebilir. Oysa; inceden kabaya bir sıra alanı daraltır.
Tekstürün tasarıma etkilerine gelince; tekstür, tasarımcının bitkisel kompozisyona ilginçlik ve çeşitlilik katmak için boyut kazandırmasına olanak sağlar.
Tasarımın göze çekici gelmesi için tasarım boyunca üç temel tekstür tipini bir denge içinde birleştirmek en iyisidir. Çok az tekstürsel çeşitlilik monotonluk yaratırken, fazlası karmaşa yaratır. Bu arzu edilir denge küçük alanlarda daha önemli, dikkat çekici olur. Alanlar büyüdükçe derece derece önemleri azalır ve algılayıcı dikkatle gözlediği bitkiden uzaklaşır.
Ağır-kaba tekstüre sahip bitkisel elemanları, genellikle yapıların arkasında, hafif –ince tekstürlü olanları ise, yapıların önünde kullanmak uygundur.
Aynı şekilde, koyu tekstüre sahip yeşil bitkiler önünde yumuşak görünüşlü ve ince tekstürlü objeleri ya da bitki türlerini kullanmak yerinde olur. Sık mat – orta tekstürlü şimşir ve porsuk gibi bitkilerin önünde, çiçek veya heykel gibi ince tekstürlü elemanlar kullanılabilir.
Geniş alanlarda çeşitli tekstür tipleri orta tekstürlü bitkiler, kaba ve ince tekstürlüler arasında bir geçiş olacak şekilde tasarlanması uygundur. Çok küçük alanlarda farklı tekstürler veya kabadan birden ince tekstüre geçen alanlar, tasarımda düzensizliğe doğru bir eğilim hissettirir.
Unutulmaması gereken diğer bir nokta da ince tekstür, kaba tekstürden daha fazla ışık yansıtır.
Bunun sonucunda ince tekstürler daha parlak gözükür.
Pürüzsüz yapraklar, pürüzlülerden daha çok ışık yansıtır. Bu da bitki yüzeyinin görünüşünü değiştirir.
İnce tekstürdeki ‘Hercai Menekşeler’ ’ kendisiyle çok zıt olan kaba tekstürlü ‘Süs Lahanaları’ ile bir denge meydana getirememiştir.
Tekstürün yalnızca bir öge olduğu ve çizgi, form ve de renk ile birlikte yaşadığı unutulmamalıdır.
Bazı durumlarda tekstür, renk ve formdan daha güçlü olabilir. Bazı durumlarda ise form veya renk daha güçlüdür. Üçüncü olasılıkta, bu üç tasarım ögesi birbirini dengeler ve tamamlar durumda olabilir. Bu ise, tasarımcıya bu tür bitkilerin kullanımında geniş bir serbestlik verir.
Renk
Doğada güneş ışınlarının cisimler üzerine çarpması ve yansıması ile gözümüzde meydana gelen duyumların her birine renk denilmektedir.
Renk; ışık dalgalarının objeler tarafından emilme ve yansıma durumuna göre, görsel etki koyan tasarım elemanıdır. Renk ve görme olayı objelerden göze gelen ışıkla sağlanır.
Renk; ışığın dalga boyuna bağlı görsel bir özelliktir.
Işığın sahip olduğu dalga boyuna göre gözde farklı renkler olarak algılanır.
Güneş ışığı bir üçgen prizmadan geçirildiği zaman tıpkı gökkuşağında olduğu gibi çeşitli renklere ayrılır. Bunlar kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi ve mordur. Bunlardan kırmızı, sarı ve mavi temel (ana) renklerdir. Diğer renkler bu temel renklerin birleşmesiyle oluşur. Turuncu; kırmızı ve sarının, yeşil; sarı ve mavinin, mor ise kırmızı ve mavinin birleşiminden oluşmuştur.
Işık dalgalarının hepsi mevcut olduğu zaman, gördüğümüz şey, beyaz renktir. Bazı ışık dalgalarının absorbe edilmesi ve bazılarının yansıtılması sonucu rengin algılanması mümkün olmaktadır. Işığın tamamen kaybolması, mevcut olmaması ve diğer ışık dalgalarının hepsinin yüzey tarafından absorbe edilmesi yani tutulması halinde yansıtılmış ışık olmayacağından dolayı sonuçta siyah renk oluşacaktır.
Bireyler arasında renklerin tercihi değişse bile çoğu insan için psikolojik etkileri aynıdır. Örneğin sıcak renkler (kırmızı, sarı ve turuncu) canlandırıcı, neşe verici ve heyecana yol açan, teşvik eden, sıcak atmosferler oluşturma etkileri varken; soğuk renkler (mavi, yeşil) daha çok sakinleştirici, rahatlatıcı, huzur verici ve dinlendirici etkileri vardır
Kırmızı: Heyecanlandırıcı bir renktir. Samimiyet ve hoşlanma duygusu doğurur. Mücadele ve canlılığı temsil eder. Uzun süre seyredildiğinde korku ve endişe verici olabilmektedir. Bu nedenle özellikle hastane bahçelerinde büyük gruplar halinde alandaki hakim renk olarak kullanmak doğru olmayacaktır.
Sarı: Neşe, canlılık uyandırıcı bir renktir. Fikir ve zekayı açar. Ferahlatıcı, rahatlatıcı bir renktir. Sürekli seyredildiğinde insanda olumlu etkiler bırakabilir. Koyu sarı renklerde hastalık, kıskançlık ve güvensizlik duygusu artar. Parlak sarı ışık, kan dolaşımı üzerinde olumlu etki yapar. En parlak renktir. Gri ile karıştırılırsa etkisini kaybeder ve zayıflar.
Turuncu: Hareket ve canlılık doğurur. Yaşama şevkini ve kudretini artırır. Kahverengiye yaklaştıkça sükunet vermeye başlar.
Mavi: Sınırsızlığın ve sonsuzluğun simgesi bir renktir.
Serinlik, ferahlık duygusu uyandırır. Koyu mavi iyi bir fon olup özellikle parlak sıcak renklere çok iyi bir fon etkisi yapar.
Samimiyet ve ümit çağrışımı yapar. Düşünme, karar verme kabiliyetini arttırır. Yaratıcı fikirlerin doğmasını sağlar. Açık mavi kullananların sinir sistemleri kuvvetli olur. İnanma duygusunu doğuran ve kuvvetlendiren bir renktir.
Yeşil: Dinlendirici, sükunet ve ferahlık verici bir renktir.
Hayatı ve canlılığı ifade eder. Ölmezlik ve ümit çağrışımları yapar. Özellikle çim yeşili dinlendirici bir etki yapar. Gri ile karıştırılınca tembellik, sarı ile karıştırılınca canlılık etkisi verir.
Mor: Gerçekleşmesi zor olan sabit fikirler ve hüzün hissi doğuran, düşündürücü bir renktir. Geniş bir yüzey halinde kullanılırsa korku hissi verir. Pişmanlık hissi veren bir renktir.
Beyaz: Olumlu ve pozitif bir etki yaratır. Doğruluk ve temizliği hatırlatır.
Siyah: Ciddiyet ve ağırlık hissi veren bir renktir.
Küçük renkler halinde kullanıldığında canlılık, büyük yüzeyler halinde kullanıldığında endişe ve korku hissi doğurur.
Gri: Huzur verici bir renktir. Sükunet, tevazu ve temkin çağrışımı yapar. Yanında yer aldığı renklerin belirmesini sağlar.
Bitkilerde renk; gövde-dal, yaprak, çiçek ve meyve yüzeylerinde ışığın yansıması ile ortaya çıkan etkidir. Renk etkisi, yapraklanma, çiçeklenme, meyve oluşturma, yaprak dökme zamanı olmak üzere bitkinin farklı gelişme dönemlerine gore çeşitlilik göstermektedir.
Yaprak döken bitkilerin ilkbaharda yapraklandıktan sonra ve sonbaharda yapraklarını dökmeden once sergiledikleri yaprak renkleri bitkisel tasarımda önemli bir yer tutmaktadır.
Yeşil bir yaprak, yeşilin dışında ışığın bütün dalga boylarını absorbe eder, yeşil ise yansıdığından dolayı göz tarafından görülür. Tabii ki yeşilin açıktan koyuya, zayıftan güçlüye doğru değişen birçok varyasyonları vardır. Bu varyasyonları anlamak ve etkili bir şekilde kullanabilmek için rengin üç boyutunun yani hue, değerinin ve yoğunluğunun bilinmesi gerekir.
Rengin 3 boyutu vardır.
HUE (sıcak-soğuk renkler)
DEĞER
YOĞUNLUK
Hue
Hue rengi tanımlamak için kullanılan teknik bir terimdir.
Örneğin kırmızı,turuncu, v.b. Hue, aynı zamanda bir rengin, görsel etkisi bakımından sıcak mı? yoksa soğuk mu? olduğunu belirtir. Sıcak renkler kırmızı, turuncu ve sarı dır. Kişiler ve çevre üzerinde göze çarpan bir etkiye sahiptir. Bu renkler güneş, sıcaklık ve ateşi çağrıştırırlar. Dikkat çekicidirler ve peyzaj tablosunda canlandırıcı ve uyarıcı bir etki meydana getirirler. Diğer objelerin arka kısmında sıcak renklerden oluşan bir arka fon yaratıldığında, ön fondaki objenin daha büyük görünmesine neden olur. Sıcak renklerin görsel etkisi daha fazladır. Çünkü bunların gücü büyük bir mesafeyi aşar. Bu görsel güçden dolayı, sıcak renkler gözleyen kişiye doğru yaklaşıyormuş gibi görünürler ve yanılsamaya neden olurlar.
Bundan dolayı sıcak renkler çoğu kez geniş mekanların etkisini azaltmak için kullanılır.
Sıcak renkler: Kırmızı, turuncu, sarı
Soğuk renkler: Mavi, yeşil, mor
Nötr renkler: Siyah, beyaz ve gridir. Temizlik, ciddiyet ve olgunluk gibi etki yaparlar.
Sıcak renklerin görsel etkileri daha yüksektir.
Genellikle canlılık ve hareket, soğuk renkler ise sükunet, rahatlık ve dinlendirici etki yapar.
Uzaktan da algılanabilirler. Sıcak renk bize yaklaşıyor gibi bir his uyandırır. Bundan dolayı tasarımda büyük bir mekanı küçük gibi hissetmemize neden de olurlar.
Soğuk renklerin ise görsel etkisi düşüktür.
Uzaklaştırıcı özelliği vardır. Eğer mekanı olduğundan daha büyük göstermek istiyorsak, soğuk renklerden yararlanırız.
RENK HARMONİLERİ RENK
SINIFLANDIRMASI
TANIM ETKİ/KULLANIM
TEK RENKLİ Açıklık ya da koyuluk
veya renklerin etkisine göre değişir,ama sadece bir renk kullanılır.
Sakinleştirici ve yatıştırıcı
YAKIN Renkler renk çemberinde
biri diğeriyle yakından ilişkilidir.
Tek renklilerden daha etkileyicidir.
TAMAMLAYICI Renk çemberinde renkler
birbirinin zıttıdır.
Dikkat çekilmek istenilen noktalarda kullanılır.
NÖTR Siyah, gri ve beyaz Kompozisyona derinlik
sağlar, diğer renklerin daha açık ve derin görünmesini sağlar, renkleri uyumsuz yada çok etkili renkler olarak sınıflandırır. Bu güçlü etki karanlıkta parlama ve tamamlayıcı renk sınıflarında ton düşüklükleriyle sağlanır.
ÇOK RENKLİ Birçok rengin karışımıdır. Genelde bu kullanılır çünkü çiçekler doğal olarak bir araya gelirler.
Rengin Değeri
Rengin açıklığı ya da koyuluğu ile ilgili bir terimdir.
Eğer bitki açık renkli ise, gözlemleyen kişiye daha uzakmış gibi hissettirir. Eğer bitki koyu renkli ise, bitki gözlemleyen kişiye çok yakınmış gibi gelir.
Bir renk diğerine zıt olduğunda daha çok anlam kazanır. Örneğin; beyaz, siyah karşısına yerleştirildiğinde daha beyaz görünür. Yeşil rengi kırmızı ya da turuncu yanına konuşduğunda daha kuvvetli görünür. Öte yandan açık renk ağaç yaprakları, bir alana daha havadar bir özellik kazandırır.
Eğer açık renk ile koyu renkli bir materyal birlikte kullanılırsa, yaratılan kontrast daha dikkat çekici olur.
Değer
Bir rengin değeri, rengin açıklığı veya koyuluğudur ve yansıyan ışığın miktarına bağlıdır. Çok fazla ışık yansıtan yüzeyler açık bir tona sahiptirler ve “tint”
olarak adlandırılırlar. Çok az ışık yansıtan yüzeler ise koyu bir tona sahiptirler ve “shade” olarak tanımlanırlar. Açık tonlar yakın mesafeden gözlendiğinde yüksek görsel enerjiye sahiptirler, fakat orta ve uzak mesafelerde görsel etkileri düşüktür. Bunun sonucu olarak da açık tonlar gözleyiciden uzaklaşması ve dikkati çekmesi, ancak aşırı derecede açık tonda olduğunda mümkündür.
Buna karşılık koyu tonlar oldukça yüksek değerde görsel enerjiye sahiptir. Bundan dolayı koyu tonlar gözleyen kişiye yaklaşıyormuş gibi bir etki bıkakırlar ve bir alanın görünürdeki büyüklüğünü küçültürler.
Koyu tonlar dinlendirici, huzur vericidirler, fakat bazı durumlarda da kasvetli, iç karartıcı olabilirler. Eğer açık bir tonla kontrast oluşturacak şekilde diğer bir deyişle açık bir renk koyu bir rengin önünde ya da arkasında kullanıldığında daha çok dikkati çekerler.
Rengin yoğunluğu:
Rengin yoğunluğu, gerçek rengin asıl içeriğini ifade eder. Rengin saflığı, gücü ve doygunluğu dominant rengin miktarı tarafından belirlenir.
Örneğin kırmızımtrak pembe, düşük bir yoğunluğa, koyu pembe ie kırmızının yüksek yoğunluğa sahip olanıdır. Vişne çürüğü rengi ise, yoğunluğu yüksek kırmızının koyu tonudur. Yoğunluğu zayıf olanların çoğunlukla görsel etkisi düşüktür. Yoğunluğu güçlü olanlar ise, daha yüksek görsel enerjiye sahiptirler. Bunların mesafe, büyüklük ve dikkati çekme gücü üzerinde etkileri ve yarattığı duygusal tepkiler,daha önce anlatılmış olanlara benzemektedir.
Kontrastlarda önem kazanan bir özelliktir.
Yaprak renginin parlak, açık, canlı, donuk olarak sınıflandırılması, rengin değeri ve yoğunluğu ile ilgilidir. Renklerden biri daima sıcak, diğeri soğuk renk olursa; birbirini tamamlayan renkleri kullanmak daima başarı getirecektir. Alanın 1/3’ü soğuk renklerden oluşuyorsa, geri kalan 2/3’ünün ise sıcak renklerden oluşabileceği ya da bunun tam tersinin olabileceği unutulmamalıdır.
Rengin üç boyutu birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Eğer rengin herhangi bir boyutu değiştirilecek olursa, diğer iki boyutda değişmiş olacaktır. Renkle ilgili temel bilgilerin anlaşılmasını kolaylaştırmak için temel renkler renk çemberinde grafik olarak gösterilmektedir. Birbirinin direkt olarak karşısında bulunan renkler, sıcak ve soğuk renkler şeklindedir.
Bunlar; tamamlayıcı renklerdir. Adında da anlaşılacağı gibi, bunlar birbirleri arasında güçlü bir kontras yaratarak aralarındaki farkları ortaya çıkarırlar. Renk çemberinde yan yana duran renkler “analog”
renklerdir. Bu renkler birbiriyle çok yakından ilgilidir.
Bu renklerin oluşturdukları kombinasyonlar hoş, sempatik ve dengelidir. Bu prensiplerin uygulanışı, çiçekli bitkilerin kompozisyonu ile ilgili bölümde de ayrıca verilecektir.
Bitki yapraklarının rengi ışıkla oluşur. Yaprak renklerini kullanmak oldukça karmaşık konudur, çünkü yaprak yüzeyi yarı soliddir ve tam düz değildir. Düz bir yüzeyde renk tüm alanda yeknasaktır, fakat bitkinin yarı solid yüzeyinde yaprakların bir kısmı gölgede, bir kısmı ise tamamen güneştedir. Bu ışık ve gölge, yaprağa ışıkta bakıldığında görülen renkten çok farklı bir şekilde yaprağın renginin algalanmasına neden olur, yani yaprağın rengini modife eder, değiştirir. Gölgeli kısımlar daha koyu renk tonlarına sahiptir ve ışığın düşük kaliteli olmasından dolayı daha az yoğunluk gösterir. Bir başka deyişle gölgeli bir yüzeyden yansıtılan ışık miktarının yüzdesi güneşte kalan yaprak yüzeyinin yansıttığı ışık miktarı yüzdesinden çok daha azdır. Güneş alan kısmının rengi, yüzeyin niteliğine ve rengin yoğunluğuna bağlı olarak açılabilir, yoğunlaşabilir ya da azalabilir.
Parlak bir yüzeye sahip yaprağın rengi donuk bir yüzeye göre çok daha açık görülür. Bu şunu ifade etmektedir. Bir yüzeyden ışığın yansıması ne kadar fazla ise rengin etkisi o kadar fazla olmaktadır. Yaprağın büyüklüğü de, rengin algılanmaya neden olduklarından, daha fazla ışığın dağılmasına neden olur. Bundan dolayı aynı renge sahip olmaları halinde, küçük yaprakların rengi, büyük yapraklara göre, her ikiside aynı renge sahip olsalar bile daha zengin ve daha güçlü olarak algılanır. Uzun yaprak sapına sahip yapraklar, bu açıklamanın dışında kalırlar.
Fakat bu gerçek uzun saplı yapraklar için geçerli değildir.
Çünkü bu tür yapraklar en küçük bir esintide dahi sallanacaklarından ve sürekli bir şekilde sallandıklarından, bu tür yaprakların rengide küçük yüzeye sahip yapraklar gibi daha çok zengindir. Fazla derecede hareket etmesi, küçük yapraklarda olduğu gibi ışığın parçalanmasına ve dağılmasına yol açar. Bir başka istisnada derin loblu ya da dişli yapraklardır.
Işık ve gölgenin renk üzerine etkisiyle ilgili olarak ışığın gücü sıcak ve soğuk renklere uygulandığı gibi, açık ve koyu tonlara da uygulanır. Güçlü yoğun ışık ve koyu gölgeler sıcak renkleri, soğuk renkleri etkileyebildikleri kadar etkilerler. Örneğin, sıcak renkler belli bir mesafede zayıf ışıkda dahi yani hava kararmadan önce bile etkilidirler.
Bir rengin değeri yani tonu ışığın yoğunluğu tarafından etkilenir. Eğer açık bir ton ise, gölgeden, güçlü bir ışıktan etkilendiğinden daha az etkilenir. Tersine koyu tonlar güçlü ışıklardan fazla etkilenmemektedirler, fakat bunlar gölgede daha sıkıcı ve kasvetli görünmektedirler.
Yaprakların alt yüzlerinin beyaz olması halinde yaprağın rengi değişebilir, özellikle eğer yaprak hafif esintilerde kolayca hareket ediyorsa bu söz konusudur.
Yaprağın üst yeşil yüzeyi beyazın ışıldayan etkisi sonucu, yeşil rengin parlaklık ve yoğunluğunu azaltır.
Bitkilerle yapılabilecek düzenlemeler
Monocrom Düzenlemeler: Genellikle tek renk ve bunun türevi olan renklerin kullanıldığı düzenlemelerdir. Bu tip düzenlemeler tek düzelik ve monotonluğu temsil ettiğinden pek tercih edilmez.
Yalnızca büyük alanlarda alanı temsil etmesi açısından değerlendirilebilir.
Polycrom Düzenlemeler: Bu tip düzenlemelerde çok değişik renkleri çok sayıda ve çok amaçlı olarak kullanmak hedeflenir. Yalnızca bitkilerle değil mimari tasarımlarda da bu özellik aranmaktadır. Bu tip düzenlemeler büyük alanlarda karmaşa yaratabileceğinden fazla tercih edilmemektedir. Bu tip düzenlemelerde hem zıt hem de tamamlayıcı renkler vardır. Bu tip düzenlemelerde beyaz iyi bir tampon olabilir
Doğal Düzenlemeler: Bu tip düzenlemelerde doğadaki kompozisyon ve renkler olduğu gibi kullanılır. Bir anlamda doğa taklit edilmektedir.
‘ ‘Analog’ ’ renkler kullanılarak oluşturulmuş bir kompozi syon
‘‘Tamamlayıcı renkler’ ’ kullanılarak yapılmış bir çiçek parteri
Pek çok rengin bir arada kullanımıyla oluşturulmuş bir düzenleme
Parlak ve sıcak renkler tropikal iklim veya Akdeniz iklimi gibi güneş ışınlarının güçlü olduğu bölgelerde pastel renklerden daha etkileyici gözükürler
Ilımlı iklime sahip ve güneş ışınlarının daha yumuşak olduğu bölgelerde ise pastel renkler daha iyi değerlendirilir.
Güneşli ve bulutlu günlere ait iki farklı görünüş
Sarı ve yeşil gibi tamamlayıcı renkler bir araya geldiklerinde güçlü bir renk kontrastı oluştururlar ve birbirlerinin etkisini daha da artırırlar